Yekta Kopan – Aile Çay Bahçesi

Aile Çay Bahçesi Kitap Kapağı Aile Çay Bahçesi
Yekta Kopan
Can Yayınları
144

Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle.

Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.

Yekta Kopan – İçimde Kim Var

İçimde Kim Var Kitap Kapağı İçimde Kim Var
Yekta Kopan
Can Yayınları
168

Babasını hiç tanımayan, baba ve koruyucu özlemini, usta-çırak, baba-kız, öğretmen-öğrenci ilişkisi kurduğu bir yabancıda gideren Suna; babasının yerine bir yabancıya hayranlık duyan otelci genç Çiko; oğlunu hiç görmemiş, kendi dünyasında boğulmuş bir kayıp baba, Orson Cezmi; babasını eski bir filmde, İstanbul'un saklı köşelerinde kendi içsel yöntemleriyle arayan Metin; oğlunu yalanla büyüten, bütün hayatını bir yalan üzerine kuran Behice; Orson'un garip dünyasını paylaşan set işçisi Rıza; asla kesişmeyen paralel yaşamlarında mutsuzluklarıyla yoğrulanlar; ve bir insanın, herkesin zihninde farklı oluşan portresi. Yekta Kopan, acımasız bir yalan ve aldatma üzerine kurduğu romanında geç kalmış bir hesaplaşmanın tanıklığını yapıyor. Baştan sona bir film gibi akan, fondaki yağmurla, eski filmlerle, unutulmuş şarkılarla bütünleşen ve içinden akan hüzünle çoğumuzun yaşamına izdüşümler salan İçimde Kim Var, farklı bir baba-oğul hesaplaşması. Roman, kimin daha yalnız olduğu sorusuna yanıt ararken arkasında anlatılmamış hikayeler, sorulmadık sorular ve elbette tamamlanmamış hesaplaşmalar da bırakıyor.

Anja Meulenbelt – Gündelik Mutluluğa Alışma

Gündelik Mutluluğa Alışma Kitap Kapağı Gündelik Mutluluğa Alışma
Anja Meulenbelt
Ayrıntı Yayınları
137

" Utanç Bitti’de “Bütün kadınlar lezbiyendir, bazılarının bundan haberi yoktur yalnızca” diyen Anja Meulenbelt’in bir başka kitabını sunuyoruz bu kez. Utanç Bitti’nin devamı olarak da okunabilecek bu kitapta bir kadınla birlikteyken bir erkeğe aşık olan bir kadın anlatılıyor. Daha önce bir eşcinsel deneyimi olan, şimdi ise bir kadınla yaşayan çok çocuklu, sakin, evcimen bir erkektir bu... “Cinsel devrim” dalgasının dinamizmini yitirdiği yıllarda geçen roman, yayımlandığında feminist çevrelerde tepkiyle karşılanır. Kitaplarında lezbiyenliği savunan yazarın bir erkekle beraberliğini anlatması “harekete ihanet” olarak adlandırılır. Meulenbelt eleştirilere “kitaplarından daha hızlı ve derin yaşadığını, hareketin malı olmadığını” söyleyerek karşı çıkar. “Kadın hareketi sıcak bir yataktır. Ama aynı zamanda biri kaçmak istediğinde hepsi birbirini aşağı çeken yengeçlerle dolu bir kovadır” diyerek kendini savunur. Bu kitapta feminizm ya da aşk hakkında büyük fikirler, iddialı çözümlemeler yok. Birbirlerini seven bir kadın ve erkeğin sokak kahvelerinde içtikleri şarapların tadı, sakin sevişmeleri, hafta sonu miskinlikleri, kıskançlıkları, birbirlerini kaybetme korkuları, uyurken birbirlerini seyretmeleri, el ele tutuşmaları, “günaydın, iyi uyudun mu?” türü iddiasız konuşmaları var. Hayatının gündelik ayrıntılarını “sloganlarla” düzenlemek istemeyenler için... "

Damon Galgut – İyi Doktor

İyi Doktor Kitap Kapağı İyi Doktor
Damon Galgut
Yapı Kredi Yayınları
256

Damon Galgut, İyi Doktor'da siyah Afrikalıların geri kalmış yurtluklarının melankolik ruhunu sade bir dil ve güçlü bir tasvirle yeniden canlandırıyor.

Dr. Frank Eloff'un hayatı, apartheid sonrası Güney Afrika'sında, terk edilmiş bir hastane ve durgun bir taşra kasabasına sıkışıp kalmıştır. Genç ve idealist doktor Laurence Waters'ın gelişiyle birlikte Frank'in felç olmuş hayatı uzun bir zaman sonra ilk kez değişmeye başlar. İki doktorun birbirine zıt karakterlerinin yarattığı psikolojik gerilimin yanında, kasaba da yavaş yavaş hareketlenecektir. Eski bir yasak ilişki yeniden alevlenir, apartheid günlerinden kalma kötü bir hatıra, eski bir diktatörün etrafta olduğu söylentisi ve onun peşindeki askerler, Frank'in karanlık geçmişinden hatırlamak istemediği şeyleri geri getirir. Geçmişin bıraktığı izden habersiz Laurence'ın idealleri için bu topraklar, sakinliğine rağmen fazla huzursuzdur.

Damon Galgut, İyi Doktor'da siyah Afrikalıların geri kalmış yurtluklarının melankolik ruhunu sade bir dil ve güçlü bir tasvirle yeniden canlandırıyor. Güçlü bir duygusal gerçeklik ve muazzam bir imgelemle örülmüş, heyecan verici bir hikâye.

Can Kozanoğlu – Pop Çağı Ateşi

Pop Çağı Ateşi Kitap Kapağı Pop Çağı Ateşi
Can Kozanoğlu
İletişim Yayınları
189

Ateşi hangi anlamıyla alırsanız alın, pop çağının ateşi altındayız. Her şey “pop” artık, müzik, şiddet, sevgi, İslam, milliyetçilik... Linç hukukundan reality şovlara, Tarkan’dan Çiller’e, “kara kafa” diye dışlananlardan site hayatına, Halk Ekmek büfelerinin önündeki kuyruklardan döviz büfesi kuyruklarına, ülkücü hareketin yükselişinden “kimlik açgözlülüğü”ne, pop çağı hayatı üzerine bir araştırma... Niçin “Ayy, inanmıyoruuz!” ki?...

Daniel Wallace – Büyük Balık

Büyük Balık: Efsanevi Ölçülerde Bir Roman Kitap Kapağı Büyük Balık: Efsanevi Ölçülerde Bir Roman
Daniel Wallace
Yapı Kredi Yayınları
152

Edward Bloom çocukken herkesten hızlı koşar, okulu asla asmazdı. Büyüdüğünde birçok insanın hayatını kurtardı, devleri ehlileştirdi. Hayvanların dilinden anlardı, onlar da onu çok severdi. İnsanlarsa ona bayılırdı. Kadınlar ona tutulur, o da karşılık vermeden duramazdı. Üstelik anlatacak o kadar çok öyküsü vardı ki.

Şimdi hasta yatağında ölümü bekleyen Edward Bloom, yanı başındaki oğlu William'la hayatın anlamı üzerine konuşmak ya da ona nasihat etmek yerine bildiği fıkraları anlatıyor, hikâyeleriyle hayatına dair ipuçları veriyor. Büyük Balık, Edward Bloom'un, onu oğlunun gözünde dünyanın en sıradışı adamı haline getiren inanması güç olaylarla örülü yaşamöyküsü. Büyüleyici, tuhaf ve eğlenceli, efsanevi ölçülerde bir roman.

Elif Şafak – Bit Palas

Bit Palas Kitap Kapağı Bit Palas
Elif Şafak
Doğan Kitap
384

Bazı romanlar bittiklerinde başa dönüp ilk sayfaları tekrar okumak istersiniz. Romanı birkaç günde okusanız bile, sanki ilk sayfaları okuyalı aylar, hatta yıllar geçmiş gibi, nasıl ve nerede başladığını anımsamakta zorlanırsınız.
İşte Elif Şafak’ın Bit Palas romanını bitirdikten sonra bunları hissettim ve tekrar başladım okumaya…
Asuman Kafaoğlu Büke / Cumhuriyet Kitap

Edebi ve yazınsal başarısı, Türk kimliğini ve ülkenin tarihine yaklaşımını edebiyat yoluyla yeniden tanımlamayan genç kuşak yazarlar arasında Şafak’ı temsilci olarak öne çıkarıyor...
Bu roman enerji dolu ve gizemli bir yolculuğa davet ediyor insanı; tutkuyla, gülmeceyle ve Türkiye’ye dair bir dolu fotoğraf karesiyle...
The Independent

Elif Şafak – Aşk

Aşk Kitap Kapağı Aşk
Elif Şafak
Doğan Kitap
420

Yazarın 2009 yılında Doğan Kitap tarafından K.Yiğit Us çevirisiyle yayımlamış olduğu eseridir. Kitabın kapağında fotoğraf sanatçısı Ebru Bilun Akyıldız’ın “Kadın Kalbi” adlı fotoğrafı yer almaktadır.

Elif Şafak bu kitabında biri günümüzde, diğeri ise 1200’lü yıllarda geçen iki öyküyü anlatıyor. Kitap iki farklı öykü şeklinde kurgulanmış olsa da bu iki hikayeler  “aşk” temelinde birbirlerine bağlı. Yazar bu kitabı için “Ben "aşk"ı anlatmak istedim. Hem dünyevî hem manevî boyutlarıyla aşkı yazdım.” demiştir.

Ella Rubinntain, 40 yaşında bir ev hanımıdır ve düzenli bir hayatı vardır. Bir gün bir yayınevinde editör asistanı olarak işe başlar ve eline incelemesi için bir kitap geçer. A. Z. Zahara adındaki gölgede kalmış bir yazarın eserini inceleyen Ella, kitabın tasavvuf felsefesinden oldukça etkilenir. Ella, etkisinde kaldığı bu kitap nedeniyle bir arayışa düşecektir.

Kitabın en ilgi çekisi yanı ise Elif Şafak ‘ ın Aşkı 40 kuralla sıralaması. Yazar bu 40 kuralı Şems’in söylemlerinden ilham alarak oluşturmuştur.

Elif Şafak – Havva’nın Üç Kızı

Havva'nın Üç Kızı Kitap Kapağı Havva'nın Üç Kızı
Elif Şafak
Doğan Kitap
424

“Yaz ve sil. İnanç ve şüphe. Cevaplar ve sorular. Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada.”

-Elif Şafak – Havva’nın Üç Kızı’ndan bir alıntı

“İnançsızlığa, İnanca, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk...”

Elif Şafak’ın 2016 Doğan Kitap tarafından yayımlanan ve kısa sürede çok satanlar listesine yerleşen romanı Havva’nın Üç Kızı; Mona, Peri ve Şirin adında üç kadının 1980 ve 2016 yılları arasındaki hayat hikayesi temelinde ülkemizin sorunlarına ve toplum çerçevesinde insan ilişkilerine mercek tutuyor.

Elif Şafak – İskender

İskender Kitap Kapağı İskender
Elif Şafak
Doğan Kitap
448

Elif Şafak’ın büyük yankılar uyandıran eseri İskender, 2011’de Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır. Eser, İngilizce yazılmıştır ve Omca Korugan tarafından tercüme edilmiştir. Elif Şafak bu kitabında göçmen sorunu, kadına şiddet, tasavvuf gibi temaları işlemiştir. Londra’da yaşamaya başlayan bir ailenin gözünden göçmenlerin durumunu anlatan kitap, 1.5 yılda tamamlanmıştır.

Elif Şafak’ın kitabın kapağında kitabın ana karakteri İskender kılığında boy göstermesini birçok eleştirmen olumsuz bir dille eleştirmiştir ve bu konuda büyük bir tartışma yaşanmıştır. Elif Şafak ise kapak tasarımı konusunda fikrin kendisinden çıktığını ve kapakta neden kendisinin yer aldığının daha iyi anlaşılabilmesi için İskender karakterinin iyi tahlil edilmesi gerektiğini, kitabı yazarken gerçekten de o karaktere büründüğünü dile getirmiştir. 2016 baskısıyla birlikte kitabın kapağı yenilenmiştir.

Elif Şafak – Siyah Süt

Siyah Süt: Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon Kitap Kapağı Siyah Süt: Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon
Elif Şafak
Doğan Kitap
308

Elif Şafak’ın anne olduğu senede geçirdiği doğum sonrasını bunalımını anlattığı, aynı anda hem anne hem de yazar olmanın güzelliklerinden ve zorluklarından bahsettiği otobiyografik eseri Siyah Süt, 2007 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır. Kitap, okurlar ve eleştirmenler tarafından olumlu yorumlar alarak en sevilen Elif Şafak kitapları arasında yerini almıştır.

Kitaptan bir örnek:

“Bir roman yazmak, zaman zaman içinde tek bir an’ı seçip kopartarak, giriş-gelişme-sonuca bağlanıncaya kadar ince ince işlemek demektir;

An’dan zaman doğurma sanatıdır roman, hakikati bozmaktır bir anlamda, samimi sahtekârlık...

Çünkü işin aslı, herkesin gayet iyi bildiği üzere, başı sonu olmaz hikayelerin...

Bu kitap bir roman değil. Ama olsaydı, seneler evvel Ada vapurunda başlardı muhtemelen...”

Kitabın metnine Latif Demirci’nin çizimleri eşlik etmektedir.

Elif Şafak – Şehrin Aynaları

Şehrin Aynaları Kitap Kapağı Şehrin Aynaları
Elif Şafak
Doğan Kitap
300

Elif Şafak’ın 2009 yılında yayımlamış olduğu eseridir. Kitabın kapak tasarımı Uğurcan Ataoğlu’na aittir.

 

Elif Şafak, 17. yüzyılda İspanyol Engizisyonu’ndan kaçıp Aynalar Şehri İstanbul’a gelen Sefaradların büyülü gerçeklikle harmanlanmış öyküsünü sunuyor okuyucuya.

 

“Acının ve kederin hayatlara girdiği yer şehrin aynaları olmuştur.” Yazar, farklı tarzda öyküleri ile okuyucularına her sayfada bir solukta okuyacağı kitap sunmuştur. Elif Şafak bu kitabında okuyucuları ülke ülke, şehir şehir, cadde cadde gezdirerek sıradışı bir yolculuğa çıkarmıştır.

Elif Şafak – Ustam ve Ben

Ustam ve Ben Kitap Kapağı Ustam ve Ben
Elif Şafak
Doğan Kitap
480

İlk baskısı Doğan Kitap tarafından 2013 Aralık ayında yapılan kitap, Türkçeye “Omca A. Korugan” tafından çevilmiştir. Kapak tasarımı “Uğurcan Ataoğlu”, Kapak grafik tasarımı “Handan Tepe”, Dijital illustrasyon “Onur Aynagöz” bölüm illustrasyonu “Yiğit Karagöz” tarafından hazırlanmıştır.

 

Yolu İstanbul’a düşen bir fil bakıcısı olan Cihan, burada Mimar Sinan ile tanışır ve büyük mimarın çırağı olur. Mimar Sinan; Cihan ve fili Çota ile birlikte tarihin en muhteşem mimari eserini ortaya koyarlar.

 

Tarih, dostluk, entrika ve kıskançlık temalarının işlendiği kitap kısa zamanda Türkiye’de ve Dünya çapında büyük ilgi görmüştür.

Pascal Mercier – Lizbon’a Gece Treni

Lizbon'a Gece Treni Kitap Kapağı Lizbon'a Gece Treni
Pascal Mercier
Kırmızı Kedi Yayınevi
400

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli'nin, doktor ve yazar Amadeu Prado'nun izini sürmek üzere Lizbon'a doğru trenle yola çıkar. Tesadüfen eline geçen ve Prado'nun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Prado'nun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazar'a karşı savaşmış Amadeu Prado'nun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbon'a Gece Treni, sadece Avrupa'dan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.

"Ben de çok sevdim Lizbon'a Gece Treni'ni. Her öğleden sonra gün batımına kadar okudum. İlknur Özdemir çevirmiş. Her çevirisini ille de çok usta bir çevirmen."
-Selim İleri-

"Lizbon'a Gece Treni barındırdığı tema zenginliğiyle şaşırtıcı bir roman. Dille, tarihle, duygularla; kısaca dünyaya atılmış bireyin içinde bulunduğu durumla sorgulayıcı bir hesaplaşma."
-A.Ömer Türkeş-

Tahsin Yücel – Gökdelen

Gökdelen Kitap Kapağı Gökdelen
Tahsin Yücel
Can Yayınları
287

ıGökdelen, her kitabıyla çok konuşulan, çok okunan değerli yazarımız Tahsin Yücel'in yeni romanı. 17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı Can Tezcan, Türkiye'nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan, İstanbul'u yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York'a benzeyen ama ondan daha güzel, daha modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker'in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarım ortaya atar: yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır. Yergi ustası Yücel'in son romanı Gökdelen, Cihangir'de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından, adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.