Aldous Huxley – Algı Kapıları

Algı Kapıları: Cennet ve Cehennem Kitap Kapağı Algı Kapıları: Cennet ve Cehennem
Aldous Huxley
İmge Kitabevi
150

Yayınlandığı günden itibaren tüm dünyada olağanüstü bir ilgi gören Algı Kapıları, ele aldığı konu bakımından benzersizdir. Huxley bu kült kitabında insan algılarının boyutlarını, görsel algıyı olağanüstü biçimde açan meskalin üzerinde özellikle durarak, onu bizzat kullanarak inceler; deneyimlerini müthiş bir gözlem gücüyle gerçeğe olabildiğince yakın, hatta zaman zaman onu aşarak betimler ve bize gerçeğin yeni bir boyutunu, bilincimizin, aslında bir şekilde hep bildiğimiz, ama pek göremediğimiz "karşı kutbunu", "öteki tarafını" gösterir; oraya geçmek için tarih boyunca kullanılmış farklı araçları, geliştirilmiş farklı yöntemleri anlatır.

Dolayısıyla Algı Kapıları, resimden müziğe, bir kır manzarasından karanlıkta oynaşan ışıklara kadar birçok farklı araçla da ortaya çıkabilen farklı bir algı durumunun, yazarın deyimiyle "kendinden geçmenin" benzersiz bir analizini sunuyor.

Gerek Algı Kapıları, gerekse yazarın daha sonra bunun devamı olarak yazdığı Cennet ve Cehennem, bu "kendinden geçme" halinin, gündelik yaşamın ötesindeki bir dünyaya açtığı kapılar üzerine yazılmış iki temel ve klasikleşmiş deneme...

Adem Solak – Şiddeti Anlamak

Şiddeti Anlamak: Cezaevi Görüşmeleri Kitap Kapağı Şiddeti Anlamak: Cezaevi Görüşmeleri
Adem Solak
Hegem Yayınları
312

Adem SOLAKIN Türkiye gündeminde yer alan önemli olayların, cezaevindeki failleriyle yaptığı görüşmelerden derlediği Şiddeti Anlamak adlı eseri, şiddetin nedenleri konusunda okuyucuya ışık tutuyor.

Alfred Brauchle – İpnotizma Ve Telkinle Tedavi

İpnotizma Ve Telkinle Tedavi Kitap Kapağı İpnotizma Ve Telkinle Tedavi
Alfred Brauchle
Cem Yayınevi
96
'Hastalıkların doğması ve tedavisinde ruhun ne büyük bir rol oynadığı en sonunda bugün tamamen anlaşılmıştır. 31 yıl önce henüz zaferi elinde bulunduruyora benzeyen materyalizm, günümüzde artık büyük ölçüde tahtından indirilmiştir. Aradan geçen süre içinde o kadar çok şey yaşadık, O kadar çok kahır çektik ki, bugün artık manevi güçlerin taşıdığı önemi kavrayabilecek durumdayız. Ancak, ruh gücünü hastalık gücünün karşısına çıkarıp koyabilmek için bir teknik gereklidir. İşte bu kitapta söz konusu teknik, ister sağlam, ister hasta, her okuyucuya pratik bakımdan yararlar sağlayacak gibi alabildiğine yalın biçimde sunulmaya çalışılmaktadır.'

Erich Fromm – Freud Düşüncesinin Büyüklüğü Ve Sınırları

Freud Düşüncesinin Büyüklüğü Ve Sınırları: Freud Çalışmalarına Modern Bir Bakış Kitap Kapağı Freud Düşüncesinin Büyüklüğü Ve Sınırları: Freud Çalışmalarına Modern Bir Bakış
Erich Fromm
Say Yayınları
200

"Kendini yanılgılara yönelten koşulları değiştirebilmesi için insanın önce bu koşulları doğuran yanlışlıkları yok etmesi gerekir."

Freud da böyle bir tanımlama yapabilirdi. Marx'ınkine benzer bir cümle, psikanaliz teorisini kullanarak tedavi uygulayan bir bilim dalı için çok uygun bir slogan olurdu. Gerçek kavramını epeyce genişleten Freud'un en özgün yanı, gerçeğin bilinçli zihinle düşünülen ya da inanılan şey değil de, asıl düşünmek istenilmediği için bastırılan olgular olduğunu ortaya koymasıdır.

Onun buluşlarının büyüklüğü, gerçek sanılanların ötesindeki gizli ve üzeri örtülü olarak duran asıl gerçeğe nasıl varılacağının yöntemini göstermesinden kaynaklanır. Bir insanı iyi etmenin yolu, onun ruhsal yapısını anlayıp bastırma olayını yok etmekten geçer. Bunu deneysel çalışmalarıyla kanıtlayan Freud, gerçeğin iyileştirip kurtaracak tek yol olduğu ilkesini çalışmalarında (yani pratikte) uygulamıştır. Her ne kadar uygulamada bazı bozulmalara uğramış ve yeni yanılgılara yol açmışsa da bu ilke, onun insanlık tarihine yaptığı en önemli katkıdır.

Erich Fromm – Erdem ve Mutluluk

Erdem ve Mutluluk Kitap Kapağı Erdem ve Mutluluk
Erich Fromm
İş Bankası Kültür Yayınları
284
Erich Fromm, bütün dünyada en çok ilgi gören yazarlardan biri olmuştur. 80 yıl gibi uzun sayılabilecek verimli bir ömür sürmüştür. Enerjisinden hiçbir şey kaybetmeden mutlu bir dünya yaratabilmek için elinden gelen bütün gayreti göstermiştir. Önemli kitaplarının hemen hepsi bütün büyük dillere ve Türkçe'ye çevrilmiştir. Türk okuycusunun çok iyi tanıdığı bu yazarı gene Ayda Yörükân'ın çevirisi olan bu kitapla sizleri başbaşa bırakıyoruz.

Erich Fromm – Rüyalar Masallar Mitoslar

Rüyalar Masallar Mitoslar: Sembol Dilinin Çözümlenmesi Kitap Kapağı Rüyalar Masallar Mitoslar: Sembol Dilinin Çözümlenmesi
Erich Fromm
Say Yayınları
256

Rüyalarımızın çoğu ortak bir özelliğe sahiptir; uyanık halimizin en büyük özelliği olan mantık kurallarına uymazlar. Orada uzay ve zaman kategorileri de artık geçersizdir. Ölmüş dostlarımız yaşıyormuş gibi karşımıza çıkabilir ya da eskiden başımızdan geçen ve unutmuş olduğumuz olaylar birdenbire gözümüzün önünde canlanabilir. Gerçekte hiç mümkün olmayacak biçimde, iki ayrı olayı aynı anda oluyormuş gibi görebiliriz. Uykumuzda zamana olduğu kadar, uzayın kurallarına da uymayız. Uzak bir yere bir anda gitmek, iki farklı yerde aynı anda bulunmak, iki değişik insanı bir tek insan olarak görmek veya bir insanı ansızın başka bir insana dönüştürmek bizim için hiç de zor değildir. Kısaca, bedenimizin faaliyetine sınırlar koyan zaman ve uzayın kaybolduğu bir dünyayı rüyalarımızda yaratmak pek kolaydır.

Erich Fromm – Psikanaliz ve Zen Budizm

Psikanaliz ve Zen Budizm: İnsan Ruhuna İki Farklı Yaklaşım Kitap Kapağı Psikanaliz ve Zen Budizm: İnsan Ruhuna İki Farklı Yaklaşım
Erich Fromm
Say Yayınları
88

Psikanaliz ve Zen, insanın doğasıyla ve dönüşümüne yol açan bir pratikle ilgili olmalarına rağmen aralarındaki farklılıklar benzerliklerden daha ağır basar. Psikanaliz bilimsel bir yöntemdir, dinden tamamen bağımsızdır. Zen, “aydınlanmaya” erişme tekniği ve teorisi olup Batı’da dini veya mistik olarak görülebilecek bir deneyimdir. Psikanaliz ruhsal bozukluklara dair bir tedavidir, Zen ise bir tinsel kurtuluş yoludur. Psikanaliz ile Zen-Budizm arasındaki ilişkiye dair bir inceleme, aralarında köklü ve bağlantı kurulamayacak derecede farklılık bulunduğuna dair bir açıklamadan başka bizi hangi sonuca götürebilir?

Erich Fromm – Sevginin Ve Şiddetin Kaynağı

Sevginin Ve Şiddetin Kaynağı Kitap Kapağı Sevginin Ve Şiddetin Kaynağı
Erich Fromm
Payel Yayınları
143

Yaşam yaratmak, güçsüz insanda bulunmayan birtakım nitelikleri gerektirir. Yaşamı yoketmekse yalnızca bir tek niteliği -şiddete başvurmayı- gerektirir. Güçsüz insan, tabancası, bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin içindeki yaşamı yokederek onu aşabilir. Böylece, kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet, güçsüzlükten doğan ve güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratamayan bir insan, yok etmek ister, yaratırken, yok ederken salt bir yaratık olma rolünün ötesine geçer. Caligula'ya şunları söyletirken Camus, bu fikri özlü olarak dile getirmiştir: "Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin insanı kendinden geçiren gücünü yaşıyorum; bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyuncağından başka bir şey değildir." Bu, sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kimselerin kullandığı şiddettir.

Erich Fromm – Sağlıklı Toplum

Sağlıklı Toplum Kitap Kapağı Sağlıklı Toplum
Erich Fromm
Payel Yayınları
336
Bu kitap, onbeş yıl önce yazılan Özgürlükten Kaçış'ın devamıdır. Sağlıklı Toplum'da yirminci yüzyıl demokrasisinde yaşamın, birçok bakımdan özgürlükten başka tür bir kaçış olduğunu göstermeye çalışıyorum, yabancılaşma kavramı çevresinde toplanan bu kendine özgü kaçışın çözümlenmesi kitabın büyük bir kesimini oluşturuyor.

Victor E. Frankl – Duyulmayan Anlam Çığlığı

Duyulmayan Anlam Çığlığı: Psikoterapi ve Hümanizm Kitap Kapağı Duyulmayan Anlam Çığlığı: Psikoterapi ve Hümanizm
Victor E. Frankl
Ötek
167

İnsan, savunma mekanizmaları için yaşamaz, tepki oluşumları uğruna ölmez. Ama bir anlam için yaşar, bir dava uğruna ölebilir. İnsan, doğası gereği ve doğuştan gelen bir güdüyle anlam yönelimlidir. Anlam arayışının engellenmesi "varoluşsal bir boşluk" yaratır.

Frankl, İnsanın Anlam arayışı'nın bir devamı ve açılımı olan bu kitabında "kitle nevrozu" boyutlarına ulaşan varoluşsal boşluğu gözler önüne seriyor ve bugünün mekanikleşmiş, insansızlaşmış psikolojisini ve psikoterapisini yeniden insanileştirmek gibi bir iddiayla yola koyuluyor.

Julia Kristeva – Ruhun Yeni Hastalıkları

Ruhun Yeni Hastalıkları Kitap Kapağı Ruhun Yeni Hastalıkları
Julia Kristeva
Ayrıntı Yayınları
507

Hâlâ bir ruhumuz var mı? Çağımızda bu mümkün mü? Eğer varsa, nerede konumlanır? Beyinde mi, kalpte mi, beden sıvılarında mı? Ruh nedir? Konuşan varlığın diğer konuşan varlıklarla bağı ve bir anlam yapısı mıdır? Peki, çağımız anlam yapılarını yok eden bir çağ ise, ruhumuza ne olmuştur? Kristeva bu soruların, modern varlıklar olarak içinde bulunduğumuz çağın temel soruları olduğunu ileri sürüyor; üstelik ikna gücü de oldukça yüksek. Modern insan günlük deneyiminde içsel yaşamının çöküşünün izinde sürüklenmektedir. Bu çöküş, televizyon dizilerinin duygusal şantajında, romantik tatminsizlikte, dinlere yönelişte her gün açıkça ifadesini bulmaktadır. Bunlar Kristeva’ya göre sakatlanmış öznelliğin emareleridir. Bu gezgin, dur durak bilmeyen ve performans sarhoşu öznelliğin oluşum mekânını en iyi temsil eden geleceğin kent modeli New York’tur. Çağımızın bu simge kentinde yaşayan modern insan, kazanmanın, harcamanın, haz almanın peşinden koşar. Bu yaşam deneyiminde belki acı çeker, ama pişmanlık ve vicdan azabı duymaz. İmgelere boğulur, imgeler onun yerine geçer. Yaşadığı hayal âleminde, gösteriden o da bir pay almaya çalışır. Söylemi standartlaşırken, edim ve vazgeçiş anlam yorumlarının yerini alır. Bu nedenle modern narsis bu karmaşanın içinde ruhunu nereye hapsettiğini bilmez. Hatta ruhunu kaybetmekte olduğunun farkına bile varamaz.

Kristeva ruhun yeni hastalıklarının tanısını burada koyar: Özne için temsilleri ve anlamsal değerlerini kaydeden ruh, yani psişik aygıt bozulmuştur, çalışmamaktadır. Çağımız da tıpkı ruhunu yitirmekte olduğunu bilmeyen insan gibi, kendi bilincinde olmayan bir medetsizlik çağıdır. Çağımızın hastalığı, psişik temsil imkânsızlıkları ve yetersizlikleridir. Psişik uzamı ölüme sürükleyebilecek hastalıklardır bunlar. Gösteri toplumunun aktörü ya da tüketicisi, imgesel yoksunluk hastalığına yakalanmıştır.

Tanının ardından, modern insanı bu kötürümlükten psikanalizin nasıl kurtaracağı sorgulamaları gelir. Kristeva’ya göre modern insan analistten psişik aygıtını tamir etmesini beklemektedir. Kristeva bu sorunsalın izini, Jeanne Guyon gibi bir XVII. yüzyıl gizemcisinde; Germaine de Staël gibi daha XVIII. yüzyılda entelektüel figür olarak yerini alan bir kadının şöhret ve yas tutkusunda; çağımızın isteriği dediği Sabina Spielrein’ın temsile başkaldıran bedensel hafıza olmasında; depresyonun dilini kadınlık konumu ile birleştiren Helene Deutsche’un açık yapısında sürer. Ama temsil, aşk ve özdeşleşme konusundaki sorgulamaları bu tanılarını derinleştirir. Bu derinleşmenin uğraklarında Hristiyanlık-Musevilik ile Joyce, aşk, edebiyat, kutsallık ve özdeşleşme üzerine çözümlemeler yer alır.

Karen Horney – Ruhsal Çatışmalarımız

Ruhsal Çatışmalarımız Kitap Kapağı Ruhsal Çatışmalarımız
Karen Horney
Öteki Yayınevi
192

Nevrotik çatışmaların kişilik üzerinde yarattığı sonsuz yıkımı kavradıkça, bu çatışmaların gerçek anlamda yeniden çözülmesi ihtiyacı da o kadar hayati gözükür. Ama artık bunların ne ussal kararlarla, ne kaçak dövüşlerle ne de irade gücüyle gerçek anlamda çözülemeyeceğini anladığımıza göre bu nasıl yapılabilir? Bunun tek bir yolu vardır: Çatışmalar, ancak kişilik içinde bunları yaratan koşulların değiştirilmesiyle gerçek anlamda yeniden çözülebilir.

Tedavi hedeflerinin çok daha geniş kapsamlı tanımı, yürektenlik çabasıdır: Gösterişsiz ve aldatmacasız olmak, coşkusal açıdan içten olmak, kendini bir bütün olarak kendi duygularına, kendi işine, kendi inançlarına verebilmek. Bu hedefe, ancak çatışmaların gerçek anlamda çözülmüş olması ölçüsünde yakınsanabilir.

Gabriel de Tarde – Ekonomik Psikoloji

Ekonomik Psikoloji Kitap Kapağı Ekonomik Psikoloji
Gabriel de Tarde
546

19. Yüzyıl modernizm tartışmaları içinde, yapılara dayalı kuramlar arasında bambaşka bir kulvara sapan Tarde; kendinden sonra gelecek eleştirel teorilere en fazla ilham vermiş ama adı pek fazla anılmamış özgün isimlerden biridir. Ekonomik Psikoloji, Tarde'ın mikro sosyoloji ve duygular sosyolojisine kapı açan en önemli metinlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Gözden geçirilmiş bu yeni edisyon, Ulus Baker'in sunuş metniyle birlikte okurlara sunuluyor.

Tarde'a göre Adam Smith'den Marx'a ekonomi-politik, Comte'un "düzen" fikrinden Durkheim'ın kolektif tasavvurlarına sosyoloji bir "aşkınlık" yanılsaması içindedir: belli bir noktada "yukarıdan gelen bir el" vardır sanki - ve işlere müdahale etmekte, düzene koymaktadır. Walter Benjamin bu bozukluğun en muhteşem tarifini yapmıştı: şeylere dokunmaya çabalayıp müdahale edemeyen bir meleğin kısırdöngüsü...

Adam Smith bir "görünmez el" tanımlamıştı - onun ekonomi-politiğine karşı çıkarken Marx da Sermaye'yi tanrısal, tüm mistifikasyonların, dolayısıyla metalar fetişizminin kaynağı olan ideolojik bir mefhum olarak tartışma sürecine dahil etti; en kötüsü Durkheim Tanrı = Toplum özdeşliğini dayattı. İnsanlar bu "aşkın" realitelerin altında toplanıp birbirlerine "benziyorlardı". Oysa tam aksine Tarde bu "benzeyişin nasıl gerçekleştiğini açıklamak gerektiğini" vurgular... Başka bir deyişle ekonomi-politiğin açıklamaya başlamasından önce açıklanması gerekir...
-Ulus Baker-

Carl Rogers – Kişi Olmaya Dair

Kişi Olmaya Dair: Gerçekten de Olduğun Kişi Olmak, Bir İlişkiyi ve Bir Hayatı Kurtarabilir Kitap Kapağı Kişi Olmaya Dair: Gerçekten de Olduğun Kişi Olmak, Bir İlişkiyi ve Bir Hayatı Kurtarabilir
Carl Rogers
Okuyan Us Yayınları
585

İlgiyle takip edilen Psikoloji/Psikiyatriserimizin son kitabı Kişi Olmaya Dair, Carl R. Rogers'ın en değerli kitaplarından biri olmakla beraber, psikoloji ve psikiyatri dünyasına hakim olmayan sokaktaki insanın kendini ve hayatı çözmesine yardımcı olur.
"Yaşamın amacı nedir?" sorusuna Rogers, "İnsanın gerçekten de olduğu kişi olması" ifadesiyle cevap verir.
Kişi Olmaya Dair'de Rogers'ın başkalarını ve kendini duymaya çabalayan sıcak, coşkulu, güvenli, ilgi dolu sesiyle karşılaşırız. Bu dikkat dolu dinleyiş, hem bireylere hem de o muazzam soruya, yani kişi olmanın anlamına hizmet eder.
Yayıncılıkta milyon rakamı ender görülen bir sayıdır. Oysa bu kitap milyonlarca satmıştır ve Rogers'ın dünya çapında bir ün kazanmasına neden olmuştur. Çünkü o, inandığı kuramları sadece terapistlere değil, sokaktaki herkese anlatabilmeyi amaçlamıştır.

Dolores Cannon – Ölümün Ötesi

Ölümün Ötesi Kitap Kapağı Ölümün Ötesi
Dolores Cannon
Akaşa Yayınları
277

Birçok insan, ölümü her şeyin sonu olan, ürkütücü ve umutsuz bir durum olarak görür, çünkü ölüm insanların var olduğunu bildikleri tek yaşamdan ayrılış demektir. Peki, gerçekten de ölüm her şeyin sonu mudur? Ölümden sonra da yaşam var mıdır? Varsa, bu nasıl bir yaşamdır? Ünlü yazar ve hipnozcu Dolores Cannon, yüzlerce kişiyi transa sokarak onları doğmadan önce bulundukları aleme, yani, ölümden sonra gidilen yere götürdü. Bu alemle ilgili olarak deneklerin anlattıkları şeyler birbirine o kadar çok benziyordu ki, sonunda ünlü hipnozcu bu heyecan verici ve aydınlatıcı açıklamaları bir kitap halinde yayınlamaya karar verdi.
Ölüm ve ötesi hakkında bu son derece kapsamlı kitapta:
- Ölüm Deneyimi
- Ruhlar Alemindeki Farklı Varoluş Katları
- Ruhsal Okullar
- Rehberler ve Koruyucu Melekler
- Cennet ve Cehennem Anlayışı
- Tanrı Anlayışları
- "Kötü" Yaşamların Önemi
- Hayaletler ve Gürültülü Varlıklar
- Doğa Ruhları
- Çeşitli Ruhsal Danışma Kurulları ve Onların İnsanlık Üzerindeki Etkileri
- Bedene-Girenler (Walk-ins)
- Doğmadan Önce Yaşamınızı Planlama
- Geri Dönüş Yolculuğu
konularında verilen bilgilerde, ölüm ötesinde hiç de ürkütücü değil, tam tersine büyüleyici bir alem bulunduğu vurgulanmaktadır. Yazar, kendisinin de ifade ettiği gibi, ölümü araştırırken son derece gerçek, canlı ve ruhen geliştirici bir yaşam bulunmuştur.