Mario Levi – Madam Floridis Dönmeyebilir

Madam Floridis Dönmeyebilir Kitap Kapağı Madam Floridis Dönmeyebilir
Mario Levi
Doğan Kitap
168

Bu kitabın adını, beklemediğim bir zamanda, bir yolculuğu çıkarken buldum. Bir kış gecesiydi. Beni İstanbul' dan Ankara'ya götürecek otobüsteydim. Hareket saatini bekliyordum. O otobüse o anda, ellerinde, çok şık giyinmiş bir adam bindi, arkamdaki koltuğa oturdu. Muavin çocuk, herkesin yerini alıp almadığını öğrenmek için geldi sonra. Adam, kısa bir süre tepkisiz kaldıktan sonra, çocuğa, üzgün bir sesle, 'O arkadaş gelmeyebilir... Biz gidelim...' dedi.

Büyünün başladığı andı o an. O adamın hikayesini o gün bugündür bulamadım. O adamın kimi, ne için beklediğini de öğrenemedim elbet, o otobüse hangi duygularla bindiğini de ... Ama bu sözler, bana bir yerlerde, birbirlerinin dönüşünü beklediğimiz hep hatırlattı.

Bu kitabı biraz da o insanlar için yazdım.

Raymond Carver – Katedral

Katedral Kitap Kapağı Katedral
Raymond Carver
Can Yayınları
232

Gazete her gün eve gelirdi. Erkek ilk sayfadan sonuna kadar okurdu. Sandy onun her şeyi okuduğunu görürdü, ölüm ilanlarına varana kadar, belli başlı şehirlerin hava sıcaklıklarını gösteren bölümü de, şirket birleşmeleri ve faiz oranlarını yazan ekonomi sayfasını da. Sabahları, erkek ondan önce kalkar ve tuvaleti kullanırdı. Sonra televizyonu açar ve kahve yapardı. Sandy onun günün o saatinde iyimser ve neşeli göründüğünü düşünürdü. Ama Sandy işe gitmek için evden çıktığı sırada, erkek kanepeye kurulmuş, televizyon da açık olurdu. Çoğunlukla akşamüstü Sandy eve döndüğünde televizyon hâlâ açık olurdu.

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...

Yazarın en başarılı eseri olarak değerlendirilen Katedral, kitaba adını veren öykünün yanı sıra, "Küçük, İyi Bir Şey" ve "Nereden Aradığım" gibi ödüllü öyküleri de içeriyor.

Raymond Carver – Fil

Fil Kitap Kapağı Fil
Raymond Carver
Can Yayınları
128

Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer.

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...

Raymond Carver'ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.

Thomas Bernhard – Goethe Öleyazıyor

Goethe Öleyazıyor Kitap Kapağı Goethe Öleyazıyor
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
64

"Goethe Öleyazıyor"da, Thomas Bernhard’ın belirli bir dönemde yazdığı (ilk olarak seksenli yılların başında gazetelerde yayımlanan), eskiyi ve yeniyi buluşturan, bize epey tanıdık gelen dört öykü, başka bir deyişle bildik hikâyeler yer alıyor.

Edebi öfkenin çocuksuz babalarından Thomas Bernhard, yapıtında ana izleği olan yalnızlık, anne babaya duyulan nefret ve ülkesi Avusturya ile aşk-nefret ilişkisini "Goethe Öleyazıyor"da da aynı ısrar, dirençle işliyor, trajik anlar ve komik durumları ustaca bir ironiyle yazınsallaştırıyor.

Fatih Özgüven’in yetkin çevirisiyle "Goethe Öleyazıyor", biçem ustası ve “kara hikâye” anlatıcısı Thomas Bernhard’ı bütün sadeliğiyle okuyabilmek için kısa metrajlı ama heyecan verici bir patika.

William Saroyan – Yetmiş Bin Süryani

Yetmiş Bin Süryani Kitap Kapağı Yetmiş Bin Süryani
William Saroyan
Aras Yayıncılık
192

Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkândan çıktım...
Olanları düşünüyordum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı, sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu.
Bu, aylar önce, ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halkın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal, hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yetmiş bin Süryani, bu büyük halktan geriye kalan sadece yetmiş bin kişi, gerisi ölüm uykusunda, bütün o azamet harap olmuş ve unutulmuş.
Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hala da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder?
Zavallı Markar. Onun uyuyuşuna bakan, dünyada kimsenin derdi yok zannederdi, horlaması bir tüccarınki kadar zengindi; zira insanlar bu tür şeylerde eşittir... Basit şeylerde bütün insanlar yan yanadır, müşterek, hazin ve değersiz; iyi bir pazarda insanın bini bir para. Çıplaklığın birliğinde yoksul insan, papaz, şair ve siyasetçiyle kardeştir. En heybetli kişinin başından sarığını alın; sofu papazın siyap cüppesini çekin; mağrur kalpten güveni alın; kibirli ruhtan teselliyi, geriye ne kalır? Bir inilti, bir kaşıntı, bir horlama, bir burun çekiş, bir sızlanma; keçi gibi zıplama, bir osuruk v ebir papağanın saçma söylevi.

William Saroyan – Ödlekler Cesurdur

Ödlekler Cesurdur Kitap Kapağı Ödlekler Cesurdur
William Saroyan
Aras Yayıncılık
144

Ödlekler Cesurdur, yüreği Bitlisli ninelerinden, dedelerinden dinleyerek öğrendiği Anadolu toprağında, Bitlis'te kalmış bir Amerikalı Ermeni'nin dünyasını merak edenlere eşsiz bir fırsat... Bu öykülerde kendilerini yaşadıkları yere ait hissetmeyenlerin dramı anlatılıyor. Bir solukta okuyacağınız 14 öyküden oluşan William Saroyan'ın bu kitabı, sizi yüzyılın başından alıp Bitlis, Erzurum, Trabzon, Marsilya, New York, Fresno yolunda yaşanan açlık, yoksulluk ve güvensizlik içinde bile yaşama sevinçlerini kaybetmeyen küçük insanların dramı ile günümüze taşıyacak.

Yekta Kopan – Bir De Baktım Yoksun

Bir De Baktım Yoksun Kitap Kapağı Bir De Baktım Yoksun
Yekta Kopan
Can Yayınları
164

"Buzdan bir kütle, mumyadan bir heykel gibi izledim kaderimi. Babam yanımda olsa bir tokat atar kendime getirirdi beni."

Çocukluk düşlerinden yapılmış bir evin gölgeleri içinde babanın hayaletiyle karşılaşmak... Portobello’da, George Orwell’ın evinin önündeki kaldırımda oturup Tanpınar okurken zamansız sevgiliyle karşılaşmak... Kuledibi’nde, her şeyini bir Hopper çizimini elde edebilmek için harcamış bir adamla karşılaşmak... Ölüme çeyrek kala, bir balık lokantasında küçük kızının genç kadın haliyle karşılaşmak... Cinayetle kaza arasındaki bulanıklığa sığınırken, bir evcil hayvan dükkânında vicdan azabıyla karşılaşmak... Kara mizahla yoğunlaştırılmış usta anlatımıyla Yekta Kopan, okurunu, kentler, kitaplar, resimler, şarkılar, fotoğraflar ve insanlar arasında gezdiriyor. Çok iyi bildiğimiz ama unutmaya çalıştıklarımızı hatırlatıyor. Bir de Baktım Yoksun, unutulmaz bir karşılaşmalar kitabı.

Yekta Kopan – Kediler Güzel Uyanır

Kediler Güzel Uyanır Kitap Kapağı Kediler Güzel Uyanır
Yekta Kopan
Can Yayınları
128

"Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu."

Öyküler. Kısa öyküler. Çok kısa öyküler.

Yekta Kopan, edebiyatın en değerli parçası kısa öyküyü titizlikle işliyor. İnsanı derinden kavrayan yalın anlatımıyla hayatın tüm karmaşasını içinde taşıyan çekirdek zamanların resmini yapıyor. Cümleler, sözcükler hatta harfler, bu kitapta birer notaya dönüşüyor ve hayatın gizli ahengini sezdiriyor. Kediler Güzel Uyanır usta işi bir kitap.

Patrick McGrath – Hayalet Şehir

Hayalet Şehir Kitap Kapağı Hayalet Şehir
Patrick McGrath
Can Yayınları
184

Aslında hiçbir şehir bugün gördüğümüz şehir de¬ğildir. Her şehrin, tüm yaşanmışlıklarıyla, geçmi¬şinden bugününe uzanan bir ruhu vardır. Ünlü Ame¬rikalı romancı Patrick McGrath, üç anlatı¬dan olu¬şan Hayalet Şehir’de, New York’a ruhunu veren üç dönemden birer öykü anlatıyor.
“Darağacının Kurulduğu Yıl”da, Amerikan Bağımsızlık Sa¬vaşı’nda New York’u kuşatan İngilizlere başkaldırdığı için idam edilen bir annenin öyküsü oğlunun gözünden dile geti¬ri¬lir. “Julius” adlı öykü, ticaretin baş döndürücü bir hızla ge¬liştiği 19. yüzyıl New York’unda geçer. Acımasız bir tüccarın oğlu¬nun, babasının kente akın eden göçmenlere karşı önyar¬gıları yüzünden, tutkuyla sevdiği kıza kavuşamayışının hikâ¬yesi an¬latılır. “Yıkıntı Alanı” ise bir 11 Eylül öyküsüdür. Dün¬ya Ticaret Mer¬kezi’nin yerle bir edilişinin yarattığı derin trav¬ma, bir psiki¬yatrist ile bir hastayı yüz yüze getirir.
Hayalet Şehir’de, usta yazar McGrath üç afallatıcı hikâye¬siyle, New York’un karmaşık tarihinin gözle görülmeyen kat¬manla¬rını açığa çıkarıyor.

Maksim Gorki – Bozkırda

Bozkırda Kitap Kapağı Bozkırda
Maksim Gorki
Evrensel Basım Yayın
384

Maksim Gorkiy-Seçme Eserler dizisinde yer alan kitapların en önemli özelliği, yazıldığı dilden, Rusçadan özenle çevrilmiş olmasıdır. Tam metin çevrilen kitapların dilinin doğallığı da dikkatinizi çekecek. Gorkiy'in öykülerinde yıkılmakta olan bir sınıfın dünyası ile dünyaya egemen olacak emekçi sınıfın dünyasının kesişme ve çatışmasının yansımalarını göreceksiniz.

Özdemir Asaf – Kırılmadık Bir Şey Kalmadı

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı: Yuvarlağın Köşeleri - 'Ça - Dün Yağmur Yağacak Kitap Kapağı Kırılmadık Bir Şey Kalmadı: Yuvarlağın Köşeleri - 'Ça - Dün Yağmur Yağacak
Özdemir Asaf
Yapı Kredi Yayınları
584

Özdemir Asaf'ın Kırılmadık Bir Şey Kalmadı'da bir araya getirilen aforizma niteliğindeki 'etikalar'ı, anı-deneme türünde yazıları ve öyküleri en az şiirleri kadar etkileyici, sıra dışı ve şaşırtıcı.

'Kimbilir kaç yıllık büyücek bir defter. İçinde aforizma, şiir, öykü taslakları, tasarımları, bir sürü düş ve düşünce kırıntısı. Ben hep öyle yaptım. Şiirlerimin, öykülerimin, aforizmalarımın, günlük notlarımın ayrı defterleri olmadı. Kiminin altına tarih koymuşum, saat bile koyduklarım var.'

Karin Karakaşlı – Can Kırıkları

Can Kırıkları Kitap Kapağı Can Kırıkları
Karin Karakaşlı
Can Yayınları
96

“Sabır taşı olsa çatlar derler ya hani, ben o deyişi çok severim. Çatlayan bir taş… Taşın o sabit, yekpare halini gözünün önüne getir ve sonra damar damar, usul usul, için için çatladığını. Hastalık işte böyle çatladı içimde. Şimdi ben sevgilimi değil, dünyayı terk edeceğim, o ise beni terk etmiş değil, uğurlamış olacak.” Düşünceli bir ifadeyle ekledi: “Cehennem, ihtiyaç duyulmama hissidir benim için. Cennetse ihtiyaç duymama hissi. Kendi cennetime gidiyorum nihayet.”

Karin Karakaşlı’nın edebiyat dünyasında önemli bir yer tutan Can Kırıkları, ilk baskısının üzerinden geçen on beş yıl boyunca sevilerek okundu. Yeni okuyucular bulmak, başka kalplere dokunmak üzere yolculuğuna devam ediyor.

Sadık Hidayet – Aylak Köpek

Aylak Köpek Kitap Kapağı Aylak Köpek
Sadık Hidayet
Yapı Kredi Yayınları
88

Öteki kitapları gibi Mehmet Kanar'ın çevirisiyle sunduğumuz Aylak Köpek, Sadık Hidayet'in yaşam ve toplum görüşünün İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkımla çok olumsuz bir havaya büründüğü, inziva ve intiharın kaçış yolu olarak gösterildiği, mutluluğu bu dünyada bulmanın mümkün olmadığının ele alındığı yedi öyküden oluşuyor.

Belgin Altop – Yardım Et Çözeyim Düğümlerimi

Yardım Et Çözeyim Düğümlerimi Kitap Kapağı Yardım Et Çözeyim Düğümlerimi
Belgin Altop
Geniş Kitaplık
89

Uzman Psikolog Belgin Altop, kadın ve erkekler arasında yıllarca şahit olduğu sorunları Yardım Et Çözeyim Düğümlerimi isimli kitabında bir araya getirdi. Kitapta kadınlar, erkekler ve onları ilgilendiren monolog öyküler kaleme alınmış. Aslında bütün öyküler gerçek ama bir kişinin veya bir çiftin birebir öyküsü değil. Altop, birçok çiftin, birçok ilişkinin ortak noktalarından hareket ederek ortaya çıkarmış özgün hikayelerini.

Altop, ilişkideki düğümlerin ancak içtenlik ve dürüstlükle çözülebileceğinin mesajını veriyor. Yıllarca bu konularda çiftlere danışmanlık yapan Altop; “Sorunları büyütmeyip paylaştığımızda, senaryo kurmadan önce gerçek nedir diye karşımızdakine sorduğumuzda, önyargısızca ilişkiyi sürdürebildiğimizde düğümsüz bir ilişkiyi çok daha huzurlu ve mutlu bir biçimde yürütmeyi başarmış oluruz,” diyor.

Sadık Hidayet – Üç Damla Kan

Üç Damla Kan Kitap Kapağı Üç Damla Kan
Sadık Hidayet
Yapı Kredi Yayınları
116

İran edebiyatında modernizmin öncüsü Sadık Hidayet'ten, Kafka'nınki gibi karanlık, karabasanlı öyküler...

Hidayet, 1930'lu yıllarda, ülke için pembe tablolar çizen yönetime, İran halkının yaşantısını keskin bir gerçekçilikle yansıtarak yanıt veriyor. Şiddetin ve tutkunun iç içe geçtiği bu öyküler fakirlik, hastalık, batıl inançlar, cincilik, kumalık "siga" düzeni, ikiyüzlülük, mistik hayata ve inzivaya kaçış, hayal kırıklıkları, kadının mal muamelesi görmesi gibi İran toplumunda kol gezen sorunlara birer ayna tutuyor.

Mehmet Kanar'ın Farsça aslından özenle çevirdiği Üç Damla Kan, Sadık Hidayet'i Kör Baykuş, Diri Gömülen ve Hacı Aga gibi kitaplarıyla tanıyıp seven okurlara yalın ve bunaltılı bir dünya sunuyor.