Charles King – Pera Palas’ta Gece Yarısı

10 Haziran 2017
Charles King - Pera Palas'ta Gece Yarısı Pera Palas'ta Gece Yarısı: Modern İstanbul'un Doğuşu
Charles King
Kitap Yayınevi
406

"Efsanevi ajanların cirit attığı, caz müziğinin sürgündeki Beyaz Rusların, Avrupa'nın en hızlı gece kulüplerinden Maksim'in damga vurduğu ihtişamlı kentten bahsediyoruz... Agatha Christie'nin usul usul kitabını yazdığı, Ernest Hemingway'in ağır ağır vermutunu yudumladığı, Lev Troçki'nin ada vapurunda kuşkuyla etrafına baktığı bir şehirden… Yazarın deyişiyle 'İstanbul'un dünyayı taklit ettiği değil, bizzat ürettiği,' dünya sahnesinde bir yıldız gibi parladığı günlerden…"
-Yenal Bilici, Hürriyet Gazetesi-

"İstanbul 1918'den 1920'lerin sonuna uzanan dönemde yaşlanmış bir imparatorluğun başkentinden modern, canlı bir dünya kentine dönüşüyor. Charles King'in Pera Palas'ta Gece Yarısı kitabı bu renkli değişim öyküsünü, kendi deyişiyle 'İstanbul'un caz ve sürgün dönemini' anlatıyor.
-Pınar Ersoy, Milliyet Gazetesi-

"Charles King'in yıllarını verdiği ve Ayşen Anadol'un maharetle Türkçeleştirdiği Pera Palas'ta Gece Yarısı, bir şehrin, bir semtin, bir otelin, bir uluslararası ilişkiler mekânına dönüşmesini anlatıyor."
-Kaya Genç, Sabah Gazetesi-

Bazı tarih kitaplarını satır dahi atlamadan okursunuz; kendilerini okuturlar, bunda romanvari üslup son derece etkilidir. Charles King, Pera Palas'ta Gece Yarısı'nda işte böyle bir yoldan ilerliyor. Kitap, bir yandan da zamana yayılan titiz bir araştırmanın ürünü. Yazar, kendisinden önceki çalışmaları, hatta not ve eski yazıları hiç üşenmeden bulmuş, belgeleri sorup soruşturmuş. Tüm malzemeyi İçelleştirip romandan daha roman bir tarih anlatısı ortaya çıkarmış. Yeni bir tarihyazımı örneği olan Pera Palas'ta Gece Yarısı'nı okurken belgesel izliyor gibiyiz bir taraftan da.
-Ali Bulunmaz, Cumhuriyet Gazetesi-

"Charles King, İstanbul'un tarihine ustaca odaklanıp topladığı bilgileri de damıtarak bizlere sunuyor. Selahaddin Giz arşivinden alınmış, pek de gün ışığına çıkmamış fotoğraflar da bu ilginç öyküye eşlik ediyor. Ayrıntıları sevenler kaçırmamalı…"
-Gökhan Akçura, Radikal Gazetesi-

"Kitap, Pera Palas Oteli ekseninde, İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e geçen bir ülkenin sancılı fakat arzulu kabuk değiştirme dönemine ışık tutuyor. Bir yandan Avrupa ve dünyada olup biten tarihsel olayları bu değişim ekseninden görülebilecek bir açıdan ele alan yazar, hepimizin adını sıkça duyduğu ama hayatları hakkında çok az şey bildiği figürleri ön plana çıkartarak okurun dönemi her açıdan daha iyi anlamasını sağlamayı amaçlamış."
-Rafi Atam, Agos Gazetesi-

"Pera Palace Hotel'in hikayesi, 19. yüzyılın sonlarında başladı. Orient Express, 1888'de Paris-İstanbul seferlerine başladığında, şehirde, bu paralı ve hatırlı yolcuların yüksek standartlarına cevap verebilecek bir otel yoktu. Bu boşluğu, 1895'te tamamlanan Pera Palace Hotel doldurdu. Levanten mimar Alexandre Vallaury'nin tasarladığı otel, Küçük Avrupa olarak bilinen Pera'nın Tepebaşı bölgesindeydi."
-Soner Can, Star Gazetesi-

"Ekim 1883'te bir Pazar akşamı, birkaç vagonluk bir tren Paris'in Doğu Garı'ndan hareket eder. 'Orient Express' adı verilen trenin ilk yolculuğudur bu. Pera Palas ise 1892'de, İmparatorluğun başkentini görmeye gelen Orient Express yolcularına hizmet vermek üzere kurulmuştur. Mermer merdivenlerin arasından bir kuş kafesi gibi yükselen ahşap ve demir karışımı asansörüyle Otel, Şark'a giden yolda Garp'ın son fısıltısı gibidir. İstanbul'un en gözde mahallesi Pera'ya bakmaktadır. Yazara göre, "Bedeli karşılığında her türlü serkeşliğin yapılabildiği bir semttir Pera. Köprüyü geçip Las Vegas'a gitmek gibi bir şeydir."
-Rüveyda Gürcan, Edebiyat Haber-

Modern İstanbul'un doğuşu hiç bu kadar sürükleyici bir dille, hiç bu kadar roman tadında yazılmamıştı. Charles King, Osmanlı İmparatorluğu'nun son demlerinde inşa edilen, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde nice badireler atlatan, bugün de eski görkemine kavuşan Pera Palas'ın ekseninde İstanbul'un payitahttan küresel şehre dönüşümünü anlatıyor. Bu rengârenk anlatıda, Beyaz Ruslar Grand Rue kaldırımlarında aile yadigârlarını satarken Halide Edip kadın hakları için mücadele veriyor, Mustafa Kemal ulus devleti inşa ederken Troçki Büyükada'da sürgün hayatı yaşıyor, geleceğin Papa XXIII. Johannes'i Nazi işgali altındaki Avrupa'dan kaçanlara gizlice yardım elini uzatıyor. Bostonlu bir profesör Ayasofya'nın hazinelerini gün ışığına çıkarırken Müslüman bir genç kız Dünya Güzellik Kraliçesi seçiliyor. Her milletten ajanların kol gezdiği bir şehir İstanbul; Pera Palas yönetimi lobiye postu seren ajanların müşterilere yer açmasını rica etmek zorunda kalıyor. Udi Hrant'ın, Roza Eskenazi'nin, Seyyan Hanım'ın yanı sıra Palm Beach Seven orkestrasının nağmelerini de dinleyebilirsiniz İstanbul sokaklarında. Georgetown Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü profesörü Charles King, yirmi sekiz yıl önce ilk ayak bastığında onu büyüleyen İstanbul'un modern tarihini yeniden kurgularken Avrupa tarihinin unutulmuş bir dönemini de gözler önüne seriyor. Elinizdeki kitap, yazar Robert D. Kaplan'ın sözleriyle, "sepya tonunda bir klasik."

0 Yorum

Bir Cevap Yazın