Jean-Jacques Rousseau – Eşitsizliğin Kökeni

Eşitsizliğin Kökeni Kitap Kapağı Eşitsizliğin Kökeni
Jean-Jacques Rousseau
İdea Yayınevi
127

Fransa'dan kaçan Kalvinist bir ailenin çocuğu olan Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) İsviçre'nin Cenevre kentinde doğdu. Çok küçük yaşta ona romanslar okuyan babasına kendisi Plutark'ın Yaşamlar' ını okumaya başladı. 16 yaşından sonra bir süre onu kültür dünyası ile tanıştıran ve onda müzik ilgisini uyandıran Madame Louise de Warens ile birlikte yaşarken yoğun bir kendini eğitme dönemine girdi. Paris'te bir süre için Diderot'nun yakın dostu oldu; Thérèse Lavasseur'den olan çocuklarına babalık etmeyi ve bakmayı başaramadı. 1752'de operası "Le Devin du Village" ("Köy Falcısı") Kral XV. Louis için sahnelendi ve büyük beğeni ve başarı kazandı; yeni bir müzikal nota dizgesi geliştirdi.

Romantik ve idealistik eğilimleri ile Rousseau Aydınlanmanın tipik materya- lizmine ve despotizmine herhangi bir duygudaşlık göstermezken, Aydının ikonu olarak kabul edilen Voltaire'de çok kararlı, amansız ve neredeyse kişisel bir düşman buldu. Sivil Dini savunması ve erdeme götürdükleri ölçüde tüm dinleri eşit ölçüde değerli görmesi Fransa'da Kilise ile çatışmasına yol açtı, kitapları yasaklandı ve birçok yerde yakıldı. Rousseau'nun insanı ussal bir varlık olarak görmesi insanı ve kültürlerini yalnızca türlüleşebilir olarak değil ama gelişebilir ve eksiksizleşebilir olarak görmeye götürür. İnsanın "doğa durumu" diye birşey yoktur, ya da "doğa durumundaki" insan salt bir hayvandır. Ama homo sapiens Doğadan daha çoğudur, Tindir, gelişebilirdir, ve insan için gelişebilmek ancak bir gizilliğin ya da ilkenin, onun kendisinin yapmadığı ama ona verili bir tinsel özünün olmasıyla olanaklıdır. Eksiksizleşebilmek ilke ile bir olan ereği bütünüyle edimselleştirmektir.

Buna göre kültür hiçbir zaman dingin olmayan ve hiçbir aşamasında dingin kalmaması gereken her zaman eksik bir süreçtir, ve yurttaş toplumuna özünlü eşitsizlik önceden varolan bir eşitliğin bozuluşu değil, ama insanın entellektüel, etik ve estetik eğitim sürecindeki kaçınılmaz eşitsizliklerin ve eksikliklerin anlatımıdır. İnsan ancak ereksel olarak, ancak bütünüyle gelişmiş olarak eşit olabilir, ve erek erişilebileceği için erektir. Rousseau insanı ve insanlığı indirgeyen Aydınlanmadan gelişimin iyiliksever despotizm yoluyla değil, ama ancak özgürlük yoluyla olabileceği vargısını çıkarmasında ayrılır. Aydınlamanın insanı değersizleştiren kuşkucu bakış açısı ile karşıtlık içinde, Rousseau için insan özgür bir varlıktır, ve ancak özgür bir varlık olarak moral bir varlıktır: Neyin iyi, doğru, haklı, türeli ve gerçek olduğunu ona ancak kendi özsel doğası bildirebilir.

Felix Guattari – Franz Kafka’nın Altmış Beş Düşü

Franz Kafka'nın Altmış Beş Düşü Kitap Kapağı Franz Kafka'nın Altmış Beş Düşü
Felix Guattari
Monokl Yayınları
101

Onu tanıyacaksınız muhakkak! Gözleri gece kuşlarına has mor halkalarla çevrili, kambur, zayıf mı zayıf. Fazla aydınlık! (Goethe'nin tam tersi). Fazla gürültü! Fark edilmeyi, olay yaratmayı kesinlikle istemiyordu -sadece yazma hazzı için. O da artık olsa olsa kendisi için! Sanırsınız ki kalabalığın içinde her yerde, dönemin her yerinde. Bir asırdan daha kısa zamanda, yorumlar ve yanlış anlamalar konusunda en büyük rekorlara patlak verdirecek ve akla hayale gelebilecek en tuhaf "dava" çağlayanının kollarına düşecektir.

Kafka, günlüğünde yaşamının bir düşe benzediğini yazar. Ama bu kesinlikle, onun "hülyalara daldığı", bir hayal ve sanatsal kapalılık dünyasında başı boş dolaştığı anlamına gelmez. Düşte gibi yaşıyorduysa, aynı zamanda yazdığı gibi düşlüyordu da. Ne olursa olsun, külliyatının karşılaştığı yitim ve yıkımlara rağmen, bugün, 1910'dan ölüm tarihi olan 1924'e kadar Günlük'te ve Mektuplar'da art arda sıralanan altmıştan fazlasına sahip olmamızın da gösterdiği gibi, düşlerine çok büyük önem veriyordu. Bunları yazıya dökmek kuşkusuz onun için bir esin kaynağından fazlasını oluşturuyordu: bir yazı aleti, yazınsal konuları için bir hazırlık yöntemi. O dönemde, Freud'un, yayınlanışının ardından on yıl boyunca tamamen fark edilmeden kalmış olan "Traumdeutung" [Düşlerin Yorumu] başlıklı yapıtı o bildiğimiz dünya çapındaki ününe kavuşmaya başlamıştı. Freudcu yorumun -Freud'un "düşün merkezi" olarak adlandırdığı şey önünde- durup kaldığı yerde, Kafka için her şey başlar. Onların anlamsızlık noktalarını herhangi bir yorumsamanın boyunduruğuna sokmaktan vazgeçerek, onları, hiçbir türden yapısal üst kodlama barındırmayan başka hayali oluşumlar, başka fikirler, başka şahsiyetler, başka zihinsel koordinatlar doğurmak üzere çoğalmaya, genişlemeye bırakır. O zaman anlamlandırmaların kurulu düzenine zıt yaratıcı süreçlerin egemenliği kurulur.

Söz konusu olan, geleceğimizin oluşumlarına da bir anlatım vermeye yetenekli duyu etkilerini, bedensel olmayan tesirleri ve soyut makineleri dolaşıma sokarak -sık sık şeytani diye nitelenen- bir mektup zevkini gerçekleştirmektir. Bu yüzden, başka bir gerçekliğe ait bu edebi katalizin (hızlandırmanın) -erotik diye nitelendirilebilecek- boyutunun önemini kavramayı ancak çeşitli yazı türlerini ayırmak koşuluyla, ve özellikle de gerçekten sapkınlığa çok yakın olan "sevgiliye mektup" türüne ayrıcalıklı bir yer ayırarak başarabiliriz. Öyle ki bu senaryo türünde, başlangıçta, sizin için neredeyse meçhul olan ve sonunda onu alt üst edecek raddede baştan çıkardığınız ve uzaktan zincire vurduğunuz bir kadının mektupla ele geçirilmesi söz konusudur.

Cemil Meriç – Işık Doğudan Gelir

Işık Doğudan Gelir Kitap Kapağı Işık Doğudan Gelir
Cemil Meriç
İletişim Yayınları
282

Işık Doğudan Gelir, siyasî, felsefî, dogmatik herhangi bir inancın peşinde olmayan, başka milletlere, başka fikirlere, başka düşünce ve duyma tarzlarına sonsuz bir tecessüs besleyen bir Cemil Meriç klasiği, tüm diğer eserleri gibi. Medeniyetlerin "defter-i âmâli" olan ansiklopedilerden İslâm'ın kozmolojik dok-trinlerine; İbrani edebiyatından Kitab-ı Mukaddes'e; Herbelot'nun "muhteşem abidesi" Doğu Kütüphanesi'nden, oryantalizmlerin aydınlattığı yeni medeniyetlere; Michelet'nin ve Schuré'nin "her türlü yobazlıktan uzak", İnsanlığın Kitab-ı Mukaddesi ve Doğu Mabetleri adlı eserlerinden, Erasmus'un Cinnete Methiye'sine, başka bir deyişle Akıl'dan Cinnet'e; hermetizmden "çağdaş düşüncenin kutuplarından biri" olan İbn Haldun'a... kanatlanan ve kanatlandıran emsalsiz bir düşünce serüveni.

Marcel Proust – Okuma Üzerine

Okuma Üzerine Kitap Kapağı Okuma Üzerine
Marcel Proust
Notos Kitap
70

Okuma Üzerine, Marcel Proust`un birey ile kitap arasındaki ilişkiyi ve özgün psikolojik edim olarak okumayı irdelediği, bu edimin kaynaklarına yaptığı yolculuğu içeren bir anlatı.

Büyük bir yazarın kitapla kurulan ilişki üstüne derin düşünme denemesi.

Aynı zamanda Proust`un kütüphanesinde bir yol haritası olan Okuma Üzerine, bizim şimdi durduğumuz yeri de aydınlatıyor.

" Hiç kuşkusuz, dostluk, bireyler arasındaki dostluk hava cıvadır ve okuma bir dostluk biçimidir. Ama en azından dostluğun samimî bir biçimidir ve bir ölüye, olmayan birine yönelik olması ona çıkarsız, neredeyse dokunaklı bir hava verir. Dahası o, Öteki bütün dostluk biçimlerini çirkinleştiren her şeyden bağımsız bir dostluktur."

Karl Marx & Friedrich Engels – Alman İdeolojisi

Alman İdeolojisi Kitap Kapağı Alman İdeolojisi
Karl Marx & Friedrich Engels
Kor Kitap
600

“Alman İdeolojisi”, Marx ve Engels’in kendi görüş açılarıyla “Alman felsefesinin ideolojik bütün tarzları” arasındaki uzlaşmaz farklılığı göstermek üzere, birlikte giriştikleri zorlu bir çalışmanın sonucu olarak doğmuştur.

Marksizmin kuruluşunun ilk yapıtaşları bu çalışma sırasında temele konmuş; materyalist tarih teorisinin ilk ve en geniş açıklaması da burada gerçekleştirilmiştir. 1844 ve 1845 yıllarında Marx’ın ve Engels’in ayrı ayrı sürdürdükleri çalışmalar sırasında ve “Alman İdeolojisi”nden kısa bir süre önce yine bazı bölümlerini birlikte kaleme aldıkları “Kutsal Aile”de, tarihsel materya­lizme giden yolu önemli ölçüde açmışlardır. Lenin’in saptamasıyla, “Hegelci felsefeden gelerek sosyalizme ulaştıkları” aşama burada gerçekleşmiştir.

Alman İdeolojisi ise, artık “Komünist Parti Manifestosu”nu kaleme alacakları olgunluğa ulaş­tıkları düşünsel birikimi ve teorik bütünleşmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan eser, Marx ve Engels’in eski felsefi görüşleriyle hesaplaşmalarının son noktasıdır.

Ne var ki çalışmanın kaderi, tarihsel materyalizmin kurucusu iki ustanın diğer eserlerinden oldukça farklıdır: Eser, el yazmaları halinde 1932 yılına kadar gün ışığına çıkmayı beklemiştir. Bununla birlikte, Alman İdeolojisi’nin tam metni bugüne dek çok az dilde yayımlanmıştır. Eserin bu tam metni, Türkçeye kazandırılırken Marksizm-Leninizm Enstitüsü tarafından hazırlanan Al­manca ve İngilizce basımlarından yararlanılmıştır.

Raymond M. Smullyan – Tao Sessiz

Tao Sessizdir Kitap Kapağı Tao Sessizdir
Raymond M. Smullyan
Arka Bahçe Yayıncılık
214

Bana biraz kırmız verir misin? Kırmız elma veya boya değil, kırmızı..."
"Tanrı bizi neden ve niçin yarattı?"
"Neden onun dediklerni yaparsak ödüllendirileceğimizi aksi takdirde ceza çekeceğimizi söyledi?"
"Eğer onun istediklerini yapacak isek bize niye özgür irade idye bir şey verdi?" soruları ile karşılaşırsanız ne yapardınız?
Eminiz bu kitabı okuduktan sonra cevaplarınız biraz daha farklı olacak.
TAO SESSİZ, Raymond Smullyan'dan, Batılılar için, Doğu Felsefesi'nin anlamı ve değeri üzerine mizhai ve etkileyici bir kılavuz.Okuyucular, konu ister bahçe işleri olsun, ister köpekler veya gün ortasında kestirme sanatı ya da insan olduğunu hayal eden bilgisayarlar olsun, bu espirili, sofistike ve oldukça da dindar yazardan büyülenecek ve esinlenecek.Doğunun mistikleri ile batının mantık adamlarının hayata bakışlarını karşılaştırmalı bir şekilde veren bu kitap felsefeye meraklı herkes için bir başucu kitabı olacaktır.

Will Durant – Felsefenin Öyküsü

Felsefenin Öyküsü Kitap Kapağı Felsefenin Öyküsü
Will Durant
İz Yayıncılık
520

Felsefenin Öyküsü, Platon'dan başlayara, Aristo, Bacon, Spinoza, Voltaire, Kant, Schopenhauer, Spencer, Nietzsche, Bergson, Croce, Rusell, Santayana, James ve nihayet Dewey gibi büyük filoofları inceleyen bir felsefe tarihidir. Aynı zamanda medeniyet tarihçisi olan Durant bu kitabında ünlü filozofların yaşam öykülerini belli bir tarih, beşeri durum ve uygurlık firki çinde ele almakta, felsefi düşünceleri kendi engin birikimiyle bütünlük taşıyacak şekilde yorumlamaktadır. Yazar konusunu parlak, renkli ve ekici bir üslup izleyerek metne dökmü, felsefe trihi bilgisini zevkle okunur ve kolay anlaşılır bir şekilde okuyucua ulaştırmıştır. Onun okuyucuya ulaşmakta gösterdiği başarı, bu kitabın çıktığı ilk birkaç ay içinde yaklaşık iki milyon nüsha satmış olmasından da anlaşılabilir. Nitekim yayınlanışı üzerinden seksen küsur yıl geçmiş olmasına rağmen Felsefenin Öyküsü, alanında hala türünün en iyi eserlerinden biri sayılmaktadır. Kitabın çevirisi ise usta çevirmen Ender Gürol'un imzasını taşımakla, özel bir değere sahiptir.

Platon – Kritias – Kharmides

Kritias - Kharmides Kitap Kapağı Kritias - Kharmides
Platon
Say Yayınları
88

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Kritias, Platon'un geç dönem diyaloglarından biridir. Diyaloğa adını veren Kritias, yaptığı uzun konuşmasında eskiden rahiplerin anlattığı ve Solon'un da kaydettiği savaşlardan, Akropolis'ten, şehrin yapısından ve nasıl kurulduğundan söz eder. Platon'un kayıp ada Atlantis'ten de söz ettiği bu diyalog, aynı nedenle felsefe dışı alanlar açısından da büyük önem taşır.

Erken dönem diyaloglarından olan Kharmides ise, bilgelik konusunu ele alır. Ölçülülük, bağlantılı ele alınan bir başka konudur. Diyalog, Kharmides'in bahsettiği dört bilgelik tipinden hiçbirini onaylamayan Sokrates'in bakış açısıyla, bilgeliğin ne olduğundan çok ne olmadığı noktasına varılmasıyla sonuçlanır.

Platon – Kriton

Kriton Kitap Kapağı Kriton
Platon
Say Yayınları
64

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Kriton, Platon'un ilk kaleme alınmış eserleri arasında yer alır. Platon bu diyalogda, hocası Sokrates'in felsefi fikirlerini tanıtır. Sokrates'in ölümünden bir gün öncesini konu alan Kriton aynı zamanda biyografik bir eserdir ve Sokrates'in hayatının son dönemini bize en ince ayrıntısına kadar anlatır.

Sokrates diyalogda, bir yurttaşın ülkesiyle ve ülkesinin yasalarıyla olan ilişkisini irdeler ve insanın, ülkesinin yasalarına -söz konusu yasaların adaletsiz olduğuna inansa bile- itaat etmekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün başka her şeyden önce geldiğini savunur.

Platon – Meneksenos

Meneksenos Kitap Kapağı Meneksenos
Platon
Say Yayınları
64

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir. Biz başkalarının silahlarına yenilmedik. Bugüne kadar düşmanlarımız bizi yenemedi, bundan sonra da yenemeyecek. Sadece kendi kendimizi yendik. Politik retoriği, Gorgias diyaloğunda halka dalkavukluk etme, Phaidrosta ise ruhu avlama sanatı olarak gösteren Platon, yine Sokrates aracılığıyla Meneksenosta da benzer eleştirilerini sürdürür. Meneksenos, parlak bir hitabet veya retorik örneği olarak, savaşta ölenler için yapılan bir tören konuşmasından, onların kahramanlıklarını övücü bir söylevden oluşur. Sokratesin ezberden okuduğu, kendisinin ve Periklesin öğretmeni olan Aspasiadan dinlediğini belirttiği söylevin ilk bölümünde Atina için ölenlere övgüler dizilirken, ikinci bölümde onların ağzından, ölenlerin yakınlarına seslenilir. Bu yiğitliğin ve erdemin niteliği, nasıl bir miras olarak alınması ve devam ettirilmesi gerektiği konuşmanın retorik olarak da en can alıcı bölümleridir. Bu anlamda Meneksenos diyaloğu, gerçeğin kimi zaman tahribatla kimi zaman mübalağayla deforme edilmesinde retoriğin nasıl bir araç olduğuna dair de iyi bir göstergedir.

Platon – Menon

Menon Kitap Kapağı Menon
Platon
Say Yayınları
96

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili fi-lozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Herhangi bir konuda malumat kırıntısı olarak niteleyebileceğimiz düzeyde dahi bilgi vermeyen, sadece moral erdemler söz konusu olduğunda, insanlarla tartışıp onlara bilgisizliklerini gösteren Sokrates’i resmeden ve negatif bir biçimde sonuçlanan diyaloglardan sonra; Platon ilk kez Menon’da, pozitif bir öğreti öne sürer. Bu da, a priori olmak anlamında bilginin, ruhta örtük olarak bulunan kavram, düşünce, ilke ve hatta bilgilerin hatırlanmasından başka hiçbir şey olmadığını öne süren, meşhur anımsama kuramıdır.

Diyaloğu daha önce okumamış, onunla en küçük bir tanışıklığı olmayan biri dahi, “Hani şu, Sokrates’in hiç matematik bilmeyen bir köleye bir geometri problemini çözdürdüğü diyalog” denildiğinde Menon’a gönderme yapıldığını anlar.

Pek çok Sokratesçi diyalogda olduğu gibi, erdemin ne olduğu, öğretilebilir olup olmadığı konusuyla başlayan Menon, hem Platon’un yaratıcılık açısından en verimli olduğu orta dönem diyaloglarından biridir, hem de Platon’un rasyonalizminin, ötedünyacı idealizminin en parlak kanıtlarından biri kabul edilir.

Platon – Minos – Epinomis

Minos - Epinomis Kitap Kapağı Minos - Epinomis
Platon
Say Yayınları
72

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

İsmini, ülkesinin yasalarını bizzat hazırlamış olan efsanevi Girit Kralı'ndan alan Minos, Sokrates ve ismi verilmeyen bir öğrenci arasında geçer. Sokrates'in kanunun ne olduğu sorusuyla başlayan diyalog, insanlar için en iyi kanunları kimlerin hazırlayabileceği sorusuna yanıt vermeye çalışırken, başta Kral Minos olmak üzere Antikçağın en iyi tanınan kanun yapıcılarının küçük bir eleştirisine dönüşür.

Epinomis diyaloğu ise, bilgeliğin ne olduğunun ve bilgeliğe hangi yollardan ulaşılabileceğinin tartışıldığı diyalog Giritli Kleinias, Lakedaimonialı Megillos ve bir Atinalı arasında geçer. Diyaloğun kendine özgü yanlarından biri konuşmacılar arasında Sokrates'in adının geçmemesi ve olayların da yine onun ağzından aktarılmamasıdır.

Platon – Parmenides

Parmenides Kitap Kapağı Parmenides
Platon
Ara Yayıncılık
118

"Platonik Diyalektiğin o en ünlü başyapıtı" ve "Antik Diyalektiğin bu hiç kuşkusuz en büyük sanat yapıtı" bunlar Hegel'in Platon'un Parmenides'ini tanımlayan sözleridir. Ve felsefe tarihinde kayıtlı en büyük entellektüel karşılaşmalardan birini, belki de en çarpıcı olanı sunan bu başyapıtta Diyalektiği konuşan konuşmacılar Parmenides, Zenon ve genç Sokrates'tir. Diyalektik salt öznel olarak, insan düşüncesine sınırlı olarak alınabilir, ve Eleatikleronu böyle öznel olarak aldılar. Ama Diyalektik, Platon'un yaptığı gibi, nesnel olarak da alınabilir. O zaman yine yapıtın özeksel temalarından biri olan İdealar ya da Biçimler yalnızca varlığa ilgisiz insan düşünceleri olmaya son verirler ve nesnel İdealar olarak bütün bir doğal ve tinsel Olgusallığın biçimini belirlerler. Ve İdealar öznel de oldukları için, aslında homosapiensin en özsel doğası, onun gerçek karakteri oldukları için, insan gerçeği bilebilir. İnsandaki Güzellik İdeası ya da saltık Güzellik, Türe ve Bilgi ideaları ya da saltık Türe ve saltık Bilgi, ve başka idealar tümü de nesnel karşı eşleri ile bir ve aynıdırlar. O zaman insanın bilgisizlik doxa durumu yalnızca geçici bir durumdur, yalnızca onu gerçek varoluşunun biçimine götüren zamansal bir oluş sürecidir. Düşüncenin olduğu gibi nesnel realitenin de ruhu olan Diyalektiği bilimden, felsefeden, genel olarak bilmeyi isteyen düşünceden soyutlamak, onu dikkate almamak ve uygulamamak kendi en özsel doğasının bilinçsizi olarak kalmayı kabul etmektir. Doxa böyle bilincin biçimidir, ve orada içerik bilgi değil ama tahmin, gerçeklik değil ama olasılık, inanç değil ama kuşkudur bir bilinç ki, fenomenaldir ve bu tek yanlı öznelliği ile salt kendi içindedir.

Platon – Phaidon

Phaidon Kitap Kapağı Phaidon
Platon
Say Yayınları
136

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Phaidon, Platon'un en gözde ve önemli diyaloglarından biridir; her şeyden önce, Yunan edebiyatının en seçkin eserlerinden biri olarak kabul edilir.

Eser, Sokrates'in baldıran zehrini içmeden hemen önceki saatlerde sergilediği iyi yaşamış, misyonunu layıkıyla yerine getirmiş bir insanın iç huzurunu ve gönül rahatlığını şiirsel bir dille ifade ederken; onun, ruhun ölümsüzlüğü üzerine kendinden emin bir tavırla ortaya koyduğu argümanları Platon'a özgü mükemmel bir kurgu ve eşsiz bir üslupla ortaya koyar. Pek çok Platon yorumcusu, Phaidon'un bütün Platonik eserler arasında tragedyaya en fazla yaklaşan diyalog olduğunu öne sürer.

Platon – Philebos

Philebos Kitap Kapağı Philebos
Platon
Say Yayınları
120

Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Philebos, Platon'un kendisini bütün bir hayatı boyunca çokça meşgul etmiş olan bir konuyu, yani "iyi hayatın ne olduğu" meselesini son kez ve mümkün olduğu ölçüde ayrıntılı bir biçimde ele aldığı diyaloğudur. Olgunluk dönemi eserlerinin doruk noktasını oluşturan Devlet'te, toplumda iyi hayatı bütün ayrıntılarıyla ele alıp tartışmış olan Platon, Devlet'ten sonra kaleme aldığı bu diyalogda daha önce Protagoras, Gorgias ve Phaidon diyaloglarında karşı çıktığı hazcılığı bir kez daha gündeme getirir. Hazzı ve hazzın iyi bir hayatın belirleyici veya önemli bir bileşeni olup olmayacağı konusunu enine boyuna tartışır. Philebos, Platon'un Pythagorasçı felsefeyle olan ilişkisini ve filozofun yaşlılık dönemi diyaloglarının diyalektiği veya temel yöntemi haline gelen toplama ve bölme yönteminin yeni bir örneğini vermesi bakımından da önemli bir diyalogdur.