Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş

Tanrı Adına Savaş Kitap Kapağı Tanrı Adına Savaş
Karen Armstrong
Alfa Yayıncılık
625

Bu olağanüstü kitabın önemi geniş kapsamlı görüşleri kadar ayrıntılarında yatmakta… Köktendincilik zorla kontrol altına alınamaz. Eğer yenilgiye uğratılmak isteniyorsa öncelikle anlaşılmak zorunda.

-Philip Ziegler, Daily Telegraph-

Köktendinciliğin hayaleti dünyamıza musallat olmuş durumda ve çoğumuz sadece dehşete kapılmakla kalmadık, bundan şaşkınlığa da uğradık… Hasta rehberine ihtiyacımız var. Karen Armstrong işte bu rehber.

-A.N. Wilson, Daily Mail-

Armstrong bütün alışıldık yeteneklerini sergiliyor: Onun gözüyle on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyılla ilgili her satır değerli ve her hikâye ilgi çekici.

-Felipe Fernandez-Armesto, Literary Review-

Olağanüstü bir kitap. Din ve politikayla çok az ilgisi olan bir okurun bile mutlaka alması gereken bir kitap.

-Tom Morton, Scotland on Sunday-

Karen Armstrong’un kitabı köktendinciliği korkutucu öğlerinden arındırılmış olarak görmemize, böylece de onu ciddiye almamıza ve onunla baş etmeye yönelik stratejiler geliştirmemize imkân sağlıyor. İnsancıl ve anlayışlı.

-Gabriel Josipovich, The Times-

İbn Arabi – Fenâ Risalesi

Fenâ Risalesi Kitap Kapağı Fenâ Risalesi
İbn Arabi
İz Yayıncılık
71

"Metafizik bilgi yolunun amacı olan İlahi Hakikat ancak, bir yandan varlıkta ya da müşahede eden 'göz'de nisbi ve mümkün olan şeylerin 'fena'sı; öte yandan gene aynı varlıkta mutlak ve zorunlu olan şeylerin 'beka'sı demek olan, bir gerçekleştirim (realisation) sayesinde müşahede edilebilir. Bu, kesinlikle, hiç bir mahiyet değişimini, hiç bir şekilde özün bozulmasını ya da ortadan kaldırılmasını içermeyeceği gibi, daha önceden var olmayan hiç bir sonucu da çıkarmaz. Yok olan şey, tanım olarak, kadüktür ve daima 'yokluk' halindedir; kalan şey ise, sürekli olarak 'beka' halindedir, ebediyen aynı şekilde olandır. İşte, müşahedeyi yapan varlık ya da 'göz' için yeni olarak gözüken ya da açıklanan şey, sadece 'Görme'dir."

Emile Durkheim – Dini Hayatın İlkel Biçimleri

Dini Hayatın İlkel Biçimleri Kitap Kapağı Dini Hayatın İlkel Biçimleri
Emile Durkheim
Eskiyeni Yayınları
599

Anasayfa Dinler - Mitolojiler Dinler Tarihi - Felsefesi
Dini Hayatın İlkel Biçimleri
Dini Hayatın İlkel Biçimleri
Emile Durkheim
Eskiyeni Yayınları
Yayınevinin tüm kitapları %20 indirimli
Tükendi
Temin süresi 5 gündür.

Tavsiye et

Hata bildir

Favorilerime Ekle
Açıklama
Yorumlar
Bu kitapta, bugün bilinen en basit, en ilkel dini ve onun esaslarını keşfetmek ve çözümlemek hedeflenmiştir. Bir dini sistem, şu iki koşulu yerine getirdiğinde onun gözlemlenebilir en ilkel din olduğu söylenebilir: Birincisi, bu dini sistemin organizasyonlarının basitliği, başka hiçbir toplumda bulunmayan bir şekilde olması; ikincisi, bu dini sistemin kendisinden önceki başka herhangi bir dinden herhangi bir unsur alınmaksızın açıklanabilir olmasıdır.

Bedri Ruhselman – İlahi Nizam ve Kainat

İlahi Nizam ve Kainat Kitap Kapağı İlahi Nizam ve Kainat
Bedri Ruhselman
Ruh ve Madde Yayınları
320

Türkiye'de ruhçu araştırmaların başlangıcı Dr. Bedri Ruhselman tarafından 1950 yılında kurulan Türkiye Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Cemiyetine dayanır. 1959 yılında "Önder" adını verdiğimiz Büyük Vazife Planı'ndan gelen bilgiler, Dr. Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiş, noter ve banka kasalarında uzun yıllar boyunca saklanmıştı. Şimdi zamanı geldiği için açılıyor ve orijinaline sadık kalınarak yayınlanıyor. İlahi Nizam ve Kainat adı altında kitaplaşıyor.

Ruh kavramına, ruhun iradi eylem haline, zaman anlayışına, ruhsal alemin plansal organizasyonuna, maddenin yapısına, fizik ve kuantum bilimine şu ana kadar olan bilgilerden farklı yaklaşımlarda bulunan, ölüm anına ve sonrasına yaklaşımları farklı bir şekilde açıklayan ve önümüzdeki dönemlerde tüm dünya insanlığını bekleyen hem fiziki, hem manevi, hem ruhsal değişimleri ortaya koyan ve öngörülerde bulunan bu kitapta okuyucular, kendi varlıklarına bambaşka bir yaklaşımla ve ruhsal gerçeklerle karşılaşacaklar.

Mehmet Emin Ay – Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatalım?

Çocuklarımıza Allah'ı Nasıl Anlatalım? Kitap Kapağı Çocuklarımıza Allah'ı Nasıl Anlatalım?
Mehmet Emin Ay
Timaş Yayınları
192

Yaşadığımız bu çağın sonuna yaklaşıken, dünya devletlerinin bir yandan teknoloji yarışını hızlandırdıkları, öte yandan eğitime hız verdikleri görülmektedir. İnsan gücünden en iyi şekilde faydalanmasını bilen devletler, kısa zamanda gelişmiş ve yeryüzünde söz sahibi olmuşlardır. Bu gelişmenin ardındaki en önemli gerçek, bu devletlerin sistemli ve programlı bir eğitim yapısına sahib olmalarının yanı sıra, manevi değerlerinden asla taviz vermemeleridir. İnsan hayatında ihmale gelmez ve vazgeçilmez bir yeri olan çocukluk dönemi eğitiminde anne ve babalara, anaokulu ve ilkokul öğretmenlerine büyük destek sağlayacağına inandığımızın dikkatlerine iftiharla sunuyoruz.

Mustafa Akyol – Özgürlüğün İslami Yolu

Özgürlüğün İslami Yolu Kitap Kapağı Özgürlüğün İslami Yolu
Mustafa Akyol
Doğan Kitap
284

Mustafa Akyol, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seriyor ve özgürlükçü bir İslam'ın mümkün olabileceğini gösteriyor.

"İstanbul'daki en parlak zihinlerden biri."
-Fareed Zakaria, CNN-

"Çok cesur ve zarif bir Müslümanca özgürlük müdafaası."
-Financial Times-

"Türkiye'de ve İslami Ortadoğu'da liberal demokrasi imkânları üzerine çok orijinal bir yorum."
-Wall Street Journal-

Mustafa Akyol, 2011'de İngilizce yayımlanan ve Türkçe baskısı için gözden geçirdiği kitabında Müslüman dünyadaki "özgürlük açığı"nı ele alıyor. Ve şu kritik soruyu soruyor: Müslüman dünyadaki otoriter rejim ve akımlar, İslam'dan değil de, acaba dünyanın bu kısmında kökleşmiş siyasi kültürler ve sosyal yapılardan kaynaklanıyor olabilir mi? Başka bir ifadeyle, acaba otoriter Müslümanlar, hasbelkader Müslüman olmuş otoriter insanlar mı?Tüm dünyayı ilgilendiren bu temel sorunun ardından, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seren Akyol, okurlara özgürlükçü bir İslam'ın pekâlâ mümkün olabileceğini de gösteriyor.

Radi Fiş – Bir Anadolu Hümanisti Mevlana

Bir Anadolu Hümanisti Mevlana Kitap Kapağı Bir Anadolu Hümanisti Mevlana
Radi Fiş
Evrensel Basım Yayın
272

Mevlâna, ünü Anadolu topraklarını aşıp tüm dünyaya yayılmış bir filozof ve şairdir. Altı kitaplık destanı Mesnevi dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. O, Yunanistan'dan İran ve Hindistan'a uzanan muazzam bir coğrafyayı kapsayan çok renkli bir düşünce dünyasının yaratılarını diyalektik biçimde özümsemiş hümanist bir doğulu bilgedir. Ne var ki, yedi yüzyıl boyunca, fikirleri ve şiirlerindeki bu hümanist-isyancı öz, resmi din ideolojilerinin damgasını taşıyan yorumlarla gözlerden gizlenmiştir.

Sadreddin Konevi – Esma-i Hüsna Şerhi

Esma-i Hüsna Şerhi Kitap Kapağı Esma-i Hüsna Şerhi
Sadreddin Konevi
Kapı Yayınları
270

'Allah' bazen varlığı ve varlık tarzı, bazen nitelikleri ve isimleri, en nihayetinde de insan ve âlemle irtibatı üzerindeki tartışmalar sebebiyle düşüncenin en kadim konusu olagelmiştir. 'Büyük' vasfını hak etmiş hiçbir düşünür bu meseleye bigâne kalamadığı gibi bir düşüncenin sahihliği ve ciddiyeti de Allah'ı bilmeye dair bir tasavvura varıp varmamasıyla bağlantılı olmuştur.

Allah'ın varlığını ispatlamayı metafizik yapmanın gayesi sayan İslam filozofları, Allah'ı bilmeyi akıllı olmanın vazgeçilmez ödevi ve ayrıcalığı gören Mutezile kelamcıları, Allah'a tanımada O'nun iradesinin önceliğini esas alarak insan aklının yetersizliğini kabul eden ehl-i sünnet bilginleri, bu bahiste İslam gelenekleri olarak akla ilk gelenlerdir. Yaşadığımız coğrafyanın ve tarihin en etkili düşünce okullarından birisi olarak İbnü'l-Arabî ve Konevî öncülüğünde teşekkül eden metafizik geleneği için de Allah hakkındaki araştırma meselesi esas zeminden kopmamıştır: Düşüncenin ya maksadı ya da başlama noktası her zaman Allah olmalıdır.
Esmâ-i Hüsnâ Şerhi, Sadreddin Konevî'nin ilahi isimleri Tanrı-âlem irtibatı bağlamında ele aldığı bir başucu klasiği.
Ekrem Demirli

Sadreddin Konevi – Fatiha Suresi Tefsiri

Fatiha Suresi Tefsiri Kitap Kapağı Fatiha Suresi Tefsiri
Sadreddin Konevi
Kapı Yayınları
520

Metafizik, 'varlık olmak bakımından varlık', başka bir ifadeyle 'salt varlığı' konu edinerek insanın bilgi ve araştırma eylemlerinin doğruluk ölçütü sayılan bilimdir. Her bilim meşruiyetini metafizik ile irtibatından kazanır. Başından beri süregelen ciddi itirazların gölgesinde kırılmalardan geçse bile varlık bilimi olma hüviyetini hiçbir zaman yitirmedi metafizik. Müslüman düşünürler Greklerden tevarüs ettikleri metafiziği yeni sorunlarla zenginleştirmiş olsalar bile temel istikametini değiştirmediler. İslam filozofları için metafiziğin temel sorunu varlık, maksadı ise Tanrı'nın varlığının ispatlanmasıydı. İbnü'l-Arabî'yle başlayan fakat nihai formunu Konevî'de bulan yeni metafizik anlayışı ise varlık ile Tanrı arasında kurduğu irtibatla metafiziği yeniden yorumladı. Tarihsel olarak 'son-kurucu metafizikçiler' diyebileceğimiz bu düşünürler, Allah'ın varlığını, müsellem

bir kaziye sayarak metafiziğin mevzusu saydı. Bu yaklaşımın anlamı açıktı: Allah akıl sahibi hiçbir insanın inkâr edemeyeceği nihai gerçeklik ve hakikattir. Var olmayı kabul eden her insan -bir ilke şeklinde- Allah'ın varlığını kabul etmiştir. İnsanın görevi genellikle pasif olabilecek bu 'ilke'den hareketle insanı ve âlemi yeni gözle yorumlayabileceği Allah hakkında bir marifet, o sağlam marifete dayalı ve bazen ona kaynaklık teşkil edecek bir ahlak kazanabilmekti. Bunun yolu ise Allah hakkındaki gerçek bilgiyi getiren Peygamber'i 'burhan', yani kesin delil kabul etmektir. Fatiha Suresi Tefsiri'nde Konevî, insan-Allah-âlem irtibatını bir bilgi ve ahlak meselesi olarak ele alarak metafiziği bu istikamette yorumlar.
-Ekrem Demirli-

Sadreddin Konevi – Fususü’l-Hikem’in Sırları

Fususü'l-Hikem'in Sırları Kitap Kapağı Fususü'l-Hikem'in Sırları
Sadreddin Konevi
Kapı Yayınları
180

İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî öncülüğünde 13. asırda teşekkül eden metafizik geleneğin hiç kuşkusuz en önemli eseri Fusûsu'l-Hikem'di. Fusûsu'l-Hikem'in temel meselesi Allah-insan-âlem ilişkilerini ahlakın ideal örnekleri mesabesindeki peygamberler üzerinden tahlil etmek. Geleneğin temel düşüncelerini anlatan Fusûsu'l-Hikem, İslam coğrafyasının farklı mekân ve zamanlarında hakkında yazılmış şerhler, bu şerhler ekseninde gelişmiş ikincil literatür ve yol açtığı polemiklerle İslam mirasıyla metafizik gelenek arasında birleştirici rol oynamış eserlerden.

Konevî'nin elinizdeki küçük hacimli eseri bu şerhlerin en etkilisi. Her şeyden önce Konevî bu veciz kitabıyla İslam düşüncesinde verimli bir geleneğin başlatıcısı oldu. Konevî'nin eserinin Fusûs'a yazılan ilk şerh olup olmadığı tartışmalarını bir yana bırakırsak, el-Fükûk, Fusûs çalışmalarının gidişatını belirlemede en müessir kitap olarak durmakta. Bunun en önemli sebebi hiç kuşkusuz Konevî'nin İslam düşünce geleneği içerisindeki tartışılmaz yeri.

Konevî teknik anlamıyla bir şarih olarak görülemez. Bizzat kendisi de bunun farkındadır ve kendisini İbnü'l-Arabi'yle birlikte 'kurucu düşünür' kabul eder. Şeyh-i ekber ve şeyh-i kebir unvanlarıyla her iki düşünür geniş bir coğrafyada metafizik düşüncenin seyrini değiştirdikleri gibi kendilerinden sonraki tasavvuf telakkisini de temelden yönlendirmişlerdi. İşte Fükûk bu metafizik geleneğin iki kurucu düşünüründen birisi olan Konevî'nin varlık anlayışını ve bu anlayış ekseninde metin yorumculuğunu gösteren mühim kitaplardan birisi olarak görülmeli.
-Ekrem Demirli-

Sadreddin Konevi – Vahdet-i Vücud ve Esasları

Vahdet-i Vücud ve Esasları Kitap Kapağı Vahdet-i Vücud ve Esasları
Sadreddin Konevi
Kapı Yayınları
110

Vahdet-i vücûd, İbnü'l-Arabî tarafından sistematik hale getirilen ve kendisinden sonra başta Fusûsu'l-Hikem şarihleri olmak üzere, pek çok sûfi-müellifin tasavvufla ilgili görüşlerinin merkezini oluşturan bir "varlık" tasavvurudur. İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî'nin Tanrı-âlem irtibatını açıklamayı hedef alan, varlık, insan ve âlem görüşleri bu temel kavram ekseninde tahlil edilebilir.

Büyük şair-sûfi Abdurrahman Câmi, Konevî'nin ifadeleri olmadan vahdet-i vücûdu anlamanın mümkün olmadığından söz eder. İşte Konevî bu küçük eserinde vahdet-i vücûd ve bununla ilgili en önemli meseleleri ele alıp, vahdet-i vücûd'un dayandığı esasları veciz bir üslupla ortaya koymaktadır.
-Ekrem Demirli-

Şefik Can – Mevlana ve Eflatun

Mevlana ve Eflatun Kitap Kapağı Mevlana ve Eflatun
Şefik Can
Kurtuba Kitap
231

Büyük feylesof Eflâtun ile büyük mutasavvıf Mevlânâ, kâinatı yaratan varlığı arama, bulma, anlama ve anlatma bakımından aynı gayreti sarf etmişlerdir. Fikirlerini ve sezişlerini birbirlerine çok benzer bir şekilde ifâde etmişlerdir.

Şu var ki, hakikate varmak ve kâinatın sırlarını çözebilmek için Eflâtun, düşüncesini ve duygusunu kendine rehber edinmiş, büyük Mevlânâ ise İslâm'ı, îmanını ve ilhamı kendine kılavuz yapmıştır.

Gerek Eflâtun ve gerekse Mevlânâ, her ikisi de şu yaşadığımız hayatın bir evveliyatı olduğunu ifâde etmişlerdir. Her ikisi de bizler dünyaya gelmeden evvel ruhlarımızın, Eflâtun'un "ideler âlemi, misâl yahut örnekler âlemi", Mevlânâ'nın "rûh âlemi" dediği başka bir âlemde yaşadığı kanaatini benimsemişlerdir.

Uğur Koşar – Rabb’in İçin Sabret

Rabb'in İçin Sabret Kitap Kapağı Rabb'in İçin Sabret
Uğur Koşar
Destek Yayınları
200

Sabır dostların makamıdır… Allah sıkıntı verdiyse mümine bilsin ki derecesi yükselsin diye Ve artık sadece Allah için sabretmek düşer geriye… Kalbini çevirdiğin zaman asırlar öncesine İçini sımsıkı saracak bir ayet düşecek gönlüne:

"Rabb'in için Sabret"…

Uğur Koşar – Yüzleşme

Yüzleşme Kitap Kapağı Yüzleşme
Uğur Koşar
Destek Yayınları
128

Her şey Bilge Varlık ile karşılaştıktan sonra değişmeye başlamıştı... Beni yorgun kılanın hayattan öte taktığım maskeler ve zihnim olduğunu öğrendim... Ve hala toplumun büyük çoğunluğu yüzleşmekten çekindiği için maskeleri ile yaşamı kendine zehir etmekte, cesur olan küçük azınlık ise kendi özüne dönerek dünyada kendi cennetine kucaklamakta, İşte tam şu anda kendini bahsedilen çoğunluğa mı, yoksa cesur olan azınlığa mı ait hissedeceğine karar vermek üzeresin. Biliyorum ki sen yaşamın en güzel yerinde soluk almayı hak ediyorsun!

Kevser Yeşiltaş – Arif İçin Din Yoktur

Arif İçin Din Yoktur Kitap Kapağı Arif İçin Din Yoktur
Veliler Serisi 2. Kitap
Kevser Yeşiltaş
GüzelDünya Kitapları
248

Anadolu’da önemli etkisi olan Muhyiddin İbn-i Arabi’nin Bâtınî öğretisi, kökeni on binlerce yıl öncesine giden çok yönlü bir bilgi edinme ve bilgi aktarma sistemine bağlıdır. Bu sistem, Sufizmin önemli temel taşlarından biridir.

İbn-i Arabi Öğretisine ait sırlı sözler, o devrin halkından saklandı. Bu sırlı sözlerin içine çok etkili bilgiler gizlendi. “Arif İçin Din Yoktur”  sözü de, bu gizemli sözlerden biridir.  Bu sözün derinliklerine inildikçe, birçok kavramların Hakikatleri de apaçık algılanacaktır.

Kevser Yeşiltaş, Arif İçin Din Yoktur kitabında, bu kavramların gizemli sırlarını derinlemesine araştırdı. Ve Muhyiddin İbn-i Arabi’nin bir zamanlar müritlerine aktardığı “bir irfan sahibi hakikaten arif olduğu zaman, bir itikad ile kayıtlanmaz” sözünün içine gizlenmiş Bâtınî bilgileri bu kitapta sizlerle paylaştı.

Yazı dolaşımı