Douglas R. Hofstadter & Daniel C. Dennett – Aklın G’özü
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Aklın G'özü: Benlik ve Ruh Üzerine Hayaller ve Düşünceler Yazar: Douglas R. Hofstadter & Daniel C. Dennett Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 371 Zihin nedir? Ben kimim? Madde düşünebilir ya da hissedebilir mi? Ruh nerededir? Aklın G’özü, akıl, yapay zekâ, zihin-beden ilişkisi konularında ileri sürülmüş çarpıcı felsefi ve bilimsel düşünceleri tartışmaya açan kült bir eserdir. Edebiyatıyla geçtiğimiz yüzyılı derinden etkilemiş J. L. Borges’ten, evrim kuramının çağımızdaki en etkili savunucularından Richard Dawkins’e, bilim-kurgunun önemli isimlerinden Stanislav Lem’den, yapay zekânın olanakları üzerine söyledikleriyle çığır açmış zihin ve dil felsefecisi John Searle’e uzanan XX. yüzyılın etkili düşünürlerinin metinleri, Dennett ve Hofstadter’in yaptıkları yorumlarla farklı bir boyut kazanıyor.   Benlik ve bilincin anlamının edebiyat, psikoloji, felsefe ve diğer disiplinlerin perspektiflerinden incelendiği bu kitap, yazarlarının deyimiyle, okurlarını kışkırtmak, huzurunu kaçırmak, allak bullak etmek, anlaşılır olanı tuhaflaştırmak, belki de tuhaf olanı anlaşılır hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Douglas Hofstadter Bilişsel Bilim ve Bilgisayar Bilimi profesörüdür. Aynı zamanda felsefe, bilim tarihi ve felsefesi, psikoloji ve karşılaştırmalı edebiyat dallarında da dersler vermektedir. Kavramlar ve Algı Araştırma Merkezi’nin (Center for Research on Concepts and Cognition) yöneticisidir. Daniel C. Dennett Felsefe profesörüdür. Aynı zamanda “Sanatlar ve Bilimler Ordinaryüs Profesörü” unvanına da sahiptir. Tufts Üniversitesi Bilişsel Çalışmalar Merkezi’nin (Center…

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer – Teori ve Pratik Üzerine
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Teori ve Pratik Üzerine Yazar: Theodor W. Adorno & Max Horkheimer Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 72 Adorno ile Horkheimer 1956 baharında üç hafta boyunca bir tartışma yaptılar ve bu tartışmayı Komünist Manifesto’nun güncel bir versiyonunu üretme niyetiyle teybe kaydettiler. İki filozof eserlerinin teori-pratik ilişkisi, emek, boş zaman, tahakküm, özgürlük gibi temel temaları üzerine, tutarlılık ve temellendirme kaygısı gözetmeksizin siyasi dozu yüksek serbest doğaçlamalar yapıyorlar. Soğuk Savaş’ın gemi azıya aldığı bir dönemde Eleştirel Teori eleştirelliğini ne ölçüde koruyabilmişti? Siyaseten etkisizliğin içselleştirilmesi düşünceye nasıl bir etkide bulunur? Teorik mülahazalar düzeyinden reel siyasetin dolambaçlarına “indiklerinde”, yüksek teori kozasından çıktıklarında, iki düşünür, dünyanın gidişatı hakkında ne ölçüde anlamlı fikirler üretebiliyorlar? Entelektüel bir keyifle, bazen üzüntüyle, yer yer de sinirlenerek okuyacağınız bu küçük kitap, bu sorular hakkında ciddi bir düşünmeye vesile oluyor.

Susan Buck Morss – Hegel Haiti ve Evrensel Tarih
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Hegel Haiti ve Evrensel Tarih Yazar: Susan Buck Morss Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 176 Dünyanın önde gelen Benjamin yorumcularından Buck-Morss bu kitabında da “tarihin enkazından” özgürleştirici unsurlar çekip çıkarmaya devam ediyor. “Dünya tarihinde belirleyici bir uğrak” olduğu halde ısrarla unutulmuş olan Haiti devrimi ile Hegel’in ünlü efendi-köle diyalektiği kavrayışı arasındaki bağların izini sürüyor ve tarihsel tahayyülün ufkunu genişletiyor. Kitabın ilk kısmını oluşturan ve “bir polisiye gibi yazılmış” olan “Hegel ve Haiti” yazısı, makale olarak yayınlandığı 2000 yılından itibaren sayısız tartışmaya ve ihtilafa konu oldu. Çeşitli disiplinlerden alınan tarihsel fragmanlardan inşa edilen ve getirilen eleştirilere de kısmen cevap veren “Evrensel Tarih” makalesi ise Avrupa Aydınlanmasının tarihsel özgürlük projesi üzerindeki tekelini reddeden evrensel sıfatına layık başka bir tarihin imkânlarını araştırıyor.

Slavoj Zizek – Kırılgan Temas
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Kırılgan Temas Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 310 Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı düzeyi temsil edecek nitelikteki yazarlardan yaptığımız özel derlemelerdir Metis Seçkileri. Kavrayış ve sezgileriyle yaşadığımız çağın düşünce iklimine katkıda bulunmuş yazarlardan örnekler sunuyoruz bu dizide. Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe’de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıkların getirdiği güçlükler var. Türkiye’deki okuma ortamının kendine özgü koşullarına gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe’de tartışılabilir kılmak istiyoruz.

Slavoj Zizek – İdeolojinin Yüce Nesnesi
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: İdeolojinin Yüce Nesnesi Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 255 Kant’ı Sade’la, Hegel’i Lacan’la, Marx’ı Freud’la, Lacan’ı Hitchcock’la: Zizek, İdeolojinin Yüce Nesnesi ile başlayan eserlerinin bütününde, “metinlerarası” okumanın devrimci, altüst edici gücünü sergiliyor. Hegel’in diyalektiği icat eden ama idealist bir filozof olmanın ötesine gidemeyen, “modası geçmiş” bir düşünür olmadığını onu böyle Lacan ile birlikte okuduğumuzda anlıyoruz. Marx’ın eserinin politik iktisattan ibaret olmadığını, psikanalize ışık tutan, hatta onu var kılan “semptom” kavramını Marx´ın icat etmiş olduğunu da gene Lacan’dan öğreniyoruz. “Anlaşılmazlığıyla”, dil oyunlarına gömülmüşlüğüyle ünlü Lacan’ı “popüler” Hollywood filmleriyle bir arada okuduğumuzda, esrar perdesi kalkıyor birden. “Ahlakçı” Kant, sapkınlığın düşünürü Sade ile birlikte yeni bir anlam kazanıyor. Freud Marx’a ışık tutuyor, Amerikan karton filmleri de Sade’a. Ve hepsi birden içinde yaşadığımız çağı biraz da olsa anlamlandırmamıza yarayabilecek, neyi, nasıl, niçin değiştirebileceğimize dair ipuçları veriyorlar elimize. …

Roland Barthes – Yazı ve Yorum
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Yazı ve Yorum Yazar: Roland Barthes Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 208 Bir yazar olarak Roland Barthes’ın temel yönelişinin ‘parçalar’ yazmak olduğu düşünülür. Yazı ve Yorum’da göstergebilimden yazın kuramına, toplumbilime ve kültür eleştirisine uzanan Barthes yapıtının bütünlüğünü okura iletebilecek parçaları bir araya getirmeyi amaçladık. Barthes “zor” bir okuma olabilir, ama zor metinlerde de sürükleyici bir roman keyfi duyabilen okur için büyük bir metin tadı vadediyor;nerdeyse hiçbir zaman kendi üstüne “kapanmayan” Barthes yazarının kendine seçtiği okur da budur zaten. Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir?Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı, tahakküm ve sömürüyle doludur. Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulunan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın…İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık.Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe’de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıkların getirdiği güçlükler var. Türkiye’deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe’de tartışılabililr kılmak istiyoruz.

Richard Kearney – Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar: Ötekiliği Yorumlamak Yazar: Richard Kearney Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 352 Kendimiz ve başkaları hakkında nasıl düşündüğümüzle ilgili incelemelerin genellikle gözden kaçırdığı bir nokta var: Yabancılar, tanrılar ve canavarlar gibi büyük muammalar insanın dünyaya bakışını nasıl şekillendiriyor? Richard Kearney yabancıların, tanrıların ve canavarların mit veya fantaziden ibaret olmadığını, bilakis kültürel bilinçdışımızın önemli bir bölümünü oluşturduğunu ortaya koyuyor. Antik Yunan için “barbar”, emperyal Avrupa için “yaban” anlamına gelen yabancı figürünün, bilinmeyenin biz değil de Öteki olduğu fikri aracılığıyla, kendi kimliğimizi nasıl tanımladığımızı gösteriyor. Canavar imgesini derinlemesine inceleyen Kearney, antik minotauruslardan ortaçağ demonlarına, oradan günümüzün postmodern düşmanlarına kadar uzanan güçlü örneklerin de yardımıyla, insan benliğinin canavarca bir tarafı olduğunu ortaya koyuyor. Bazı tanrıların bugün bile hâlâ ayakta olmasının, insan psişesinin, sonluluğumuzun ve ölümün zincirlerinden kurtulmak için nasıl yanıp tutuştuğunu gösterdiğini ileri sürüyor. En basit korku ve arzularının dış dünyada nasıl tezahür ettiğini görmek ve bunlarla yaşamayı öğrenmek isteyenlere…

Özgür Taburoğlu – Dünyevi ve Kutsal
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Dünyevi ve Kutsal: Modernlerin Maneviyat Arayışları Yazar: Özgür Taburoğlu Yayıncı: Metis Yayınları Farklı tarihsel dönemlerde dünyevilik ve kutsallık arasındaki iç içe geçişleri inceleyen kitap, dünyevilik ve kutsallığın mutlak kavramla olamayacağını, daha çok ikisi arasında bir sarkaç salınımı olduğunu savunuyor. Zındıklık, hurafeler, ikonlar, hat ve süs, minyatür, Doğu, Ortaçağ ve Eski Yunan… Kitabın son bölümü Heidegger, Levinas, Battaille ve Romantikler gibi modern dönemin yazarlarında yeni maneviyat arayışlarının izini sürüyor.

M. Bilgin Saydam – Deli Dumrul’un Bilinci
Felsefe / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Deli Dumrul'un Bilinci: Türk-İslam Ruhu Üzerine Bir Kültür Psikolojisi Denemesi Yazar: M. Bilgin Saydam Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 254 Türklerin tarihindeki en önemli dönüm noktasının İslamiyet’in kabulü olduğu konusunda hemen tüm tarihçiler birleşir. Ancak animist-şamanist eski Türk topluluklarının İslamiyet’in zorlayıcı gücüyle karşılaştıklarında yaşadıkları ve hiç kuşkusuz ülkemizin bugününde de etkisini sürdüren sancılı/coşkulu geçiş sürecinin yeterince irdelendiği söylenemez. Psikiyatr Bilgin Saydam, bir psiko-mitoloji denemesi olarak tanımladığı yapıtında, yöreselde evrenseli, tekilde tümeli yakalama kaygısı ile eski Türk halk edebiyatının ustalık ürünü eserlerinden Dede Korkut Kitabı’nda yer alan “Deli Dumrul Boyu”nu Türklerin tektanrılı dine geçiş sürecinde yaşananların yansıması olarak ele alıp yorumluyor. Bireysel boyutta her ölümlünün yaşaması mümkün ve “gerekli” bir sarsıntının, bireyin dünyaya, öznel gerçekliğin dış gerçekliğe, bireysel erkin evrensel düzene çarpışının öyküsü olan “Deli Dumrul Boyu”, aynı zamanda bu geçiş sürecinin kahramanları olan atalarımızın ve bizlerin de öyküsünü anlatıyor. Bilgin Saydam’ın deyişiyle “Anacıl Eylemlilik ile Ata Erki Arasında Sıkışmışlığın Kahramanı” Deli Dumrul’un serüveni günümüz Türk-İslam ruhuna dek uzanan sürecin ipuçlarını veriyor. Kitabın bu ikinci basımı, yazar tarafından gözden geçirilmiş ve açıklayıcı notlarla zenginleştirilmiştir.

Jonathan Crary – Gözlemcinin Teknikleri
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Gözlemcinin Teknikleri: Ön Dokuzuncu Yüzyılda Görme ve Modernite Üzerine Yazar: Jonathan Crary Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 184 “Görmeye ilişkin sorular her zaman bedenle ve sosyal iktidarın işleyişiyle ilgili olmuştur. Bu kitabın büyük bir bölümünde bir yanda insan bedeni, öte yanda ise kurumsal ve söylemsel iktidar biçimleri arasında kurulan yeni ilişkilerin, gözlemci öznenin statüsünü 19. yüzyılın başlarında nasıl yeniden tanımladığını ve bu yeni statüyle modernizm arasındaki ilişkiyi inceliyorum… “Neden yeni bir tarih? Sanat tarihi insan algısının tarihiyle fiilen çakışmıyor mu? Zaman içerisinde sanat yapıtlarında ortaya çıkan biçim değişiklikleri, görmenin kendisinin tarihsel olarak uğradığı mutasyonların en çarpıcı delilleri değil mi? İşte benim bu incelemem, tam tersine, görme tarihinin (eğer böyle bir şey mümkünse), temsil pratiklerinde, yaşanan kaymaların sıralanmasından çok daha fazlasını içerdiğini savunuyor. Bu kitabın hedefi sanat yapıtları üstüne ampirik veriler oluşturmak ya da yalıtılabilir bir ‘algı’ kavramı geliştirmek değil, en az bunun kadar sorunlu olan gözlemci olgusuna eğilmek. Çünkü gözlemci sorunu, aslında görmenin tarih içinde maddileştiği, bizatihi görünür hale geldiği alandır. Görme ve etkileri, belli pratiklerin, tekniklerin, kurumların ve öznelleştirici usullerin hem tarihsel ürünü hem de gerçekleşme alanı olan gözlemci öznenin olanaklarından hiçbir zaman ayrılamaz.” Jonathan Crary

Jon Elster – Ekşi Üzümler
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Ekşi Üzümler: Rasyonalitenin Altüst Edilmesi Üzerine Çalışmalar Yazar: Jon Elster Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Tilki uzanamadığı üzüme neden ekşi der? Peki o zaman yasak meyve neden tatlıdır? Tercihlerimizi ne gibi faktörler etkiliyor? Grubun tercihleri bireyin tercihlerini nasıl biçimlendiriyor? Neden sık sık düpedüz irrasyonel tercihler yapıyoruz? Bunların rasyonel değil de irrasyonel olduğunu nereden biliyoruz? Seçimler zevklere, zevklerse geçmişteki seçimlere bağlıysa, burada bir yumurta-tavuk durumu mu söz konusu? Çabalayarak ulaşılamayacak hallere (doğallık, kendiliğindenlik, umursamazlık) ulaşmaya çalışmak ne derece rasyonel? İrademizi kullanarak bir tür irade veya istem yokluğu haline ulaşabilir miyiz? Bilinçli olarak bilinçsizliğe ulaşmak mümkün mü? Başkalarını etkileme çabası kendi kendini baltalayan bir çaba olduğu halde, gerek günlük hayatta gerekse sanatta ve siyasette sık sık bu (irrasyonel) tutumu sergilememiz biz insanlar hakkında ne söylüyor? Zihnimiz bize nasıl oyunlar oynuyor? Biz zihnimize nasıl oyunlar oynuyoruz? Başta Zizek olmak üzere ideoloji kuramıyla uğraşan çeşitli düşünür ve sosyal bilimcileri etkilemiş olan Jon Elster, Ekşi Üzümler’de mantık diliyle insan psikolojisinin derinlerine inerek paradoksal doğamızı gözler önüne seriyor. Oyun kuramından iktisada, psikolojiden felsefeye, tarihten edebiyat eleştirisine birçok disiplin içinde rahatça gidip gelen bu kitap, Metis’te özel bir önem verdiğimiz disiplinlerarası çalışmaların klasikleşmiş parlak örneklerinden.

Jean-Pierre Changeux & Paul Ricoeur – Neden Nasıl Düşünürüz?
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Jean-Pierre Changeux & Paul Ricoeur – Neden Nasıl Düşünürüz? Etik, İnsan Doğası ve Beyin Üzerine Bir Tartışma Yazar: Jean-Pierre Changeux & Paul Ricoeur Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 294 Beynin yapısı ve işleyişi hakkında bilgi edinmek kendi benliğimize dair bilgimize nasıl bir katkıda bulunur? Beynimizi tanımak günlük yaşamdaki deneyimimizi, dünyayla ve “öteki“yle olan ilişkimizi nasıl etkiler? Beyin ile düşünce/ bilinç arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir sinir biyoloğuyla bir filozofu bu sorular etrafında sürdürülen ilginç bir tartışmada bir araya getirerek, o meşhur “iki kültür“ arasında köprü kurmaya çalışan bir kitap Neden Nasıl Düşünürüz. Jean- Pierre Changeux’nün beyne dair bilimsel açıklamaları ve Paul Ricoeur’ün engin felsefi birikimiyle zenginleştirdiği bu tartışmada dinden sanata, etikten toplumsal sorunlara kadar pek çok konuya değiniliyor. Asıl amaç ise insan deneyimine dair kapsamlı bir kavrayış oluşturmak.

Jean Starobinski – Özgürlüğün İcadı ve Aklın Amblemleri
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Özgürlüğün İcadı ve Aklın Amblemleri (1700-1789) Yazar: Jean Starobinski Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 400 Sanatın, felsefenin, siyasetin ayrı ayrı kıtalar olduğunu varsaymıştır tarih uzun süre. Ayrı olsalar da aynı dünyanın kıtaları olduklarını, aralarında onca yolculuk, alışveriş, iletişim ve etkileşim olduğunu çeşitli nedenlerle görmezden gelmeyi tercih etmiştir. İşte Jean Starobinski’nin 18. yüzyıl üstüne yaptığı bu çalışmanın başlıca hedefi, sözünü ettiğimiz bu bölümlemeyi aşmak, en azından onun dışında kalmak. Yazar zorlu olduğu kadar heyecan verici bir işe girişmiş: Resim, mimari, müzik gibi sanatlar ile 18. yüzyılın Aydınlanma felsefesi ve Fransız Devrimi’ni dünyaya getiren sosyal, siyasi gelişmeler arasındaki ilişkileri araştırmış, sanatı sosyal bağlamına yerleştirirken, bir yandan da hayatın başka yollarla belki kolay öğrenilemeyecek birtakım önemli yanlarını sanata sormuş. Ortaya da sanat tarihi ile sosyal tarihi iç içe geçiren zengin bir düşünce tarihi tablosu çıkmış. Bir edebiyat eleştirmeninin kalemiyle yazılmış bu metinler, sizi bir okuma ziyafetine, yani bir bakma, görme ve yorumlama ziyafetine davet ediyor.

Jacques Rancière – Cahil Hoca
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders Yazar: Jacques Rancière Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Felsefenin elması Joseph Jacotot’nun başına düşmüştür: 1818’de sürgünde bir devrimci olan Jacotot Belçika’da Fransız edebiyatı okutmanı olarak yarı-zamanlı bir iş bulur. Tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde hocalık etmek zorundadır… İkidilli bir Fénelon baskısı koşar imdadına; “öğrencileri”nin kendi kendilerine Fransızca ve Telemak’ı öğrenmelerine kılavuzluk eder. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğini gösteren bu tuhaf deneyin sezdirdiği kaçınılmaz sonucu anlamakta hiç gecikmez Jacotot: Bilen ile bilmeyenin, öğreten ile öğrenenin, kol emekçisi ile zihin emekçisinin, kısacası zekâların eşitliği. Bu şaşırtıcı hikâyeyi ve Jacotot’nun felsefesini anlatan Jacques Rancière hem eğitim üzerine çok özgün bir düşünce sunuyor hem de zekâların eşitsizliğini ve bilgi hiyerarşisini bahane eden toplumsal eşitsizlik tasavvurlarına önemli eleştiriler getiriyor. “Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır,” diyen Cahil Hoca, eğitimciler ve eğitim sistemi üzerine kafa yoranlar için olduğu kadar siyaset felsefesiyle ilgilenenler için de ufuk açıcı bir kitap.

Henri Lefebvre – Modern Dünyada Gündelik Hayat
Felsefe / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Modern Dünyada Gündelik Hayat Yazar: Henri Lefebvre Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 224 “Modern Dünyada Gündelik Hayat”, yayımlandığı tarihten bugüne, mevcut düzene karşı gündelik hayatın kendisinden yola çıkarak muhalefet oluşturmak isteyenlere yol gösterdi. Fransa’da 1968’in hemen öncesinde çıkan kitap, yeni muhalefet hareketlerinin, dünyaya dair yeni bir algılama ve kavrama çabasının habercisi oldu. Henri Lefebvre, felsefecilerin, sosyologların, antropologların bir dolayım olarak, kendisinden başka bir şeyin işareti ya da bahanesi olarak ele aldıkları gündelik hayatı eleştirel teorinin merkezine koyuyor bu yapıtında. Modern toplumun bütün gerilimlerinin yansıdığı alan olan gündelik hayat bir araştırma nesnesi haline getirilirse, hem baskılama tekniklerine hem de özgürleşme olanaklarına baka bir gözle bakılabilir. Dilin toplumsal baskıyı örtmekteki işlevi, tüketim ideolojisinin yarattığı yanılsamalar, iktidar aygıtları tarafından uygulanan terör ancak gündelik hayat içinden anlaşılabilir; çünkü çeşitli biçimlerde adlandırmaya çalıştığımız, ekonomik terimlerle, statü gruplarının hareketlilikleriyle, kendi çıkarını gözeten birey anlayışıyla incelediğimiz toplum, bu kavramsal araçları yetersiz kılacak denli karmaşıklaşmıştır. Ancak gündelik hayatı ve bu hayatın aldığı çeşitli biçimleri merkezine alan bir tarihsel eleştiri bu zorlu çabanın altından kalkabilir; varlığını sürdüren ama halihazırdaki toplum içinde göze görünmeyen muhalefetleri, direnişleri ve başkaldırı olanaklarını açığa çıkarabilir. Henri Lefebvre’in kitabı, bugüne değin güncelliğinden hiçbir şey kaybetmedi. “Modern Dünyada Gündelik Hayat”ta geliştirilen teori, onu hayata…