Wolfgang Borchert – Bu Salı
Hikaye / 15 Aralık 2017

Kitap Adı: Bu Salı Yazar: Wolfgang Borchert Yayıncı: Afa Yayınları Sayfa Sayısı: 128 “Bir tek sinema bileti için ödenen para karşılığında satın alınabilecek bu seçmeler, bugün Borchert’in ilk kez askeri tutukevini boyladığı yaşta olanlara sesleniyor. O sıralar yirmi yaşındaki asker Borchert’in mektupları devletin güvenliğini sarsıcı nitelikte görülmüş, bu yüzden yazarı ölüme mahkum edilmiş, ama altı hafta kadar bir hücrede bekletikdikten sonra hayatı yeniden bağışlanmıştır. Yirmi yaşında olmak, altı hafta bir hücrede pineklemek ve öleceğini, Hitler ve savaş üzerine düşündüklerini açığa vurduğu birkaç mektup yüzünden öleceğini bilmek! Bu kitabı ellerine alan yirmi yaştakiler, insana kendi fikirlerinin ne denli pahalıya patlayabileceğini, karşılığında ödenmesi gereken bedelin ne denli yüksek olabileceğini göreceklerdir.”

Wolfgang Borchert – Ama Fareler Uyurlar Gece
Hikaye / 15 Aralık 2017

Kitap Adı: Ama Fareler Uyurlar Gece Yazar: Wolfgang Borchert Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 336 İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası’nda askere alınarak gönderildiği Rus Cephesi’nde ağır yaralanıp nasyonal sosyalizm karşıtı görüşlerinden dolayı tutuklanan, 1942 ve 1944’te iki kez çarptırıldığı ağır hapis cezalarında yakalandığı hastalıklar yüzünden yirmi altı yaşında hayatını kaybeden Wolfgang Borchert, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı’nın önde gelen isimlerindendir. Ölümünden önceki iki yıla sığdırdığı yapıtıyla umudunu, vatanını, yaşama amaçlarını yitirenlerin sesi olmuştur. Yapıtı manifesto niteliğiyle okunması gereken, gerçeklikle düş gücünü, insanın yıkıcı dünyasıyla edebiyatın yırtıcı karakterini birleştirebilmiş bir dil aracılığıyla, savaşın karanlığına özgün bir bakış getirmiştir Wolfgang Borchert. Bugün, sesi hâlâ gür ve sarih biçimde duyulurken, savaş karşıtı feneri ışığını bütün keskinliğiyle koruyor. “…aramızda, ah kim çıkar aramızda, kim kurşunlarla delik deşik bir akciğer hırıltısına bir şiir düzebilir, kim bir idam mahkûmunun çığlığını şiire dökebilir, kim bilebilir o ölçüyü, bir ırza tecavüze uygun düşecek o ritmik ölçüyü, kim makinelilerin uluyuşunu duyuracak bir vezin bilebilir ve bir sözcük, içinde gökyüzünün artık yansımadığı, yanan köylerin bile yansımadığı, ölü bir at gözünün yeni susmuş çığlığını anlatabilecek bir sözcük bulabilir, hangi basımevinde yük vagonlarının pas kırmızısı, bu dünya yangını kırmızısı, ak insan tenindeki bu kurumaya başlamış kan…

Abidin Dino – Yeditepe Öyküleri
Hikaye / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: Yeditepe Öyküleri Yazar: Abidin Dino Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 96 Abidin, gençlik yıllarında, arada bir Tophane’deki esrar tekkelerine uğradığını, o yöredeki yosmalarla, esrarkeşlerle, toplumun lümpen tabakasıyla “tanıştığını” anlatırdı. O günlerden kalan kimi desenlerinde o insanlardan birkaçını tanımıştık. Yaklaşık yetmiş yıl sonra, Yeditepe Öyküleri, onları kitaplıkların karanlık köşelerinden bulup çıkaran yorulmaz Turgut Çeviker’in çabalarıyla işte bu desenlerin eşliğinde okuyucuya ulaşıyor.(…) Bu kitapçıkta yer alan beş küçük öyküyü, yazıldıkları dönem ve o dönemin Türk yazınını göz önünde tutarak değerlendirmek gerekir… Bu değerlendirmeyi yaptığımızda şaşırtan bir olguyla karşılaşıyoruz: O dönemin Türk öykücülüğünde, bu öykülerin benzeri yok. Buna karşılık bu öyküler, garip bir biçimde, Babel’i anımsatıyor. Onun Odessa Öyküleri’ni… Ferit Edgü

D. H. Lawrence – Adaları Seven Adam
Hikaye / 6 Aralık 2017

Kitap Adı: Adaları Seven Adam Yazar: D. H. Lawrence Yayıncı: Notos Kitap Sayfa Sayısı: 126 Joseph Conrad’ın Zafer adlı romanının kahramanı Axel Heyst, “Bu adalara vurgunum ben!” der. D.H. Lawrence’ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsü de “Adaları seven bir adam vardı” diye bir masal gibi başlar. Çevresine yabancılaşmış modern insanın, mutluluğu kaçışta aramasını dile getiren Lawrence, Axel Heyst’i başka bir düzeyde yeniden anlatır sanki. “Hiç kimsenin bir ada olmadığını”, bir kaçış ütopyasının çağdaş yaşamın insan bilincinde yarattığı bunalımlara çözüm getiremeyeceğini bir daha gösterir Lawrence. Bu bakımdan amacı, eninde sonunda Conrad’ınkiyle birleşir. Lawrence’ın kahramanı da herkesten uzaklaşmak, bir adaya, yalnız kendisinin olacak bir adaya, kendi dünyasına kapanmak ister. Bu özlemi gerçekleşir. Akşit Göktürk Adaları Seven Adam çağdaş dünya edebiyatının en önemli yazarlarından D.H. Lawrence’ın üç öyküsünü bir araya getiriyor: “Adaları Seven Adam”, “Dokundun Bana”, “Sallanan At Birincisi”.

Bekir Yıldız – Beyaz Türkü
Hikaye / 6 Aralık 2017

Kitap Adı: Beyaz Türkü Yazar: Bekir Yıldız Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 80 Urfalıydı… Emekçiydi… Durgundu, sessizdi, gizemliydi, saygılıydı, saygındı; eski çağlarda Anadolu’nun bir kayasına mı yontulmuştu yüzü? Bakışlarında gözsüz bir heykelin derinliği mi vardı? Gözlem gücüne ne diyelim? Emekçinin çilesinde yazgısını örerek yükselenlere özgü bilincin sessizliğiyle donanmıştı. Edebiyatımızdan bir yıldız kaydı: Bekir Yıldız… Yıldız’ın yapıtları edebiyatımızın yüzünde gül yaprağı gibi açılmış şark çıbanıdır…. Öyle bir yara ki… Hem yakışıyor… Hem izi silinmeyecek. İlhan Selçuk

Aka Gündüz – Türk Duygusu
Hikaye / 6 Aralık 2017

Kitap Adı: Türk Duygusu Yazar: Aka Gündüz Yayıncı: Toker Yayınları Sayfa Sayısı: 143 Ana Sözü Köylüler Gazi’nin en eski, en candan ahbaplarıdır. Gazi köylülerle her vakit senli benli konuşur, dertleşir, şakalaşır ve onları çok sever. Onlar için çalışırdı. Gazi gene bir gün cephe arkasındaki köyleri dolaşıyordu… Yanındakilerin evlerine uğruyor, kiminde bir kahve içiyor, kiminde sigara yakıyordu. O güne kadar hiç görmediği ihtiyarca bir kadına rastgeldi… Konuştu ahpap oldu. Kadın onun Gazi olduğunu bilmiyordu ama hiç aldırmıyordu. Sanki kardeşi, oğlu, yeğeni ile konuşurmuş gibi konuşuyordu. Bir yarım saat kadar dereden tepeden, şundan, bundan konuştular. Bir aralık Gazi kadına sordu: -Senin cephede kimin kimsen var mı? -Oğlum var, oğul! -Başka kimin neyin var mı? -Hiç kimsem yok. -Oğlunu biz mi aldık, yoksa sen mi gönderdin? -Hem o istedi hem ben gönderdim! -Madem ki başka kimsen yokmuş, bir oğlunu niye gönderdin? -Na yapayım oğul! Bir tane vardı bir taneyi gönderdim. Üç tane beş tane olsa, beşini birden gönderirdim. (Gazi) elini kadının başına koydu ve yanındakilere dedi ki: -İşte bunu dünyada yalnız Türk anası yapar.

Julio Cortazar – Cinayeti Gördüm
Hikaye / 27 Kasım 2017

Kitap Adı: Cinayeti Gördüm Yazar: Julio Cortazar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 184 Bu kitapta, fantastik kısa öykünün büyük ustalarından Julio Cortazar’ın en güzel öykülerinden bir seçki sunuyoruz. Seksek adlı başyapıtıyla geleneksel roman yapısını altüst eden Cortazar, bu öykülerinde gerçekliğin görünen yanından çok, görünen ardındakine yöneliyor. Cortazar’ın öyküleri, Taocu Çin Klasiği Zhuangzi’deki bir öyküyü anımsatır: Rüyasında kelebek olduğunu gören bir adam, uyandığında, rüyasında kelebek olduğunu görmüş bir adam mı, yoksa rüyasında insan olduğunu görmüş bir kelebek mi olduğunu anlayamaz. Cortazar’ın belki de en ünlü öyküsü olan “Şeytanın Salyaları”, 1966’da Michelangelo Antonioni tarafından “Blow-Up” adıyla beyazperdeye uyarlanmış, film ülkemizde “Cinayeti Gördüm” adıyla gösterilmişti. Yaşamın bir yanılsama olduğunu anlatan bu öykü, Nihal Yeğinobalı’nın dilimize kazandırdığı bu kitaba da adını verdi.

Orhan Kemal – Grev
Hikaye / 22 Kasım 2017

Kitap Adı: Grev Yazar: Orhan Kemal Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 225 Orhan Kemal her zaman romancı kimliği ile bilinen bir yazardır. Ustalıkla yazılmış, hiç eskimeyen, tadını yitirmeyen bu romanların bu kadar sevilip akılda kalması tabii ki haksız değil. Ancak Orhan Kemal’in öykücülüğünü de unutmamak gerekiyor. İşçilerin dünyasından seçilmiş bu öykülerde de yine onun insnaın en derinine inen bakışını görmek mümkün. Orhan Kemal’in bakışı her zamanki gibi koyu karanlığın ardındaki umudu, aydınlığı yakalıyor. Orhan Kemal’in kitapları bîr okurum hayatta rastlayabileceği o çoknadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Orhan Kemal’in kitapları bîr okurum hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir

Adelbert Von Chamisso – Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü
Hikaye / 18 Kasım 2017

Kitap Adı: Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü Yazar: Adelbert Von Chamisso Yayıncı: Kolektif Kitap Sayfa Sayısı: 111 “Sevgili dostum, insan bir kere düşüncesizlik edip doğru yoldan ayrılırsa, onu hep aşağıya, daha aşağıya çeken başka yollara da sapar; gökyüzünde ona yön gösterecek bir yıldız araması da boşunadır; zira çaresi yoktur, yokuş aşağı gidecek ve intikam tanrıçasına kurban olacaktır.” Modern insanın çaresizliğinin masallara özgü bir üslupla aktarıldığı Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, sonsuz bir servet elde etmek adına Şeytan’a gölgesini satan Peter Schlemihl’in diğer insanlar tarafından aşağılanıp dışlanmasını anlatır. Adelbert von Chamisso’nun edebiyat tarihine damgasını vuran bu eşsiz hikayesi, aradan geçen iki yüzyıla rağmen hâlâ geçerliliğini koruyor. “Damgalanmış ve dışlanmış bir adamın çektiği ızdırapların derin bir tasviri.” – Thomas Mann-

Murathan Mungan – Kadınlığın 21 Hikayesi
Hikaye / 10 Kasım 2017

Kitap Adı: Kadınlığın 21 Hikayesi: (Murthan Mungan'ın Seçtikleriyle) Yazar: Murathan Mungan Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 280 Kadınların çocukluklarından yaşlılıklarına ömürleri boyunca içinde yer aldıkları çeşitli durumları gösteren öyküler bunlar; yaşam boyu verdikleri var olma savaşı; anne, eş, kız çocuğu, sevgili, metres olarak sürekli kendilerini bir erkek üzerinden tarif etmenin ağır, uzun yolu; bu uğurda onları çoğu kez karşı karşıya getiren ilişkilerin eşitsiz aritmetiği? Durumların bir aradalıklarından, öykülerin art arda dizilişlerinden bir üst cümle kurmak istedim. Dönüp tek tek hikayeleri, durumları yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak olan bir üst cümle? Edebiyatın asıl gücünün burada saklı olduğunu düşünüyorum. Akıp gideni durup görmemizi sağlayacak olan bir atmosfer yaratmak, bir dünya kurmak. Öğrenmiş gözlerle bize hayatı yeniden iade etmek. Yazdıklarım bir yana okuduklarımı okurla paylaşma isteğim de bu yüzden… Yazarlar Roald Dahl – Margaret Atwood – Flannery O’Connor – Judith Hermann – Jean Rhys – Katherine Mansfield – Dorothy Parker – Tama Janowitz – Doris Dörrie – Hanif Kureishi – Charles Bukowski – I. Bachmann – Italo Calvino – V. S. Pritchett – Marta Lynch – Vasco Pratolini – G. G. Marquez – D. Lessing – Alice Walker – Jhumpa Lahiri – Elsa Morante

Virginia Woolf – Pazartesi ya da Salı
Hikaye / 7 Kasım 2017

Kitap Adı: Pazartesi ya da Salı Yazar: Virginia Woolf Yayıncı: Notos Kitap Sayfa Sayısı: 185 Cesaret dolu bir yaşam, çalışmakla geçen yıllar, umutsuzluk, bekleyiş, verimsiz arayış günleri ve sonun getirdiği yalnızlık korkusu; bütün bunlar olası aldatmacasını hemen yadsıdığı şu küçük cümlenin teminatından başka gerekçeye yer bırakmaz: “Fakat bir gün elimize bir kalem alıp yazmaya başladığımızda ne olacağını kim bilebilir? Gerçeklik, belli bir şeyken, onu şuna buna çevirmemek ne kadar da zor.” -Maurice Blanchot- Pazartesi ya da Salı’da okuyacağınız, fildişi kulesinde yalnızlaşan bir yazarın değil, tam da yazarak insanlarla kucaklaşan bir yaşam müptelasının öyküleri. Artık “kendine ait bir oda”ya kapanmış, kitap kapaklarının hapsettiği o sıkıcı Woolf portresi değil baktığımız. Edebiyatın en özgün imgelerinin mucidine ait bir âlem. İşte bu yüzden Woolf’u görmek, o hülyalı ve soyut portreye bakıp iç geçirmek değil, onun ahenk ve karmaşa arasında gidip gelen oluş âlemini seyretmek. Woolf’u okumak, “kendine ait” olanı dünyaya ait kılan, birbirine taşan evrenleri yaratan kadını okumak. O beylik portredeki hareketsiz, dingin, soyut Woolf klişesinin tam aksi; koşan, uçan, dağılan, nesnelere dönüşen, varoluş imkânlarını açan, zamanı varoluşun tecrübesinde veren yaratıcıyı okumak.

Cengiz Tan – Yürekten Hikayeler
Hikaye / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Yürekten Hikayeler Yazar: Cengiz Tan Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 142 Hikâyeler vardır, okurken sizi ürperten… Hikâyeler vardır, sizi duygu atmosferinde gezdiren… Hikâyeler vardır, kendi hayatınızdan kesitler bulduğunuz… Hikâyeler vardır, okurken gözleriniz dolar, yaşlar boşanır… Ve okuyup bitirdiğinizde, zihninizde derin izler bırakan hikâyelerdir bunlar.. Kim bilir, defalarca okur, aynı duygu çağlayanında yıkanırsınız. Derin düşüncelere dalar, etrafınıza anlatır, herkesle paylaşmak istersiniz. Hayal mahsulü değildir bunlar. Dilden değil, gönülden çağlamışlardır, bir şelâle gibi… Belki bir ömre bedel tecrübelerdir, belki bir kitap kadar ders yüklüdür, belki dolu dolu yaşanan bir hayatın özüdür. “Yürekten Hikâyeler”, böylesi yaşanmış olaylardan derlenmiş ve bir çırpıda okuyacağınız birbirinden güzel öykülerden oluşuyor. Defalarca okumaktan bıkmayacak ve çevrenize anlata anlata bitiremeyeceksiniz.

Cem Özer – Yastıkaltı Hikayeleri
Hikaye / 30 Eylül 2017

Kitap Adı: Yastıkaltı Hikayeleri Yazar: Cem Özer Yayıncı: Neden? Kitap Sayfa Sayısı: 135 “Bazen turfanda mevye yediğinizde duyduğunuz heyecanı duyabileceğiniz şeylerin kalmadığına üzülür müsünüz siz de? Birinin sizi mutlu etmek için yaptığı en büyük şey ne peki? Beklediğiniz, olacağına kesinlikle inandığınız şeyler olmadığında duyduğunuz üzüntüyü, çimen kokusunu hissettiğiniz anlardaki neşenizle giderebileceğinize inanmanızı sağlayacak birileri var mı hayatınızda? Cem Özer yıllar önce Laf Lafı Açıyor’da anlattığı yastıkaltı hikayelerine benzer, ama daha önce hiç duymadğınız hikayelerini bu kez yazarak size ulaştırıyor. Yastıklarınızın altında biriktirdiklerinizin huzur dolu rüyalardan arta kalanlar olmasını” diliyor Cem Özer. Ve yazdığı her satırın yüzeğinizde izler barıkmasını… Bir solukta okuyup tadına doyamayacağınız bu hikayeleri de tıpkı daha önce anlattığında da olduğu gibi unutamayacak, yastıklarınızın altında saklayacaksınız.

Engin Türkgeldi – Gölgeler Ordusu
Hikaye / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Gölgeler Ordusu Yazar: Engin Türkgeldi Yayıncı: altkitap Yayınevi Mütevazı bir kitaplığım vardır. Yıllar içinde eklenen portatif raflar, iki sıraları üç sıra yapıp bir de üste dizmeler, ek birimlerle genişletmelere rağmen çok düzenli olduğunu da söyleyemeyeceğim. Yine de istediğim kitabı, gözüm kapalı bile olsa birkaç saniye içinde buluveririm. (İşin kötüsü bunu denedim de… Yola çıkış nedenim basitti: Ya bir gece elektrik kesintisi sırasında ve evde aydınlatıcı hiçbir şey bulamadığım bir anda falanca kitabı okumak istersem… Aradığımı gözüm kapalı ve karanlıkta bulmayı başardım.) Kitaplığımın bu ‘kendi halindeliği’, okumakla ya da nesne olarak kitaplarla mesafeli ilişkisi olan kimilerinin o alışıldık soruyu sormasına engel olmaz yine de: “Bunların hepsini okudun mu?” Önceleri muzipçe “Hepsinin sadece ilk on sayfasını okudum,” derdim. Sonra Enis Batur’un bu soruya verdiği cevabı sahiplenmeye çalıştım: “Hayır tabii, bunlar okuduklarımın bir kısmı.” Yaşım ilerledikçe daha kesin bir çözüm bulmaya karar verdim. Bu soruyu soracaklarla pek görüşmüyorum artık.

Ergun Kocabıyık – Bal – Ayı
Hikaye / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Bal – Ayı Yazar: Ergun Kocabıyık Yayıncı: altkitap Yayınevi Bir kitabın yayına hazırlanma süreci, yayına hazırlayacak olan kişinin kendini bir okur olarak görmesiyle başlıyor kanımca. Daha önce pek az kişi tarafından okunmuş bir dosya, bir kitap elinize geliyor. Kitaptaki metinler daha önce başka yayın organlarında yayınlanmış, dolayısıyla okuruyla buluşmuş bile olsa, bir kitap biçiminde eline alan az sayıda insandan biri oluyorsunuz. Ayrıca diğer okuyanlardan farklı bir göreviniz de oluyor. Kitabın edisyonunu yapmak. Bu giderek okur olmaktan çıkıp, kitabın üstünde söz sahibi olan bir kişi konumuna geçmenizi sağlıyor. Değişiklikler, kitabın yapısında fikir yürütmeler, kimi zaman bir cümle üstünde yaşanan bitmez tükenmez yeni okumalar. Bütün bunları bir kitabın edisyonunun zorluklarını ya da kişiye verdiği üstünlük duygusunu anlatmak için yazmadım. Çünkü öyle kitaplar var ki, siz ne kadar kendinizi kitabın üstünde görmeye çalışırsanız çalışın, o daha ilk sayfalarında sizi kendi dünyasına, kendi kurgusuna, kendi diline hapsediyor. İşte Ergun Kocabıyık’ın kısa öyküler olarak adlandırdığımız metinlerinden oluşan Bal-Ayı isimli kitabı da böyle bir kitap.