Yorgo Seferis – Bir Şairin Günlüğü: 1945-1951 Günleri
Günlük / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Şairin Günlüğü: 1945-1951 Günleri Yazar: Yorgo Seferis Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 272 ‘Nasıl ki Kalkar, doğup büyüdğün şehre Gidersin bir gece Ve bakarsın temelinden yıkılıp yeniden kurulmuş o şehir Ve yakalamaya çalışırsın geçen yılları Onları yeniden bulmanın umudu içinde.’ Büyük Yunan şairi Yorgo Seferis’in 1945-1951 yılları arasında Yunanistan’da ve Türkiye’de tuttuğu notlardan oluşan Bir Şairin Günlüğü yayımlandığında, yalnız ülkesinde değil, bütün dünyada ilgi görmüştü. Şairin çocukluğunu geçirdiği İzmir’e, Urla’ya yıllar sonra dönüşünde yaşadığı hüzünlü deneyim… İstanbul, Bursa, Konya, Denizli, Marmaris, Bodrum, Ayvalık ve başka Anadolu kentlerine yaptığı yolculuklarda edindiği izlenimler… Bu kentlerde yazdığı şiirler… Bütün bunların Türkiyeli okuru yakında ilgilendireceği umudunu taşıyarak Bir Şairin Günlüğü’nü Türkçede ilk kez yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz.

Hulusi Turgut – Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları
Günlük / 23 Haziran 2017

Kitap Adı: Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin Anıları Yazar: Hulusi Turgut Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 794 “Ben, sözünü edeceğim olayları tarihtir diye anlatmayacağım. Bu, gelecek nesillerin işidir. Benim yazdıklarım tarih gerçeklerini aydınlatacak bir kaynak olursa ne mutlu bana.” Çok genç yaşta Atatürk’ün silah ve mücadele arkadaşı, vefatına kadar da onun en güvendiği dostlarından, sırdaşlarından olan Kılıç Ali, kendi gözünden ve kendi yaşadıklarından, tanıklık ettiği olaylardan yola çıkarak Kurtuluş Savaşı ve sonrasını anlatıyor… Oğlu Altemur Kılıç’ın gün ışığına çıkardığı belge ve anıları, gazeteci-araştırmacı Hulûsi Turgut derledi.

Walter Benjamin – Moskova Günlüğü
Günlük / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Moskova Günlüğü Yazar: Walter Benjamin Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Walter Benjamin 1926 yılı sonunda, kısa bir tatil aşkı yaşamış olduğu Bolşevik aktris ve eğitimci Asja Lacis’in bir ruhsal rahatsızlık geçirdiği haberi üzerine, yaklaşık iki ay kalacağı Moskova’ya gitti. Sovyet kültürel politikasında Stalinizasyonun başladığı bir dönemdi bu; herşey yeniden yapılanıyordu, “kamusal yaşamın gerilimleri öylesine büyüktü ki, özel yaşam tamamen tıkanmış” görünüyordu. Rusça bilmeyen Benjamin, dönemin tartışmalarına ancak ünlü tiyatro eleştirmeni Berhard Reich ve Asja Lacis aracılığıyla girebiliyordu. Moskova’da Benjamin’in “Partisiz ve mesleksiz” bir serbest yazar olarak konumuna şüpheyle bakılıyordu; Reich, Lacis’in sevgisine ulaşabilmesinde karşısına güçlü bir rakip olarak çıkmıştı, üstelik Moskova buz gibiydi ve kaldırımlarda yürümek bile bir ıstıraptı… Moskova Günlüğü, Benjamin’in hayatının bu zor döneminde tuttuğu notlardan oluşuyor. Bireysel bağımsızlığını kaybetmek pahasına Komünist Parti’ye katılıp sağlam bir çerçeve kazanmakla dışarlıklı bir solcu olmanın marjinalliğine sığınmak arasında sıkışıp kalışını, dönemin Moskova’sındaki kültürel ve siyasal olayları algılayışını anlatmanın yanı sıra sokakları, müzeleri ve günlük hayatıyla yazarın Moskova’yı algılayışını içten, edebi anlatımıyla aktaran bu günlük, hem hüzünlü bir anlatı, hem de siyasi bir değerlendirme kitabı olarak okunabilir.

Fethiye Çetin – Anneannem
Günlük / 3 Haziran 2017

Kitap Adı: Anneannem Yazar: Fethiye Çetin Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 120 “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin…” Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher. Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey, sorulacak çok soru vardı. “Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu? Anneannemin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı: O günler gitsin, bir daha geri gelmesin…

Oğuz Atay – Günlük
Günlük / 21 Mayıs 2017

Kitap Adı: Günlük Yazar: Oğuz Atay Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 302 Oğuz Atay’ın edebiyatla ilgili herkes için sürekli merak konusu olmuş günlüğünün bütünü. “Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız” sözleriyle başlayan Günlük boyunca okur, yazarın son yıllarındaki yalnızlığını paylaşmakla kalmıyor, Oyunlarla Yaşayanlar’ın oluşum sürecini adım adım izliyor, bir edebiyat laboratuvarındaymış gibi. 1934’te İnebolu’da doğdu. Ankara Maarif Koleji’ni, İTÜ İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. 1960’ta İDMMA İnşaat -Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar’ı yayımlamasının (1971-1972) ardından, önemli bir tartışmanın odağına yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911-1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatrolarında sahnelendi. Atay 13 Aralık 1977’de, büyük projesi `Türkiye’nin Ruhu`nu yazamadan hayata gözlerini yumdu.

Niyazi Berkes – Unutulan Yıllar
Günlük / 21 Mayıs 2017

Kitap Adı: Unutulan Yıllar Yazar: Niyazi Berkes Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 536 Niyazi Berkes, 1940’lı yıllarda Türkiye’de kaynatılan “cadı kazanı” sı­rasında ırkçı turancı saldırılara hedef olmuş, Behice Boran ve Pertev Naili Boratav ile birlikte Ankara Üniversitesi’nde yürütülen tasfiye sonucunda kürsüsü elinden alınmış bilim adamlarımızdan biridir. Daha sonra Kanada’ya giderek akademik hayatını McGill Üniversitesi’ndesürdüren Berkes, Unutulan Yıllar adını verdiği anılarında yaşadığı olayları çocukluk yıllarından başlayarak dile getiriyor. Bunu yaparken,dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını da çizen Berkes, bir top­lumbilimci olarak yorumlarda bulunup; çizdiği tablonun içine o yılların siyasetçilerini, bürokratlarını, gazeteci, şair ve yazarlarını da yerleşti­riyor. Millî Şef’ten Menderes’e, Hasan Ali Yücel’den Reşat Şemsettin Sirer’e, Nihal Atsız’dan Peyami Safa’ya, Zekeriya Sertel’e, Şevket Aziz Kansu’dan Suut Kemal Yetkin’e kadar nice portrenin yeraldığı Unu­tulan Yıllar’da, İkinci Dünya Savaşı’nın atmosferi içinde bastırılmak istenen demokrasi ve insan hakları mücadelesini, Millî Şef döneminin totaliter yöntemlerini, faşist eğilimlerin, ırkçı turancı akımların kolgezdiği çevreleri, tek parti rejiminin kuklalaşmış bürokrat ve siyasetçi­lerinin yanısıra az da olsa ayakta kalabilen namuslu ve demokrat bilimadamlarının ve yazarların öyküsünü bulacaksınız. Kanada’da Berkes’in öğrenciliğini yapan Ruşen Sezer’in yayına hazırladığı Unutulan Yıllar,bugün hâlâ tekrarlanan benzeri komplolar sonucunda ülkesindeki üniversite ve düşünce dünyasından uzaklaştırılan bir bilim adamının Türkiye’de demokrasinin önüne engeller ç›ıkarmaya çalışan bir zihni­yete yanıtıdır

Nermin Abadan-Unat – Kum Saatini İzlerken
Günlük / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Kum Saatini İzlerken Yazar: Nermin Abadan-Unat Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 315 Nermin Abadan-Unat Viyana’da doğar, Türkiye’ye ve Türkçe’ye uzak bir çocukluk geçirir, ergenlik çağında özgür seçimiyle baba ülkesine gelir. Bu özgür seçim, “Cumhuriyet kadını” Unat’ı İzmir-İstanbul-Ankara üzerinden gazeteciliğe, akademisyenliğe, Mülkiye’ye, senatörlüğe taşıyacaktır. Ve her adımda, önemli bir bilim insanının profili biçimlenirken, renkli anılar da birikecektir. Kum Saatini İzlerken, bu anıları ya da 1940’lardan günümüze uzanan sürecin parçalarını biraraya getiriyor…

Halil Erdoğan Cengiz – Enver Paşa’nın Anıları
Günlük / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Enver Paşa'nın Anıları: 1881-1908 Yazar: Halil Erdoğan Cengiz Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 164 İttihat ve Terakki’nin ve 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimindeki en yetkili kişilerden (birincisi değilse) biri olan Enver Paşa’nın anıları. İktidarının doruğuna giden yolun ilk basamaklarını çıkmakta bulunduğu 1908 öncesi yıllarla sınırlı da olsa, Enver Paşa’dan kalan tek hatırat – ve ilk kez – yayımlanıyor. İttihat ve Terakki’nin örgütsel kültürü ve istibdat döneminin atmosferi… Hem de kendi kaleminden, “İttihat’çının bir genç adam olarak portresi”…

Tarık Akan – Anne Kafamda Bit Var
Günlük , Siyasi / 8 Nisan 2017

Kitap Adı: Anne Kafamda Bit Var Yazar: Tarık Akan Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 198 Sana hiçbir şey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolunu sallayarak dışarı çıkacaksın.’ Uçak havaalanına yaklaşırken Müjdat (Gezen) beni yatıştırmaya çalışıyordu. Onu duymuyor gibiydim. Tutuklanacak olursam onun neler yapması gerektiğini düşünmeye çalıştım; tanıdık birkaç kişinin adını saydım. ‘Onları hemen ara, avukatımı devreye sok,’ dedim; bir de bütün gazeteleri aramasını tembihledim. Durduk. Herkes hareketlendi, ben bir türlü yerimden kalkmak istemiyordum. Gönülsüz, ağır hareket ediyordum. Müjdat’a döndüm: ‘Beni götürürlerse bavulumu sen al,’ dedim. ‘Bavulla şubeye gitmek istemiyorum. Yan ceplerinden birinde telefon defterim var, onu yok et…” Sinema sanatçısı Tarık Akan, 80 askeri darbesinin hemen ardından, 1981 başlarında Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklanır. Bu tutuklanmanın nedeni, sağcı bir gazetenin manşete çıkardığı yanlı ve yalan haberdir. Böylece, uzun bir yargılanma süreci başlar. Siyasi Şube, sorgulamalar, itilip kakılmalar, aşağılanmalar, soğuk hücreler, bitli-fareli koğuşlar, sağcılar, solcular, devrimciler, TKP’liler, idamlıklar… Ünününün doruğundaki Tarık Akan’ın aylar boyu içinde bulunacağı ortam budur. Uzun zaman sonra aklanıp özgür kalan Tarık Akan, aradan yıllar geçse de o günlerin baskılarını, acılarını unutamaz; tek çıkış yolu, yaşadıklarını yazıya dökmektir. Anne Kafamda Bit Var, o karanlık dönemin bir tutanağı gibi. Son yirmi yıldır toplumsal içerikli filmlere yönelen ünlü…

Julius Fucik – Darağacında Röportaj
Günlük / 8 Nisan 2017

Kitap Adı: Darağacında Röportaj Yazar: Julius Fucik Yayıncı: Yar Yayınları Sayfa Sayısı: 184 Julius, Fuçik, yazar, gazeteci, ikibuçuk yaşında tiyarto oyunculuğuna başlamış, kırk yaşında kurşuna dizilmiş bir marksisttir. Prag’ın şiçi mahellelerinden birinde doğdu. Bebekliği, fabrikayla tiyatro arasında geçti. Çünkü baba Fuçik, gündüz fabrikada çalışan, akşamları da tiyatroda şarkı söyleyen bir emekçiydi. Dokuz yaşına kadar tiyatro oyunculuğu yapan Julius, onüç yaşında gazeteci oldu. Edebiyat fakültesinde “Sosyolist Üniversite Birliği’ne girdi. Kimi ilerici dergileri yönetti, yazılar yazdı. Almanların Çekoslavakya’yı işgaline karşı gazeteler çıkarakak büyük mücadele verdi. Sonunda, 1942 baharında tutuklandı ve Berlin’de kurşuna dizildi.

Murasaki Shikibu – Murasaki Shikibu’nun Günlüğü
Günlük / 31 Mart 2017

Kitap Adı: Murasaki Shikibu'nun Günlüğü Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Murasaki Shikibu Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 96 Murasaki Shikibu ( 970?-1014?): Doğum ve ölüm tarihleri gibi gerçek adı da bilinmemektedir. Murasaki, büyük ün kazandığı romanı Genji Monogatari’deki kadın kahramanlardan birinin adıdır, Shikibu ise babasının unvanıdır. Japon edebiyatının en ünlü klasik romanı sayılan Genji Monogatari’den başka, Murasaki Shikibu’nun 128 şiirini topladığı bir eseri ve 1008-1010 yılları arasında yazdığı bir günlüğü vardır. Murasaki Shikibu’nun Günlüğü’nde canlı bir şekilde anlatılan dönemin saray yaşamı ve törenlerin yanı sıra hakkında çok az bilgiye ulaşılan bu ünlü yazarın yaşamına dair önemli ipuçları da yer alır.