Sevan Nişanyan – Aslanlı Yol
Anı / 16 Temmuz 2018

Kitap Adı: Aslanlı Yol Yazar: Sevan Nişanyan Yayıncı: Liberte Yayınları Sayfa Sayısı: 360 Düşünce dünyamızın özgün ismi Sevan Nişanyan, okurlarının karşısına bu kez anılarından oluşan Aslanlı Yol ile çıkıyor. Yanlış Cumhuriyet’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu mitlerini sorgulayan, Sözlerin Soyağacı’nda Türk dilinin tarihi köklerini titiz bir araştırmayla ortaya çıkaran, Küçük Oteller Kitabı’yla Türk turizmine yeni bir ufuk kazandıran Nişanyan, aynı zamanda Ege’nin Şirince köyünde kurduğu ütopya dünyası ile tanınıyor. Nişanyan’ın anıları bizi Amerika’daki solculuk günlerinden Kafkasya’daki savaş meydanlarına, Etiyopya’da Nişanyan’ın bile tırmanmaya ürktüğü manastırlardan Isparta Askeri Mahkemesindeki duruşmalara, Amazon cangıllarında kaybolan arkadaşlardan Van’da kurulması hayal edilen köylere sürüklüyor. Yaşadığı hiçbir ortamda kendini “evinde” hissetmeyen, sınırları ölümcül risk pahasına zorlamayı tutku haline getiren bir insanla tanışıyoruz. Bir macera romanı akıcılığıyla okunan hikâyelerin ardında ise, hayatı sürekli sorgulamanın manevi ağırlığına ve Nişanyan’ın kendi içinde bir bütünlük arayışındaki düşünce yapısına tanık oluyoruz.

Stefan Zweig – Balzac: Bir Yaşam Öyküsü
Anı / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Balzac: Bir Yaşam Öyküsü Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 516 Belki de ilk gençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim —Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser … Otuz yıldır Balzac okuyorum, hayranlığımdan hiçbir şey kaybetmeden tekrar tekrar okuyorum.” 1939’da Toronto’dan New York’a bir tren yolculuğu sırasında Stefan Zweig’ın, dostu Romain Rolland’a, son büyük eseri Balzac hakkında yazdığı satırlar bunlar. Sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig’la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan da Brezilya’ya giden bu büyük eser, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal’in, Zweig’ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946’da Stockholm’de yayınladığı Balzac, bir büyük ustanın bir diğerine saygı duruşu…

Franz Kafka – Milena’ya Mektuplar
Anı / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Milena'ya Mektuplar Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 400 Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır. Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”

Philippe Sollers – Roland Barthes’ın Dostlugu
Anı / 13 Nisan 2018

Kitap Adı: Roland Barthes'ın Dostlugu Yazar: Philippe Sollers Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 164 Philippe Sollers’in değişik tarihlerde yazdığı Roland Barthes’la ilgili dört yazı ile Barthes’ın 1964-1979 arasında Sollers’e gönderdiği otuz beş mektuptan oluşuyor bu kitap. İki yazarın arasında epeyce yaş farkı vardır. Barthes Sollers’e çok değer verir, yazılarıyla onu hep kollar, Sollers ise Barthes’a hayrandır. Aralarındaki sarsılmaz dostluğun, bu kitapta, Sollers’in yazılarına, Barthes’ın da mektuplarına yansıdığı açıkça görülür. “Barthes öldüğünde o kadar üzülmüştüm ki, ne bir şey söyleyebildim ne de yazabildim… Cenaze törenine de gitmedim.’’ -Sollers- (Tanıtım Bülteninden)

Oliver Sacks – Karısını Şapka Sanan Adam
Anı / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Karısını Şapka Sanan Adam Yazar: Oliver Sacks Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 262 Somut zamanda “kayıp” olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır? Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir? Profesör Sacks’tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş “ciddi” bir kitap. Sıradan her insan için “zihinsel” bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz bir kitap

Fulya Atacan – Cerrahiler: Sosyal Değişme ve Tarikat
Anı / 2 Şubat 2018

Kitap Adı: Cerrahiler: Sosyal Değişme ve Tarikat Yazar: Fulya Atacan Yayıncı: Hil Yayınları Sayfa Sayısı: 182 Türkiye’de tarikat ve dinselleşme olgusu üzerine pek çok şey söylenmesine rağmen bu konuda saha araştırmaları yok denecek kadar azdır. Cerrahi tarikatı üzerine yapılan bu araştırmaların amacı, genel toplumsal değişme perspektifinde Türkiye’de dinin tarikat düzeyinde geçirdiği değişimi incelemektedir. Bilindiği gibi tarihi süreç içinde İstanbul’da pek çok tarikat faaliyet göstermiştir. Cerrahilerde de 1721’den beri bugünkü tekke ve bugün artık var olmayan diğer tekkelerde faaliyet göstermişlerdir. 1960’ların sonuna doğru hemen hemen yok olma noktasına gelen bu tarikat, şeyh Muzaffer Ozak ile yeniden canlanmıştır. Bu canlanışın arkasındaki temel dinamikler ve değişme bu araştırmanın inceleme konusudur. Türkiye’de yaşanan büyük yapısal değişimin tarikat düzeyinde etkileri ve bu olgunun geçirdiği değişim, Türkiye’de bugün yaşanan dinsel yeniden örgütlenme ve değişimin anlaşılması açısından da önemlidir.

Claudine Monteil – Özgürlük Aşıkları
Anı / 30 Ocak 2018

Kitap Adı: Özgürlük Aşıkları Yazar: Claudine Monteil Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 296 Simone de Beauvoir ile Jean-Paul Sartre’ın birlikteliği, 20. yüzyılı bir uçtan öbür uca geçen bir aşk hikâyesi, bir dava yoldaşlığı. Aralarındaki, evlilikten çok daha güçlü bir bağ; başka aşkların, uzun ayrılıkların koparamadığı bir ilişki. İnsan hakları savunuculuğundan özgürlük yoluna adanmış bir edebiyata, Cezayir bağımsızlık savaşı ve Vietnam’dan kadınların özgürleşme hareketine kadar birçok kültürel kavgada, siyasal davada birlikte savaşarak güçlendirdikleri bir can yoldaşlığı. Beauvoir’la birlikte uzun yıllar kadın hakları uğrunda savaşım vermiş olan Claudine Monteil, bu iki özgürlük âşığının çapraz biyografisinde, hem büyük bir aşk öyküsünü romansı öğelerle dile getiriyor, hem de 20. yüzyıla damgasını vurmuş iki aydının yazınsal ve düşünsel serüvenlerini aktarıyor. Özgürlük Âşıkları’nın öyküsünü, Sartre’ın doğumunun 100. yılında Elif Gökteke’nin Türkçesiyle sunuyoruz.

John Steinbeck – Mektuplarda Bir Yaşam
Anı / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: Mektuplarda Bir Yaşam Yazar: John Steinbeck Yayıncı: Cem Yayınevi Sayfa Sayısı: 519 John Steinbeck 1962’de, “Altmış yılda arkamda pekçok iz bıraktım” diyordu. Bu kitap onun bıraktığı izlerin bir bölümünü kapsamaktadır. Okuduğu ve yazdığı kitapları, yapmış olduğu yolculukları, gördüğü yerleri, rastladığı, sevdiği ve nefret ettiği insanları, gerçekleşmemiş kimi tasarımları, başlanıp da yarım kalmış çalışmaları, daha doğar doğmaz ölen yüzlerce yüzlerce fikri anlatır bu mektuplar. Steinbeck’in yüzlerce mektubundan oluşan Mektuplarda Bir Yaşam’ı ilgi çekeceği inancıyla sunuyoruz.

Michael Bretten – Osmanlıda Bir Köle
Anı / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Osmanlıda Bir Köle: Brettenli Michael Heberer'in Anıları 1585-1588 Yazar: Michael Bretten Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 336 Almanya’nın Bretten şehrinden Michael Heberer, 1583 yılında Akdeniz’de Osmanlılara esir düştü. Yıllarca Osmanlı kadırgalarında forsa olarak kürek çekti. Esaretinin bir bölümü İstanbul’da geçti. Fidye karşılığı azatlığını kazandıktan sonra Galata ve sur içinde İstanbul’un sokaklarını keşfe çıktı. Anıları 1610’da Heidelberg’te yayınlandı. Bu anılar 393 yıl sonra, değerli Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi’nin önsözüyle okurların karşısına çıkıyor. Kadırgada forsa yaşamı, deniz savaşları, Osmanlı hamamları, Müslüman ve Rum kadınların giyimleri, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, amirallik kadırgasının denize indirilişi, limanda cayır cayır yanan bir kadırga, kentte veba salgını, Bedesten’de ticaretin zenginliği, İstanbul’un sokakları, 1811’de yıkıldığı için hiç göremediğimiz Arkadios Sütunu, günümüzün Galatasaray Lisesi’nin atası sayılabilecek olan Galata Sarayı Ocağı ve nihayet padişahın ava çıkışı… İşte Heberer’in anılarından bu av sahnesi: “Nihayet Türk Hükümdarı şahane görünümü ve görkemiyle uzakta belirdi. En önde yeniçerilerin komutanı güzel bir ata binmiş olarak geliyordu. Atın eğer takımı altın kaplamaydı ve değerli taşlarla bezenmişti, giysisi altın ve gümüş tellerle işlenmiş çiçekli bir kumaştan yapılmıştı ve başında çok güzel, bembeyaz, kocaman bir tuğ vardı. Onun peşinden belki yüz kadar yeniçeri gelmekteydi. Daha sonra üç yüksek rütbeli bey bunları izledi. Hepsi sırma işlemeli…

İrfan Yalçın – Ölümün Ağzı
Anı / 10 Ocak 2018

Kitap Adı: Ölümün Ağzı Yazar: İrfan Yalçın Yayıncı: Kaynak Yayınları Sayfa Sayısı: 160 İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Zonguldak kömür ocakları çevresinde yaşayan erkek köylüler “işçi mükellefiyeti” adı altında zorla çalıştırılmışlardır. Yaşlı bir madenci o günleri şöyle anlatıyor: “Yük taşıyan bir hayvan huysuzlanıp gitmezse, sahibi döver onu. Ama ne kadar döverse dövsün, hayvanını yaralamak, sakat bırakmak, öldürmek gelmez içinden. İşte böyle sakınmalardan bile uzaktık ‘mükellefiyet’te biz. Bir hayvan, bir eşya kadar bile değerimiz yoktu nedense! Ayağı kırılan bir ocak katırı, yiten bir kazma, bizlerin ölümünden daha çok üzerdi başımızdakileri. Çünkü ocakta çalışan katır az bulunuyordu. Kazma, kürek belli sayıdaydı. Ama bize gelince, karıncalar kadar çoktuz biz.” İrfan Yalçın Ölümün Ağzı’nı, maden ocaklarında can vermiş, sakat kalmış, “maden”in bütün çilesini çekmiş, ama hiçbir zaman insan onuruna yaraşır biçimde yaşatılmamış tüm emekçilere adıyor.

Sabiha Sertel – Roman Gibi
Anı / 6 Ocak 2018

Kitap Adı: Roman Gibi Yazar: Sabiha Sertel Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 272 Türkiye’nin basın hayatında unutturulamayacak bir yere sahip olan Sabiha Sertel, anılarında, bir kadın ve bir toplumcu olarak, gerçek bir demokrasinin kurulması için verdiği mücadelelerin dökümünü yapıyor. 1910’lardan 1950’lere dek uzanan yoğun ve çalkantılı bir dönemin bir röportaj canlılığı ve bir roman akıcılığı ile belgelendirilmiş anlatımı… Ülkemizde çağdaş basının temelini atanlardan biri olan Sabiha Sertel’in anılarından bugün için de çıkarılacak hayli dersler var.

Christiane F. – Eroin
Anı / 9 Aralık 2017

Kitap Adı: Christiane F. – Eroin: Christiane F.in Korkunç Anıları Yazar: Christiane F. Yayıncı: Altın Kitaplar Sayfa Sayısı: 302 Bu, bir roman değil, Christiane’nin kelimesi kelimesine gerçek, yaşanmış tüyler ürpertici öyküsü… Bu kitabı oluşturan anılarını anlattığında Christiane 16 yaşındaydı. 12 yaşında esrara, 13 yaşında eroine başlamıştı. Müptela oldu. Sabah okula gitti, öğleden sonra kendisi gibi eroinman olan arkadaşlarıyla birlikte fahişelik yaparak eroin parası kazandı. Annesi, tam 2 yıl kızının bu ikili yaşantısını fark etmedi. Christiane, kendisini uyuşturucu kullanmaya iten rahatsızlıklarını, tepkilerini ve çocukluktan genç kızlığa geçme çağında bir eroinman olarak anlatmaya çalıştı bu kitapta. Bugün artık, üzülerek belirtelim, eroin yaygın bir problem haline gelmektedir toplumumuzda. Ama bütün toplumlar için büyük bir tehlike. Christiane’nin öyküsünün çok yakınımızda tekrarlanmaması için bir uyarı saymalıyız onun anlattıklarını. Her gün 13-15 yaşlarında pek çok çocuğun, gencin adlarını gazetelerde ” AŞIRI DOZDA EROİN ALARAK ÖLDÜ…” başlığı altında okumamamız için bir uyarı !

Ahmet Rasim – Şehir Mektupları
Anı / 6 Aralık 2017

Kitap Adı: Şehir Mektupları Yazar: Ahmet Rasim Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 140 Ahmet Rasim bir istanbul yazarıdır. Onun kitapların-da şehrin nabzını, ruhunu, rengini, kokusunu buluruz. Ahmet Rasim’in istanbul’u bu kadar içerden ve ayrıntılı gözlemleyip aktarabilmiş olmasında yetişme ve yaşama biçiminin de doğrudan etkisi vardır. Sokakta, halkın içinde büyüyen Ahmet Rasim, insana ve şehre ait gözlemlerini çocukluğundan son yıllarına kadar çok canlı tablolarla kaydetmiştir. Böylece bir yandan çocukluk arkadaşları, aile çevresi, iş arkadaşları, girip çıktığı okullar, gazeteler, gezdiği mekânlar, semtler ile kendi özyaşamını aktarırken bir yandan da insanları, doğal dokusu, gelenekleri, idari yapısı ile dönemin istanbul’una dair önemli bilgiler bulabileceğimiz zengin bir doküman oluşturmuştur. (…) Edebiyatımızda yaşadığı çevreyi, şehri, gündelik hayatı yazıya dökme alışkanlığı yaygın olmadığı için Ahmet Rasim’in Şehir Mektuplarındaki tanıklığı daha da değer kazanıyor. Ancak bu mektupların hem yayımlandığı günlerde hem edebiyat tarihi içinde kazandığı ünde Ahmet Rasim’in dilinin de büyük payı olduğunu söylemeliyiz. Sokağın, devlet dairelerinin, gazete idarelerinin, eğlence mekânlarını, ev içlerinin, çocuk oyunlarının dilini bütün renkleriyle yakalayıp aktarabilen bu canlı ve kıvrak dille Ahmet Rasim, “gördüklerini anlatmayı” ve en sıradan olayların hikâyesini bile “tatlı tatlı dinletmeyi” bilir. Doç. Dr. Handan İnci

Ayfer Tunç – Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek
Anı / 18 Kasım 2017

Kitap Adı: Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek Yazar: Ayfer Tunç Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 456 Ayfer Tunç’un büyük ilgi gören kitabı Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, 2003 yılında altı Balkan ülkesi arasında düzenlenen yarışmada Balkanika ödülüne değer görülmüş, Tunç, bu ödülü alan ilk Türk ve kadın yazar olmuştu. Bu kitap, alt başlığından da anlaşılacağı gibi, 70’lerin Türkiye’sinin bir portresini çiziyor. Yazar, bir kuşağın bütün özelliklerini ve yaşam biçimlerini aktarabilmek amacıyla başlamış çalışmaya. Bunu yaparken, kendi anılarından yararlanma yoluna gitmiş. Böylece 70’lerin Türkiye’si titiz, usta bir öykücünün kaleminden, yalın, abartısız bir bellek çalışması olarak ortaya çıkmış. Kitap, 7’den 70’e bütün okurlar tarafından kâh gülümsenerek, kâh gözyaşları içinde okunacak, ama kesinlikle unutulmaz tatlar bırakacak. Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek’in bu yeni baskısı, yeni resimlerle hazırlandı.

Ahmet Mithat Efendi – Menfa: Sürgün Hatıraları
Anı / 8 Kasım 2017

Kitap Adı: Menfa: Sürgün Hatıraları Yazar: Ahmet Mithat Efendi Yayıncı: Kapı Yayınları Sayfa Sayısı: 315 Ahmet Midhat’ı sadece bir romancı ve gazeteci olarak değil, düşünceleri, çalışma ve yaşama biçimiyle Osmanlı modernleşme döneminin önemli bir figürü olarak değerlendirmek gerekir. Ahmet Midhat, bir merkez kuvvet gibi bu döneme ait ne varsa etrafında toplamıştır. Onun hayatını incelemek, eğitim/öğretim kurumlarıyla/matbaacılık tarihiyle, aile yapısıyla, kadın hayatındaki dönüşümleriyle, Batılılaşma ekseninde yeni bir yola giren edebiyatıyla, özellikle roman türünün başlama ve gelişmesiyle, Osmanlı’da çocuk olmaktan, ticaret hayatına kadar bütün bir 19. yüzyıl modernleşmesini incelemek demektir. Menfa, yarım kalmış haliyle bile olsa, Ahmet Midhat Efendi’nin henüz tam olarak yazılamamış bu olağanüstü biyografisi için küçük bir giriş kapısıdır.