Andrey Platonov – Muhteşem Vahşi Dünya
Hikaye / 30 Mayıs 2017

Kitap Adı: Muhteşem Vahşi Dünya Yazar: Andrey Platonov Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 176 John Berger’ın “günümüzde dünyanın muhtaç olduğu hikâyecilerin öncüsü” diye nitelediği Platonov’dan yaptığımız bu derleme, yazarın dokuz öyküsünden oluşuyor. İnsanın insanla, toplumla, teknoloji ve doğayla ilişkisini, insanın sevgi ve anlam arayışını konu alan, ama okura net cevaplar vermekten kaçınan öyküler bunlar – hayatın kendisi gibi kimi zaman hüzünlü ve iç burkucu, kimi zaman absürd ve komik. Tıpkı bir kahramanının ufak tefek ihtiyar bir kadını “sonsuz değerini kavrayarak” kucağında taşıması gibi, Platonov da insanın, doğanın, tüm canlıların sonsuz değerini kavrayan ve bunu her satırında okura hissettiren bir yazar. Dahası, tanık olduğu onca kötülüğe, yaşadığı onca zorluğa rağmen insanın içindeki iyiliğe, paylaşmanın ve dayanışmanın gücüne inancını asla yitirmemiş bir yazar. İşte bu yüzden okur üzerinde dönüştürücü, sağaltıcı bir etki bırakıyor öyküleri: Hayat gailesi içinde unutmaya meylettiğimiz asıl önemli şeyleri bize o benzersiz üslubuyla, bin haykırışa bedel bir fısıltıyla hatırlatıyor.

Andrey Platonov – Dönüş
Hikaye / 30 Mayıs 2017

Kitap Adı: Dönüş Yazar: Andrey Platonov Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 168 Roman ve öykülerinin eksiksiz ve sansürsüz basımı ancak 90’larda yapılabilen Andrey Platonov, artık yirminci yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri kabul ediliyor, hatta eserlerinin Rus dilinde yarattığı etki Kafka’nın bütün Batı edebiyatı üzerinde yarattığı etkiyle kıyaslanıyor. Dönüş, Platonov’un çok sayıda öyküsü arasından seçilmiş dokuz öyküden oluşan bir derleme. Yirminci yüzyılın ilk yarısında geçen öyküler, büyük devrim ve savaşlara tanık olmuş bu dönemin çalkantılı yaşantısını yansıtıyor. Yoksulluk ve açlığın, acı ve zulmün kol gezdiği bir dünyadaki olumsuz koşulların gücünü yadsımıyor Platonov, ama öykülerinde umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen mutlu olma azmini öne çıkarıyor. Yalın gibi görünen incelikli bir dil, sıradan gibi görünen sıradışı karakterler, absürde kayabilen gerçekçi bir anlatım – tüm bunlara bir de Platonov’un hümanist bakış açısı ve ince mizah anlayışı eklendiğinde, öykülerin her biri defalarca okunabilecek edebi hazinelere dönüşüyor. Platonov’un dünyasına güzel bir giriş niteliğindeki bu derlemeyi Günay Çetao Kızılırmak’ın doğrudan Rusçadan yaptığı çeviriyle sunuyoruz.

Mehmet Kanar – Çağdaş İran Öyküleri
Hikaye / 24 Mayıs 2017

Kitap Adı: Çağdaş İran Öyküleri Yazar: Mehmet Kanar Yayıncı: Kaknüs Yayınları Sayfa Sayısı: 208 Asırlardır haklı bir şöhrete sahip olan İran edebiyatında çağdaş öykücülüğün muştucusu Cemalzade, ilk kez 1922’de Berlin’de basılan Bir Varmış Bir Yokmuş adlı hikayaler mecmuasında daha önce Dihhoda’ın Şundan Bundan’ında karikatürize ettiği insan tiplerini işledi. Sadık Hidayet, Cemalzade’nin açtığı yolda ilerledi ve psikolojik öykücülüğe doğru adım attı. Fransız edebiyatından etkilenen ve sürrealist bir hikayeci olan Hidayet, Kör Baykuş adlı eserleriyle Türkiye’de tanındı. Freud’un öğretilerinden esinlenen Bozorg Alevi Elliüç Kişi ve Zindan Hatıraları adlı hikayeleriyle “Hapis Edebiyat”nın temelini attı. Sadık Çübek, Celal Al-i Ahmed, Muhammed Hicazi, Mahmud İtimadzade, Kirmani, Nasır Müezzin, Feridun Tunkabuni, Mahmud Keyanüş, Baba Mukaddem, Resül Pervizi, Mesud Kimyager, Nasır Takvayi gibi bir çok ünlü yazarıyla elindeki aynayı bireye ve topluma çeviren İran öykücülüğü çağdaş bir çizgi yakalamayı başardı. Olabilir’i değil, olan’ı konu edindi kendine.

Oğuz Atay – Korkuyu Beklerken
Hikaye / 21 Mayıs 2017

Kitap Adı: Korkuyu Beklerken Yazar: Oğuz Atay Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 202 Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle varettiği “beyaz mantolu adam” da öyle.   1934’te İnebolu’da doğdu. Ankara Maarif Koleji’ni, İTÜ İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. 1960’ta İDMMA İnşaat -Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar’ı yayımlamasının (1971-1972) ardından, önemli bir tartışmanın odağına yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911-1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatrolarında sahnelendi. Atay 13 Aralık 1977’de, büyük projesi `Türkiye’nin Ruhu`nu yazamadan hayata gözlerini yumdu.

Nihat Genç – Kompile Hikâyeler
Hikaye / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Kompile Hikâyeler Yazar: Nihat Genç Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 111 Nihat Genç’in “Leman yazıları”ndan “kompile çekim” değilse de genişçe bir derleme. Öyküler mi? Aslında hem öykü hem deneme. Türkiye topraklarında gezinen, öykülerini bu topraklarda yaşayan insanlara ve “kök”ünden ucuna bu ülkeye dair, yer yer ateşli denemeler.

Karen Blixen – Yedi Harika Hikaye
Hikaye / 20 Mayıs 2017

Kitap Adı: Yedi Harika Hikaye Yazar: Karen Blixen Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 448 Danimarkalı yazar Karen Blixen kıskançlık, ihtiras ve melankoliyle örülü esrarlı hikâyelerinde okuru, korku ve dehşet edebiyatının gotik atmosferine götürüyor. Eserlerini Isak Dinesen adıyla da yayımlayan Karen Blixen Yedi Harika Hikâye’yi kutsal figürler, tarihî ve mitolojik göndermeler ve felsefi metinlerle besliyor. Hikâyelerinde bir başrahibenin kıymetli maymununun esrarını, bir tufanın esir aldığı insanların hayatta kalma ve geçmişle hesaplaşma gerginliğini, güzelliği dillere destan bir kadının zoraki ve mutsuz evliliğini, bir fahişenin gecenin karanlığında kayboluşunu anlatırken ormanların uğultusunu, yalnız insanların efkârını, manastırların ve kiliselerin ıssızlığını da okura derinden hissettiriyor. Karen Blixen’in, gotik edebiyatın izlerini süren ve birbirini bütünleyen bu hikâyelerini özgün dili Dancadan yapılan çevirisiyle sunuyoruz. “Bu hikâyeler, Alman Romantizmi’nin çağdaş bir esini… Geçmiş yüzyılın perileri, hayaletleri ve insanlarıyla dolu bu anlatılarda, Mozart ve Gluck operalarının balerin ve şarkıcılarının lüks düşkünü hayalleri; aşktan keyif alamayacak kadar melankolik olan genç adamların ve kendilerini iffetlerine adamış bakirelerin (…) fantastik maceraları incelikle anlatılır.” THE NEW YORK TIMES

Dostoyevski – Öyküler
Hikaye / 18 Mayıs 2017

Kitap Adı: Öyküler Yazar: Dostoyevski Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 496 Dostoyevski’nin, uzun süre romanlarının gölgesinde kalan öyküleri, yazarın bu türde de büyük bir usta olduğunu kanıtlıyor. Dostoyevski’nin öyküleri, yazarın büyük romanlarının dayandığı derin ve karmaşık âlemin yapı taşlarıyla örülmüştür. İntiharın eşiğine gelen buhran içindeki bir genç kızı anlatan “Uysal Bir Kız”dan nişanlı bir gencin yok olma korkusunu işleyen “Bir Yufka Yürek”e, toplumdan uzak düşen bir aydının gülünç portresini çizen “Timsah”tan sırlarla dolu yoksul bir adamı resmeden “Bay Proharçin”e kadar 1847-1877 yılları arasında yazılmış on dört öykünün derlendiği bu kitapta, Dostoyevski insan ruhunun dokunaklı, karmaşık ve eğlenceli yanlarına eğiliyor ve erdemli bir hayatın ipuçlarını fısıldıyor. “Dostoyevski, kendisinden bir şey öğrendiğim tek psikologdur.” FRIEDRICH NIETZSCHE

Alexsandr Sergeyeviç Puşkin – Yüzbaşının Kızı
Hikaye / 1 Nisan 2017

Kitap Adı: Yüzbaşının Kızı: Bütün Öyküler Bütün Romanlar Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Alexsandr Sergeyeviç Puşkin Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 545 Aleksandr Puşkin (1799-1837); Topu topu 38 yıl süren ömrü komploya çok benzeyen bir düelloyla son bulduğunda Puşkin, şiiri kadar roman ve öyküleriyle de (Gogol’la birlikte) 19. yüzyılın öncü Rus klasikleri arasına girmeye hak kazanmıştı. Nitekim, elinizdeki kitapta Yüzbaşı’nın Kızı’ndan Byelkin Öyküleri ve Erzurum Yolculuğu’na bu önemli anlatıcının tüm öykü ve romanları zamandizinsel sıralamayla birarada okura sunulmaktadır. Ataol Behramoğlu (1942): Şiirimizin son 40 yılındaki en önemli toplumsalcı ozanlardan biri olmanın yanı sıra, Puşkin’den Çehov’a, Lermontov ve Turgenyev’den Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi’ne çeviri edebiyatımızın da en yetkin adlarından biridir.

Nikolay Vasilyevic Gogol – Bir Delinin Anı Defteri – Palto – Burun
Hikaye / 31 Mart 2017

Kitap Adı: Palto-Burun, Petersburg Öyküleri ve Fayton Kitap Serisi: Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Yazar: Nikolay Vasilyevic Gogol Yayıncı: İş Bankası Kültür Yayınları Sayfa Sayısı: 223 Gogol’un en ünlü öykülerinin yer aldığı bu kitap her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir klasik.

Cemil Kavukçu – O Vakit Son Mimoza
Hikaye / 30 Mart 2017

Kitap Adı: O Vakit Son Mimoza Yazar: Cemil Kavukçu Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 96 İçeri girdiğimizde boş gözlerle tavana bakıyordun. Sonra bize döndün, gülümsemeye çalıştın. Sana başka bir gözle bakıyordum artık. Yalnız ben değil, hepimiz öyle bakıyorduk. Bizi kandırmıştın. Ama en acısı, hiçbir şey olmamış, hastaneye yatacağın güne kadar gizli gizli içmemişsin gibi kandırmaya devam ediyordun. Ne yapabilirdik? Bu koşullarda kızamaz, eleştiremez, kalbini kıramazdık. Olan olmuş, her şey bitmişti artık. O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırılmış bir dost, zaman kavramını yitirmiş yaşlı bir anne, batmak üzere bulunan, hedefsiz, menzilsiz bir gemiye toplanmış düşsel çocukluk kahramanları… Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.

Behçet Çelik – Yazyalnızı İki Deli Derviş
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Yazyalnızı İki Deli Derviş Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 “Bu sokaklar benim değil. Benim değil bu içime, dışıma, gözlüğüme, ellerime, tam adım atacağım yere yağan yağmur. Hiçbir anım yok bu yapıların önünde. Şu duvara sırtımı verip soluklanmadım; eğilip şu kuytu sokak arasında kimseyi öpmedim. Soluğumu dolduran kömür kokusu tanımadığım insanların sobalarından geliyor. Hiçbir sobanın üzerinde, ben varınca sofraya alınacak bir tencere inceden fokurdamıyor.” Çağdaş öykücülüğümüzün önemli isimlerinden Behçet Çelik, ilk kitabı ıki Deli Derviş’ten bu yana sıcak, akıcı, duyarlı bir Türkçeyle yazıyor öykülerini. Daha yirmi bir yaşındayken Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü’nü kazanan yazarımızın daha önce ayrı ayrı yayımlanan ilk iki kitabı, Yazyalnızı / ıki Deli Derviş’te bir araya geliyor. Bu öyküler bir yandan güçlü bir kalemin doğuşunu belgeliyor, bir yandan da gençliğin sorularla ve sorunlarla dolu dünyasını yakıcı, ama şiirli bir dille yansıtıyor.

Behçet Çelik – Herkes Kadar
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Herkes Kadar Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 120 Herkes Kadar’daki öyküler gücünü yalınlığından alıyor. Yüksek sesle konuşmuyor kahramanlar; dışarıdaki dünyadan kaçmak için değil, kendi içdünyalarına bakarak yaşananı daha derinden anlamak, kavramak için yapıyorlar bunu. Behçet Çelik, öykülerinin dilini de, kahramanlarını da okurun düş gücünün akışına bırakıyor. Böylece her kuşakta yeniden okunacak, değerlendirilecek metinler çıkıyor ortaya. “Behçet Çelik’in öykü başlangıçları tatminsizlik duygusu yaratmıyor, çünkü devamın da kendi atılımları, kendi ustalıkları var onda. Maupassant’da, Çehov’da ve özellikle onun Amerikalı uzantısı sayılan Raymond Carver’da olduğu gibi, eksiltiler de enerji veriyor Çelik’in öykülerine, sezdirilmiş ama söylenmeden bırakılmış şeyler.” Orhan Koçak, Virgül, Mayıs 2002 “Bütün öykülerde hâkim olan ‘ben’ merkezli anlatım nedeni ile kitapta bir bütünsellik havası ortaya çıksa da, her hikâyede farklı farklı kişilere odaklanıyor yazar, ama bütün bu farklı hikâye kahramanları, hayatta artık bir hikâyesi kalmayan insanlar olarak aynılaşıyorlar. Onların hikâyeleri geçmişte, hayatı coşku ve umut dolu yaşadıkları o gençlik günlerinde (…) başlamış ve bitmiş… Çelik, ağdalı bir geçmiş güzellemesine kaçmadan, iş hayatını, insan ilişkilerini ve bizzat varoluş biçimlerini sorguluyor, bundan böyle yaşanılacak şiirsel bir hikâyenin imkânsızlığını hissettiriyor okuyucuya.”

Behçet Çelik – Gün Ortasında Arzu
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Gün Ortasında Arzu Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Behçet Çelik’in 2008 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan kitabı Gün Ortasında Arzu’da on sekiz öykü yer alıyor. Günümüz insanının içdünyasına, başkalarıyla girdiği ilişkilerdeki anlık gerginliklere, yaşadığımız çevreden yükselen sese, kokuya uzanıyor her biri. Çelik’in öyküleri yetkinlikle aktarılmış ayrıntılardan alıyor gücünü. Okuru yaratıcı bir okuma deneyimine sürüklüyor; öykünün, yazının ortağı kılıyor. Gün Ortasında Arzu, son dönem edebiyatımızın en parlak kitapları arasında. “Gün Ortasında Arzu, Behçet Çelik’in öykücülüğündeki en önemli basamağı gösteriyor. Bu düzeyin son kitabında ortaya çıkması yazarın sürekli gelişme çizgisinin yukarı doğru ivmelendiğinin işaretidir.” Semih Gümüş, Radikal Kitap, 8 Şubat 2007 “Öykülerde asıl anlatılan zaman bugün değil, geçmiş; asıl anlatılan kişi kahraman değil, öteki; anlatılan mekân ise bulunan yer değil, özlem duyulan yer. Yazar da aynı öykülerinde anlattığı, suskunluklarıyla suçlanan erkek kahramanları gibi, bize şimdi, burada, nasıl gibi basit şeyler anlatmıyor, asıl anlatmayı seçtiği, anlatmadıkları. Ve bunda çok başarılı.” Asuman Kafaoğlu-Büke, Taraf, 13 Mayıs 2008

Behçet Çelik – Düğün Birahanesi
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Düğün Birahanesi Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 136 “Denize kaçmıştım. O kocaman suya sığınmıştım. Gecenin bir vakti. Kıyı tehlikeliydi, başka zaman olsa dünyada inmezdim bir başıma. Denizse güvenliydi o gece. Ardımdan gelir sanmıştım. En azından korumak ister, demiştim. Ona bağırmış, kapıyı çarpıp çıkmış da olsam. Denizin beni koruyacağını anlayana kadar içim içimi yemişti. Birileri gelecek, beni görecek diye değil, gelmezse diye. ‘Gelmedi işte,’ demiştim, ‘gecenin bir vakti nereye gittiğimi merak bile etmedi.'” Düğün Birahanesi, öyküleriyle Behçet Çelik’i yakından tanımak isteyenler için biçilmiş kaftan. Bu kitapta yer alan on üç öykü, yaşantılarını ele vermeyen, ama okuru kendi serüvenlerine ortak olmaya çağıran kişilerle dolu. Çelik, öykülerin ayrıntılarını ustaca dokuyor; bu nedenle birbirine benzermiş gibi görünen mekânlar, kişiler, metinleri zenginleştiriyor. Düğün Birahanesi, Behçet Çelik’in sürprizlerle dolu dünyasının kapılarını açıyor. “Behçet Çelik’in öykülerindeki sesin demokratikliği, öykü türünün geneldeki yapısına uyuyor. Öykünün yaşamın bütününü kucaklamak, her şeyi kapsamak gibi bir savı yok. Anlattıkları daha küçük ölçekte, daha minimal, daha yalın.” Mehmet Serdar, Adam Öykü, Kasım-Aralık 2004

Behçet Çelik – Diken Ucu
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Diken Ucu Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 128 “Onu özlediğim için aradığımı sanmış olmalı. Özlemedim diyemem, ama özlediğim o mu, bundan emin değilim. O kitabı geçen akşam elime almasaydım, onu aramak aklıma gelmezdi. Boş gözlerle kitaplığa bakıyordum – ne sık yapar oldum bunu. Okunmuş okunmamış, çeyrek yarım bırakılmış kitapların ne anlattıkları, ne hakkında oldukları değildi aklımdan geçenler. Ne zaman aldığımı, okurken neler düşündüğümü hatırlamaya çalışıyordum; fotoğraf albümüne göz gezdirirken birdenbire karşıma çıkan hem tanıdık hem yabancı bir yüzü tanımaya çalışır gibi…” Günümüz öykücülüğünün öne çıkan isimlerinden Behçet Çelik, yeni kitabı Diken Ucu’yla Can Yayınları’nda. Her zamanki sessiz, abartısız anlatımıyla Behçet Çelik, kenar köşe kent insanının arasında dolaştırmaya devam ediyor kalemini: sıradan insanın günlük hayatından anlar; sade, akıcı bir anlatım; insanca, alçak sesli, bir didişmeyi anlatırken bile barışçıllığını yitirmeyen öyküler. Kendini çoktan kanıtlamış bir yazardan, okurunun beklediği yeni öykü derlemesi. Bu kitapta bir araya gelen öyküler yüksek sesle konuşmuyor, parlak ifadeler peşinde koşmuyor; alabildiğince yalın bir dille insanlık hallerinin en derinine iniyor.