Thomas Mann – Aldanan Kadın

Aldanan Kadın Kitap Kapağı Aldanan Kadın
Thomas Mann
Can Yayınları
96

Rosalie eşini kaybetmiş, kırık bir aşktan geri kalan boşluğu resim yaparak gidermeye çalışan kızı ve lise öğrencisi oğluyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Oğluna İngilizce dersi vermek için eve gelen genç Amerikalı, onu çok etkiler. Önce kendine bile itiraf etmekten çekindiği duyguları, konuşmalarına ve hareketlerine farkına varmaksızın yansıyınca ilk tepkiyi çocuklarından alır. Ama ne pahasına olursa olsun, doğanın kendisine bahşettiğine inandığı bu aşkın peşinden gitmeye kararlıdır.
Aldanan Kadın, yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsüdür. Thomas Mann, erken dönem çalışmalarından Venedik'te Ölüm'ün ana motiflerini, bu defa yaşlanmakta olan bir kadının duygu dünyasına yerleştiriyor. Eserlerinde yaşam ile ölümün karmaşık diyalektiğiyle hesaplaşan Mann, ölmeden önce tamamladığı bu son öyküsüyle adeta kendi yazınsal döngüsünü de tamamlıyor. Kitap, dönemin kadına bakışını yansıtması açısından da çok ilgi çekici diyaloglar içeriyor.

Gabriel Garcia Marquez – Mavi Köpeğin Gözleri

Mavi Köpeğin Gözleri Kitap Kapağı Mavi Köpeğin Gözleri
Gabriel Garcia Marquez
Can Yayınları
128

"Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. 'Çulluklar gözlerimizi oydu,' dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: 'Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar.' Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik."
Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm...
Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel García Márquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor.
Yazarın ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, Márquez'in 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Márquez şenliği.

Cemil Kavukçu – Aynadaki Zaman

Aynadaki Zaman Kitap Kapağı Aynadaki Zaman
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
96

Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...

Cemil Kavukçu – Başkasının Rüyaları

Başkasının Rüyaları Kitap Kapağı Başkasının Rüyaları
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
74

Cemil Kavukçu'nun iki yıllık bir aradan sonra çıkardığı yeni öykü kitabı Başkasının Rüyaları, öyküler arasındaki tuhaf ilişkiyle dikkat çekiyor. Kavukçu, bu kitabında nasıl ve neden yazdığının peşine düştüğünü hissettiriyor, yazarlığının perde arkasını aralıyor. Şimdiye kadar olmadığı kurmaca ile gerçek, düş ile gerçek dünya arasındaki hem keskin hem belirsiz sınırda gezinirken, yazarla anlatıcı, anlatıcıyla öykü kahramanı, öykü kahramanıyla yazar birbirine karışıyor, birbirinin içinde eriyor; kimin kim olduğunu unuttuğumuz bir dünyaya sokuluyoruz. Tüm öykülerin içinde gezinen aynı anlatıcı ve kahramanlar sayesinde öyküler aynı hayatın farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları gibi bir süreklilik kazanıyor. Rüya ile gerçek arasındaki ince çizgide ustaca dolaşan Cemil Kavukçu, belli ki zarını rüyadan yana atıyor ve kendini olduğu kadar okurun da uzun bir rüyanın değişik gecelere, değişik zamanlara bölünmüş labirentlerinde gezdiriyor. Belki de bütün hayatımızın, çocukluğun o istenmeden içine sürüklendiğimiz ikindi uykularından başlayarak bir rüyadan başka bir şey olmadığını söylemek istiyor.

Cemil Kavukçu – Dört Duvar Beş Pencere

Dört Duvar Beş Pencere Kitap Kapağı Dört Duvar Beş Pencere
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
126

Dört Duvar Beş Pencere, yer yer fantastik ögeler içeren, kimi zaman gerçekdışına kayan, çoğunlukla da sonu açık öykülerden oluşuyor. Bu yeni öyküler, Cemil Kavukçu'nun, öteki öykülerinden farklı bir çizgiye doğru yol aldığını, öncelikle de ustalaşma sürecini tamamladığını açıkça gösteriyor.

Cemil Kavukçu – Düşkaçıran

Düşkaçıran Kitap Kapağı Düşkaçıran
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
112

Cemil Kavukçu, tam bir öykü ustasıdır; küçücük bir kıvılcımdan tadına doyulmaz öyküler çıkarır. Düşkaçıran, yazarın yeni öykü kitabı. Kavukçu, bundan önceki kitaplarında doğup büyüdüğü İnegöl'den yola çıkarak taşralı gençlerin öykülerini, aşklarını, umutlarını taşımıştı okura... Meyhaneleri mesken edinmiş denizcileri, yaşadığı kasabaya sıkışıp kalmış genç kızları, çocukları... Düşkaçıran, Kavukçu'nun kitaplarında bir kırılmaya işaret eden yeni, farklı öykülerden oluşuyor. Bu öyküler gerçekle gerçeküstü arasında duruyor, öykücülüğümüze fantastik, gotik tatlar getiriyor. İnanılmazı, tedirgin edici düşleri, tuhaf hayvanları, hayaletleri konu ediniyor. Düşkaçıran Cemil Kavukçu okurları için gerçek bir sürpriz.

Cemil Kavukçu – Gemiler De Ağlarmış

Gemiler De Ağlarmış Kitap Kapağı Gemiler De Ağlarmış
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
108

'Bendeki asıl değişimin Cemil Kavukçu ile birlikte olduğunu söylemem gerekir. Cemil Kavukçu'yu önceden de biliyordum bilmesine, ama Uzak Noktalara Doğru bambaşka etkilerle gelmişti. İşte, demiştim, geçen kuşakların usta öykücüleriyle aynı düzeyde alınabilecek bir öykücü; bizim kuşağımızdan, hiçbir desteğe gereksinim duymadan kısa sürede adını okura duyurabilecek. O günden beri bütün yazdıklarını okuyorum. Ondaki sıradan dünyaların çarpıcılığı, öykü dilinde yakaladığı apayrı, ayrıksı dilin biricikliği, hiç anlatılmamış insanları el değmemiş ayrıntılarla kurmaca kişilere dönüştürme becerisi, ergenlik döneminin yazılmamış öyküleri, Cemil Kavukçu'yu edebiyatımızın gündemine ciddi bir biçimde getirdi.'
Semih Gümüş

Cemil Kavukçu – Temmuz Suçlu

Temmuz Suçlu Kitap Kapağı Temmuz Suçlu
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
199

Cemil Kavukçu, kendi okurunu yaratmasını başarmış yazarlardan. Bunun nedeni biraz da kendi dilini ve üslubunu yaratabilmiş, kendisini başka öykücülerden ayıran çerçeveyi başarıyla çizebilmiş olmasında yatıyor. Uzun yıllardır yazmanın kazandırdığı ustalığı Cemil Kavukçu'nun her kitabında görebilmek olası. "Temmuz Suçlu", yazarın daha önceki öykü kitaplarından derlenen bir çalışma. Cemil Kavukçu'nun Can Yayınları'nda çıkan üç öykü kitabını okumuş olanlar, bu kitaplardaki ustalığı, başarılı anlatımı, lezzeti "Temmuz Suçlu"da da bulacaklar. Cemil Kavukçu, yazma heyecanını hiç yitirmeyen yazarlardan. Küçük gözlemlerden yola çıkarak oluşturduğu ve temeline insanı oturttuğu öykülerinde, insanın çevresiyle olan ilişkisini, içsel yaşamını, yalnızlığını, umarsızlığını, umutlarını ve umutsuzluklarını anlatıyor; toplumun ve çevrenin içinde kaybolan küçük insanların evrensel öykülerini. Eleştirmen Fethi Naci'nin "tam bir anlatı ustası" dediği Cemil Kavukçu, yalın dili, abartısız ve son derece akıcı anlatımıyla bir kez daha bir okuma şöleni sunuyor bizlere.

Cemil Kavukçu – Yalnız Uyuyanlar İçin

Yalnız Uyuyanlar İçin Kitap Kapağı Yalnız Uyuyanlar İçin
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
107

Apartman girişinde, sol yanda, duvar boyunca sıralanan posta kutularından 39 numaralısı bana ait. Ondan yeterince yararlandığım söylenemez. Öbür kutular gibi (özellikle 12, 17 ve 28) zarflar ve katlanmış dergiler taşmıyor içinden. Posta kutuları bir uygarlık ölçütü olabilir mi, diye düşündüğüm oluyor zaman zaman. Ama elektrik, telefon ve su faturalarının bana ulaşmasındaki işlevi düşünüp avunuyorum. Bazen de tek tük el duyuruları buluyorum: 'Kuaför Necmi', 'Sekiz Ayda İngilizce Öğretiyoruz,' ya da 'Can Pizza-Evlere Servisimiz Vardır'. Mektup gelmez, çünkü yıllardır kimseye yazmıyorum. Kredili alışveriş yaptığım firmalar dışında bayram ve yılbaşı kartı gönderen de olmaz. Ne bir dergiye aboneyim, ne de gazeteye. Bu nedenle çantamda taşıdığım küçük anahtarı çok az kullanıyorum.

Aslı Erdoğan – Taş Bina ve Diğerleri

Taş Bina ve Diğerleri Kitap Kapağı Taş Bina ve Diğerleri
Aslı Erdoğan
Everest Yayınları
136

“Lire” dergisi tarafından “Geleceğin 50 Yazarı” arasında gösterilen Aslı Erdoğan, 2010 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandığı son öykü kitabı Taş Bina ve Diğerleri’nde, çağımızın dilsiz tanıklığını, mekânın bedenin ve imgenin içinden dokuyor, evrensel insanlık acılarını büyük bir ustalıkla seslendiriyor.

“Tutuklu, taş binadan çıkarıp cezaevi arabasına götürülene değin öylece durdu. Dimdik, erişilmez, dilsiz… Rüzgârda savrularak… Bütün tekmelere açık…”

Ernest Hemingway – Kilimanjaro’nun Karları

Kilimanjaro'nun Karları Kitap Kapağı Kilimanjaro'nun Karları
Ernest Hemingway
Bilgi Yayınevi
196

Kilimanjaro'nun Karları, Hemingway'in çok beğenilen ve en popüler yapıtlarından seçilmiş on kısa öyküden oluşmaktadır. Öyküler, Kazanan Hiçbir Şey Almaz, Kadınsız Erkekler, Beşinci Kolon ve İlk Kırk Dokuz Öykü isimli yapıtları arasından seçilmiştir. Ayrıca, Hemingway'in yetişkinler için yazdığı öyküler arasında bir Amerikan dergisinde yer almaya değer bulunan ilk eseri Katiller ve babasının intiharına ilk kez gönderme yapan otobiyografi tadındaki Babalar ve Oğullar da yer almaktadır.

Hemingway'in biyografisini yazan Carlos Baker, Francis Macomber'in Kısa ve Mutlu Yaşamı adlı kısa öyküsünü, "öz-gözlemin, kulaktan dolma bilgilerin ve uydurmaların harika birleşimi" olarak nitelendirmiştir. Hemingway'in "Bütün gerçekleri burada anlattım" diyerek pek övündüğü, kitaba ismini veren kısa öyküyse, içinde, üstüne romanlar yazılacak kadar çok malzeme barındırmaktadır. Sadeliklerinin güzelleştirdiği, yaratıcılıklarıyla heyecan veren, özenle işlenmiş her kelimesiyle türünün en iyi örneklerinden olan bu kısa öyküler, Amerikalı usta yazarı daha da yüceltiyor.

Ernest Hemingway – Yenilmeyen Adam

Yenilmeyen Adam Kitap Kapağı Yenilmeyen Adam
Ernest Hemingway
Oda Yayınları
112

20. yüzyıl Amerikan yazarlarının en ünlüsü olan "Ernest Hemingway, Yenilmeyen Adam"da bir araya getirdiğimiz üç öyküsünde okuyucuya, boğa güreşlerinin verdiği heyecanları tüm boyutlarıyla yeniden yaşatıyor. Erkeklik ve cesareti öne çıkaran "Yenilmeyen Adam", "Dünya Başkenti" ve "Elli Bin Dolar" öyküleri, içerdiği insani ve toplumsal gerçeklik ve trajik bitimleriyle okuyucuda duygu kasırgası yaratıyor.

Cemil Kavukçu – Tasmalı Güvercin

Tasmalı Güvercin Kitap Kapağı Tasmalı Güvercin
Cemil Kavukçu
Can Yayınları
96

İkinci kaptanla üçüncü çarkçı hiç keyif almadıkları her hallerinden belli olan bir bıkkınlıkla bağırışsız, küfürsüz, yorumsuz tavla oynuyorlar. Her an bırakıp kamaralarına çekilebilirler. Ben de elime geçirdiğim, iyice yıpranmış, hamur gibi olmuş elli ikilik desteyle kâğıt falı açıyorum.

Biraz sonra kamarama gidip dolabımdaki stoktan (gemide içki içmek yasak olmasına karşın, kaptan ve çarkçıbaşı dahil herkesin dolabı ağzına kadar içki doludur) bir şeyler içip kitap okumayı düşünüyorum.

Tasmalı Güvercin, öykücülüğümüzün son dönemine damgasını vurmuş yazarlardan birinin, Cemil Kavukçu'nun çok önemli bir ustalık yapıtı. Kavukçu, okurunu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Sessiz kasabaların birer kartpostal gibi hareketsiz görünümlerinin ardında yaşanan tekinsiz, ama alabildiğine renkli dünyasına...

Bugüne kadar hakkında sayısız yazı yazılan Kavukçu, Fethi Naci'yi haklı çıkarıyor: Elini neye değse öykü oluyor.

Henryk Sienkiewicz – Muzıkacı Yanko ve Kamyonka

Muzıkacı Yanko ve Kamyonka Kitap Kapağı Muzıkacı Yanko ve Kamyonka
Henryk Sienkiewicz
Papersense Yayınları
46

İki hikâyelik kitap, 1905 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görülen meşhur Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz’in imzasını taşıyor. Ülkemizde 1900 yılında Ahmet Rasim çevirisiyle Osmanlıca yayınlanan bu hikâyeleri modern Türkçeye aktarırken, çevirinin aslına mümkün olabildiğince sadık kaldık. Kitabımız hikayelerin yanı sıra, hem yazara hem de bu defa çevirmen kimliğiyle gördüğümüz Ahmet Rasim'e ait portreler ile 20 yüzyılın başlarında Sienkiewicz hakkında S. C. de Soissons tarafından hazırlanmış kapsamlı bir inceleme içeriyor. Kitabımız Sienkiewicz’in edebi gücüne Ahmet Rasim’in harikulâde Türkçesinden bakmayı vaat ediyor...

Sevgi Soysal – Tante Rosa

Tante Rosa Kitap Kapağı Tante Rosa
Sevgi Soysal
İletişim Yayınları
105

İlk yayımlandığında "yerli" olmamakla eleştirilen Tante Rosa, Sevgi Soysal'ın, sinemaya da uyarlanan en özgün eseridir. Bir roman bütünlüğüne sahip olacak şekilde birbirine ustalıkla bağlanmış on dört hikayenin ana konusu kadınlık ikilemleridir. Sevgi Soysal'ın, o kendine özgü ironisiyle anlattığı Tante Rosa, yaşamın kurallarına ve sınırlandırmalarına başkaldıran, ancak kadınlığına hapsolduğu için hep yenilen biridir. O, "bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır."