Caner Taslaman – Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı

Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı Kitap Kapağı Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı
Caner Taslaman
İstanbul Yayınevi
264
Kuantum teorisi evren anlayışımızda hangi köklü değişiklikleri yapmıştır? Kuantum teorisine dayanılarak 'doğanın teolojisi' nasıl yapılabilir? Bu teorinin ortaya konulmasının sonucunda Kanî'm, Spinoza'nın, Leibniz'in felsefelerinde hangi düzeltmelerin yapılması gerekmektedir? Jeolojik fikirler arasındaki tercihte bilimin rolü nedir? Metafizik tercihler, kuantum teorisi nin yorum lanışında ne tür farklar oluşturmaktadır? Tamamlayıcılık İlkesi ve Belirsizlik İlkesi hangi farklı şekillerde anlaşılabilir? Bu teoriyle ortaya çıkan indeterminizm ontolojik mi, epistemolojik midir? Evrende 'ontolojik şans' var mıdır? Bohr'la Einstein arasındaki tartışmanın galibi kimdir? Schrödinger'in kedisiyle ne anlatılmak istenmiştir? Doğa yasalarının ontolojik statüsüne ne gibi farklı yaklaşımlar vardır? Tanrısal etkinlik, kuantum belirsizliklerinin belirlenmesi olarak değerlendirilebilir mi? Kuantum teorisi mucizeler, özgür irade ve kötülük sorunu hakkında binlerce yıldır yapılan tartışmalara yeni açılımlar getirebilir mi? Bunlar ve benzeri daha pek çok soruya bu kitapta cevap veriliyor. Kuantum teorisinin felsefi ve teolojik açıdan ele alınmasını önemli bulanlara bu kitabı mutlaka tavsiye ediyoruz.

Immanuel Kant – Ebedi Barış Üzerine Deneme

Ebedi Barış Üzerine Deneme Kitap Kapağı Ebedi Barış Üzerine Deneme
Immanuel Kant
Felsefe
56

Bölüm Başlıkları:

  • Devletler Arası Ebedi Barışın Ön Maddeleri
  • Ebedi Barışın Nihai Maddeleri
  • Ebedi Barışın Teminatı Hakkında
  • Ebedi Barışın Gizli Maddesi
  • Ebedi Barış Konusunda Ahlakla Politika arasındaki Zıtlık

Selahattin Hilav – Diyalektik Düşüncenin Tarihi

Diyalektik Düşüncenin Tarihi Kitap Kapağı Diyalektik Düşüncenin Tarihi
Selahattin Hilav
Felsefe
Yapı Kredi Yayınları
256

Bu dikkat çekici çalışmasında Selahattin Hilav diyalektik düşünceyi, Doğu düşüncesi ve Antik Yunan felsefesindeki kökenlerinden alarak, Alman idealizminin ve özellikle Hegel'in bir miras gibi devralıp geliştirdiği ve Marxçılık içinde daha da somutlaşan, bilimselleşen ve zenginleşen bir varlık görüşü, düşünce biçimi ve yöntemi olarak tarihsel gelişimi içinde irdeliyor.

"Böylece gerçek diyalektik düşüncenin evreni olmuş bitmiş, değişmeyen, sonlu ve birbiriyle ilintisiz nesnelerin yığışımı olarak gören duruk ve çözümleyici görüşlerin ve felsefelerin karşıtı olduğunu belirtmeye yöneldik. Başka bir deyişle, gerçekliği sürekli bir oluş ve değişme, etkileşim ve nitel farklılıklar taşıyan yeni ve daha yüksek düzeylerin ve bütünlerin çelişkilerden geçerek ortaya çıkışı olarak, yani bir dinamik süreç olarak ele alan görüşler ve felsefeler üzerinde durduk."

K. Adjukiewicz – Felsefeye Giriş

Felsefeye Giriş: Temel Kavramlar ve Kuramlar Kitap Kapağı Felsefeye Giriş: Temel Kavramlar ve Kuramlar
K. Adjukiewicz
Felsefe
Gündoğan Yayınları
168

Kazimierz Adjukiewicz ünlü Polonyalı mantıkçı ve felsefecidir. Dilden mantığa, felsefeden öğretime, bilimden sosyal konulara dek hemen her alanda kalem oynatmış olan Adjukiewicz çağımızın en önemli yazar ve düşünürlerindendir.

Onun bu kitabı, yazarın görüşlerinin varlığını arka planda hissettirerek, bir dizi yanıtın savunuculuğunu yapmak yerine, okuyucuya felsefede sorulan temel sorularla ve bu sorulara verilen yanıtlarla tanıştırmayı amaçlamaktadır. Güçlü ve açık bir zihin kitabın her sayfasında işbaşındadır. Kitap yalnızca anlaşılması oldukça kolay olan bir felsefeye giriş kitabı olmakla kalmayıp, okuyucuya birkaç satır içinde bir arguman ya da öğretinin özüne nüfuz etme olanağı sağlayan olağanüstü anlaşılır bir eserdir.

Kitabın İngilizcede yayınlanmış diğer giriş kitapları karşısındaki bir başka avantajı da Ada Avrupasının felsefe geleneğine yabancı kalmış olan Diyalektik materyalizm ve Fenomenoloji gibi öğretilerek öncelik vermesidir.

Arthur Schopenhauer – Varolmanın Acısı

Varolmanın Acısı: Schopenhauer Felsefesine Giriş Kitap Kapağı Varolmanın Acısı: Schopenhauer Felsefesine Giriş
Arthur Schopenhauer
Felsefe
Donkişot Yayınları
180

Schopenhauer’e göre dünya, bedenimizde yer almakla birlikte kökeni transzendental (aşkın) bir alanda yatan "iradenin" eseridir. Gerçeklik, bu iradenin fenomenlerinden biri olan beynimizin "tasarımlarından" ibarettir. Biricik amacı türü koruyup sürdürmek olan "irade", bireyi aldatarak onu kendi hedefinin hizmetine koşar. Öyleyse yapılması gereken, "iradeye" ‘hayır’ demek, hayatı "olumsuzlamaktır". Azizce, keşişçe, nihilist bir hayat sürmek, iradenin esaretinden kurtulmak olacaktır. Sadece "merhametin" içinde ortaya çıkan "yaşama iradesinin" reddi, bizi acıların, ıstırapların dünyasından çıkartıp "kurtuluşa" ulaştıracak biricik yoldur.

Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
A. Schopenhauer

Stefano D’Anna – Tanrılar Okulu

Tanrılar Okulu Kitap Kapağı Tanrılar Okulu
Stefano D'Anna
Felsefe
Sinedie Yayınları
474

Hayat; tıpkı bana yaptığı gibi, sizi de, bir mengenede soluğunuz kesilinceye kadar sıktığında, sizi içinden çıkamayacağınız hayal kırıklıklarına uğrattığında ve hiç bir çıkışyolu bulamadığınızda... işte ancak o zaman bu Kitap, biranda elinize geçecek ve sizi bulacaktır. Böylece Bireysel Devrim'iniziçin, bir insanın hayal edebileceği en büyük maceraya hazırolduğunuzu bileceksiniz: Bütünlüğün üzeve yolunu kaybettiğiniz cennetinize yeniden kavuşmak.

Oluş'umuz yaşamımızı yaratır.
Dışdünyamın kalitesinin daha iyi ya da daha kötü olmasının benim temel sorumluluğum olduğunu, hayatımdaki tersliklerin ve bazen traji kolayların Oluş seviyeme bağlı olduğunu, ve bunların yalnızca, korkularımın, yıkıcı düşüncelerimin ve olumsuzca kurduğum hayallerimin maddeleşmişhalinden başka bir şey olmadığını farkettiğim andan itibaren, şikayet etmekten, başkalarını suçlamaktan, pişmanlık duymaktanya da kendime acımaktan vazgeçtim.
Bu Kitap, yolculuğumu sizlerle paylaşırken,her hangi bir şey öğretmeniyeti taşımıyor. Benim asıl amacım bir yol göstermek ve sizi kendi yolculuğunuz açıkmanız için zorlamak. Ancak bilmelisinizki, bu yol, tıpkı akıntıya karşı yüzen somon balığının izlediği yol gibi kor kutucu olduğukadar muhteşem, zorolduğu kadar keyifli, yorucu, ama bir o kadar da gereklidir.

Düş ve gerçeklik bir ve aynı şeydir. Düşünüzü, dolayısı ile gerçeğin izi genişletecek 3 yöntem:

  • Korkularınızdan ve olumsuz düşüncelerinizden kurtulmak.
  • Düşmanınızı sevmek.
  • Zamandan bağımsız olmak.

-Stefano D'Anna-

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği

Aydınlanmanın Diyalektiği Kitap Kapağı Aydınlanmanın Diyalektiği
Theodor W. Adorno & Max Horkheimer
Felsefe
Kabalcı Yayınevi
390

Aydınlanma'nın Diyalektiği Frankfurt Okulunun en etkili olmuş yayınıdır. II. Dünya Savaşı sırasında yazılmış ve bir süre gizlice çoğaltıldıktan sonra 1947'de Hollanda'da kitap olarak basılmıştır. Yazarlar Önsözde niyetlerini şöyle açıklarlar: "Aslında amacımız, insanlığın gerçekten insani bir duruma ulaşmak yerine neden yeni bir tür barbarlığa battığını anlamaktan fazlası değildi." Ama kitap bütün bunların da ötesine geçer. Batı tarihinin doğuşunu ve öznelliğin, mitlerde temsil edildiği üzere, doğaya karşı mücadelede kendisini tanımlamasını, günümüzün en tehdit edici deneyimleriyle bağlantılandırır. Pratik hayattan koparılmış bilim, biçimselleştirilmiş bir ahlak, eğlence kültürünün güdümleyici doğası ve paranoit davranış yapısı, saldırgan bir antisem itizmin Aydınlanmanın sınırlarını belirlediğini iddia eder. Yazarlara göre bu öz-yıkımsal eğilim en baştan beri aydınlanmada içkin olarak vardı; yani Nasyonal Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Horkheimer'e göre Batı aklının bu öz-yıkımı, toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. "Mit zaten Aydınlanmadır ve: Ay-dınlanma mitolojiye geri dönmektedir." Bu paradoks Aydınlanmanın Diyalektiği'nin temel tezidir.

Friedrich Hegel – Tarihte Akıl

Tarihte Akıl Kitap Kapağı Tarihte Akıl
Friedrich Hegel
Felsefe
Kabalcı Yayınevi
204

Hegel'e göre insanın tarihselliği onu doğadan ayırır. Kant'ın bütün insanların temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaştıkları görüşü kabul edilemez. Felsefi bir sistem insan düşüncesinin zaman içinde geliştiğini gözetmek zorundadır.

Etienne Gilson – Tanrı ve Felsefe

Tanrı ve Felsefe Kitap Kapağı Tanrı ve Felsefe
Etienne Gilson
Felsefe
Birleşik Yayıncılık
120
Tanrı ve felsefe metafiziğin en önemli konusu olan Tanrının varlığı problemini ele alır.Gilson'a göre akıl, Tanrının varlığı konusunda çok önemli ve ikna edici şeyler söyleyecek güçtedir.Felsefe Tarihi, bu hükmün doğru olduğunu göstermektedir.Dini konularda düşünmenin pek fazla yarar sağlamayacağının öne süren katı pozitivist ve maddeci görüşlerin, ilim ve fikir dünyasındaki çekiciliklerini yitirmiş olmaları, Tanrı ve felsefe ilişkisini yeniden ciddi bir felsefe problemi haline getirmiştir,

Alan Woods – Aklın İsyanı

Aklın İsyanı Kitap Kapağı Aklın İsyanı
Alan Woods
Felsefe
Tarih Bilinci Yayınevi
444

21. yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, bilim ve felsefe bir yol ayrımına gelmiş görünüyor. Bilim ve teknolojinin 20. yüzyılda kaydettiği eşsiz başarılar bir yandan gezegenimizin karşı karşıya bulunduğu bütün sorunların çözümü için muazzam bir potansiyel sunarken diğer yandan da onun toptan imhası için bir tehdit oluşturuyor. İnsanlığa çok daha sağlıklı bir yaşam olanağı sunan genetikteki çarpıcı gelişmeler, en karanlık ırkçı ve ayrımcı düşüncelere dayanak yapılabilmektedir. Maddenin derinliklerindeki muazzam enerjinin keşfedilmesi de aynı sonucu doğurdu. Bu enerji uygun biçimler altında insanlığa büyük bir refah getirebilecekken, nükleer bombalar ve mevcut nükleer santraller biçiminde bir karabasan olarak karşımıza dikilmiştir.

Öte yandan özellikle teorik fizik ve kozmoloji alanında bir mistisizme kayma eğilimi görüyoruz. Sözde evrenin doğuşunu açıklayan "Büyük Patlama" teorisi gibi teoriler bir Yaratıcının varlığını kanıtlamak için kullanılıyor. Bilim yüzyıllardır ilk kez dinsel gericiliğe inandırıcılık kazandırma işine koşuluyor. Yine de bu, hikayenin yalnızca bir yanı.

Giderek artan sayıda bilimci eski bakış açısından hoşnutsuz hale geliyor. Kaos ve Karmaşıklık teorisinin hızlı yükselişi, son yıllarda bilimdeki en önemli gelişmelerden biridir. Bu yeni eğilimin dile getirdiği materyalizmin teorilerine şaşırtıcı ölçüde benzemektedir.

Bu eserin önemli bir kısmı, Marksist felsefeyle yeni teoriler arasındaki ilişkinin araştırılmasına ayrılmış bulunuyor. Acaba bu karşılaşma bilimin yönteminde yeni ve heyecan verici bir atılıma temel sağlayacak mı?

J. Krishnamurti – Yeni Bir Yaşam

Yeni Bir Yaşam Kitap Kapağı Yeni Bir Yaşam
J. Krishnamurti
Felsefe
Omega Yayınevi
240

13 yaşındayken "dünya öğretmeni" seçilen Krishnamurti, hayatını dünyayı dolaşarak, insanlarla, yaşama ve dünyaya dair konuşarak geçirdi. Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Onun için, karşılaştığı herkes başlı başına bir "birey"di. Bu nedenle öğretmekten çok paylaşmayı ilke edindi. Yine de dünya üzerindeki milyonlarca kişi ondan çok şey öğrendi.
"Yoksulluk toplumun suçudur, açgözlü ve kurnaz kimselerin diğerlerini sömürüp yükseldikleri bir toplumun kabahatidir yoksulluk. Anlaşılması gereken husus, neden zenginlerin ve yoksulların olduğu değil, başarı hırsıdır. Değişmesi gereken şey, büyük biri olma, başarılı biri olma isteğimizdir... Dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler de olmaya devam edecektir."
Krishnamurti'yi dinlemek Buda'yı dinlemeye benziyor:
Öylesine güçlü, öylesine insanın içine işliyor ki!
- Aldous Huxley-
Krishnamurti'nin dili yalın, ufuk açıcı ve ilham verici… Gündelik hayatı engelli bir yarış veya bir fare kapanı olmaktan çıkarıp neşeli bir uğraşa dönüştürüyor.
-Henry Miller-

Jacques Texier – Gramsci ve Felsefe

Gramsci ve Felsefe Kitap Kapağı Gramsci ve Felsefe
Jacques Texier
Birey Toplum Yayınları
160

Gramsciyi ön plana çıkaran ise onun hegemonya, tarihsel blok ve praksis felsefesi?ne dair görüşleridir. Gramsci yaklaşımı ile modern kapitalist toplumların ekonomik, siyasal, kültürel ve ideolojik bir çözümlemesini yapmıştır.

Bu çözümlemede bütünsellik içerisinde ele aldığı yaklaşımı ile toplumsal yaşamı sadece belli bir alana (sadece ekonomik sadece siyasal) indirgeyen dışsallaştırmaları eleştirmiştir (Gramsci, 1989: 139; Texier, 1982: 45). Gramscinin siyasal alandaki teorik yaklaşımının amacı, devrimci sürecin gerçekleşmesi için gerekli olan koşulların nasıl temin edileceğidir. Bunun için Gramsci, Marxın toplumsal yapının alt yapı ve üst yapı olarak ikiye ayıran yaklaşımından yola çıkarak kuramını geliştirirken eleştirilerde bulunur.

Gramsciye göre altyapı ve üst yapı birbirinden ayrı düşünülemez. Bunlar bir bütünün iki parçasıdır. Ona göre Marksizmin dogmatik kısmına göre alt yapı her zaman üst yapının belirleyicisidir.

Konfüçyüs – Konuşmalar

Konuşmalar Kitap Kapağı Konuşmalar
Konfüçyüs
Alter Yayıncılık
127
Yaklaşık iki bin yıl boyunca Konfüsyüs’çülük, Çin idaresinde teoride kaldığı,, yani üstadın düstur ve düşüncelerine dayandığı sürece üstün konumdaydı. Bununla birlikte Konfüsyüs’çülük asla bir devler dini, özel bir inanç haline gelememiş; bu konuda yapılan teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fakat Konfüçyüs’ün Orta Yol Doktrini’nin, Yeni Çin’in pek çok düşüncesinde fark edilebileceği belirtilmiştir. Konfüçyüs, görüş ve önerilerini dinleyecek idareciler bulamayınca kendisini, öğrencileri ile birlikte, daha önceki Çin filozof ve bilginlerinin yazılarını bir araya getirmeye , onları derlemeye ve gözden geçirmeye vermiştir. Ayrıca öğrencileri, daha sonra Konfüçyüs’ün konuşmalarını da biraraya getirmişlerdir. Onun amacı, geçmişin faziletli idarecilerinin :,n’de barış ve huzur nasıl sağladıklarını göstermekti. Bunu gerçekleştirmek için de yönetimle ilgili bilgileri toplamış, sosyal hayat ve törenlerle ilgili hususları bir araya getirmiştir. Böylece yaşayan halk ve geleneklrin devamını sağlamaya çalışmıştır.

Ludwig Feuerbach – Geleceğin Felsefesinin İlkeleri

Geleceğin Felsefesinin İlkeleri Kitap Kapağı Geleceğin Felsefesinin İlkeleri
Ludwig Feuerbach
Alter Yayıncılık
142

Ludwig Andreas Feuerbach, (1804-1872) Alman filozof ve ahlakçı. MAteryalist Felsefenin ideologlarından Marx üzerindeki etkisi ve hümanist ilahiyat görüşleri ile tanınmıştır. 19.yüzyıl Alman metaryalizminin ilk düşünürü olan Feuerbach`ın temel eseri Hıristiyanlığın Özü`dür. Felsefesi ya da karşı felsefesi, bir hümanizm ve doğalcılık şeklinde gelişen, dine ilişkin eleştirisi, insanlığa ilişkin doğrularınbilinçsizce yansıtılmasının açıklanmasını yapan Feuerbach, felsefeye önce Hegel`in nesnel idealizmini benimseyerek başlamış, fakat daha sonra tinsellik-maddecilik karşıtlığında, maddeciliğin tarafında olmuştur. Feuervach "Gelecek Felsefesinin İlkeleri" Hegel`den 13 yıl sonra yayınlandı. "Temel doğadır. Doğanın dışında hiçbir şey yoktur. Her şey gibi, düşünce de, doğanın ürünüdür. düşünce, maddi bir organ olan beyinden çıkmaktadır. Bence maddecilik insanın varlık ve bilgi yapısının temelidir. Ama bir fizyolojistin, bir naturalistin anladığı gibi, varlık yapısının kendisi değildir. Maddecilikle geride beraberim ama, ilerde beraber değilim." O yıktığı dinlerin yerine aşk dini koymak ister. Aslında maddeci olmakla beraber bir idealisttir. Aşkı, maddi bir çekim olarak değil, bir insanlık ideali olarak ele alır. Hegel gibi diyalektiği maddede değil düşüncede bulur. "İnsanlar sevişiniz, gerçek din sizin bu sevgilerinizdedir. Varlığınız aşkınızla biçimlenecektir."

Ahmet Cevizci – Metafiziğe Giriş

Metafiziğe Giriş Kitap Kapağı Metafiziğe Giriş
Ahmet Cevizci
Say Yayınları
400

Ahmet Cevizci'nin farklı kaynaklardan derleyerek oluşturduğu bu eser, felsefenin en temel disiplini olsa da nedense çok fazla anlaşılamayan metafiziğin doğasını, kapsamını, tanımlamalarını, öne sürdüğü problemleri ve yöntemlerini derinlemesine inceleyen bir kaynak.

"Metafizik nedir?" sorusuna kapsamlı cevaplar sunan ilk bölümün ardından, ikinci bölümde metafizik tarihsel olarak ele alınıp Heraklitos, Platon, Descartes, Spinoza, Leibniz gibi isimlerin düşünceleri tartışılıyor. Son bölümde ise iki bin beş yüz yıllık düşünce tarihinde önde gelen filozofların ana eserlerinden önemli pasajlar sunuluyor.