Wilhelm Capelle – Sokrates’ten Önce Felsefe 1. Cilt
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Sokrates'ten Önce Felsefe 1. Cilt Yazar: Wilhelm Capelle Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 472 Elinizdeki kitap, felsefenin bir disiplin olarak ortaya çıkmasına kaynaklık etmiş 400 yılı kapsayan bir dönemdeki ilk filozoflar diye nitelenen düşünürlerin metinlerini (fragmanlarını) kapsıyor. Thales’ten Pythagoras’a, Xenophanes’ten Heraklatios’a, Empedokles’ten Anaxagoras’a, Elealılardan Sofistlere, Demokritos’tan genç Pythagorasçılara uzanan bir felsefe tarihi. Sokrates’ten Önce Felsefe; felsefenin ilk kaynaklarını, Sokrates öncesi felsefenin geçirdiği evreleri, o dönemin filozoflarını ve düşüncelerini tanımak için temel bir başvuru kitabı niteliğinde.

Jürgen Habermas – İletişimsel Eylem Kuramı
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: İletişimsel Eylem Kuramı Yazar: Jürgen Habermas Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 890 İletişimsel eylem kavramı, birbirleriyle ilişkilendirilmiş üç konu bütününü kapsıyor; bunlar, iletişimsel rasyonellik, eylem ve dizge paradigmalarını birbirleriyle bağlayan toplum tasarımı ve modernliğin çıkmazlarını iletişimsel olarak yapılanmış yaşama evrenin, bağımsızlaşmış ve biçimsel olarka örgütlenmiş eylem dizgelerine tabi kılınmasıyla açıklayan kuramsal bir yaklaşımdır. Harbermas, 21. Yüzyılın Kapital’i olarak da okunabilecek bu yapıtında, Marksist kuramın üretim araçları/üretim ilişkileri parardigmasının yetersizliğini, bu paradigmaya iletişimsel eylem ve yaşama evreni kavramlarını da ekleyerek oluşturduğu iletişimsel eylem kuramıyla aşmayı öneriyor.

Augustinus – İtiraflar
Felsefe / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: İtiraflar: Humanitas Yunan ve Latin Klasikleri Yazar: Augustinus Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 1032 Pagan bir baba ve Hıristiyan bir annenin oğlu olan, hıristiyanlık öncesi yaşamında Maniciliğin, Platon’un, Cicero’nun, Şüphecilerin öğretilerini de takip eden Augustinus (MS 354-430) Hıristiyanlık anlayışının gelişiminde rol oynayan en önemli figürlerden biridir. Kilise Babalarından biri olarak kabul edilen ve azizlik mertebesine yükseltilen Augustinus’un en önemli eserleri İtiraflar ve Tanrının Kenti’dir. Eserleri bugün modern felsefede halen tartışma konusu zaman, varoluş ve hakikat gibi pek çok sorunu irdelemesi ve görüşlerinin Batı felsefesini derinden etkilemesi bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. Augustinus zamana yazgılı bir varlık olan insanın görüşü ve anlayışı ile Tanrı’nın zamana aşkın doğası, görüşü ve anlayışı arasındaki farkı güçlü bir belagatle sunar eserinde ve mükemmelleşme çabasındaki insan ruhunun her şeyden önce bu farkı idrak etmesi gerektiğini defalarca, altını çizerek vurgular. Mükemmelleşme yolculuğu Tanrı’nın insandan tek beklentisidir. Çünkü O sadece insanoğlunu kendi suretinde ve kendine benzer yaratmıştır ve onu yarattığı andan itibaren de kendine dönmesini beklemektedir. Mükemmelleşme büyük bir sırdır ve bu sırrın anlamını bir insan bir başka insana anlatmaktan acizdir. Bu sır sadece Tanrı’nın kapısı çalınarak dilenecek ve anlamına vakıf olunacak bir sırdır ve Augustinus’a göre Tanrı’nın kapısını çalan insana o kapı mutlaka açılacaktır.

Slavoj Zizek – Yamuk Bakmak
Felsefe / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: Yamuk Bakmak: Popüler Kültürden Jacques Lacan'a Giriş Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Metis Yayıncılık Sayfa Sayısı: 240 Hitchcock filmleri, Stephen King, korku, bilimkurgu ve dedektif öyküleri, popüler romantik romanlar, günümüz kitle kültürü, Stalinist pornografi, Biçimsel Demokrasi, sonra Lacan, Hegel, Kant, Sade ve diğerleri… Hepsi bir arada, yan yana. İçinde hep rahat edegeldiğimiz düşünme ve açıklama çerçevelerinin otomatikliğinin sekteye uğradığı anlarda hissettiğimiz, sezdiğimiz, ama en derinlerdeki mantığına bir türlü nüfuz edemediğimiz için söze dökülmeden kalan şeyler vardır… Son dönemde Avrupa’nın “çevresi”nde yükselen yeni sosyal hareketlerin içinden gelen Slavoj Zizek, belki tam da bu mesafesi sayesinde, bu tür şeyleri söze dökmeyi başarabiliyor. Bunu ilk elde bir arada düşünemeyeceğimiz tema ve kişileri birlikte okuyarak yapıyor; Zizek’e özgü bu “yamuk bakış” sayesinde, dik, cepheden bir bakışla asla görülemeyecek yepyeni düşünce katmanları seriliyor gözlerimizin önüne. Zizek bir taştan diğerine seker gibi yazdığı halde, anlatıyı asla dağıtmadan, olağanüstü bir akıcılıkla, yaşadığımız çağın kültürel ifadelerini boydan boya katedebiliyor. Hangi alana yerleşiyor bu kitap? Felsefe mi, psikanaliz mi? Film ya da edebiyat eleştirisi mi? Yoksa sosyoloji ya da siyaset mi? Bizce hepsine ve hiçbirine. Sadece şu söylenebilir; Böyle bir metin ancak Zizek tarafından yazılabilirdi. Zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Georges Bataille – Nietzsche Üzerine
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Nietzsche Üzerine Yazar: Georges Bataille Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 230 Kant’tan beri hiçbir filozof, modern düşünceyi Nietzsche kadar etkilememiştir. Pedagolojiden sanata, edebiyattan felsefeye bütün alanlarda halen yanıtı kesin verilememiş sorular bırakmıştır Nietzsche. Bataille da yaşamını allak bullak etme pahasına Nietzsche’nin sorunlarının izini sürüyor ve bunla yenilerini ekliyor. Bir düşüncenin içkinleştirilmesinin mükemmel bir örneğini verirken, bir yandan da Nietzsche hakkındaki yanlış anlamaları yorumluyor.

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Proust ve Göstergeler Yazar: Gilles Deleuze Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 192 Marx’a göre nasıl metaların üretim ve yeniden-üretim döngüsü toplumu en temelinden biçimlendiriyorsa, Deleuze’e göre de Proust’un başyapıtının gösterdiği gibi insan ilişkileri göstergeler üzerinden okunabilir; Sevilen-kadın ve seven-erkek, kıskanan-erkek; biri göstergeler yayar, öteki bu göstergeleri yorumlar. Dolaşıma giren göstergelerin kökenleri nedir, bağımsız, en azından özerk olabilirler mi? İnsan ilişkileri ağını bu göstergeler üzerinden kurabilir miyiz? Göstergeleri türlerine, yayıldık­ları ortama ve zaman boyutuna göre sınıflandırabilir miyiz? Deleuze’e göre Arayış, geleceğin yazarının deşifre etme sürecini ve nihai olarak da sosyete ve aşk göstergele­rine aldırış etmemeyi öğrenerek, yalnızca sanat gösterge­lerinin bir tür tatmin duygusu verebildiği sonucuna vardığı gerçek bir arayış. Deleuze de kendi adına kitabın ve metindeki göstergeler ağının izini sürerek sanatın kendisinin daha derin bir kavranışmı hedefliyor. Proust’un metin temelli ve okur-yönelimli bu eleştirisi Julia Kristeva’nın ifadesiyle “muhteşem bir okuma”dır.

Maurice Blanchot – Son İnsan
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Son İnsan Yazar: Maurice Blanchot Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 128 Tüm yaşamını edebiyata adayan Blanchot, modern Fransız yazınındaki en esrarengiz metinlerin yazarı olarak nam salmıştır. Her ne kadar kritik yazılarında, kurgusal eserlerini dolayımlı olarak aydınlatmış olsa da, bir miktar karanlık yapıtında her zaman yer buluyor gibidir. Yine de Blanchot, Joyce’un aksine ‘okunamaz’ metinler, ya da Mallarmé gibi müzikal metinler yazmaz. Blanchot’nun kurgusal eserlerinin dolayımsız açıklığı, okuru, metnin anlamının, metnin içinde ulaşılabilir olarak bulunduğu beklentisine yönlendirir. Blanchot için okuma ve yazma birbirlerinden ayrılamaz eylemlerdir ve Blanchot bir yazardan önce okurdur. Eseri başta Hegel’le, sonra Heidegger, Nietzsche, Levinas ve Bataille’la diyalog oluşturur. Blanchot kuşkusuz Hegel diyalektiğince temsil edilen, sonunda her şeyin Mutlak Bilgi çerçevesinde yeniden ele alınacağı uyarısını önemsemiştir. Hegel tarihin bir sona ulaşacağını iddia eder; sistemin amacı, bu amaca ulaşmadaki süreçle birleşecektir. Tüm Blanchot külliyatı, Hegel felsefesinin ana ilkesi olan ve tarihin sonunda olduğu ima edilen türdeşliğin önlenemezliğinin reddi olarak görülebilir. Bu anlamda her Blanchot eseri, bir diğerini önceliyor, ya da tamamlıyor gibidir. Yüceler Yücesi’nde ‘tarihin sonu’nu tartışan Blanchot, Son İnsan’da aynı meseleyi ele almayı sürdürür.

Georg Wilhelm F. Hegel – Tarihte Akıl
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Tarihte Akıl Yazar: Georg Wilhelm F. Hegel Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 204 Hegel’e göre insanın tarihselliği onu doğadan ayırır. Kant’ın bütün insanların temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaştıkları görüşü kabul edilemez. Felsefi bir sistem insan düşüncesinin zaman içinde geliştiğini gözetmek zorundadır.

Phil Slater – Frankfurt Okulu
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Frankfurt Okulu Yazar: Phil Slater Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 295 Frankfurt Okulu terimi yaygın, ancak savruk bir biçimde, hem bir grup entelektüeli hem de özgül bir toplum teorisini belirtmek için kullanılagelmiştir. Frankfurt Okulu’nun en radikal olduğu kuruluş yıllarını ele alan bu kitap Max Horkheimer, Theodor W. Adorno, Herbert Marcuse ve Erich Fromm’un eleştirel toplum teorisi sorununa katkıları üzerinde odaklanıyor. Wilhelm Reich, Kari Korsch, Walter Benjamin ve Bertolt Brecht’in eleştirilerinin ışığında, Frankfurt Okulu’nun toplumsal olaylara yaklaşımında kuram-praksis bağının kopma nedenleri irdelenirken, aynı zamanda Weimar Almanya’sında faşizmin yükselişi, 1960’ların öğrenci hareketinde Okul’un oynadığı rol ve Marksist ekonomi politikle olan ilişkisi de inceleniyor.

İsmail Çetin – John Locke’da Tanrı Anlayışı
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: John Locke'da Tanrı Anlayışı Yazar: İsmail Çetin Yayıncı: Vadi Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Bu çalışma, on yedinci yüzyılda Batı Düşüncesi tarihinde yetişen büyük filozoflardan biri olan John Locke’un Din Felsefesi ile ilgili görüşlerini tasvir etmeyi amaçlamaktadır. Hakkında çok şey söylenmesine ve felsefe tarihinde yer alan büyük otoritelerden biri olarak kabul edilmesine rağmen, şu ana kadar Locke hakkında ülkemizde müstakil bir çalışma yapılmış değildir. Ülkemizde felsefe okuyucularının Locke felsefesi hakkındaki bilgisinin artmasına ve gerçeğe daha uygun hale gelmesine elinizdeki eserin önemli bir katkı sağlayacağını umuyoruz.

İhsan Turgut – Yeni Felsefe
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Yeni Felsefe: Bu Günün Ve Geleceğin Felsefesi Yazar: İhsan Turgut Sayfa Sayısı: 140 Geleneksel felsefenin bittiği söylenmektedir. Oysa felsefe şu ya da bu kurguda sürecektir. Ancak metafizik ve ontolojinin bittiği söylenebilir. Bilgi kuramı, yani epistemoloji yeni felsefenin en önemli kavramıdır. Küreselleşen ve hergün biraz daha karmaşık hale gelen evrenimizde bireyin kendisini ve çıkarlarını koruması için, geniş anlamda derin bir bilgi kuramına ihtiyacı vardır. Çünkü çağımız aynı zamanda bir bilgi çağıdır. Çağdaş bir bilgi kuramı nasıl olur? Tartışmaya çalıştım. Geleneksel felsefenin de ayrı bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım. Türkiye gibi bir ülkede yeni bir felsefe oluşturmak oldukça zordur. Hiçbir kurumun geleneği oluşmamış, bir felsefe dili bile gelişmemiştir. Bu zorluklara karşı bu kitapta bazı yeni şeyler söylemeye gayret ettim. Felsefenin şüphe, eleştiri , analiz ve yorumdan ibaret olan işlevini geniş bir şekilde vurguladım. Yeni felsefenin bu işlevlerini, özellikle sosyal bilimlerde çok önemli olduğunu belirttim. Geleceğin felsefesi, bilgi kuramının yanında yan dallara ağırlık verecektir. Yani, ahlak felsefesi, dil, din felsefesi, eğitim, iktisat,hukuk, tıp ve bilim felsefesi gibi alanlarda önemini arttıracaktır. Her alandaki dogmaları ve kalıpları çözmeye çalışacaktır. Bunun için kavram çözümlemesine, analize, yoruma çok önem verilecektir. Yeni felsefe, halkın felsefesi olacaktır. İnsanlar gelişmiş bir kafaya sahip olmak için varlığını sürdürecek ve geliştirecektir….

İsmail Hakkı Baltacıoğlu – Mürebbilere
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Mürebbilere Yazar: İsmail Hakkı Baltacıoğlu Yayıncı: Suhulet Kütüpanesİ Sayfa Sayısı: 355 Bu kitap on iki seneden beri yazdığım dağınık ve kısa yazılarımın bir araya toplanmasından vücude geldi. Eğer bir aile uzviyeti halinde birleşmeselerdi öleceklerdi. Bu ölüme razı olamadım. İçindeki fikirler mevzuları olan vakaların tarihinden bazen çok evvel bazen de biraz sonra yazılmıştır. Hemen hepsi Türkiye düşüncesinden doğduğu için aralarında akrabalık vardır.

Soren Kierkegaard – Korku ve Titreme
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Korku ve Titreme Yazar: Soren Kierkegaard Yayıncı: Pinhan Yayıncılık Sayfa Sayısı: 160 Kierkegaard’ın, Johannes de silentio takma adıyla yazmış olduğu Korku ve Titreme ilk kez 1843 yılında yayımlandı. Yapıtta iman kavramının etik ve dindarlıkla ilişkisi incelenir. Yazarın takma adlarından Johannes de silentio da Musa’nın 1. kitabında (22:1-18) anlatılan İbrahim ve İshak hakkındaki hikayeden esinlenmiştir. Bu anlatıda Tanrı İbrahim’e, oğlu İshak’ı kurban etmesini buyurur. Korku ve Titreme bütünüyle, İbrahim’in, geç yaşta sahip olduğu ve her şeyden çok sevdiği evladı İshak’ı kurban etme isteğini ve bu eylemin onu ne ölçüde bir cani veya hakiki bir dindar yaptığını irdeler. İbrahim imanın babası olarak bilinir ve Johannes çağdaşlarının topyekûn nasıl olur da kendilerini İbrahim gibi imankâr sandıklarını merak eder.

Soren Kierkegaard – İroni Kavramı
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: İroni Kavramı: Sokrates'e Yoğun Göndermelerle Yazar: Soren Kierkegaard Yayıncı: İmge Kitabevi Sayfa Sayısı: 368 Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik olan Sokrates’e yöneldi. Sokrates ironiyi tartışmaları yönlendirmek için kullanıyor, bunu da, o zamana kadar bilindiği düşünülen konulardaki belirsizlikleri ve çelişkileri açığa çıkarmak amacıyla bilmiyormuş gibi yaparak sorular yöneltmek ya da bilgisizmiş gibi davranmak suretiyle yapıyordu. Böylece Sokrates üzerine yoğun bir çalışma yapan Kierkegaard, İroni Kavramı’nda büyük filozofu Xenophon, Aristofanes ve Platon’un gözünden inceler ve onu Fichte, Schelling ve Hegel gibi 18. ve 19. yüzyıl filozoflarıyla karşılaştırır. İroni perspektifinden bakarak Platon diyaloglarındaki sokratik unsurları ortaya çıkarmayı dener. İroni Kavramı, geniş okur kitlelerinin ilgisini çeken büyük filozof Kierkegaard’ın doktora tezi olarak gerçekleştirdiği bir çalışmadır. Bu nedenle birinci bölümünde mümkün olduğunca akademik bir dil kullanmaya çalışan Kierkegaard, metin ilerledikçe, özellikle ikinci bölümde o müthiş şiirsel ve yaratıcı üslubunu bulur. İroni Kavramı, çağın en önemli filozoflarından biri olan Kierkegaard’ın yazarlığındaki bu büyük dönüşümü…

Takiyettin Mengüşoğlu – Felsefeye Giriş
Felsefe / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Felsefeye Giriş Yazar: Takiyettin Mengüşoğlu Yayıncı: Nobel Akademik Yayıncılık Sayfa Sayısı: 246 Felsefeye Giriş, bir disiplin ve entelektüel faaliyet olarak felsefeye giriş yapmayı amaçlayan kimseler için kaleme alınmıştır. Eser, bu girişi felsefenin kendisini, temel kavramını, akım ve konularını, felsefeye özgü düşünme ve akıl yürütme biçimlerini tanıtmak suretiyle yapmayı amaçlamaktadır. Sekiz bölümden oluşan eserde, felsefeyle bir tanışıklık tesis etmeyi amaçlayan ilk bölümün ardından, epistemolojiyle, bilim felsefesi, varlık felsefesi, etik, siyaset felsefesi, din felsefesi ve sanat felsefesiyle ilgili konulara yer verilmektedir. Felsefeye Giriş felsefeyle tanışmak isteyen, “büyük sorular üzerine argümantatif ve sorgulayıcı bir tarzda düşünme” olarak tanımlayabileceğimiz felsefeyi hayatlarına bir şekilde dâhil etmek isteyen herkese hitap etmekle birlikte, esas ortaöğretim kurumlarında belli bir felsefe kültürü aldıktan sonra bu kültürü biraz daha zenginleştirmek isteyen Eğitim Fakültesi öğrencileri, geleceğin öğretmen adayları için kaleme alınmıştır. Eserin en önemli özelliği, felsefenin konularını yapılandırmacı bir yaklaşımla ele almasıdır; yani, Felsefeye Giriş kitabı, felsefenin konu ve problemleriyle ilgili olarak hazır bilgi aktarmak yerine, öğrencinin felsefi sorular ve problemler üzerine düşünmesini ve gerekli sorgulamaları yapmasını temin edecek tarzda, şemalar ve görsel malzemeden yararlanılarak oluşturulmuştur.