Nurdan Gürbilek – Ev Ödevi
Deneme / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Ev Ödevi Yazar: Nurdan Gürbilek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 112 “Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı? Bu duygunun zamanı, yoğunluğu, katlanılabilirliği evden eve, çocuktan çocuğa değişir kuşkusuz. Tek bir şey dışında: Ömür boyu bize eşlik eden mutluluk imgelerimizin olduğu kadar, kurtulmak için hep çaba harcayacağımız korkularımızın, dağıtmak için her yolu denediğimiz iç sıkıntımızın da kaynağı, kaynağı değilse bile ilk sahnesi orası. İşte oraya, o mutluluk mekânının arka bahçesine, birçok düşün olduğu gibi birçok şiirin, öykünün, romanın da imgelerini topladığı o arka bahçeye bakmamın nedeni bu…”

Cemal Kafadar – Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken
Deneme / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken: Dört Osmanlı – Yeniçeri, Tüccar, Derviş ve Hatun Yazar: Cemal Kafadar Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 200 : Cemal Kafadar bu kitapta bir araya getirdiği dört denemede, on altıncı ve on yedinci yüzyıllar Osmanlı dünyasından dört kişiyi ele alıyor: Babasından kalan arazi üzerindeki haklarını korumak için divan-ı hümayuna başvuran Mustafa adlı Yeniçeri; İstanbul’da günce tutan Seyyid Hasan adlı derviş; ticaret için gittiği Venedik’te ölen Ayaşlı Hüseyin Çelebi; rüyalarını kaleme alarak şeyhine mektupla gönderen ve bu yolla irşad edilmeyi bekleyen Üsküplü Asiye Hatun. Yazıların her biri ampirik malzemeye, Kafadar’ın arşivlerde ve yazma kütüphanelerinde bulduğu kaynaklara dayanıyor, ancak tarihçinin “uzak gözlüğü” saydığı yöntem, paradigma ve felsefe sorunlarıyla da uğraşıyor. Osmanlı tarihi konusundaki ezberlerimizi bozarak, yeni baştan düşünmeye davet eden bir kitap.

Bülent Somay – Şarkı Okuma Kitabı
Deneme / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Şarkı Okuma Kitabı: Ses ve Sözle Denemeler Yazar: Bülent Somay Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Bu kitapta yapmaya çalıştığım şey bazı şarkıları alıp çözümlemek ya da açıklamak değil. Şarkı kendisi için vardır, açıklaması da olmamalıdır… Buradaki şarkıların her biri hayatım boyunca tekrar tekrar okuduğum ve “okuduğum” şarkılar. Israrla çalıp söyledim onları. Hepsi de kendimi kurmamda ve yeniden kurmamda bir yere sahip. Hepsi bana hayatımla, hayatımızla ilgili sorular sordu. Ben de onlara cevap vermek için epey zaman harcadım. İşte bu sorularla, bunlar etrafındaki düşünceler var bu kitapta… Benim için “şarkı sözü” müziğin bir aksesuarı olmadı hiçbir zaman. Söz ve müzik daima bir bütündü. Sözünü anlamadan müziği de yeterince takdir edemeyeceğimi bildim hep. Küçük yaşlarımdan beri müzikte kahramanlarım Bob Dylan ve Leonard Cohen’di: İkisi de şarkı yazarı ve şair. Onları örnek alarak başladım şarkı söylemeye. Şarkı sözü şiirdi: Özel bir şiir türü ama gene de şiir. O yüzden şiir gibi okunmayı, şiir gibi yaşanmayı hakediyordu. Bu şarkıları nasıl seçtiğim ise apayrı bir konu. Bazılarını seçmeme şansım yoktu zaten. Suzanne, Famous Blue Raincoat, Manifiesto; bunlar eskiden beri yakamı bırakmayan şarkılar. Seçtiğim tüm şarkılar ortak temalar içermeseler de, aynı civarlarda dolaşıyor: Aşk ve ölüm, sevgi ve şiddet, dayanışma ve ihanet, teslimiyet…

Bilge Karasu – Öteki Metinler
Deneme / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Öteki Metinler Yazar: Bilge Karasu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Öteki Metinler Bilge Karasu’nun, otuz yayılmış bigr dönemde ürettiği ve çoğunu yaşarken yayımlamamış olduğu düşünsel/kuramsal ağırlıklı denemelerini, metinlerini, bunlarla birlikte okunabilecek notları ve okunmasında sakınca bulmadığını belirttiği günlüklerinden seçmeleri kapsıyor. Füsun Akatlı’nın yayıma hazırladığı bu metinlerde ağırlık kazanan “öteki” kavramına neden önem verdiğini Karasu şöyle anlatıyor: “Yirminci yüzyıl, ondokuzuncu yüzyılın kalıtını yüklenirken, geçmişin yanlışlarını bulup göstermiş, eleştirmiş, ‘tanımaya’yı, tanımanın yollarını yeniden düşünmeğe, irdelemeğe çalışmış pek çok insanın konuşup yazdığı bir yüzyıl olmasına olumuştur ama, ne yazık ki, bu son yıllarına varasıya ‘öteki’ne karşı davranışın en acımasız, en kanlı, en çılgınca örneklerini art arda sergilemekten başka bir şey yaşamamış görünüyor. ‘Gelişen teknoloji’, en yararlı göründüğü alanlarda bile, ötekini ezmenin, ona usa sığmaz acılar vermenin bir başka adı olabiliyor. Bu yazılarda, anlamağa çalışmaktan başka bir şey yapmıyorum. ‘Beriki’ de, ‘öteki’de benim, biziz, hepimiziz. ‘Biz’i anlamağa çalışıyorum. ‘Biz’i öteki’nden ayıran durumu anlamağa çalışıyorum. O kadar.”

Bilge Karasu – Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Deneme / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Ne Kitapsız Ne Kedisiz Yazar: Bilge Karasu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 96 “Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu.Önceleri belki bir suçlulluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, ‘bakan, gören varmış gibi yaşamak’… Karasu kendi kendinden birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!…İşte bundan ötürü bakıyorum ona, baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor.”

Tanıl Bora – Medeniyet Kaybı
Deneme / 21 Mayıs 2017

Kitap Adı: Medeniyet Kaybı: Milliyetçilik ve Faşizm Üzerine Yazılar Yazar: Tanıl Bora Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 292 Sadece imparatorluğun kaybıyla telif edilmek üzere değil, resmen devletin beka aracı olarak istihdam edilen Türk milliyetçiliği, gündelik hayat içinde nüvelenen yeni biçimleriyle, mutasyonlarıyla tanınmış varlığını pekiştiriyor, akışkanlaştırıyor. Tanıl Bora Medeniyet Kaybı’nda, milliyetçiliğin cumhur ve cumhuriyet fikriyle kurduğu ilişkiyi, cumhuru yalnızca bir kütle kabul eden, cumhuriyetin fikri değerlerini değil şekli ayrıntılarını yücelterek kütle kabulünü ve arzusunu süreklileştiren yönlerini ele alıyor. “Cumhuriyet, demokrasi ve muhafazakar Türk cumhuriyetçiliği”, “milli tarih ve devlet mitosu”, “milliyetçilik ve insan hakları”, “azınlıklar”, “milli ‘dava’ Kıbrıs”, “faşizmin halleri”, “sıradan faşizm”, “milli refleks ve linç orjisi”, “devletin polisi, polisin devleti”, “özel güvenlik ve ‘polis toplumu’”, “gelişen anti-Kürt hınç”, “sol ve yurtseverlik”… Kitapta biraraya getirilen yazılar Türk milliyetçiliğinin resmi yüzünden sivil çeşitlemelerine uzanan bir tayfa bakıyor. Harcıalem kullanılan faşizm tahlillerine ve faşizm enflasyonuna karşı, faşizmi gerçekten mesele edinmenin, bunun hakkında analitik uğraşlar vermenin gerekliliğinin altını çizerek…

Stephen Jay Gould – Binyılı Sorgulamak
Deneme / 21 Mayıs 2017

Kitap Adı: Binyılı Sorgulamak: Kesinlikle keyfi bir gerisayım için rasyonalist bir klavuz Yazar: Stephen Jay Gould Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 143 Binyılı Sorgulamak, Stephen Jay Gould’un, milenyumun anlamının peşine düşen ve takvimbilim, astronomi ve tarihten devşirilmiş ilginç hikâyelerle örülü yazılarından oluşuyor. Gould, şu üç sorunun cevabını arıyor: Binyıl tam olarak ne anlama gelir ve bu anlam, İsa’nın yeryüzündeki binyıllık hakimiyetinden insanlık tarihinin binyıllık seküler bir dönemine nasıl kaymıştır? Yeni binyıl ne zaman başlıyor; 1 Ocak 2000’de mi, yoksa 1 Ocak 2001’de mi? Gould’a göre bu hiç de önemsiz bir mesele değil, çünkü çözümsüzlüğü 20. yüzyıl kültürel tarihi hakkında bir fikir veriyor. Ve son olarak, niçin takvimlerimiz bizi keyfî bir düzenlilik aramaya ve binyıl düşüncesi karşısında büyülenmeye itecek kadar karmaşık olmak zorunda? Gould’un binyıl meselesi üzerinden insanlığa bakarken değindiği tarihsel ve bilimsel olgular arasında, farklı takvim uygulamaları, bir 6. yüzyıl keşişinin sonuçlarını halen yaşamakta olduğumuz kronoloji hataları ve otistik bir gencin, geçmiş ve gelecek günlerin haftanın hangi gününe geldiğini hesaplama yeteneğini geliştirmesi de var. Yazdığı her popüler bilim kitabı çok satanlar arasına giren biyolog Stephen Jay Gould, binyılı sorgularken de zeki ve eğlendirici.

Jorge Luis Borges – Dantevari Denemeler Shakespeare’in Belleği
Deneme / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Dantevari Denemeler Shakespeare'in Belleği Yazar: Jorge Luis Borges Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 145 Arjantinli yazar Jorge Luis Borges, bu kitapta okuru Dante’den Goethe’ye, Dostoyevski’den Shakespeare’e edebiyat tarihinde bir yolculuğa çıkarıyor. Elinizdeki kitap, Jorge Luis Borges’in yaşamının sonuna doğru yayımlanan iki kitapçıktan oluşuyor. Dantevari Denemeler, Borges’in İlahi Komedya üstüne yaptığı bir “derin okuma” olarak tanımlanabilir. Edebiyatı farklı kültürlerden beslenen küçük evrenlerin buluşması olarak gören yazar, Dante’nin metninde tespit ettiği zamana dirençli bölümleri yeniden ortaya çıkartıyor. Shakespeare´in Belleği ise Borges’in ölümünden birkaç yıl önce, 1983’te yazdığı üç öyküyü bir araya getiriyor. Borges bir kez daha, büyük bir yaratıcılıkla yazı, edebiyat, bellek, sonsuzluk gibi konulara yoğunlaşıyor. “Borges, yazdıklarının hem karesini alan hem de kare kökünü çıkartan bir edebiyat yarattı.” ITALO CALVINO “Borges’i okumak, benzersiz bir şekilde aydınlatıcı ve orijinal.” ALBERTO MANGUEL

Andre Malraux – Karşı Anılar
Deneme / 17 Mayıs 2017

Kitap Adı: Karşı Anılar Yazar: Andre Malraux Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 531 Karşı Anılar 20. yüzyılı şekillendiren büyük tarihsel olayların birçoğuna ya aktif olarak katılmış ya da yakından tanık olmuş bir büyük yazarın, André Malraux’nun bu arka plan eşliğinde yaptığı bir çağ muhasebesi olarak okunmalıdır öncelikle. Son derece renkli, derinlikli bir politik pratik ve entelektüel hayatın kazandırdığı bilgi, deneyim zenginliği ve olgunlukla, çarpıcı anılarla harmanlanmış bir sorunun, “20. yüzyıl neydi?” sorusunun cevabını arıyor burada. Malraux bu kitabında bizi Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan İspanya İç Savaşı’na, Nazizme karşı Direniş’ten toplama kamplarına, Çin, Vietnam ve Hindistan’ın devrim-kurtuluş mücadelelerinden sömürgeciliğin tasfiyesi sürecine götürüp getirirken; bu sürükleyici anlatıya insanın ve insanlığın ezeli sorunlarının, umut ve hayal kırıklıklarının gerilimini yüklemeyi de ihmal etmiyor.

Johann Peter Eckermann – Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar
Deneme / 1 Nisan 2017

Kitap Adı: Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Johann Peter Eckermann Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 800 Johann Peter Eckermann (1792-1854) : Goethe’nin kırk cildi bulan toplu yapıtlarının yayımlanmasında ona asistanlık yapan Eckermann, ilk Goethe filologu sayılmaktadır. Goethe’nin ölümünden sonra Eckermann’ın 1842 yılına kadar sürdürdüğü çalışmalar sonucunda toplu yapıtlara yirmi cilt daha eklenmiştir. Yayımlanmış şiirlerinden başka, Jena Üniversitesi’den doktor unvanı almasını sağlayan Şiir Sanatına Katkılar adlı kuramsal bir kitabı da olan Eckermann, Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar adlı yapıtıyla tanınır. Yazarın Goethe ile geçirdiği on yılın ürünü olan bu kitap,1835 yılında iki cilt olarak yayımlanmış, üçüncü cildi ise 1848’de basılmıştır. Goethe ile Konuşmalar Nietzsche’ye göre, Goethe’nin yazılarından daha çok ve tekrar tekrar okunmayı hak eden en iyi Almanca kitaptır. Mahmure Kahraman (1956) : Lise eğitimini Trabzon’da tamamladıktan sonra, iki yıl Münih’te yaşadı ve Goethe Enstitüsü’ne devam etti.1983 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Yüksek lisans eğitimini 1986’da, doktora eğitimini ise 1992’de tamamladı. Halen Ege Üniversitesi’nde Almanca okutmanı olarak çalışmaktadır.

Montaigne – Denemeler
Deneme / 30 Mart 2017

Kitap Adı: Denemeler Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Montaigne Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 272 Michel de Montaigne (1533-1592): “Kendini tanı” ve “Ne biliyorum?” gibi temel sorularla yola çıkarak bir insanda insanlığın bütün hallerini yoklayan “deneme” türünün insim babasıdır. 1571’de kitaplarıyla birlikte çiftliğinin kulesine çekilmesiyle başlayan bu yaratıcı süreç, Montaigne’i önce okuduklarıyla ilgili notlar almaya itmiş, aynı notlar zamanla Denemeler’i (1580) oluşturmuş, ve bu kişisel yazılar ilk yayımlanıştan sonra da dallanıp budaklanmayı sürdürmüştür. Bu kitaptaki Eyüboğlu çevirileri’de, 1940’daki ilk baskısından 1970’deki halini alana dek okurun önüne her defasında yeni parçalar getirerek bir anlamda yapıtla benzeri bir yol izlemiştir.

Can Dündar – Yıldızlar
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Yıldızlar Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 264 Onlar ahir zaman suretleri… Günümüzün şöhretleri… Kimini puslu bir camın ardında gördüm, Kimini bir kâhin küresinin aynasından… Kimiyle bir golf arabasında, Kimiyle motosiklet selesinde konuştum, Kimiyle dertleştim sabaha kadar, Kimini gıyabında çekiştirdim. Bir samanyoluydu baktığım; Kimi yıldız yeni yeni parlıyordu, Kimi kayıp gitmişti bile… Çoğu, en parlak döneminde Yansıdı kitaba, Asıl önemlisi, Türkiye’nin bir başka yüzünü gördüm, her baktığımda yıldızda… Tarkan Yılmaz Erdoğan Süreyya Ayhan Özcan Deniz Yıldız Tilbe Mehmet Çağçağ Hülya Avşar Orhan Pamuk Şebnem Ferah Cem Yılmaz İbrahim Tatlıses Mazhar Alanson Tarık Akan Cem Karaca Sibel Kekilli İskender Çolak Kadir İnanır Behçet Nacar Erman Toroğlu Yaşar Nuri Öztürk

Can Dündar – Kırmızı Bisiklet
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Kırmızı Bisiklet Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 240 Önce ürkerek bastı pedallara… Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim. Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim. Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu. Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu. Oysa ben farkındaydım: Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu. Kırmızı Bisiklet’te Can Dündar “baba olma” serüvenini, kendi yaşadıkları üzerinden okurlarla paylaşıyor. Kendi babasıyla ilişkisini, “babba” kelimesini ilk duyduğunda yaşadığı coşkuyu, başlardaki uykusuz gecelerde hissettiklerini ve onu takip eden, “Hangi masalı okumalı, hangi oyuncağı almalı?” gibi endişeleri, bütün içtenliğiyle dile getiriyor. Ve kırmızı bisikletin iki tekerlek üzerinde seyretmesiyle uyanan, “Hangi okula göndermeli, tarihi nasıl anlatmalı, doğumu nasıl öğretmeli, beladan nasıl esirgemeli?” gibi kaygılarla, giderek bir yol arkadaşına dönüşen oğluyla ilişkisini anlatıyor. Can Dündar, Kırmızı Bisiklet’in 20. baskısını hazırlarken kitabı elden geçirerek yeniledi. Kendi yaşadıklarının yanı sıra başkalarının deneyimlerine; günümüz çocuklarının, gençlerinin ve anne babalarının sorunlarına da yer veren yazar, kitabın yeni halini, yakın zamanda kaybettiği babasına vedasını anlattığı yazılarla sonlandırdı.

Can Dündar – Aşka Veda
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Aşka Veda Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 “Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem,” diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70’lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: “Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun…” “Şimdi bakıyorum da, umursamaz kalabalıklarda metruk bir yalnızlık yaşıyor neslim…” Aşka Veda, Can Dündar’ın aşka dair yazılarını bir araya getiriyor. Körkütük, sırılsıklam aşkları, özlemi, yalnızlığı, ayrılığı ve terk edilme acısını; “kâh içten içe kabaran kâh gürül gürül çağlayan o deli nehri,” anlatıyor. Siyasetten ve popüler kültürden kadın ve erkeklerin zaman içinde değişen yüzlerine bakıyor. “Söylenmemiş o iki sözcük yüzünden heba olup gitmiş” nesiller ile nihayet kavuşan ama mutsuz mu mutsuz olan günümüz gençliğini karşılaştırıp şiirini kaybeden zamane ilişkileri sorguluyor. Şehvet sevdadan soyunduğunda, Eros okunu kırdığında, piyasa duruma el koyduğunda aşkın nasıl can çekişmeye, körelip çirkinleşmeye başladığını sergiliyor. Hazsız evliliklerden evliliksiz hazlara, sekssiz aşktan aşksız sekse; ateşten gömleği gönüllü giyenlerden, aşkını kariyerine feda edenlere geçişin izini sürüyor. Aslında bir türlü veda edemediğimiz, her daim ihtimal dahilinde olan aşkı anlatıyor Can Dündar, Aşka Veda’da. Ve olası bir sevda kuraklığı tehlikesine karşı, okurları uyarıyor…

Alain Badiou – Aşka Övgü
Deneme , Slider / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Aşka Övgü Yazar: Alain Badiou Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 88 “Aşk inatçı bir serüvendir. Serüven dolu tarafı gereklidir gerekli olmasına ama, inat da gerekir.” Ünlü yazar ve felsefeci Alain Badiou Nicolas Truong’la birlikte aşkı, o en olağanüstü duyguyu irdeliyor. Çıkarı, güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı “yeniden icat etmeye” çağırıyor bizi. Değil mi ki tüm dünyayı kapsayacak, ortaklaşa bir yaşamın savunma aracı, direnişi bu duygu. Badiou, tekbiçimliliğe, aynılığa karşı serüveni, rastlantıyı, farkı, demek ki aşkı yüceltiyor; sözü internetteki bir tanışma sitesinden açıp Schopenhauer’den Levinas’a aşkın dönüşümlerini sorguluyor. Neden bu kadar düşkünüz aşka? Sayısız şiir, roman, film, oyun, hepsi aşk üstüne. Bir düşünür bunca insanın peşinde koştuğu bir güzelliğe karşı duyarsız kalabilir mi? Badiou bu yoğun tutkunun farklı yüzlerine tanımlar getiriyor, aşkla bir sahne, bir dünya kurmanın yollarını arıyor.