Bertrand Russell – Sorgulayan Denemeler
Felsefe / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Sorgulayan Denemeler Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 256 Russell Sorgulayan Denemeler’de dünyanın başına bela olan pek çok sorunun insanların inançlarını akıllarının önüne koymasından ileri geldiğini öne sürer. Oysa aklın inancın önüne konması, dinsel ve siyasal tutkulardan doğabilecek pek çok dehşet verici olayın yaşanmasını engelleyecektir. Russell’ın bu düşüncelerini dile getirmesinin ardından dünya sahnesinde yaşanan pek çok acı olay, yazarın felsefi kaygılarının ne denli isabetli olduğunu göstermiştir. 21. yüzyıl kapitalizminin bunaltıcı saldırısı altında bulunduğumuz bu dönemde Russell’ın kuşkuculuğu ve aklın bağımsızlığını savunuşu geçerliliğini halen korumaktadır. Russell, düşüncelerini açık ve anlaşılır bir dille aktararak bizi günlük yaşamımızı etkileyen özgürlük, mutluluk, duygular, ahlak ve inançlar gibi felsefi sorunlar arasında gezintiye çıkarır, mantıklı öneriler yapar. Muzip bir alaycılıkla “Akılcı kuşkuculuğun yaygınlaşmasının etkisi ne olurdu?” diye sorar. Daha önce TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları tarafından defalarca basılmış olan Sorgulayan Denemeler’i felsefenin yanı sıra doğa bilimleri ve sosyal bilimlere ilgi duyan her yaş grubundan tüm okurlar beğenerek okuyacak.

Tommaso Campanella – Güneş Ülkesi
Felsefe / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Güneş Ülkesi Yazar: Tommaso Campanella Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 112 Yapıtları en az on cilt tutan Campanella’nın uzun süren yaşamı tam bir özgürlük mücadelesidir. İtalyanca olarak kaleme aldığı Güneş Ülkesi, yaşamını adadığı “özgürlük” düşüncesinin ve otoriteye karşı boyun eğmezliğinin simgesi gibidir. Bu büyük yapıt, ona ilk kez yaklaşanlar için ilerlemekte tereddüt edilecek büyük ve gür bir orman ya da bir labirent havası verir. Aynı zamanda 30 yıllık hapislik hayatının yarattığı öfkeyle birlikte Campanella’nın ateşli ruhundan yayılan bir çığlık; insanları cehalet uykusundan uyandıran ve kederli dünyalarından çıkmaya çağıran bir çan sesi gibidir. Güneş Ülkesi, adaletsizliğin bilincinde olan, toprağından sürülmüş, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmiş ve bunun acısını taşımış bir insanın, adil ve dayanışmacı, baskı ve sefaletten arınmış bir toplum düşünün somutlaştırıldığı bir ideal kent tasarımıdır. Mutlu bir cumhuriyetin betimlemesi olan bu küçük kitap, 17. yüzyılda Fransa’da ve Almanya’da konuşulup tartışılmış; 19. yüzyılda pozitivistler ve sosyalistler arasında yayılmıştır. Avrupa tarihine ve kültürüne karşı aldığı mesafe ve ele aldığı ekonomik kolektivizmin yanı sıra üslubu ve doğallığıyla da dikkat çekmiştir.

Cemal Yıldırım – Evrim Kuramı Ve Bağnazlık
Felsefe / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Evrim Kuramı Ve Bağnazlık Yazar: Cemal Yıldırım Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 240 “Hurafe erbabı, günümüzde evrim düşüncesini bilimdışı bir saplantı “suçlamasıyla karalama çabasındadır. 16. yüzyıldan bu yana bilim karşısında sürekli gerileyen teolojinin şimdi evrim kuramını gözden düşürme, dahası evrim olgusunu yadsıma yolunda olduğunu görüyoruz. Bu çabada, oportünist iktidar tutkunlarıyla el ele veren bağnaz çevreler, halkın evrim konusundaki bilgi yetersizliğinden de yararlanmaktadır. Onlara bakılırsa, evrim kuramının ‘Tanrıtanımazların’ ortaya sürdüğü uydurma bir hipotez ya da düpedüz havada kalan bir sav olmaktan ileri bir anlamı yoktur. Gerçek, kutsal kitaplarda, hadis ve vahiylerde bildirilmiştir: Evrende her şey gibi canlılar da Tanrının eseridir.Şimdi yaratılışçılık diye bilinen bu akım, son 30 yıl içinde küçümsenemeyecek bir güç kazanmıştır. Özellikle ABD’de yoğun etkinlik gösteren yaratılışçılığın ülkemize sıçramış olması bizi şaşırtmamalıdır. Türkiye’de son yıllarda kimi yabancı güçlerin parasal desteğinde militan canlılık gösteren dinsel bağnazlık bizim için yeni bir olay değildir. Üzücü olan, ilk aşamada laik eğitimi, daha sonra tümüyle çağdaşlaşma çabamızı çökertmeye yönelik bu hareketin, okul programlarını resmi kanaldan etkisi altına almış olmasıdır. Son yıllarda okutulan ortaokul ve lise biyoloji ders kitapları evrim konusunu yüzeysel olarak ve yer yer çarpıtarak sunmakta; yaratılışçılığı İslamiyetin öğretisi diye önerirken, evrim kuramına kanıtsız bir görüş gözüyle bakılmasını telkin etmektedir.

Francis Bacon – Yeni Atlantis
Felsefe / 18 Eylül 2017

Kitap Adı: Yeni Atlantis Yazar: Francis Bacon Yayıncı: Alfa Yayınları Sayfa Sayısı: 115 Bacon, 1608 yılından itibaren yeryüzünde bir bilimsel keşif merkezi gibi işleyecek ideal bir devlet tasarlamak ister. Yeni Atlantis adıyla kurguladığı ütopik çalışmasında bu isteğini gözler önüne serer. Yeni Atlantis’i yazarken esinlendiği eserler Platon’un Devlet, Timaeus ve Critias’ı ile Thomas More’un Ütopya’sıdır. Bacon eserini önce İngilizce kaleme almış, sonra da ölümsüzlüğe kavuşacağı inancıyla Latinceye çevirmiş ve İngilizce metinde olmayan birçok ekleme yapmıştır. Dünyanın uçsuz bucaksız denizlerinde, kaybolmuş ada Bensalem’in keşfedilmesiyle başlayan olayların anlatıldığı Yeni Atlantis’in ilk sayfaları, bir yıl Peru’da konakladıktan sonra Çin ve Japonya’ya doğru yola çıkan Avrupalı denizcilerin açık denizlerde doğaya karşı verdikleri mücadeleye ayrılmıştır. Büyük felaketlerin ardından bir ütopyayı hayata geçiren insanların arasında yaşamaya başlarlar. Yeni Atlantis, Bacon’ın toplumların bilimle gelişeceğine olan inancının aynasıdır. Eski ütopyaların içeriğindeki sosyal yasama, dinsel reformlar ve bilginin dağılımına kendi ütopyasında bilimin iktidarını katmıştır. Bacon, ideal devletin doğayı insanoğlunun yararına nasıl kullanabileceğini somut olarak göstermeye çalışmıştır. (Tanıtım Bülteninden)

Carlos Castaneda – Güç Hikayeleri
Felsefe / 16 Ağustos 2017

Kitap Adı: Güç Hikayeleri Yazar: Carlos Castaneda Yayıncı: Butik Yayıncılık Sayfa Sayısı: 368 Don Juan, büyücülük sanatının en güçlü tekniklerini ve  gizemli öğretilerini kullanarak Castaneda’nın eğitimini tamamlıyor; insanı büyüleyen bir dizi görüntü, hem yeni bir başlangıca  hem de elvedaya işaret ediyor.   “Carlos Castaneda’nın kitaplarına sahip olduğumuz için  çok şanslıyız… Güç Hikâyeleri, o sihirli dünyanın ardındaki öğretiyi  daha yakından tanımamızı sağlıyor.” -The New York Times Book Review-   “Kelimelerin ardından parıldayan gizemler peşinizi hiç bırakmıyor… Kendilerini hiç bitmeyen bir canlılık, kesinlik ve güçle sunuyorlar.” -Chicago Daily News-

Friedrich Engels – Ailenin, Özel Mülkiyetin Ve Devletin Kökeni
Felsefe / 15 Ağustos 2017

Kitap Adı: Ailenin, Özel Mülkiyetin Ve Devletin Kökeni Yazar: Friedrich Engels Yayıncı: Sol Yayınları Sayfa Sayısı: 256 BU kitap, deyim yerindeyse, bir vasiyetin yerine getirilmesidir. Hiç kimse Karl Marx kadar, kendi bir dereceye kadar bizim de diyebilirim materyalist tarih irdelemesi sonuçlarıyla ilişki kurarak, Morgan’ın araştırmalarından çıkan vargıları açıklamak ve bunların büyük önemini ortaya koymak istemezdi. Gerçekten, Morgan, Marx’ın kırk yıl önce keşfetmiş bulunduğu materyalist tarih görüşünü, Amerika’da, kendi alanında yeniden keşfetmiş ve bu durum, onu, barbarlık ile uygarlık arasındaki karşılaştırma konusunda, belli başlı noktalar üzerinde Marx’la aynı sonuçlara varmaya götürmüştü. Nedir ki, Almanya’nın profesyonel iktisatçıları Kapital’den sözetmemek için ne kadar direndilerse, ondan kopya çekmek için de o kadar büyük bir çaba göstermişlerdi. Morgan’ın Eski Toplum’u* karşısında, İngiltere’deki “tarih-öncesi” bilim sözcülerinin tumumu da başka türlü olmadı. Benim bu çalışmam, yitip giden dostumun yapamadığı işin yerini, ancak güçsüz bir şekilde doldurabilir. Bununla birlikte, Marx’ın Morgan’dan çıkardığı bol sayıda özet1 arasında bulunan eleştiri notları elimin altında. Bu çalışmada elden geldiğince bu notları kullandım. Materyalist anlayışa göre, tarihte, egemen etken, sonunda, maddi yaşamın üretimi ve yeniden-üretimidir. Ama bu üretim, ikili bir özlüğe sahiptir. Bir yandan, yaşam araçlarının, beslenmeye, giyinmeye, barınmaya yarayan nesnelerin, ve bunların gerektirdiği aletlerin üretimi; öbür yandan bizzat insanların üretimi, türün üremesi.2…

Augustus – Ankara Anıtı
Felsefe / 14 Ağustos 2017

Kitap Adı: Ankara Anıtı Yazar: Augustus Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 132 Roma’nın ilk imparatoru Augustus bir vasiyet yazar ve ölümünden dört ay önce Vesta rahibelerine teslim eder. Vasiyetin ikinci rulosu Augustus’un şahsen gerçekleştirdiği hizmetleri anlatan belgedir. Kısaca Res Gestae [Yapılan İşler] olarak tanınan bu belgeyi İmparator tunç levhalar halinde kendi mausoleumunun girişinin her iki yanına asılmasını emretmiştir. Çoğaltılıp imparatorluğun çeşitli eyaletlerine gönderilerek bu levhalarda yazılan özgeçmişin bütün yurttaşlarca okunması, böylece hem İmparator’un şahsına, hem de onun döneminde saeculum aureumu [altın çağ] yaşayan imparatorluğa beslenen saygının kat kat artması beklenir. Yazık ki levhalar asıldığı yerde kalmaz ve kaybolur. 16. yüzyılda, Asia Minor’un Ancyra (Ankara) kentinde mermer üzerine Latince ve Yunanca yazılmış bir kopyasının büyük kısmı keşfedilene ve bu keşif sonradan Monumentum Ancyranum olarak adlandırılarak epigrafi ve klasik filoloji tarihinin en önemli keşifleri arasında yerini alana kadar büyük bir sessizliğe gömülür.

Georges Politzer – Felsefenin Başlangıç İlkeleri
Felsefe / 24 Temmuz 2017

Kitap Adı: Felsefenin Başlangıç İlkeleri Yazar: Georges Politzer Yayıncı: Arya Yayıncılık Sayfa Sayısı: 256 Georges Politzer her şeyden önce Gülüştür. Meydan okumanın Gülüşü; başkaldırmanın değil, devrimcinin Gülüşü; anarşistin değil, tarihin mahkumiyet hükmünden kurtulmak için eski dünyanın güçleriyle açıkça alay eden marksistin Gülüşü. Zincirler içinde, Pucheu’nün karşısında, Gestaponun işkenceleri içinde bile, galip gelenin Gülüşü; infaz mangasının karşısında, galip gelenin Gülüşü. Politser; henüz bir tür idealist düşünce içinde çabaladığı 1926’dan sonra gelişmiştir kuşkusuz. Savaşım vermiş, dişini tırnağına takarak ilerlemiştir. Yolun sonunda da marksizmle karşılaşmıştır.

Soren Kierkegaard – Kaygı Kavramı
Felsefe / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Kaygı Kavramı Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Soren Kierkegaard Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 163 Søren Kierkegaard (1813-1855): Topu topu 42 yıl süren yaşamında, 30’lu yaşlarının başında yayımladığı Ya/Ya da ve Korku ve Titreme gibi yapıtlarıyla sivrilen ve etkisini hem felsefeci hem de yazar olarak günümüze dek sürdüren önemli bir 19. yüzyıl düşünürüdür. 1843’te yayımladığı Kaygı Kavramı’ysa, Kierkegaard’dan son yıllarda dilimize aktarılanlar arasında özgün dilinden çevrilişiyle de farkını oluşturan bir yapıttır. Türker Armaner (1968); Kuşağının felsefeyle edebiyatı birbirini en iyi biçimde besleyerek sürdüren önemli üyelerindendir. İskandinav dillerinden çevirdiği yazarlar arasında Kierkegaard’ın yanı sıra Sofi’nin Dünyası yazarı Jostein Gaarder de bulunan Armaner’in kendi yazdıkları arasındaysa, ilki 1997 yılında yayımlanan (Kıyısız) üç de öykü kitabı bulunmaktadır.

Manfred Kuehn – Immanuel Kant
Felsefe / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Immanuel Kant Yazar: Manfred Kuehn Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 535 Immanuel Kant (1724 – 1804) Prusya’nın Königsbergşehrinde doğmuş, aynı şehirde üniversiteye girmiş, üniversitede göreve başlamış, rektörlüğe kadar yükselmiş, tipik bir üniversite profesörü gibi son derece kapalı, sade ve alışkanlıklarına bağlı bir hayat sürmüş ve yine Königsberg’de ölmüştür. Sadakat, cömertlik, adalet ve nezaket erdemlerine sahip olduğu için çevresi tarafından çok sevilmiş ve şehrin sevgilisi haline gelmişti. Ancak bu kapalı hayatı içinde bile döneminin önemli düşünsel, siyasi ve bilimsel gelişmelerini yakından izlemiş, zamanının kültürel iklimiyle Amerikan ve Fransız Devrimlerinden etkilenerek görüşlerini şekillendirmiştir. Dolayısıyla felsefesi hem küresel hem de yerel dayanaklardan beslenmiştir. Günlük tutmamış, hayatına dair ayrıntıların sızmasına izin vermemiş, yaşamıyla eserleri arasına sağlam bir duvar örerek “kendimizden söz etmiyoruz” düsturundan ayrılmamıştır. “Görevimiz kitap yaratmak değil, kişilik yaratmaktır. En büyük şaheserimiz gereğine uygun bir hayat sürmektir” görüşünü benimseyen bir düşünürdür. Kişiliği, bizzat kendisinin bilinçli bir yaratısıdır. Son derece ayrıntılı araştırmaların sonucu olarak ortaya çıkan elinizdeki kitap, varolan bütün Kant biyografilerini eleştirel bir süzgeçten geçirip Kant’ın hayatı hakkındaki birçok miti yıkarak bu bilinçli yaratıyı çözümlemekte ve onun yaşamıyla felsefi eserlerinin anlamlı ve detaylı bir sentezini yapmaktadır. Kant felsefesi, Rönesans’tan sonraki Avrupa felsefesi için bir kavşak noktasıdır. Bu felsefe hem…

David E. Cartwright – Schopenhauer
Felsefe / 22 Haziran 2017

Kitap Adı: Schopenhauer Yazar: David E. Cartwright Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 598 19. yüzyılın en özgün ve kışkırtıcı düşünürlerinden Arthur Schopenhauer (1788-1860), ömrünü ıstırap ve ölümle dolu bir dünyada yaşamanın anlamını kavramaya ve “varoluşun daima endişe verici esrarını” çözmeye çalışarak geçirmiştir. Modern edebiyat, müzik, felsefe ve psikolojide derin yankı bulan ve Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Aşkın Metafiziği gibi kitaplarıyla günümüzde de ilgi uyandıran dünya görüşüyle insanın hemen her boyutunu incelemiştir. Elinizdeki biyografi, Schopenhauer’ın parçalanmış aile hayatını, erken dönemlerde üzerinde etkili olan kişileri, Kant’a olan eleştirel bağlılığını, Fichte ve Goethe ile kişisel etkileşimini, Schelling ile kararsız ilişkisini, Hegel’e yönelik nefretini, felsefesinin tanınması için verdiği mücadeleyi ve geç gelen şöhretine karşı tavrını içeren bütünüyle belgelenmiş bir portre sunmaktadır. Schopenhauer bu biyografide, Samuel Beckett, Jorge Luis Borges, Emile Durkheim, Sigmund Freud, Thomas Hardy, Thomas Mann, Friedrich Nietzsche ve Ludwig Wittgenstein gibi farklı kişiler üzerinde kayda değer etkisi olan bir düşünür olarak ortaya çıkmaktadır. Yazar David E. Cartwright Wisconsin Üniversitesi’nde (Whitewater) felsefe ve din araştırmaları profesörüdür. Schopenhauer ve on dokuzuncu yüzyıl Alman felsefesi hakkında çok sayıda makale yazmış, bu gizemli felsefecinin bazı kitaplarını çevirmiş ve onun üzerine Historical Dictionary of Schopenhauer’s Philosophy başlıklı bir sözlük hazırlamıştır.

Christian Delacampagne – 20. Yüzyıl Felsefe Tarihi
Felsefe / 22 Haziran 2017

Kitap Adı: 20. Yüzyıl Felsefe Tarihi Yazar: Christian Delacampagne Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 367 20. Yüzyıl Felsefe Tarihi, Kant, Marx, Frege, Husserl, Wittgenstein, Heidegger, Adorno, Sartre, Lévi-Strauss, Habermas, Foucault, Derrida gibi geçen yüzyıla yön vermiş düşünürleri çağdaş felsefenin etkilenmeden yapamayacağı kadar ağır ve önemli sonuçları olan bu arka planla birlikte ele alan, vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

Ronaldo Munck – Marks @2000
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Marks @2000: Geç Marksist Perspektifler Yazar: Ronaldo Munck Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 208 Bir kaç yıl önce “Marksizm yüzyılı”nın sona erdiğini ilan etmek pek olağan hale gelmişti. Artık olsa olsa, sivri akıllı bir antikacı Marx`ın fikirleriyle ilgilenebilirdi. Buna rağmen, bir zamanlar durmadan Marksist metafiziği köteklemesiyle tanınan Jacques Derrida, şimdi cesur ve kesin bir dille “Marx`sız bir yarın düşünülemez” diyor. İşte bu nedenle, elinizde tuttuğunuz kitap 2000 yılının Marx’ını keşfe çıkmıştır. İçinde yaşadığımız bu fırtınalı, hatta kaotik, küreselleşmiş, postmodern çağa ait çelişkilerin ne anlama geldiğini çıkarsamayı amaçladığımdan, bu kitabı Marx`ı günümüze getiren bir “yaşayan Marx” çabası olarak niteliyorum. Ronaldo Munck. Liverpool Üniversitesi Siyaset Sosyolojisi Profesörü. Ekoloji, kültür, feminizm, kalkınma ve milliyetçilik kapsamındaki ana konular çerçevesinde düşünce dolu, eleştirel ve kışkırtıcı bir marksizm araştırması. Ernesto Laclau, Essex Üniversitesi Siyaset Teorisi Profesörü. Marx resmi komünizmin enkazı altından çıkarılabilir mi? Munck ileriye bakarak, onu kültürel, feminist ve ekolojik perspektiflerle imgesel bir yeni senteze kavuşturuyor. Robin Cohen, Warwick Üniversitesi Sosyoloji Profesörü. Çok iyi temellendirilmiş kışkırtıcı bir kitap. Yenilenmiş bir marksizmin sistemli ve kapsamlı savunusunu yapıyor. Bob Jessop, Lancester Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Munck, marksizmi eleştirmekten kaçınmıyor. Ama niyeti hiç bir şekilde Marx’tan ve marksizmden vazgeçmek değil.David Walker, Yayıncı, Marksizm Araştırmaları

Anthony Grafton – Yeni Dünyalar Eski Metinler
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Yeni Dünyalar Eski Metinler: Geleneğin Gücü ve Keşiflerin Yarattığı Şaşkınlık Yazar: Anthony Grafton Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 228 Batılı düşünürler 1550-1650 yılları arasında artık aradıkları her önemli gerçeği eski metinlerde bulabilecekleri inancından vazgeçtiler. Metin ile okuyucu buluşmasının hiçbir biçimi, bu değişimi denizde cereyan eden bir karşılaşmadan daha iyi izah edemez. Hint Adaları’nın tarihine ilişkin en özgün metinlerden birini yazan Cizvit Jose’de Acosta kendi seyahat deneyimlerinin eskiçağ filozofları ile çeliştiğini fark eder: “Hint Adaları’na vardığımda şair ve filozofların “Sıcak Kuşak” ile ilgili yazılarını okumuş biri olarak, Ekvator’a ulaştığımda kavurusu sıcağa dayanamayacağıma kendimi inandırmıştım; oysa tam tersi oldu. (Ekvator’u) geçtiğimizde bu mart ayında öylesine üşüdüm ki, ısınmak için güneşe çıktım. Aristoteles’in Meteorologika’sına ve felsefesine gülmekten başka çarem yoktu; zira onun kurallarına göre bu yerde ve bu mevsimde her şeyin sıcaktan kavrulması gerekirken, ben ve arkadaşlarım üşüyorduk.” Oysa 1492 yılında iyi eğitimli tüm Avrupalılara göre bilgi en yetkin kitap olan İncil’de, Yunanlıların ve Romalıların felsefe, tarih ve edebiyat eserlerinde ve uzmanlık değeri yüksek birkaç modern eserde bulunmaktaydı. 17. yüzyılın başlarından itibaren bilginin ikametgahı artık astronomların teleskoplu gözlemleri, filozofların düşünceleri ve yazıları, denizcilerin yolculukları ile ilgili kayıtları ve hekimlerin anatomi raporlarıydı. Bu yeni dünya algılayışı gücünü, Avrupalıların “Yeni Dünya’nın keşfi’ adını…

Maurice Blanchot – İtiraf Edilemeyen Cemaat
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: İtiraf Edilemeyen Cemaat Yazar: Maurice Blanchot Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 76 İnsan, varoluştan itibaren öteki insanlara maruzdur, muhtaçtır. Aşık olarak bir başkasıyla ilişkiye geçeriz. İnançlarımız, umutlarımız yönünde birlikteliklere, gruplara dahil olur, gelecek toplum tasarımları için ortaklıklar kurarız. Ben ile ötekini ilişkiye, iletişime girdiği tüm bu zeminler hangi asli duyguların, hangi yoklukların varlığı üzerinde yükselir? Bütün bu zeminleri hayal kırıklığına, hayal kırıklığından da öte bir felaket imkanına açık kılan, bizi bu imkan üzerinde var eden, bu imkana maruz bırakan şey nedir? Maurice Blanchot, İtiraf Edilemeyen Cemaat’te yirminci yüzyılda varoluşumuzu anlamlandırmış ve anlamlandırmaya devam eden “cemaat” deneyimleri ışığında, birlikteliklerimizin özüne doğru lanetli ve çaresiz bir yolculuğa çıkmaktadır.Varlık, kendi yetersizliğinin bilinciyle, kendini tamamlamak için değil, kendini tartışma konusu etmek için ötekine yönelir, ötesine, cemaate çağrı yapar, kendi dışına atılır, açılır, yetersizliğe son verecek şeyi değil, doldurdukça derinleşen eksiklikteki aşırılığı arar.Ortaklık imkanının son bulduğu ilk ve son olay (doğum ve ölüm) ortak olmasaydı cemaat olmazdı.Cemaat kendi ‘üyelerine’ onların ölümlü hakikatlerinin sunulmasıdır.Kurban etme/ olma ve bırak(ıl)madır cemaat. Öldürecek ve ölerek değil, kendini bırakarak ve bağışlayarak kurban etmedir cemaat. Kendini bırakma ve bağış, sessizdir. Karşılığında asla statü ya da iktidar elde edilmez. Bağış yapan varlığı da bırakacak şekilde sessizlik ve sözsüzlük içindedir cemaat….