Abraham Galante – Sabetay Sevi ve Sabetaycıların Gelenekleri

Sabetay Sevi ve Sabetaycıların Gelenekleri Kitap Kapağı Sabetay Sevi ve Sabetaycıların Gelenekleri
Abraham Galante
Zvi-Geyik Yayınları
168

Abraham Galante Türkiye ve Osmanlı Yahudileri Tarihi araştırmalarının en önemli ve hala aşılamamış isimlerindendir. Sabetay Sevi isimli çalışması yazarın, önemli ama gerçekten önemli eserlerinden birisidir. Türkiye'de ve Türkiye dışında daha sonra sabetaycılık konusunda yayımlanan tüm eserlerde, Scholem ve Prof. Abdurrahman Küçük başta olmak üzere Galante'nin hep kaynak olarak alındığı görülür. Çünkü sabetaycılıkla ilgili yazdıkları Rosanes, Danon ve Nehema'dan çok daha ilgi çekicidir ve orijinal belgelere dayanmaktadır. Kuşkusuz gerek Mısır yıllarında ve gerekse tüm yaşantısında Galante'nin İttihat ve Terakki ile olan ilişkilerinde pekçok sabetaycı dostu olmuştu. Eminiz ki bu kitap Galante'nin aslında sabetaycılar hakkındaki bilgisinin küçük bir bölümünü yansıtmaktadır.

Vadim Mejuyev – Kültür ve Tarih

Kültür ve Tarih Kitap Kapağı Kültür ve Tarih
Vadim Mejuyev
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
216

Kültür nedir? Kuramsal açıdan bu kavram neleri içermektedir? İnsanlık tarihinin incelenmesinde ne gibi katkıları vardır? Bu sorular günümüzde yoğun bir ideolojik, polemik konusudur. Marx, Engels ve Lenin'in tezlerinden yola çıkan, felsefe doktoru Vadim Mejuyev, kültürün felsefi anlatımını, toplumsal düşünce tarihinde kültür kavramının doğuşunu, kültür alanındaki tarihsel materyalist yaklaşımın özünü, tarihsel süreç içinde kültür ile doğa, kültür ile birey arasındaki ilişkileri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sosyalizmin kültürel görevi ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Bu yapıt; uzmanlara, öğretmenlere ve öğrencilere kısacası kültür sorunlarıyla ilgilenen herkese seslenmektedir.

Masakazu Yamazaki – Japon Kültürü

Japon Kültürü: Japonlar ve Bireycilik Kitap Kapağı Japon Kültürü: Japonlar ve Bireycilik
Masakazu Yamazaki
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
300

Japonlar ve Japon kültürü pek çok etnik fıkraya konu olmuştur. Bu fıkralarda Japonlar gözlüklü, omuzlarına astıkları fotoğraf makineleriyle sağa sola koşuşturan bir turist grubu, topluluk önüne çıkınca yüzlerce defa özür dilemeden söze başlayamayan insanlar olarak betimlenmiştir. Japonya'da ve Japonya dışında, Japon kültürüyle ilgili kuramlar, Japonları övse de yerse de, şu ortak noktada buluşurlar: Japon kültürü, diğer kültürlerden çok farklı özelliklere sahiptir. Bu çalışmada Masakazu Yamazaki'nin niyeti, Japon kültürünün farklılığını ne vurgulamak ne de göz ardı etmek; sadece, Japon kültürünü, tüm insanlık kültürünün bir parçası olarak ele almak. Kitabın birinci kısmında Batı kültürü ile Japon kültürünün karşılaştırmasını yaparken; ikinci kısımda konuyu evrensel kültür kuramı açısından değerlendiriyor. Bu eser yalnızca Japon kültürünün anlaşılmasına yönelik değil; aynı zamanda kültürün de ne olduğu konusunda düşündürmeyi amaçlıyor.

Prof. Masakazu Yamazaki (1934- ), Doğu Asya Üniversitesi'nde karşılaştırmalı çalışmalar konusunda dersler vermektedir. Aynı zamanda Yale Üniversitesi'nde Japon kültürü ve edebiyatı dersleri, Colombia Üniversitesi'nde ve Osaka Üniversitesi'nde modern Japonya'nın zihinsel tarihi konusunda dersler vermektedir. Modern Japonya'nın zihinsel tarihi konusunda bir otorite sayılmaktadır. Aynı zamanda faal bir oyun yazarı ve tiyatro eleştirmenidir; bu alanda pek çok ödülün sahibidir. Toplu eserleri 1981 yılında on iki cilt halinde basılmıştır.

Kaşgarlı Mahmud – Divanü Lugati’t-Türk

Divanü Lugati't-Türk Kitap Kapağı Divanü Lugati't-Türk
Kaşgarlı Mahmud
Kabalcı Yayınevi
725

Dîvâni Lugâti’t-Türk’ün yazımına 1072 senesinde başlanmıştır. Asya içlerinden Anadolu’ya kadar uzanan coğrafyada
dağınık bir biçimde yaşayan ve gün geçtikçe dünya sahnesinde etkilerini arttıran bu insanların kim olduğu sorusuna bir yanıt
olarak yazılan kitap tüm Türk ve Türkmen lehçelerini bir araya getirmek amacıyla çıktığı yolunda, bu halkların yaşayışlarının,
inançlarının, mitlerinin ve tarihlerinin tanığı olmuştur. Sayıları "sadece Cenab-ı Hak tarafından bilinebilecek" bu kavimlerin,
alt-kavimlerin, kollar ve ailelerin kullandıkları sözcükler ve dillerini inşa ettikleri kaideler ve ilkeler Arapça lügatlarındaki
tertip çerçevesinde aktarılmış ve âlimâne bir terkiple sunulmuştur.

Divanü Lugat-it Türk, Karahanlı bir Türk bilgini ve edibi olan Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yıllarında kaleme alınmıştır. Döneminin en iyi alimlerinden sayılan Kaşgarlı Mahmud, Lugat kitabı tarzında olan bu eserini, yazdığı dönem içerisinde Arapçanın Türkçeden daha ileri bir dil olduğu savına karşın belki daha da zengin bir dil olduğunu kanıtlamak adına ortaya koymuştur. Kitabın kuruluşunda, Türkçe sözler Arapça kurallara göre tertip edilmiş, Arapça karşılıklarıyla anlamlarını bulmuşlardır. Mahmud eserini, yazdıktan üç yıl sonra Abbasi halifelerinden Muktedi Billah’a takdim etmiştir ki, Kaşgarlının bu davranışı Türkçe dilinin üstünlüklerinin devlet onayından da geçirilmesi olarak değerlendirilebilinir. Lugat bundan üç yüzyıl sonra Kilisli Rıfat’ın düzeltmesiyle ilk kez basılmış; 1943 yılında da Türk Dil Kurumu üyelerinden olan Besim Atalay tarafından Arapça harfler Latin harfleriyle karşılıklarını bulmuştur. Kilisli Rıfat’tan Besim Atalay’a kadar yapılan Divan tercümelerinin tümü bire bir çeviri olmaktan öteye gidememiştir.

Dror Ze’evi – Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk (1500-1900)

Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk (1500-1900) Kitap Kapağı Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk (1500-1900)
Dror Ze'evi
Kitap Yayınevi
240

Büyük Evlenme adlı oyunun eğlenceli bir yerinde, ince dümenleri her zamanki gibi ters giden Karagöz, kendisinin damat olacağı bir düğün tertiplemek isteyen bir grup kadınla karşılaşır. Muhataplarını tanımayan kadınlar, ona Karagöz hakkında ayrıntılar sorarlar. Kadınları bu düğünden caydırmaya çalışan Karagöz, "O hırsızdır" der. Kadınlar "Biz de hırsızız" diye cevap verirler. Karagöz, "Her gece Beyoğlu'nda gezer" der. Kadınlar "Aman ne iyi, biz de gezeriz" diye karşılık verirler. "Hamamdan çıkmaz." "Aa, demek ki temiz adam." Çileden çıkan Karagöz sonunda, "Mahbûb-dosttur" [Oğlancıdır] der. Kadınlar "Biz de zen-dostuz" [Biz de seviciyiz] deyince şaşkınlıktan Karagöz'ün ağzı açık kalır. Modern öncesi Ortadoğu'daki cinsel söylem, bu Karagöz oyununda da görüldüğü gibi, şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. 19. ve 20. yüzyılın cinsel söyleminden çok günümüzün Sex and the City ya da Will and Grace adlı televizyon dizilerine daha yakındı, ancak önemli bir farkla: Bu söylemin bir kısmı kadınların ihtiyaçlarına ve cinsel tercihlerine göre düzenlenmiş olsa da, tekil biçimde erkeklerin sesini yansıtıyordu. Cinsel söylem erkeklerin ve kadınların çok çeşitli cinsel tercihleriyle de uyumluydu. Yelpaze muhakkak ki din ve toplumsal kurallarla kısıtlanmıştı, ancak bu tercihlerin çok azı doğuştan kusurlu görülüyordu. Gölge oyununun ilk dönem örneklerinin ortaya koyduğu gibi, cinsellikten utanma gibi bir duygu da yoktu. Ancak kitapta incelenen çeşitli nedenlerle bu söylem bir değişim geçirdi. Söylemi cinsel açıdan uygun görülmeyen her unsurdan arındırmak için 19. yüzyılda koca bir kültürel susturma mekanizması harekete geçirildi. Ancak bu, basitçe tepeden inme bir hareket değildi. Devlet susturma konusunda kendi payına düşeni yapsa da, kendi kendini sansürleyen yayıncılar, yazarlar, tüketiciler, hayalciler ve ulemadan oluşan küçük güç odakları da elbirliğiyle cinsel söylemi susturup adeta yok olma noktasına getirmişlerdi. 20. yüzyıla girildiğinde dönüşüm tamamlanmış, Ortadoğu kültüründe cinselliğin üzerine bir suskunluk perdesi inmişti. Profesör Ze'evi'nin An Ottoman Century: The District of Jerusalem in the 1600s (Osmanlı Yüzyılı, 1600'lerde Kudüs Bölgesi) adlı bir eseri var.Tanıtım Yazısı'ndan

J. Edward Chamberlin – At

At Kitap Kapağı At
J. Edward Chamberlin
Kitap Yayınevi
184

Cengiz Han, Büyük İskender, Fransa Kralı Louis, Amerika kıtasının yerlileri, Orta Asya bozkırlarının atlı okçuları... Hepsi de, atlarla yakın ilişki kurmuş insanlar, halklar... Atlar tarih boyunca insanoğlunun hayal gücüne egemen oldu. Tekerleğin icadından bile önce, at insan hayatını biçimlendirdi. At soylu güzelliğiyle mağara duvarlarında, minyatürlerde, görkemli meydan heykellerinde, müzelerdeki göz alıcı tablolarda, birçok sanat eserinde yer aldı. Binlerce yıldır binek aracı, ağır işçi, statü simgesi, dost oldu insan için… Hakkında kitaplar yazıldı, şarkılar bestelendi. Bu kitap, eskiçağlardan beri atın çevresinde oluşan gelenekleri, efsaneleri inceliyor. Atın zekâsı, gücü, yetenekleri, zarafeti ve güzelliği kitabın her bir satırına sinmiş. Tarihin başlangıcından bugüne, Amerika ovalarından, Asya bozkırlarına kadar atlarla insanların birlikteliğinin şaşırtıcı, hayranlık uyandırıcı, aydınlatıcı, tutkulu hikâyesi...

Peter Burke – Kültür Tarihi

Kültür Tarihi Kitap Kapağı Kültür Tarihi
Peter Burke
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
203

Bu yeni giriş kitabı, sadece İngilizce konuşulan dünyada değil, Kıt'a Avrupası'nda, Asya'da, Güney Amerika'da ve başka yerlerde uygulandığı haliyle, Kültür Tarihinin geçmişi, şimdiki durumu ve geleceği üstüne kaynaklara erişmek için bir kılavuzdur.
Burke kültür tarihinin Jacob Burckhardt ve Johan Huizinga'nın adlarıyla çağrıştırılan "klasik" dönemini ve Frederick Antal'dan Edward Thompson'a kadar, buna karşı çıkan Marxist tepkiyi tartışmakla başlıyor. Sonra, çoğu kere "Yeni Kültür Tarihi" diye adlandırılan yeni kuşağın çalışmaları üstünde odaklanarak, kültür tarihinin yakın zamanlardaki yükselişinin haritasını çıkarıyor. Kültür tarihini kendi kültürel bağlamına yerleştirirken, tarihsel düşünme ve yazıma yeni yaklaşımlarla, feminizmin ortaya çıkışı, sömürgecilik-sonrası incelemeleri ve içinde kültür fikrinin gitgide daha büyük bir rol oynadığı gündelik söylem arasındaki bağlantılara dikkati çekiyor.
Kültür Tarihi kültür, antropoloji ve edebiyat incelemeleri için olduğu kadar bütün tarih öğrencileri için de temel bir ders kitabıdır.
Düşünce Tarihinde bir "kitaplar" - bir de "kitaplar" hakkında yazılmış kitaplar vardır. Bu ikinci tür kitaplar, ancak asıl "kitaplar"ın okunmasına yardımcı olarak anlam ve önem taşırlar, ama onların yerine konulmamalı - yalnız bunların okunmasıyla yetinilmemelidir. Burke'ün bu değerli çalışması, sözünü ettiğim ikinci türdendir; onun yol göstericiliğiyle, değindiği metinler okunup incelenmelidir.
Mete Tunçay

Orlando Figes – Nataşa’nın Dansı

Nataşa'nın Dansı Kitap Kapağı Nataşa'nın Dansı
Orlando Figes
İnkılap Kitabevi
784

Rusya’nın dünyadaki yeri ve amacı neydi? Ve gerçek Rusya neredeydi? Avrupa’da mı, Asya’da mı? St. Petersburg mu, Moskova mı? Bunlar, Puşkin’den Pasternak’a kadar Rus kültürünün altın çağındaki bütün ciddi yazarların, edebiyat eleştirmenlerinin, tarihçilerin, ressamların, teologların ve filozofların aklını meşgul eden “lanetli sorulardı”. Tolstoy’un ünlü Savaş ve Barış eserindeki bir dans sahnesinden ismini alan bu kitapta ele alınan bütün bu konular, tarihle bir araya gelerek ulusal bilincin izlenimleri olarak toplandı. Fikir ve davranışlar tarihini, Rus tarihinin kültürel ve sanatsal dönüşümlerini, Rusya ve Avrupa arasındaki karmaşık etkileşimi akademik olmayan bir dille okuyucusuna aktaran Nataşa’nın Dansı, Rus kültür tarihçisini, yüzeydeki sanatsal görünümün altını irdelemeye davet ediyor.

“Muhteşem... Figes formunun doruklarında.”
GUARDIAN

Modern Rus tarihinin büyük hikâyecisinden bir yetenek gösterisi... Figes serf haremlerini, hanedanları, politbüroları, hovardaları, köylüleri, sefihleri, film yapımcılarını, yazarları, bestekârları, şairleri, çarları ve zorbaları harekete geçiriyor... Fevkalade, gösterişli ve ustaca.”
FINANCIAL TIMES