Thomas Hobbes – Leviathan

Leviathan - Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti Kitap Kapağı Leviathan - Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti
Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi
Thomas Hobbes
Yapı Kredi Yayınları
465

Hobbes'un başyapıtı kabul edilen Leviathan, özellikle, bir "din ve dünya devleti"nin oluşturulamasında bireyler arası toplumsal sözleşmeye verdiği önem ve ahlak kurallarını tamamen laik ve doğal bir temele oturtuşuyla dikkat çeker. Hobbes, 1651'de yayımladığı bu kitabında, "Tanrı'nın buyrukları" olan doğa yasalarından yola çıkarak, ideal devletin oluşturulması yollarını gösterir; ayrıca hem dinsel, hem de toplumsal-eğitimsel gerekçelerle çağının üniversite sistemine eleştiriler yöneldir.

Jean Baudrillard – Simülakrlar ve Simülasyon

Simülakrlar ve Simülasyon Kitap Kapağı Simülakrlar ve Simülasyon
Jean Baudrillard
Doğu Batı Yayınları
224

Disneyland bütün simülakr düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce: Korsanlar, Geleceğin Dünyası, vb şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. Aslında kalabalıkları buraya çeken şey çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek Amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması ve alınan kolektif (dinî denilebilecek türden) keyiftir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içerde kuyruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi hâlinize terk edilmiş bir şekilde çıkıyorsunuz. Bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerdeki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pek çok değişik duygu yaşatan bol miktardaki oyun ve oyuncağın varlığıdır. Bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparka içerdeki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. Bir başka deyişle içerdeki binbir çeşit oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığa (oyuncağına) arabasına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır...
...
Disneyland'daki düşsellik ne gerçektir ne de sahte. Burası gerçeğe özgü bir düşselliği, gerçeğe simetrik bir şekilde yeniden dönüştürebilmek amacıyla tasarlanmış bir caydırma (ikna) makinesidir. Bu çocuksu düşselliğe özgü sefalet ve yozlaşmışlığın nedeni de zaten budur. Bu evrene çocuksu bir görünüm verilmek istenmesinin nedeni, yetişkinlere özgü "gerçek" ve başka bir evren bulunduğu düşüncesini onaylatma arzusudur. Disneyland bir çocuksuluğun gerçek anlamda her yere hâkim olduğunu gizleyebilmek için yetişkinlerin de buraya gelerek çocuklaşmalarına olanak tanımak ve gerçekte çocuk olmadıklarına inandırma amacıyla kurulmuş bir evrendir.

Jean Baudrillard – Karnaval Ve Yamyam

Karnaval Ve Yamyam Kitap Kapağı Karnaval Ve Yamyam
Jean Baudrillard
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
62

"Eğer doğal dünya bize bağışlanmış olan bir şeyse, bu durumda ona bir karşılık verilmesi gerekmektedir. Karşılık verilmiyorsa bu durumda doğal dünyanın yok edilmesi gerekir. İnsanlık da doğal dünyaya karşı bu şekilde davranmakta ve modernleşmenin başlangıcından bu yana onu garip bir şekilde yok etmeye, soyut bir varlığa dönüştürmeye ve kendisinden tamamıyla kurtulmamızı sağlayacak egemen bir yapı oluşturmaya çalışmaktadır. Sanırım doğal dünyanın yerine kendi ellerimizle oluşturduğumuz dünya boyutlarına ulaşan bir güç koyarak, aynı boyutlara ulaşan teknolojik bir dolap çevirerek, yani denetim altına alınabilen bir evren oluşturarak başlangıçtan bu yana bize bir karşılık beklenmeden verilen ve kıymetini bilmeyerek yitirdiğimiz her şeyin zihnimizde yol açtığı kaygıdan kurtulmaya çalışıyoruz... Bundan böyle düşlenebilecek eleştirel ya da simgesel bir alternatif yoktur. Yapılması gereken şey dünyayı yok etmeye devam etmektir, çünkü biz akla gelebilecek en kötü şekilde düşleyip, gerçekleştirdiğimiz gerçek anlamda insanlık dışı bir bilim kurgu evreniyle temel simgesel kuralı yıkıp, meydan okuyabiliyor ve kendi gururumuzu bu şekilde okşayabiliriz."

Jean Baudrillard – Foucault’yu Unutmak

Foucault'yu Unutmak Kitap Kapağı Foucault'yu Unutmak
Jean Baudrillard
Doğu Batı Yayınları
80

Baudrillard'a göre Foucault'nun söylevi iş işten geçtikten sonra ortaya çıkan bir mesih, iş işten geçtikten sonra yapılmaya çalışılan bir devrim gibi, iş işten geçtikten sonra verilmiş bir söylev olma özelliğine sahiptir.

Foucault'nun cinsellik, iktidar, baskı, arzu, delilik vb. konularla ilgili olarak bu kadar güzel ve kusursuz bir söylev çekebilmesinin kökeninde bütün bu konuların ve kuramların günümüzde anlamlarını yitirmiş olmalarının yattığını söyleyen Baudrillard, böylelikle Foucault'nun söylevinin gerçekliği kapsayan bir evrene değil, bir simülasyon evrenine ait olduğunu ve bu yüzden onu bilimsel bir çözümlemeden çok bir "vakayiname" (chronique) olarak nitelendirmenin daha doğru bir şey olacağını iddia etmektedir.

Foucault'yu Unutmak'ta Marksizm ile birlikte Psikanaliz, Lacan ve Deleuze de eleştirilerden payını alır. Baudrillard, "yükte hafif pahada ağır" bu kısa metinle ülkesinde akademik kurumlar tarafından aforoz edilmeyi çoktan göze almıştır bile...

Friedrich Engels – Anti-Dühring

Anti-Dühring Kitap Kapağı Anti-Dühring
Friedrich Engels
Sol Yayınları
592

Aslında Engels, "bu ekşi elmayı ısırma"dan önce, çok nazlandı. Ensonu 1869 sonunda, Marx'a yardım edebilmek ve ona Kapital'in yazılması bakımından zorunlu yaşam koşullarını ve dinginliği sağlayabilmek için hayran olunacak bir özveri ile onsekiz yıl boyunca kendini bağlamış bulunduğu Ermen ve Engels firmasındaki "kürek mahkumluğu"ndan kurtulabildi. Gerçi bütün bu dönem boyunca hareketsiz kalmamış, Marx'ın ve Enternasyonalin savaşımlarında geniş bir yer almıştı. Ama kendisini, Marx'ın kendi payına iktisat alanında yaptığı ideolojik çalışmaya ve işçi hareketinin propagandasına tamamen verebilmek için, bu kurtuluşu sabırsızlıkla beklemişti.

Londra'ya 1870'te yerleşmesinden sonra Engels, bilimsel irdelemeler içine dalacak ve sözünü kendisi ettiği o "ses değişimi"ne başlayacaktır. Gerçekten proletaryanın gereksinmesi olan ideolojik cephaneyi tamamlamak, ona yakın amaçları o sıralarda kendisine sınırlı görünen bir savaşım içine atılmaktan daha önemli gibi geliyordu. Bu nedenle onu, Wuppertal'den Reichstag'a sosyalist milletvekili seçtirmek isteyen dostlarının üstelemeli isteklerine karşı direndi. Gerçi Enternasyonalin Genel konseyinde etkin olarak çalışacak, 70 savaşı boyunca Pall-Mall Gazette'te askersel eleştiri makaleleri yazacak,* Bakunin'e karşı savaşım verecektir; ama La Haye kongresinden sonra, Enternasyonalin merkezi Londra'yı bırakınca, kendini tamamen Doğanın Diyalektiği üzerine, bize parçalarından başka bir şey kalmayan ve tamamlamak için hiçbir zaman fırsat bulamayacağı büyük bir yapıtın temelini oluşturacak bilimsel irdelemelere vermeye çalışacaktır.

Ancak Eisenach partisinin daha yeni kurulmuş olması, İmparatorluğun kurulmasından sonra parti siyasetini başarıya ulaştırmak için yönetme durumunda bulunduğu savaşımlar, partinin kendini lasalcılardan iyice ayırma zorunluluğu, Engels'i Volksstaat ile etkin bir biçimde işbirliği etmeye, konut sorunu üzerindeki broşürünü yazmaya ve kendisinden öğüt isteyen militanlar ile çok sıkı bir mektuplaşmada bulunmaya zorladı. Marx ve Engels, parti içi entrikaların tamamen dışında kalarak, partinin evrimini dikkatle izliyorlardı. Birleşme kongresinden önce yönelttikleri eleştirilerle bunu göstermişlerdi. Bununla birlikte, partinin ancak savaşmaya alışarak ve kendi iç güçlüklerini kendi başına çözerek güçleneceğini düşünüyorlardı. Engels bu nedenle, Abraham Ensz'in makalesine başka türlü bir tepkide bulunmadı ve 1876 Şubatında, "Reichstag'da Prusya Rakısı" makalesinde, gene Dühring'e horgörücü bir anıştırmada bulunmakla yetindi.

Bununla birlikte, Almanya'da durum kötüleşiyordu. 1876 başında Liebknecht, Engels'e, Dühring çevresinin zararlı etkisinin yansıdığı bir dizi işçi mektubu gönderiyordu. Mayıs ayında Most, Volksstaat yazı kuruluna, gerçek bir Dühring övgüsü olan bir makale yolladı. Liebknecht, bu makaleyi Engels'e şu notla iletti:

"İlişikte sana, Dühring salgınının, genellikle aklıbaşında olan kişilere de bulaştığını gösterecek bir elyazması var. Onun hesabını görmen mutlaka zorunlu."*

Friedrich Engels – Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm

Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm Kitap Kapağı Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm
Friedrich Engels
Sol Yayınları
310

Friedrich Engels'in Socialisme utopique et socialisme scientifique (İlk kez 1880'de Paris'te Fransızca olarak yayınlandı) adlı yapıtı, Fransızca (Socialisme utopique et socialisme scientifique, Editions Sociales, Paris 1969), İngilizce (Socialism: Utopian and Scientific, Progress Publishers, Moscow 1978) ve Almanca (Die Entwicklung des Sozialismus von der Utopie zur Wissenschaft, Dietz Verlag, Berlin 1973) baskılardan yararlanılarak Sol Yayınları Çeviri Kurulu tarafından türkçeleştirildi ve kitap Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm adı ile Sol Yayınları tarafından Eylül 2012 (Birinci Baskı: Kasım 1970; İkinci Baskı: Kasım 1974; Üçüncü Baskı: Ekim 1975; Dördüncü Baskı: Ekim 1977; Beşinci Baskı: Ağustos 1978; Altıncı Baskı: Mart 1990; Yedinci Baskı: Eylül 1993; Sekizinci Baskı: Kasım 1998; Dokuzuncu Baskı: Eylül 2004; Onuncu Baskı: Ekim 2008) tarihinde, Ankara'da Şahin Matbaası'nda bastırıldı.

Montesquieu – Kanunların Ruhu Üzerine

Kanunların Ruhu Üzerine Kitap Kapağı Kanunların Ruhu Üzerine
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Montesquieu
İş Bankası Kültür Yayınları
988

Montesquieu (1689-1755): Aydınlanma döneminin en önemli düşünürlerindendir. La Brède’de doğdu, hukuk eğitimi aldı. Bordeaux parlamentosu üyesiydi, hâkimlik yaptı. Bordeaux Akademisi’ne seçildi ve makaleler yayımladı. İran Mektupları ile ün kazandı, hayatını teorik ve edebi eserlerine adadı. 1748’de yirmi yıllık bir çalışmanın eseri olan Kanunların Ruhu Üzerine’yi yayımlattı. Eleştiriler üzerine, 1750’de kitabın savunmasını yazdı, ancak Katolik Kilisesi 1751’de kitabı yasakladı. Bu muazzam eser dünyadaki bütün halkların kanunları, gelenekleri, usullerini ele alır; her bir topluma en uygun yönetim şeklini ve kanunları saptar, bunun maddi ve manevi gerekçelerini açıklar.

Bertrand Russell – Mutlu Olma Sanatı

Mutlu Olma Sanatı Kitap Kapağı Mutlu Olma Sanatı
Bertrand Russell
Say Yayınları
192

Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell'ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell'a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir.

Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.

Oscar Wilde – Sosyalizm ve İnsan Ruhu

Sosyalizm ve İnsan Ruhu Kitap Kapağı Sosyalizm ve İnsan Ruhu
Oscar Wilde
Metis Yayıncılık
136

"Sosyalizmin tesisinden elde edilecek en büyük kazanç, bizleri o pek sıkıcı şeyden, başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır." Oscar Wilde'ın bu açılış cümlesi, toplumsallığa değil de bireyselliğe vurgu yapan bir sosyalizm anlayışına karşılık geliyor. Kalabalıkların inanç ve değer yargılarının çoğu zaman mutlakiyetçi otoriteye yol açtığını çok erken bir tarihte görmüş olan Wilde, geleneksel ahlakçılıklara, din temelli hayır kurumlarına karşı çıkar, belirleyici olanın insanın hayırseverliğe muhtaç olma durumundan kurtulması olduğunu vurgular.

Öyle bir kurtuluş ki, sömürüyü ortadan kaldırarak insanlara kendi hayatlarını zenginleştirmede eşit imkânlar yaratsın, böylece bir insanın başka bir insana acımasının, yardım etmeye çalışmasının, ama bir türlü gerçekten yardım edememesinin bütün manevi yükünü de ortadan kaldırsın. İnsanın gerçek özgürlüğü de burada yatmaktadır.

Sosyalizm ve İnsan Ruhu'nu Roll Dergisi 2000 yılında, Fatih Özgüven'in çevirisiyle ve başka yazarlardan alıntılarla yayımlamıştı. Aradan geçen yıllara rağmen metnin ve derginin katkısı olan alıntıların bugün de son derece güncel olduğunu düşündüğümüz için Roll edisyonunu aynen yayımlıyoruz.

Ali Osman Gündoğan – Bergson

Bergson Kitap Kapağı Bergson
Fikir Mimarları Serisi 10. Kitap
Ali Osman Gündoğan
Say Yayınları
160

Yaşadığı dönemde, hem Fransa’da hem Fransa dışında haklı bir üne kavuşmuş olan Bergson, ele aldığı konulara yaklaşma biçimi ve yazılarında kullandığı üslup dolayısıyla meslekten felsefecilerden farklı, benzetmelerle yüklü, sanat değeri de felsefi değeri kadar yüksek denebilecek eserler üretmiştir.

Bergson)un bu tavrı, onun izlenmesine olan ilgiyi artırmış, kısa sure içerisinde eserleri, Türkçe de dahil olmak üzere pek çok dile çevrilmiştir. Yazma ve konuşma tarzının çekiciliği yanında, içinde yaşadığı dönemin büyük toplumsal-siyasal olayları karşısında da bir eylem adamı olarak tavır takınan Bergson, felsefe tarihi hakkındaki derin bilgisi, biyoloji ve psikoloji alanlarına ait spesifik denebilecek bir derinliğe sahip olması, dolayısıyla disiplinler arası bağlantıları da kurma yeteneği sayesinde sadece felsefe alanında değil, pek çok alanda onu, kendisine başvurulan bir düşün adamı kılmıştır.
Ali Osman Gündoğan

Sinan Özbek – Pratik Felsefe Yazıları

Pratik Felsefe Yazıları: Savaş, Namus Cinayeti, Ahlak, Ölüm, Asimilasyon, İktidar Kitap Kapağı Pratik Felsefe Yazıları: Savaş, Namus Cinayeti, Ahlak, Ölüm, Asimilasyon, İktidar
Sinan Özbek
Notos Kitap
167

Sokrates'ten bu yana felsefenin yöneldiği ana konulardan biri, toplumsal doku ile birey arasındaki gerilimdir. Ötenazi, esnaf ahlakı, asimilasyon, iktidar, namus cinayetleri ve çağımız savaşlarını ele alan Pratik Felsefe Yazıları, günümüz insanının maruz kaldığı ya da bizzat rol üstlendiği olgulara yakından bakıyor:
Ötenazi bir hak olarak düşünülebilir mi? Esnaf ahlakının belirleyiciliği etik tartışmada nasıl bir yer tutar? Asimile etmeye çalışan ile asimile olanın tavrı karşılıklı olarak birbirini nasıl etkiler? İktidar neyin üstünü örtmektedir? Namus cinayetleri şiddet kültürünün neresine oturuyor? Savaşların perde arkasında nasıl bir ekonomi-politik var?
Pratik Felsefe Yazıları çoğu zaman gözümüzü kaçırdığımız sorunların içinden, felsefe olmaksızın çıkamayacağımızı gösteren bir kitap.

Descartes – Aklın Yönetimi İçin Kurallar

Aklın Yönetimi İçin Kurallar Kitap Kapağı Aklın Yönetimi İçin Kurallar
Rene Descartes
Say Yayınları
120

1628 ve 1629 yılları arasında kaleme alınan ve Descartes'ın ilk büyük felsefi çalışması olarak kabul edilen Aklın Yönetimi İçin Kurallar kitabı, ünlü düşünürün ölümünden sonra derlenerek basılmıştır. Descartes, eserde yer alan kurallar vasıtasıyla, insanın aklına gelebilecek her türlü soruya bir yanıt vererek Yöntem Üzerine Konuşmalar (1637) eserine göndermede bulunur ve zihnin temel bütünlüğünü gözler önüne serme amacını taşır. Eserde yöntem, doğanın düzene konulması olarak sunulmakta ve zihnin temel işlemleri olan sezgi ile tümdengelime ışık tutulmaktadır. Bunun yanı sıra Descartes, düzenin ve ölçünün genel bilimi olarak "evrensel bilim" projesinden de söz eder ve bu projeyi yalnızca hesaplanabilen değil, tüm soruların yanıtı olarak görür.

Albert Caraco – Post Mortem

Post Mortem Kitap Kapağı Post Mortem
Albert Caraco
Versus Kitap
112

Yirminci yüzyılın az sayıdaki karanlık, nihilist düşünür-yazarlarından Albert Caraco külliyatı, 'Kaosun Kutsal Kitabı'nın ardından 'Post Mortem'le devam ediyor.

Caraco'nun en anlaşılır metni olsa da, Eser'in bütünlüğüne dahil: Son derece yalın, ama aynı ölçüde incelikli, 'alengirli', daima muhteşem, daima katlanılmaz. Caraco'nun paradokslardan aldığı haz bu kısa ve otobiyografik metnin her yanından fışkırıyor. Müteveffa 'Sayın Anne'nin ardından yazılan bu metin sevgi ile nefretin incelikli oyunlarının sergilendiği ender eserlerden biri. Nefretini açıkça ifade eden Caraco, nevropatça tiksindiği yaşamının kaynağı olan, doğuran, hadım eden bu 'Sayın Anne' figürü karşısında sevgisini de gözler önüne serer.

Bu 'hayal kırıklığına uğramış hümanist'in, bu 'insanlık holocauste'u tellalı'nın gözünden, tek lütfa değer varlığa, 'Sayın Anne'ye yazılmış bu 'kara-lama', Caraco'nun soğuk nesnelliğiyle gizlemeye çalıştığı ama bütün ketlenmelerinin ve yaratısının belki de temellerinde bulunan bir kırılganlığın, acının, en güzel, en lirik ifadelerindendir.

Bu yas anlatısı, aynı zamanda, Ezeli Dişi üzerine, her varlığın içindeki tensel ve tinsel dişi üzerine de bir tefekkürdür.

Her sayfada tek paragraflık yazı tarzıyla, Caraco, tekrar tekrar okumaya, düşünmeye ve belki de boşlukları, kâğıdın, yaşamın boşluklarını doldurmaya ya da bu boşluklara bakabilme cesaretine sahip olmaya davet ediyor bizi...

Ahmet Cevizci – Felsefe Tarihi

Felsefe Tarihi Kitap Kapağı Felsefe Tarihi
Ahmet Cevizci
Say Yayınları
1344

Büyük Alman şairi ve düşünürü Johann Wolfgang von Goethe, “Üç bin yılın hesabını göremeyen karanlıkta yolunu bulamaz; günü gününe yaşar ancak” derken, sadece bireylerin değil, toplum ya da kültürlerin de felsefe tarihine duydukları ihtiyacı anlatmak istiyordu.

 

Modern dünyanın karmakarışık ve her yönüyle bunaltıcı koşulları içinde insan, hayatını doğru yönetebilmek ve ona anlam katıp değer yükleyebilmek için felsefeye, büyük felsefi soruları yanıtlamaya ihtiyaç duyar. Felsefe yapmayı öğrenebilmek içinse felsefe tarihine ihtiyaç duyulur. Bunun da en önemli nedeni, büyük filozofların iki bin beş yüz yıldan beri ele aldığı konu ve soruları, hâlâ onların bize sağladığı ipuçları veya argümanlar üzerinden sorguluyor olmamızdır.

 

“Adaletin, mutluluğun, aşkın ne olduğu”, “kimin, nasıl yönetmesi gerektiği”, “siyasal bir sistemin hangi temel etik ve politik ilkeler üzerine inşa edileceği”, “gerçekten var olanın ne olduğu”, “bizim başkalarına karşı ne tür yükümlülüklerimizin bulunduğu” gibi soruları soranlar ilk bizler değiliz. Bu sorular, Sokrates, Platon ve Aristoteles tarafından da sorulmuş ve felsefe tarihi boyunca daha pek çok filozofun ilgi odağında yer almıştır.

 

İşte bundan dolayıdır ki felsefe ve felsefe tarihi, entelektüel dünyamızı zenginleştirecek, yolumuzu bulmada bize yardımcı olacak fikirlerle ve çıkartabileceğimiz derslerle doludur. Çağdaş İspanyol düşünürü George Santayana “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mecburdurlar” sözüyle tam da bunu kastediyordu. Ahmet Cevizci’nin Felsefe Tarihi, Antik Yunan’dan Hıristiyan ve İslam felsefesine, modernizmden postmodernizme kadar, işte bu iki bin beş yüz yıllık düşünce tarihini ayrıntılı, sistemli ve anlaşılır bir biçimde sunuyor.

Ahmet Cevizci – Batı Düşüncesi

Batı Düşüncesi - Felsefi Temeller Kitap Kapağı Batı Düşüncesi - Felsefi Temeller
Ahmet Cevizci
İsam Yayınları
240

Genel olarak Batı düşüncesinin mahiyetine ve tarihi sürecine odaklanan bu çalışmada Batı düşüncesi terimi, Batı'ya has olması bakımından diğerlerinden ayrılan bir düşünce geleneğine gönderme yapmaktadır. Burada söz konusu edilen düşünce terimi ise, genel olarak düşünmenin ne demek olduğundan ziyade, çoğunlukla felsefe ile özdeşleşmiş bir düşünce tarzına yani Batılı anlamda felsefe yapma veya düşünme tarzına işaret etmektedir. Bu kitapta,klasik,modern ve çağdaş ayırımlarına bağlı olarak, tarihi bir mahiyet arzeden Batı düşüncesi tarzı, temel özellik ve farklılıkları ekseninde ele alınıp, değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

Yazı dolaşımı