Bekir Yıldız – Harran
Hikaye / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: Harran Yazar: Bekir Yıldız Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 96 Biçerdöverlerin ağzındaki bir lokma ekmek, tozlu evrakların arasında yaşayan taptaze umutlar, şimdi, dönen tekerleklerin altında çiğneniyor. Buradan doldurduğu umudu, şurada boşaltırken, filizlenen yeni umutları bir gecede Antep’ten İstanbul’a, İstanbul’dan Muş’a aktarıyor. Çoğu insanın umudu, kendisinden ağır çekiyor çünkü… Everest Yayınları Türk edebiyatının usta kalemlerinden biri olan Bekir Yıldız’m kitaplarını yayımlamaya Harran ile devam ediyor. Bekir Yıldız, Harran’da bir yol hikâyesi anlatıyor okuyucuya. İstanbul’dan Harran’a uzanan bu yolculukta, Anadolu insanı yine başrolde. İşsizlik, fakirlik ve ölüm; Güneydoğu insanının hayatını kuşatıp, onları kaçağa ve başka şehirlere göçe zorunlu kılıyor. Evladını kaybeden bir baba, satın aldığı kamyonetin senetlerini ödeyebilmek için kaçağa gitmekten başka çaresi olmayan bir genç adam kitaptaki anlatının temelini oluşturuyor. Bekir Yıldız, insanlığın en yalın gerçeğini yetkin kalemiyle Harran’da bir kez daha okuyucuya sunuyor.

Halil Gökhan – Dünya Edebiyatından Kıskançlık Öyküleri
Hikaye / 13 Ocak 2018

Kitap Adı: Dünya Edebiyatından Kıskançlık Öyküleri Yazar: Halil Gökhan Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 208 “Hemen şimdi,“ dedi kadın, “Colas’a gidip benden haber alana kadar şatoda görünmemesi için uyar onu ve buraya geldiği zamanlar giydiği kıyafeti ödünç vermesini benim adıma rica et; giysiyi alınca, Jeannette, benim vefasız kocamın gözbebeği Louison’u bulacaksın ve ona beyefendi tarafından gönderildiğini, efendinin buyurduğu üzere önlüğünde taşıdığın o giysileri giymesini, buraya her zamanki yoldan değil de bahçeden geçerek gelmesini, beyefendi gelip onu bulana kadar da şapelin yanındaki odacıkta saklanmasını söyleyeceksin ve bu değişikliklerle ilgili sorularına -ki mutlaka birşeyler soracaktır- cevap olarak, tüm bunların nedeninin kıskanç hanımefendinin her şeyi öğrenmiş olması ve normalde kullanılan o yola gözcü dikmesi olduğunu söyleyeceksin. Eğer korkuya kapılırsa içini rahatlatacaksın; ona bir armağan sunacaksın ve beyefendinin bu akşam hanımefendinin kıskançlık krizinden sonra olanlarla ilgili önemli şeyler söyleyeceğini, bu nedenle gelmeyi kesinlikle ihmal etmemesini öğütleyeceksin.“ – Marquis de Sade, İNTİKAMCI KADIN –

Lale Akalın & Esra Melikoğlu – Britanya Edebiyatından Öyküler
Hikaye / 13 Ocak 2018

Kitap Adı: Britanya Edebiyatından Öyküler Yazar: Lale Akalın & Esra Melikoğlu Yayıncı: Notos Kitap Sayfa Sayısı: 335 Britanya Edebiyatından Öyküler, 20. ve 21. yüzyılda yaşanan altüst oluşla dünyaya ve kendisine yabancılaşmış insanı anlatan modern ve postmodern öykülerden oluşuyor. Nadine Gordimer’ın dediği gibi, kısa öykülerde karakterler arasındaki temas, evrensel gerçekler yerine, tıpkı bir ateşböceğinin ışığı gibi kırılgan gerçek kırıntılarını aydınlatır. Ayrıca her bir öykü yazıldığı dönemin kültürel bağlamına yerleştirilerek geliştirilir: iki dünya savaşı, psikanaliz, kadın hareketi, sömürgelerin bağımsızlık mücadelesi, izafiyet ve kuantum teorileri gibi tarihsel olaylar kısa öykünün dokusunu değiştirmiş, gidişatına yeni bir yön vermiştir. Bütün bu tarihsel gelişmelerin ışığında birbirinden farklı konuları kendilerine özgü biçemle kaleme alan on dokuz Britanyalı öykücü: D.H. Lawrence, Katherine Mansfield, Virginia Woolf, Jean Rhys, Frank O’Connor, Elizabeth Bowen, Doris Lessing, Dylan Thomas, Alan Sillitoe, Ian McEwan, Jane Gardam, Angela Carter, Kazuo Ishiguro, Beryl Bainbridge, Penelope Fitzgerald, John Fuller, Salman Rushdie, Hanif Kureishi, A.S. Byatt.

Sulhi Dolek – Vidalar
Hikaye / 12 Ocak 2018

Kitap Adı: Vidalar Yazar: Sulhi Dolek Yayıncı: Dünya Yayıncılık Sayfa Sayısı: 136 “Sulhi Dölek, romanında ve Vidalar’da yer alan öykülerinde hiçbir zaman insanlara tepeden bakmaz; o bir halk adamıdır, halkın içindedir. Oradan bakar ve onların arasında oluşturur yazınsal ürünlerini. O bir aydındır ama halkına yabancılaşmamış, onu anlamaya, kavramaya çalışan gerçek bir aydındır. Yazarlık tavrı da bu nedenle, sıcak, içten, hoşgörülü, her şeye karşın yaşama, dünyaya ve geleceğe umutla bakan bir anlayışın sözcülüğünü benimseyen bir tavırdır. Sulhi Dölek, halkını içtenlikle yansıtan halkçı bir sanatçıdır. Yazarlığının gücü, halkının mizah anlayışından ve sevecenliğinden güç almaktadır…“

İnan Çetin – Kureyş’in Kurtları
Hikaye / 10 Ocak 2018

Kitap Adı: Kureyş'in Kurtları Yazar: İnan Çetin Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 80 İnan Çetin, “harap kalpler”in hikâyelerini gerçek birer hazineye dönüştürüyor. “Ağaç yağmurun, kuş göğün, göç zorlukların anısını taşır, insan ise hikâyelerin.” Günümüz edebiyatının kendine özgü isimlerinden İnan Çetin, kara şehirlerde, rüzgârlı tepelerde, uğultulu ormanlarda dolaşıyor; ölüm-yaşam, hayal-gerçek, günah-masumiyet, insan-doğa karşıtlığının temel taşlarına dokunuyor: Mucizelerin efsanelerle harmanlandığı tuhaf coğrafyalarda anılarıyla yaşayan, doğanın ve tarihin işaretlerini kader gibi alınlarında taşıyan, şifasız hastalıklarla, açlık ve savaşla sınanmış “dilbaz” insanların akıl almaz öykülerini anlatıyor okuruna: Belki hakikatten uzaklaşıp korunmak, belki de hakikate erip atlasın ötesine uzanmak için…

Sevgi Soysal – Barış Adlı Çocuk
Hikaye / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Barış Adlı Çocuk Yazar: Sevgi Soysal Yayıncı: Bilgi Yayınları Sayfa Sayısı: 149 Yabancılaştırmayı, yabancılaştırılmayı, insancadan kopmanın etkin ve edilgin biçimlerini, insancaya dönme özleminin ve savaşımının çıkar ve çıkmaz yollarını; hem tek tek öykülerin içerisinde, hem de bunların bütünselliğinde kavranan bir diyalektikle sergiler Soysal bu öykülerde… Serinkanlı bir gözlemcinin nesnel, aktarıcı anlatımı, duygulu, sıcak ve coşkulu bir anlatımla iç içedir. Seçilen anlatım biçimlerinin birinden öbürüne geçişi ve öykülerin dokusuna organik olarak katılmasını sağlayan öğe ise, keskin bir ironi… Özümlenmiş bir dünya görüşünden, bu görüşün kazandırdığı sağlam bir yöntemden ve öncelikle de gerçek bir edebiyatçının kaleminden çıkmıştır bu öyküler. Kalıcı olmalarına karşın güncel, hatta güncelliğin büyüsüne kapılmaksızın, güncelliklerinden aldıkları güçten ötürü kalıcı olduklarını söyleyebilirim.. Sevgi Soysal’ı yarınlar için kalıcı kılan iki başyapıt tanıyorum: Biri Tante Rosa , öbürü Barış Adlı Çocuk. Füsun Akatlı

Thomas Mann – Mario ile Sihirbaz
Hikaye / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Mario ile Sihirbaz: Toplu Öyküler 2 Yazar: Thomas Mann Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Mario ile Sihirbaz / Toplu Öyküler II, aralarında çok sevilen ve bu kitaba adını veren “Mario ile Sihirbaz”ın da bulunduğu, Thomas Mann’ın geç dönem öykülerini bir araya getiriyor. Yazarın 1919-1943 yılları arasında kaleme aldığı geç dönem öyküleri, Toplu Öyküler’in birinci cildi Zor Saat’te yayımlanan erken dönem öykülerinden farklı bir izleğe sahip. Zor Saat’teki öykülerinde daha çok sanatçı sorunsalına odaklanan yazar, ikinci cilt Mario ile Sihirbaz’da gözlem gücünü bu kez keskin insanın en derin, en kuytu duygularını betimlemek için kullanıyor. Mario ile Sihirbaz, kesin, açık ve dolaysız diliyle Alman öykücülüğüne yeni bir üslup getiren Nobel ödüllü Thomas Mann’ın, hayranlık verici bir olgunluk dönemi eseri. Herkesi bekletiyordu, bunun doğru ifadesi herhalde böyledir. Sahneye çıkışını geciktirerek gerilimi artırıyordu. Bu tavrı anlaşılıyordu da, ama sonsuza kadar değil. Dokuz buçuğa doğru seyirciler alkışa başladı, – alkışlamak aynı zamanda alkış isteğini de dile getirdiğinden haklı sabırsızlıklarını ifade etmenin sevimli bir şekliydi. Ufaklıklar için buna katılmak eğlencenin parçasıydı. Her çocuk alkış tutmayı sever.

Toprak Işık – Kız Ararken
Hikaye / 5 Ocak 2018

Kitap Adı: Kız Ararken Yazar: Toprak Işık Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 264 “Okuduğum ‘çok satışlı’ birçok kitaptan daha duru ve başarılı bir anlatımı, alttan alta işleyen güzel bir mizahı var Toprak Işık’ın.” ATİLLA ATALAY Toprak Işık, üçüncü öykü kitabında, yine mizah damarını işliyor. Onun öykülerinde, harcıâlem ‘komiklik’ veya ‘sululuk’ ile has mizah edebiyatı arasındaki köklü ayrımı fark ediyor; ‘iyi’ mizahın ‘iyi’ edebiyat olduğunu hatırlıyorsunuz. Gündelik hayatın olağanlığı içinde akıp giden, ancak yakından bakınca, tersten bakınca, zekâyla bakınca görülen mizahın arkeolojisini yapıyor Toprak Işık. İnsan ilişkilerinin –özellikle aile ‘muhabbetinin’ ve ‘kız/oğlan meseleleri’nin– tatlı teferruatına dalarken, Türkçe edebiyatın pek fazla ilgilenmediği, kendine mahsus dünyalara da eğiliyor. Örneğin, elinizdeki kitaptaki uzun öykü “Asistan”da, akademisyenlerin, ‘soylu’ ve ‘yüksek’ ilgilerle basit dünyevî dertler arasında salınan dünyasında gezindiği gibi… Toprak Işık’tan, iyi mizahın iyi edebiyat olduğunu ve iyi edebiyatın da ‘rahat’ okunabileceğini hatırlatan bir yapıt…

Hasan Ali Toptaş – Bir Gülüşün Kimliği
Hikaye / 4 Ocak 2018

Kitap Adı: Bir Gülüşün Kimliği Yazar: Hasan Ali Toptaş Yayıncı: İz Yayınları Sayfa Sayısı: 64 İçindekiler Bir Gülüşün Kimliği Çiğdem Yürekli Reşat Rüştü Adlı Bir Karınca İçimdeki Orkestra Herkes Gibi Sefa Bey Islığımda Gül İzi Boz Atlı Hızır Düş Yorgunu Bu Kent Köyden Küçük Şüphesiz Bir Şüpheli Acıya Demir Atmak Yeryüzünde Bir Kerem Ah Minik Kuşum

Karen Blixen – Ölümsüz Öykü
Hikaye / 4 Ocak 2018

Kitap Adı: Ölümsüz Öykü Yazar: Karen Blixen Yayıncı: Ada Yayınları Sayfa Sayısı: 124 Kitapta üç uzun öyküyer almaktadır. Ölümsüz Öykü, Miçonun Öyküsü, Yakası Karanfilli Genç Adam. Tayfalar, miçolar, liman kentleri ve zengin tüccarlarla ilgili fantastik öğeleri konu alır. Ölümsüz Öykü İstanbul Tiyatrolarında sahnelenmiştir.

Çetin Altan – Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri
Hikaye / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: Rıza Bey'in Polisiye Öyküleri Yazar: Çetin Altan Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 287 Dünya Edebiyatında polisiye edebiyatın yeri gözardı edilemeyecek bir anaçlıkta. Özellikler gelişmiş toplumlarda yüzbinlerce satan önemli bir bölümü bu dala ait… Az gelişmişlik, “gözlemciliğe”, “anı anlatımcılığına” ve “toplumsal gerçekliğe” ayırdığı payı; düşsel yaratıcılığa ve bu arada okuyucuları daha yüreğinden yakalayan ve toplumsal kesitlere insan tiplerlerini daha değişik bir gergef içnde sunan polisiye yapıtlara ayıramıyor… Bizde ise Batı taklidi kokan bir iki örnek dışında, polisiye edebiyat, genel edebiyatımızın en öksüz kalmış bölümü… Çetin Altan, Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri adındaki yeni kitabında, bu öksüzlüğün kapısını tıkırdatmaya çalışıyor… Amaç, yazılar bahçesinde eksikliği duyulan önemli bir türün, ilk fidanlarından birini dikmek.. Yazar, gazetedeki sütununda da pazar günlerini Rıza Bey’in öykülerine ayırmıştı. Değişik kurgular içinde karmakarışık düğümlerle beklenmedik çözümlerinin gördüğü geniş ilgi karşısında, Rıza Bey’in öykülerini kitaplaştırmak kaçınılmaz oldu. Türk edebiyatının boş bırakılmış bir alanında Çetin Altan’dan bir hayli değişik ve özgün sayfalar okuyacaksınız. Bunu, az gelişmişlikten gelişmişliğe doğru kurulmakta olan köprüde, çorbada tuz benzeri, iyi niyetli bir çaba olarak değerlendirmeniz dileğiyle…

Nedim Gürsel – Ögleden Sonra Aşk
Hikaye / 26 Aralık 2017

Kitap Adı: Ögleden Sonra Aşk Yazar: Nedim Gürsel Yayıncı: Doğan Kitap Sayfa Sayısı: 152 “Sonra, Nefeli’den ayrıldıktan sonra, başka Yunanlı kadınlar da tanıdım. Nefeli’den olduğu gibi onlardan uzun süre vazgeçemedim. Tutkulu, kışkırtıcı, kıskanç ve sert, yatakta yumuşaktılar. Ruhu olan kadınlardı diyeceğim, sarıldığımızda kaskatı kesilmezlerdi. Eline ayağına çabuktular ama hiçbiriyle öğleden sonra seviştiğimi anımsamıyorum.” “Necibe, Paşa’nın koynuna girdiği ilk kadın değildi elbet, ama en deneyimsiziydi. Söylemeye bile gerek yok. O güne dek eli erkek eline değmemişti. Paşa yalıda her gece, pembe odanın geniş yatağında, atlas yorganın altında Necibe’nin körpe, beyaz gövdesine bir yunus gibi dalıp çıkarken her kıvrılışta, her inleyişte, hadi doğrusunu yazayım, Necibe’nin yumuşacık kadınlığına her giriş çıkışta, eşini kendisine biraz daha bağladığını, kul köle ettiğini biliyor muydu acaba? Bildiğini varsayalım. Varsaymak da yetmez. Pembe odaya bir geceliğine konuk olup sevişmelerine tanık olalım.” “Aşkın teslim almak olduğunu düşünüyor. Belki de teslim olmaktır, diye geçiriyor içinden son bir çabayla, aşk teslim almak değilse teslim olmaktır.”

Rainer Maria Rilke – Sonuncular
Hikaye / 26 Aralık 2017

Kitap Adı: Sonuncular Yazar: Rainer Maria Rilke Yayıncı: Cem Yayınevi Sayfa Sayısı: 152 Cem Yayınevi, okuyucularına şimdiye dek Rilke’nin öykülerinden oluşan iki kitap sunmuştu: Tanrıdan Öyküler ve Beyaz Mutluluk. Elinizdeki kitap, Rilke’nin öykülerinden oluşan üçüncü kitap. On öyküden oluşan Sonuncular, yine Kâmuran Şipal’in Türkçesiyle okura ulaşıyor. Okuyacağınız öyküler, Rilke’nin ünlü şairliğinin yanı sıra, küçümsenmeyecek ölçüde başarılı bir öykücü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Selim İleri – Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler
Hikaye / 25 Aralık 2017

Kitap Adı: Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler Yazar: Selim İleri Yayıncı: Adam Yayıncılık Sayfa Sayısı: 183 “İleri’nin kendine özgü bir anlatımı var. Afrika menekşeli, süt tül perdeli, kendi kendisiyle söyleşili, dolunayı ezip geçen güneşli, geçmişe dönüşümlü, baygın Türkan Şoray’lı, altın ve sarı yakut ve topaz bezemeli ‘figan-ı hatırat’ titreşimli bir deyiş. Ortasından, ya da sonundan başlayın, öyküler dünya alemin bir güzeli niteliğini yitirmez” Salah Birsel “Eski Defter’de Solmuş Çiçekler, Selim İleri’nin yıllardır aranan Cumartesi Yalnızlığı ve Pastırma Yazı adlı öykü kitaplarından yaptığı bir derlemedir. Yazar bu yeni basıma kendi öykücülük çizgisini vurgulayan nitelikli ürünlerini toplamıştır. “İleri’nin bütün kişileri başkalarıyla köklü ilişkiler kurmak için çaba harcarlar. Ama sonuç her zaman olumsuz olur. İnsanlar arasındaki bütün yakınlaşmalar boşa gider. Sanki insanlar, bilardo topları gibi bir süre için birbirlerine değmekte, sonra ayrı uçlara doğru gitmektedirler.” Güven Turan

Jorge Luis Borges – Ölüm ve Pusula
Hikaye / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Ölüm ve Pusula Yazar: Jorge Luis Borges Yayıncı: İletişim Yayınları Kaynak: 88 Borges misiniz?” sorusuna, “Evet, arada bir,” cevabını veren ünlü Arjantinli hikaye ustasının Tomris Uyar tarafından yapılmış bu usta işi çevirilerinin üçüncü baskısı İletişim Yayınları’nda. Hikayelerin coğrafyası haince birbirine açılan labirentler, Evren/ Kitaplık’ın raf uçurumları, hücreler, tiyatro sahneleri, kasvetli şatolar… Pek umursamadığı uluslararası ününe 62 yaşında kavuşan Borges, Georg Steiner’in tabiriyle “belleklerimizin görünümlerine inanılmaz derinlikler katmıştır”.