Eduardo Galeano – Tepetaklak
Deneme / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Tepetaklak: Tersine Dünya Okulu Yazar: Eduardo Galeano Yayıncı: Sel Yayıncılık Sayfa Sayısı: 350 Eduardo Galeano insan onurunun, erdemliliğin, adalet duygusunun ve toplumsal belleğin yağma, talan, çıkar ilişkileri ve emperyal politikalarla alaşağı edildiği günümüzün “tepetaklak” dünyasında ayakta durmamız için kılavuzluk etmeyi sürdürüyor. Yeni dünyayı saran belleksizleşme sendromuna keskin kalemiyle savaş açan Galeano, Meksikalı gravür ustası José Guadalupe Posada’nın kışkırtıcı tasvirleriyle zenginleşen Tepetaklak – Tersine Dünya Okulu’nda adaletsizliğin, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin temel ilkelerini; dünyamızı tahrip edenlerin dokunulmazlık kalkanını; iletişimsizliğin ve tüketimin yayılma stratejilerini; suçlu yaratma ve kitleleri köleleştirme sanatını yine benzersiz üslubuyla ele alıyor. Okurunu ise çığırından çıkmış dünyayı eski haline döndürebilme umuduyla keyifli bir suça, unutturulmaya çalışılan tarihsel olayları ifşaya ortak ediyor.

Nizar Kabbani – Ben Beyrut
Deneme / 3 Şubat 2018

Kitap Adı: Ben Beyrut: Bir Kentin Günlükleri Yazar: Nizar Kabbani Yayıncı: Hece Yayınları Sayfa Sayısı: 104 Bağımsızlıktan bugüne kadar Lübnan’ın tarihine baktığımızda Ortadoğu siyaset oyununa Lübnan’ın bir kuruşla bile katılmadığını, hep oyuncuları izlediğini görürüz. Oyun kızıştı, kumar milyonlar, milyarlar düzeyine çıktı, salonun havası Havana purosu dumanıyla doldu; kazananlar fişlerini yığmaya, kaybedenler şanslarını yeniden denemeye başladı, gecenin sonunda Lübnan’a bir şey kalmadı. Kumarcılar ona sigaralarının izmaritlerini, kadehlerinin tortularını, sandviçlerinin artıklarını bıraktılar; geleneksel konukseverliğine ve refakatinin güzelliğine teşekkür ederek onun için şapka çıkardılar. Lübnan “konumsuzluk” vergisini böyle ödedi. Bu, savaşı dürbünle yahut devrimcilerin kavgalı toplantılarını televizyon ekranında izleyen herkesin ödemesi gereken ağır bir vergidir. Sen kim olduğuna karar veremediğin zaman, senin kim olduğuna başkası karar verecektir. Sen kendini yönetemediğin zaman, başkası seni yönetecektir. Sen gemini yürütemediğin zaman, korsanlar ve çapulcular onu yürütecektir.

Umberto Eco – Açık Yapıt
Deneme / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Açık Yapıt Yazar: Umberto Eco Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 344 1962 yılında yayımlandığında dünya çapında büyük yankı uyandıran ve yapıt ile okur/izleyici arasındaki etkileşimin dinamiklerinin öne çıkarıldığı Açık Yapıt, 20. yüzyılın poetika literatürüne son derece önemli bir katkı… Umberto Eco, bu çalışmasında müzik, edebiyat ve görsel sanat örnekleri üzerinden dönemin avangard poetikalarının izini sürer ve bu tür yapıtlara eleştirel yaklaşımı olanaklı kılacak bir metodoloji önerir. Yelpazesini geniş tuttuğu bir bilimsel ve metodolojik zeminden yola çıkan Eco, avangard sanat estetiğinin belkemiğini oluşturan “açıklık” kategorisi ekseninde sanat yapıtının anlamlandırılma sürecini analiz eder. Bu çerçevede “çokluk”, “çoğulluk”, “çokanlamlılık” kavramlarına özel bir vurgu yaparak yapıtın anlamlandırılma sürecinde odağı “yaratıcı”dan okura/izleyiciye kaydırır.

Sunay Akın – Onlar Hep Oradaydı
Deneme / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Onlar Hep Oradaydı Yazar: Sunay Akın Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 194 Kızılderililerin sürüldüğü topraklarda, 1966’da, uzay kıyafetleri giydirilen NASA görevlilerine Ay’a indiklerinde ne yapacakları, nasıl davranacakları anlatılırken, yaşlı bir Kızılderili’nin yanındaki çocukla birlikte bu çalışmaları her gün izlediği görülür. Aradan geçen birkaç gün sonra çocuk yanlarına gelir: “Beni babam gönderdi. O Beyaz Adam’ın dilini bilmiyor. Ben okulda öğrendim. Babam, bu garip aletler ve kıyafetlerle burada günlerdir ne yaptığınızı soruyor.” Bir NASA yetkilisinin, Ay’a gitmek üzere olduklarını, bunun için astronotları eğittiklerini anlatması üzerine Kızılderili çocuk babasının yanına geri döner… Bunun üzerine günlerdir hiç kımıldamadan duran yaşlı Kızılderili koşarak astronotların yanına gelir ve nefes nefese Navaho diliyle bir şeyler söyler. Söyleneni anlamayan NASA görevlileri, babasının arkasından koşarak gelen çocuğa bakarlar… Çocuk, Beyaz Adam’ın Ay’a gideceğini öğrenince babasının çok heyecanlandığını anlatır ve kendisinin Ay’a bir mesajı olduğunu, onu da yanlarında götürüp götüremeyeceklerini sorduğunu söyler. Günlerdir güneş altında ciddi ciddi çalışmaktan sıkılan görevliler bir teyp uzatırlar: “Babana söyle, mesajını bu teybe söylesin. Söz, giderken yanımızda götüreceğiz.” Kızılderili, çocuğunun Beyaz Adam’ın sözlerini Navaho diline çevirmesinden sonra teybe bir şeyler söyler, sonra da kızgın adımlarla uzaklaşır oradan. Mesaj şöyledir: “Bu adamlara dikkat edin! Topraklarınızı almaya geliyorlar!..”

Woody Allen – Yan Etkiler
Deneme / 3 Ocak 2018

Kitap Adı: Yan Etkiler Yazar: Woody Allen Yayıncı: Siren Yayınları Sayfa Sayısı: 230 Ölümsüzlüğe, eserlerimle değil, ölmeyerek kavuşma dileğindeyim. – Woody Allen Çağımızın ünlü sinema ustası, unutulmaz komedyen, kült filmlerin akıllara kazınmış başrol oyuncusu ve kitapları dünyanın her yerinde büyük ilgi gören yazar Woody Allen, uzun bir aradan sonra özenli bir çeviriyle Türkiye’de okurlarıyla buluşuyor. Seksten siyasete, felsefeden gündelik hayatın absürt detaylarına uzanan bir yelpazede, zamanımızın bu önemli figürü Woody Allen, eğlenceli ve entelektüel bir klasikle, YAN ETKİLER’le karşınızda. YAN ETKİLER, yaşayan bu büyük efsanenin en keyifli kısa metinlerini, O Henry ödüllü klasiği Kugelmass Olayı dahil olmak üzere bir araya getiriyor. 2008 Cannes Film Festivali’nde büyük ilgi gören son filmi yakında tüm dünya ile beraber ülkemizde de vizyonlara girecek olan Woody Allen, YAN ETKİLER’de çarpıcı ve sıradışı gözlemlerini kahkahalarla okuyacağınız denemeler ve öykülerle buluşturuyor. Çağımızın kültür ve sanat dünyasının devi Woody Allen’ın YAN ETKİLER’inin üzerinizdeki etkisinden kolay kolay kurtulmak istemeyeceksiniz. YAN ETKİLER, hayatla inceden inceye dalga geçenlerin, ağlanacak haline kahkahalarla gülenlerin, giderek karamsarlaşan bir dünyaya mizah merceğiyle bakmayı seçenlerin başucu kitabı.

Aydın Boysan – İstanbul Esintileri
Deneme / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: İstanbul Esintileri Yazar: Aydın Boysan Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 230 Çok renkli ve çok yönlü bir kişiliği olan Aydın Boysan, dünyayı ve İstanbul’u, geçmişi ve geleceğiyle iyi tanıyan ve zevkle okunacak şekilde anlatabilen bir İstanbullu. ‘Kitaplar, İstanbul’un kuruluş tarihi için, günümüzden bin altı yüz otuz altı yıl önceye gidiyorlar (İ.Ö. 658). İstanbul o kadar tamah çekmiş ki, başından geçmeyen kalmamış,’ diye başlıyor yazar ve İstanbul Esintileri’ni okura sunuyor.

Albert Camus – Denemeler
Deneme / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: Denemeler Yazar: Albert Camus Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır. Akdeniz’in tragedyası güneşe bağlı, Kuzeyinki gibi sislere değil. Eski Yunanlılar istenci (irade) akılla sınırlandırırken, biz onu aklın eline verdik. Bu yüzden akıl da elini kana boyadı. Yunanlılar için değerler, her türlü eylemden önce vardı ve onu sınırlandırıyordu. Yeni felsefe ise, değerleri eylemden sonraya koyuyor. Çağımız mutlakın ve dünya gücünün peşine düşmüş, dünyayı sonuna dek yaşamadan değiştirmek, onu daha anlamadan düzenlemek istiyor. Lawrance «Trajik, yıkıma atılan zorlu bir tekme olmalıdır» Mısırlıların “Ölüm Kitabı”nda doğru bir Mısırlının öbür dünyada temize çıkabilmesi için şunu söyleyebilmesi gerekirmiş: Kimseyi korkutmadım.

Haldun Taner – Berlin Mektupları
Deneme / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Berlin Mektupları Yazar: Haldun Taner Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Berlin Mektupları Haldun Taner’in 1935-1984 yılları boyunca öğrenci ve yazar olarak bulunduğu Almanya gözlemlerini içeriyor: Hitler’in yükselişi, siyasal mücadeleler, soğuk savaş yılları, füze rampaları, yeşiller hareketi, hava kirliliği, Türk işçiler sorunu, Alman Çeşmesi… Yirminci yüzyıl Almanyası tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel açıdan renkli bir üslupla gözler önüne seriliyor. Taner kitabın ilk baskısına yazdığı önsözde “Hikâyelerim çevrildikçe piyeslerim orda oynandıkça, kongre ya da konferans için çağrıldıkça, sık sık Almanya’ya gittim. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki kara günlerini, bunun içinden nasıl kurtulduklarını ilgi ile izledim. Gözlemlerimi, izlenimlerimi sık sık, ya gezi notlarımda, ya köşe yazılarımda anlattım.” diyor.

Can Dündar – Yarim Haziran
Deneme / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: Yarim Haziran Yazar: Can Dündar Yayıncı: İmge Kitabevi Sayfa Sayısı: 158 Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay… “Sana samanyolu getirdim” dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda… Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet.. Sonra penceremi açıp onu içeri aldım. Dolunay, samanyolundan ışıklarla eteklerinde; “Haydi” diyordu penceremin dibinde; “Haydi… ebedi baharın ülkesine…” Lakin dolunaya inat; öylesine bitkin ve naçar ki hayat…kopamadım akşam haberlerden, dünyevi kederlerden…Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi’den bir şiir fısıldayarak kulağına: “Bir gün geleceğim / alıp şu başımı / bir gün geleceğim / belki de Haziran / bulacak naaşımı / belki de Haziran…” Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay samanyolu boyunca efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı. Bakakaldım peşinden.. Ne gözümü alabildim, ne göze alabildim.

Elias Canetti – İnsanın Taşrası
Deneme / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: İnsanın Taşrası Yazar: Elias Canetti Yayıncı: Sel Yayıncılık Sayfa Sayısı: 394 Elias Canetti “Notlar”ıyla dünya edebiyatında kendine özgü bir yazın türü yaratmıştır. Yazar, İnsanın Taşrası adını verdiği ve 1942-1972 yılları arasındaki notlarını içeren kitabında, yaşadığı dünyada herkesten ve her şeyden önce kendi kendisiyle en maskesiz tarzda hesaplaşmayı etik bir ilkeye dönüştürür. Canetti’nin aslında bütün yazdıkları gibi, “Notlar”ı da, giderek daha çok körleşen bir dünyada bilinçli yaşamaya çalışan insanoğlunun bakışlarını yitirmemesi için verilmiş en soylu savaşımlardan birini belgeliyor. Ne de olsa “içinde yaşadığımız dünyanın durumunu göremeyenin o dünya üzerine yazacak hemen hiçbir şeyi yoktur…” “Bu notların güçlüğü, kişisel olmalarından kaynaklanıyor. İnsan, özellikle kişisel olandan uzaklaşmak istiyor; sanki daha sonra artık değişemeyeceğinden korkarcasına, kişisel olanı kâğıda dökmekten korkuyor. Gerçekte ise insan bir kez yazdıktan sonra rahat bıraktığı takdirde, her şey pek çok yoldan değişime uğramayı sürdürüyor. Ruhun yollarını gösteren şey, yeniden okumak.”

Adnan Kurt – Bir Laboratuvar Romansı
Deneme / 18 Kasım 2017

Kitap Adı: Bir Laboratuvar Romansı Yazar: Adnan Kurt Yayıncı: altkitap Yayınevi İnsanı sersemletecek kadar sıcak bir havada sıkıntıdan patlayan Alice, bir ara yanında oturmakta olan ablasının okuduğu kitaba bakar. Ama bu, içinde resimlerin ve konuşmaların olmadığı bir kitaptır. “İçinde resim ve konuşmaların olmadığı bir kitap ne işe yarar ki?” diye düşünür. Tam o sırada yanlarından geçen kırmızı gözlü, beyaz tavşanın “Eyvah! Eyvah! Çok geç kalacağım!” diye söylenmesi hiç şaşırtmaz Alice’i. Ama bir şeye öylesine şaşacaktır ki, bu onun Harikalar Diyarına açılan tavşan deliğinden geçmesine neden olacaktır: Beyaz tavşanın bir cep saatine sahip olması. Adnan Kurt’un, bilim üzerine denemeler olarak tanımlanabilecek metinlerinden oluşan kitabıyla ilgili bir yazıya, Lewis Carrol’un inanılmaz güzellikteki kitabı “Alice Harikalar Diyarında” ile başlamak bir çok açıdan doğru kanımca. Öncelikle asıl adı Charles Lutwidge Dodgson olan Carrol’un Oxford Üniversitesi matematik profesörlerinden biri olduğunu hatırlamakta fayda var. Ama bu başlangıcın asıl nedeni, okurun “Bir Laboratuvar Romansı”nı okurken, kendini bilmediği (ya da farklı bir bakış açısıyla karşılaştığı), büyülü ve her adımında, açılan her kapısında şaşırtan bir dünyanın içinde hissedecek olması. Bu kitabın, okuru çıkaracağı yolculuğun, Alice’in Harikalar Diyarındaki yolculuğundan farklı olmayacağını söylemek çok da abartılı olmayacaktır. Yolculuk kavramı, çağrıştırdığı sürekli devinim ve sürekli değişimle bilimsel söylemin gereksindiği heyecanı oldukça güzel…

Ahmet Hamdi Tanpınar – Yaşadığım Gibi
Deneme / 16 Kasım 2017

Kitap Adı: Yaşadığım Gibi Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar Yayıncı: Dergah Yayınları Sayfa Sayısı: 470 Tanpınar’ın gazete ve dergilerdeki yazılarının derlenmesinden oluşan Yaşadığım Gibi 7 bölüm halinde düzenlenmiştir: 1. İnsan ve cemiyet, 2. İnsan ve ötesi, 3. Üç şehir (İstanbul, Bursa, Maraş), 4. Paris tesadüfleri, 5. Türk edebiyatı, 6. Musıkî, 7. Plâstik sanatlar. Bu yazıların çoğu deneme özelliği taşısa bile yine de Tanpınar’ın Türk kültürü, medeniyeti, edebiyatı, sanatlar, batı dünyası üzerindeki fikirleri bakımından önemli bilgiler ihtiva etmektedirler.

Zülfü Livaneli – Sanat Uzun Hayat Kısa
Deneme / 10 Kasım 2017

Kitap Adı: Sanat Uzun Hayat Kısa Yazar: Zülfü Livaneli Yayıncı: Remzi Kitabevi Sayfa Sayısı: 400 Hayata ve İnsana Dair Denemeler… Bu kitap, çok boyutlu bir sanatçının okuyarak, besteler yaparak, filmler çekerek, romanlar yazarak ve hepsini halkla iletişim halinde üreterek yaşarken birikmiş sözlerinin süzülmesinden oluşuyor. Ayrıca, bu ülkede yaşamanın; bu yollarda seyahat etmenin, bu televizyonları izlemenin, bu sokaklarda yürümenin izlerini taşıyor. Livaneli bu kez, yıllar boyunca biriktirdiği bilgiler, karşılaştığı gerçeklikler, tanık olduğu durumlar arasında ilgiler kurarak, kimi sorunlar üstünde düşünüyor. Her insanda olduğu gibi onda da dış dünya bu şekilde zihnine yansıyor.

Enis Batur – Yeryüzü: Cehennem
Deneme / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Yeryüzü: Cehennem Yazar: Enis Batur Yayıncı: altkitap Yayınevi Enis Batur, 1999-2000 dönemecinde, bir binyıl kavşağında, bu köprü üzerinde kafa yorduğu bir dizi metin üretti. Yaradılış-Tufan-Kıyamet üçgeni içinde sıkışan, sıkıştırılmak istenen Zaman’ın ademoğlunda doğurduğu korku formatları hakkında bir zincirleme-kitap doğdu oradan. Bütünün parçaları, bir sergi kataloğunda, Hürriyet gazetesinde, Sanat Dünyamız ve Cogito dergilerinde yayımlandı – ilk kez burada günışığına çıkan “İkibin” dışında…

İlhan Selçuk – Düşünüyorum Öyleyse Vurun
Deneme / 4 Eylül 2017

Kitap Adı: Düşünüyorum Öyleyse Vurun Yazar: İlhan Selçuk Yayıncı: Cumhuriyet Kitapları Sayfa Sayısı: 181 Eflatun demiş ki: “Ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olursa devletler mutlu olabilir.” Günümüz koşullarında pek akıllıca sayılmasa da insanı düşünmeye yönelten bir yanı vardır bu sözün; çünkü devlet yönetiminde düşüncenin, fikrin, mantığın ağır basmasını istiyor Eflatun. Oysa tarih boyunca devlet yönetimlerinde mantığın pek az payı olmuştur. Descartes’in ünlü özdeyişini anımsayın: “Düşünüyorum, öyleyse varım.” Bu özdeyiş çoğu yerde şöyle anlaşılmıştır: “Düşünüyorum, öyleyse vurun.” Çağımızda fikir özgürlüğüne karşı çıkanlar da böyle davranmıyorlar mı?