Mario Levi – En Güzel Aşk Hikayemiz

En Güzel Aşk Hikayemiz Kitap Kapağı En Güzel Aşk Hikayemiz
Mario Levi
Doğan Kitap
200

"Yere uzanıyor, yıldızlara bakıyoruz. Bu yıldızların birinde çok eski bir hasreti yaşayabiliriz diyorum. Biz yüzyıllardır orada, o hikayedeydik diyorsun. Bir yudum daha alıyorum içkimden. Alkolün damarlarımda dolaşmasından, bedenimi kaçınılmaz bir biçimde uyuşturmasından mı bu hayale yolculuğum, seninle bu yıllanmış hikayeyi bir kez daha düşünebiliyor olmamdan mı bilemiyorum. Ama dalgalar o hikayede, o eski romanlarda da böylesine etkileyiciydi sanırım. Uzun, çok uzun bir geceye hazırlanabileceğimizi düşünüyorum öyle olunca da, güneşin doğuşunu biraz da bu yüzden kaçırmamalıyız, hiç olmazsa bu kez kaçırmamalı, buruk bir sevinçle de olsa karşılamalıyız diyorum. Susuyorum, o yıldıza kayıyor gibi oluyorsun durup dururken. İşte o anda yeniden başlıyor hikayemiz."
Bu hikaye bir arayışı dile getirir. Anlatıcı, kahramanlarının iç dünyasında ve yaşadığı şehrin en gizli köşelerinde, ulaşamadığı bir sevgilinin izini sürer. Aşkın tarihi, hikayesinde gizlidir. Soru da ister istemez kendisini bir kez daha dayatır: en güzel aşk yaşanamayan, en dokunulmamış, hayallerle beslenen aşk mıdır yoksa?..

Mario Levi – İstanbul Bir Masaldı

İstanbul Bir Masaldı Kitap Kapağı İstanbul Bir Masaldı
Mario Levi
Doğan Kitap
804

Masal 1920`li yılların İstanbul`unda başlayıp, 60`lı yılların İstanbul`unda bitiyor.

Mario Levi bir Yahudi ailesinin, 1920-1980 yılları arasında İstanbul`da yaşadıklarını kaleme alıyor. Ailede yaşanan göçler, aileye başka ülkelerden katılanlar, başka ülkelere göç edenler, "İstanbul Bir Masaldı" göçlerle birlikte başka bir ülkeyi, daha da önemlisi kendi ülkesini arama çabasındaki insanların öyküsü. Tam da bu sebeple kitabın asıl kahramanı İSTANBUL, barındırdığı ve yok ettiği "umutlar"la İstanbul.

2000 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü`nü alan "İstanbul Bir Masaldı", 1999 yılında ilk yayımlandığında büyük ilgi görmüştü.

"İstanbul Bir Masaldı" için şöyle diyor Levi:

"İsteyen, bildiklerini yeniden görmek için, kitabın başındaki "sığırcıklar"bölümünü okumakla yetinebilir... Başkalarını anlamak için bu çaba da yeterli olabilir. Ama kronolojik olarak baştan sona okuduğunuzda farklı bölümlerde, herkes kendine farklı bir öykü de oluşturabilir."

Mario Levi – Lunapark Kapandı

Lunapark Kapandı Kitap Kapağı Lunapark Kapandı
Mario Levi
Doğan Kitap
646

"Sen sadece duyduklarım karşısında sağır kalarak değil, bir başkasını seçerek ve aramıza bir başka odayı koyarak, benden o kadar değerli bir şeyi koparıp onlara götürdün ki, yıllardır acısını duymadığım bir yarayı öylesine kanattın ki! (...) İçimden götürdüğüm ve bana artık asla geri veremeyeceğin parçam, benim zaferimdi, en nihayet yaşayabildiğim zaferimdi İnci. Bu zafer gücünü, bir kadının bana tutkuyla bağlanmasından alıyordu. (...)
O yaralı çocuklar, yaralarını kurmak istedikleri ailelere isteseler de istemeseler de taşırlardı hep. O yaralı çocuklar, sadece yaralı aileler kurabilirlerdi... Bir kaderdi bu sanki..."
Hayalleri, masalları ve yenilgileri olmayan insan, yaşadığını söyleyebilir mi? Ya o tutku ilişkileri? Bizi bir yerlere götüreceğine hep inanmak istediğimiz, o aşklar, o sevgililer? İlişkilerimizde duvarlar ören ve bunu bize hissettiren kimdir aslında? Kendini kazanmanın bedeli, birilerini kaybetmeyi göze almak mı? O hayalleri yolun neresinde yitiriyoruz?
Lunapark Kapandı, bu sorulara yanıtlar arayanların, diğer yandan da gidenlerin, gitmeyi bilenlerin ve hep aynı yerde kalanların, kendilerini bir odaya tutsak edenlerin hikayesi... Geriye, bir düzen kurduklarına inananların, oyunlarına sığınanların hayatın neresinde olduklarını sormak kalıyor...
Ve roman bir gerçeği gösteriyor: bu yalanlarımızla o kadar kalabalığız ki aslında...

Amin Maalouf – Afrikalı Leo

Afrikalı Leo Kitap Kapağı Afrikalı Leo
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
344

'Afrikalı Leo', gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namı diğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi...Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant (YKY, 1993) ve Tanios Kayas'ı (YKY, 1995) romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...

Amin Maalouf – Doğu’dan Uzakta

Doğu'dan Uzakta Kitap Kapağı Doğu'dan Uzakta
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
460

Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?

Amin Maalouf'tan unutulmayacak bir "eve dönüş" romanı Amin Maalouf'un merakla beklenen yeni romanı Doğu'dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.

Doğu'dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı'nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren Doğu'dan Uzakta'da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu'yu anlatıyor.

Tadımlık:
"Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindedirler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur."

Amin Maalouf – Işık Bahçeleri

Işık Bahçeleri Kitap Kapağı Işık Bahçeleri
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
244

Çağdaşımız Mani... Hoşgörü peygamberi Mani...
Amin Maalouf diğer romanlarında olduğu gibi yine bir karakterin yaşamı üzerinden dünyaya açılarak yapıtını kuruyor. Mani'nin inancı ve öyküsü Hıristiyanlık çağının şafağında, İsa'nın ölümünden iki yüz yıl sonra başlar. Bizim çağımızın da kahramanı olabilecek Mani, yaşam öyküsüyle, son nefesine kadar savunduğu inancının oluşturduğu kişisel tarihiyle, o dönemden yani II. yüzyıldan beri hala varolan politik sorunlara da işaret etmiş oluyor.

Mani'den bugüne, 'sanat ve coşku kaynağı olan kitaplarından, bağışlayıcı dininden, coşkulu arayışlarından, insan, doğa ve tanrısallık arasında uyum isteyen çağrısından geriye' çok az şey kalmış olsa da; bağnazlık ve iktidar hırsı yapıtını yok etmeye çalışsa da Amin Maalouf onun Aydınlıklar'a açılan inancını ele alıyor ve Mani'nin öyküsüyle bugüne 'ışık' tutuyor.

Thomas Bernhard – Bitik Adam

Bitik Adam Kitap Kapağı Bitik Adam
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
120

"Onu çeken, insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi, insanların kendileri değildi, mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlıyordu, diye düşündüm, insankolikti o, çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu. İnsan mutsuzluktur, dedi hep, diye düşündüm, yalnızca budala olan bunu aksini savunur. Doğmak mutsuzluktur, dedi, yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz, bir tek ölüm kesip atar bunu. Bu, hep mutsusuz demek değildir, mutsuzluk yoluyla mutlu olabiliriz, dedi, diye düşündüm."

Thomas Bernhard'ın son dönem romanlarından Bitik Adam, "dahi" Glenn Gould, Goldberg Varyasyonları, piyano başında gelen ölüm ve intihar ekseninde sürülen bir iz: "Bitik adam" Wertheimer"in mutsuzluk coğrafyasında, Bernhard anlatımı eşliğinde insanın koyu karanlıklarıyla yüzleşme çağrısı.

Thomas Bernhard, zaman ilişkin gerçekliklerin ötesinde bir saydamlık.

Thomas Bernhard – Don

Don Kitap Kapağı Don
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
280

Edebi öfkenin çocuksuz babalarından Thomas Bernhard'ın ilk romanı Don, ilk kez Türkçede, YKY'de... Don'da, Schwarzach'ta bir tıp öğrencisi, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilir. Görevi asistan Strauch'un erkek kardeşi ressam Strauch'u gözlemlemektir. Bu çukurlukta, coğrafyanın ışık-gölge arası gelgitlerinde, karanlığın hakikati ve hakikatin karanlığıyla yüzleşmek zorunda kalır. “Hayvan”, “hayvan leşi”, “ölüm”, “insanca”, “barbarca”, “et”, “ete kemiğe bürünmemiş olgular ve olasılıklar”la Weng bir şoktur.

Ressam Strauch'un fikir silsileleri, bir parçalanma ürününe dönüşme sürecinde deliliğin(?), çılgınlığın(?) katalizörü müdür? Strauch'un konuşmasında “düzen” aramak yersizdir, bütün üniformalılar onun asabını bozmaktadır, belki Bernhard'ın da(!) “Dünya ışığın aşama aşama kısılmasıdır” der ressam Strauch ve doğanın karanlığıyla insan cehennemi arasında kıyametin diliyle konuşur, onun için her şey “dehşet verici”dir.

“Bireyin buzul çağı parçalanışı” bir dehşet sahnesi oluştururken, Bernhard'ın persona'larıyla hakikat tiyatrosu ve korkaklık tiyatrosu arasında salınan giyotinin imtihanına soyunmak keskingörüşlülük isteyecek, “bilesiniz”.

Thomas Bernhard – Eski Ustalar

Eski Ustalar Kitap Kapağı Eski Ustalar
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
160

"İnsanlık devasa bir devlettir, ondan, eğer doğruyu söyleyecek olursak, her uyandığımızda midemiz bulanır. Her insan gibi ben de uyandığımda midemi bulandıran bir devlette yaşıyorum. Bizdeki öğretmenler insanlara devleti öğretirler ve devletin tüm korkunçluğunu ve ürkütücülüğünü ve devletin tüm yalancılığını, bir tek tüm bu korkunçluğun ve ürkütücülüğün ve yalancılığın devletin kendisi olduğunu öğretmezler."
"Ana babama en ufak bir saygı duymak zorunda değilim, onlar en ufak bir saygıyı hak etmiyorlar, dedi. Bana karşı iki suç işlediler, iki ağır suç, dedi, beni yaptılar ve bana baskı yaptılar, beni bana sormadan yaptılar ve beni yapıp dünyaya fırlattıktan sonra bana baskı yaptılar, beni yapma suçunu ve baskı altına alma suçunu işlediler. Ve beni ana babanın yapacağı en büyük dikkatsizlikle karanlık çocukluk deliğine ittiler."
Gazetelerin çıkarcı tutumları, rezil Viyana tuvaletleri, yaşam engelleyici öğretmenler, sanat katili sanat tarihçileri, politikacılardan daha yalancı ve insafsız sanatçılar, kitsch kafalı Heidegger...
Thomas Bernhard Eski Ustalar'ı karşı olmanın doruğundan bildiriyor.

Sergio Pitol – Evlilik

Evlilik Kitap Kapağı Evlilik
Sergio Pitol
Yapı Kredi Yayınları
92

Bir burjuva evliliğinin dehşet verici olduğu kadar komik hikâyesi…

Evlilik’in, nefret ettiği vaftiz adı Maria Magdelena’yı Jacqueline olarak değiştiren  kahramanı, mütevazı kökeninden evlilik yoluyla kaçmak isteyen dar görüşlü ve histerik bir kadındır. Hırdavatçılıktan otelciliğe ve turizimciliğe atlayan kocasının ihanetlerine başlangıçta uysallıkla katlanır. Birtakım kültürel etkinliklere katılarak hayatının yükünü hafifletmeye çalışmaktadır. Sonra, bir gün, “kendisini temelli fesat bir kadına dönüştüren bir fikrin” etkisi altına girer. Kocasına misilleme olarak kendisini birbirine benzemeyen bir dizi âşığın kollarına atar. Bu arada onları zengin ve kaba olarak nitelediği kocasını parasına konmak için öldürmeye ikna eder. Ancak bu öldürme girişimleri hep başarısızlıkla sonuçlanır. Depresif bir İtalyan sanat tarihçisiyle olan son aşk macerası ve öldürme planı, kocasının iflasına denk gelir. Kocası kaçar, Jacqeuline ve İtalyan profesör cinayetle suçlanarak tutuklanır. Sonuçta uzun bir ayrılığın ardından, ileri yaşta, kocasıyla evliliğini yeniler, ancak cinayet fikrinden hâlâ vazgeçmemiştir.

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Atlı Han

Atlı Han Kitap Kapağı Atlı Han
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
208

iSA'NIN DOĞUMUNDAN BERİ 451 YIL GEÇMİŞTİ. BÜYÜK BİR UĞULTU... KILIÇLARIN,TUNÇLARIN BİRBİRİNE ÇARPMASINDAN ÇIKAN ŞAKIRTILAR,ARABA GICIRTISI,ŞARKI SESLERİ BİRBİRİNE KARIŞIYOR, ÖNÜNDE,BÜTÜN DÜNYAYA MEYDAN OKUYAN ATİLLÂ'NIN DOKUZ VE SUNGURLU BAYRAĞI DALGALANAN BİR ORDU DOĞUDAN AKIYOR. AKIN!.. AKIN!.. AKIN!..

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Gültekin

Gültekin Kitap Kapağı Gültekin
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
175

" BAYRAĞINI DÜŞMANA KAPTIRMA! " YURDUNA YABANCI AYAK BASTIRMA! " DÜŞMANIN VERDİĞİ ÖĞÜTLERE KANIP KARDEŞLERİNİ KÜÇÜK GÖRME! " YURDUNU BIRAKIP YAĞIYA YANAŞMA! " EY BÜYÜK TÜRK TÜRK ULUSU" DÜNYADA YAPAMAYACAĞIN HİÇ BİR ŞEY YOKTUR; ÇÜNKÜ SEN GÜLTEKİN GİBİ KAHRAMANLAR YETİŞTİRMİŞ BİR ULUSUN OĞLUSUN! BUNU BÖYLE GÖR,BÖYLE DİNLE! BAYRAĞIMIZIN RENGİ SOLMASIN,GÖLGELİCE KABA AĞACLARIMIZ KESİLMESİN,ULUSUMUZUN ARASINA İKİLİK GİRMESİN,YURDUMUZA YAĞI AYAK BASMASIN, EY BÜYÜK TÜRK ULUSU!...

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Hilal ve Haç

Hilal ve Haç Kitap Kapağı Hilal ve Haç
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
341

Bacaklarına koyun pöstekileri sarılmış gibi iri ve kıllı ayak bilekleri ile yerleri koca beygirlerin üzerindeki korkunç adamları, Haron Levi çipil gözleriyle küçücük görmek gafletinde bulundu.

Bu yanlış görüş sonunda -her küçük şey gibi sevimli zararsız olduklarını sanarak- yanlarına sokulmakla da kendi ölümüne kendi ayağıyla gitmiş oldu...

Abdullah Ziya Kozanoğlu – Malkoçoğlu

Malkoçoğlu Kitap Kapağı Malkoçoğlu
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Bilge Kültür Sanat
144

Genç, güzel Macar kızı, örgüleri kalçalarını döven altın saçlarını dalgalandırarak Kanije kalesinin geniş duvarları üzerinde gelincik topluyordu.

Bahar gelmiş, sinirleri dirilten, yürekleri kabartan ılık, dumanlı kokusuyla kırlar ve gönülleri kuşatmıştı.

Kız, turfanda kirazlar gibi kızarmış, nemli parıltılarla terlemiş dudakları arasından bir şarkı söylüyor, arada bir duvarlar üzerinde ayağı kaydıkça şarkısını kesiyordu.