Peter Winch – Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe Yazar: Peter Winch Yayıncı: Vadi Yayınları Sayfa Sayısı: 136 Sosyal bilimlerin amaçlarına ilişkin Peter Winch’in Post-Wittgensteingil düüncesi, kurulu davranış düzenlerinin tüm katılımcıların aynı yollarla öğrendikleri ve böylece dayandıkları müşterek kurallar aracılığıyla nasıl yeniden üretilmekte olduğu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak Winch’ın sosyal bilim için onaylayıp desteklediği amaçlar fiili olarak tümüyle ayrı bir doğrultuda seyreder. Bir sosyal yeniden üretim süreci olarak sosyal Praxis hakkındaki sorularla meşgul olmak yerine Winch, durdukları şekilde “yaşam biçimleri”ni kabul etmeyi önerir. Winch’e göre Sosyal bilimciler, sosyal görüngünün değerlendirmelerini yapabilmek için davranış tarzlarını inceleyip anlamak zorundadırlar. Müşterek davranış kuralları bu genel faaliyet türlerinin teşhisi ve açıklaması için sosyolojik olarak uygun ölçütler olabilirler Bu konumu Winch’I çok genel bakımlardan Hans-Georg Gadamer gibi hermenötikçilere yakınlaştırır.

Robin George Collingwood – Tarih Tasarımı
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Tarih Tasarımı Yazar: Robin George Collingwood Yayıncı: Doğu Batı Yayınları Sayfa Sayısı: 387 “Platon ne düşünüyordu?” sorusu tarihsel bir sorudur. “Peki, Platon haklı mıydı?” sorusu ise başlı başına felsefi bir soruna işaret eder. Collingwood gerçekte tek bir soru bulunduğunu, onun da tarihsel bir soru olduğunu ileri sürer; çözmeye çalıştığı sorunun ne olduğunu keşfetmeden, Platon’un ne düşündüğünü anlamak olanaksızdır. Tarih Tasarımı, tarihyazımı üzerine kapsamlı bir incelemedir. Birbirinden farklı ulus ve uygarlıklar kendi tarihlerini hangi saiklerden hareket ederek yazmışlardır? Düşünürler için tarih sorusu felsefi bir güzergâh takip edildiğinde ne tür bir anlama geliyordu? “Tarih felsefesi” terimini, on sekizinci yüzyılda, onunla eleştirel ya da bilimsel tarihten, tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemek yerine, kendi kafasında kendi kendine kurduğu bir tarihsel düşünme tipinden başka bir şey kastetmeyen Volt­aire buldu. Aynı adı Hegel ile on dokuzuncu yüzyıl sonundaki başka düşünürler de kullandı; ama ona çok farklı bir anlam verdiler ve tarih felsefesini evrensel tarih ya da dünya tarihi anlamına gelen bir şey olarak gördüler. Tarih Tasarımı’nda modern tarih tasarımının Herodotos’tan yirminci yüzyıla dek çeşitli evreleri betimlenir. İlk bölümde Collingwood, tarihin yapısı, konusu ve yöntemine dair Yunan-Roma tarihyazımından farklı örnekler verir. Diğer bölümlerde ise Descartes, Herder, Kant, Schiller, Hegel, Marx, Toynbee, Rickert, Simmel, Dilthey,…

Imre Lakatos & Alan Musgrave – Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin Eleştirisi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin Eleştirisi Yazar: Imre Lakatos & Alan Musgrave Yayıncı: Paradigma Yayınları Sayfa Sayısı: 347 Bir toplantıda, yayınlanmış bir eliştirisinden tanıdığım ve pek samimi olmadığım bir bayan meslektaşa, kitabımın coşku verici olduğundan sözetmiştim. Bana dönmüş ve şöyle demişti: “Ha, evet Tom, ama bana şimdi en büyük problemin, bilimin ne anlamda emprik olabileceğini göstermek, gibi geliyor.” Çenem düşmüş ve biraz gevezelik etmiştim. De Gaulle’ün 1944’de Paris’e girişinden beri, bu sahne dışında başka hiçbir sahnenin total görsel anısını hatırlayamıyorum. -Kuhn- Hem Kuhn hem de Popper gerçekten bilimin yapısı ile ilgili fikirlerini bilim tarihine dayandırıyorlar; benim buradaki düşüncelerimin ana noktası, bilim tarihinin böyle bir yükü taşıyamayacağıdır. -Williams- Ve Kuhn, insanın eski bir paradigmayı reddederek yeni bir paradigmayı kabül etme sürecini ele alırken, onu, bir “ihtida tecrübesi” .. diye tanımlar. .. Eğer böyle ise, insan onun Olağan Bilim’i Olağandışı Bilim karşısında yüceltmesinin nedenini anlayabilir; çünkü Olağandışı Bilim, dini cepheye göre bir bunalım ve hizipleşme, bir karışıklık ve ümitsizlik dönemine, bir ruhsal felakete tekabül eder. -Watkins- Belki de Kuhn’un “olağan bilim”ini bu şekilde tanımlarken, onu zımnen eleştirdiğimi söyleyebilirsiniz. O sebeple, tekrar itiraf etmeliyim ki Kuhn’un tasvirini yaptığı şey vardır ve bilim tarihçilerince dikkate alınmalıdır. Kuhn açık şekilde ondan…

Hüseyin Aydın – Muhasibinin Tasavvuf Felsefesi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Muhasibinin Tasavvuf Felsefesi: İnsan, Psikoloji, Bilgi, Ahlak Görüşü Yazar: Hüseyin Aydın Yayıncı: Pars Matbaası Sayfa Sayısı: 192 Muhasıbi’nin ana problemi insandı. Ve onda insanı bir bütün olarak buldum. Müşahhas bir bütün olan ‘insanın aktivitesini, kausal bağlantılarını ve motivasyon örgüsünü nasıl tasvir ettiğini göstermeğe çalıştım. Çalışmam, Muhasibi’nin neler söylediğini değil,asırların ötesinden bize hala neler öğrettiğini göstermeye çalışma gayretinin bir mahsulüdür.

Immanuel Kant – Prolegomena
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Prolegomena Yazar: Immanuel Kant Yayıncı: İdea Yayınevi Sayfa Sayısı: 176 Bir Bilim olarak Ortaya Çıkabilecek Her Glecek Metafizik İçin Prolegomena Kant’ın Arı Usun Eleştirisi’nin yayımından iki yıl sonra, 1783’te yayımladığı çalışmasıdır. Kant Prolegomena’yı gerçekte anlama güçlükleri kapsadığını düşündüğü Eleştiri’nin bir özeti olarak tasarlamıştı. Başlığın anlattığı gibi, Kant Prolegomena’da Metafiziğin bir bilim olarak geliştirilebilmesi için yeni bir temel aradı ve bunu Prolegomena’nın başlıca problemi olarak a priori sentetik bilginin nasıl olanaklı olduğunu göstermeye çalışarak yaptı. Ve gösteremedi. Bir yandan Metafiziğin kaçınılmaz olduğunu düşünürken, öte yandan Usun sınırlarının çizilmesi ve onun Fiziğin ya da deneyimin ötesine geçmesine izin verilmemesi gerektiğinde diretti: Deneyimin güvenilir duyusal toprağını aşan Us kaçınılmaz olarak çelişkilere düşüyordu. Çelişki anlak için dayanılmazdır, ve yadsınmalıdır. Diyalektik Kant’ın bakış açısı için yalnızca bir yanılsama mantığı olduğu için, daha iyisi, çelişki gibi birşey hiç olmamalıdır. Özdeşlik daha iyidir, çünkü A = A der ve değişimi, oluşumu, gelişimi vb. olanaksızlaştıran bir tutuculuğu salık verir. Kant, hiç kuşkusuz Leibniz’i izleyerek, özdeşlik ilkesinin analitik yargıların karakterini belirlediğini kabul eder, çünkü analitik yargılar öznenin yüklemde kapsanması anlamında yalnızca özdeşlik ilkesine altgüdümlüdür ve yanlış ya da çelişkili olmaları olanaksızdır. Böylece bilgi tek-yanlı bir önerme problemine, ve gerçeklik bir doğruluk sorununa indirgenirken, pozitivist-analitik felsefe Kant’ın felsefesinin…

Immanuel Kant – Pratik Aklın Eleştirisi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Pratik Aklın Eleştirisi Yazar: Immanuel Kant Yayıncı: Türkiye Felsefe Kurumu Sayfa Sayısı: 176 Kant’ın üç Eleştirisinden ve Etikle ilgili iki ana yapıtından biri olan Pratik Aklın Eleştirisinin bu çevirisi, ilk defa 1980’de yayımlanmıştı. Çoktan tükenmiş olan bu çevirinin üçüncü baskısını, etik sorunların ülkemizde ve dünyada gündemde olduğu ve bu sorunlara kültürel yaklaşımların yaygınlık kazandığı bir zamanda okurlarımıza sunmaktan, böylece de insanı, temel alan ve insan olan herkese seslenen bir Etik örneğini vermekten mutluyuz.

Ian Fraser – Hegel ve Marks
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Hegel ve Marks: İhtiyaç Kavramı Yazar: Ian Fraser Yayıncı: Dost Kitabevi Sayfa Sayısı: 237 İhtiyaç Kavramının Hegel ve Marks‘ta aldığı farklı biçimleri, söz konusu kavramın çağdaş felsefe dünyasındaki uzantılarını takip ederek irdeliyor bu çalışma, ihtiyaçların tekil ifade biçimleriyle bunların evrensel ölçülerine odaklanan her iki düşünür de bu konuda başat öneme sahip kavramlaştırmalar geliştirmişti. Bu savların bireşimini tartışan modern kuramcıların katkısıyla ihtiyaç kavramının siyasi içerımleri ve sosyal demokrasi eksenindeki liberal cemaatçi ikiliğin temel dayanakları da belirginlik kazandı. Bu ve benzeri kavramlaştırmaları yüzyıl dönümünün baş döndürücü değis.im hızında irdeleyen Fraser, Hegel ve Marks okumalarının da ufkunu genişleten özgün bir yorum sunuyor.

Ludwig Feuerbach – Gelecegin Felsefesinin ilkeleri
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Gelecegin Felsefesinin ilkeleri Yazar: Ludwig Feuerbach Yayıncı: Alter Yayınları Sayfa Sayısı: 141 Ludwig Andreas Feuerbach, (1804-1872) Alman filozof ve ahlakçı. MAteryalist Felsefenin ideologlarından Marx üzerindeki etkisi ve hümanist ilahiyat görüşleri ile tanınmıştır. 19. yüzyıl Alman metaryalizminin ilk düşünürü olan Feuerbach`ın temel eseri Hıristiyanlığın Özü`dür. Felsefesi ya da karşı felsefesi, bir hümanizm ve doğalcılık şeklinde gelişen, dine ilişkin eleştirisi, insanlığa ilişkin doğrularınbilinçsizce yansıtılmasının açıklanmasını yapan Feuerbach, felsefeye önce Hegel`in nesnel idealizmini benimseyerek başlamış, fakat daha sonra tinsellik-maddecilik karşıtlığında, maddeciliğin tarafında olmuştur. Feuervach “Gelecek Felsefesinin İlkeleri” Hegel`den 13 yıl sonra yayınlandı. “Temel doğadır. Doğanın dışında hiçbir şey yoktur. Her şey gibi, düşünce de, doğanın ürünüdür. düşünce, maddi bir organ olan beyinden çıkmaktadır. Bence maddecilik insanın varlık ve bilgi yapısının temelidir. Ama bir fizyolojistin, bir naturalistin anladığı gibi, varlık yapısının kendisi değildir. Maddecilikle geride beraberim ama, ilerde beraber değilim.” O yıktığı dinlerin yerine aşk dini koymak ister. Aslında maddeci olmakla beraber bir idealisttir. Aşkı, maddi bir çekim olarak değil, bir insanlık ideali olarak ele alır. Hegel gibi diyalektiği maddede değil düşüncede bulur. “İnsanlar sevişiniz, gerçek din sizin bu sevgilerinizdedir. Varlığınız aşkınızla biçimlenecektir.”

Kenan Gürsoy – J. P. Sartre Ateizminin Doğurduğu Problemler
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: J. P. Sartre Ateizminin Doğurduğu Problemler Yazar: Kenan Gürsoy Yayıncı: Aktif Düşünce Yayıncılık Sayfa Sayısı: 144 Jean Paul Sartre, ülkemizde genellikle roman, tiyatro ve denemeleriyle tanınmış çağdaş bir Fransız filozofudur. Düşüncesinin asıl yapısını oluşturan felsefî değerlendirmeleri üzerinde ise pek fazla durulmamıştır. Prof. Dr. Kenan Gürsoy’un bu çalışması, J. P. Sartre’ın ontolojisi ve felsefî sistematiği üzerine kaleme alınmış öncü ve klasikleşmiş bir eserdir. J. P. Sartre felsefesinin genel hatları ile Tanrı düşüncesi arasındaki münasebetin ele alındığı bu eser; Çağdaş Felsefe alanında nitelikli okumalar yapmak isteyen okurları, zevkli ve doyurucu bir tefekkür ziyafetine davet ediyor.

Mubahat Türker – Üç Tehafüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Üç Tehafüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti Yazar: Mubahat Türker Yayıncı: Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayfa Sayısı: 419 İçindekiler: Felsefe ve din münasebeti meselesi. II. Tehafut kitaplarının takdimleri. Meselelerin tahlili. Tabiiyat gurubuna ait olan meseleler. İlahiyat gurubuna ait olan meseleler. Allah birdir. Allah’ın tarifi yapılamaz. Evvel basittir. Allah’la alem arasındaki münasebetten doğan meseleler. Gök hakkındaki meseleler. Tahlilin Neticeleri.

Jean-Paul Sartre – Varlık ve Hiçlik
Felsefe / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Varlık ve Hiçlik: Fenomenolojik Ontoloji Denemesi Yazar: Jean-Paul Sartre Yayıncı: İthaki Yayınları Sayfa Sayısı: 773 Varlık ve Hiçlik, hiç şüphesiz Jean-Paul Sartre’ın “başyapıtı”dır. Sadece Fransız felsefesi açısından değil genel olarak felsefe tarihi açısından da son büyük ontoloji denemesini temsil eder. Dolayısıyla önemini ve güncelliğini hâlâ korumaktadır ve hiç şüphesiz daha uzun yıllar korumaya devam edecektir. Çünkü, insan, ilk defa bu yapıtta, özgür olmaya “mahkum” edilmiştir…

Arthur Schopenhauer – Bilim ve Bilgelik
Felsefe / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Bilim ve Bilgelik Yazar: Arthur Schopenhauer Yayıncı: Say Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Zerrelerden kürelere hiçbir zaman bilmediğimiz kadar çok şey biliyoruz. Ne var ki hakkında kırık dökük bilgi sahibi olunan bunca şey ancak cehaleti dağıtmaya yetiyor, hamakat baki kalıyor. Basiretsizlik neredeyse insanın bütün işlerine damgasını vuruyor ve yaşlı dünya bu basiretsizliğin eserleriyle her gün biraz daha yaralanıyor. Beri yanda eski dünyanın “hür bir kimsenin uğruna gönüllü köleliğe katlanabileceği tek şey” dediği bilgelik var. Bilimcilik, dünyanın yalnızca bilimin sağladığı doğrularla anlaşılabileceği düşüncesi bir yeni dünya hastalığından başka bir şey olmayabilir. Eski dünyanın bilgeliğinin büyük katkısı tüm insani tecrübe biçimlerine dayanan beşeri değerleri yeniden ortaya çıkararak bizi bu büyük tehlikeden kurtarmak olabilir. Bayağı bilim çoğu kez çizdiği sınırlarla ve kazandığı zihni alışkanlıklarla hakiki bilginin elde edilmesini zorlaştırmakta, hatta imkânsız hale getirmektedir. Yeni bir adalet ve doğruluk anlayışı ile insan için neyin en dolu, neyin en sağlıklı hayatı sağlayacağı konusunda derin bir anlayışa ihtiyacımız var. İndirgeyici bilimin başımıza sardığı ve ne pahasına olursa olsun uzak durmamız gereken tehlikelerin artık ciddi bir şekilde farkına varmamız gerekiyor.

Ali Nüzhet Göksel – Ziya Gökalp’in Neşredilmemiş Yedi Eseri ve Âile Mektupları
Felsefe / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Ziya Gökalp'in Neşredilmemiş Yedi Eseri ve Âile Mektupları Yazar: Ali Nüzhet Göksel Yayıncı: Diyarbakır'ı Tanıtma Derneği Neşriyatı Sayfa Sayısı: 80 Düşünür, devlet adamı, şair ve yazardır. Asıl adı Mehmet Ziya’dır. Ziya, Ziyaettin, Hüseyin Vedat, Mehmet Meh­di, Mehmet Nail, Demirtaş, Gökalp, Celâl Sakıp imzalarıyla da yazdı. Şi­irlerinde önce kendi adı olan Meh­met Ziyayı, bir kez olmak üzere İşçi Kız imzasını, sonraları Tevfik Sedat takma adını kullandı. Büyük dedesi Hacı Hüseyin Sabit Efendi dinî ilim­lerde oldukça yüksek seviyeye gel­miş, kadılık ve müftülük yapmıştı. Babası, uzun süre Vilâyet Evrak Mü­dürlüğünde bulunan ve Diyarbakır Salnâmesi’nin hazırlanmasında bü­yük emeği geçen Mehmet Tevfik Efen­di, annesi ise yine aynı bölgenin ta­nınmış ailelerinden Pirinççizâdeler’in kızıdır..

Ralph Waldo Emerson – İnsanın Görkemi
Felsefe / 8 Şubat 2018

Kitap Adı: İnsanın Görkemi Yazar: Ralph Waldo Emerson Yayıncı: Okuyan Us Yayınları Sayfa Sayısı: 186 “Kendimi Emerson’a o denli yakın buluyorum ki onu övmekten çekiniyorum, çünkü kendimi övmüş gibi olmaktan korkuyorum.” Friedrich Nietzche Bu kitap, düşünce tarihinin önemli isimlerinden Amerikalı düşünür Ralph Waldo Emerson’ın Türkçede ilk kez yayımlanmış denemelerinden oluşuyor. Aynı zamanda büyük bir yazar-şair olan Emerson, aralarında Walt Whitman, Emily Dickinson, Edwin Arlington Robinson, Wallace Stevens, Hart Crane ve Robert Frost’un bulunduğu uzun bir dizi Amerikan şairine ilham verdi. Düşünceleri ise John Dewey, George Santayana, Friedrich Nietzsche ve William James gibi filozofların felsefesini etkiledi. “Her insan, evrensel aklın vücut bulmuş bir başka halidir. Bütün nitelikleri insanın içinde mevcuttur.” Kitaptan “Bazı kitaplar kişiyi ve onun hayatının yönünü değiştirme potansiyeli taşır. Başka türlü bakmaya, başka türlü düşünmeye başka türlü hissetmeye ve bambaşka biçimde görmeye giden yolların tam kavşağında durur bu tür metinler. Emerson’un âdeta tarafsızlık suyuyla yıkadığı düşüncelerini bu yüzden çok önemsiyorum ve şiddetle öneriyorum.” Cem Mumcu

Aydin Topaloğlu – Teizm ya da Ateizm
Felsefe / 4 Şubat 2018

Kitap Adı: Teizm ya da Ateizm: Tanrıtanımazlığın Felsefi Boyutları Yazar: Aydin Topaloğlu Yayıncı: Furkan Yayınları Sayfa Sayısı: 240 İnsanın var olduğu bir yerde, Tanrı inacının ve bu inanca karşı düşüncelerin ortaya çıkmasından doğal bir şey olmayacaktır. Tanrı inancı ve bu inanca karşı oluşan tepkiler insanın neredeyse evrensel bir tecrübesi olmuştur. Birinin diğerinden ayrı etüt etmek veya aralarındaki ilişkiyi doğru saptamamak herhalde konuyu bütünüyle görmemek demektir. Her iki ekolün argümanlarını gözardı ederek yapılacak bir değerlendirme veya varılacak bir sonuç da eksik kalacaktır. Dolayısıyla insanlık tarihinde teizm ne kadar önemli ise ateizm de aynı derecede önemli bir olgudur. Pek çok insan için Tanrı topyekün yaşamın ve varlıklar aleminin temel dayanağını olup, düşüncenin zorunlu olarak vardığı sonuç ve aklın kuşku duymayacak derecede kabul ettiği yüce varlıktır. Bazı kişiler içinse O, her nasılsa insan zihnine girmiş olan ve bir türlü atılamayan yapay bir idea ve çözülemez bir problemdir. İnanç konusunda sadece teizm veya ateizm değil, birbirinden farklı olan deizm, panteizm ve agnostisizm gibi anlayışlar da kendilerine özgü fikirleriyle düşünce tarihindeki yerlerini almışlardır. Ancak sözkonusu ekoller arasında en fazla tartışılan ve gündemde kalan teizmle ateizmdir. Her ikisi de Tanrı’nın varlığı ile ilgili, olumlu veya olumsuz, açıkbir tavır takınmış ve bu tavırlarını doğrulamaya yönelik kanıtlar ileri…