Abdullah Ziya Kozanoğlu – Sarı Benizlı Adam

Sarı Benizlı Adam Kitap Kapağı Sarı Benizlı Adam
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
224

Kendini beğenmiş ve cesur Yıldırım Bayezıt, Kosova Meydan Savaşında şehit olan babası Murat Bey'in yerine geçmek için, uğraştan dönen kardeşi Yakup Çelebi'yi babasının çadırında boğdurdu. Savcı Bey'i yalan, düzenle... Yakup'u kahpece arkadan vuran kama ortadan silindi. Fakat tarih, bunu affetmedi. Yıldırım'ı, Osmanoğullarına kardeş katilliğini aşılayan ilk sultan olarak sayfalarına geçirdi. Yıldırım zaferden zafere koşmuştu. Artık bütün cihanı, Bursa ve Edirne'de oturan Türk sultanı avucunda tutuyordu.

Pucca – Şimdi Biz Neyiz?

Şimdi Biz Neyiz? Kitap Kapağı Şimdi Biz Neyiz?
Pucca Günlük Serisi 6. Kitap
Pucca
Dex Kitap
244

Pucca Günlük Devam Ediyor…

Blogger'ların atası,

Monçiçi bakışlı,

Zalim stalker,

Fake evliya pucca sunar!

Bir blog yazıp hayatı değişen, hatta o hayattan bir de film yapılan, geçmişinden kaçarken bile yine ona sığınan PuCCa, çok acı çekti, inanılmaz eğlendi, hep yanlış kişilere âşık oldu, çok çalıştı, bazen aç uyudu, böbreğini satmayı bile düşündü, gün geldi hayvanlar gibi para saçtı, inanılmaz güzel dedikodu yaptı, kaymak gibi işin içinden sıyrıldı, sürekli burnunu boka batırdı, çok gezdi, çok sarhoş oldu, tek gözü kör bir köpeği evlat edindi, hayal ettiği eve taşındı sonra pişman oldu, çok kınadı ve hepsini tek tek yaşadı.

Şimdi de, neredeyse hiç ama hiç tanımadığı ama bütün acılarını ezbere bildiği bir adamla evlenecek... Ve sonunda ilk kez mutlu sona ulaşacak... mı acaba?

“O kadar hızlı gidiyorduk ki, çarpacağım duvarı bile kaçırmışım.”

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Türk Konsanları

Türk Konsanları Kitap Kapağı Türk Konsanları
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
416

Türk edebiyatında tarihi romancılığın en başarılı temsilcilerindendir. Eserlerinin çoğu onlarca baskı yapmış ve yüz binlerce okura ulaşmıştır. Romanlarını tarihten seçtiği kişiler ve onların çevresindeki olaylar üzerine kurduğu görülür. Çok rahat ve oldukça akıcı bir anlatımı sayesinde okuma alışkanlığını geliştirici eserleriyle Kozanoğlu, genç nesillere tarih şuuru da aşılamaktadır. Bunu "Amacım, Türk insanının kendisine güvenmesini, atalarıyla övünmesini, kendisini başarıcı görmesini sağlamaktadır." sözleriyle açıklamaktadır. Daniel Pennac''ın okuyucuya tanıdığı haklardan Bovarizm (kitapla bütünleşme) hakkını kullanan Türk okuru Kozanoğlu''nun romanlarında zaman zaman uçsuz bucaksız ovalarda at sürecek, kıl çadırlarda yatacaktır. Anlatılan çağda çok kullanılan kelimeler eserlere adeta serpiştirilmiş, böylece hem eserin dili açıklığından bir şey kaybetmemiş hem de tarihi atmosfer başarıyla günümüze taşınmıştır.
"Bir roman yazmak için en azından yüz kitap okurum. Bilgisiz, yaInız hayal gücü ile roman yazılmaz" diyen Kozanoğlu, özellikle tarihi roman yazarlarına da çok önemli mesajlar veriyor.

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Sencivanoğlu

Sencivanoğlu Kitap Kapağı Sencivanoğlu
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
184

Türk edebiyatında tarihi romancılığın en başarılı temsilcilerindendir. Eserlerinin çoğu onlarca baskı yapmış ve yüz binlerce okura ulaşmıştır. Romanlarını tarihten seçtiği kişiler ve onların çevresindeki olaylar üzerine kurduğu görülür. Çok rahat ve oldukça akıcı bir anlatımı sayesinde okuma alışkanlığını geliştirici eserleriyle Kozanoğlu, genç nesillere tarih şuuru da aşılamaktadır.
Bunu "Amacım, Türk insanının kendisine güvenmesini, atalarıyla övünmesini, kendisini başarıcı görmesini sağlamaktır" sözleriyle açıklamaktadır.. Daniel Pennac'ın okuyucuya tanıdığı haklardan Bovarizm (kitapla bütünleşme) hakkını kullanan Türk okuru Kozanoğlu'nun romanlarında zaman zaman uçsuz bucaksız ovalarda at sürecek, kıl çadırlarda yatacaktır. Anlatılan çağda çok kullanılan kelimeler eserlere adeta serpiştirilmiş, böylece hem eserin dili açıklığından bir şey kaybetmemiş hem de tarihi atmosfer başarıyla günümüze taşınmıştır.

William Saroyan – Yetmiş Bin Süryani

Yetmiş Bin Süryani Kitap Kapağı Yetmiş Bin Süryani
William Saroyan
Aras Yayıncılık
192

Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkândan çıktım...
Olanları düşünüyordum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı, sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu.
Bu, aylar önce, ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halkın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal, hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yetmiş bin Süryani, bu büyük halktan geriye kalan sadece yetmiş bin kişi, gerisi ölüm uykusunda, bütün o azamet harap olmuş ve unutulmuş.
Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hala da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder?
Zavallı Markar. Onun uyuyuşuna bakan, dünyada kimsenin derdi yok zannederdi, horlaması bir tüccarınki kadar zengindi; zira insanlar bu tür şeylerde eşittir... Basit şeylerde bütün insanlar yan yanadır, müşterek, hazin ve değersiz; iyi bir pazarda insanın bini bir para. Çıplaklığın birliğinde yoksul insan, papaz, şair ve siyasetçiyle kardeştir. En heybetli kişinin başından sarığını alın; sofu papazın siyap cüppesini çekin; mağrur kalpten güveni alın; kibirli ruhtan teselliyi, geriye ne kalır? Bir inilti, bir kaşıntı, bir horlama, bir burun çekiş, bir sızlanma; keçi gibi zıplama, bir osuruk v ebir papağanın saçma söylevi.

Oğuz Tektaş – Seksenler

Seksenler: 80'li Yıllarda Gündelik Hayatımız Kitap Kapağı Seksenler: 80'li Yıllarda Gündelik Hayatımız
Oğuz Tektaş
Çatı Kitapları
352

80'li Yıllarda Gündelik Hayatımız

Annelerimiz eşyalarını özenle korur, bozulduklarında ertesi gün yerine yenisinin gelmeyeceğini bilirlerdi. Hemen hepsinin elinde bir iğne iplik önlüklerin sökükleri okula gitmek üzereyken ayaküstü dikilirdi. Günlerinde kek, börek, "bir çay daha!", poğaça, "Ay! Komşu tatlıda mı yaptın!" derken başlarlardı şişmanlamaya. Evlerini yuva yapmaya çalışırken yorulurlar, ama asla yorgun olmazlardı.

Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evlerine girer su içerdik.

Koşar, düşer, terleriz, burnumuz akar. Üzülür, ağlarız yine akardı. Kollarımıza silerdik burunlarımızı. Gömleğimizin, kazağımızın, gocuğumuzun, uzun kollu neyimiz varsa hepsinin uçları meşin gibi olurdu.

Kelebekler konardı omuzlarımıza, uğurböcekleri en sevimli halleriyle kendilerine birinin mani söylemesini beklerlerdi. Her delikten bir kertenkele uzatır kafasını, başka bir deliğe saklanmadan önce ufak değneklerimizle kovalardık onları. Antenler yerlerini kapmadan önce leylekler yuvalarını çatılarımıza yapardı.

Elimizde Japon Çekirdekleri sokaktan gelip geçenlere bakarken çitler, soranlara adres tarif ederdik.

Hepimizin orada, uzakta köylerimiz vardı... Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, yatılı misafirlerimiz de gelirdi köylerden. Bir gelen haftalarca gitmezdi.

Evci askerlerin kıyafetlerinin kokusu sinerdi duvarlarımıza. Yedikleri dayaklardan yiyemedikleri yemeklerden bahseder, bir hafta sonra yine gelmek üzere giderlerdi. Böyle olduğu halde neden mektup yazarlar anlamazdım.

Yoğurtçular, hurdacılar, kalaycılar, bileyiciler fuar alanı gibi kullanırlardı sokakları. Kendilerine has ezgileriyle bağırıp gezerlerdi. Bekçilerimiz vardı; kahverengi polislerimiz. Düdüklerini öttürür, bozacılarla beraber gecelerin sesi olurlardı.

Şoförler: "Bundan iyisini ancak Allah yapar," derlerdi efsane otobüs 302 için.

"NeAnadol'u be! Babadol, Babadol," deyip dururdu dayım.

"O zamanlar Kumburgaz bize çok uzak, fotoğraflarımız sepya, hayatımız siyah-beyazdı. Domatesler kesildiklerinde etrafa güzel kokular yayar, evlerimizin balkonunda ya da pencere önlerinde Vita marka yağ tenekelerinde biberler, fesleğenler, çilekler yaşardı. Balkondan uzansak erik, kayısı, kiraz veya vişne toplayabilirdik belki ama misafirliğe gittiğimizde elimiz muza kayardı."

Giray Fidan – Çin’den Görünen Osmanlı

Çin'den Görünen Osmanlı: Çinli Düşünür Kang You Weil'in Türk Seyahatnamesi Kitap Kapağı Çin'den Görünen Osmanlı: Çinli Düşünür Kang You Weil'in Türk Seyahatnamesi
Giray Fidan
Yeditepe Yayınevi
129

Kang You Wei, Afyon ve Çin - Japon savaşları yenilgilerinin ardından Çin'de hayata geçirilmeye çalışılan reformların en önemli öncülerindendir. Bir reformcu, düşünür ve devlet adamı olarak Çin'in yakınçağının şüphesiz en önemli şahsiyetlerindendir.

Başarıya ulaşamayan reform hareketinin ertesinde ülkesinden kaçmak zorunda kalan Kang You Wei uzun zaman sürgünde bir ülkeden diğerine seyahat etmiştir. Çin için bir modernleşme örneği olduğuna inandığı Osmanlı İmparatorluğu'na tam da Çin'de gerçekleşmesinin hayalini kurduğu Meşrutiyet'in ilan edildiği günlerde gelmiştir. Kang, kendi bakış açısıyla Osmanlı İstanbul'unu ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili izlenimlerini bu seyahatnâmede ayrıntılarıyla anlatmıştır.

Kang, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşanan en büyük değişimlerden biri olan II. Meşrutiyet'in tanığı olarak bu döneme ilişkin eşsiz bir bakış açısı sunmaktadır.

John Gray – Ölümsüzleştirme Kurulu

Ölümsüzleştirme Kurulu: Bilim Işığında Kefeni Yırtmaya Dönük Garip Arayış Kitap Kapağı Ölümsüzleştirme Kurulu: Bilim Işığında Kefeni Yırtmaya Dönük Garip Arayış
John Gray
Yapı Kredi Yayınları
208

Bilim Işığında Kefeni Yırtmaya Dönük Garip Arayış...

Ölümsüzleştirme Kurulu'nda siyaset felsefecisi John Gray insanoğlunun ölümü yenme ve ölümsüz olma saplantısının iki farklı coğrafyada, farklı güdülerle ortaya çıkan iki sözde bilimsel versiyonunu parlak ve ürkütücü bir bakışla ele alıyor.

Birincisi on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başları İngiltere'sinde bir sevgi nesnesinin ölümünü kabul etmeyen ve onlarla medyumların otomatik yazıları, ruh çağırma seansları gibi yollarla ilişki kurduklarına inanan bir grup aydının, insan yaşamının bedensel ölümden sonra da sürdüğüne tutkuyla bilimsel kanıtlar arayışı. İkincisiyse oluşum halindeki Sovyetler Birliği'nde bilimin pek de uzak olmayan bir gelecekte ölümü yenebileceğine inanan "Tanrı Yapıcılar" adlı Bolşevik seçkinler çevresinin çabaları. Kitap adını Lenin'in cesedini yoğun mumyalama yoluyla ebedileştirmeyi amaçlayan "Ölümsüzleştirme Kurulu"ndan alıyor.

Feroz Ahmad – Bir Kimlik Peşinde Türkiye

Bir Kimlik Peşinde Türkiye Kitap Kapağı Bir Kimlik Peşinde Türkiye
Feroz Ahmad
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
259

Türkiye'de tarihçilerin, siyaset ve toplum bilimcilerin yakından tanıdığı bir isim olan Feroz Ahmad, bu son eserinde Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan günümüz Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan sürecin toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel veçhelerini 'bir kimlik arayışı' sorunsalında incelerken; bu arayışın peşinde koşulan yüzlerce yıllık serüvenin geniş çerçevesini büyük bir ustalıkla çiziyor.

Ahmad'ın akademik yaşamında uzun yıllara dayanan araştırma ve gözlemlerinin ürünü olan bu çalışma, yaşadığımız coğrafyada kurulan bir aşiret tarafından kurulan devlet düzeninin dayandığı dini ve kültürel temellerin gelişimini, tarihsel ve toplumsal olayların yüzyıllar sonra ulaşılan "millet olma" kavramıyla birleşmesini, devamlı değişen bir "kimlik" harcıyla kararken, birbirinden farklı sonuçlara da ulaşıyor.

Yazar, kendi deyişiyle "tarihçilere tarih öğreten biri olarak değil" dışardan analitik ve nesnel bakan biri olarak, günümüz dünyasında modern Türkiye Cumhuriyeti'nin önüne Batılılar tarafından sürekli konulan siyaset-ordu, demokrasi-cumhuriyet, din-laiklik ikilemlerinin yarattığı gerilimleri incelerken, bunların kaynaklarına da nüfuz edebiliyor. Eskilerin deyimiyle "müfit ve muhtasar" olan bu kitabın, Türkiye tarihi için yepyeni bir referans olacağına inanıyoruz.

"Bu çalışma kırk yıl sürmüş bir araştırmanın herkesin anlayabileceği bir özeti... Batılı ve Ortadoğulu akademisyenlerin güncel çalışmalarıyla yazarın içerden bakış ve yorumunun birleştiği bu eser İslâm, küreselleşme ve Türkiye'nin Amerika ve Avrupa Birliği ile ilişkileri gibi zorlu güncel konuları tarihsel arkaplanı içinde incelemektedir…" Hasan Kayalı, California Üniversitesi, San Diego 

"Eserdeki tarihlerin güvenilirliği ve ekteki mükemmel kronoloji, bu kitabı Türkiye'nin Modern Tarihi konusunda yararlı bir referans haline getiriyor."Huge Pope, Internatioanal Journal of Middle East Studies

William Saroyan – Ödlekler Cesurdur

Ödlekler Cesurdur Kitap Kapağı Ödlekler Cesurdur
William Saroyan
Aras Yayıncılık
144

Ödlekler Cesurdur, yüreği Bitlisli ninelerinden, dedelerinden dinleyerek öğrendiği Anadolu toprağında, Bitlis'te kalmış bir Amerikalı Ermeni'nin dünyasını merak edenlere eşsiz bir fırsat... Bu öykülerde kendilerini yaşadıkları yere ait hissetmeyenlerin dramı anlatılıyor. Bir solukta okuyacağınız 14 öyküden oluşan William Saroyan'ın bu kitabı, sizi yüzyılın başından alıp Bitlis, Erzurum, Trabzon, Marsilya, New York, Fresno yolunda yaşanan açlık, yoksulluk ve güvensizlik içinde bile yaşama sevinçlerini kaybetmeyen küçük insanların dramı ile günümüze taşıyacak.

Celal Hosrovşahi – Furuğ’un Öyküsü

Furuğ'un Öyküsü Kitap Kapağı Furuğ'un Öyküsü
Celal Hosrovşahi
Can Yayınları
88

Bir ülkeyi tanımanın en belirgin yolu, onun sanatını ve özellikle edebiyatını tanımaktan geçiyor. İran aydınları, özellikle yazıya geçirilmiş değerlere saygıyla yaklaşan bir anlayışa sahipler. Öykülerini ilk okuduğumda, insanoğlunun, Celal Hosrovşahin'in acılı, umutlu serüvenine eğilen bir yazarın, seçkin derinliğini gördüm. Ölümlü olanın ardındaki manzara sürekliliği, inceliklerle damıttığı anlatımıyla sunuyor okurlarına. En sıradan görünebilecek bir durumun ardındaki manzara fantastik uzantılara, yüreğin umutla titreyişine, bu kitaptaki öyküleri okurken, dokunabiliriz. Hosrovşahin'in kitabının girişine alıntıladığı ''Kederliyim bu adam kılığındaki yaratıklardan, bir insan arıyorum ben'' dizeleri, yazarın bu arayışının bir belirtisidir. Füruğun Öyküsü, çağdaş İran edebiyatının ilginç bir örneği...

John Gray – Kara Ayin

Kara Ayin: Apokaliptik Din ve Ütopyanın Ölümü Kitap Kapağı Kara Ayin: Apokaliptik Din ve Ütopyanın Ölümü
John Gray
Yapı Kredi Yayınları
268

Ünlü siyaset felsefecisi John Gray Kara Ayin'de Fransız Jakoben-lerden Rus Bolşeviklere, Nazilere kadar dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan ütopyaların, binyılcı Hıristiyan inançların seküler bir uzantısı olduğunu gösteriyor. Modern ütopyacı tasarılar Ortaçağ'ın dinsel mitlerini yeniden üretmiş ve benzer bir şiddeti körüklemiştir. Sovyetler Birliği'nin dağılışı ve neokonservatif evrensel demokrasi projesinin Irak'ın kana bulanmış sokaklarında son bulmasıyla ağır bir darbe yiyen ütopyacılık yerini dinin ilkel biçimlerine bırakmaktadır. Apokaliptik din canlandığı her yerde yeryüzünün azalan kaynaklarına yönelik yoğun savaş da içinde olmak üzere siyasal anlaşmazlıklarla iç içe geçmektedir. Sendeleyip içine düştüğümüz bulanık savaş durumu böyle bir kötülüktür.

John Gray – Liberalizmin İki Yüzü

Liberalizmin İki Yüzü Kitap Kapağı Liberalizmin İki Yüzü
John Gray
Dost Kitabevi
143

Büyük bir yankı uyandıran bu yapıtında, John Gray, liberal düşüncenin birbiriyle bağdaşmaz iki felsefesi olduğundan söz ediyor. Bir taraftan, liberalizm, evrensel ve akılcı bir oydaşma kuramı; diğer yandan, farklı rejim ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilmesinin olanaklarını araştıran barışçıl bir ortak yaşam tasarısı. Liberalizmin ilk işleviyle tümüyle anakronik bir yapıya büründüğünü savlayan Gray, liberalizmin geleceğini de Hobbes''un düşüncesinin izleğinde buluyor. Liberal hoşgörü ve değer-çoğulculuğu üzerine kaleme alınmış temel önemde bir inceleme.

Seyyid Ahmet Arvâsî – Diyalektiğimiz Ve Estetiğimiz

Diyalektiğimiz Ve Estetiğimiz Kitap Kapağı Diyalektiğimiz Ve Estetiğimiz
Bütün Eserleri Serisi 16. Kitap
Seyyid Ahmet Arvâsî
Bilgeoğuz Yayınları
140

Çağımızın önemli ilim, ahlak ve fazilet insanlarından biri Seyit Ahmet Arvasi'dir. Çünkü Arvasi hoca, insanlığın ideolojik bataklıklar içerisinde çırpındığı bir dönemde, kendini yetiştirerek insanları, özellikle de Ülkücü gençleri aydınlatma yolunda durmadan çalışmış, fikir üretmiş, hep onların saadetleri için çırpınıp durmuştur. Arvasi hoca, fikir ve düşünce hayatının çeşitli uçurumlarında kol gezen ve okumayı seven gençlere el uzatarak, adeta onların koruyucu meleği olmuş, onların yerine fırtınaları göğüslemiş ve muhtemel sarsıntılara karşı daima tetikte beklemiştir.

Arvasi hocanın kaleme aldığı eserlerini incelediğimizde bütün gayretinin imanlı bir gençlik yetişmesi olduğunu görürüz. Bunun için çırpınmış, bunun için kafa yormuş ve aramızdan ayrılana kadar da bu istikametini asla bozmamıştır. Bu hususta başkaları ikballer peşinde koşarken Arvasî hoca gözünü "Büyük ideale" dikmiş, bunun gerçekleşmesi için çaba sarf etmiştir. Arvasî hocayı yakından tanıyanlar bu çabanın asla normal bir çaba olmadığını da müşahede etmişlerdir.

Pyotr Andreyeviç Tolstoy – Tolstoy’un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu

Tolstoy'un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu Kitap Kapağı Tolstoy'un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu
Pyotr Andreyeviç Tolstoy
Yeditepe Yayınevi
228

II. Mustafa, bütün işlerini vezirine bırakmıştır, ne ordu, ne din, ne de saray işleri ile ilgileniyor. Ancak sarayın içinde, eğlencesinden geri kalmıyor ve çeşitli hanımlar bulundurarak onlarla eğleniyor. Avlanmayı çok seviyor, çeşitli av merasimlerine büyük harcamalar yapılıyor. Hazine bu harcamalardan zor duruma düşmüştür.
"Türk halkının durumu şu şekildedir: Onlar mağrur, gururlu, şöhreti seven bir halktır."
"Tüm Türk vezirler devlet idaresinden ziyade kendi zenginliklerini düşünüyorlar..."
"... Şu anda devlet halktan gelen gelirle giderleri karşılayamaz duruma gelmiş ve her sene hazinenin borcu bir önceki seneye nazaran daha da artmaktadır."
"Fransız elçi inanılmaz çabalar sarfetmektedir. Ancak İngiltere ve Hollanda elçileri boş durmamaktadırlar. Onların ne kadar para harcadıklarını ve hediyeler verdiklerini ise bir tek Allah bilmektedir."

Tolstoy, tuttuğu notlarda Sultan II. Mustafa döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun dâhili durumu hakkında ayrıntılı bir resim çizmekte, XVIII. yüzyılın başlarında ne Türk ne de Avrupa kaynaklarında bu kadar geniş bir şekilde anlatılmayan birçok önemli mesele hakkında değerli bilgiler vermektedir. Kayıtlar özellikle ağır vergi yükü, gayrimüslim halkla olan ilişkiler, devlet mekanizmasının yapısı, üst düzey bazı memurların kişisel özellikleri, saraydaki yolsuzluk, ordunun özellikle de donanmanın durumu, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle ilişkileri, Rus-Türk ilişkilerini zorlaştırmaya çalışan Avrupa elçilerinin Türkiye'deki faaliyetleri konularını ihtiva etmekte