Jean Baudrillard – Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?
Felsefe / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi? Yazar: Jean Baudrillard Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 36 “… hiçlikle birlikte yaşamayı öğrenmek gerekmektedir… Asıl önemli ve değerli olan şey hiçliktir… Bu bir nihilizm olarak nitelendirilebilir mi? Hayır nitelendirilmez, zira nihilizm hiçliğin unutulması demektir. Sahip olduğu o her şeye karşı duyarsız kılma gücü sayesinde nihilist olan bir şey varsa o da sistemdir. Baudrillard’ın deyimiyle sistem “hakikaten inkarcıdır”, çünkü kendisi hiçliğin, her türlü illüzyonun inkar edilmiş biçimidir. Geriye meydan okuyan, dünyanın bir illüzyonun inkar edilmiş biçimidir. Geriye meydan okuyan, dünyanın bir illüzyona benzediğini iddia edip, bir şeyler olması gerekirken neden hiçbir şey olmadığını soran ve “hiç bitip tükenmeyecek bir anlam görünümüne sahip hiçliğin peşini bırakmayan” radikal düşünceden başka bir şey kalmamıştır. Bu bir karşı metafizik düşünce değil, tamamıyla metafizik düşünce karşıtı olarak nitelendirilebilecek bir düşüncedir.” François L’Yvonnet

Bertrand Russell – Aylaklığa Övgü
Felsefe / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: Aylaklığa Övgü Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Cem Yayınevi Sayfa Sayısı: 199 Bu kitap, toplumsal sorunların, siyasal çatışmalar arasında gözden kaçabilecek yanları üzerinde duran denemeleri içine almaktadır. Bu kitap özellikle, düşünce alanında aşırı derecede örgütlenme ve eylem alanında aşırı gayretkeşliğin tehlikesine parmak basmaktadır. Bu kitap benim Faşizmle de, Komünizmle de neden aynı görüşte olmadığımı ve her ikisinin ortak yanından nerede ayrıldığımı açıklıyor. Denemeler, bilginin öneminin sadece bilginin doğrudan doğruya uygulama alanındaki yararlılığından ileri gelmeyip, aynı zamanda onun insan kafasında geniş ve derin bir düşünce alışkanlığı kazandırmasında da bulunduğu tezini ileri sürüyor; bu esastan bakıldığında, zamanımızda “yararsız” etiketi yapıştırılan birçok bilgide yarar bulunabilir. Bu kitapta, mimarlığın çeşitli toplumsal sorunlarla, özellikle küçük çocukların iyiliği ve kadınların durumu sorunuyla ilişkisi üzerine bir tartışma yer alıyor.

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Aydınlanmanın Diyalektiği Yazar: Theodor W. Adorno & Max Horkheimer Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 390 Aydınlanma’nın Diyalektiği Frankfurt Okulunun en etkili olmuş yayınıdır. II. Dünya Savaşı sırasında yazılmış ve bir süre gizlice çoğaltıldıktan sonra 1947’de Hollanda’da kitap olarak basılmıştır. Yazarlar Önsözde niyetlerini şöyle açıklarlar: “Aslında amacımız, insanlığın gerçekten insani bir duruma ulaşmak yerine neden yeni bir tür barbarlığa battığını anlamaktan fazlası değildi.” Ama kitap bütün bunların da ötesine geçer. Batı tarihinin doğuşunu ve öznelliğin, mitlerde temsil edildiği üzere, doğaya karşı mücadelede kendisini tanımlamasını, günümüzün en tehdit edici deneyimleriyle bağlantılandırır. Pratik hayattan koparılmış bilim, biçimselleştirilmiş bir ahlak, eğlence kültürünün güdümleyici doğası ve paranoit davranış yapısı, saldırgan bir antisem itizmin Aydınlanmanın sınırlarını belirlediğini iddia eder. Yazarlara göre bu öz-yıkımsal eğilim en baştan beri aydınlanmada içkin olarak vardı; yani Nasyonal Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Horkheimer’e göre Batı aklının bu öz-yıkımı, toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. “Mit zaten Aydınlanmadır ve: Ay-dınlanma mitolojiye geri dönmektedir.” Bu paradoks Aydınlanmanın Diyalektiği’nin temel tezidir.

Thomas S. Kuhn – Asal Gerilim
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Asal Gerilim: Bilimsel Gelenek ve Değişim Üzerine Seçme İncelemeler Yazar: Thomas S. Kuhn Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 440 Thomas S. Kuhn, fizik öğreniminin ardından bilim tarihine ve felsefesine yönelmiş, Aristoteles fiziğinin, Newton mekaniğinin ve parçacık fiziğinin yayılım alanlarını araştırmış, bilimsel devrimlerin yapısını incelemiş ABD’li bilim adamıdır. Kuhn’a göre bilim, yeterli sayıda bilim adamının bir paradigma’yı kabul etmesiyle başlar. Bu “normal bilim” döneminde bilim topluluğunun başlıca etkinliği “bulmaca-çözme”dir. Ama zamanla topluluk uygunsuzluk ya da aykırılıklarla karşılaşır, çünkü başlangıçtaki paradigma artık yetersiz kalmaya başlamıştır. Böylece topluluk bunalıma girer. Bunalımdan ise bilimsel devrim doğar: sonuçta yeni bir paradigma kabul edilir, yeni bir normal bilim dönemi başlar. Böylece Kuhn, bilimlerde doğrusal gelişme görüşünün karşısına, dairesel gelişme görüşünü çıkarmıştır. Asal Gerilim, Kuhn’un bilimsel gelenek ve değişim üzerine incelemelerinden derlediği bir seçki; dolayısıyla Kuhn bize bu kitabında kendisiyle topluca tanışma, çeşitli konulardaki ve çeşitli zamanlardaki görüşlerini birarada görme fırsatını veriyor.

Wilhelm Capelle – Sokrates’ten Önce Felsefe 2. Cilt
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Sokrates'ten Önce Felsefe 2. Cilt Yazar: Wilhelm Capelle Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 472 Wilhelm Capelle bu çalışmasında Batı felsefe tarihi boyunca, düşüncelerine her zaman gönderme yapılan ‘ilk filozoflar’ın metinlerini eksiksiz olarak derlemiş. Sokrates’ten Önce Felsefe; Thales’ten Pythagoras’a, Xenophanes’ten Herakleitos’a, Empedokles’ten Anaxagoras’a, Elealılardan Sofistlere, Demokritos’tan genç Pythagorasçılara uzanan bir felsefe tarihine doğrudan fragmanlar, metinler ve belgeler aracılığıyla ulaşma olanağı sağlıyor. Yunan felsefesini başlangıcından alıp Sokrates’e kadar getiren bir kaynak kitap.

Wilhelm Capelle – Sokrates’ten Önce Felsefe 1. Cilt
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Sokrates'ten Önce Felsefe 1. Cilt Yazar: Wilhelm Capelle Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 472 Elinizdeki kitap, felsefenin bir disiplin olarak ortaya çıkmasına kaynaklık etmiş 400 yılı kapsayan bir dönemdeki ilk filozoflar diye nitelenen düşünürlerin metinlerini (fragmanlarını) kapsıyor. Thales’ten Pythagoras’a, Xenophanes’ten Heraklatios’a, Empedokles’ten Anaxagoras’a, Elealılardan Sofistlere, Demokritos’tan genç Pythagorasçılara uzanan bir felsefe tarihi. Sokrates’ten Önce Felsefe; felsefenin ilk kaynaklarını, Sokrates öncesi felsefenin geçirdiği evreleri, o dönemin filozoflarını ve düşüncelerini tanımak için temel bir başvuru kitabı niteliğinde.

Jürgen Habermas – İletişimsel Eylem Kuramı
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: İletişimsel Eylem Kuramı Yazar: Jürgen Habermas Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 890 İletişimsel eylem kavramı, birbirleriyle ilişkilendirilmiş üç konu bütününü kapsıyor; bunlar, iletişimsel rasyonellik, eylem ve dizge paradigmalarını birbirleriyle bağlayan toplum tasarımı ve modernliğin çıkmazlarını iletişimsel olarak yapılanmış yaşama evrenin, bağımsızlaşmış ve biçimsel olarka örgütlenmiş eylem dizgelerine tabi kılınmasıyla açıklayan kuramsal bir yaklaşımdır. Harbermas, 21. Yüzyılın Kapital’i olarak da okunabilecek bu yapıtında, Marksist kuramın üretim araçları/üretim ilişkileri parardigmasının yetersizliğini, bu paradigmaya iletişimsel eylem ve yaşama evreni kavramlarını da ekleyerek oluşturduğu iletişimsel eylem kuramıyla aşmayı öneriyor.

Augustinus – İtiraflar
Felsefe / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: İtiraflar: Humanitas Yunan ve Latin Klasikleri Yazar: Augustinus Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 1032 Pagan bir baba ve Hıristiyan bir annenin oğlu olan, hıristiyanlık öncesi yaşamında Maniciliğin, Platon’un, Cicero’nun, Şüphecilerin öğretilerini de takip eden Augustinus (MS 354-430) Hıristiyanlık anlayışının gelişiminde rol oynayan en önemli figürlerden biridir. Kilise Babalarından biri olarak kabul edilen ve azizlik mertebesine yükseltilen Augustinus’un en önemli eserleri İtiraflar ve Tanrının Kenti’dir. Eserleri bugün modern felsefede halen tartışma konusu zaman, varoluş ve hakikat gibi pek çok sorunu irdelemesi ve görüşlerinin Batı felsefesini derinden etkilemesi bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. Augustinus zamana yazgılı bir varlık olan insanın görüşü ve anlayışı ile Tanrı’nın zamana aşkın doğası, görüşü ve anlayışı arasındaki farkı güçlü bir belagatle sunar eserinde ve mükemmelleşme çabasındaki insan ruhunun her şeyden önce bu farkı idrak etmesi gerektiğini defalarca, altını çizerek vurgular. Mükemmelleşme yolculuğu Tanrı’nın insandan tek beklentisidir. Çünkü O sadece insanoğlunu kendi suretinde ve kendine benzer yaratmıştır ve onu yarattığı andan itibaren de kendine dönmesini beklemektedir. Mükemmelleşme büyük bir sırdır ve bu sırrın anlamını bir insan bir başka insana anlatmaktan acizdir. Bu sır sadece Tanrı’nın kapısı çalınarak dilenecek ve anlamına vakıf olunacak bir sırdır ve Augustinus’a göre Tanrı’nın kapısını çalan insana o kapı mutlaka açılacaktır.

Slavoj Zizek – Yamuk Bakmak
Felsefe / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: Yamuk Bakmak: Popüler Kültürden Jacques Lacan'a Giriş Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Metis Yayıncılık Sayfa Sayısı: 240 Hitchcock filmleri, Stephen King, korku, bilimkurgu ve dedektif öyküleri, popüler romantik romanlar, günümüz kitle kültürü, Stalinist pornografi, Biçimsel Demokrasi, sonra Lacan, Hegel, Kant, Sade ve diğerleri… Hepsi bir arada, yan yana. İçinde hep rahat edegeldiğimiz düşünme ve açıklama çerçevelerinin otomatikliğinin sekteye uğradığı anlarda hissettiğimiz, sezdiğimiz, ama en derinlerdeki mantığına bir türlü nüfuz edemediğimiz için söze dökülmeden kalan şeyler vardır… Son dönemde Avrupa’nın “çevresi”nde yükselen yeni sosyal hareketlerin içinden gelen Slavoj Zizek, belki tam da bu mesafesi sayesinde, bu tür şeyleri söze dökmeyi başarabiliyor. Bunu ilk elde bir arada düşünemeyeceğimiz tema ve kişileri birlikte okuyarak yapıyor; Zizek’e özgü bu “yamuk bakış” sayesinde, dik, cepheden bir bakışla asla görülemeyecek yepyeni düşünce katmanları seriliyor gözlerimizin önüne. Zizek bir taştan diğerine seker gibi yazdığı halde, anlatıyı asla dağıtmadan, olağanüstü bir akıcılıkla, yaşadığımız çağın kültürel ifadelerini boydan boya katedebiliyor. Hangi alana yerleşiyor bu kitap? Felsefe mi, psikanaliz mi? Film ya da edebiyat eleştirisi mi? Yoksa sosyoloji ya da siyaset mi? Bizce hepsine ve hiçbirine. Sadece şu söylenebilir; Böyle bir metin ancak Zizek tarafından yazılabilirdi. Zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Georges Bataille – Nietzsche Üzerine
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Nietzsche Üzerine Yazar: Georges Bataille Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 230 Kant’tan beri hiçbir filozof, modern düşünceyi Nietzsche kadar etkilememiştir. Pedagolojiden sanata, edebiyattan felsefeye bütün alanlarda halen yanıtı kesin verilememiş sorular bırakmıştır Nietzsche. Bataille da yaşamını allak bullak etme pahasına Nietzsche’nin sorunlarının izini sürüyor ve bunla yenilerini ekliyor. Bir düşüncenin içkinleştirilmesinin mükemmel bir örneğini verirken, bir yandan da Nietzsche hakkındaki yanlış anlamaları yorumluyor.

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Proust ve Göstergeler Yazar: Gilles Deleuze Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 192 Marx’a göre nasıl metaların üretim ve yeniden-üretim döngüsü toplumu en temelinden biçimlendiriyorsa, Deleuze’e göre de Proust’un başyapıtının gösterdiği gibi insan ilişkileri göstergeler üzerinden okunabilir; Sevilen-kadın ve seven-erkek, kıskanan-erkek; biri göstergeler yayar, öteki bu göstergeleri yorumlar. Dolaşıma giren göstergelerin kökenleri nedir, bağımsız, en azından özerk olabilirler mi? İnsan ilişkileri ağını bu göstergeler üzerinden kurabilir miyiz? Göstergeleri türlerine, yayıldık­ları ortama ve zaman boyutuna göre sınıflandırabilir miyiz? Deleuze’e göre Arayış, geleceğin yazarının deşifre etme sürecini ve nihai olarak da sosyete ve aşk göstergele­rine aldırış etmemeyi öğrenerek, yalnızca sanat gösterge­lerinin bir tür tatmin duygusu verebildiği sonucuna vardığı gerçek bir arayış. Deleuze de kendi adına kitabın ve metindeki göstergeler ağının izini sürerek sanatın kendisinin daha derin bir kavranışmı hedefliyor. Proust’un metin temelli ve okur-yönelimli bu eleştirisi Julia Kristeva’nın ifadesiyle “muhteşem bir okuma”dır.

Maurice Blanchot – Son İnsan
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Son İnsan Yazar: Maurice Blanchot Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 128 Tüm yaşamını edebiyata adayan Blanchot, modern Fransız yazınındaki en esrarengiz metinlerin yazarı olarak nam salmıştır. Her ne kadar kritik yazılarında, kurgusal eserlerini dolayımlı olarak aydınlatmış olsa da, bir miktar karanlık yapıtında her zaman yer buluyor gibidir. Yine de Blanchot, Joyce’un aksine ‘okunamaz’ metinler, ya da Mallarmé gibi müzikal metinler yazmaz. Blanchot’nun kurgusal eserlerinin dolayımsız açıklığı, okuru, metnin anlamının, metnin içinde ulaşılabilir olarak bulunduğu beklentisine yönlendirir. Blanchot için okuma ve yazma birbirlerinden ayrılamaz eylemlerdir ve Blanchot bir yazardan önce okurdur. Eseri başta Hegel’le, sonra Heidegger, Nietzsche, Levinas ve Bataille’la diyalog oluşturur. Blanchot kuşkusuz Hegel diyalektiğince temsil edilen, sonunda her şeyin Mutlak Bilgi çerçevesinde yeniden ele alınacağı uyarısını önemsemiştir. Hegel tarihin bir sona ulaşacağını iddia eder; sistemin amacı, bu amaca ulaşmadaki süreçle birleşecektir. Tüm Blanchot külliyatı, Hegel felsefesinin ana ilkesi olan ve tarihin sonunda olduğu ima edilen türdeşliğin önlenemezliğinin reddi olarak görülebilir. Bu anlamda her Blanchot eseri, bir diğerini önceliyor, ya da tamamlıyor gibidir. Yüceler Yücesi’nde ‘tarihin sonu’nu tartışan Blanchot, Son İnsan’da aynı meseleyi ele almayı sürdürür.

Georg Wilhelm F. Hegel – Tarihte Akıl
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Tarihte Akıl Yazar: Georg Wilhelm F. Hegel Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 204 Hegel’e göre insanın tarihselliği onu doğadan ayırır. Kant’ın bütün insanların temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaştıkları görüşü kabul edilemez. Felsefi bir sistem insan düşüncesinin zaman içinde geliştiğini gözetmek zorundadır.

Phil Slater – Frankfurt Okulu
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Frankfurt Okulu Yazar: Phil Slater Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 295 Frankfurt Okulu terimi yaygın, ancak savruk bir biçimde, hem bir grup entelektüeli hem de özgül bir toplum teorisini belirtmek için kullanılagelmiştir. Frankfurt Okulu’nun en radikal olduğu kuruluş yıllarını ele alan bu kitap Max Horkheimer, Theodor W. Adorno, Herbert Marcuse ve Erich Fromm’un eleştirel toplum teorisi sorununa katkıları üzerinde odaklanıyor. Wilhelm Reich, Kari Korsch, Walter Benjamin ve Bertolt Brecht’in eleştirilerinin ışığında, Frankfurt Okulu’nun toplumsal olaylara yaklaşımında kuram-praksis bağının kopma nedenleri irdelenirken, aynı zamanda Weimar Almanya’sında faşizmin yükselişi, 1960’ların öğrenci hareketinde Okul’un oynadığı rol ve Marksist ekonomi politikle olan ilişkisi de inceleniyor.

İsmail Çetin – John Locke’da Tanrı Anlayışı
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: John Locke'da Tanrı Anlayışı Yazar: İsmail Çetin Yayıncı: Vadi Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Bu çalışma, on yedinci yüzyılda Batı Düşüncesi tarihinde yetişen büyük filozoflardan biri olan John Locke’un Din Felsefesi ile ilgili görüşlerini tasvir etmeyi amaçlamaktadır. Hakkında çok şey söylenmesine ve felsefe tarihinde yer alan büyük otoritelerden biri olarak kabul edilmesine rağmen, şu ana kadar Locke hakkında ülkemizde müstakil bir çalışma yapılmış değildir. Ülkemizde felsefe okuyucularının Locke felsefesi hakkındaki bilgisinin artmasına ve gerçeğe daha uygun hale gelmesine elinizdeki eserin önemli bir katkı sağlayacağını umuyoruz.