İlhan Akdere – Marksizmde Temel Kavramlar

Marksizmde Temel Kavramlar Kitap Kapağı Marksizmde Temel Kavramlar
İlhan Akdere
Evrensel Basım Yayın
168

Bu kitap, sosyalist politikanın temel kavramları ve temel sorunları hakkındaki ilk bilgileri ana çizgileriyle özetleyerek, bilimsel sosyalizmin teorisine giriş için imkan sağlamakta ve araştırılıp öğrenilecek konularının genel bir şemasını vermektedir.

Kitabın ikinci bölümü diyalektik materyalizme giriş niteliğindedir...

Bu kitap, diyalektik materyalizmi bütün ayrıntılarıyla öğretmek iddiasında değildir. Yalnızca ilk bilgileri ve giriş niteliğindeki bazı kavramları açıklamaktadır.

Henry David Thoreau – Sivil İtaatsizlik

Sivil İtaatsizlik: En İyi Hükümet En Az Hükmedendir Kitap Kapağı Sivil İtaatsizlik: En İyi Hükümet En Az Hükmedendir
Henry David Thoreau
Kafe Kültür Yayıncılık
50

Sivil itaatsizlik terimini siyasi literatüre ilk kazandıran Henry David Thoreau'dur. İyi bir doğacı ve çevreci olan Thoreau'nun 1849'da yayınlanan Sivil İtaatsizlik kitabının yankıları 20. yüzyıl başında Gandhi'ye, ortalarında ise Martin Luther King'e ve onları izleyen binlerce adalet yanlısına kadar uzanır. Görüşleri ile milyonları etkilemeyi başaran yazarın yaşamına bakıldığında, gençlik yıllarından itibaren topluma karşı çıkışının izlerine rastlanır. Hiçbir zenginlik hırsı olmayan Thoreau, asgari geçim şartlarını sağlamaktan öte bir iş istememiştir.
Thoreau Sivil İtaatsizlik kitabına "En iyi hükümet en az hükmedendir," diyerek başlamış ve en büyük dileğinin, bunun daha çabuk ve daha sistemli işlediğini görmek olduğunu belirtmiştir. Çoğunluk hükümetinin her durumda doğruluk üzerine kurulmadığını düşünen Thoreau, "iyi ve kötü üzerinde çoğunluğun değil yalnızca vicdanların karar verdiği bir hükümet olmaz mı?" diye sorar. Thoreau, vicdanı dolayısıyla insan onurunu ve bunlardan hepsinin öncesinde bireyin özerkliğini esas almaktadır.

Charles Taylor – Modernliğin Sıkıntıları

Modernliğin Sıkıntıları Kitap Kapağı Modernliğin Sıkıntıları
Charles Taylor
Ayrıntı Yayınları
112

Modernleşmeye düşünerek karar vermiş olmaktan çok maruz kaldığımız söylenebilir; toplumumuz, modernliği ciddi olarak daha yenilerde tartışmaya başladı. Ama bu tartışmalarda daha çok topyekün red (fundamentalizm) ya da topyekün kabullenme (liberalizm) tavırları hüküm sürüyor. İşte "komüniteryanizm" adı verilen düşünce akımının en önde gelen temsilcisi Kanadalı filozof Charles Taylor, bu kitabında, hem ihtişamını hem de sefaletini gözler önüne serdiği modernliğin ahlakının ve kültürünün temellerini tartışıyor. Önce modernliğin üç "sıkıntı"sını teşhis ediyor: Bireycilik, araçsal aklın hakimiyeti ve ortak bir siyasi proje yokluğu yüzünden siyasal katılımın ve dolayısıyla özgürlüğün azalması. Taylor, kitabın büyük bölümünü, insanın anlam ufuklarını daraltan bireyciliğin temelinde yattığını düşündüğü pozitif ideali tanımlamaya ayırıyor. Taylor'ın "sahicilik etiği" dediği bu ideal, kişinin kendine karşı dürüst olması, hayatını kendisine göre, başka kimseye öykünmeden yaşaması, yaşam modelini kendi içinde bulması gerektiği düşüncesine dayanır. Burada, doğruyu yanlışı bilme, yani ahlak, herkesin kendi iç sesine kulak vermesinin sonucudur. Sahicilik bir özgürlük idealidir, insanı kendine karşı sorumlu kılar...

Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları

Wittgenstein ve Dilin Sınırları Kitap Kapağı Wittgenstein ve Dilin Sınırları
Pierre Hadot
Doğu Batı Yayınları
111

Büyük antik felsefe uzmanı Pierre Hadot, bu küçük ama derin kitapta Wittgenstein ile ilgili birbiri içine geçen üç felsefi hikâye sunmaktadır okuyucuya: ilkin, Wittgenstein felsefesinin neredeyse hiç bilinmediği bir dönemde, onun dile getirdiği yepyeni bir anlayışın bir filozofun düşünce güzergâhında oynadığı belirleyici rol ve bu keşfin yarattığı açılımlar. İkinci olarak, gerek dünya felsefe tarihi içindeki yeri, gerekse yüzyılımızın düşünce ikliminde yarattığı etkisi tartışılmaz derecede önemli olan bu büyük filozofun devrimci boyutu... Nihayet ve belki de en önemlisi, Wittgenstein'm birbirinden farklı olan ama birbirini tamamlayan iki ayrı dönemindeki tezlerinin son derece Özetleyici ve anlaşılırbir izahı.
Tractatus Logico Philosphicus'a hasredilen ilk iki metin, Wittgenstien'ın dile getirdiği "Dil içinde ifade edilen, dil ile ifade edilemez" formülünden hareketle, söze sığmayan üzerine bir düşünüm geliştirir. Wittgenstein'ın ikinci dönem düşüncesini temsil eden Felsefi Soruşturmalar'ı konu alan son iki makale ise, bu metinde açık ifadesini bulan devrimci dil teorisinin dil ve düşünce anlayışımızda yarattığı büyük etkiler üzerine odaklanır: dil oyunları mefhumu ve yaşam biçimi anlayışı Hadot'yu felsefî söylemin doğası üzerine düşünmeye götürür. İşlevi nesneleri göstermek ve düşüncelere tercüman olmak olan bir dil yoktur, ama başka şeyler arasında, dinleyici üzerinde bir etki yaratmaya yönelik dil oyunları vardır... Felsefi dil belli bir etkinlik perspektifi içinde "ruhsal bir talim" olarak anlaşılmalıdır.
Daha önemlisi, felsefi söylem belli bir yaşam tarzının seçiminden bağımsız salt teorik bir etkinlik değildir. Aksine söz ve eylem, felsefi söylem ve filozofça yaşam, birbirinden ayrılmaz tamamlayıcı bir bütündür. Ve felsefe hayretle başlar: "Dünyanın nasıl olduğu değildir gizemli olan, olmasıdır."...Wittgenstein'ın analitik-pozitivist düşüncesinin Ötesinde mistik olana dair getirdiği açılıma kulak vermek isteyenler için...

Raoul Vaneigem – Dinin İnsanlıkdışılığına Dair

Dinin İnsanlıkdışılığına Dair Kitap Kapağı Dinin İnsanlıkdışılığına Dair
Raoul Vaneigem
Versus Kitap
128

Din eleştirisinin sonunda varacağı yer, insan için yüce varlık olduğu doktrindir; keza insanın değersiz, köleleştirilmiş, terk edilmiş, aşağılık bir varlık oldugu bütün toplumsal ilişkileri yıkma yönündeki kesin buyruğa varır.
Karl Marx

Din, insanları bunaltan, gözünü açtırmayan aşağılamanın en tamamlanmış biçimidir. Tanrıların onurlandırıldığı her yerde halkların yalnızca adı insandır.

İlahi kudret, ekonominin insanı yaşamdan koparıp çalışmaya indirgediği anda insanın mahkum olduğu güçsüzlükten doğmuştur. Evrenin yaratıcısı, insanın efendisi ya da kaderinin tek buyurucusu bir tanrı fikri, özgül anlamda insani gerçek güç olan yaratıcılığın çalışma zorunluluğu nedeniyle yolundan saptırıldığı bir sistemin bir dalaveresidir.

Peki gökyüzünün yeryüzü üzerindeki gücüne duyulan bu aptalca inanç neye dayanır?

Arthur Schopenhauer – Cinsel Aşkın Metafiziği

Cinsel Aşkın Metafiziği Kitap Kapağı Cinsel Aşkın Metafiziği
Arthur Schopenhauer
Oda Yayınları
64

Evet zeki adamlar, çok okumuşlar, fazla bilgililer,

Kim bilirdi, kimin aklına gelirdi,

Nasıl, ne zaman ve nerede herşeyin bir eşi olacağını?

Neden aşık olduklarını ve öpüştüklerini?

Evet mağrur bilgeler, söyleyin bana, neden?

Hem ne oldu bana o zaman?

Bulun ve söyleyin bana, nerede, nasıl, ne zaman?

Ve neden başıma geldi bu?

Arthur Schopenhauer – Eristik Diyalektik

Eristik Diyalektik: Haklı Çıkma Sanatı Kitap Kapağı Eristik Diyalektik: Haklı Çıkma Sanatı
Arthur Schopenhauer
Sel Yayıncılık
88

19. yüzyıl felsefesinin önemli figürlerinden, Kant'ın öğrencisi, Alman filozof Arthur Schopenhauer, 1830'da kaleme aldığı bu metinde, kökleri antik Yunan felsefesine uzanan, tartışmalarda her koşulda haklı çıkma sanatı olan "Eristik Diyalektik" yöntemini tariflendiriyor.

Bir tezin objektif olarak "doğruluğu ve haklılığından" ziyade dinleyicilerin gözünde "geçerliliğine" odaklanan, savunu, tartışma ve argüman kullanımında karşı tarafı alt etmenin yollarını felsefi "hileler" ile açıklayan Schopenhauer, kaçınılmaz olarak diğer filozofların konu üzerine fikirlerini ve yöntem sorunlarını da yorumluyor.

Arthur Schopenhauer – Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine Kitap Kapağı Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
Arthur Schopenhauer
Say Yayınları
144

Akıllı insan her şeyden evvel ıstıraptan ve tacizden azâde olmak için çabalayacak, sessizliği ve boş vakti, dolayısıyla mümkün olan en az sayıda beklenmedik ve tehlikeli karşılaşma ile birlikte sakin, mütevazı bir hayatı arayacaktır; ve böylelikle sözüm ona hemcinsleriyle çok az bir ortak tecrübeyi paylaştıktan sonra, münzeviyane bir hayatı tercih edecektir, hatta eğer büyük bir ruha sahipse büsbütün yalnızlığı seçecektir.

Hayatta nasılsa edebiyatta da öyle: Her nereye dönseniz derhal kendinizi düzelmez, yola gelmez bir insan güruhuyla karşı karşıya buluyorsunuz, her tarafı her bir köşeyi doldurmuşlar, tıpkı yaz sinekleri gibi sürü halinde her yere doluşup her şeyi kirletiyorlar. Bir yığın berbat kitap, gıdasını buğday başaklarından alan ve sonunda onu boğup kurutan edebiyatın istilacı yabani otları da öyle. İnsanların zamanını, parasını, dikkatini -ki bunların meşru hak sahibi iyi kitaplar ve onların soylu hedefleridir- gasp etmektedirler.

Dolayısıyla okumak söz konusu olduğunda nerede duracağını bilmek çok önemli bir şeydir. Geri durulacak yeri kestirmedeki maharetin esası, zaman zaman neredeyse salgın halinde yaygın olarak okunan herhangi bir kitabı, sırf bu yüzden okumaktan ısrarla uzak durmaktır denebilir, sözgelimi sebepsiz gürültü şamata koparan, hatta yayın hayatına çıktıklarının ilk ve son yılında birkaç baskıya ulaşabilen, sonra da unutulup giden siyasi veya dini risaleler, romanlar, şiirler ve benzeri böyledir.
Schopenhauer

Konfüçyüs – Erdemin Ardından Git

Erdemin Ardından Git Kitap Kapağı Erdemin Ardından Git
Konfüçyüs
Notos Kitap
149

Konfüçyüs geleneğinin en saygın metni olan Seçmeler (Lun Yü), üstadın öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan derlenmiştir. Konfüçyüs'ün yazılı ve sözlü düşüncelerinden önemli bir bölümünü içeren Erdemin Ardından Git, Konfüçyüsçü yolu ve onun yaşam biçimini yaşayan bir gelenek olarak koruma, bir ortak bellek yaratma düşüncelerinin belgesi olarak okunmalıdır.

Konfüçyüs'ün bütün sözleri insanları düşünmeye çağırma, yaşam karşısında insanın kendisini sınama amacına dönüktür. İnsanın iyi olana yönelmesi, kişiliğini geliştirmesi, insanlara ve topluma yararlı bir insan olmak için çaba göstermesi için sayısız öneride bulunur Konfüçyüs. Asıl olan da erdemliliktir.
(...)

Düşünmeden Öğrenmek Zaman Kaybıdır

I. Üstat dedi ki: "Ülkesini erdemle yöneten bir kişi, konumunu hep koruyan ve tüm yıldızları kendisine bağlı kılan kutup yıldızı ile karşılaştırılabilir."

II. Üstat dedi ki: "Şiir kitabında 300 parça şiir var. Fakat tümünü bir cümleyle anlatabilirsiniz: Fesat düşüncelere sahip olma."

III. Üstat dedi ki: "Eğer halk yasalarla yönetilir ve cezalarla yola getirilmek istenirse, onlar kendilerini cezalardan kurtarmaya çalışacak ve bundan hiç utanç duymayacaktır. Eğer onlar erdemle yönetilir ve eğitimle yola getirilmek istenirse, utanç duyacaklar ve böylece iyi olmaya çalışacaktır."

IV. Üstat dedi ki: 
"Kendimi on beş yaşında öğrenmeye verdim.
"İrademe otuz yaşında sahip olabildim.
"Kuşkulardan kırk yaşında kurtuldum.
"Göğün düzenini elli yaşında öğrendim.
"Sezgilerim yoluyla her şeyi altmış yaşında kavradım.
"Kalbimin isteklerini, doğru olan şeylere zarar vermeden yetmiş yaşında gerçekleştirebildim..."

V. Meng İ,1 "anaya babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu" sordu.
Üstat yanıtladı: "Onlara itaatsizlik etmemek demektir."
Daha sonra Fan Ch'ıh2 ile giderken dedi ki: "Meng-sun (Meng İ) bana, ana babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu sordu. Ben de, onlara itaatsizlik etmemektir dedim."
Fan Ch'ıh, "Bundan neyi kastediyorsunuz?" diye sordu
Üstat yanıtladı: "Ailemiz yaşarken onlara terbiyenin gereklerine göre hizmet etmeliyiz.
"Öldükleri zaman tören kurallarına göre onları gömmeli ve kurbanlar sunmalıyız."

VI. Meng Wu da gene anaya babaya sadakatin ne olduğunu sordu.
Üstat yanıtladı: "Ana baba çocuklarının hastalanmasından korkar."

VII. Tzu-yü4 de anaya babaya sadakatin ne olduğunu sordu.
Üstat yanıtladı: "Bu günlerde ana babaya sadakat ailenin geçimini sağlamak olarak anlaşılıyor. Ancak köpeklerle atlar da aynı şeyi yapıyor. Saygı olmazsa ikisini birbirinden nasıl ayırabilirsiniz?"

Slavoj Zizek – Antroposen’e Hoşgeldiniz

Antroposen'e Hoşgeldiniz Kitap Kapağı Antroposen'e Hoşgeldiniz
Tin Kemiktir Serisi 4. Kitap
Slavoj Zizek
Encore Kitap
96

"Global ısınmadan çıkan ders şu ki, insanoğlunun özgürlüğü, dünya üzerindeki hayatın istikrarlı doğal parametrelerle (sıcaklık, havanın bileşimi, yeterli su ve enerji kaynağı) oluşturduğu bir arka plan sayesinde mümkün olmuştur: İnsanlar, ancak, dünya üzerindeki hayatın parametrelerini ciddi biçimde bozmamak için yeterince marjinal kaldıkları sürece "istediklerini yapabilirler." Özgürlüğümüzün global ısınma ile somutlaşan sınırları, bizzat özgürlük ve erkimizin katlanarak büyümesinin paradoksal bir sonucudur yani bizi çevreleyen tabiatı dönüştürme yetimizi durmadan büyüterek, yerküre üzerindeki hayata olmamızın."
-S. Zizek-

Diogenes Laertios – Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri

Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri Kitap Kapağı Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri
Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi
Diogenes Laertios
Yapı Kredi Yayınları
542

On kitaplık Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı yapıt başlangıcından İS III. yüzyıla Felsefe dünyasını bize tanıtan en kapsamlı, en temel kaynak...

Diogenes Laertios'un bir Epikourosçu olduğu iddia edilirse de hiçbir okula bağlı olmadığı yollu görüşler daha inandırıcı. Ne ki yapıtın genel özellikleri Aristotelesçilerden de izler taşımakta. Bilgeleri, filozofları tanıyor, İonya felsefecileri ile İtalya felsefecilerini birbirinden ayırıyor, felsefe okullarının kurucularını, hocalarını, öğrencilerini, felsefe akımlarını, bu akımların gelişme biçimini tanıtıyor. Bir filozofu ele aldığında onun soyunu, nereli olduğunu, kişilik özelliklerini, belli bir düzen içinde yapıtlarını, olgunluk dönemini, görüşlerini, ölüm biçimini, hakkında anlatılan anekdotları, varsa vasiyetini ve mektuplarını bize bildiriyor, ayrıca o filozof hakkında kendisi bir şiir yazıyor. Aynı adı taşıyan başka kimseler varsa onları da ekliyor. Diogenes Laertios yapıtında bir yargıç tavrı takınmıyor, eleştiri iddiasında da değil, tam bir araştırmacı: filozof-filolog özellikleri taşıyan bir araştırmacı...

Aristoteles – Poetika

Poetika: Şiir Sanatı Üstüne Kitap Kapağı Poetika: Şiir Sanatı Üstüne
Aristoteles
Can Yayınları
120

Poetika, Antik Yunan felsefesinin en önemli düşünürlerinden Aristoteles'in sanat üstüne kaleme almış olduğu bir başyapıt. Platon'un Akademia'sında yirmi yıl boyunca ünlü filozofun öğrencisi olan Aristoteles, bu benzersiz metninde, şiiri tüm edebiyat türlerini kapsayacak biçimde ele alır; bunun temelinde olayları ve eylemleri "taklit etme"nin bulunduğunu söyler. Derinlemesine incelediği tek sanat türü olan tragedya büyük bir eylemi taklit eder ve seyircilerin duyguları üzerinde bir "arındırma" etkisinde bulunur.
Poetika, sanat ve edebiyatla ilgili kuramlar, düşünceler ve kavramlar konusunda kafa yoranların onsuz edemeyecekleri bir metindir. Çevirmeni Samih Rifat'ın deyişiyle, "şiir, özellikle de tiyatro, ama buradan yola çıkarak tüm estetik evren için bir kutsal kitap"tır.
Gerçekten de, Poetika, tarih boyunca sayısız yazar, düşünür ve sanatçıyı etkilemiş olmasından da anlaşılacağı gibi, her okunuşunda yeniden keşfedilecek sahici bir klasiktir.

Aristoteles – Organon 1: Kategoryalar

Organon 1: Kategoryalar Kitap Kapağı Organon 1: Kategoryalar
Aristoteles
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
64

Organon (Yunanca: Ὄργανον, anlamı: alet, araç, organ) Aristoteles'in 6 ciltlik klasik mantık üzerine olan kitap serisi. Organon ismi daha sonraları Aristo'nun izleyicileri olan Peripatetikler tarafından verilmiştir. 6 adet kitaptan oluşur

Aristoteles – Organon 2: Önerme

Organon 2: Önerme Kitap Kapağı Organon 2: Önerme
Aristoteles
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
47

Philon'un, Philon a ve bu türlü başka şekiller isim değillerdir; bunlar bir ismin halleridir. Bu hallerin tanımlanması, her bakımdan ismin tanımlanmasının aynıdır. Şu farkla ki: dir, idi, olacaktır'la. birleştirilince onlar bir isim için olanın aksine olarak ne doğru ne de yanlıştırlar...

Aristoteles – Organon 3 Birinci Analitikler

Organon 3 Birinci Analitikler Kitap Kapağı Organon 3 Birinci Analitikler
Aristoteles
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
194

Organon, Aristoteles'in 6 ciltlik klasik mantık üzerine olan kitap serisidir. Organon ismi daha sonraları Aristo'nun izleyicileri olan Peripatetikler tarafından verilmiştir. Şu 6 adet kitaptan oluşur:

  • Kategoriler
  • Önermeler
  • Birinci Analitikler
  • İkinci Analitikler
  • Topikler
  • Sofistik Deliller

Ne eserlerin sırası Aristo tarafından belirlenmiştir, ne de Aristo eserlerinin tümüne Organon adını vermiştir. Eser sıralaması kronolojik de değildir. Aristo sonrasında gelişen felsefi kavramların ortaya çıkardığı bir anlayış ile bu sınıflandırmalar yapılmıştır.

Aristo'nun Metafizik adlı ünlü eseri ile Organonu oluşturan metinlerin kimi bölümleri kesişse de onun bir parçası sayılmaz. Bölümler şu konuları içerir:

  • Kategoriler: (Latince: Categoriae) Mantıksal bir metin olmaktan çok metafizikseldir. Organonun diğer parçalarının tamamlayıcısı olarak sözedilir. 10 adet en genel ifade tipi açıklanır. 15 ana başlıktan oluşan metin bugün varolan kavramların hiyerarşik bir kategorilemesini yapar. Bu kategoriler özniceliknitelikizafetmekanzamandurumaidiyeteylem ve infial'dır.
  • Önermeler: (Latince:De Interpretatione, Yunanca Perihermenias) Aristo burda 14 başlıkta önermeleri açıklamaya çalışır. Önermelerin doğru veya yanlış sonucu veren ifade biçimleri olduğunu ve önermelerin hiçbir sonuç vermeyen (istekler gibi) ifade biçimlerinden nasıl ayrılacağını açıklar. Özellikle karşıt önerme çiftleri belirlemeye çalışır. Olumluolumsuzgenel ve özel önermeler arasındaki ilişkileri açıklar. Bu metin Aristo'nun dil felsefesine en önemli katkılarından biridir.
  • Birinci Analitikler: (Latince: Analytica Priora) Aristo'nun kıyas yöntemi bu eserde açıklanır. İki gözlem ya da bilgiden nasıl bir tümevarımsal sonuç çıkarılabileceği açıklanır ve geçerli kıyas biçimlerinin neler olduğu açıklanır. Necati Öner'e göre Klâsik mantığın asıl gayesi kıyası incelemektir
  • İkinci Analitikler (Latince: Analytica Posteriora) Aristo, birinci analitiklerde temellendirmenin salt formel yanını, yani kıyası incelerken, önermelerin gerçeklik konusundaki bilgisel değerleri ile ilgilenmez. İkinci Analitikler bilginin temel öğelerine değinerek bu yanlara da girer. Tanımlama, bilimsel bilgi ve kanıtlama gibi konularla bu eserinde uğraşır. Farabi'ye göre bu eserde ele alınan Burhan(kanıtlama) mantık felsefesindeki en üst ve önemli yeri oluşturur.
  • Topikler: (Latince: Topica) Bu eser diyalektik akıl yürütme ile ilgilidir. Geçerli argümanlar oluşturma, mutlak olandan çok olası sonuç çıkarmalar gibi konularla ilgilenir. İslam felsefesinde ise Cedel adıyla anılır. Buradaki akıl yürütmeler genel kabul görmüş fikirlerden yol çıkarak yapılan akıl yürütmelerdir. Topiklerde ele alınan 5 meşhur kavram vardır. Bunları Kategorilerde işlenen 10 kategori ile karıştırmamak gerekir. Bu 5 topik şunlardır: horos(tanım), genos(cins), diaphora(fark), idion(özellik), sumbebekos().
  • Sofistik Deliller: (Latince: De Sophisticis Elenchis) Mantıksal safsataları içerir ve Aristo'nun diğer bir eseri olan Retorik'e bir geçiş yapma olanağı sağlar. İkinci Analitiklerde işlenen kanıtlama Sofistik Deliller ve Retorik için bir uygulama alanı tespit eder.