Enis Batur – Yeryüzü: Cehennem
Deneme / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Yeryüzü: Cehennem Yazar: Enis Batur Yayıncı: altkitap Yayınevi Enis Batur, 1999-2000 dönemecinde, bir binyıl kavşağında, bu köprü üzerinde kafa yorduğu bir dizi metin üretti. Yaradılış-Tufan-Kıyamet üçgeni içinde sıkışan, sıkıştırılmak istenen Zaman’ın ademoğlunda doğurduğu korku formatları hakkında bir zincirleme-kitap doğdu oradan. Bütünün parçaları, bir sergi kataloğunda, Hürriyet gazetesinde, Sanat Dünyamız ve Cogito dergilerinde yayımlandı – ilk kez burada günışığına çıkan “İkibin” dışında…

İlhan Selçuk – Düşünüyorum Öyleyse Vurun
Deneme / 4 Eylül 2017

Kitap Adı: Düşünüyorum Öyleyse Vurun Yazar: İlhan Selçuk Yayıncı: Cumhuriyet Kitapları Sayfa Sayısı: 181 Eflatun demiş ki: “Ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olursa devletler mutlu olabilir.” Günümüz koşullarında pek akıllıca sayılmasa da insanı düşünmeye yönelten bir yanı vardır bu sözün; çünkü devlet yönetiminde düşüncenin, fikrin, mantığın ağır basmasını istiyor Eflatun. Oysa tarih boyunca devlet yönetimlerinde mantığın pek az payı olmuştur. Descartes’in ünlü özdeyişini anımsayın: “Düşünüyorum, öyleyse varım.” Bu özdeyiş çoğu yerde şöyle anlaşılmıştır: “Düşünüyorum, öyleyse vurun.” Çağımızda fikir özgürlüğüne karşı çıkanlar da böyle davranmıyorlar mı?

Hüsnü Aksoy – Düşün ve Aşkın Gizemi
Deneme / 4 Eylül 2017

Kitap Adı: Düşün ve Aşkın Gizemi Yazar: Hüsnü Aksoy Yayıncı: Zed Yayınları Sayfa Sayısı: 141 Aşkın özgürleştirici gücü, düşünsel gelişimi ve değişimi anlatan deneme.

Yaşar Kemal – Baldaki Tuz
Deneme / 25 Ağustos 2017

Kitap Adı: Baldaki Tuz Yazar: Yaşar Kemal Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 432 Baldaki Tuz, Ağacın Çürüğü, Ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal’in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kalema aldığı yazılarından ve konuşmalardan derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir. “Dünyayı sonuna kadar ödemek… Çalışarak, kitapların, türlü insanların. Doğanın macerasına katılarak, yoksul, acı çekerek ödemek. Ama dünyayı sonuna kadar ödemek. İliklerine kadar bütün yoğunluğuyla ödemek. Kırk yıllık yolda yaprak kımıldasa, yüreğinin başında duyarak, dünyanın acısına, sevincine katılarak ödemek.”

Gündüz Vassaf – Cehenneme Övgü
Deneme / 13 Ağustos 2017

Kitap Adı: Cehenneme Övgü: Gündelik Hayatta Totalitarizm Yazar: Gündüz Vassaf Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 277 Bazı eleştirmenlerin “şeytanın avukatı” sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf’ın “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı”yla sunduğumuz Cehenneme Övgü’sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımızı afişe ediyor, daha doğrusu ‘yüzümüze vuruyor’. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor. Cehenneme Övgü, yazarın kendiyle hesaplaştığı, herkesi de hesaplaşmaya çağıran, hatta kışkırtan bir kitap.

Simone De Beauvoir – Güzel Görüntüler
Deneme / 12 Ağustos 2017

Kitap Adı: Güzel Görüntüler Yazar: Simone De Beauvoir Yayıncı: Doğan Yayınevi Sayfa Sayısı: 242 İnsanı etkileyen bir kitap…Simone de Beauvoir çok dikkatli bir gözlemle toplumsal ayrıntıları göz önüne seriyor. Konu, Paris yüksek tabakasının Amerikalaşmış gösterişli-tecimsel-artistik hayatından görüntülerdir. -Observer Az rastlanan bir cesaret; derin, ciddi ve insanı rahatsız eden bir kitap. İnsanlığın en güçlü inançlarına saldırıldığı için bazı okurları şaşırtacak ve ürkütecektir. -Queen

Gülse Birsel – Gayet Ciddiyim
Deneme / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Gayet Ciddiyim Yazar: Gülse Birsel Yayıncı: Epsilon Yayınevi Sayfa Sayısı: 312 Bu kitabı, hayata bakış açımı sizinle paylaşmak, yaşamın manasını biraz da olsa irdelemek, günlük devinimlerin içinde yitip giden imgeleri birlikte ayrımsamak için kaleme aldım, falan dememi beklemiyorsunuz herhalde?! İlk kitabımdır, tanıtım yazısına özen göstereyim, bir mesajı olsun, şudur budur diye düşünmedim değil. Ama benci, hakikaten gerek yok! Şehirlerde yaşıyoruz ve özellikle bizim şehirlerde her dakika gülünecek bir şeyler çıkıveriyor. Metropol Manzaraları, g.a.g’ın metinleri hep bunlar. Hepimiz yaşıyoruz da, ben yazıyorum, aradaki fark o. Hayat kısa, bir tek güldüklerimiz yanımıza kâr kalacak. Yoksa oku, çalış, evlen, para kazan, para kaybet, çocuk yap, yaşlan, öl, hep aynı… Eğlenin diye yazıyorum, başka derdim yok. Vallahi. Gayet ciddiyim!

İskender Pala – İki Dirhem Bir Çekirdek
Deneme / 22 Temmuz 2017

Kitap Adı: İki Dirhem Bir Çekirdek Yazar: İskender Pala Yayıncı: Kapı Yayınları Sayfa Sayısı: 212 Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir. Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür. Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.

İskender Pala – Ayine
Deneme / 22 Temmuz 2017

Kitap Adı: Ayine Yazar: İskender Pala Yayıncı: Kapı Yayınları Sayfa Sayısı: 151 Sevgili! Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle aşkın kesiştiği prizmada. Güzelliğin, cihanı gösteren bir ayna; aşkın, o aynanın cilası idi hani. Güzelliğin olmasa efendim, aşkı hiç bilmeyecekti cihan; aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı. Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına durmuştu efendim… Ve sen gitmiştin… Şiiri meslek edinip de şair olamamanın acısını en iyi bilenlerdenim ben. Şiir söyleyemediğim için duygularımı, şiire en yakın gördüğüm deneme formatında anlatmayı yeğlemem bundandır. Ancak, bu kitaptaki her bir deneme için birkaç kitap okuduğumu itiraf etmeliyim. Uzun gecelerde şekillenen düşüncelerim beyaz sayfalara bu üslupta yayıldı ve her bir cümle bazen birkaç defa değiştirildi. Anlattıklarım kendime değil, topluma; merkeze değil muhite aitti. Benim duyduklarımı duyan yüzlerce kalbin yaşadığını bu kırk denemeyi yazarken öğrendim. Hüzün, gözyaşı ve acıyı ifade etmenin ne kadar çok yolu varmış meğer. Meğer ne çok titrermiş kalbimiz yaşadıklarımız karşısında.

Sunay Akın – Önce Çocuklar ve Kadınlar
Deneme / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Önce Çocuklar ve Kadınlar Yazar: Sunay Akın Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 282 Önce Çocuklar ve Kadınlar mı? Önce Kadınlar ve Çocuklar mı? Ya da kimse bu gemiyi terk etmek istemez mi? Sunay Akın tarihimizin kıymetli batıklarını: gemilerini, şairlerini, gezginlerini, aşıklarını vd. okurunu saran, sarmalayan üslubuyla adeta karaya çıkarıyor kaleme aldığı öykülerde. Bu kitabı okurken çalan çanları, acele içinde koşuşturup bağrışan miçoları ve hatta ayaklarınızı ıslatan dalgaları bile fark edemeyebilirsiniz… Telaşa lüzum yok, bu gemi hiç batmaz!.. “Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu’nun öğrencileri, her sabah martı çığlıkları altındaki rıhtımda sıraya dizilirler. Bölüğün sağında yer alan uzun boyluların en arkasında Dârüşşafaka’dan gelen, Yetim Orhan durmaktadır. Onun önünde ise cephede şehit düşen bir subayın oğlu olan Niyazi görülür. Niyazi’nin önünde tanınan biri vardır: Osmanlı sultanının yeğeni, Prens Vahit… Ve en ön sırada, Nâzım Hikmet, okul limanının bulunduğu koya demirli, bir zamanlar resmini yaptığı Yavuz Sultan Selim kruvazörüne bakmaktadır…”

Sunay Akın – Kırdığımız Oyuncaklar
Deneme / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Kırdığımız Oyuncaklar Yazar: Sunay Akın Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 184 Yoksul olsa da bir yığın oyuncak yapardı babası, Hans Christian Andersen’e. Ayakkabı tamircisi olan babasının hünerli ellerinden çıkan bez kuklalar ve onları oynattığı sahne, Danimarkalı ünlü yazarın çocukluğunda en çok sevdiği oyuncaklar olur. Andersen, kendisini 1841 yılında İstanbul’a taşıyan geminin küpeştesinde “Züleyha” adlı altı yaşındaki bir kız çocuğuyla ahbaplık kurmayı başarır. Evet, bu bir başarıdır; çünkü Türk çocukları yabancılarla muhatap olmamaları konusunda sıkı tembihlidirler. Ama Andersen, dizlerine bile oturtur Züleyha’yı. Bu dostluğun başlangıcı ise bir oyuncaktır: “Bana oyuncağını gösterdi, her iki kulağının arkasında minicik birer kuş bulunan at biçimindeki bir su testisiydi bu; Türkçe konuşabilsem hemen bu oyuncağa dair bir masal uydurup anlatırdım ona.” Andersen’in, Züleyha’nın elinde gördüğü bir Eyüp oyuncağı olmalı; kulaklarının arkasında birer minik kuş bulunan at biçimindeki bir su testisi!.. Dizlerine oturduğu yabancının, çocuklar için en güzel masalları kaleme alan bir yazar olduğunu bilmeyen Züleyha şaşırtıcı bir davranışta bulunur: “Çanakkale Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne doğru girerken, Asya’nın kızı bir öpücük verdi bana…” Bu masum öpücük, hayal dünyasını harekete geçirir Andersen’in… Ve başlar, içinde Züleyha ve elindeki oyuncak olan bir “Bin Bir Gece” masalı düşlemeye… diye fısıldar kulağımıza Sunay Akın. Kurmacayla gerçekliğin büyülü aralığında…

Sunay Akın – Bir Çift Ayakkabı
Deneme / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Çift Ayakkabı Yazar: Sunay Akın Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 184 Sunay Akın, bu kez Bir Çift Ayakkabı‘yla çıkıyor insanlık tarihinin bilinmeyen tozlu yollarındaki macerasına. Bir Çift Ayakkabı kimi zaman boya sandıklarındaki hayat ağacı imgesine dönüşüyor, kimi zaman koskoca bir padişahın imdadına yetişiyor. Ay’ın, sinemanın, sanatın, aşkın, savaşın, vd. tarihine ışık tutuyor. Muhtaç olmasın diye, evden kaçan karısının ayakkabısının içine para koyan terk edilmiş koca kimdir? Van Gogh’un tablosunda ters çevirdiği ayakkabının sırrı… Abdülaziz İstanbul’u dünyaya nasıl gezdirdi? Hayat ağacı’nın boyacı sandıklarındaki sureti… Kız Kulesi, pabuçlarını nereye düşürdü? Galata Köprüsü’nden geçen en büyük ayaklara nasıl ayakkabı bulundu? Dünya’nın giriş kapısında kimlerin ayakkabıları duruyor? Kıvrak hareketlerle oynatıyor kalemini Sunay Akın ve izini sürdüğü hikâyelerin her bir parçasını ustalıkla yerlerine yerleştiriyor.

Sunay Akın – Ay Hırsızı
Deneme / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Ay Hırsızı Yazar: Sunay Akın Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 235 Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı’nda gözünü Ay’a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı… Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza. Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu?.. Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu?.. İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa’nın Amerika seferi… Atatürk neden hiç uçağa binmedi?.. İÇİNDEKİLER Apollo 11 Dünya’dan Ayrılırken Van Gogh ve Ay Yıldız Cervantes İstanbul’da Ay’a ilk İnsanı Biz Gizledik İstanbul’dan 1.372.640 Kuruş!.. Minarelerin Dilinden Anlamak! Atatürk Neden Hiç Uçağa Binmedi? Mustafa Kemal’in Pilot Oğlu!.. Zaro Ağa, King Kong ve Che Guavara!.. Paris’in Kurtuluşu ve Harem’de Goethe Piri Reis’in Haritasının Şifresi!.. Fatih’in Karadan Yürüttüğü Gemiler, Uzaya Neden Gidemedi? Fişeklerin Deli Tarihi!.. Mahyadaki Uçak! Anadolu’dan Ay’a Giden Bir Yol Var!.. Enver Paşa Uçakla Kaç Kez Düştü? Nâzım Hikmet ve Uzaylılar!.. Bu Karanfili Nâzım Gönderdi!.. Taş Uçağın İki Kanadı!.. İdam Sehpasındaki Kaleci!.. Yalnız Hilal Ay Işığı Altında Afrika Savaş Uçakları Liverpool’u Bombalarken Bir Uçak Kaç İnsan Öldürebilir? Astronot Barbie Olmasaydı!.. Aşiyan’a…

Stephen Kern – Nedenselliğin Kültürel Tarihi
Deneme / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Nedenselliğin Kültürel Tarihi: Bilim, Cinayet Romanları ve Düşünce Sistemleri Yazar: Stephen Kern Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 536 : “Neden?” – Bir şeyleri anlama, bir şeyleri birbirine bağlama ihtiyacıyla adeta istemsizce sorduğumuz, sormaktan kendimizi alamadığımız bu soruyu insan deneyiminin en temel sorusu addediyor Kern. Çalışmasında başta cinayet romanları olmak üzere pek çok klasik ve modern edebiyat eseri aracılığıyla Viktorya dönemindeki ve modern dönemdeki nedensellik anlayışının izini sürüyor. Bilgi içeriği, akıcı anlatımı ve geniş edebiyat yelpazesiyle, cinayet romanlarının sürükleyiciliğine sahip doyurucu bir çalışma. YAZAR HAKKINDA: Uzun yıllar Northern Illinois Üniversitesi’nde hizmet veren, Michigan ve Northwestern üniversitelerinde konuk profesör olarak görev yapan Stephen Kern, 2004 yılından beri Ohio Devlet Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapıyor. Uzmanlık alanı Avrupa’nın kültür ve düşünce tarihi olan Kern, araştırmalarında özellikle psikanaliz, fenomenoloji, beden ve cinsellik, zaman ve mekân, aşk, nedensellik ve cinayet konularına eğiliyor.

Nurdan Gürbilek – Sessizin Payı
Deneme / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Sessizin Payı Yazar: Nurdan Gürbilek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Kavramlara edebiyatın içinden bakan denemelerden oluşuyor Sessizin Payı. “Adalet”i Dostoyevski’nin, “vicdan”ı Tolstoy’un, “merhamet”i Orhan Kemal’in, “utanç”ı J. M. Coetzee’nin, son yılların vazgeçilmez “kutuplaşma”sını Peyami Safa’nın penceresinden okuyan denemeler. Edebiyat yapıtlarıyla “dışarısı” arasında sert geçişlerle ilerleyen, kitap sayfalarıyla şehrin sokakları, duruşma salonları, tarihin yıkıntıları arasında gidip gelen yazılar. İki sorunun cevabını arıyor Gürbilek. Birincisi: Sessizin – henüz konuşmayanın, konuşma imkânı olmayanın, artık konuşamayacak olanın- el konulmuş payını geri alabilir mi yazı? İkincisi: Yazarlar konuşamayanlar adına da konuştuklarına inanmak ister. Ama yazının da bir sessizi vardır. Sessizin payına bu kez kendisi el koymadan var olabilir mi yazı?