Arthur C. Clarke & Gentry Lee – Rama Bahçesi

Rama Bahçesi Kitap Kapağı Rama Bahçesi
Arthur C. Clarke & Gentry Lee
İthaki Yayınları
665

İnsanlar, Rama'nın içindeki zeka sahibi başka yaratıklakla birlikte, üstün bir zekanın bilinmeyen amaçları için zorlu bir yolculuğa çıkar. Ancak insanoğlunun kaderini hırsları belirlemektedir. "Gerçek bir başarı... Rama Bahçesi bize kendisinden beklediğimiz her şeyi veriyor. Ramalılara ve onların gizemlerine görkemli bir biçimde yaklaştırılıyoruz."

Jules Verne – 2890 Yılında

2890 Yılında Kitap Kapağı 2890 Yılında
Jules Verne
Kaf Yayıncılık
72

Tarih 25 Temmuz 2890 Earth Herald gazetesinin çoktan bir dünya egemenine dönüşmüş patronu Francis Bennett'in sıradan bir gününe tanıklık ediyoruz. Yanında çalışan bilimadamları ve beyaz dizi romancılarının yanısıra büyükelçilere de her fırsatta konumlarını hatırlatan gece yatmadan gazetesinin kar hesapların yapan, öte yandan Paris'e bir alışveriş gezisine çıkan karısı ile 'fono telefotları'
sayesinde aynı saatte 'naklen' yemek yiyen bir 'imparator'un özelinde biz 20. Yüzyıl sonu insanlarına yine de hayli 'tanıdık gelen' şaşırtıcı bir dünya çizer Jules Verne.
Belki de, her şeyi biraz fazlaca hızlı öngördüğünden..

Jules Verne – Altın Volkanı

Altın Volkanı Kitap Kapağı Altın Volkanı
Jules Verne
İthaki Yayınları
520

Yolculuk serüvenlerinin en usta yazarlarından Jules Verne, Altın Volkanı'nda, biri maceracı ve hırslı, diğeri rahatına düşkün iki kuzenin başından geçen heyecan dolu olayları anlatıyor.

İki kuzen amcalarından miras kalan altın madenini görmeye Klondike'a gider. Burada altın çıkarmaya çalışırlarken, bir deprem sonucunda arazilerinin sular altında kalmasıyla planları altüst olur. Kışı geçirmek zorunda kaldıkları Dawson-City'de, ölmek üzere olan bir Fransız onlara kuzeydeki bir altın volkanının yerini açıklar. Oraya giderler ancak volkan faaliyete geçmek üzere olduğundan kratere inmek mümkün değildir. Kuzenler volkanı patlatıp, etrafa püskürecek altınları toplamak üzere planlar yaparken beklenmedik olaylarla karşılaşırlar...

Verne romanlarının karakteristik özellikleri bu kitapta kendisini baştan sona hissettiriyor: Bir amaç uğruna her şeyin göze alınması ve amansız bir mücadele...

Jules Verne – Ay’a Yolculuk

Ay'a Yolculuk Kitap Kapağı Ay'a Yolculuk
Modern Klasikler Dizisi
Jules Verne
İş Bankası Kültür Yayınları
224

İnsanın Ay üzerinde ilk yürüyüşünden yaklaşık yüz yıl önce, 1865'te yayımlanan bu roman, insanlı Ay yolculuğuna dair bilimsel düş gücü ve hiciv yönünden hayli zengin bir kehanet gibidir. Baltimore Silah Kulübü'nün seçkin üyeleri, Amerikan İç Savaşı'nın sona ermesiyle boşluğa düşünce, kulübün başkanı bir uzay silahı icat ederek, Ay'a bir yolculuk gerçekleştirme önerisini ortaya atar. Yeni bir roman türünün, bilimsel romanın yaratıcısı olarak görülen Jules Verne, çağdaş bilimkurgunun da temellerini atmıştır. Bugün bizler için hiçbir şaşırtıcı yanı kalmamış birçok bilimsel gelişme, henüz ufukta yokken onun yapıtlarında ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Verne, fantastik serüvenlerinde uzay yolculuğunun yanı sıra bilim ilerledikçe hayatımıza katılan denizaltıları, televizyonu ve oksijen tüpünü de öngörmüştür.

Jules Verne – Bayrağa Karşı

Bayrağa Karşı Kitap Kapağı Bayrağa Karşı
Jules Verne
İthaki Yayınları
319

Bir mucit olan Thomas Roch, Roch Patlayıcısı adını verdiği bir silah icat eder. Çok pahalı olduğu için, bu korkunç buluşunu devletlere satamaz. Ve silah Kötüler'in eline geçer... Dünya korkunç bir tehlikeyle karşı karşıyadır... Jules Verne, mühendis Simon Hart'ın notlarından hareketle, gizem ve dehşet dolu bir yolculuğa çağırıyor bizi...

Muhteşem hayal gücüyle hâlâ insanlığı şaşırtan Jules Verne, 2. Dünya Savaşı'ndan çok önce, teknolojinin aratacağı yıkımlara dair gerçekçi ve yıkım dolu bir öykü anlatıyordu. Nükleer ve kimyasal silahların cehenneme çevirdiği dünyamız yazık ki hâlâ yeni Hiroşimalar ve Nagazakiler görmeye çok uzak değil!

Jules Verne – Begümün 500 Milyonu

Begümün 500 Milyonu Kitap Kapağı Begümün 500 Milyonu
Jules Verne
İthaki Yayınları
292

500 milyonluk, göz kamaştırıcı bir miras ve zıt karakterde iki varis: Fransız doktor Sarrasin ve Alman profesör Schultze. Bu olağanüstü mirasın varislerinden Sarrasin kendi payıyla, insanların en sağlıklı koşullarda yaşayabilecekleri, France-Ville adında bir örnek kent kurarken, Schultze, savaş makineleri üreten Çelik-Kent'i inşa eder. Birinin amacı insanların yaşam koşullarını iyileştirip ömürlerini uzatmak, diğerininkiyse ölümün kısa gölgesini her yere yaymaktır. Dr. Sarrasin'in genç dostu Marcel, Profesör Schultze'un planlarını öğrenmek için hayatını ortaya koyarak Çelik-Kent'e sızar. Marcel'in ortaya çıkardığı gerçekler dehşet vericidir. Profesör Schultze'un ölümcül planlarını bozmak için harekete geçen Marcel ve France-Ville sakinleri artık zamanla yarışmaktadır. Bilimsel öngörülerine alışık olduğumuz Jules Verne, bu kez, insan yıkıcılığının sınır tanımazlığını da çok önceden öngördüğünü gösteriyor bizlere.

Jules Verne – Clovis Dardentor

Clovis Dardentor Kitap Kapağı Clovis Dardentor
Jules Verne
İthaki Yayınları
366

Marcel Lornans ve Jean Taconnat, Oran’daki 7. Avcı Birliği’ne katılmak üzere Cette’den kalkan L’Argeles adlı gemiye binerler. Gemide, çok zengin ve hiçbir mirasçısı olmayan Clovis Dardentor ile tanışırlar. Yuvarlak yüzü, kırlaşmış saçları, yelpazeyi andıran kahverengi sakalı, canlı bakışları, geniş ağzının arasından beliren inci gibi dişleri, yere sağlam basan ayakları ve hünerli elleriyle Clovis Dardentor, Bay ve Bayan Desirandelle’in garip oğulları Agatgochle’u, "beşik kertmesi" Louise Elisanne’la evlendirmek için Oran’a bu aileyle beraber gitmektedir. Clovis Dardentor servetinin tamamını ya devlete miras olarak bırakacaktır ya da elli yaşına kadar bir evlat edinmek durumundadır. Bu durumu öğrenen Jean Taconnat, Clovis Dardentor’un onu evlat edinmesi için planlar yapar.
Güney Fransa’nın Cette kentinden başlayan ve Cezayir’in Oran kentinde sona eren bu yolculuk ve takip eden olaylarla Jules Verne bizleri kahkahalara boğan bir geziye çıkarıyor.

Jules Verne – Doktor Ox’un Deneyi

Doktor Ox'un Deneyi Kitap Kapağı Doktor Ox'un Deneyi
Modern Klasikler Dizisi
Jules Verne
İş Bankası Kültür Yayınları
96

Hikâyemiz, Flandre’da, hayali Quiquendone kentinde geçer. Kentin sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırkanlı insanları yüzyıllardır hiçbir konuda aşırılığa kaçmadan, herhangi bir duygu belirtisi göstermeden, uyum içinde son derece durağan bir yaşam sürmektedir. Yöneticileri bile yaşamları boyunca inisiyatif kullanmadan, hiçbir önemli karar almadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak Doktor Ox’un sözde kenti aydınlatma projesiyle gelişi Quiquendone’da bir şeyleri değiştirecektir. Doktorun gizli bir gündemi vardır ve bunun için kent halkını kobay olarak kullanmaktan çekinmeyecektir. Zira bilim vicdansız kişilerin elinde tehlikeli olabilir. Jules Verne ince ironisinin her satırına sindiği bu eğlenceli novellada, dünyadan kopuk yaşayan, ortaçağla bağlarını koparmamış küçük bir kentin Flaman sakinlerinin çoktan miadını doldurmuş yaşam biçimlerini hicveder. Hikâye Alman asıllı Fransız besteci Jacques Offenbach’ın Doktor Ox adlı operasına da konu olmuş, librettonun yazımına bizzat Verne de katkıda bulunmuştur.

Peter Randa – Uzayda Dehşet Tora

Uzayda Dehşet Tora Kitap Kapağı Uzayda Dehşet Tora
Peter Randa
Başkan Yayınları
152

Yüreğim çarpıyor hızlı hızlı.. Prototipin ilk belirtisi olmasın bu sakın? Amblemin bu gövdeye ne zaman çizilmiş olduğuna bağlı… Massart’a işaret edip fırlıyorum. Tarr’la birlikte hemen yetişiyorlar.

– Bakın

– Uzay Muhafızlarının amblemi bu.

Yakından inceleyince boynu bükülüyor:

– Ne yazık ki çok yeni.. Sanki daha dün çizilmiş.. Hatta belki de Gelma çizmiştir bunu. Yeniden çarpmaya başlıyor yüreğim. Tarr yanıbaşımda birden kaskatı kesiliyor… Hemen sonra da Massart.. Düşünmeye kalmadan ben de katılaşıyorum… Bir paralizatörden fışkıran buzlu sıvı, tepeden tırnağa donduruyor gövdemi. Bir kementin hızla uzanıp omuzlarımı sardığını görebiliyorum ancak. Ve kendimden geçiyorum.

Kurt Vonnegut – Otomatik Piyano

Otomatik Piyano Kitap Kapağı Otomatik Piyano
Kurt Vonnegut
April Yayıncılık
376

İlerleme…
Kulağa pek hoş gelen bir kavram.
Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…

Peki, bedeli?

Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…

Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?

Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.
Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.

Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…

 

Samuel Delany – Triton

Triton Kitap Kapağı Triton
Samuel Delany
Metis Yayıncılık
400

Le Guin'in Mülksüzler'ine Cevap:
İkircikli Bir Heterotopya
Ütopyalılar teselli verir: asla gerçek yerlerde geçmemelerine rağmen, yine de bazı şeyleri gözler önüne serme olanağına sahip oldukları fantastik, sorunsuz bir bölge vardır; devasa caddeleri, enfes bitkilerle dolu bahçeleriyle şehirleri, oraya giden yol hayali bile olsa kolay bir hayatın yaşandığı kırları anlatırlar. Heterotopyalılar ise rahatsız edicidir, belki de buna bir isim vermeyi imkânsızlaştırdıkları ve yaygın isimleri kördüğüm haline getirdikleri veya paramparça ettikleri için; daha baştan söz dizimini -yalnızca cümle kurarken kullandığımız söz dizimini değil, aynı zamanda kelimelerin ve şeylerin (birbirlerine yakın ve aynı zamanda da karşıt) "bir arada durmalarını" sağlayan daha az belirgin bir söz dizimini de- yok ettikleri için. Bu nedenle ütopyalar fabl ve söylemlerin oluşmasına imkân sağlar: dilin en belirgin özelliklerine uygun biçimde akarlar ve temel fabula'nın bir parçasıdırlar; heteropyalar ise... konuşmayı kuruturlar, sözcükleri yollarında durdururlar, dil bilgisinin tüm olanaklarına daha kaynağında karşı çıkarlar; mitlerimizi yıkar ve cümlelerimizin şiirselliğini zararlı etkilerden korurlar.
Michel Foucault, Şeylerin Düzeni

Ursula K. Le Guin – Dünyaya Orman Denir

Dünyaya Orman Denir Kitap Kapağı Dünyaya Orman Denir
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
136

Ağaçlarla kardeş gibi yaşayan ve düşleri en az bizim gündelik yaşamımız kadar gerçek olan bir ırk, kendini "gerçekçi" Arz'lılara karşı nasıl savunabilir? "Yazmak çoğunlukla zor ama keyifli bir iştir benim için; bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç çenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektuph yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum; yani belirli bir ekolojiyi içeriden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield'in ve Dement'in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ama patron ekolojik dengenin tahrif edilmesinden ve eduygusal dengenin reddedilmesinden bahsetmek istiyordu. Ahlâk dersi veren öyküleri pek sevmek, çoğunlukla iyilik duygusundan yoksun olurlar.Umarım bu öyküöyle değildir. Medem bir kere ahlâk dersi vermek zorunda kaldım, şunu söyleyebilirim bir tek. Don Davidson olmak Raj Lyubov olmaktan daha da acı vericidir."

Ursula K. Le Guin – Rocannon’un Dünyası

Rocannon'un Dünyası Kitap Kapağı Rocannon'un Dünyası
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
138

"Fian, uçbenimle! Halkınız gibi zihninle konuşamam, ama havada giden sözcüklerin hepsi de boş değildir. "Ben Rocanon. Ben Rocannon. Yanıt verin!" Uzun süre alıcısının sessizliğini dinledi,sonra bir kez daha geminin frekansını denedi: "Ben Rocannon... "Ne denli alçak sesle konuştuğunu, neredeyse fısıldadığını farkendince durdu ve bağlantıyı kesti. Hepsi ölmüştü, ondördü de, beraberindekiler ve dostları. Hepsi gemideydiler, çünkü onları oraya kendisi çağırmıştı.

Ursula K. Le Guin – Bağışlanmanın Dört Yolu

Bağışlanmanın Dört Yolu Kitap Kapağı Bağışlanmanın Dört Yolu
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
256

Zaferle sonuçlanan her özgürlük savaşı, yeni bir özgürlük savaşının başlangıcı demektir. Werel ve Yeowe'de sıra kadınlarda...

Şimdi tiksinerek, hikayemi sadece bu tür şeylerin oluşturduğunu ama aslında bir yaşamda, hatta bir kölenin yaşamında bile cinsellikten çok daha fazla şeyler olduğunu söyleyeceksiniz. Bu doğru. Benim bütün söyleyebileceğim hem kadın, hem erkek olarak en kolay cinselliğimiz konusunda köle ediliyor olabildiğimizdir. Hatta hür erkekler ve kadınlar olarak hürriyetimizi en zor muhafaza edebildiğimiz yer de orası diyebiliriz. Tenin siyasi düzenleri iktidarın köküdür.

China Mieville – Yara

Yara Kitap Kapağı Yara
China Mieville
Yordam Kitap
672

Köle olarak sürgüne gönderilen bir insan yükü... Okyanuslar boyunca çekilen bir korsan şehir... Ortaya çıkarılmak üzere olan gizli bir hazine...
Yara, China Miéville'in "Yeni Crobuzon" adlı roman üçlemesinin ikinci kitabı. Üçlemenin ilk kitabı Perdido Sokağı İstasyonu gibi Yara da hiç temposu düşmeyen bir roman.
Bu bir mahkûmun yolculuğu... Unutulmuş bir halkın yaşadığı adayı, denizlerdeki en akıl almaz yaratığı ve sonunda, efsanelerde geçen bir yeri arayış... Bu, gerçekte açılan uçsuz bucaksız bir yarayı, inanılmaz bir güç ve tehlike kaynağını arayış...
"Miéville'in düşlenmiş toplumları masalsı olabilir, ama son derece tutarlı... hayranlık yaratacak kadar bulaşıcı."
Daily Telegraph

"Miéville, olağanüstü hayal gücü ve güzel anlatımıyla, hızla bilim kurgunun yeni umudu olma yolunda ilerliyor."
Daily Mirror

"Sakin mimari bir zekâyla yönetilen yaratıcılık ve sarsılmaz bir enerji..."
Guardian