J. F. Lyotard – Postmodern Durum
Felsefe / 26 Şubat 2018

Kitap Adı: Postmodern Durum Yazar: J. F. Lyotard Yayıncı: Bilgesu Yayıncılık Sayfa Sayısı: 128 J. F. Lyotard, yalnızca felsefe tarihinde değil, düşüncenin işbaşında olduğu her yerde bir dönüm noktasını işaret eden elinizdeki metninde modernizm ile esastan bir hesaplaşmaya giriyor ve “postmodern” denince el çabukluğuyla birtakım klişeleri öne sürmeyi alışkanlık haline getirmiş galatımeşhurların aksine bilgi felsefesi çerçevesinde düşünüyor. “Postmodern durum”un öncelikle bilginin statüsündeki bir değişme olduğunu dile getirip buna bağlı olarak bir dizi tematik tartışmaya giriyor. Bilginin statüsündeki değişimin bütün dünyayı ve bu dünyayı anlama tarzlarımızı saran bir değişime nasıl vardığını temel uğraklarına yakından bakarak gösteriyor. Lyotard bu kitapta yalnızca modernist anlatının eleştirisini yapmakla kalmıyor, sıklıkla sanıldığının aksine modernizmin temel kategorilerinin yerine düşünceye payanda olabilecek yeni bir kavramsal alanı da icat ediyor.

Max Scheler – İnsanın Kosmostaki Yeri
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: İnsanın Kosmostaki Yeri Yazar: Max Scheler Yayıncı: Bilgesu Yayıncılık Sayfa Sayısı: 120 Her felsefe sorunu, doğrudan ya da dolaylı olarak insanla ilgilidir. Bu nedenle felsefede ele alınıp tartışılan her sorunun temelinde, insanın neliğine ilişkin bir kabul vardır. Bu önemli yeri nedeniyle, “İnsan nedir?” sorusu, yani soruyu soranın kendisini, kendi türünü sorguladığı soru, en başından beri filozofların sormadan edemedikleri temel sorulardan biridir. Soru, insanın kendini bilmesinin, kendi varlığının ya da türünün temel ıralayıcılarını belirleme sorusudur. “Düşünce tarihimizin hiçbir döneminde insan kendisi için günümüzdeki kadar sorun olmamıştır” saptamasından yola çıkan Scheler, İnsanın Kosmosdaki Yeri’nde “İnsan nedir?” sorusunu, yeni bir bakış açısıyla yanıtlamaya girişir.

Necip Taylan – Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu Yazar: Necip Taylan Yayıncı: Şehir Yayınları Sayfa Sayısı: 301 Batıda Yeniçağ’dan itibaren pozitif bilimin de etkileri ile evren hakkındaki yaklaşımlar ve bunun felsefi düşünceye etkisi, yeni teolojik tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Giderek 18. yüzyılda aydınlanmacıların deist anlayışları, 19. yüzyılda bilimsel iddialarla ortaya çıkan Pozitivizm, Marksizm, Darwinizm, Freudizm ve Egzistansiyalizm gibi akımlar din, klasik teoloji, dolayısıyla Tanrı üzerine çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Nitekim, Tanrı kanıtlamalarını başarılı bulanlar yanında başta Hume ve özellikle Kant, onları köklü bir biçimde eleştirmiştir. Öte yandan ateist ve nihilist yorumlar yeni teolojik çıkışlar aramaya sebeb olmuş, teist filozoflar tezlerini anılan gelişmeler karşısında yeniden gözden geçirmek durumunda kalmışlardır. Hatta, geleneksel ilahiyat, bizde “Yeni İlm-i Kelam” anlayışında da görüldüğü gibi yeni arayışlara yönelmiş, çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır.

Rene Maublanc & Marcel Cachin – Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din Yazar: Rene Maublanc & Marcel Cachin Yayıncı: Evrensel Basım Yayın Sayfa Sayısı: 112 Marx, “Dini eleştirmek gerekir” der. Hatta, bu eleştirme “her çeşit eleştirinin ilk koşulu olmalıdır,” diye ekler. Peki ama, dini nasıl eleştireceğiz? “O’nu açıklayarak”, “ezilmiş yaratık”ın, emekçi halkın niçin ve nasıl “öte dünya”dan mutluluk beklediğini, teselli aradığını tarihle göstererek… Sosyalizmin Işığında Felsefe, Bilim ve Din adlı bu kitap, söz konusu açıklama ve gösterme görevini yerine getirmeyi amaçlıyor. Kitabın yazarları, biri felsefeci, diğeri politikacı olan Rene Maublanc ile Marcel Cachin, kolayca anlaşılabilecek açık, yalın, düzgün bir anlatımla bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Peter Winch – Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe Yazar: Peter Winch Yayıncı: Vadi Yayınları Sayfa Sayısı: 136 Sosyal bilimlerin amaçlarına ilişkin Peter Winch’in Post-Wittgensteingil düüncesi, kurulu davranış düzenlerinin tüm katılımcıların aynı yollarla öğrendikleri ve böylece dayandıkları müşterek kurallar aracılığıyla nasıl yeniden üretilmekte olduğu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak Winch’ın sosyal bilim için onaylayıp desteklediği amaçlar fiili olarak tümüyle ayrı bir doğrultuda seyreder. Bir sosyal yeniden üretim süreci olarak sosyal Praxis hakkındaki sorularla meşgul olmak yerine Winch, durdukları şekilde “yaşam biçimleri”ni kabul etmeyi önerir. Winch’e göre Sosyal bilimciler, sosyal görüngünün değerlendirmelerini yapabilmek için davranış tarzlarını inceleyip anlamak zorundadırlar. Müşterek davranış kuralları bu genel faaliyet türlerinin teşhisi ve açıklaması için sosyolojik olarak uygun ölçütler olabilirler Bu konumu Winch’I çok genel bakımlardan Hans-Georg Gadamer gibi hermenötikçilere yakınlaştırır.

Robin George Collingwood – Tarih Tasarımı
Felsefe / 22 Şubat 2018

Kitap Adı: Tarih Tasarımı Yazar: Robin George Collingwood Yayıncı: Doğu Batı Yayınları Sayfa Sayısı: 387 “Platon ne düşünüyordu?” sorusu tarihsel bir sorudur. “Peki, Platon haklı mıydı?” sorusu ise başlı başına felsefi bir soruna işaret eder. Collingwood gerçekte tek bir soru bulunduğunu, onun da tarihsel bir soru olduğunu ileri sürer; çözmeye çalıştığı sorunun ne olduğunu keşfetmeden, Platon’un ne düşündüğünü anlamak olanaksızdır. Tarih Tasarımı, tarihyazımı üzerine kapsamlı bir incelemedir. Birbirinden farklı ulus ve uygarlıklar kendi tarihlerini hangi saiklerden hareket ederek yazmışlardır? Düşünürler için tarih sorusu felsefi bir güzergâh takip edildiğinde ne tür bir anlama geliyordu? “Tarih felsefesi” terimini, on sekizinci yüzyılda, onunla eleştirel ya da bilimsel tarihten, tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemek yerine, kendi kafasında kendi kendine kurduğu bir tarihsel düşünme tipinden başka bir şey kastetmeyen Volt­aire buldu. Aynı adı Hegel ile on dokuzuncu yüzyıl sonundaki başka düşünürler de kullandı; ama ona çok farklı bir anlam verdiler ve tarih felsefesini evrensel tarih ya da dünya tarihi anlamına gelen bir şey olarak gördüler. Tarih Tasarımı’nda modern tarih tasarımının Herodotos’tan yirminci yüzyıla dek çeşitli evreleri betimlenir. İlk bölümde Collingwood, tarihin yapısı, konusu ve yöntemine dair Yunan-Roma tarihyazımından farklı örnekler verir. Diğer bölümlerde ise Descartes, Herder, Kant, Schiller, Hegel, Marx, Toynbee, Rickert, Simmel, Dilthey,…

Hüseyin Aydın – Muhasibinin Tasavvuf Felsefesi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Muhasibinin Tasavvuf Felsefesi: İnsan, Psikoloji, Bilgi, Ahlak Görüşü Yazar: Hüseyin Aydın Yayıncı: Pars Matbaası Sayfa Sayısı: 192 Muhasıbi’nin ana problemi insandı. Ve onda insanı bir bütün olarak buldum. Müşahhas bir bütün olan ‘insanın aktivitesini, kausal bağlantılarını ve motivasyon örgüsünü nasıl tasvir ettiğini göstermeğe çalıştım. Çalışmam, Muhasibi’nin neler söylediğini değil,asırların ötesinden bize hala neler öğrettiğini göstermeye çalışma gayretinin bir mahsulüdür.

Immanuel Kant – Prolegomena
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Prolegomena Yazar: Immanuel Kant Yayıncı: İdea Yayınevi Sayfa Sayısı: 176 Bir Bilim olarak Ortaya Çıkabilecek Her Glecek Metafizik İçin Prolegomena Kant’ın Arı Usun Eleştirisi’nin yayımından iki yıl sonra, 1783’te yayımladığı çalışmasıdır. Kant Prolegomena’yı gerçekte anlama güçlükleri kapsadığını düşündüğü Eleştiri’nin bir özeti olarak tasarlamıştı. Başlığın anlattığı gibi, Kant Prolegomena’da Metafiziğin bir bilim olarak geliştirilebilmesi için yeni bir temel aradı ve bunu Prolegomena’nın başlıca problemi olarak a priori sentetik bilginin nasıl olanaklı olduğunu göstermeye çalışarak yaptı. Ve gösteremedi. Bir yandan Metafiziğin kaçınılmaz olduğunu düşünürken, öte yandan Usun sınırlarının çizilmesi ve onun Fiziğin ya da deneyimin ötesine geçmesine izin verilmemesi gerektiğinde diretti: Deneyimin güvenilir duyusal toprağını aşan Us kaçınılmaz olarak çelişkilere düşüyordu. Çelişki anlak için dayanılmazdır, ve yadsınmalıdır. Diyalektik Kant’ın bakış açısı için yalnızca bir yanılsama mantığı olduğu için, daha iyisi, çelişki gibi birşey hiç olmamalıdır. Özdeşlik daha iyidir, çünkü A = A der ve değişimi, oluşumu, gelişimi vb. olanaksızlaştıran bir tutuculuğu salık verir. Kant, hiç kuşkusuz Leibniz’i izleyerek, özdeşlik ilkesinin analitik yargıların karakterini belirlediğini kabul eder, çünkü analitik yargılar öznenin yüklemde kapsanması anlamında yalnızca özdeşlik ilkesine altgüdümlüdür ve yanlış ya da çelişkili olmaları olanaksızdır. Böylece bilgi tek-yanlı bir önerme problemine, ve gerçeklik bir doğruluk sorununa indirgenirken, pozitivist-analitik felsefe Kant’ın felsefesinin…

Immanuel Kant – Pratik Aklın Eleştirisi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Pratik Aklın Eleştirisi Yazar: Immanuel Kant Yayıncı: Türkiye Felsefe Kurumu Sayfa Sayısı: 176 Kant’ın üç Eleştirisinden ve Etikle ilgili iki ana yapıtından biri olan Pratik Aklın Eleştirisinin bu çevirisi, ilk defa 1980’de yayımlanmıştı. Çoktan tükenmiş olan bu çevirinin üçüncü baskısını, etik sorunların ülkemizde ve dünyada gündemde olduğu ve bu sorunlara kültürel yaklaşımların yaygınlık kazandığı bir zamanda okurlarımıza sunmaktan, böylece de insanı, temel alan ve insan olan herkese seslenen bir Etik örneğini vermekten mutluyuz.

Imre Lakatos & Alan Musgrave – Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin Eleştirisi
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Bilginin Gelişimi ve Bilginin Gelişimiyle İlgili Teorilerin Eleştirisi Yazar: Imre Lakatos & Alan Musgrave Yayıncı: Paradigma Yayınları Sayfa Sayısı: 347 Bir toplantıda, yayınlanmış bir eliştirisinden tanıdığım ve pek samimi olmadığım bir bayan meslektaşa, kitabımın coşku verici olduğundan sözetmiştim. Bana dönmüş ve şöyle demişti: “Ha, evet Tom, ama bana şimdi en büyük problemin, bilimin ne anlamda emprik olabileceğini göstermek, gibi geliyor.” Çenem düşmüş ve biraz gevezelik etmiştim. De Gaulle’ün 1944’de Paris’e girişinden beri, bu sahne dışında başka hiçbir sahnenin total görsel anısını hatırlayamıyorum. -Kuhn- Hem Kuhn hem de Popper gerçekten bilimin yapısı ile ilgili fikirlerini bilim tarihine dayandırıyorlar; benim buradaki düşüncelerimin ana noktası, bilim tarihinin böyle bir yükü taşıyamayacağıdır. -Williams- Ve Kuhn, insanın eski bir paradigmayı reddederek yeni bir paradigmayı kabül etme sürecini ele alırken, onu, bir “ihtida tecrübesi” .. diye tanımlar. .. Eğer böyle ise, insan onun Olağan Bilim’i Olağandışı Bilim karşısında yüceltmesinin nedenini anlayabilir; çünkü Olağandışı Bilim, dini cepheye göre bir bunalım ve hizipleşme, bir karışıklık ve ümitsizlik dönemine, bir ruhsal felakete tekabül eder. -Watkins- Belki de Kuhn’un “olağan bilim”ini bu şekilde tanımlarken, onu zımnen eleştirdiğimi söyleyebilirsiniz. O sebeple, tekrar itiraf etmeliyim ki Kuhn’un tasvirini yaptığı şey vardır ve bilim tarihçilerince dikkate alınmalıdır. Kuhn açık şekilde ondan…

Ian Fraser – Hegel ve Marks
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Hegel ve Marks: İhtiyaç Kavramı Yazar: Ian Fraser Yayıncı: Dost Kitabevi Sayfa Sayısı: 237 İhtiyaç Kavramının Hegel ve Marks‘ta aldığı farklı biçimleri, söz konusu kavramın çağdaş felsefe dünyasındaki uzantılarını takip ederek irdeliyor bu çalışma, ihtiyaçların tekil ifade biçimleriyle bunların evrensel ölçülerine odaklanan her iki düşünür de bu konuda başat öneme sahip kavramlaştırmalar geliştirmişti. Bu savların bireşimini tartışan modern kuramcıların katkısıyla ihtiyaç kavramının siyasi içerımleri ve sosyal demokrasi eksenindeki liberal cemaatçi ikiliğin temel dayanakları da belirginlik kazandı. Bu ve benzeri kavramlaştırmaları yüzyıl dönümünün baş döndürücü değis.im hızında irdeleyen Fraser, Hegel ve Marks okumalarının da ufkunu genişleten özgün bir yorum sunuyor.

Ludwig Feuerbach – Gelecegin Felsefesinin ilkeleri
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Gelecegin Felsefesinin ilkeleri Yazar: Ludwig Feuerbach Yayıncı: Alter Yayınları Sayfa Sayısı: 141 Ludwig Andreas Feuerbach, (1804-1872) Alman filozof ve ahlakçı. MAteryalist Felsefenin ideologlarından Marx üzerindeki etkisi ve hümanist ilahiyat görüşleri ile tanınmıştır. 19. yüzyıl Alman metaryalizminin ilk düşünürü olan Feuerbach`ın temel eseri Hıristiyanlığın Özü`dür. Felsefesi ya da karşı felsefesi, bir hümanizm ve doğalcılık şeklinde gelişen, dine ilişkin eleştirisi, insanlığa ilişkin doğrularınbilinçsizce yansıtılmasının açıklanmasını yapan Feuerbach, felsefeye önce Hegel`in nesnel idealizmini benimseyerek başlamış, fakat daha sonra tinsellik-maddecilik karşıtlığında, maddeciliğin tarafında olmuştur. Feuervach “Gelecek Felsefesinin İlkeleri” Hegel`den 13 yıl sonra yayınlandı. “Temel doğadır. Doğanın dışında hiçbir şey yoktur. Her şey gibi, düşünce de, doğanın ürünüdür. düşünce, maddi bir organ olan beyinden çıkmaktadır. Bence maddecilik insanın varlık ve bilgi yapısının temelidir. Ama bir fizyolojistin, bir naturalistin anladığı gibi, varlık yapısının kendisi değildir. Maddecilikle geride beraberim ama, ilerde beraber değilim.” O yıktığı dinlerin yerine aşk dini koymak ister. Aslında maddeci olmakla beraber bir idealisttir. Aşkı, maddi bir çekim olarak değil, bir insanlık ideali olarak ele alır. Hegel gibi diyalektiği maddede değil düşüncede bulur. “İnsanlar sevişiniz, gerçek din sizin bu sevgilerinizdedir. Varlığınız aşkınızla biçimlenecektir.”

Kenan Gürsoy – J. P. Sartre Ateizminin Doğurduğu Problemler
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: J. P. Sartre Ateizminin Doğurduğu Problemler Yazar: Kenan Gürsoy Yayıncı: Aktif Düşünce Yayıncılık Sayfa Sayısı: 144 Jean Paul Sartre, ülkemizde genellikle roman, tiyatro ve denemeleriyle tanınmış çağdaş bir Fransız filozofudur. Düşüncesinin asıl yapısını oluşturan felsefî değerlendirmeleri üzerinde ise pek fazla durulmamıştır. Prof. Dr. Kenan Gürsoy’un bu çalışması, J. P. Sartre’ın ontolojisi ve felsefî sistematiği üzerine kaleme alınmış öncü ve klasikleşmiş bir eserdir. J. P. Sartre felsefesinin genel hatları ile Tanrı düşüncesi arasındaki münasebetin ele alındığı bu eser; Çağdaş Felsefe alanında nitelikli okumalar yapmak isteyen okurları, zevkli ve doyurucu bir tefekkür ziyafetine davet ediyor.

Mubahat Türker – Üç Tehafüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti
Felsefe / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Üç Tehafüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti Yazar: Mubahat Türker Yayıncı: Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayfa Sayısı: 419 İçindekiler: Felsefe ve din münasebeti meselesi. II. Tehafut kitaplarının takdimleri. Meselelerin tahlili. Tabiiyat gurubuna ait olan meseleler. İlahiyat gurubuna ait olan meseleler. Allah birdir. Allah’ın tarifi yapılamaz. Evvel basittir. Allah’la alem arasındaki münasebetten doğan meseleler. Gök hakkındaki meseleler. Tahlilin Neticeleri.

Jean-Paul Sartre – Varlık ve Hiçlik
Felsefe / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Varlık ve Hiçlik: Fenomenolojik Ontoloji Denemesi Yazar: Jean-Paul Sartre Yayıncı: İthaki Yayınları Sayfa Sayısı: 773 Varlık ve Hiçlik, hiç şüphesiz Jean-Paul Sartre’ın “başyapıtı”dır. Sadece Fransız felsefesi açısından değil genel olarak felsefe tarihi açısından da son büyük ontoloji denemesini temsil eder. Dolayısıyla önemini ve güncelliğini hâlâ korumaktadır ve hiç şüphesiz daha uzun yıllar korumaya devam edecektir. Çünkü, insan, ilk defa bu yapıtta, özgür olmaya “mahkum” edilmiştir…