İbrahim Yıldırım – Kumcul

4 Eylül 2017
İbrahim Yıldırım - Kumcul Kumcul
İbrahim Yıldırım
altkitap Yayınevi

Edebiyat Bazen İnsanın Canını Yakar! – Murat Gülsoy
“Yıllar önceydi, köksüz bir kum bitkisi gibi savrulup duruyordum: o zamanlar benim gibi olanlara bir ad koymuştu: kumcul.”
Bu cümleyle başlıyor İbrahim Yıldırım’ın Kumcul’u. Kumcul bir karabasan, yazarının deyimiyle. Her şey bir metaforla başlıyor. Köksüz bir kum bitkisi. Bir çöl canlısı. Kum, çöl, yağmur sıkıntısı ve bekleyişi, savrulma anlatının sonuna dek giden izlekler. Üç bölümden oluşuyor bu anlatı. Yer değiştirme, yeni bir yer ve tufan…
Kafkaesk bir atmosferin içine bir anda giriyorsunuz bu anlatıda. Birinci tekil şahıstan anlatılan hikayeyi farklı açılardan okumanız / yorumlamanız olası. Fakat tüm bu okuma seçenekleri, size ister istemez yaşadığınız zamanı, yakın geçmişte yaşanmış toplumsal sorunları anımsatıyor. Sanki, her şeye, tüm geçmişe yazarın sade bir dille oluşturduğu metaforik optiğinden bir daha bakıyorsunuz. Görmek, duymak, koklamak, dokunmak istemediklerinizi şiirsel bir doku içinde okumak zorunda kalıyorsunuz.
Edebiyat her zaman eğlendirmez. Çoğu zaman insanın canını yakar. Sözcükler bazen yaralarımıza tuz tanecikleri gibi serpilir. Takmakta zorlandığımız pembe gözlüklerin camlarını çatlatır. Arkasındaki dünyanın karanlığı sızar okuduğumuz kitabın sayfalarından. Hatırlatır. Zorlar. İbrahim Yıldırım’ın bu kısa ama yoğun anlatısı okuduktan sonra zihinlerimizin kumları arasında savrulmaya devam edecek.

0 Yorum

Bir Cevap Yazın