Michael Connelly – Kan Bağı
Polisiye / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kan Bağı Yazar: Michael Connelly Yayıncı: Epsilon Yayınevi Sayfa Sayısı: 390 Eski FBI ajanı Terrel McCaleb, çok yakın bir tarihte bir kalp nakli ameliyatı geçirmiştir; iyileşmeye ve her türlü gerginlikten uzak durmaya çalışmaktadır. Birgün Graciela Rivers, yaşadığı teknede onu ziyarete gelir ve eski ajandan kız kardeşinin katilini bulmasını ister. Bu ziyaret McCaleb’i eski stresli yaşamına geri dönmek zorunda bırakacaktır. Göğsüne takılan kalbin Gloria’nın kalbi olduğunu öğrendikten sonra, katili yakalamak onun için ödenmesi gereken bir borç haline gelir. Huzur bulabilmek için, ruhu olmayan korkunç bir yaratığın peşine düşmekten başka çaresi yorktur. Michael Connelly, bir bilmecenin parçaları gibi yavaş yavaş yerleştirdiği ipuçlarıyla, romanının soluk soluğa okunmasını sağlıyor. Kitabı, birinci sınıf bir polisiye olmanın yanında, hem polisin hem de suçlunun dünyasına mercek tutuyor; insan ruhunun gizemini ilmek ilmek çözüyor.

Michael Connelly – Betondaki Sarışın
Polisiye / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Betondaki Sarışın Yazar: Michael Connelly Yayıncı: Altın Kitaplar Sayfa Sayısı: 446 Los Angeles sokaklarında işlediği seri cinayetlerde kurbanlarının yüzüne kartvizit bırakan bir katil dolaşmaktadır. Adı bilinmeyen katilin yeni adı ise Bebekçi’dir. Şehrin tüm emniyet teşkilatını ve Harry Bosch adındaki bir dedektifi de peşinde koşturan katil her yeni günü ve geceyi bir kabusa çevirmiştir. Harry Bosch sonunda asıl katili öldürür. Ne var ki bir başka katil Bebekçi’nin kaldığı yerden işine devam edecek, dedektif ise Los Angeles’in tanıdığı karanlık sokaklarından, kendi yüreğinin tanımadığı karanlığına yürüyecektir. Edgar ödüllü yazar Michael Connely, Betondaki Sarışın’la mesleğinde yepyeni bir sayfa açarak, okurları mahkeme salonlarındaki çatışmalardan, sadist bir katilin izini süren soluk kesici maceralara taşıyor.

Michael Connelly – Şair
Polisiye / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Şair Yazar: Michael Connelly Yayıncı: Epsilon Yayınevi Sayfa Sayısı: 453 Ölüm, gazeteci Jack McEvoy’un işidir; başkalarının acısını kullanarak yazdığı yazılar ona ün ve para kazandırmıştır. Ancak bu kez, kendisini çok üzen bir öykü ve çözmek için umutsuzca çırpındığı bir bilmeceyle karşı karşıyadır. Seri cinayetler işleyen acımasız bir katil, her biri kafasını çözemediği bir cinayete takmış olan cinayet masası dedektiflerini öldürmektedir. Katilin kartviziti, Edgar Allan Poe’nun şiirlerinden dizelerdir; son kurbanı ise McEvoy’un kardeşidir-ikizi-hatta belki de kendisi… “Connelly’nin kahramanı kardeşinin katilini ararken, sinirlerinizini keman yayı gibi gerilmesine hazır olun.” Kirkus “Connelly müthis sürprizini büyük bir ustalıkla kurgulanmış kitabının sonuna kadar hiç ipucu vermeden saklamayı başarıyor” Publishers Weekly “Dehşet verecek kadar gerçekçi… Connelly’nin kurgusu kusursuz. Fort Laurdale Sun-Sentinel

Esmahan Aykol – Kelepir Ev
Polisiye / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kelepir Ev Yazar: Esmahan Aykol Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 256 İstanbul polisiyesinin sevilen karakteri Türkleşmiş Alman Kati Hirşel, Kuledibi’nde kelepir bir ev satın almaya çalışırken katil zanlısı konumuna düşer. Ne var ki Kati, aklını, girişkenliğini ve olgun kadın cazibesini kullanarak gerçek suçluyu bulmak amacıyla kollarını sıvamaktan çekinmeyecek, bu arada, kendini aklama ve cinayeti çözme dürtüsüyle harekete geçtiğinde gerçek Türkiye insanlarıyla tanışacaktır.

Ellery Queen – Siyamlı İkizler
Polisiye / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Siyamlı İkizler Yazar: Ellery Queen Yayıncı: Hayat Yayınları Sayfa Sayısı: 159 Ellery Queen, Amerikalı kuzenler Frederic Dannay ve Manfred Bennington Lee’nin bir gazetenin roman yarışması için oluşturdukları hayali bir dedektif-yazar. Babası Müfettiş Quenn ile birlikte gizemli cinayetlerin esrârını çözüyorlar.

Ellery Queen – Mor İzler
Polisiye / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Mor İzler Yazar: Ellery Queen Yayıncı: Altın Kitaplar Sayfa Sayısı: 240 Ellery, usulca kapıyı açtı. Odada çıt çıkmıyordu. Genç adam yatağına uzanmış, örtüyü de çenesine kadar çekmişti ve gözleri cam gibiydi. Zavallının bu karanlık gecede cinayetin esrarını çözdüğü anlaşılıyordu. Zira katil biraz evvel kendisini de ziyaret etmişti. Ellery, dehşetle cesede bakakaldı. Kalbi delicesine çarpıyordu. Ölünün yüzünde ince, uzun morumsu izler vardı. Sanki genç adamı iyice kamçılamışlardı… Yanında bir kâse çorba, daha ilerde de bir kamçı duruyordu.

Ellery Queen – Çin Portakalı
Polisiye / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Çin Portakalı Yazar: Ellery Queen Yayıncı: Akba Yayınevi Sayfa Sayısı: 215 New York’lu kitapçı Donald Kirk ile Mister Ellery Queen yazıhaneye girdikleri zaman, ilk olarak büyük bir kasırganın içerisini tarumar ettiğini zannettiler. Bütün möbleler, tablolar, biblolar, yani yerinden oynatılması mümkün olan her şey odanın içine dağılmıştı. Daha doğrusu her şey tersine çevrilmişti. Kendilerini bekleyen ziyaretçinin elbiseleri de aynı şekilde ters yüz edilmiş olmakla beraber, zavallı ve meçhul adamın bunun sebebini izah etmesi imkânsızdı. Çünkü şöminenin demiriyle vurulan darbeler neticesinde, kafatası çatlamış olarak yerde yatıyor ve boynuna benzeyen iki garip ve uzun çubuk, ceketinin iki yanından dışarı taşıyordu.

Dashiell Hammett – Türk Sokağı’ndaki Ev
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türk Sokağı'ndaki Ev Yazar: Dashiell Hammett Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 316 1920’lerin 1930’ların Amerika’sı… Değer yargıları hızla çürümekte, para kazanmak için her yol mubah görülmekte. Bireysel ya da birkaç kişinin bir araya gelmesiyle işlenen suçlar, fuhuş, kumar, kaçakçılık gibi daha geniş alanlara yayılarak örgütlü bir hal almış. Mafya ile siyasetçiler kol kola… Üst sınıflardan başlayarak toplum bir suç sarmalının içine girmiş. Bütün bunlarla uğraşmaya çalışan isimsiz, gösterişsiz, işini iyi yapmaya çalışan bir adam. Son derece riskli bir işte çalışan bir emekçi. Ama bazen işler karışır, vicdanı da devreye girer. Bu işleri daha da zorlaştıracaktır ama insan kalmanın başka yolu da yoktur. Polisiye cepte serisi, Raymond Chandler’in ardından polisiye türünün büyük ustası Dashiel Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin beşinci kim olan “Türk Sokağı’ndaki Ev”, Sinan Fîşe’kin yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları olarak Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashiel Hammett külliyatını, Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Dashiell Hammett – Sırça Anahtar
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Sırça Anahtar Yazar: Dashiell Hammett Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 258 Demokrasi denen politik oyunun kulisinde sahnelenen karanlık bir oyun. Oyunun başrolünde iki erkek. Bileğine sıkı, gözü kara. İki yeraltı adamı. İki sıkı dost… Önlerinde fırsatlar. Güç ve para… Zirveye uzanan merdivenler. Omuz omuza tırmanılacak basamaklar… Ama aşk denilen bela. Tıpkı cinayet gibi planları bozmak için vardır. Hayatın o benzersiz mantığını bize dayatması için. Ve yazgı kendi lisanınla konuşmaya başlar. Politik çıkarlar. İnsan olduğunu söyleyen mahlukların ne mene canavarlar olduğunu gözler önüne sererken. Dostluklar da aşkın mihenk taşında bir bir sınanır, iç içe acılan entrika dolu odaların kapılarının kilitleri sırça anahtarlarla açılır. Karşımıza çıkan gerçek hiç de güzel değildir… Ama yaşam ne kadar sert olursa olsun yine de güzeldir… Elbette yeterince cesur olanlar için… AHMET ÜMİT Polisiye cepte serisi, Raymond Chanoler’ın ardından polisiyenin türünün büyük ustası Dashıell Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin ikinci kitabı olan Sırça Anahtar. Sinan Fişek’in yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları olarak, Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashell Hammet külliyatını, Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Ahmet Ümit – Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Şeytan Ayrıntıda Gizlidir Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 200 İstanbul’dan suç manzaraları… Suçun perdelediği yaşamlar… Katillerin ardındaki insanlar. Sıradan olanın gerisindeki gizem. Ülkenin gerçek bir panaroması. Karakterler labirenti… Başkomser Nevzat’la, varoşlardan villalara, batakhanelerden sanat çevrelerine yaptığımız heyecan yüklü bir yolculuk. Trajik olduğu kadar komik, komik olduğu kadar kederli vakalar. Bize, bizi anlatan ironik öyküler.   “Cinayetin işlendiği resim atölyesi bir korku filmi setini andırıyordu. Yüksek bir tavan, ölü yüzü gibi bembeyaz duvarlar, bordo renkli kadife perdelerle kaplanmış üç dar pencere. Pencerelerin hemen önünde duran cevizden yapılma tabutun içinde, uzun saçlı, ilk bakışta kız mı erkek mi olduğu anlaşılmayan bir ceset yatıyordu. Bütün bedenini kaplayan siyah pelerinin kalp hizasında kol saatinin kadranı büyüklüğünde bir delik vardı. Tuhaftır, deliğin etrafında fazla kan lekesi yoktu. Cesedin kalbinden çıkartıldığını sandığımız, heykeltıraşların kullandığı türden, ucu kanlı, yirmi santim uzunluğundaki bir keski, tabut ile üzerinde tamamlanmamış bir resmin bulunduğu şövalenin arasında, yerde duruyordu. Tabutun başında saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, ağzını her açtığında alkol kokuları yayarak, ‘Karanlıklar Prensi öldü… Karanlıklar Prensi öldü,’ diye dövünüp duruyordu.

Ahmet Ümit – Sis ve Gece
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Sis ve Gece Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 448 Aniden kaybolan genç bir kız: Mine… Âşık olduğu kızı arayan bir MÎT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması… Günümüz İstanbul’undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar… Türkiye’nin yakın geçmişine insani bir bakış… “Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum.”

Ahmet Ümit – Patasana
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Patasana Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 402 Patasana, özlemimi bir ölçüde gideriyor. Bu tür bir romanın da edebiyat olabileceğini kanıtlıyor. Sadece keyifle değil, merakla da okunuyor. Yeni ilgi alanları yaratıyor insanda. Ben, kendi adıma, Patasana’dan sonra Hititlerle ilgili başka şeyler okuma isteğini de duydum.” -Ülkü Tamer, Radikal- “Bir kitap okudum, polisiyeye bakışım değişti! Ben ki polisiye sevmez, okumayı reddederdim, Patasana’yla birlikte, acaba böyle başka kitaplar var mıdır sorusuna geldim, kendi iradem, kendi beğenimle, kendi tavrıma ters düşerek! Ahmet Ümit’in son romanı Patasana, polisiye severler kadar sevmezleri de çekiyor kendine.” -Filiz Aygündüz, Milliyet- Bir coğrafyanın kanlı geleneği anlatılıyor Patasana’da. Anadolu’nun güneydoğusunda bugün yaşananlar ile üç bin yıl önce yaşananlar paralel bir biçimde gözler önüne seriliyor. Poe’nun öykülerindeki gizem, Christie’nin romanlarındaki klostrofobik ortam, Anadolu güneşinin parlak ışığı altında birleşerek etkileyici yeni bir biçime bürünüyor. Patasana trajik öykülerle dolu bir kitap, ama asla karamsar değil. Tüm iyi romanlarda olduğu gibi, Patasana’da da bilgelik, belirsizliğin üzerinde yükseliyor.

Ahmet Ümit – Ninatta’nın Bileziği
Polisiye , Roman / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Ninatta'nın Bileziği Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 104 Anadolu’nun kalbinde yeryüzünün ilk büyük imparatorluğu: Hititler… Açgözlü kralların toprak hırsı. Kanla yazılan bir tarih. Yeryüzünün ilk büyük savaşı Kadeş. Umarsız bir sevda. Aşkını günah gibi yaşayan genç bir kadın. Tanrıların lanetlediği insanlar. Uğradığı lanetin bedelini savaşla ödeyen bir adam. Acımasız bir dünyada, aşkın derme çatma kalesine sığınmış iki insan… Yıllar öncesinden gelen bir çığlık… Savaşa karşı bir haykırış. “Hoş geldin, ey, uzak yolların yolcusu, ey güzel haberlerin müjdecisi, ey omuzlarında yılların bilge yorgunluğunu, gözlerinde bilinmezin heyecanını taşıyan kişi, yaşlı ülkeme, Hattilerin bin Tanrılı toprağına, güzel Hattuşa’ya hoş geldin… Hastalanmış mutluluğa, uzun ömürlü kedere, sona erdireceğin yasıma hoş geldin. Öksüz sokaklara, kimsesiz meydanlara, boynu bükük evime, hoş geldin. Seni bekliyordum. Uzun geceler, uzun günler boyunca, neşeli baharlar, doygun yazlar, yorgun sonbaharlar, kavruk kışlar boyunca, uzun, çok uzun yıllar boyunca. Hoş geldin.”

Ahmet Ümit – Kukla
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kukla Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 512 Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan… Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye’nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar… Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler… Ergenekon’un yıllar önce yazılan romanı. ‘Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir… Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz.”

Ahmet Ümit – Kar Kokusu
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kar Kokusu Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 288 Yarı otobiyografik bir roman. Sovyetler Birliği henüz dağılmamış. Türkiye’de askeri diktatörlüğün en karanlık günleri. Moskova’daki uluslararası okulda eğitim gören Türkiyeli devrimciler. Askeri diktatörlüğün istihbaratçıları onların peşinde. Ve karlar üzerinde bir cinayet. Cinayet sorgusuyla başlayan iç hesaplaşma. Hayatın anlamı nedir? Gerçeği kim temsil ediyor? Sadece Türkiye Komünist Partisi’nin değil, uluslararası devrimci hareketin bir dönemine de farklı bir bakış. “Mehmet koruluğun sınırındaki dereye geldiğinde, Leonid yine yaklaşmıştı pencereye. Ama Mehmet onu görmedi. Gözleri geçeceği derenin üzerindeki küçük köprüye takılmıştı, yerler buzdan parıldıyordu. Köprüye doğru bir adım atmıştı ki, ayağı kaydı. Düşmekten son anda tahta korkuluğa tutunarak kurtuldu. Doğrulup yeniden yürümeye başlayacaktı ki, arkasında birinin varlığını hissetti. İrkilerek başını çevirmeye çalıştı ama geç kalmıştı; derinden gelen bir ses duydu, aynı anda sırtında şiddetli bir darbe hissetti; hızla öne savruldu ama elleri hâlâ korkuluklarda olduğu için yere düşmedi. Başını çevirip vuranı görmek istedi, başaramadı. Bakışları usulca aşağı, göğsüne kaydı, hiçbir şey göremedi. Ama sırtındaki ağırlık hissedilmeyecek gibi değildi. Birkaç saniye ayakta kaldı, başı dönüyor, kusmak istiyordu. Engellemek istedi, başaramadı, ağzından koyu bir sıvının boşaldığını fark etti. Elleri korkuluktan çözüldü, yüzüstü yere yıkıldı. Düşerken başını köprünün buzlanmış tahta döşemesine çarpmıştı, ama hiç…