Neil Gaiman & Terry Pratchett – Kıyamet Gösterisi

Kıyamet Gösterisi Kitap Kapağı Kıyamet Gösterisi
Neil Gaiman & Terry Pratchett
İthaki Yayınları
416

1655 yılında yazılmış ve şimdiye kadarki en doğru kehanet kitabı olan Cadı Agnes Çatlak'ın Dakîk ve Kat'î Kehanetleri'ne göre, cumartesi günü dünyanın sonu. Önümüzdeki Cumartesi. Akşam yemeğinden hemen önce.

İyilik ve Kötülük orduları toplanıyorlar. Her şey Büyük Plan'a uygun ilerliyor gibi. Yalnız ufak bir pürüz var. Birazcık müşkülpesent bir melek ile sefahat düşkünü bir iblis yaklaşan bu coşku dolu anın gelişini hiç de iple çekmiyorlar. Ha unutmadan, birileri Deccal'ı yanlış yere göndermişe benziyor.

"Kıyamet daha önce hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı."
Clive Barker

"Thomas Pynchon, Tom Robbins ve Don DeLillo işbirliği yapsaydı, ancak bu kadar olurdu... İnanılmaz."
Washington Post

"Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin soyundan geliyor..."
New York Times

"Monty Python Uçan Sirk'in kaleme aldığı Vahiy Kitabı gibi adeta."
Phoenix New Times

Osman Yüksel – Serdengeçti 2. Cilt

Serdengeçti 2. Cilt Kitap Kapağı Serdengeçti 2. Cilt
Osman Yüksel
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
300
  1. Mabetsiz Şehir
  2. Bu Millet Neden Ağlar
  3. Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
  4. Gülünç Hakikatler
  5. Akdeniz Hilalindir

Osman Yüksel – Serdengeçti 1. Cilt

Serdengeçti 1. Cilt Kitap Kapağı Serdengeçti 1. Cilt
Osman Yüksel
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
300
  1. Mabetsiz Şehir
  2. Bu Millet Neden Ağlar
  3. Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
  4. Gülünç Hakikatler
  5. Akdeniz Hilalindir

Mehtap Soyuduru – Gitmesen Olmaz Mı?

Gitmesen Olmaz Mı? Kitap Kapağı Gitmesen Olmaz Mı?
Mehtap Soyuduru
Eftelya Yayınları
456

Babasızlığı babalık özlemi ile perçinlenmiş bir adam; Kenan. Hayata, özgürlüğe ve ben değerlerine düşkün, Anlık heveslerin kadını; Melis! Melis'i yem misali gagasını açmış bekleyen gamsız kuş; Akın. Hayat mücadelesinin küçücük bir yürekle sürdüren, mum ışığının etrafında kederinin ortağı yalnız kendisi olan, kahverengi bakışların ürkek sahibi bir kadın; Ayşegül!

İhanetin ardından buluşan hayatlar ve gerçekleşen hayaller.

Küçük bir çocuğun, yabancı bir adamın sevgisine ait açlığı ile babalık hasretine düşmüş o adamın uzattığı elden, gerçek aşka uzanan yolculuğu… Sadece Esma'nın engin yüreğinin dilinden, hep beraber "Gitmesen Olmaz mı?" diyeceğimiz bir aşk!

"Yine daldı gözlerim gözlerinin rengine,
Gül açan gül yüzünün gamzesine vurgunum.
Bıraktım yüreğimi sevdanın ahengine,
Endamın elif gibi, hemzesine vurgunum."

Bedia Ceylan Güzelce – 1473

1473 Kitap Kapağı 1473
Bedia Ceylan Güzelce
April Yayıncılık
152

Tanrım, biraz eğilirsen sana sarılabilirim.

İnsanın yarası neredeyse, kalbi de orada atar. Dünyanın kalbi ise savaş meydanlarında... 1473 yılında Otlukbeli sekiz saatliğine dünyanın kalbi oldu. Attı, attı ve durdu.

Artık Türk'ün Türk'le, Müslüman'ın Müslüman'la savaşacağı kesinleşmiş, kimilerine göre bu kıyamet alameti sayılmıştı. Hepsi Türk, hepsi Müslüman olan kahraman askerlerin arasında binlerce hayvan ve onların da arasında iki kirpi vardı.

Bütün canlılar gibi, onların da ikinci cinsiyeti aşktı.

Yuvalarının üstünde birbirini öldürmek için sıraya girmiş zafer düşkünlerini taklit ederek yere düşerken, dualar ettiler. Bu şekilde ölmeyecekleri bir dünyaya yeniden gelebilmek için. Ve hayvanlar her duanın sonunda "amin" yerine "olsun" dedi.

Olsun.

Bedia Ceylan Güzelce'nin ilk romanı 1473.

Leyla İpekçi – Maya

Maya Kitap Kapağı Maya
Leyla İpekçi
Timaş Yayınları
144

Leylâ İpekçi'nin ilk romanı Maya, 1998'de Milliyet Sanat Dergisi'nin İlk Kitap İlk Baskı adlı yarışmasında ödül alarak basılmış ve çok kısa sürede altı baskı yapmıştı. Yazarın 2000'li yıllarda 'Başkası Olduğun Yer', 'Ateş ve Bahçe' gibi romanlarıyla çıkacağı dil yolculuğunun ipuçlarını taşıyan bu roman, sevgisiz ve şiddet içinde büyüyen bir çocuğun yedi sekiz yaşlarından 20'li yaşlarına dek öyküsünü anlatıyor. Yazar, okuru Maya'nın dünyasında gezdirirken bir yandan da hepimizin ilk anılarına, kapanmayan yaralarına, yarım kalmış vedalarına dokunuyor. Kısacası insanın mayasına... Türkçe edebiyatta çok sık rastlanmayan bir üslupla, tek başına büyümek zorunda kalan kız çocuğunun ağzından yazılan bu roman: Çocuksu, naif ve hamasi bir dile yaslanmadan, saf edebiyatın toprağında yeşeriyor...

"Tamamen iyileştikten sonra, ay ışığında bir görünüp bir kaybolan koridorları yeniden cilalamaya başlayacağım. Baş aşağı kaymak için değil, bir kez daha hızla geçip gitmek için..."

Andrzej Sapkowski – Elflerin Kanı

Elflerin Kanı Kitap Kapağı Elflerin Kanı
The Witcher Serisi 3. Kitap
Andrzej Sapkowski
Pegasus Yayınları
416

Rivyalı Geralt, Witcher serisinin ilk romanıyla geri döndü ve bu sefer dünyanın kaderini ellerinde tutuyor.

“Ben Witcher’ım. Yapay olarak yaratılmış bir mutant. Para karşılığında canavar öldürürüm. Anne babaları bedelini öderlerse çocukları korurum. Parasını Nilfgaardlı anne babalar öderlerse Nilfgaardlı çocukları da korurum. Dünya harap olsa bile -ki bunu hiç sanmıyorum- bir canavar beni öldürünceye kadar bu dünyanın harabeleri üzerinde canavar öldürmeyi sürdürürüm. Bu benim yazgım.”

Yüzyıldan fazla bir süredir insanlar, cüceler ve elfler barış içinde yaşıyordu. Ancak zaman değişti. Barış sona erdi ve farklı ırklar tekrar savaşmaya başladı. Hem birbirlerine karşı hem de kendi aralarında. Cüceler hısımlarını öldürüyor, elfler de insanları ve insanlarla dostluk kuran elfleri.

Bu çalkantılı çağda kâhinlerin beklediği bir çocuk doğar. Cintra Aslanı Kraliçe Calanthe’nin torunu Ciri’nin garip güçleri ve daha da garip bir kaderi vardır. Kehanetler onu “Alev” diye niteliyor, iyi veya kötü dünyayı değiştirecek kişi olarak.

“BU KİTABI GERÇEKTEN, GERÇEKTEN ÇOK BEĞENDİM... SAPKOWSKI’NİN DÜNYASINDAKİ HİÇBİR KARAKTER SİYAH-BEYAZ DEĞİL. GERALT VE CANAVARLAR DÂHİL HERKES GRİNİN BİR TONU.”

-The Deckled Edge -

Andrea Vitali – Bir Aşk Rüyası

Bir Aşk Rüyası Kitap Kapağı Bir Aşk Rüyası
Andrea Vitali
Orkinos Yayınları
416

İtalya'da, Como gölünün kıyısında kendi halinde bir kasaba olan Bellano'nun sakinleri dışarıdan bakıldığında son derece sıradan ve sakin bir hayat sürmektedirler. Ancak her birinin gizlediği sırlar vardır ve bu sırlar açığa çıkmamalıdır.

1970'ler İtalya'sı. Sigara kaçakçılığı ve sahte para dolandırıcılığı ülkenin en büyük sorunlarından biri halindedir. Suç dünyasının parıltılı yüzüne kapılmış bir genç, kendini bu suçlarla mücadeleye adamış bir komiser, pamuk fabrikasında çalışan ve hayatını düzene sokmak isteyen bir genç kız, sevdiği kız uğruna annesine karşı durmayı göze almış genç bir adam…

Andrea Vitali'nin yeni romanı Bir Aşk Rüyası, küçük bir İtalyan kasabasındaki hayatı son derece canlı ve gerçekçi bir biçimde gözlerinizin önüne seriyor. İç içe geçmiş yaşamları okurken sıcacık İtalyan hayatını yakından tanıyacaksınız.

Nostaljik ve eğlenceli bir dokunuşa sahip Bir Aşk Rüyası, suç ve romantizmin iç içe geçtiği bir İtalyan filmi tadında.
-goodreads.com-

Andrea Vitali bize hayatın aslında ne kadar basit ve keyifli olduğunu bir gölün aynasından yansıtarak hatırlatıyor.
-amazon.com-

Vitali, o kendine has sade diliyle anlatıyor hikâyelerini. Bazı şeyleri sadece onun yazabildiğine, böyle eşsiz hale sadece onun getirebildiğine inanıyorum.
-Valentina Passeri-

İtalyan yaşantısını komik bir dille anlatmakta usta olan Andrea Vitali, İtalyan insanının hareketli yapısını ve ülke gerçeklerini sunmada son derece başarılıdır. Bu sebeplerle Vitali en iyi İtalyan hikâyecilerinden biridir.
-Masimo Bofa, Panorama-

Aynı zamanda bir doktor olan yazar Andrea Vitali, İtalyan yaşantısını anlattığı romanlarıyla tüm İtalyanları onurlandırıyor.
-Antonio D'Orrico-

İç içe geçmiş hikâyeleri anlatmada başarılı bir yazar olan Andrea Vitali, İtalyan edebiyatının sözcüsü konumunda.
-Michele Sovente-

Son derece canlı karakterlerin hem komik hem de hüzünlü hikâyeleri… Eğlenceli ve keyifli.
-Matteo Fulgheri-

Bu kitabı okuyunca şirin Bellano kasabasını ziyaret etmek istedim.
-Hermione Ginny-

Andrea Vitali birkaç cümlede bize İtalyan yaşantısı hakkında sonsuz bilgi veriyor. Yarattığı her karakter benzersiz şekilde güçlü ve canlı. İtalyan günlük yaşantısı Vitali'nin kitaplarında iki kapak arasında ustaca sıkıştırılmış durumda. Bir Aşk Rüyası, Como gölüne kısa bir tatil gibi.
-goodreads.com-

Vitali harika bir öykücü. Küçük ve önemsiz görünen hayatları büyülü bir şekilde anlatıyor. Bir Aşk Rüyası'nı elinizden bırakamayacaksınız.
-Niki Constantini-

Serhat Poyraz – Şehristan Rivayetleri

Şehristan Rivayetleri Kitap Kapağı Şehristan Rivayetleri
Serhat Poyraz
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Derler ki, ölümün bakışlarına müsadif olan ve hâlâ hayatlarını sürdürebilecek kadar talihli âdemoğulları, dünyevi olmayan o soğuk bakışların sahibi varlığın, fani ya da ruhani gözlerinde çoğu zaman merhametten iz bulunmadığına şahit olmuşlardır. Merhamet, ancak ihsan sahiplerine bahşedilmiş bir lütuftur. Bu haşiyede kendimle cebelleştiğim asıl sual şudur; her kim ki bir canı yaratıcısına döndürecek kadar gaddarlaşmıştır ve cezaya tabi olmamıştır, işte o âdemoğlunun, hayatın bir sonraki menzilinde dinmeyen bir azap ile cezalandırılacağını kim bilebilir?"

Şaşaalı geçmişi, heybetli yapıları, masalsı güzelliğinin yanında gizli loncaları, düzenbazları, sokaklarda kol gezen ölümü ve zulmü barındıran bir diyar Şehristan. Bizans döneminden beri nice imparatorlar, nice padişahlar görüp geçirmiş, adaletin kılıcı olmaya ant içmiş gizli bir cellâtlar loncasına kabul edilmesiyle hayatı değişen Yavuz Ali'nin, Pencüyek'in, Kara Agop'un, Ali Cengiz'in ve nicelerinin şehri.

Serhat Poyraz bu ilk romanıyla edebiyattaki örneklerinin açtığı yoldan ilerliyor. Okuru usta bir anlatıcının kelimeleriyle çevrelerken, ölümün soğuk teması karşısında insan ruhunda açılan uçurumlara dokunuyor; okuru gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı sınırlarda gezdiriyor. Sırlarla bezeli ortak geçmişlerinin ışığında, birbirlerinin kaderini ellerinde tutan bir ustayla çırağın giriştiği kanlı mücadele yeni hesaplaşmaların kapısını aralıyor.

Tarihin karanlık sayfalarına tuhaf ve bir o kadar ilginç bir pencere açan Şehristan Rivayetleri okurunu Kostantiniye'nin tekinsiz sokaklarında, metnin sesinin peşinden koşmaya çağırıyor.

Sandra Brown – Kaza Kurşunu

Kaza Kurşunu Kitap Kapağı Kaza Kurşunu
Sandra Brown
Altın Kitaplar
480

Dedektif Duncan Hatcher gece yarısı Yargıç Cato Laird'in evine çağrılır. Çünkü yargıcın genç ve güzel karısı Elise hırsızlık yaparken yakaladığı adamı vurmuştur. Bu durum ona göre düpedüz nefsi müdafaadır. Ne var ki Duncan, kadının anlattıklarından ve olayın meydana geliş şeklinden kuşkulanır. Ortada çelişkili bir durum vardır. Ona göre Elise Laird bu işi yalnızca kendini korumak için yapmamıştır ve bir şeyler gizlemektedir.
Öldürülen adamın Lairdlerle ilişkisi olduğunu düşünen Duncan soruşturmalarını derinleştirdikçe meslek yaşamının tehlikede olduğunu anlar. Bu arada duygusal olarak da bir karmaşa içindedir. Çünkü bir cinayet zanlısı olan Elise Laird'e âşık olmuştur. Onunla özel olarak görüşür ve genç kadının kocası hakkındaki inanılmaz suçlamalarını öğrenir. Duncan tereddüt içinde kalır. Ya Elise'nin anlattıkları doğruysa? Bu işte, Ölümcül Suçlar Kralı Robert Savich'in parmağı vardır ve tüm olayların gerisinde bir suç ortaklığı söz konusudur. Ve sonra Elise ansızın ortadan kaybolur.
Kaza Kurşunu'nun kurgusundaki şaşırtıcı gelişmeleri yürek hoplatan gerilimle birleştirip heyecanlı bir öykü yaratmayı ancak Sandra Brown gibi usta bir yazar yapabilir.

Samipaşazade Sezai – Sergüzeşt

Sergüzeşt Kitap Kapağı Sergüzeşt
Samipaşazade Sezai
Bilge Kültür Sanat
128

Sergüzeşt romanında Türk okuyucunun ilgi duyduğu esaret konusu ele alınır. Dilber Kafkasya'dan Türkiye'ye getirilmiş genç bir kızdır. Halayık olarak çalıştığı konaklarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. Samipaşazâde Sezai Dilber'in Kafkasya'da başlayıp Mısır'a kadar uzanan hüzün dolu sergüzeştini anlatır. Sevgilisi Celâl Beyin Dilber'e kavuşmak için önüne gelene onu sorması, her ağlayan insanı sevgilisi sanması, Mısır'da kapatıldığı yerden kendisini içten içe seven harem ağası Cevher tarafından kurtarılması insanı etkileyici bir biçimde kaleme alınmıştır. Türk okuyucusunun ilgisi sebebiyle birçok yayınevi tarafından basılan eser Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere okutulması tavsiye edilen 100 Temel Eser arasına da girmiştir. Bu neşirde eserle ilgili özgün çalışmalara yer verilmiş ve 100 Temel Eser projesine ışık tutacak türden çalışmalara zemin hazırlanmıştır.

Sait Aytemur – Hikaye Oksijendir

Hikaye Oksijendir Kitap Kapağı Hikaye Oksijendir
Sait Aytemur
Mediacat Yayıncılık
160

"Oksijensiz hayat olmayacağı gibi, hikâyesiz de 'anlamlı' bir hayat olamaz." diyor Hikâye Oksijendir kitabının yazarı Sait Aytemur. Kendisi bir reklam duayeni olan Aytemur, 21. yüzyılın sinema ve reklam dünyasına damgasını vuran örneklerle hikâyenin gücünün izini sürüyor bu kitabında. İtalyan yeni gerçekçilik sinema akımının kurucularından olan yönetmen Vittorio de Sica'ya ithaf ettiği Hikâye Oksijendir, metinler ve sahneler evreninde yaratılmış karakterlerin ve kurgusal dünyaların gerçek yaşam üzerindeki etkisini açıklıyor. Sinemadan dijital medyaya şimdiye dek unutulmamış hikâyeler ve hikâyecilerin ışığında, hikâye yaratma ve anlatma sanatının püf noktaları okurla paylaşılıyor.

21. yüzyılın modern hikâye dünyasına ve yakın geçmişinizde karşınıza çıkmış ve hafızanıza kazınmış filmler, kitaplar ve reklamlar diyarına doğru bir keşif gezisine çıkmak için alternatif bir üslupla kaleme alınmış bu okuması keyifli kitabı şiddetle tavsiye ediyoruz.

"Julian Barnes, insanı hikaye anlatmak için tasarlanmış bir makineye benzetiyor. Bu doğal yeteneğini geliştirerek sinema, televizyon, reklam, dijital iletişim alanlarında kullanmak isteyenler, bu kitapta hikaye anlatma sanatı konusunda ufuk turu atabilirler. Syd Field, William Goldman, Robert McKee, John Hegarty gibi ustaların perpektiflerinden hikaye sanatına çok farklı gözle bakabilirler. Görecekleri şey tutkuya dönüşürse, o zaman, birileri -belki milyonlar- yazacaklarını ilgiyle izleyecektir."

Svetlana Aleksiyeviç – İkinci El Zaman

İkinci El Zaman - Kızıl İnsanın Sonu Kitap Kapağı İkinci El Zaman - Kızıl İnsanın Sonu
Svetlana Aleksiyeviç
Kafka Yayınevi
528

İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılışı ve yeni bir Rusya’nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman’da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya’nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği’nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya’da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya’nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.

W. G. Sebald – Satürn’ün Halkaları

Satürn'ün Halkaları Kitap Kapağı Satürn'ün Halkaları
W. G. Sebald
Can Yayınları
268

Satürn'ün Halkaları, W. G. Sebald'in İngiltere'nin doğu kesimindeki Suffolk Kontluğu?nda yürüyerek yaptığı yolculuğun notlarından oluşan bir roman. Ama aynı zamanda Suffolk öyküsünün çerçevesinde, geçmişe, çocukluğa, tarihe, savaşlara, ölümlere, soykırımlara, kısacası insan eliyle gerçekleşen yıkımlara ve yokoluşlara uzanan, doğanın ve kültürün neden olduğu yıkımların tarihteki izini süren bir yol romanı. 2001 yılında, trajik bir rastlantı sonucunda gezdiği yerlerde trafik kazasında yaşamını yitiren yazar Sebald, Satürn'ün Halkaları'nda, Suffolk'un çakıl taşlı sahillerinde yürürken, okurları şimdi ile geçmişin, gerçek ile düşün iç içe geçtiği yaşantılar ve metinler arasında bir yolculuğa çıkarıyor: Ömer Hayyam'dan Descartes'a, Borges'ten Joseph Conrad, Chateaubriand ve daha nicelerine uzanarak...

Ruth Benedict – Kültür Örüntüleri

Kültür Örüntüleri Kitap Kapağı Kültür Örüntüleri
Ruth Benedict
İletişim Yayınları
304

Ünlü antropolog Ruth Benedict'in, özellikle kültürel çalışmalar konusunda temel başvuru kaynaklarından biri olarak görülen kitabı Kültür Örüntüleri, insan hayatının şekillenmesinde kültürün rolüne dair çarpıcı bir bakış sunuyor. Üç Kızılderili toplumunun karşılaştırıldığı bu çalışma, toplumların davranışlarındaki çeşitlilikleri yargılamadan ortaya koyuyor. Dolayısıyla Batı toplumunun "en iyi, en gelişmiş" kültür olduğu yönündeki görüşü reddederek, her kültürün kendisini nasıl ele alıyorsa öyle kavranması gerektiğini öne sürüyor. 1930'lu yıllarda yazılmış olmasına rağmen, Kültür Örüntüleri'nin günümüzde hâlâ temel bir eser olmasını sağlayan da kültürel çeşitliliğe yaptığı bu vurgu. Özellikle antropoloji ve etnoloji alanlarında çığır açmış bir isim olan Benedict'in birey ve kültür ilişkisini incelemesi bakımından büyük önem taşıyan araştırması, insan olmanın anlamları üzerine derin bir kavrayış sağlıyor.

"Bugün çağdaş dünyada kültür kavramıyla ilgili sözcüklerin bunca rahat kullanılmasında... elinizdeki kitabın büyük bir payı var."
Margaret Mead

"Benzersiz ve çok önemli… Kültür Örüntüleri, daha özgür ve daha hoşgörülü bir yaşam için yol gösterici bir tabela niteliğinde."
New York Times

"Benedict'in Kültür Örüntüleri, çeşitliliğin değerini bize öğretmede temel bir metin…"
Amerikan Antropoloji Derneği

Yazı dolaşımı