Richard Kearney – Çağdaş Filozoflarla Söyleşiler
Felsefe / 27 Şubat 2018

Kitap Adı: Çağdaş Filozoflarla Söyleşiler: Kıta Felsefesi Tartışmaları Yazar: Richard Kearney Yayıncı: Paradigma Yayınları Sayfa Sayısı: 413 Elinizdeki metin Richard Kearney’nin yirmi yılı aşkın bir süre Kıta Avrupasının önde gelen filozoflarıyla, edebiyat teorisyenleriyle, antropolog ve din düşünürleriyle yaptığı mülakatlardan bazılarını içeriyor. Çağdaş Filozoflarla Söyleşiler/Kıta Felsefesi Tartışmaları’nda yer alan metinler daha ziyade filozoflarla söyleşilerden oluşuyor. Filozoflar kendi çağlarının güncel politik ve kültürel sorunları hakkında ne düşünüyorlar? Filozoflar kendi “soyut” teorilerinin çağlarının sosyal problemleriyle ilişkisini nasıl kuruyorlar? Yirminci yüzyılın en büyük ve gözde felsefi akımı fenomenolojinin çağımızın sosyal, kültürel ve politik sorunlarına cevabı ne olabilir? Çağdaş felsefe günümüzün sosyal, kültürel ve politik sorunları karşısında ne söyleyebilir? Okur bu kitapta bu ve benzeri soruların cevabını bulacak; okur filozof Richard Kearney ile birlikte Hans-Georg Gadamer, Emmanuel Levinas, Paul Ricoeur, Jacques Derrida, Julia Kristeva, Umberto Eco, Stanislas Breton, Georges Dumezil, Jean François Lyotard, Herbert Marcuse, Jean-Luc Marion ve George Steiner’le sürükleyeci bir söyleşiye girecek. “Roman ve deneme” tadında bir felsefe metni; kolay anlaşılabilir ve güzel bir çeviri; dikte etmiyor, vaaz vermiyor, ders vermiyor, okurla söyleşiyor. En derin ve karmaşık felsefi sorunları, fikirleri ve teorileri söyleşi ekonomisi ve anlaşılırlığıyla birlikte sunuyor. Akıcı, sürükleyici ve “kolay” okunabilir bir kitap. Yalnızca meslekten felsefeciler ve felsefe öğrencileri için değil,…

Juan David Nasio – Jacques Lacan’ın Kuramı Hakkında Beş Ders
Felsefe / 27 Şubat 2018

Kitap Adı: Jacques Lacan'ın Kuramı Hakkında Beş Ders Yazar: Juan David Nasio Yayıncı: İmge Kitabevi Sayfa Sayısı: 237 Bu kitap, Lacan’ın eserlerine açık ve anlaşılır bir giriştir. Sadece uzmanlara değil, aynı zamanda bu büyük Fransız psikanalistin düşünceleriyle ilk kez karşılaşan okurlara da seslenir. J.-D. Nasio, klinik örnekler etrafında, canlı ve söyleşiyi andıran bir üslupla Lacancı kuramın esaslarını ortaya koyar: Bilinçdışı ve zevk. Bu iki kavramı ele alırken, Lacan’ın kuramını en iyi açıkladığını düşündüğü “gösteren”, “bilinçdışı özne” ve “nesne a” kavramları üzerinde odaklanır. İlk ders, bilinçdışının bir dil gibi yapılandığı ilkesinden yola çıkar ve ikinci ilke olarak “cinsel ilişki yoktur”u ele alır. İkinci ders bilinçdışının ortaya çıkışını, etkinleşen bir yapı oluşunu, bilinçdışı özneyi konu edinir. Üçüncü ders, nesne a ve “öteki” problemi ile ilgili konuları irdeler. Dördüncü ders düşlem üzerinedir: Psikanalizin özgün niteliğini, düşlemin kliniğini, bedenin bir zevk odağı olarak ortaya çıkışını ele alır. Beşinci ders ise “beden” üzerinedir. Bu beş dersi, Jacques Lacan’ın seminerinde J.D. Nasio tarafından verilen “bilinçdışı özne” konulu konferans takip eder. Böylece yazar, hastalarıyla olan deneyimlerinden yola çıkarak kendi Lacan yorumunu ortaya koyar; aynı zamanda da Lacan’ın kuramıyla tanışmaya istekli psikologlara, dilbilimcilere, eğitimcilere ve sosyal bilimlerin diğer alanlarıyla uğraşan okura, kendi Lacan okumasını yapması için yol gösterir.

J. D. Bernal – Marksizm ve Bilim
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Marksizm ve Bilim Yazar: J. D. Bernal Yayıncı: Evrensel Basım Yayın Sayfa Sayısı: 145 Kapitalizm, bilimle toplumsal yaşantımız arasındaki bağı kendi dünya görüşü etrafında şekillendirir. Öyle ki, günümüzde bilim ancak burjuvazinin kâr dürtüsünün sınırları içerisinde gelişme imkânı bulur. Bilimsel buluşlar patentlenerek ticari bir metaya dönüştürülür. Bilim ve teknikteki gelişmeler, silah sanayisinin ayrılmaz bir parçası olarak halka yabancılaşmanın en uç örneklerine ulaşır. Karl Marx ve Friedrich Engels’in uzun yıllar süren dostlukları ve ortak çalışmaları hem maddi yaşamı hem de toplumsal yaşamı kavramak ve değiştirmek için yeni bir bilimin doğuşunu ifade eder: Diyalektik materyalizm. İnsanlığın ve bilimin özgürlüğe kavuşması artık sınıflar mücadelesine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu mücadelenin bir sonucu olarak 1917’de Rusya’da kurulan Sovyet iktidarı, bilim ve toplumsal yaşantının iç içe geçtiği halk için bilimin ilk örneklerini verir. J. D. Bernal’ın, Marksizm ve bilim üzerine yazılarından oluşan bu derlemede, Marx, Engels, Lenin ve Stalin’in Marksist bilimsel yönetimi kullanma ve bilime yaptıkları katkılar özlü bir biçimde anlatılmaktadır. Bu yapıt, günümüz biliminin sınırlarını anlamamıza yardımcı olacaktır. Ve diyalektik materyalizmin, bu sınırları nasıl parçaladığına tanık olacaksınız.

Jean Greisch – Wittgensteinda Din Felsefesi
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Wittgensteinda Din Felsefesi Yazar: Jean Greisch Yayıncı: Asa Kitabevi Sayfa Sayısı: 96 Bu kitapta ele alınan konular, Wittgenstein’ın eserlerinin kronolojik bir düzen içinde ve oldukça sistematik biçimde okunmasıyla temellendirilmiştir. Pek çok eserde dağınık olarak ve kısa aforizmalarda, hatta parantez kabilinden söylenmiş cümlelerde dile getirilen fikirler, organik bir bütünlüğe kavuşturulmuş, iç tutarlılık açısından problemsiz bir yapıya büründürülmüştür. Bu çalışmanın, bu konuda bilgi edinmek veya araştırma yapmak isteyenlere mütevazi bir katkı olacağını düşünüyorum. Bundan başka, analitik bir din felsefesinin imkanı, sınırları ve sonuçları hakkında; bu sonuçların sağlayacağı avantajlar ve ortaya çıkaracağı sorunlar hakkında, ilgilenenlerde birtakım çağrışımlar yaptıracağını umuyorum.

J. R. Oppenheimer – Bilim ve Sağduyu
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Bilim ve Sağduyu Yazar: J. R. Oppenheimer Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 108 ilim insanın yaşama koşullarını değiştirmiştir. Maddî koşulları değiştirmiş ve böylece çalışmamızı ve dinlenmemizi değiştirmiştir, fe r tlerin, insan topluluklarının gücünü ve bu gücün sınırlarını; bilgimizin özünü olduğu kadar ö ğ renmenin yollarını ve araçlarını, doğru ve yanlış diye yargılara vardığım ız koşulları ve biçimleri; değiştirmiştir. Yaşadığım ız, sevdiğimiz, öğrendiğimiz ve içinde hareket ettiğim iz toplumların çehresini değiştirmiştir. Bilim bize, yaşantımız süresince güçlü ve etkileyici bir evrenin var olduğu duygusunu verm iştir. K ısaca, bilimsel fik irle r insanların kendileri ve evren hakkında sahip oldukları düşünüşleri yenilemiştir. Bu değişimleri anlatmak kolay değildir. Yanlışlık yapma fırsatları da gittikçe artmaktadır. Bilimin ve tekniğin yarattığı büyük maddî gelişmelerin sağladığı imkânlar (örneğin makinal arda ya da enerjide, hayatın korunmasında, toplulukların şehirleşmesinde, yeni savaş araçlarında, yeni haberleşme ve haber alma araçlarında) iktisadi siyasetin analizi, tarihin tanınması ve yorumlanması için gerekli malzemenin yalnızca bir kısmını teşkil etmektedir. Bunlar, insancıl sorunların birbirine karışmış yumağının parçalarıdır ve değerlendirmelerinin de, geçmişe kıyasla, daha kesin ve tam yapılmaları imkânı yoktur. Bilimsel buluşların, bilim alanına yabancı şeylerin anlaşılması üzerindeki doğrudan doğruya etkilerine gelince ; bunlar da fik irler tarih çisinin önüne yukarıdakine benzer bir mesele koymaktadır.

Jon Nuttall – Ahlak Üzerine Tartışmalar
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Ahlak Üzerine Tartışmalar: Etiğe Giriş Yazar: Jon Nuttall Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 234 Ahlaki yargılarımız, tıpkı arzularımız ve isteklerimiz gibi yaptıklarımızın (ya da yapmadıklarımızın) güdüleyicisi olabilir. Ahlaki yargılar aynı zamanda kendimizin, toplumumuzun, dünyamızın başına gelebilecek şeyler konusundaki tavrımızı da şekillendirir. Bunu bazen “iyi-kötü”, “doğru-terorist” gibi doğrudan değer ifade eden yargılarla bazen de “sapık, deli, terörist” gibi değer-yüklü sozcüklerle pek düşünmeden yaparız. Madem Modern çağda bunlar ne denli güvenilirdir ve başka yargılarımızla ne ölçüde tutarlıdır? Ahlak Üzerine Tartışmalar bu soru(n)ları gündelik olaylardan yola çıkarak irdeleyen bir kitap.

Julien Offray De La Mettrie – İnsan Bir Makina
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: İnsan Bir Makina Yazar: Julien Offray De La Mettrie Yayıncı: Havss Yayınları Sayfa Sayısı: 124 La Mettrie’nin bu önemli felsefi eseri Fransıca’sından çevrilmiş ve İngilizcesi’yle karşılaştırılmıştır. İnsan, Bir Makina, 18. yüzyıl mekanik materyalizmi’nin bilinen en iyi ve en açık örneğidir. La Mettrie’nin Leyden’de, 1748 yılında basılan kitabı İnsan, Bir Makina; kilise ve din otoriteleri tarafından şiddetle reddedilmiş, eserleri yakılmış ve La Mettrie 1745’de Fransa’dan göçettiği Hollanda’dan sürülmüştür.

Michel Foucault – Doğruyu Söylemek
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Doğruyu Söylemek Yazar: Michel Foucault Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 160 Hayatının büyük bir bölümünü Batı’da “özne” kavramının hangi söylemsel ve pratik süreçlerle kurulduğunu araştırmaya vakfetmiş olan Michel Foucault, bu amaçla eserlerinde delilik, suça eğilimlilik, hastalık gibi kategorilerin özne oluşumunda ne gibi tarihsel ve toplumsal roller oynadığını araştırmıştır. Düşünür, Cinselliğin Tarihi’ne yönelik olarak çalıştığı son yıllarında ilgisini modernite öncesi döneme yöneltmiş, Antik Yunan ve Latin metinlerine dönerek modern özne düşüncesinin izini sürmeye girişmiştir. Kendi deyişiyle bir “düşünce tarihçisi” olarak her zamanki titiz çalışmasını sürdüren Foucault, dur durak bilmeden söz konusu dönemlerde yazılmış metinleri incelemiş, bu metinlerde özne ve kendilikle ilgili hangi meselelerin ön plana çıktığını, hangi soruların zaman içinde gündemden düştüğünü ve hangi kavramsal çerçevelerin kurulup dağıldığını araştırmıştır. Doğruyu Söylemek, Foucault’nun bu son döneminden son derece canlı bir örnek sunuyor bize. Düşünürün California Üniversitesi’nde 1983 yılında verdiği seminerlerin notlarından oluşan bu metin, Foucault’nun düşünce tarihiyle nasıl baş etmeye çalıştığını gözler önüne seren bir çalışma. Antik Yunan ve Latin stoacılarına uzanan bu serüvende Foucault, son derece önemli gördüğü bir kavramı, “dürüst konuşma” (parrhesia) kavramını merkeze koyuyor, kavramın geçirdiği değişimi gözler önüne seriyor. Dürüst konuşma kavramının araştırıldığı bu dersler, bizi aynı zamanda Foucault’yu daha ilk çalışmalarından itibaren meşgul eden “hakikat”…

Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Kliniğin Doğuşu: Tıbbî Algının Arkeolojisi Yazar: Michel Foucault Yayıncı: Epos Yayınları Sayfa Sayısı: 256 “Tıp, daha insanlığın şafağında, her bir kibirli inançtan önce, her sistemden önce, kendi bütünlüğünde, insan bedenindeki ıstırapla, bu ıstırabı hafifleten şey arasındaki dolaysız ilişki sürecinin kendisiydi. Klinik ise, tıp tarihindeki bütün olguları ve tıbbî zamanı (vakalar bilgisinin birikimleri) birbirine bağlayarak modern tıbbın 18. yüzyıl sonundaki doğumuna neden olmuştu. Klinik, henüz bilinmeyen bir hakikati keşfetmeye yarayan bir araç değildir; daha önce ulaşılan bir hakikati düzenlenmenin ve onu sistematik olarak ortaya çıkmak üzere sergilemenin belli bir yoludur. Kurum olarak klinik, kurulduğu ve düzenlendiği biçimiyle, önceden beri var olan tıbbî bilgi formlarından türemiştir; tıbbî bilgide kendi gücüyle genel bir değişikliğe yol açamaz, kendi kendine yeni nesneler keşfedemez, yeni kavramlar oluşturamaz ve tıbbî bakışı başka türlü düzenleyemez. Tıbbî söylemin belli bir biçimini geliştirir ve düzenler, ama yeni bir söylemler ve uygulamalar bütünü icât edemez. Klinik, zorunlu olarak birleşmiş olan iki nüfuz alanını kapsar: Hastanenin nüfuz alanı ve öğretimin nüfuz alanı. Tıbbî deneyin konusunun kolektif yapısı; hastane alanının kolektif karakteri: Klinik bu iki bütünlüğün buluşma noktasında yerleşmiştir. Kliniğin bir kurum olarak ortaya çıkması ve yerleşmesi için Tıbbî deneyimin bütünü ile özdeşleşmesi gerekecekti. Dolayısıyla yeni güçlerle silâhlanmak ve kendi keşif…

Michel Foucault – Toplumu Savunmak Gerekir
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Toplumu Savunmak Gerekir Yazar: Michel Foucault Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 319 Michel Foucault’nun1976 yılında verdiği derslerin notlarından oluşan Toplumu Savunmak Gerekir, iktidar ilişkilerini çözümleme yolunda savaş modelinin yerindeliğini araştırıyor. Foucault’ya göre iktidar ve direniş ilişkilerinin mantığı hukukun değil savaşımın mantığıdır. Artık sorun, siyasetin, savaşın başka araçlarla sürdürülmesi olduğunu öne sürmenin yerinde olup olmadığını bilmektir. Yirminci yüzyılın bu önemli düşünürü, ırklar savaşına ilişkin söylemleri ve fetih anlatılarını çözümleyerek, toplumu “biyo-iktidar”dan ve devlet ırkçılıklarından korumaya girişiyor.

Necati Öner – Felsefe Yolunda Düşünceler
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Felsefe Yolunda Düşünceler Yazar: Necati Öner Yayıncı: Akçağ Yayınları Sayfa Sayısı: 510 Farklı bilgi türleri vardır. Bilim, din, sanat, teknik, felsefe gibi. Bunların içerisinde ne olduğu ve değeri üzerinde biri birine zıt hükümler verileni felsefedir. Felsefe bazan çok değersiz bulunur, tehlikeli görülür; bazan ona çok üstün değer atfedilir, kendinden çok şey beklenir. Toplumumuzda felsefeye verilen olumsuz not daha fazladır. Felsefeciye, üşütük, kominist veya dinsiz gözüyle bakanların sayısı az değildir. Felsefe öğrencisi olarak, felsefe hocası olarak bu haksız ithamlardan pek rahatsız olmuşumdur. Hatta öğrenciliğim zamanında bazı çevrelerde felsefe öğrencisi olduğumu sakladığım olmuştur. Bırakın halkın bu yanlış kanaatlerini, seçkin kişiler arasında da felsefeye iyi gözle bakmayanlar vardır. Hele şairlerimiz arasında bunların sayısı daha çoktur. -Necati Öner-

J. F. Lyotard – Postmodern Durum
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Postmodern Durum Yazar: J. F. Lyotard Yayıncı: Bilgesu Yayıncılık Sayfa Sayısı: 128 J. F. Lyotard, yalnızca felsefe tarihinde değil, düşüncenin işbaşında olduğu her yerde bir dönüm noktasını işaret eden elinizdeki metninde modernizm ile esastan bir hesaplaşmaya giriyor ve “postmodern” denince el çabukluğuyla birtakım klişeleri öne sürmeyi alışkanlık haline getirmiş galatımeşhurların aksine bilgi felsefesi çerçevesinde düşünüyor. “Postmodern durum”un öncelikle bilginin statüsündeki bir değişme olduğunu dile getirip buna bağlı olarak bir dizi tematik tartışmaya giriyor. Bilginin statüsündeki değişimin bütün dünyayı ve bu dünyayı anlama tarzlarımızı saran bir değişime nasıl vardığını temel uğraklarına yakından bakarak gösteriyor. Lyotard bu kitapta yalnızca modernist anlatının eleştirisini yapmakla kalmıyor, sıklıkla sanıldığının aksine modernizmin temel kategorilerinin yerine düşünceye payanda olabilecek yeni bir kavramsal alanı da icat ediyor.

Max Scheler – İnsanın Kosmostaki Yeri
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: İnsanın Kosmostaki Yeri Yazar: Max Scheler Yayıncı: Bilgesu Yayıncılık Sayfa Sayısı: 120 Her felsefe sorunu, doğrudan ya da dolaylı olarak insanla ilgilidir. Bu nedenle felsefede ele alınıp tartışılan her sorunun temelinde, insanın neliğine ilişkin bir kabul vardır. Bu önemli yeri nedeniyle, “İnsan nedir?” sorusu, yani soruyu soranın kendisini, kendi türünü sorguladığı soru, en başından beri filozofların sormadan edemedikleri temel sorulardan biridir. Soru, insanın kendini bilmesinin, kendi varlığının ya da türünün temel ıralayıcılarını belirleme sorusudur. “Düşünce tarihimizin hiçbir döneminde insan kendisi için günümüzdeki kadar sorun olmamıştır” saptamasından yola çıkan Scheler, İnsanın Kosmosdaki Yeri’nde “İnsan nedir?” sorusunu, yeni bir bakış açısıyla yanıtlamaya girişir.

Necip Taylan – Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu Yazar: Necip Taylan Yayıncı: Şehir Yayınları Sayfa Sayısı: 301 Batıda Yeniçağ’dan itibaren pozitif bilimin de etkileri ile evren hakkındaki yaklaşımlar ve bunun felsefi düşünceye etkisi, yeni teolojik tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Giderek 18. yüzyılda aydınlanmacıların deist anlayışları, 19. yüzyılda bilimsel iddialarla ortaya çıkan Pozitivizm, Marksizm, Darwinizm, Freudizm ve Egzistansiyalizm gibi akımlar din, klasik teoloji, dolayısıyla Tanrı üzerine çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Nitekim, Tanrı kanıtlamalarını başarılı bulanlar yanında başta Hume ve özellikle Kant, onları köklü bir biçimde eleştirmiştir. Öte yandan ateist ve nihilist yorumlar yeni teolojik çıkışlar aramaya sebeb olmuş, teist filozoflar tezlerini anılan gelişmeler karşısında yeniden gözden geçirmek durumunda kalmışlardır. Hatta, geleneksel ilahiyat, bizde “Yeni İlm-i Kelam” anlayışında da görüldüğü gibi yeni arayışlara yönelmiş, çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır.

Rene Maublanc & Marcel Cachin – Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din Yazar: Rene Maublanc & Marcel Cachin Yayıncı: Evrensel Basım Yayın Sayfa Sayısı: 112 Marx, “Dini eleştirmek gerekir” der. Hatta, bu eleştirme “her çeşit eleştirinin ilk koşulu olmalıdır,” diye ekler. Peki ama, dini nasıl eleştireceğiz? “O’nu açıklayarak”, “ezilmiş yaratık”ın, emekçi halkın niçin ve nasıl “öte dünya”dan mutluluk beklediğini, teselli aradığını tarihle göstererek… Sosyalizmin Işığında Felsefe, Bilim ve Din adlı bu kitap, söz konusu açıklama ve gösterme görevini yerine getirmeyi amaçlıyor. Kitabın yazarları, biri felsefeci, diğeri politikacı olan Rene Maublanc ile Marcel Cachin, kolayca anlaşılabilecek açık, yalın, düzgün bir anlatımla bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar.