Kurt Vonnegut – Ölümlüler Uyurken

Ölümlüler Uyurken Kitap Kapağı Ölümlüler Uyurken
Kurt Vonnegut
April Yayıncılık
264

İnsanlar ve makineler, sanat ve zanaat; servet, şöhret ve aşk ideallerinin sıradan yaşamlarda nasıl da garip virajlara neden olduğu üstüne öyküler bunlar.
Buldozerler, greyderler ve asfalt sericilerden oluşan bir orduyu yöneterek yollar inşa eden bir adam, zamanını minyatür trenleriyle oynayarak çarçur ediyor-ta ki hayatındaki kadın hayallerindeki bu dünyayı yerle bir edinceye kadar. Stenografi havuzunda kısılıp kalmış hayalperest bir genç kız, kaçak bir soyguncudan gelen ses bandıyla ilginç bir teklif alıyor. Huysuz bir gazeteci Noel aydınlatmalarını değerlendirecek komitede zorla jüri üyesi yapılınca, önce şatafatlı yaşamıyla şüpheleri üstüne çeken eski bir hükümlüyle, sonra da bir mucizeyle karşılaşıyor. Yaşamını kocasından kalan domuz çiftliğinde sürdüren dul bir kadın, Schenectady'de yaşayan bir adamdan "ruhun o tanımlanamaz tatlı sızıları" ile ilgili esrarlı, beklenmedik mektuplar almaya başlıyor. Yüz yüze tanışmak için gittiğinde, acaba neyle karşılaşacak?

Kurt Vonnegut – Şampiyonların Kahvaltısı

Şampiyonların Kahvaltısı Kitap Kapağı Şampiyonların Kahvaltısı
Kurt Vonnegut
April Yayıncılık
272

Kurt Vonnegut, Batman'deki Joker'in iyi kalpli ikizi gibi. Beyne şerbet dökerken, kalbe kezzap saçıyor! Biliyorsunuz, yanlış gezegendesiniz. Evrenin kıç deliğinde. Kaybettiniz. Emekler boşa çıktı. İş işten geçti. Her şey kötüden betere gidiyor. Umut yok. İşte bu koşullarda gülebilir, espri yapabilir misiniz?

Şampiyonların Kahvaltısı, küresel mahvın ve bireysel kahrın matrak bir anlatımı. Modern edebiyatın erişilmez dehalarından Kurt Vonnegut'un başyapıtlarından biri. Kıyamet öncesi sessizlik ile kıyamet sonrası sessizlik arasına sıkıştırılmış bir kahkaha fırtınası!

Dwayne Hoover delirmenin eşiğinde bir otomobil satıcısı. Tüm acemi deliler gibi Dwayne de deliliğinin şekil ve yön edinebilmesi için bazı kötü fikirlere muhtaç. Bu kötü fikirleri Dwayne Hoover'a veren Kilgore Trout. Kilgore Trout bir bilimkurgu yazarı. Kötü fikirlerin özü ise şu: Dünyadaki herkes, Dwayne Hoover hariç, birer robot. Özgür iradeye, sadece Dwayne Hoover sahip. Şampiyonların Kahvaltısı'nda Kurt Vonnegut insanoğlunun en zorlu meselelerine korkusuzca dalıyor. Gerçeği nasıl görebileceğimizi bize hatırlatıyor. April Yayıncılık dahi yazara saygıyla sunar: Şampiyonların Kahvaltısı, Algan Sezgintüredi çevirisiyle Türkçede! Siz de bu çivisi çıkmış dünyada bir anlam kırıntısı, iyi ihtimale dair bir ipucu bulabileceğinizi düşünüyorsanız… Kahvaltıya buyurun. Şerefe!

Paul Auster – Yalnızlığın Keşfi

Yalnızlığın Keşfi Kitap Kapağı Yalnızlığın Keşfi
Paul Auster
Can Yayınları
207

Can Yayınları arasında çıkan kitaplarıyla tanıdığınız Paul Auster'dan ilginç bir anı-roman daha sunuyoruz. Yalnızlığın Keşfi adlı bu anı-romanın Görünmeyen Bir Adamın Portresi başlıklı bölümünde, yazar, babasının ölümünden sonraki duygularını ve anılarını anlatıyor. İkinci bölüm olan Anı Kitabı'nda ise mercek kendi babalık konumuna çevriliyor. Kendisinden ve gerçeklerden kaçan, 'varolmama'yı seçen babasının düz ve yavan kişiliği ile dünyayı sorgulayan ve onu kavramaya çalışan kendisi, romanın yaşamsal eksinini oluşturuyor. Yazar, baba-oğul söylencelerine yaptığı göndermelerle bu ilişkiyi yeniden irdelerken, yaşam, ölüm, bellek, dil üzerine de düşünmekte, öykülemenin ve yazmanın doğasındaki müthiş yalnızlığı keşfetmeye çalışmaktadır.

Paul Auster – Yanılsamalar Kitabı

Yanılsamalar Kitabı Kitap Kapağı Yanılsamalar Kitabı
Paul Auster
Can Yayınları
306

Karısıyla iki küçük oğlunu bir uçak kazasında yitiren David Zimmer, yaşayan bir ölüye dönüşmüştür, kederini alkole gömerken günlerini kendine acıyarak geçirmeyi sürdürür. Bir gece televizyon izlerken, sessiz film döneminin komedi oyuncularından Hector Mann üzerine bir belgesele rastlayınca hayata bakışı bir anda değişir. Altmış yıl önce ansızın ortadan kaybolan ve o zamandan beri kendisinden haber alınamayan bu gizemli oyuncunun filmlerinin peşine düşen, Avrupa ve Amerika'da dolaşan David, sonunda onun hakkında bir kitap yazar. Kitap yayınlandıktan hemen sonra aldığı ve başka bir dünyadan gelmişe benzeyen ilginç bir mektupla hayatı geri dönülmez biçimde değişecektir. Soluk kesici bir tempoda ilerleyen bu şaşırtıcı roman, okuru gülünçle trajik olanın, gerçekle hayalin, şiddetle yumuşaklığın birbirinin içinde eridiği bir imgeler evreninde dolaştırıyor. Önceki romanlarında olduğu gibi rastlantıların insan yaşamında oynadığı rolün altını çizen, bütün olayların birbirine bağlanıp çözüldüğü "Yanılsamalar Kitabı", Amerika'nın en güçlü ve özgün yazarlarından Paul Auster'ın, içeriği en yoğun, duygusal yanı en zengin romanlarının başında geliyor.

Paul Auster – Yükseklik Korkusu

Yükseklik Korkusu Kitap Kapağı Yükseklik Korkusu
Paul Auster
Can Yayınları
248

Her kitabıyla bizi yeniden şaşırtan, her seferinde bambaşka serüvenlerle, bambaşka dünyalarla buluşturan Paul Auster, bu kez de Saint Louis'in arka sokaklarında yetişen öksüz, bıçkın bir gençle, Walt'la tanıştırıyor bizi; ama sıradan bir genç değil bu, kendisine sahip çıkan bir Macar'la tanıştıktan sonra hayatı değişen, boşlukta durabilmeyi, hatta uçabilmeyi öğrenen bir genç. Her sayfasında okuduklarınıza inanmakla inanmamak arasında gidip geleceğiniz bu roman, birbirine bir baba-oğuldan da yakın olan iki kişinin serüveni olduğu kadar bir mucizenin de masalı.

Witold Gombrowicz – Bakakai

Bakakai Kitap Kapağı Bakakai
Witold Gombrowicz
Ayrıntı Yayınları
216

Ferdydurke, Pornografi ve Atlantik Ötesi'nden sonra, Bakakai ile Gombrowicz'in kışkırtıcı kalemi, bir kez daha okuruyla buluşuyor. Ülkesi Polonya'da yapıtlarının yasaklanması ve sürgün yaşamı, Gombrowicz'i Sartre'dan daha karamsar bir varoluş hesaplaşmasına itmişti. Kalıplaşmış davranışlar, alegorik bir anlayışla sorguladığı toplumsal töreler, gerçekçi bir anlatımla dile getirdiği çağdaş kültürlerin çelişkileri, kendisinin de belirttiği gibi "kapalı alanlar" içinde bireyin özgerçeğini yok etmiştir. Bakakai'de, biçime indirgenmiş ve hiçbir zaman olgunlaşamamış çağdaş bireyin bunalımları üzerine bir çeşitlemedir: Gerçeküstücü izler de taşıyan bu öykülerde, insanın kendisi olmadığını, karşılıklı etkileşim içinde birbirini yarattığını, ama her şeyin bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu groteski ve saçmayı öne çıkararak sergilemekte; kapalı alan kavramını uç noktasına vardırarak bütün ilişkileri aşırı kodlanmış mikroevrenlere dönüştürdüğü öykülerde, özgürlük düşlerinin erişilmezliğini alaycı bir anlayışla dile getirmek toplumsal değerlerin temelsizliğini nihilist bir anlayışla yüzümüze vurmaktadır. Savaşın akıl dışı şiddetiyle erotizmin şiddetinin buluşmasını anlatan bu öyküler, ahlâki değerlere bağlı tabularımızın ne denli dayanaksız olduğunu şaşırtıcı biçimde gözler önüne sermektedir. Bakakai, anlatımındaki olağanüstü tadı ve incelikli kurgusuyla, çağdaş öykü türünün başarılı örnekleri arasında yer almaktadır.

Witold Gombrowicz – Pornografi

Pornografi Kitap Kapağı Pornografi
Witold Gombrowicz
Ayrıntı Yayınları

Pornografi, Gombrowicz'in, insanı köşeye sıkıştıran, tüm varoluş biçimlerini elinden alan romanlarıdnan biri daha. Atlantik Ötesi, Ferdydurke gibi romanlarından tanıdığımız, varoluşçuluğun, nihilizmin usta provokatörü Gombrowicz, yine hayatlarımızın derinliklerine nüfuz ediyor Pornografi'de. Bizi insanlığımızdan utandırıyor, çaresiz, eli kolu bağlı bırakıyor, alay ediyor bizimle.
Görünüşte hiçbir şeyin olmadığı, normal, sıradan, masum yaşamalrdaki olağanüstülüğü, başkalığı, suça ve cinayete doğallıkla varan isana ilişkilerini adım adım gösteren, felsefi şiir tadında bir roman Pornografi..

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Taras Bulba

Taras Bulba Kitap Kapağı Taras Bulba
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Can Yayınları
286

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Ölü Canlar adlı romanı feodal toprak mülkiyeti ve serfliği ele alan bir başyapıttır.

Büyük bir komedi olan Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya almıştır. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu.

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Ölü Canlar

Ölü Canlar Kitap Kapağı Ölü Canlar
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Nikolay Vasilyeviç Gogol
İş Bankası Kültür Yayınları
484

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Bu yenilik, Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşünceleriyle şekillendi. Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya aldı. Gogol, Ölü Canlar adlı romanıyla 19. yüzyıl Rusyası'nda toplumsal düzenin ve bireylerin eleştirisini eşsiz bir başyapıt olarak ortaya koymuştur.

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Müfettiş

Müfettiş Kitap Kapağı Müfettiş
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Nikolay Vasilyeviç Gogol
İş Bankası Kültür Yayınları
129

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Arabeskler ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu. Ölü Canlar adlı romanı feodal toprak mülkiyeti ve serfliği ele alan bir başyapıttır. Gogol, büyük bir komedi olan Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya almıştır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları

Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları Kitap Kapağı Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Nikolay Vasilyeviç Gogol
İş Bankası Kültür Yayınları
267

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyayua geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı Kazak gelenekleri eserlerine yanşıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu. Akşam Toplantıları bu etkileyici yazarın öykülerinin ilk halkasını oluşturmaktadır. Ergin Altay (1937); Yusuf Ziya Ortaç'ın Akbaba dergisinde yayımlanan ilk öykü çevirisinden (Zoşçenko) günümüze, son elli yılın en önemli Rusça çevirmenlerindendir. Dostoyevski ve Tolstoy kadar, Gogol, Gonçarov ve Çehov da Altay'ın yetkinlikle dilimize kazandırdığı yazarlar arasındadır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Bir Delinin Hatıra Defteri

Bir Delinin Hatıra Defteri Kitap Kapağı Bir Delinin Hatıra Defteri
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Antik Kitap
160

Bir Delinin Hatıra Defteri'nde, Nikolay Gogol'ün birbirinden çarpıcı beş öyküsü yer alıyor. Gogol, öykülerinde içinde yaşadığı Rus toplumunun genel yapısını ve bireylerini büyük bir dikkatle tahlil ederken çocukluğunun köy hayatına ve o günlerde tanıdığı Kazak kültürüne de özel bir yer ayırıyor.

Sıradan kişilerin günlük hayatlarının zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir duyguyla anlatıldığı "Bir Mayıs Gecesi veya Suda Boğulan Kız", "Neva Bulvarı", "Bir Delinin Hatıra Defteri", "Burun" ve "Palto" dünya edebiyatını derinden etkileyen öyküler olarak da ayrıca dikkate değerdir.

"Hepimiz Gogol'ün 'Palto'sundan çıktık."
-Fyodor Dostoyevski-

"Gogol'ün 'Palto'da sergilediği sanat, paralel doğruların kesişmekle de kalmayıp solucan gibi kıvrılabileceklerine, karmakarışık hale gelebileceklerine işaret eder; kendi kendimizle vardığımız fizik ötesi uzlaşımların da var olmadığı Gogol'ün dünyasında, bütün bunlar gayet tabii şekilde olup biter."
-Vladimir Nabokov-

John Fowles – Büyücü

Büyücü Kitap Kapağı Büyücü
John Fowles
Ayrıntı Yayınları
672

Çağının yarı entelektüel bunalımlarını geçirmekte olan, Oxford mezunu Nicholas Urfe, İngiltere'nin kasvetinden ve aşktan kaçmak için ücra bir Yunan adasına İngilizce öğretmeni olarak gider. Tek başına sıkıntılı günler geçirdiği, şair olma hayallerinin de suya düştüğü bir sırada, gizemli milyoner Conchis ile tanışır... Büyücü insan zihninin labirentlerinde dolaşan metafizik bir eğlence trenidir adeta. Bu labirentlerde gerçeklikle sanrı arasındaki gri bölge kahramanımızca ihlal edilir. Birbiri ardına gelişen ürkütücü olayların, aşk ve ihanetin sonucunda Urfe başta kendi akıl sağlığı olmak üzere her şeyden şüphelenir bir duruma gelir.

Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor. Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu.

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...

"Ancak Marquis de Sade, Arthur Edward Waite, Sir James Frazer, Gurdjieff, Madam Blavatski, C. G. Jung, Aleister Crowlley ve Franz Kafka'dan oluşan bir ekibin tasarlayabileceği, ihtişamlı bir gerilimle örülmüş bir muammanın romanı."
-Financial Times-

John Fowles – Daniel Martin

Daniel Martin Kitap Kapağı Daniel Martin
John Fowles
Ayrıntı Yayınları
704

Fowles’un anlatı kurma ve hikâye etme becerisinin belki de en güzel örneği olan Daniel Martin yazarın kariyerinin en önemli romanlarından birisi. Otobiyografik özellikler taşıyan bu ilk ve tek romanında Fowles, anılar eşliğinde geçmişin izini süren Daniel’in hikâyesini anlatıyor. “Flashback”lerle zaman içinde sürekli devinen hikâyede, pek çok anlatı tekniği ve roman içinde roman kurgusuyla karşılaşacaksınız. Çocukluğundan yetişkinliğine, yetişkinliğinden gençliğine sıralama gözetmeksizin, çağrışımlarla sıçrayan anlatı Oxford Üniversitesi kampüsünden İskoçya’daki bir kır evine, Nil üzerindeki tekne gezintilerinden Hollywood stüdyolarına kadar geniş bir alana yayılıyor.

Romanının, İngiliz kimliğini, daha doğrusu 20. yüzyılın sonlarında İngiliz olmanın anlamını sorguladığını söylemiştir Fowles. Ancak “çok katmanlı öykülemenin, yanılsama ve kendini aldatma temalarının ve belirsiz bırakılmış sonların ustası” sayılan yazarın İngilizlik ile birlikte çok sayıda meseleyi tartıştığı aşikâr. Zira estetik, felsefe, kültürel tarih, İngiltere ve ABD arasındaki farklar, arkeoloji ve mitler üzerine gözlem ve yorumlar bazen hikâye ve karakterler kadar önem kazanıyor.

Daniel Martin düş kırıklıklarının, hayal edilenle imkânsızlık arasındaki gerilimin, paylaşılan değerlerden kopuşların ve sessizliğin hikâyesi. Fowles dış dünyanın sert kabuğu ile hayal gücünün esnek iç dünyası arasındaki dengeyi sessizliklerle yakalamış. Sessizliği bıçak gibi kullanıyor. Toplumdan yalıtık, yalnız kalmış roman kişilerinin zihninden geçenlerle dile getirdikleri arasındaki uzaklık, boşluk, kısacası söylenmeyenler sessizliğin gücünü artırıyor.

John Fowles – Mantissa

Mantissa Kitap Kapağı Mantissa
John Fowles
Ayrıntı Yayınları
191

Yazar ile esin perisi arasındaki çapraşık ama aynı zamanda şiddet ve sevecenlik dolu o kadim ilişkiyi anlatıyor Mantissa'da Fowles. Perinin sanatçıyla ilişkisi yoğun bir tensellikle donanmış olsa da, var olan yaşantı çok daha karmaşık bir duygusal gelgite dönüşüyor. Fransız Teğmenin Kadını, Yaratık ve Büyücü gibi başyapıtları arasında sayılabilecek bu romanında Fowles alaycı ve acımasız bakışını bir fener gibi okurun gözüne tutarken sorular soruyor, sorduruyor. Yazar esinini alıp edebi bir forma dönüştürürken periye ödenen bedel nedir gerçekte? John Fowles, Mantissa'da ördüğü "ince ama güçlü ağ"da edebiyat, aşk ve erotizmi farklı düzlemlerde karşı karşıya getirirken okuru düşündürdüğü gibi, eğlendirmeyi de elden bırakmıyor.

Bir hastane odasında yatan romancı Miles Green hafızasını yitirmiştir. Esin perisi Erato ise sırayla sevecen bir doktor; onu anti-feminist, burjuva elitisti olmakla eleştirip "edebi suçları"nı sayana bir punk; bir geyşa; otoriter bir orman perisi olarak sahneye çıkar Green'in yarı bulanık dünyasında. Tenin ve sözün çarpıcı diyaloglarının egemen olduğu bu fantastik kurguda gerçekliğin ve yaratıcılığın doğasını, sanatın yabancılaşmasını, günümüzde edebiyatın giderek kendine dönük bir üsluba geçişini, kadın-erkek ilişkilerini ve yaşam-sanat ekseninin bileşik kaplarında değişen dengeyi, Fowles'in zekice gözlemleriyle izleriz. Miles Green sonunda, kendine şu soruyu sorar; "Kadınlarla, gerçeklik batağında mücadele edersen, başka bir deyişle laf yarışına girersen, her zaman kaybedersin. (...) Acaba, kadınlar, sırf intikam almak, kendilerinden daha iyi olan erkeklerin kafasını karıştırmak, dikkatini dağıtmak, hayati önem taşıyan entelektüel istek ve özlerini mantissalar için boşa harcatmak amacıyla mı edebiyatı icat ettiler?"
Ne dersiniz?