Peride Celal – Mektup

Mektup Kitap Kapağı Mektup
Peride Celal
Can Yayınları
144

Telefonda neden romandan öyküye geçtiğimi sordunuz. Ben, öyküden romana geçen bir yazarım. İlk gençliğimde ve daha sonraları da yüzlerce öykü yazdım. Bunlar gazete sayfaları arasında kaybolup gittiler. Kaybolan bu öykülere hiç acımıyorum. (...) Sonradan roman yazmaya başladım. Arada öyküler yazmadım değil. Ama bunları kendim için yazar, saklar gibiydim. İlk öykü kitabım 1978'de çıktı. Kitaba adını veren Jaguar, insanlardan çok bir arabanın öyküsüydü. (...) Birkaç roman arasında yazdığım öyküler, 1981'de Bir Hanımefendinin Ölümü adıyla çıktı. Son öykü kitabım da Pay Kavgası. (...) Öykü yazmak kolay iş değil. Romandan bile zor bir bakıma. Daha da zevkli. Ben, bildiğiniz gibi, burjuva bir aileden gelen, büyük kenti ve bu çevrenin, büyük kentin tutucu, yozlaşmış insanlarını eleştiren bir yazarım. Mektup adlı bu yeni kitabımdaki dört öykü de, romanlarım gibi aynı düşünce ve gözlemlerle yazıldı.
-Peride Celal-

Carlos Maria Dominguez – Kağıt Ev

Kağıt Ev Kitap Kapağı Kağıt Ev
Carlos Maria Dominguez
Jaguar Kitap
94

Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte yaşar. Kâğıt Ev, işte bu kitap tutkunlarından Carlos Brauer'in ve onun -bir edebiyat profesörü olan- Bruma Lennon'la olan gizemli ilişkisinin, bu ilişkinin gün yüzüne çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad cildinin, kitap ve okuma aşkıyla dolu yaşamların hikâyesi...

Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez'in, yayımlandığı her ülkede büyük ilgi uyandıran novellasını Seda Ersavcı İspanyolca aslından çevirdi. Peter Sis'in çizimleri ve Cem Ersavcı'nın kapak fotoğrafıyla, kalın ciltlerin arasında saklanacak bir mücevher...

Mustafa Kutlu – Mavi Kuş

Mavi Kuş Kitap Kapağı Mavi Kuş
Mustafa Kutlu
Dergah Yayınları
211

Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur.

Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz.

Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarenk boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır.
Sineklik kıpırdamaz.
Havada en ufak bir esinti yoktur.

Yusuf Atılgan – Bütün Öyküleri

Bütün Öyküleri Kitap Kapağı Bütün Öyküleri
Yusuf Atılgan
Can Yayınları
144

Odam uzaktı. Bir park çıktı önüme. Elmayı çıkardım. Sanki küfeden aldığım değildi bu, kırmızılı yeşilli iri bir elmaydı. Karşıdaki otların içine fırlattım. İçimde teneke borudan çıkan dumanı gördüğümdeki aynı kazıntı vardı. Yandaki kanepede oturan bir adam bana bakıyordu: beni görüyormuş, ben oradaymışım gibi.

 

Yusuf Atılgan, ilkgençlik yıllarında yazdığı öyküleriyle Tercüman gazetesinin açtığı yarışmada ödül kazanmış, daha sonra öykülerini edebiyat dergilerinde yayımlamıştı. Tek öykü kitabı Bodur Minareden Öte’yi 1960 yılında çıkardı. Yazarın bütün öyküleri ilk kez 1992 yılında Eylemci adıyla basıldı, Bütün Öyküleri başlığını taşıyan ve Ekmek Elden Süt Memeden’deki çocuk öykülerini de kapsayan bu kitapsa 2000’de yayımlandı. Edebiyatımızın bu büyük yazarının öyküleri okura romanlarının atmosferi ve coğrafyası hakkında ipuçları verecektir.

Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları

Nun Masalları Kitap Kapağı Nun Masalları
Nazan Bekiroğlu
Timaş Yayınları
160

Nazan Bekiroğlu’nun Unutulmaz Eseri “Nun Masalları” Timaş’ta.

Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı.
Hiçbir şey kalmadı geriye.
Bir büyük boşluk kaldı geriye.
Bir deutun bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Nazan Bekiroğlu – Cam Irmağı Taş Gemi

Cam Irmağı Taş Gemi Kitap Kapağı Cam Irmağı Taş Gemi
Nazan Bekiroğlu
Timaş Yayınları
248

Taşın boyanmasıydı adet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renklerle yetindi. Gözlerini karla hiç ovmamış kadınların ülkesinde buz mavisi, yağmur grisi gibi, kar beyazının da adı olmazdı elbet ama renklerin en zor olanı, kendisinden başka bütün renkleri yutanı, renksizlik kılanı, göz yakıcı çiğ beyaz bile onun duvar resimlerinde yumuşadı, uysallaştı. Hacmini buldu, boyun eğdi, renklerden bir renk oldu. En çok da bir yıldız ırmağının üzerinde akan lacivert gökyüzünün altında güzel durdu. Çünkü kraliçe her defasında yıldızlı gök altında beyaz bir elbise giyiyor oluyordu. Yontucu her şeyi üstün bir gerçekçilik duygusuyla tamamladı. Tasvirleri arasında bu gerçekçilikle bağdaşmayan tek sahne, lacivert ırmağın burgaçlı dalgaları arasına saldığı, batacağı ya da yol alacağı zamanın tek anlık aynasından belli olmayan taş geminin üzerine kaldı. Onun da tek yolcusu vardı

Tezer Özlü – Kalanlar

Kalanlar Kitap Kapağı Kalanlar
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları
52

"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı."

Efsane sahibiyle yüzleşiyor.

Tezer Özlü – Eski Bahçe Eski Sevgi

Eski Bahçe Eski Sevgi Kitap Kapağı Eski Bahçe Eski Sevgi
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları
124

Tezer Özlü'nün 'Bütün Yapıtları'nı yayına hazırlayan Yapı Kredi Yayınları, yazarın kısa anlatılarını bu ciltte topladı. Yaşamöyküsel esintilerin coşkusundan delici gözlem gücüne kadar, yazarın iç dünyasının panaromasını sunuyor bu kitap.

Necati Cumalı – Dila Hanım

Dila Hanım Kitap Kapağı Dila Hanım
Necati Cumalı
İnkılap Kitabevi

Dila Hanım'da olaylar biraz masalsı yanıyla dikkatimi çekti: Dila Hanım erkek kılığına girmiş can düşmanını ararken aşka düşer. Meğer aşık olduğu adam öldürmek için aradığı adamdır. Bunu ancak onun evine gidince bilir. Onun kendisini sevdiğinden, gördüğünden en ufak bir şüphesi olmamasına karşın gece kapının sürgüsünü çekmez onu bekler. Bir görüşte ne çok sevdiğini de aynı gece iyice görür. Bir yanda yeeeerde konmaması gereken kan, bir yanda aşk: Çaresiszliğe düşer. Rıza Bey de onu ilk görüşte sevmiştir, misafir ettiği günün gecesinde hiç bir şey konuşmamış olduğu halde, onun sevgisinden emin, herkes uyuduktan sonra odasına girer, konuşurlar. Tutku ile bağlanmışlardır artık. Birbiri için ölümü göze alacak kadar.
Öykünün başlarında, Bey'in cenazesinin getirlişi gerçekçi betimlemelerle çok keyifli. Cumalı müthiş bir atmosfer yaratmış kar betimlemeleri ile. Ayrıntı hatırlamıyorum ama nedense cenazenin getirilişi, bana Kuyucaklı Yusuf'u anımsattı.

" Seni görür görmezdavullar zurnalar vurdu yüreğimde" hem niyeti, hem duyguları açıklaması yönüyle çok coşkulu,çok zengin, öyle aklımda kaldı bu cümle.
Birçok öyküsünde olduğu gibi burada da kadını, etkinliği açısından önceleyen bir yaklaşım sergilemiş Cumali. Bütün azametine karşın, Dila Hanım'ın karşısında neredeyse çaresizdir Rıza Bey. Son sözü kadın söylemiştir. Kadın son sözünü neden böyle söylemiştir? Geleneklere mi yenik düşmüştür, kendine mi?

Pırnal ve kenter kelimeleri ile ilk kez bu öyküde karşılaştım. Kenter'in anlamını bulamadım sözlükte.
Dila Hanım'ın filmide yapılmıştı yanılmıyorsam, başrolleri Kadir İnanır ile Türkan Şoray oynuyordu, onun sonunda ikisi de ölüyordu. Ve Dila hanım, buradaki gibi güneş yanığı yüzü ile tüysüz erkekleri anımsatmıyor, güzelliği le göz kamaştırıyordu.

Orhan Veli Kanık – Hoşgör Köftecisi

Hoşgör Köftecisi Kitap Kapağı Hoşgör Köftecisi
Orhan Veli Kanık
Yapı Kredi Yayınları
64

Orhan Veli'nin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyan'dan "serbest" olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı.

Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

Hoşgör Köftecisi okurlarının, "keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı" diyeceğini düşünüyoruz.

Kerem Işık – Aslında Cennet de Yok

Aslında Cennet de Yok Kitap Kapağı Aslında Cennet de Yok
Kerem Işık
Yapı Kredi Yayınları
88

Aslında Cennet de Yok, öyküleri kitap-lık, Eşik Cini, Notos Öykü, Özgür Edebiyat dergilerinde yayımlanan Kerem Işık'ın ilk kitabı. Yazar öykülerinde, yaşamın olağan görünen akışı içinde pek de göze çarpmayan ayrıntıları bütün sıradan görüntüsünden çekip, incelikle, yalın bir dille işliyor. Kerem Işık odaklandığı konuyu ve meselesini, kimi zaman çokkimlikli bir parçalılıkla, kimi zaman sıradan insana yönelen bir sesin dikkatiyle ve en sade haliyle ele alırken, abartılı söz oyunlarına başvurmadan, delidolu, öfkesini içten içe işleyen, duygulu, düşünceli karakterin naif ses perdesinde kalarak, duru bir Türkçeyle kuruyor öykülerini: naif bakışını insanın geçiciliğini kavramış bir dünya görüşüyle bütünleştirmiş oluyor.

Vüs’at O. Bener – Kapan

Kapan Kitap Kapağı Kapan
Vüs'at O. Bener
Yapı Kredi Yayınları
64

"Yine de saygım baskın çıkıyor. Birkaç günün büyütecinden bakmayı korumaktan alamıyorum kendimi. Seni öyküler dışı tutacağım. Öyküler ancak bizim dışımızda yaşanmışlık sanrılarında uyutacak bir kısa zaman için -içi sıkılanları. Onlara bir ölçü duygu da katacağım hatır için! Yazık ki deliremeyeceğim."

Dost-Yaşamasız, Bay Muannit Sahtegi'nin Notları, Siyah-Beyaz, Mızıkalı Yürüyüş-Kara Tren, Buzul Çağının Virüsü, Ihlamur Ağacı-İpin Ucu'ndan sonra Kapan ile Vüs'at O. Bener yazını sürüyor.

Vüs’at O. Bener – Dost Yaşamasız

Dost Yaşamasız Kitap Kapağı Dost Yaşamasız
Vüs'at O. Bener
Yapı Kredi Yayınları
270

Modern Türk öyküclüğünde "altın kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950 kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında "Dost" adlı öyküsüyle adını duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az sayıdaki öykü, roman ve oyunlarla edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer edindi. Şimdi bütün yapıtlarıyla YKY'de...
Bener, konuşma dilini tüm doğallığıyla, ona yoğunluk kazandırarak kullanır. Behçet Necatigil, onun için "Gerçekleri aydınlıktan uzaklaştırıp soyutlamaları götürme çabaları ve anlatışındaki yeniliklerle çağdaşı hikayecilerden ayrı bir yol tuttu" der.

John Steinbeck – Uzun Vadi

Uzun Vadi Kitap Kapağı Uzun Vadi
John Steinbeck
Sel Yayıncılık
158

Dünya edebiyatının en güçlü kalemlerinden, destansı romanların usta yazarı John Steinbeck bu kez anlatının en zor, en rafine türüne; öyküye yöneliyor. Salinas vadisinin tepelerinden, kanyonlarından, küçük kasabalarından geçerek sıradan insanların küçük, yalın dünyalarından evrensel temalar yaratmayı yine başarıyor. 1930'lar Amerikası'nın hüzünlü ama umutlu, yalnız ama direngen karakterleri; kent ve kır, geçmiş ve gelecek arasındaki çelişkilerle boğuşurken, Steinbeck her zamanki titizliğiyle projeksiyonu yazından çok okura döndürüp, başka tür bir sorgulamaya yöneltiyor.

İnsanın yaşadığı coğrafya, zaman ve mekânla ilişkisini incelikli bir biçimde yansıtan öyküler, uzak, farklı ve bir o kadar da benzer dünyaların kapılarını kimi zaman bir çiçek adı, kimi zaman da küçük bir tasvirle açıyor. Aralarında ödüllü öykülerin bulunduğu, efsanevi Güney Gotiğine de selam duran ve 1938 yılında yayımlanan bu derleme, güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeden ilk kez Türkçede…

David Vann – Bir İntihar Efsanesi

Bir İntihar Efsanesi Kitap Kapağı Bir İntihar Efsanesi
David Vann
Can Yayınları
240

Jim tekrar Roy'un yanına oturup onu seyretti. Hâlâ aynıydı, tamamen aynı. Biraz öteye fırlayan 44'lük Magnum'u eline aldı. Namluyu kendi kafasına dayadı, fakat indirip manyak gibi gülmeye başladı. Kendini öldüremiyorsun bile, dedi kendi kendine yüksek sesle. Sadece kendini öldürme oyunu oynuyorsun. Önündeki elli yıl boyunca ayık kalıp her dakika bunu düşüneceksin. Senin payına düşen bu.

Hayatta herkesin payına düşen acı vardır. Ölüm başı çeker. Hele insanın yaşamına farklı bir yoldan girdiyse... İntihar eden babaya duyulan özlem, sadece öfke duygusuyla bastırılabilir. Ne hesap sorulabilir ona, ne de anlamaya çalışılır. Ama gün gelir, yazar, alıp kalemi eline bedel ödetir bırakıp gidene; altından kalkamayacağı bir acı yükleyerek...

Bir İntihar Efsanesi, Caribou Adası'yla tanıdığımız Amerikan edebiyatının genç yıldızı David Vann'ı dünya çapında üne kavuşturan kitap. Gerçekle kurmacanın çok ince bir çizgiyle ayrıldığı, insanı, farkına varmadan ya da varmak istemeden alıp götüren öyküler...

"Bir İntihar Efsanesi, adının vurguladığı gibi kişisel bir mitosu irdeleyerek, dağılmış bir ailenin geçmişine uzanıyor, o geçmişi yeniden sorguluyor ve yeniden kurguluyor."
Stewart O'Nan, Kayıplar İçin Türküler'in yazarı

Yazı dolaşımı