Laszlo Versenyi – Sokrates ve İnsan Sevgisi
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Sokrates ve İnsan Sevgisi Yazar: Laszlo Versenyi Yayıncı: Gündoğan Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Çevirenin çevirdiği kitap için önsöz yazmasını pek doğru bulmuyorum, ancak kimi noktalan gün ışığına çıkarmak amacıyla, önsöz yazmak için kendime bir defalığına izin verdim. Yazarıyla arasına, kitabı çevirmenin dışında, fazladan girdiğim için okuyucumdan bağışlanmamı diliyorum. 1- Kimdir Sokrates? Batı kültür tarihini oluşturan düşünce zincirinin en önemli halkalarından birinin kendisine verilmesini haklı kılacak etkinlikler olarak, o neler yapmıştır? İnsanlık tarihi bunalımlı dönemlerinin hepsinde niçin hep Sokrates’e başvurur? Batının Kültür tarihinin temeline yerleştirdiği İlkçağ Yunan felsefesi büyük ölçüde Sokrates adıyla karakterize edilir. İ.Ö. altıncı ve beşinci yüzyılın doğa felsefeleri Sokrates-öncesi felsefeler, Sokrates’ten sonra yaşamış Platon, Aristoteles gibi büyük dizge kurucusu filozoflarla Eukleides, Diogenes gibi filozoflar da Sokrates’in büyük ve küçük ardılları olarak nitelenir. Bunun nedeni, Sokrates’in kendisinden önceki felsefenin yörüngesini, çeşitli toplumsal ve kültürel koşulların da etkisiyle, değiştirmesi ve bununla kendisinden sonra gelen filozoflar için gerekli çıkış noktalarını hazırlamasıdır. Bu ise Sokrates’in, insanın, uygarlık tarihinde doğaya karşıt olarak kazandığı her tür başarının temelinde bulunan, ruhunu keşfetmesiyle olanaklı olmuştur. Sokrates’in keşfettiği insan ruhu, Phytagorasçıların Doğu kültlerinden aldığı tanrısal ruh anlayışından, Homeros’un ve tragedya yazarlarının bedenin epifenomeni olarak gördükleri ruhtan, Anaximenes’in. havadan meydana gelen ruhundan. Atomcuların ince ve yuvarlak…

Mario Leis – Nietzsche’nin Kadınları
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Nietzsche'nin Kadınları Yazar: Mario Leis Yayıncı: Gendaş Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Mario Leis, Nietzsche’nin yaşamındaki en önemli kadınları okuyucuyla tanıştırıyor. Sadece Nietzsche’nin yaşamında değil, eserlerinde ve kişiliğinde de önemli bir etkiye sahip olan kız kardeşi Elisabeth. Oğlunu kimseyle paylaşmak istemeyen kıskanç anne Franziska ve hayatındaki diğer kadınlar; Cosima Wagner, Lou Andreas-Salome ve Malwida von Meysenbug. Mario Leis, kitabında adı geçen kadınların Nietzsche’nin kişisel ve felsefi gelişimini ne şekilde etkilediği ve biçimlendirdiği sorusundan yola çıkıyor. Babasının erken ölümüyle birlikte ailede egemen olan kadınlar tarafından yetiştirilen Nietzsche, bu dönemin izlerini sadece çocukluğunda taşımakla kalmıyor, sonraki dönemlerde kadınlara karşı anlayışsız ve asabi bir erkek olarak davranmaktan kaçınmazken aynı zamanda pasif ve zayıf bir erkek de olabiliyor. Bu yüzden kadınlara karşı davranışlarında hiçbir zaman yakınlık ve mesafe arasındaki hassas teraziyi dengeleyemiyor, sıkça kadın düşmanlığı ile kadını tanrısallaştırmanın arasında gidip geliyor. Mario Leis kitabında Nietzsche’nin kadınlara karşı davranışlarının ayrıntılı bir resmini çizerken aynı zamanda okuyucu olarak bizim, insan ve filozof Nietzsche hakkında daha keskin ve açık bir fikre sahip olmamızı ve belki de filozofun hiç bilmediğimiz özellikleriyle karşılaşmamızı sağlıyor. “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!” Friedrich Nietzsche gerçekten bir kadın düşmanı mıydı? Yoksa aslında kadınlara nasıl yaklaşacağını bir türlü bilemeyen utangaç bir adam…

Perry Anderson – Batı Marksizmi
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı Marksizmi Yazar: Perry Anderson Yayıncı: Birikim Yayınları Sayfa Sayısı: 181 Perry Anderson, Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler’de Batı’daki Marksist düşüncesinin 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan hikayesini anlatır. Marx’la başlayan mirasın arkaplanda yer aldığı kitapta, yaşanan tartışmalar Lenin’den Frankfurt Okulu’na, İkinci Dünya Savaşı’ndan 1980’lere kadar değerlendirilirken, aynı zamanda Marksizmin etkili bir düşünce hareketi olarak var olduğu bir dönem ele alınır. Anderson, bu kitabıyla hem tarihsel hem de düşünsel olarak Marksizm içi dönüşümün portresini çizer. Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler, Birinci Dünya Savaşı’yla ortaya çıkan ayrışmalardan, Almanya’daki devrim beklentilerinin tükenmesine; 1945 sonrası Batı’da ortaya çıkan yeni yönelimlerden, 1968 Avrupası son bir aydınlanma anına tanıklık ederken, Marksizm de devrimci hareketlerden akademinin soluk duvarlarına doğru geri çekilir. Anderson bu “daralma”nın tarihsel nedenlerini Batı Marksizm içerisinde yer almış ideologlar, siyasetçiler, filozoflar ve düşünürler vasıtasıyla anlatır. Dönemler içerisindeki süreklilikler ve kesintiler, devrimci hareketlerin içinde yer alan insanlar, olaylar ve düşüncülerle birlikte sunulur. Bir solukta okunan Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler, Batı’daki Marksist hareketin 50 yıllık tarihinin hala aşılamamış kapsamlı bir incelemesi/eleştirisi ve aynı zamanda bu tarihi öğrenmek isteyenler için benzersiz bir giriş kitabıdır.

Perry Anderson – Gramsci
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Gramsci: Hegemonya Doğu Batı Sorunu ve Strateji Yazar: Perry Anderson Yayıncı: Salyangoz Yayınları Sayfa Sayısı: 134 Son yıllarda Huntington’dan Fukuyama’ya Soros’a Attali’ye bütün stratejistlerin ve siyasetbilimcilerin devleti, toplumu, siyaseti açıklama konusundaki kavramsal araçlarının başında bulunan hegemonya doğu-batı sivil toplum sorunsallarına ilişkin ilk çalışmaları yürüten büyük İtalyan düşünürü ve siyasetçisi Antonio Gramsci’nin düşüncelerini derleyen Perry Anderson’un artık bir klasik olmuş önemli çalışması.. Doğu-Batı, Hegemonya, Devlet-Sivil Toplum kavramlarına berrak ve analitik bir bakış. Bugün Batıda klasik dönemden sonrasının en çok saygı duyulan Marksist düşünürü Antonio Gramsci’dir. Keza onun hegemonya terimi kadar hiçbir terim, sol düşüncede çeşitli şekillerde işlenmiş değildir. Daha 1960’da ünü İtalya ile sınırlı olan Gramsci, bugün dünya çapındadır. Hapishanedeki yaratıcılığına olan şükran borcu, defterlerin ilk basımından 30 yıl sonra nihayet ödeniyor. Bilgi yetersizliği veya tartışma eksikliği Gramsci’nin düşüncesinin yayılması karşısında engel olmaktan çıkmıştır. Batılı olsun olmasın her devrimci sosyalist artık yararlanabilir mirasından. Fakat bu şöhretin yayılması eserlerin derin bir incelemesi eşliğinde yürüyor değildir. Solun çok farklı kesimlerinin Gramsci’nin otoritesini yardıma çağırışına bakılırsa, fikirlerinin layıkıyla incelenip kavranmış olduğu söylenemez. Bu kadar evrensel ve neredeyse dini hayranlığın bedeli muğlaklık olmuştur: Hapishane Defterleri’ndeki temaların birbiriyle bağdaşmayan bir sürü yorumu at koşturmaktadır. Perry Anderson Perry Anderson’ın The Antinomies of Antonio Gramsci başlığıyla…

Nermi Uygur – Felsefenin Çağrısı
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Felsefenin Çağrısı Yazar: Nermi Uygur Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Nermi Uygur’un Tadı Damağımda ile başladığımız “Bütün Yapıtlarına Doğru” dizisinin ikinci kitabı, yinelenen bir davet: “Felsefenin Çağrısı”. “Bir Felsefe Sorusu Nedir?” “Felsefede Temellendirme”, “Felsefe mi, Metafizik mi?” “Bölük Pörçük Felsefe” ve “Felsefe – Dünü ve Yarını” başlıklı beş bölümde temel yapısıyla tüm felsefenin kuruluşunu ele alan Nermi Uygur,u “Felsefe Nedir!” sorusunu aydınlatıyor. Türkçenin bu büyük düşünüründen bir başyapıt daha.

Nermi Uygur – Güneşle
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Güneşle Yazar: Nermi Uygur Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 372 “Nermi Uygur, “günün yalnızca güneşli saatlerinde yazılmış” denemelerinden oluşan bu kitabında kuşkudan, evden, masadan, çingene palamutundan, çelik-çomaktan, yeradlarından, yokülkeden,Yunus Emre’den, Kant’tan, alıntıdan ve dipnottan “güneşle” sözediyor.

Nusret Hızır – Geride Kalanlar
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Geride Kalanlar Yazar: Nusret Hızır Yayıncı: Adam Yayıncılık Sayfa Sayısı: 118 “Bu kitap, Nusret Hızır’ın ardından bıraktığı yazı, not, konferans vb. metinlerden derlediğim kitapların ikincisi ve sonuncusudur. İlk kitap, kendisinin, sağlığında ‘Bilimin Işığında Felsefe’ adı altında toplamayı düşündüğü yazıları kapsıyordu. Bu ikinci kitapta, 1942 tarihi basılmamış doçentlik tezinden, son olarak üzerinde çalıştığı ‘İdeoloji ve Model’ konusunda ilişkin notlarına kadar, bıraktığı bütün yazılı-sesli malzemeyi tarayarak, kendi içinde bir bütünlük taşıyan 9 yazıyı bir araya topladım. İlk bölümde, ‘Bünye Tahlili ve Bu Tahlilin Condillac’ın Tarih Görüşüne Tatbiki’ başlıklı doçentlik tezi ile, 1968-69 öğrenim yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nda verdiği derslerin bir özeti olan ‘Bir Uygarlık Tarihine Giriş Notları’ yer alıyor. (..)İkinci bölümde, birtakım akademik dergilerde, ses bantlarında, dosyalarında kalanlar üzerinde bir çalışma yaparak çıkardığım 7 yazı yer alıyor. Yazıların sonuncusu, tıpkı insanların – ve Hızır’ın kendisinin yaşamı gibi, bir yerde kesiliveriyor.” -Füsun Aktalı-

Perry Anderson – Tarihsel Materyalizmin İzinde
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Tarihsel Materyalizmin İzinde Yazar: Perry Anderson Yayıncı: Belge Yayınları 1970’lerin ortalarından bu yana solun entellektüel coğrafyasında belli başlı hangi değişiklikler meydana geldi? Bunların muhasebesi yapıldığında, bir bütün olarak toğlumcu kültürde bir gerilemeye mi, yoksa bir özgürleşmeye mi tanık oluyoruz? ‘Tarihsel Materyalizmin İzinde’ bu dönemde Marksist düşünce evriminde ortaya çıkan bazı paradoksları gözden geçiriyor.

Remzi Demir – Osmanlılarda Bilimsel Düşüncenin Yapısı
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Osmanlılarda Bilimsel Düşüncenin Yapısı Yazar: Remzi Demir Yayıncı: Epos Yayınları Sayfa Sayısı: 88 Bu küçük çalışmanın maksadı, Osmanlılar’da bilimsel çalışmaları yönlendiren Kuramsal Çerçeveleri ve bu çerçeveleri kuran temel etmenleri belirlemektir. Osmanlı bilginleri, doğayı incelerken ve doğanın bilgisini ararken, Yaratıcı-Yaratılan İlişkisi’ni öne çıkaran ve Orta Çağ İslâm Dünyası’ndan miras alınan bir yaklaşım içerisindeydiler; kısacası onlar için önemil olan, doğada bulunan nesneleri ve bu nesnelerin neden oldukları olguları aklî bir çabayla kavramak değil, Yaratılan olarak görülen bu unsurlarla, Yaratan olarak görülen tanrı unsuru arasındaki zorunlu bağlantıları kavramaktı; böylece aslında yapmak istedikleri şey, Yaratılanlar’ın bilgisinden Yaratan’ın bilgisine ulaşmak ve “Müslüman” İnsan’ı bu bilgiye göre yeniden temellendirmekti. Dolayısıyla, Yaratan, Yaratılanlar, ve bunlar arasında en şerefli olduğuna inanılan “İnsan”, birbirleriyle ilişkileri içinde ve bir arada anlaşılmak isteniyordu. Osmanlı tarihi boyunca, birbiriyle bağlantısı olmayan iki Kuramsal Çerçeve’den yararlanıldığı ve bunlardan birincisinin 14. ve 19. yüzyıllar arasında ve ikincisinin ise, 19. ve 20. yüzyıllar arasında yoğun bir biçimde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Her iki çerçeve de özgün ve Osmanlı bilginlerinin bilimsel çabalarının bir mahsulü değildir; ilmiye sınıfı (alimler) tarafından savunulan önceki çerçeve, Doğulu -Osmanlı öncesi Müslüman- düşünürler ve bilginler tarafından ve askeriye sınıfı (askerler) tarafından savunulan sonraki çerçeve ise, Batılı -Rönesans ve Aydınlanma Dönemleri Hıristiyan- düşünürler ve…

Nesimi İlhan – Yaratılış Felsefesi ve Aykırılık
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Yaratılış Felsefesi ve Aykırılık Yazar: Nesimi İlhan Yayıncı: Düşünce Dünyası Kitapları Sayfa Sayısı: 176 Doğada bir canlı için yaratılmış olma ile zaman içinde iç devinim, yaşam süresi içerisinde büyüme, olgunlaşma, toprağa dönüş iç içedir. Çünkü bir canlı bu sürecini yaşarken, dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece, kendiliğinden süreci yarıda kesilmez, yaratılışı nasıl ise aynısıyla devam eder. Bir canlı doğar, büyür olgunlaşır ve yaşlanarak ölür. Onun bu asgari süreci, doğarken öyle olmak üzeredir. Ölüden dirinin, diriden ölünün çıkarılarak devam etmesi, her bir ölüden çıkan her bir diriyi de, her bir diriden çıkan her bir ölüyü de sağlayan bu döngü, yani uygun ortamda canlılık devinimi, başlı başına toplam bir canlılıktır. Ama bu canlılık ortamı, tüm aykırılıkları içinde soğuran bir disipline sahip olduğu sürece ancak bir düzenli döngüden söz edilebilir. Bunun bir tek şartı var; o da, bu döngüdeki toplam sonucun, tesadüfe hak tanımış olmaması şartıdır.

Bertrand Russell – Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Dış Dünya Üzerine Bilgimiz Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 216 Yüzyılımızın en önde gelen filozoflarından Bertrand Russell’ın bu çalışması felsefede mantıksal yöntemin doğasını ve sınırlarını gösterir. Russell’ın Felsefe Sorunları’ndan sonra Dış Dünya Üzerine Bilgimiz’i de yayımlayarak bu önemli düşünürün iki temel kitabını peşpeşe sunmuş oluyoruz.

Bertrand Russell – Evlilik ve Ahlak
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Evlilik ve Ahlak Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Cem Yayınevi Geçmiş zamanlardaki, ya da günümüzdeki bir toplumun özelliklerini belirtirken, son derece önemli, birbirine yakından bağlı iki unsur görürüz: Biri ekonomi sistemi, öteki aile sistemi. Günümüzde iki faal düşünce ekolü var: Bunlardan biri herşeyi ekonomiye bağlıyor, ötekiyse aileye ya da cinsel birleşmeye: İlki Marx’ın ekolü, ikincisi Freud’un. Ben ne birine bağlıyım, ne de ötekine, çünkü cinsiyetle ekonomi arasındaki bağıntılar, tesir edici sebep bakımından, birbirinden üstün değil gibime geliyor.

Bertrand Russell – Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2 Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 328 Bu kitap baştan sona meziyetlerle dolu. Russell’ın büyük ustası olduğu güzel ve ışıltılı üslupla yazılmış. Açıklamaları ve akıl yürütüşü klasiklere yaraşır şekilde açık olduğu kadar müthiş dürüst de. –Isaiah Berlin- Russell’ın bu harika kitabı, Batı felsefesini toplumsal ve ekonomik bağlamında ele alan ilk kitaptır. Okumasını bilen herkes okumalı. –Sir Julian Huxley- Aziz Augustinus, Aziz Benedictus, Büyük Gregorius, Skolastikler, Johannes Scotus, St. Thomas Aquinas, Fransiskenler, Papalık

Baha Tevfik – Felsefe-i Ferd
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Felsefe-i Ferd: Anarşizmin Osmanlıcası Yazar: Baha Tevfik Yayıncı: Altıkırkbeş Basın Yayın Sayfa Sayısı: 128 İlk Türk anarşisti Baha Tevfik geçerliliğini bugün dahi koruyan tespitleri ve eleştirdiği konular hakkındaki bilgisiyle okuyucuda hayranlık uyandırıyor. Yazarım sorunlara getirdiği çözüm önerisi ise tek kelimeyle sarsıcı.

August Bebel – Kadın ve Sosyalizm
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Kadın ve Sosyalizm Yazar: August Bebel Yayıncı: Agora Kitaplığı Sayfa Sayısı: 560 August Bebel’in kadınların özgürleşme serüveninde klasikleşmiş eseri olan “Kadın ve Sosyalizm”, kadının erkeğe ekonomik bağımlılığı sebebiyle kölelerin tarih sahnesine çıkmasından bile önce köleleştirildiğini, erkeklerin onları bağımlı konumda tutmak için kadınların önündeki her türlü imkanı kapalı tuttuklarını ve kadının kurtuluşunun ezilen sınıfların kurtuluşundan ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koymaktadır.