Füruzan – Balkan Yolcusu

Balkan Yolcusu Kitap Kapağı Balkan Yolcusu
Füruzan
Yapı Kredi Yayınları
200

Füruzan'ın "Balkan Yolcusu" (1994'te ilk yayımlandığındaki adıyla "İşte Bizim Rumeli"), bir gezi-röportaj demeti. Dört bölümden oluşuyor: Bosna-Hersek, Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan. Tarihe tanıklık açısından önemi bugün daha da artmış olan "Balkan Yolcusu", edebi bir tat yaşayan, şiirlerle bezeli, zaman zaman öykü kokan, yazarın Balkan izlenimlerini kendine has diliyle yansıtan bir çalışma.

Jean Chardin – Chardin Seyahatnamesi

Chardin Seyahatnamesi: İstanbul, Osmanlı Toprakları, Gürcistan, Ermenistan, İran (1671-1673) Kitap Kapağı Chardin Seyahatnamesi: İstanbul, Osmanlı Toprakları, Gürcistan, Ermenistan, İran (1671-1673)
Jean Chardin
Kitap Yayınevi
496

Chardin Seyahatnamesi 1686'da yayınlandığından bu yana seyahatname türünün klasikleri arasında yer aldı. Chardin ilk doğu yolculuğuna 1664'te çıkmış, ama bu kitabın konusunu oluşturan yolculuğu ortağı M. Raisin ile 10 Kasım 1671'de İzmir'e gitmek üzere Livorno'da buluşmalarıyla başlıyor. Yolculukları üç ülkeyi; Osmanlı imparatorluğu, Gürcistan ve İran'ı kapsıyor. Chardin Osmanlı imparatorluğu hakkında genel bir bilgi vermeyi iddia etmiyor. Buna karşılık kapitülasyonların yenilenmesi konusunda Fransız-Osmanlı müzakerelerinde Edirne'de Osmanlı Sarayında bulunmasını fırsat bilerek bu 17. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı imparatorluğuyla Hıristiyan Avrupa'nın ilişkileri hakkında bir genel bakış sağlıyor. Chardin'i burada özel kılan nokta olayların basit aktarımından ziyade yorumlarındadır. Seyyahların metinlerinde olduğu kadar, resmi veya gayri-resmi raporlarda şu veya bu olay kendinden geçmiş bir sultanın, hırçın bir haremağasının, tamahkâr bir vezirin veya fanatik bir müftünün kaprisleri olarak aktarılırken, Chardin, muhtemelen var olan bütün faktörlerin ötesinde üç kıtaya uzanan ve içte ve dışta son derece karmaşık sorunlarla mücadele eden gerçek bir imparatorluk politikasını ortaya çıkarmayı başarıyor. Genç sayılacak ve İstanbul'dan sadece geçmekte olan bir tüccarın döneminin kalıplaşmış fikirleri aşabilmesi çok şaşırtıcıdır. Yazarımızın Gürcistan'a dair anlattıklarının iki yönü var: fazlasıyla hareketli geçen kendi yolculuğunun ve maceralarının hikâyesi ve yakın tarihle ilgili kısa bilgiler. Bu iki yön başarıyla kimliğini muhafaza etmeye çalışan, üç güçlü komşusu; İran imparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu ve Rus imparatorluğu arasına sıkışmış hem uysal hem de yabani bir ülkenin renkli görüntüsünü sunarak birbirini tamamlıyor. Chardin önce Erivan'dan Tebriz'e ve buradan da Isfahan'a yaptığı yolculuğun coğrafi ön bilgilerini vermiş ve metne Ermeni ve İran toplumuyla ilgili görüşlerini de serpiştirmişti. Yazar 24 Haziran 1673'de Isfahan'a varacaktır. İşlenen konular sarayla pazarlıkları ve Isfahan'a gelen büyükelçilikler aracılığıyla İran-Avrupa ilişkileridir. Chardin araştırmacı bir kişiliğe sahiptir ve yazılı İran kaynaklarını yoğun şekilde kullanmıştır. Verdiği tarihsel-coğrafi bilgilerin büyük bir kısmı, o dönemde Avrupa'da tanınmayan 14. yüzyılda yaşamış büyük İran coğrafyacısı Hamdullah Müstevfi'den geliyor.

Philippe du Fresne-Canaye – Fresne-Canaye Seyahatnamesi 1573

Fresne-Canaye Seyahatnamesi 1573 Kitap Kapağı Fresne-Canaye Seyahatnamesi 1573
Philippe du Fresne-Canaye
Kitap Yayınevi
168

Fresne Canaye Seyahatnamesi ilk kez 1625’te bir seyahat anlatıları derlemesinde yer aldı. Tüccar ve hukukçu yetiştirmiş Parisli bir aileden gelen Philippe du Fresne 1551’de doğmuştu. Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Noailles’in maiyetine girerek , onlarla birlikte İstanbul’a geldi.Burada her fırsatta halkın arasına karışan Canaye’nin İstanbul’da gördüklerini, yaşadığı ilginç olayları günü gününe not ettiği, Venedik’e döndükten sonra yazdığı anlaşılıyor. Seyahatnamesinde, Ragusa’dan başlayıp İstanbul’a giden yol üzerinde karşılaştığı halkları titizlikle inceleyen Canaye, Bulgar kadınlarının saç biçimini, Pera sokaklarında dolaşanların giysilerini bile betimliyor. Konuk olduğu bir Rum düğününü, bir sünnet düğününü, esir pazarını, bayram şenliklerini, padişahın elini öpme törenini onun gözünden öğreniyoruz.Yapıtının değişik yerlerinde Edirne pazarı, Asya kıyıları kültürü gibi ticaret tarihiyle ilgili bilgilere de rastlıyoruz. Çok ilginç bir tarihte, hemen hemen İnebahtı bozgunundan iki yıl sonra, Türkiye’ye gitme şansını elde eden Canaye, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın yeniden yapılanma çalışmalarını da izliyor. Osmanlı ordusunun disiplini ve padişahın elindeki uçsuz bucaksız kaynaklar onu şaşkına döndürüyor. Hıristiyan kökenli vezirlerin Osmanlı İmparatorluğu’nu akıllıca yönettiğine tanık oluyor. Ancak, “Türklerin sertliğine” çok kızıyor, karılarını özel hapishanelere koyan, yabanıl hayvanlarını ise sokaklara başıboş bırakan insanları anlamıyor. Ne var ki, bütün bunlar onun Türklerde bulunan birçok iyi niteliği görmesini engellemiyor ve bu niteliklerin başında da, Hıristiyanlara özgü olduğu ileri sürülen bir erdem geliyor: Tanrı sevgisi.

Evliya Çelebi – Seyahatnamesi’nden Seçmeler

Seyahatnamesi'nden Seçmeler Kitap Kapağı Seyahatnamesi'nden Seçmeler
Evliya Çelebi
Ötüken Neşriyat
376

Evliya Çelebi, Osmanlı tarihinde istisnaî bir şahsiyettir. O’nun istisnaîliği, hem uğraştığı sahanın Osmanlı tarihi bakımından orijinalliği hem de usta bir nesir yazarı olmasından gelir. Zira Osmanlı’da şiir çok gelişmiş olmasına rağmen, nesir pek gelişmiş bir tür değildi. İşte Evliya Çelebi, yazdığı seyahatname ile hem nesirdeki ustalığını hem de gezip görme ve bilmedeki engin tecessüsünü gösteren bir şahsiyettir. O’nun seyahatname yazarlığındaki büyüklüğünü yerli tarihçilerden başka, yabancı tarihçiler de teslim ederler.

Kendisi, basit bir seyyah değildir. Seyahatnamesi ile sadece coğrafî, kültürel bilgiler vermez. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkez ve taşra teşkilâtı hakkında da geniş bir malûmat sahibi olduğu, gene bu sahanın uzmanlarınca tasdik edilir. Ama her nedense, Evliya Çelebi gerektiği şekilde itibar görmemiş bir insandır. O’nu, İlber Ortaylı dâhi olarak vasıflandırır. Milyonlarca kilometrekarelik Osmanlı coğrafyasında, Rumeli ve Anadolu’yu gezdikten başka, seyahatlerini Mısır ve Suriye’ye kadar da uzatmış ve bazen mübalağa etse de çok değerli bilgiler vermiştir.
Ve bütün bu seyahatlerini tabiî ki at sırtında yapmıştır.

Böyle büyük bir şahsiyeti layıkıyla tanımak ve O’nu gelecek nesillere aslî değeriyle tanıtmak için de, Nihal Atsız gibi tarih şuuru olan ve insan kıymeti bilen birisi lâzımdı. İşte Nihal Atsız, bu ehemmiyetli tarihî vazifeyi, bu eseriyle hakkıyla yerine getirmiş bir insandır.

Abdullah Uçman – Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi Kitap Kapağı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi
Abdullah Uçman
Tercüman Yayınları
180

Günümüzden tam iki buçuk yüzyıl önce kaleme alınan Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin, ülkemiz batılılaşma tarihinin ilk günleri için oldukça önemli bir yeri vardır. Sefâretnâme bir yanıyla, o günlerin batılılaşma çabasındaki Osmanlı devlet adamları için bir program niteliği taşımaktadır. Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin XVIII. yüzyıl Fransa'sında seyahati sırasında gördüğü yerleri anlatırken çevresine bakışındaki dikkati iyice anlayabilmek için, bu seyahatin yapıldığı tarihten biraz gerilere şöyle bir göz atmak bize birçok ip ucu verecektir.

İbnülcemal Ahmet Tevfik – Velosipet ile Bir Cevelan

Velosipet ile Bir Cevelan: 1900'e Doğru İstanbul'dan Bursa'ya Bisikletli Bir Gezi Kitap Kapağı Velosipet ile Bir Cevelan: 1900'e Doğru İstanbul'dan Bursa'ya Bisikletli Bir Gezi
İbnülcemal Ahmet Tevfik
İş Bankası Kültür Yayınları
113

1890´lı yılların sonlarında, bisiklet meraklısı İstanbullu bir genç, Bursa ve çevresinde bir keşif gezisine çıkmaya karar verir. Günümüz yazarları gibi, geçeceği yolları önceden belirler, ziyaret edeceği şehirler ve kasabalar hakkında bilgiler derler. İstanbul´dan Mudanya´ya yaptığı gemi yolculuğundan, Bursa-İnegöl-Yenişehir-Bursa güzergâhındaki bisiklet turuna, tüm gezisini kayda geçirir. İstanbul´a döndükten sonra, 1900´de bastırdığı gezi notlarını, bize 20. yüzyılın eşiğindeki Bursa´nın renkli panaromasını çizer.

Gül Işık – İspanya: Bir Başka Avrupa

İspanya: Bir Başka Avrupa Kitap Kapağı İspanya: Bir Başka Avrupa
Gül Işık
Metis Yayınları
253

Akdeniz'in diğer ucunda, Türkiye'yle simetri yapan bir coğrafyada yer alıyor İspanya. Tarihinde ve kültüründe de bu simetrinin izlerini kolaylıkla bulabiliyoruz. Avrupa deyince aklımıza gelenlerden oldukça farklı, hakkında çok az şey bildiğimiz, ama tanıdığımızda biraz da kendimizi tanımamızı sağlayacak bir Avrupa ülkesi...

Gül Işık, kendi deneyim ve tanıklıklarının yanı sıra ülkenin başlıca yazar ve düşünürlerinin görüşlerine de yer vererek, İspanya'nın tarihsel ve kültürel kimliğini; bu farklı Avrupalılığın köklerini, gelişimini, etkileşimlerini, Ortaçağ'dan günümüze geçirdiği büyük serüveni araştırıyor.

Elif Köksal – Katmandu’da Ev Hali

Katmandu'da Ev Hali Kitap Kapağı Katmandu'da Ev Hali
Elif Köksal
Metis Yayınları
15

"1997-2008 arası Nepal'in başkenti Katmandu'da yaşadım. Dünyanın tek Hindu krallığının son on yılına, Nepal'in iç savaşına denk geldim. Sonunda Maocu gerillalar Kral'ı devirdi. Yeni cumhuriyetin ilk yıllarını gördüm. Günlük hayat Katmandu'da yine günlük hayattı. Alıştığımız öbür yerlerde yaşamaktan bir düzlemde pek farklı değildi. Nepal'de ama başka düzlemler de vardı sanki, onlar sahiden başkaydı:
"Mesela Himalayalar. Katmandu şehrinin kuzeyinde bir uçtan bir uca altı, yedi, sekiz bin metrelik dağlar öyle duruyorlar. Bakması öyle mıknatıslı ki insan kendini dağların yüzü suyu hürmetine orda öyle bıraksa, memleketine dönmeyi unutsa şaşmamak lazım. Merhaba ve hoşçakal yerine 'İçindeki tanrıyı selamlarım,' diyoruz, nasılsın yerine de 'Pilavını yedin mi?' diye soruyoruz. İçine tanrıça girmiş küçük bir kız çocuğunun yüzü suyu hürmetine Nepal'in ayakta durduğuna inanıyoruz.
"Duygularımızı açığa vurmak ayıp, kızgınlık göstermek karakter zayıflığı. Karşımızdakini üzecekse doğruyu söylemek terbiyesizlik, teselli edici yalanlar bulmak erdem. Sokakta etrafımızdakileri hoş görmek üzerine kurulu bir hayat düşünün: Trafikte şoförler burada çok küfredeceğimiz durumlarda kocaman sırıtıyorlar. Sahiden." - Elif Köksal.

Halil Aytekin – Doğuda Kıtlık Vardı

Doğuda Kıtlık Vardı Kitap Kapağı Doğuda Kıtlık Vardı
Halil Aytekin
Toplum Yayınları
384

'Doğuda Kıtlık Vardı' kitabında Halil Aytekin, yalnız gezi notlarını değil, aynı zamanda gezip gördüğü bölgelerin sosyal yaşantılarına ait doğru bilgiler, gözlemler ve ilginç fotoğraflar da sunmaktadır.