Peter Randa – Uzayda Dehşet Tora

Uzayda Dehşet Tora Kitap Kapağı Uzayda Dehşet Tora
Peter Randa
Başkan Yayınları
152

Yüreğim çarpıyor hızlı hızlı.. Prototipin ilk belirtisi olmasın bu sakın? Amblemin bu gövdeye ne zaman çizilmiş olduğuna bağlı… Massart’a işaret edip fırlıyorum. Tarr’la birlikte hemen yetişiyorlar.

– Bakın

– Uzay Muhafızlarının amblemi bu.

Yakından inceleyince boynu bükülüyor:

– Ne yazık ki çok yeni.. Sanki daha dün çizilmiş.. Hatta belki de Gelma çizmiştir bunu. Yeniden çarpmaya başlıyor yüreğim. Tarr yanıbaşımda birden kaskatı kesiliyor… Hemen sonra da Massart.. Düşünmeye kalmadan ben de katılaşıyorum… Bir paralizatörden fışkıran buzlu sıvı, tepeden tırnağa donduruyor gövdemi. Bir kementin hızla uzanıp omuzlarımı sardığını görebiliyorum ancak. Ve kendimden geçiyorum.

Kurt Vonnegut – Otomatik Piyano

Otomatik Piyano Kitap Kapağı Otomatik Piyano
Kurt Vonnegut
April Yayıncılık
376

İlerleme…
Kulağa pek hoş gelen bir kavram.
Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…

Peki, bedeli?

Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…

Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?

Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.
Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.

Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…

 

Samuel Delany – Triton

Triton Kitap Kapağı Triton
Samuel Delany
Metis Yayıncılık
400

Le Guin'in Mülksüzler'ine Cevap:
İkircikli Bir Heterotopya
Ütopyalılar teselli verir: asla gerçek yerlerde geçmemelerine rağmen, yine de bazı şeyleri gözler önüne serme olanağına sahip oldukları fantastik, sorunsuz bir bölge vardır; devasa caddeleri, enfes bitkilerle dolu bahçeleriyle şehirleri, oraya giden yol hayali bile olsa kolay bir hayatın yaşandığı kırları anlatırlar. Heterotopyalılar ise rahatsız edicidir, belki de buna bir isim vermeyi imkânsızlaştırdıkları ve yaygın isimleri kördüğüm haline getirdikleri veya paramparça ettikleri için; daha baştan söz dizimini -yalnızca cümle kurarken kullandığımız söz dizimini değil, aynı zamanda kelimelerin ve şeylerin (birbirlerine yakın ve aynı zamanda da karşıt) "bir arada durmalarını" sağlayan daha az belirgin bir söz dizimini de- yok ettikleri için. Bu nedenle ütopyalar fabl ve söylemlerin oluşmasına imkân sağlar: dilin en belirgin özelliklerine uygun biçimde akarlar ve temel fabula'nın bir parçasıdırlar; heteropyalar ise... konuşmayı kuruturlar, sözcükleri yollarında durdururlar, dil bilgisinin tüm olanaklarına daha kaynağında karşı çıkarlar; mitlerimizi yıkar ve cümlelerimizin şiirselliğini zararlı etkilerden korurlar.
Michel Foucault, Şeylerin Düzeni

Ursula K. Le Guin – Dünyaya Orman Denir

Dünyaya Orman Denir Kitap Kapağı Dünyaya Orman Denir
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
136

Ağaçlarla kardeş gibi yaşayan ve düşleri en az bizim gündelik yaşamımız kadar gerçek olan bir ırk, kendini "gerçekçi" Arz'lılara karşı nasıl savunabilir? "Yazmak çoğunlukla zor ama keyifli bir iştir benim için; bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç çenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektuph yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum; yani belirli bir ekolojiyi içeriden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield'in ve Dement'in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ama patron ekolojik dengenin tahrif edilmesinden ve eduygusal dengenin reddedilmesinden bahsetmek istiyordu. Ahlâk dersi veren öyküleri pek sevmek, çoğunlukla iyilik duygusundan yoksun olurlar.Umarım bu öyküöyle değildir. Medem bir kere ahlâk dersi vermek zorunda kaldım, şunu söyleyebilirim bir tek. Don Davidson olmak Raj Lyubov olmaktan daha da acı vericidir."

Ursula K. Le Guin – Rocannon’un Dünyası

Rocannon'un Dünyası Kitap Kapağı Rocannon'un Dünyası
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
138

"Fian, uçbenimle! Halkınız gibi zihninle konuşamam, ama havada giden sözcüklerin hepsi de boş değildir. "Ben Rocanon. Ben Rocannon. Yanıt verin!" Uzun süre alıcısının sessizliğini dinledi,sonra bir kez daha geminin frekansını denedi: "Ben Rocannon... "Ne denli alçak sesle konuştuğunu, neredeyse fısıldadığını farkendince durdu ve bağlantıyı kesti. Hepsi ölmüştü, ondördü de, beraberindekiler ve dostları. Hepsi gemideydiler, çünkü onları oraya kendisi çağırmıştı.

Ursula K. Le Guin – Bağışlanmanın Dört Yolu

Bağışlanmanın Dört Yolu Kitap Kapağı Bağışlanmanın Dört Yolu
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
256

Zaferle sonuçlanan her özgürlük savaşı, yeni bir özgürlük savaşının başlangıcı demektir. Werel ve Yeowe'de sıra kadınlarda...

Şimdi tiksinerek, hikayemi sadece bu tür şeylerin oluşturduğunu ama aslında bir yaşamda, hatta bir kölenin yaşamında bile cinsellikten çok daha fazla şeyler olduğunu söyleyeceksiniz. Bu doğru. Benim bütün söyleyebileceğim hem kadın, hem erkek olarak en kolay cinselliğimiz konusunda köle ediliyor olabildiğimizdir. Hatta hür erkekler ve kadınlar olarak hürriyetimizi en zor muhafaza edebildiğimiz yer de orası diyebiliriz. Tenin siyasi düzenleri iktidarın köküdür.

China Mieville – Yara

Yara Kitap Kapağı Yara
China Mieville
Yordam Kitap
672

Köle olarak sürgüne gönderilen bir insan yükü... Okyanuslar boyunca çekilen bir korsan şehir... Ortaya çıkarılmak üzere olan gizli bir hazine...
Yara, China Miéville'in "Yeni Crobuzon" adlı roman üçlemesinin ikinci kitabı. Üçlemenin ilk kitabı Perdido Sokağı İstasyonu gibi Yara da hiç temposu düşmeyen bir roman.
Bu bir mahkûmun yolculuğu... Unutulmuş bir halkın yaşadığı adayı, denizlerdeki en akıl almaz yaratığı ve sonunda, efsanelerde geçen bir yeri arayış... Bu, gerçekte açılan uçsuz bucaksız bir yarayı, inanılmaz bir güç ve tehlike kaynağını arayış...
"Miéville'in düşlenmiş toplumları masalsı olabilir, ama son derece tutarlı... hayranlık yaratacak kadar bulaşıcı."
Daily Telegraph

"Miéville, olağanüstü hayal gücü ve güzel anlatımıyla, hızla bilim kurgunun yeni umudu olma yolunda ilerliyor."
Daily Mirror

"Sakin mimari bir zekâyla yönetilen yaratıcılık ve sarsılmaz bir enerji..."
Guardian

Isaac Asimov – Erişilmez İmparatorluk

Erişilmez İmparatorluk Kitap Kapağı Erişilmez İmparatorluk
Isaac Asimov
Altın Kitaplar
416

Seldon'un yıldızı Galaksi İmparatorluğu'nda yaptığı bilimsel araştırmalarla parladı. Çalışmaların temeli psiko-tarihti ve bu bilim matematik yoluyla geleceğin belirlenmesine çalışıyordu.Böylece imparatorluğun ve tüm kültürün gelecekte karşılaşacağı isyan, kargaşa ve sıkıntılar önceden belirlenip buna göre önlem alınması mümkün olacaktı. Çalışmalar ağır ilerliyor fakat imparatorluk hızla çöküyordu. Ama halk hatta yöneticiler bile toplumun bu kötü gidişini durduracak güce ve inanca sahip...

Roger Zelazny – Işık Tanrısı

Işık Tanrısı Kitap Kapağı Işık Tanrısı
Roger Zelazny
İthaki Yayınları
240

"Zelazny'nin dehasının muhteşem bir örneği. Karakterler ilgi çekici ve başdöndürücü… Işık Tanrısı… bir şaheser."
-Salisbury (N.C) Post-

"Roger Zelazny, bilimkurgunun en iyi hikâye anlatıcılarından. Uçsuz bucaksız ve içgüdüsel diliyle adeta bir şair!"
-Greg Bear-

"Yazılmış en iyi beş bilimkurgu romanından biri."
-George R. R. Martin-

"Eğlenceli ve zekice yazılmış. Okuduktan sonra yazar olmayı isteyeceğiniz bir roman."
-Neil Gaiman-

"Asla bir tanrı olduğunu iddia etmedi. gerçi bir tanrı olmadığını da iddia etmedi."

Roger Zelazny, farklı pek çok mitolojiyi bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Hint mitolojisiyle harmanlanan Işık Tanrısı ise sadece bilimkurguyu değil, tüm spekülatif kurguyu değiştiren, benzersiz bir roman. Gaiman'ın en iyi romanı olarak kabul edilen Amerikan Tanrıları'na fikir babalığı yapmakla kalmamış, tanrılar ve insanlar arasındaki isim oyunlarına da ilham kaynağı olmuştur. Martin'in epik serisi Buz ve Ateşin Şarkısı'ndaki Işık Tanrısı da ismini bu romandan alır, tıpkı Sam Tarly'nin ismini bu romanın başkahramanı Sam'den aldığı gibi.

Dünya yok olalı çok uzun bir süre olmuştur. Kolonileşmiş bir gezegendeki tüm teknolojik gücü ele geçiren insanlar ise kendilerini ölümsüz kılmış ve Hint tanrılarının rolünü üstlenerek o gezegenin kontrolünü ele geçirmiştir.

Ancak bu kötü niyetli topluluğa karşı çıkacak biri vardır: Siddhartha ya da Mahasamatman; nam-ı diğer Işık Tanrısı.Işık Tanrısı, tanrılaşmış insanlara tanrısal bir müdahale.
George R. R. Martin'in sonsözüyle.

Philip K. Dick – Uzayda Suikast

Uzayda Suikast Kitap Kapağı Uzayda Suikast
Philip K. Dick
Okat Yayınları
165

Toplumun ve ekonominin küçük parçalara ayrılması, ağır, aşamalı ve derin oluyordu. Ayrılma öylesine derin olmuştu ki, insanlar doğal kanunlara inançlarını yitirmişlerdi. Evrende artık kesin olan hiçbir şey yoktu. Hiç kimse başına ne geleceğini bilmiyordu. Kimsenin hiçbir şeye güveni kalmamıştı. İstatistik bilimi hemen her konuda kontrolü ele almıştı. Geriye yalnızca olasılık hesapları kalmıştı. Rastgele bir sans evreninde iyi sonuç verebilecek ihtimaller...

Robert Silverberg – Cam Kule

Cam Kule Kitap Kapağı Cam Kule
Robert Silverberg
İthaki Yayınları
288

İnsanı insan yapan nedir? Bir rahim yerine tankta doğmak dışında insanlardan farkı olmayan androidler insan olarak görülebilir mi? Bir insan 23. yüzyılda nasıl Tanrı'ya dönüşür, özellikle Tanrı olduğunun farkında değilse?

Robert Silverberg çok katmanlı romanı Cam Kule'de, tüm servetini, hırsını, umudunu ve tutkusunu yeryüzünden sonsuzluğa uzanan bir kule dikmeye adayan Simeon Krug'u iki farklı açıdan ele alarak anlatıyor: İnsan Krug ve Tanrı Krug. Androidler aracılığıyla insan hakları ve köleliği bize tekrar düşündürten bu kitap, modern çağ efendiliğinin getirdiği çürümeye karşı bir eleştiri niteliği taşıyor.

Cam Kule, gözü yükseklerde olan insanlığın, çamura saplanma öyküsü…

Robert Silverberg – Dünyalı İstilacılar

Dünyalı İstilacılar Kitap Kapağı Dünyalı İstilacılar
Robert Silverberg
Başkan Yayınları

... Yabancı yaratık konuşurken, Kennedy, Şef Gunther'in onları daha yakından tanımasını niçin istemediğini daha iyi anlıyordu. Onlar, ilkel vahsiler olmaktan çok uzaktılar. Belki de dünyalılarınkinden çok daha eski bir kültürleri vardı. Gezegenlerinin açık genişliği, onların teknolojik gelişmelerini olanaksız kılmıştı. Ama bu eksikliklerini giderme yollarını bulmuşlardı. Onlar, beklemeyi ve yenilgiyi kabullenmeyi bilen yaratıklardı. Gökyüzünün çok çok dışından gelip, kendilerini tehdit eden istilacılar karşısında bile umutlarını yitirmeyen bir yaradılışa sahiptiler.

Robert Silverberg – Gece Kanatları

Gece Kanatları Kitap Kapağı Gece Kanatları
Robert Silverberg
İthaki Yayınları
322

İzleyici, ömrünün onlarca yılını, uzayın muazzam boşluğunu tarayıp istilacıları gözleyerek geçirmiştir. Sonunda istilacılar gelir ve fethederler, böylece onun misyonu da tamamlanmış olur. Fatihler düzenlerini kurar. İzleyici ise yollara düşer. Kadim gizemleri çalışır ve kendini belirsiz bir gelecek için hazırlar. Jorslem adlı çok eski ve kutsal kentte, gençliğinin bir kez daha dönmesini, kendine ve bir zamanlar sevdiği incecik genç kıza bir kez daha kavuşmayı umar. Ama onu Jorslem kentinde yazgısından çok öte şeyler beklemektedir. Çünkü sevdiği kız göründüğünden çok farklıdır...

John Brunner – Terra’nın Gizli Ajanı

Terra'nın Gizli Ajanı Kitap Kapağı Terra'nın Gizli Ajanı
John Brunner
Başkan Yayınları
120

Bir grup mültecinin yaşadığı bir dünya olan Gezegen 14 Belfeor için bir para yatağı idi ve bütün istediği oradaki radyoaktif madenleri kendi gezegenine taşımaktı.

Maddalena’ya göre bu son bir sınavdı.

Galaktika Müfrezesi üyeliğine layık olduğunu kanıtlaması açısından da çok önemliydi.

Gus Langenschmidt’e göreyse, bu onun gökyüzünü gözlemek ve esir alınmış insanlara yardım etmek olan görevinin bir parçasıydı.

Fakat varlığından haberi bile olmayan bu insanlara nasıl yardım edebilirdi?

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret

Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret Kitap Kapağı Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret
Aldous Huxley
İthaki Yayınları
154

Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret, Huxley'nin daha önce yayımladığımız Cesur Yeni Dünya'sını ziyaret niteliği taşıyan bu yapıt, yazarın otuz yıl öncesinde ortaya koyduğu öngörülerini gözden geçirdiği; modern toplumdaki gücün ve otoritenin doğasını tüm rahatsız edici gerçekliği ile gözler önüne serdiği bir anti-ütopya.

"İyi düşünülmüş ve kolay anlaşılır. Okur, Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret'te Huxley'nin bilgisi ve çok daha sıradış olan zekâsı karşısında büyüleniyor."
Sunday Times

"Huxley'nin akıl almaz gözlemleri ve keskin üslubuyla Cesur Yeni Dünya'yı gözden geçirdiği, söylediklerinin ne kadarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyerek tutarlı bir zemine oturttuğu önemli bir yapıt."
Times Literary Supplement