Ayşenur Akpınar Gönenç – Sivil Toplum

6 Nisan 2017
Ayşenur Akpınar Gönenç - Sivil Toplum Sivil Toplum
Ayşenur Akpınar Gönenç

Son zamanlarda, bir yandan sivil toplum kuruluşları ve bunların faaiyetleri yazılı ve görsel basının ilgi odağı haline gelirken, diğer yandan sosyal bilimler literatüründe sivil toplum kavramı ve ülkemizdeki yansımalarına ilişkin çalışmaların sayısı gözle görülür bir biçimde artmıştır. Ayşenur Akpınar Gönenç’in, bu güncel konuyu bilimsel bir yöntemle derinlemesine incelediği “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” isimli çalışması Türk Sosyal Bilimler Literatürüne önemli bir katkı niteliğindedir.
Bu çalışma üzerine bir iki söz söylemeden önce, şunun altını çizmek faydalı olabilir: “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” bir hukuk felsefesi doktora tezi olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yapılan çözümlemelerde, felsefe boyutu ön plana çıkmaktadır. Ancak, bu çalışmayı, sadece bir felsefe metni olarak değerlendirmek te haksızlık olur. Kitabın tümüne yayılan sosyolojik bakış açısı ve Türkiye’ye ilişkin saptamalar bu çalışmayı daha geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi alanına taşımaktadır.
Çalışmanın I. Bölümü geniş sayılabilecek teorik bir giriş niteliğindedir. Yazar, bu bölümde, geçmişten günümüze sivil toplum kavramının felsefi temellerini araştırmaktadır. Yazarın yaptığı çözümlemelerden anlaşılacağı gibi, temelleri İlkçağ düşünürlerinden Aristotelese’e kadar giden bu kavram; Hobbes, Locke, Ferguson, Paine, Hegel, Marx, Tocqueville, Gramsci, vd. düşünürlerin elinde gelişip zenginleşerek bugünkü içeriğine kavuşmaktadır. Yazar bu bölümde, her bir düşünürün sivil topluma ilişkin fikirlerini bir bütünlük içinde ele aldığı için, sadece belli bir düşünürün bu konudaki fikirlerini merak eden okuyuculara da önemli bir kaynak sunmaktadır. Bu niteliğiyle bu kitap bir referans kitap kimliği de taşımaktadır.
“Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” isimli çalışmanın II. Bölümü, sosyolojik bir yaklaşıma ağırlık vererek “Türkiye’de Sivil Toplum” konusunu ele almaktadır. Bizi daha fazla ilgilendiren bu bölüm, aslında Türkiye örneği çerçevesinde sivil toplum-demokrasi ilişkisini sorgulamaktadır. Bu bölümde yapılan sosyolojik çözümlemeler, sivil toplumun siyasi tarih bağlamında Batı’da (Avrupa’da) toplumsal tarihin bir aşaması olarak ele alındığı saptamasıyla başlamaktadır. Bu saptamanın ardından, yazar kendisine belki de konunun en can alıcı sorusunu yöneltmekte ve Osmanlı İmparatorluğu’nda sivil toplumdan söz etmenin mümkün olup olmadığını araştırmaktadır. Bu soruyu aydınlatmak amacıyla, bugün bizim sivil toplum unsuru sayabileceğimiz örgütlenmelerin veya oluşumların (vakıf, lonca, ulema, ayan, azınlıklar) Osmalı’da nasıl şekillendiği noktası üzerinde durmakta ve şu sonuca varmaktadır: Osmanlı’da, bugün bizim sivil toplum unsuru olarak algıladığımız yapılar idari mekanizmanın dışında yer almalarına rağmen, bu mekanizmayla sıkı bir ilişki içindedir. Merkezi yönetim toplumu bu örgütler veya oluşumlar vasıtasıyla denetim altında tutar. Bu nedenle, bunların bugün anladığımız anlamda sivil toplum unsurları olarak adlandırılması mümkün değildir.
Bu önemli değerlendirmeden sonra yazar, Osmanlı’daki modernleşme hareketlerinin toplumsal yansımalarını sivil toplumla ilişkilendirerek ortaya koymaktadır. Konu, bu noktada Cumhuriyet Dönemi’nin yeni düzenine bağlanır. Aslında yazarın Cumhuriyet Dönemi Türkiye’si sivil toplumu konusundaki saptamaları, büyük ölçüde tek parti döneminden bugüne, Türk siyasi hayatının bir özeti gibidir. Yaklaşık 50 yıllık demokrasi deneyimimiz bize, iniş ve çıkışlarıyla, yanlışlarıyla doğrularıyla oluşum halindeki bir sivil toplumun yaşam grafiğini verir.
“Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi”, günümüz Türkiye’sinde demokrasi arayışlarıyla başa baş giden bir sivil toplum arayışının var olduğu saptamasıyla son bulmaktadır. Ünlü Alman Düşünür Jürgen Habermas’ın vurguladığı gibi, sivil toplum ancak sosyalleşme, siyasi kültür ve özgürlüğe alışkın bir toplum ve kültürel geleneğin desteğiyle gelişebilir. Son bir kaç yılda ülkemizde bu konuda olumlu adımların atıldığı bir gerçektir, ancak daha yapılacak pek çok şey olduğunu da kabul etmek gerekir. İşe, “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” kitabında yapılan çözümlemeler ışığında, sivil toplum kavramını teorik planda tartışarak başlayabiliriz.

0 Yorum

Bir Cevap Yazın