Christina Daniels – Benim Yolum
Biyografi / 19 Kasım 2017

Kitap Adı: Benim Yolum: Aamir Khan'ın İnanılmaz Yolculuğu Yazar: Christina Daniels Yayıncı: Martı Yayınları Sayfa Sayısı: 352 Aamir Khan’ın İnanılmaz Yolculuğu Hayranları yeteneğini oynadığı filmlerden önce gözündeki ışıktan seziyor çünkü oyunculuğu da kendisi gibi samimi. “Gözleriyle oynayan adam” lakabını almasının bir sebebi var. Ona sadece sevgi değil saygı da duyuyorlar çünkü ülkesinde yolsuzluk, eğitim sistemi, cinsiyetçilik, çocuk istismarıyla mücadele, insan hakları gibi meselelerde örnek bir aktivist. O, bir zamanların Hintli çocuk yıldızı, sinemanın içinde doğmuş bir aileye mensup, oyunculuktan yönetmeliğe uzanan zirvenin sahibi. Gençlerin kalbinin gümbür gümbür atmasına sebep olan ‘çikolata oğlan’dan, Hint sinemasının dönüm noktası sayılan filmlere uzanan yolculuğuyla parlamış bir yıldız. Çağdaş Hint sineması ona çok şey borçlu. Filmografisindeki yirmi bir filmle kalıplaşmış algısına yenilikler kattığı Bollywood’un gözbebeği, Time’ın seçtiği en etkili 100 isimden biri. Amir Khan’ın zirveye yaptığı tutkulu ve olgun yolculuğun, hayata ve sinemaya duyduğu aşkın, Tanrı’ya ulaşma çabasının inanılmaz hikâyesi… “Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, hepimizin içine dürüst bir şekilde bakması, yanlış bulduğu şeyleri düzeltmek için çalışması gerek. O zaman toplum genelinde büyük bir değişim yaşanır.” – Aamir Kahn- “Mezuniyete inanmıyorum. Bir işte gerçekten iyi olmak istiyorsanız, onu öğrenmelisiniz. Ben de bunu yaptım. Büyük bir karardı.” -Aamir Kahn- Aamir Khan Hint sinemasının en sağlam yıldızlarından…

Feridun Fazıl Tülbentçi – Hürrem Sultan
Biyografi / 1 Ekim 2017

Kitap Adı: Hürrem Sultan Yazar: Feridun Fazıl Tülbentçi Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 296 Osmanlı tarihi karakterleri arasında belki de en çok incelenen ve adına en çok eser verilen en çok Hürrem Sultan hakkında, usta yazar Feridun Fazıl tülbentçi tarafından hakkıyla yazılmış bir tarihi biyografik roman. Feridun Fazıl Tülbentçi, 1912 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’ni, Yüksek Ticaret Okulu’nu bitirdi. Ardından basın hayatına atıldı. Ulus, Vatan, Cumhuriyet, Hürriyet gazetelerinde yazarlık yaptı. Daha sonra İstanbul Radyosu’nda görev aldı. Edebiyata şiirle başladı. Tülbentçi, radyoda “Geçmişte Bugün” adlı programı hazırladı. Tarihi romanlar yazdı. 1982 yılında vefat etti.

Dagobert Von Mikusch – Atatürk
Biyografi / 30 Eylül 2017

Kitap Adı: Atatürk Yazar: Dagobert Von Mikusch Bu kitap sadece bir Atatürk biyografisi değildir. Atatürk’ün yaşantısı ele alınırken, hem onun içinde yaşadığı Osmanlı İmparatorluğu, hem de bu imparatorlukla ilişkileri olan diğer ülkeler, sosyal, siyasal ve ekonomik açılardan inceleme konusu yapılmakta, böylece ortaya karşılaştırmalı bir tarih tablosu çıkmaktadır. Bu arada Atatürk’le ilgili çeşitli olaylar anlatılırken, bunlarla Avrupa tarihindeki benzerleri arasında karşılaştırmalara yer verilmektedir. Burada yazarın, inceden inceye yapılmış gözlemlere dayanarak, özgün değerlendirmelere yönelen bilim adamı kişiliğiyle karşılaşıyoruz. Bu değerlendirmelerde göze çarpan bir özellik, yazarın Atatürk’ün kişiliğine ve eylemlerine duyduğu derin ve içten hayranlıktır. Ne var ki bu hayranlık, Doğu edebiyatlarında örneklerine pek çok rastlanan bir övgü, bir kaside bi­ çiminde dile getirilmiyor. Olağanüstü nitelikte bir kişiliğin, çağdaşlarından nasıl farklılaştığı, gerçekçi ve akılcı tutumuyla kendisini olayların akıntısına kaptırmayıp, aksine onların üstüne çıkmayı nasıl başardığı, her zaman nasıl hep haklı çıktığı vurgulanıyor. Kitap, Türk okuyucusu için de­ ğil, Avrupalı okuyucu için yazılmıştır. Yazar bu okuyucuya özellikle bir noktayı belirtmeye ayrıca özen gösteriyor. Bu da, Atatürk’ün nice uğraşlarla dolu hayatında, özellikle de Kurtuluş Savaşı’nda içinde bulunduğu elverişsiz koşullardır. İlk bakışta Avrupalının yadırgayacağı böylesi bir ortamda, Atatürk’ün başarılamaz denileni başarmasının, kazanılmaz denilen savaşları kazanmasının, yapılamaz denilen devrimleri yapabilmesinin, asıl hayranlık duyulması gereken eylemler olduğunu belirtiyor….

Çetin Yetkin – Atatürk: Ben de Bir Insanım
Biyografi / 27 Eylül 2017

Kitap Adı: Atatürk: Ben de Bir Insanım Yazar: Çetin Yetkin Yayıncı: Gürer Yayınları Sayfa Sayısı: 160 “…Beni en çok üzen nedir bilir misiniz? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan her şeyi başta bulunandan beklemek alışkanlığı… İşte bu zihniyetle herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden bekliyor; fakat nihayet ben de bir insanım birader, kutsi bir kuvvetim yoktur ki…” Atatürk, 6 Mart 1930, Antalya Cumhuriyet’in 3. yıldönümüydü… O, çevresindeki asker çemberini kaldırtıp, yaverini de uzaklaştırıp halkla birlikte, ellerini iki vatandaşının omuzlarına dayamış yürürken duyduğu mutluluğu tatmak isteyecekti hep. Halk nasıl da kendiliğinden onu incitmemek için arada bir boşluk bırakmıştı o gün. Epey yürümüşlerdi öylece. “Artık otomobile binseniz…” demişti birileri. Onlara dönüp demişti ki: “Sen belki ömründe sevmişsindir. Fakat hiç sevildin mi? Bundaki zevk hiçbir şeyde yok. Hele aşığın Türk milleti olursa!…” Pek çok kaynak kitap tarayarak, Atatürk üzerine yazılan anılardan derleyerek bu kitabı kaleme alan Prof.Dr. Çetin Yetkin: “O, yalnız bir insandı da. Nasıl olmasın ki! Öyle yükseklerdeydi ki, o yüksekliklere kimse erişemezdi. Ama bu yalnızlığı yüreğinde bir sızıydı da. Sayfaları çevirdikçe onun bu yalnızlığı, ulu bir dağın eteklerinden zorlukla seçebildiğiniz doruğun gölgesi gibi düşecek üzerinize. Bu yalnızlıktan kurtulduğu anlar, ulusu ile birlikte olduğu, yurttaşlarıyla birlikte…

Ernst Fischer – Franz Kafka
Biyografi / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Franz Kafka Yazar: Ernst Fischer Yayıncı: BFS Yayınları Kafka’nın yaratısı üzerinde onurlandırıcı değerlendirmelerden oluşma bir piramit yükselir. Ben bu piramide yeni bir taş eklemek gibi bir haddini bilmezlik yapacak değilim. Katkım, yalnızca bazı sorunlara ilişkin notlar düşmek. Yapılması gereken şey, Franz Kafka’yı aziz ilan edilmekten korumak; en az bunun kadar önemli bir iş de, Kafka’yı dogmatik aşırılıklara kayanlar karşısında savunmak. Bir aziz değildi Kafka, aziz olmanın çok ötesindeydi: Bir büyük yazardı. Yapıtları da, bir çağın son modası olmanın çok ötesindedir; doğrudan dünya yazınıdır. Thomas Mann’ın deyişiyle, bu yapıtlar “dünya yazınının en okunmaya değer ürünleri arasında yer alır.” Bu yaratı, besinlerini ve zehrini çökmekte olan Habsburg İmparatorluğu’ ndan almıştır. Bu nedenle de -eşine az rastlanır bir çelişki oluşturarak- yöreselliğin sınırlarını aşmış, vatansızlaşmıştır. Max Brod, Franz Werfel’e arkadaşının yapıtlarını ilk kez okuduğunda, Werfel şöyle demişti: “Tetschen-Bodenbach’ın ötesinde Kafka’yı anlayan tek kişi çıkmayacaktır.” Yaşadığı dönem, Kafka’yı pek değerlendiremedi. Ölümünden sonra gelen ün ise olağanüstü oldu. Mistik bir nihilist, gerçeklerin ve aklın ötesinde kalan evrenin sözcüsü diye övülen ve ilence uğrayan Kafka, gerçekte daha çok bir mizah ustasıydı. Büyük peygamberler de çoğu kez birer mizah sanatçısıdırlar; mizah sanatçılarının arasından da peygamberlerin çıktığı görülmüştür. Kafka’nın fantastik mizah sanatı, geleceği peygamberlere özgü bir kehanet…

İlhan Başgöz – Yunus Emre
Biyografi / 4 Eylül 2017

Kitap Adı: Yunus Emre Yazar: İlhan Başgöz Yayıncı: Pan Yayıncılık Sayfa Sayısı: 340 Yunus Emre hakkında bildiklerimiz üç kaynaktan gelir. Bunlardan birisi yazılı kaynaklardır. Bize yazılı ulaşmış olsalar da bunların çoğunun kaynağı sözlüdür, bu nedenle doğruluklarına güvenilmez. İkincisi sözlü tarih yahut sözlü kültür geleneğidir. Yunus Emre yedi yüz yıldır halkın dilinde, telinde ve gönlünde yaşamıştır. Orada Yunus bazen gaipten bilen bir derviş, bazen çiçeklerin dilinden anlayan bir ermiş, bazen şiirlerini balıklara ve meleklere okutan bir büyük sanat ustası, bazen de çiftinde çubuğunda, gün bulup gün yiyen yoksul bir ekincidir. Üçüncü kaynak ise Yunus Emre’nin şiirleridir. Bunlar bize hem sözlü, hem yazılı kaynaklarda ulaşmıştır.

Terry Pinkard – Hegel
Biyografi / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Hegel Yazar: Terry Pinkard Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 741 Modern düşüncenin kurucularından biri olan Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831), genel olarak Prusya mutlakıyetçiliğinin dar kafalı savunucusu, anlaşılmayacak şekilde ve anlaşılmamak için yazmış asık suratlı bir felsefeci olarak tanınır. Onun Fransız devriminin etkisiyle coşan bir devrimci; Alman milliyetçiliğine karşı çıkan bir evrenselci; kağıt oynamayı, arkadaşlarıyla tartışmayı, meyhanelerde yarışırcasına içmeyi seven ve dolayısıyla birçok kez disipline verilen bir öğrenci; dans etmekten, kızların çevresinde olmaktan hoşlanan neşeli bir genç olabileceği pek akla getirilmez. Oysa Hegel, olumlu kişisel özellikleri, bilgisi, geniş ufku ve büyük ilgi gören dersleri sayesinde Hölderlin, Schelling, Goethe, Humboldt, Fichte, Novalis, Schlegel kardeşler, Mendelssohn gibi isimlerle dostluğunu sürdürürken içinde yaşadığı toplumun en etkin şahsiyetlerinden biri haline gelmiştir. Bir yandan da dönemin siyasi, endüstriyel, toplumsal ve bilimsel devrimlerinden doğan modernliğin kendisini düşüncesinin nesnesi yapan ilk büyük filozof olarak önem kazanmıştır. Kant felsefesinin olanaklarını geliştirerek sağlam, tutarlı ve bütünlüğü olan ideal bir sisteme ulaşmayı hedeflemiş, zenginliği, kapsamı ve olgunluğu bakımından felsefe tarihinin son büyük sistemini yaratarak bu amacına nail olmuştur. Georgetown Üniversitesi’nde felsefe profesörü ve Hegel uzmanı olan Terry Pinkard, Napoléon’un egemen olduğu dönemde yaşamış, ölümünden sonra çokça yanlış anlaşılmasına ve aşıldığı iddia edilmesine karşın etkisini günümüze dek…

Murat Bardakçı – Enver
Biyografi / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Enver Yazar: Murat Bardakçı Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 784 İstanbul’da mütevazi bir ahşap evde başlayıp Hürriyet Kahramanlığı’na ve imparatorluğun en güçlü adamlığına uzanan ama ardından idam mahkûmluğuna ve sürgünlere kadar giden, 1922’de uzak diyarların haritalarda bile yeralmayan ücra bir tepesinde Rus süvarisinin namlusundan çıkan domdom kurşunu ile noktalanan 41 senelik macera dolu bir hayat… Enver Paşa Türkçü-Turancı mı, yoksa İslâmcı mı idi? İstiklâl Harbi yıllarında neler yapmıştı? Mustafa Kemal ile mektuplaşmaları… Sıkıntılar ve hayallerle dolu sürgün seneleri… Orta Asya’daki esareti ve uğradığı mağlûbiyet… Hanımı, büyük aşkı Naciye Sultan’a hasret satırları… Murat Bardakçı’nın, Paşa’nın ailesi tarafından doksan küsur sene boyunca muhafaza edilen ve şimdiye kadar yayınlanmamış özel evrakı ile sivil ve askerî arşiv belgelerine dayanarak kaleme aldığı Enver, tarihimizin bu çok önemli ismini her yönü ile ortaya koyarken, onun hakkında yanlış bilinen birçok konunun gerçeğini de gözler önüne seriyor.

Leo Damrosch – Jean-Jacques Rousseau
Biyografi / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Jean-Jacques Rousseau Yazar: Leo Damrosch Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 566 Jean-Jacques Rousseau Saat ustası maceraperest bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Jean-Jacques Rousseau (1712 Cenevre – 1778 Paris), 18. yüzyıl Avrupası’nda emekçi sınıfa mensup yoksul bir çocuğun, toplumun sınırlarını zorlayan özgün bir düşünüre dönüşmesinin simgesidir. Küçük yaşlardan itibaren yaratıcı ruhunun etkisiyle toplum ve düzenle uyum sağlayamamış, 16 yaşında evini terk ederek başına buyruk yaşamış, düzenli eğitim almamış ve çok sınırlı süreler dışında düzenli bir işte çalışmamıştır. Okuduğu kitaplardan ve gezgin hayatı sırasında toplumun her kesiminden tanıdığı insanlarla yaşadığı tecrübelerden edindiği birikimle kendi kendini eğitmeyi başararak fırtınalı ruhuna huzur sunmak için otuzlu yaşlarında yazmaya yönelmiştir. Ancak yazmak bile Fransız Devrimi’ne doğru giden bir süreçte artık iyice yozlaşmış aristokratik davranış ve düşünce kalıplarının egemen olduğu toplumsal yapıdan ve ilişkilerden bunalan bu asi dehaya ilaç olmamıştır. Mevcut kültürün aldığı yolu tartışan ve eleştiren, öğretisini insanın doğal özüne uygun ve bu özü bozmayacak, tam tersi geliştirecek sağlıklı ve adil bir yeni kültür anlayışı üzerine kuran Rousseau, düşüncesiyle yaşayışı arasında en çok benzerlik olan özgün filozoflardan biri olarak dinsel ve siyasi egemenlerin baskısına uğramıştır. Bu baskılardan bunalsa ve hassas ruhsal dengesini giderek yitirmeye başlasa da fikirlerinden taviz vermemiş, özellikle Toplum…

Hajime Nakamura – Budha
Biyografi / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Budha Yazar: Hajime Nakamura Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 756 Gotama Budha (M.Ö. 563 – 483), Hindistan’ın kuzeyindeki Kosala kenti yakınlarında yaşayan Şakya kabilesinde, “güneş soyundan” bir ailede, Kşatriya (savaşçılar) kastının mensubu olarak doğdu. Babası, kral Şuddhodana idi. Bir bilge, onun yaşlı bir adam, hasta bir adam, ölü bir adam ve dünyadan elini eteğini çekmiş bir adamla karşılaşırsa budha olacağı kehanetinde bulundu. 16 yaşında evlenen ve Rahula isminde bir oğlu olan Gotama, küçük yaşlardan beri derin düşüncelere dalmaya eğilimiydi. Bilgenin haber verdiği adamları görüp kendi zevk ve sefa içindeki hayatı ona anlamsız ve boş gelince, dünyadan el çekmeye karar verdi. Bir samana bezine sarınarak sarayından ayrılıp keşişlik hayatına başladığında 29 yaşındaydı. Gotama Budha, kutsal incir ağacının altında aydınlanmaya ulaşınca dünyanın acıdan ibaret olduğunu ve insanı bu acıdan kurtaracak bir yol bulunduğunu fark etti. Yarım asır süren keşişlik hayatında, tüm dünya nimetlerini reddedip nefsi üzerinde tam kontrol kurmak suretiyle özgürleşip hakikate varmayı içeren bu yolu öğretti. Bu büyük bilge öylesine çok sevildi, öylesine benimsendi ki ölümünden sonra öğretileri din, kendisi de bir tür tanrı haline getirildi. Doğum yeri Lumbini Bahçesi, aydınlanmaya ulaştığı yer olan Bodhgaya, ilk vaazını verdiği Varanasi’deki Geyik Parkı ve ölüm yeri Kisunagari, Budistlerin en…

Stefanos Yerasimos – Bir Allame-i Cihan 2. Cilt (1942-2005)
Biyografi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Allame-i Cihan 2. Cilt (1942-2005) Yazar: Stefanos Yerasimos Yayıncı: Kitap Yayınevi   Cemil Koçak Otuzlu ve Kırklı Yıllarda Türkiye’de Yahudiler Aykut Köksal Ayasofya – Osmanlı Mimarlığı İlişkisi ve Mimarlık Tarihi Yazıcılığının Bakışı Benjamine Lelouch Osmanlı Sultanı’nın İktidarı ve Adaleti Herkül Millas Türk Edebiyatında Yunan/Rum imajı: Sait Faik Derin Öncel İstanbul’u Çalışmak ve Stefanos Yerasimos Şevket Pamuk Konstantinopolis’ten İstanbul’a İşçi Ücretleri, 1100-1800 Ersu Pekin,Âşık Çelebi’nin musannifleri, hanendeleri, sazendeleri Brigitte Pitarakis Bizans’ta Öğrenciler Stéphane de Tapia Türkiye’deki Tramvaylar, Metrolar ve Hızlı Trenler Şirin Tekeli İstanbullu “Büyük Rum” için birkaç sevgi sözcüğü Lale Uluç Zulkadirli Şiraz Valilerinin Son Döneminden Resimli bir Yusuf ve Züleyha Nüshası Nicolas Vatin Barbaros Biraderlerin Kökenlerine ilişkin Notlar Gilles Veinstein İstanbul’da İlk Daimi Sefaretlerin Açılması Marianna Yerasimos Evliya Çelebi Yunanistan’da  

Stefanos Yerasimos – Bir Allame-i Cihan 1. Cilt (1942-2005)
Biyografi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Allame-i Cihan 1. Cilt (1942-2005) Yazar: Stefanos Yerasimos Yayıncı: Kitap Yayınevi   Ayda Arel Prygos’tan Burgaz’a: Osmanlı dünyasında sivil amaçlı kuleler I: Erken dönem ve öncüller Tülay Artan Bâbıâli’nin Alay Köşkü yakınlarındaki oluşumu ve Süleymaniye’de bir sadrazam sarayı gezisi Jean-Louis Bacqué Grammont 16. ve 17. yüzyılların Üsküdar’ına Bakış Evangelia Balta Mikra Asia yani Anatoli adlı Karamanlıca Gazete Natalie Clayer Keçi Sütünden Biraya: Osmanlı Sonrası Arnavutluk’ta Sosyal Dönüşümler ve Beslenme Étienne Copeaux Refahyol dönemi (1996-1997) karikatürleri üzerine bir çalışma Edhem Eldem Ölümüne Kopya; Osmanlı Mezar Taşı Geleneğinde Metin Aktarımı Füsun Ertuğ Kapadokya’da Bir Köyün Tarihine ve Tarımsal Geçmişine Dair Notlar Suraiya Faroqhi 18. yüzyıl Sonlarında İstanbul’da Hıristiyan ve Yahudi Esnaf Frédérick Hitzel Sultan’ın Mekke Kervanı Fikret Karakaya Bestekârlık Meşki  

Edward W. Said – Yersiz Yurtsuz
Biyografi / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Yersiz Yurtsuz: Anılar Yazar: Edward W. Said Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 392 Yersiz Yurtsuz, zamanımızın en önemli düşünürlerinden Edward Said’in çocukluk ve ilkgençlik yıllarına dair anılarını aktardığı samimi bir otobiyografi. Said’in küçüklüğünde yaşadığı kimi ikilemlerin, otoriter babasıyla ve hem çok sevdiği hem de içerlediği annesiyle ilişkilerinin onda bıraktığı izleri görmek mümkün bu anlatıda. Hayatının ilk yıllarında yaşadığı kimlik karmaşasının, kendi deyişiyle “budalalık derecesinde” İngilizvari bir adla Araplığı su götürmez bir soyadına sahip olmanın, Hıristiyan bir Amerikan vatandaşı olarak Filistin, Lübnan ve Mısır’da, ardından bir Arap olarak Amerika’da yaşamanın Said’in kimlik ve aidiyet konusundaki görüşlerini nasıl biçimlendirdiğini görmek de mümkün. Hepsinden önemlisi, Said’in “ülkeden ülkeye, şehirden şehre, evden eve, dilden dile, ortamdan ortama sürüklenişler” sonucunda gelişen “yersiz yurtsuzluk” haliyle barışıp, mezhepleri ve ülkeleri aşan entelektüel aidiyetini bulmasının hikâyesi olarak okunabilir bu anılar.

Nazan Aksoy – Kurgulanmış Benlikler
Biyografi / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Kurgulanmış Benlikler: Otobiyografi, Kadın, Cumhuriyet Yazar: Nazan Aksoy Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 223 Nazan Aksoy Kurgulanmış Benlikler’de yakın tarihimizi, o döneme tanıklık eden kadınların dilinden, onların otobiyografilerinden okuyor. Özellikle son yıllarda yayımlanan kadın otobiyografilerinin de genel olarak odak noktası modernleşme ve özel olarak Cumhuriyet tarihidir. Bir yakın okumayla, kadın otobiyografi yazarlarının hayatlarında hangi sorunlar öne çıkıyor ve bu hikâyeler otobiyografi türünün Batı’daki örneklerine hangi yönlerden benzerken nerelerde ayrışıyor sorularının üzerine eğiliyor. Kurgulanmış Benlikler, modernleşme projesi içinde kimliğini kurmuş, bu projenin kadınlara sunduğu imkânlardan yararlanmış, böyle meslek ve kimlik edinmiş kadınların hikâyelerini anlatıyor. Otobiyografilerden yola çıkan Nazan Aksoy, Cumhuriyet’e, Türk modernleşmesinin temel meselelerinden biri olan kadının toplumdaki yerine yine kadınların gözünden bakma imkânı sağlıyor.

Kyra Stromberg – Zelda Sayre ve F. Scott Fitzgerald
Biyografi / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Zelda Sayre ve F. Scott Fitzgerald Yazar: Kyra Stromberg Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Zelda Sayre ve F. Scott Fitzgerald’ın karşılaşmaları I. Dünya Savaşı’nın son günlerine rastlar. Bir yanda dans, tiyatro, edebiyat gibi birçok alanda gözardı edilemez bir yeteneğe sahip Güney dilberi; diğer yanda başarılı olmaya ve yüzyılın en önemli yazarları arasına girmeye ant içmiş Kuzeyli delikanlı. Bu iki hırslı insan çalkantılı yirmili yıllar boyunca, savaş sonrası psikolojisinin çıkmazlarıyla boğuşan ve “Amerikan rüyası”na tutunmaktan başka çıkar yol bulamayan bunalımlı bir neslin gözünde tam da bu hayalin cisimleşmiş suretini oluştururlar. Yaşam tarzları ve yazdıklarıyla caz çağının idolü haline gelirler. Ancak kendi içlerinde dengeler, dışarıdan göründüğü kadar uyumlu değildir. Rekabet halindeki hırsları edebiyat alanında boy ölçüşmeye başladığında, geri dönüşü olmayan bir noktadadırlar artık: Scott’ı alkol şişesine daha sık uzanacağı, Zelda’yı ise sinir zafiyetlerine çare bulmak umuduyla yattığı sanatoryumlarda geçireceği buhranlı günler beklemektedir.