Yavuz Bahadıroğlu – Cem Sultan
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Cem Sultan Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Padişahlığa yürüyen bir şehzadenin ümitsiz mücadelesi, yıkılan büyük hayallerinin enkazı altında çırpınan şair ruhunun isyanıyla, dindar mizacının tevekkül ve teslimiyeti arasındaki büyük tenakuz, bitip tükenmez tereddütler, bocalayışlar, içten pazarlıklar…Padişahlıktan gurbete, gurbetten esarete, nihayet ölüme uzanan dolambaçlı kader yolunda ibretli bir iz bırakan Cem Sultanın güçlü romancımız tarafından eski kaynaklara dayanılarak yazılan hayat hikayesi.

Yavuz Bahadıroğlu – Sunguroğlu 3
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sunguroğlu 3: Foça Korsanlarına Karşı Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 176 Sunguroğlu III (Foça Korsanlarına Karşı) Yavuz Bahadıroğlu Bu roman, Sunguroğlu serisinin üçüncü kitabıdır. Bu eserde Sunguroğlu ve arkadaşlarının, Foça korsanları tarafından kaçırılan Şehzade Halil Beyi kurtarmak için Foça”ya gidişleri ve oradaki maceraları anlatılır.

Yavuz Bahadıroğlu – Turgut Alp
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Turgut Alp Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 352 Bu roman, Cengaver romanında ele alınan Osman Bey ve arkadaşlarının mücadelelerinin hemen bir sonraki dönemlerini yansıtır. Bilecik ve Yarhisar’ın fethi ve devlete doğru yürüyüşün ilk adımları, fetih döneminin başlaması romanın temel konusudur. Ertuğrul Bey önderliğinde Söğüt’e yerleşen Kayı aşireti, Osman Bey lider olunca gazalarını sürdürmüş ve yaptıkları akınlarla fetih dönemine girmiştir. Kulacahisar’ın fethiyle başlayan süreç, Karacahisar, Bilecik ve Yarhisar ve inegöl’ün fetihleriyle devam etmiştir. Bu dönem, Kayı aşiretinin Osmanlı Devleti’ne dönüştüğü dönemdir. Bilecik’in fethi romanda önemli yer tutar. Bilecik Tekfurunun düğününde Osman Beyi öldürme plânına karşı, Osman Bey’in kadın kılığındaki askerleri kaleye sokup, yakınlarda asker saklayıp, onların planını boşa çıkararak Bilecik’i fethetmesi romanın en can alıcı kısmı. Bu tarihî olaylarla birlikte, Turgut Alp ile arkadaşlarının, şövalye Aramis ile mücadelesi, romanda baştan sona işlenen bir maceradır.

Yavuz Bahadıroğlu – Sahipsiz Saltanat
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sahipsiz Saltanat Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 317 Sahipsiz Saltanat romanı, Yıldırım Bayezid sonrası yaşanan şehzadeler savaşını dramatize eder. Yıldırım Bayezid ile Timur’un Ankara savaşı ve sonrasında yaşanan kargaşalar, Şehzade Mustafa’nın başından geçen olaylar şeklinde hikâye edilerek, o dönemin bütün özellikleri detaylı bir şekilde anlatılır. Şehzade Mehmed’in şehzadeler savaşından galip gelmesi ve Osmanlı sultanı olmasıyla roman sona erer. Sahipsiz Saltanat, konusuyla ve üslubuyla Yavuz Bahadıroğlu’nun en önemli eserlerinden biridir.

Yavuz Bahadıroğlu – Sel
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sel Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 218 Yavuz Bahadıroğlu bu romanında. İstiklal Savaşımızın temelinde yatan sosyal-psikolojik şartları inceliyor. Bin senedir İslamın bayraktarlığını yapan milletimizn, 19. yüzyıl başlarından itibaren yaşadığı çözülüşün sebeplerini arıyor. Sel”, bütün şartların aleyhte olduğu bir atmosferde, gücünü imandan alan bir şahlanışın romanıdır.

Yavuz Bahadıroğlu – Sunguroğlu 1
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sunguroğlu 1: Orhan Gazi Dönemi Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 287 Osmanlı da gücünü ve kuvvetini inancından alan nice kahramanlar çıkmıştır.Sunguroğlu da bunlaradan sadece birisi…

Yavuz Bahadıroğlu – Sunguroğlu 2
Roman / 30 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sunguroğlu 2: Bizans Saraylarında Yazar: Yavuz Bahadıroğlu Yayıncı: Nesil Yayınları Sayfa Sayısı: 256 Sunguroğlu II (Bizans Saraylarında) romanı, Sunguroğlu serisinin ikinci kitabıdır. Bu eserde hareketli bir macera yaşanır. Sunguroğlu istanbul’dadır ve Bozcaada’ya sürgün gönderilen Bizans imparatoru Beşinci Yoannis Paleologos’u kurtarıp, istanbul’a getirir ve arenadaki bütün yarışmaları kazanıp halkın kahramanı olarak ihtilâl yapar, eski imparatoru tekrar tahtına oturtur. Romanın başlangıç kısmında Sunguroğlu Söğüt’e döner. Söğüt’e ulaştığında Akça Dede’nin öldüğünü duyar ve köylülerin cenazeyi gömdüklerini görünce mezarlığa koşar. Nilüfer ve annesi gözyaşları içindedir. Söğüt’te Aykut ismiyle bilinen Sunguroğlu artık çiftçi olacak ve Nilüfer ile annesini geçindirecektir. Ama üç ay sonra Bursa’dan Saltuk gelip, Sunguroğlu’nun Bursa’dan çağrıldığını haber verince, Aykut’un Sunguroğlu olduğu ortaya çıkar. Köylüler Sunguroğlu’nu bırakmak istemezler ama Sunguroğlu Nilüfer’i ve annesini yanına katıp Bursa’ya yol alır. Süleyman Paşa’nın evinde misafir olurlar. Orhan Gazi, Sunguroğlu’dan Bizans gitmesini ve oradaki durumu Bursa’ya rapor etmesini ister. Sırası gelince karışıklık çıkaracak, daha sonra Bursa’dan verilecek bir emirle Bozcaada’da esir bulunan eski Bizans imparatoru kurtarılacak ve tekrar Bizans tahtına oturtulacaktır. Ayrıca, Sunguroğlu’na izmit’te Orhan Beyin oğlu Halil Beyin sancağında arazi verilmiş, ev hazırlanmıştır. Nilüfer ve annesi de oraya yerleşecektir. Bizans’a giden Sunguroğlu hareketli bir maceranın içine girer ve kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirir.

Honore de Balzac – Kırmızı Han
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Kırmızı Han Yazar: Honore de Balzac Yayıncı: Berikan Yayınevi Sayfa Sayısı: 96 1612 yılının sonlarına doğru, soğuk bir aralık sabahıydı; incecik giysili bir delikanlı Pariste, Grands-Augustins Soka-ğında, bir evin kapısı önünde dolaşıyordu. Sevdiği kadın ne denli gönülsüz olursa olsun, ilk sevgilisinin evine girmeyi göze alamayan bir aşık kararsızlığıyla epey gidip geldikten sonra, eşiği aşabildi. Üstat François Porbusün evde olup olmadığını sordu. Alçak tavanlı, avlumsu yeri süpüren yaşlı bir kadın, “burada,” deyince, delikanlı saray hizmetine daha yeni girmiş, kralın kendisine nasıl davranacağını bir türlü kestiremeyip üzülen bir insan haliyle, basamakları ağır ağır çıktı. Döner merdivenin sonuna varınca, bir süre sahanlıkta kaldı. Bir zamanlar IV. Henrinin baş ressamlığını yapmış, sonradan Marie de Medicisin Rubensi kendisine yeğlemesi üzerine gözden düşmüş sanatçının içerdeki resim işliğinde çalıştığına kuşku yoktu; ama delikanlı o işliğin kapısını süsleyen acayip tokmağa dokunmaya bir türlü karar veremiyordu. Şimdi onun içindeki duygu, büyük sanat adamlarının gençliklerinin, sanat aşklarının en ateşli çağında bir dahiyle ya da bir başyapıtla karşılaşınca yüreklerini çarptıran o derin duyguydu. İnsandaki bütün duyguların temelinde, hep soylu bir coşkudan doğan bir saflık vardır; ama o soylu coşkunun verdiği mutluluk, zayıflaya zayıflaya, bir gün ancak bir anıdan, şanla ün de bir yalandan ibaret kalır. Çabucak kırılıveren o duygular…

Honore de Balzac – Top Oynayan Kedi Mağazası
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Top Oynayan Kedi Mağazası Yazar: Honore de Balzac 1799’da Tours’da doğan Honoré de Balzac, romanlarıyla adını duyurmadan önce birçok işe girdi, çıktı; bu uğurda gençlik yıllarının bir kısmını ve parasını harcadı. “Yaşam demek, gözüpeklik demektir” diyerek hemen bütün ömrünce borçlarından kurtulmak için gözüpeklikle çabaladı durdu; yılmadan uğraştı; yazdı, yazdı. Ama ününün büyümesiyle birlikte borcu da yükselmekten geri kalmadı. Büyük bir çabayla çalışması ve ünü, ona istediğini getirmiyor, gündelik maddi ve manevi sıkıntılardan, üzüntülerden bir türlü kurtulamıyordu. Bir ara talih ona güler yüz gösterdi, yıllardır pek istediği şey oldu: Madam Hanska’yla evlendi. Ama ardı arkası kesilmeyen çalışmalar, “tiplerinin kaynaştığı” beynini yoruyor; yüreğini ve sağlam, iri yarı vücudunu yıpratıyordu. “İnsanlık Komedyası”nı gören gözleri, günün birinde ölüm tragedyasıyla kapanıverdi. Ölüm, yaşamla korkusuzca çarpışan Balzac’ı, sonunda 1850’de yenmişti

Honore de Balzac – Eugenie Grandet
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Eugenie Grandet Yazar: Honore De Balzac Yayıncı: Cem Yayınevi Sayfa Sayısı: 240 Romanlarında, kendi zamanının dünyasını romantizmden büsbütün soyutlanmasa bile büyük bir gerçeklikle yansıttı. Fransa’nın çeşitli bölgelerinden ve her toplumsal tabakadan kişilere yer verdiği eserlerinde tarihsel ve toplumsal koşulların damgasını taşıyan sayısız tipler aracılığıyla insanın yükselme tutkusu ve para kazanma hırsı gibi insani eğilimlerini işledi. Öldüğünde 85i tamamlanmış 50’si taslak halinde 135 eser bıraktı ardında.

Honore de Balzac – Vadideki Zambak
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Vadideki Zambak Yazar: Honore de Balzac Yayıncı: Panama Yayıncılık Sayfa Sayısı: 400 Balzac’ın 1836 yılında yayımlanan fakat yeterince ilgi görmeyen, üzerinde en çok çalıştığı ve “en kusursuz romanım” dediği eseri, romantizm ile realizmin etkileyici harmanlanmasıyla kaleme alınmıştır. Aristokrat bir aileden gelen Felix de Vandennesse; aile sevgisinden yoksun, otoriter bir ortamda yetişmiştir. Babası, Felix’i Tours’a çağırır. Katıldığı bir baloda gördüğü Henriette’nin güzelliği karşısında büyülenir ve uzun süre onu unutamaz. Tesadüf eseri Indre Vadisi’nde Felix, Henriette ile tekrar karşılaşır. Henriette’nin güzelliğini vadinin adı ile özdeşleştirir. Henriette de en az “Zambak Vadisi” kadar saf ve güzeldir. Mutsuz bir çocukluk geçirmiş olan Felix ile mutsuz bir evliliği olan Henriette, ortak bir noktada buluşurlar. Bir yanda Felix’in aşkı, diğer yanda Henriette’nin eşine ve çocuğuna asla ihanet etmeyi düşünmeyen duygularıyla, akıl ile yürek arasındaki savaşa şahit oluyoruz. Bu acıklı ve imkânsız aşk öyküsünün arka planında, Balzac’ın bütün eserlerinde görüldüğü gibi, 19. yüzyıl Fransız toplumunun yapısı, dönemin sosyal ve siyasal atmosferi yer alır.

Grit Poppe – Mila’nın Düşleri
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Mila'nın Düşleri Yazar: Grit Poppe Yayıncı: Doğan Kitap Sayfa Sayısı: 312 “Ben bir kaybedendim. Çok şey kaybetmiştim: babamı, Bay Kraus’u, Leopold Christiansen’I, Anna ile Tim’I, Mark ve Fred’I, Şimdiyse yeni bir oyun başlıyordu. Bu kez kazanmayı kafama koymuştum. Daha doğrusu, kazancımı elimde tutmayı. Ben gerçekten de bir canavar mıydım? Viktor kanepeye oturmuş ve sırtını büyük bir yastığa dayamış kitap okuyordu. ‘Merhaba’ dedim ezik bir sesle, başını kaldırıp bana gülümsedi, hayır, gülümsemesiyle odayı aydınlattı. Bakışı altında ezildim, çünkü onu hak etmemiştim. Ben bir canavardım. Onun her şeyini mideye indirecektim, tüm yaşamını. Ardına istemediği bir çocuk takacaktım. Yanında istemediği bir varlık olacaktı benim yüzümden. Ondan dölünü, bedenini, ruhunu talep eden bir canavar; sevdiğini sandığı, onu seven bir canavar.”

Hermann Hesse – Knulp
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Knulp Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 104 Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikayesi Knulp. Canının çektiği yere “konan”, ama çok duramayıp yine “uçan” bir özgür ruhun kısacık destanı. Hermann Hesse’ye göre, Knulp gibi figürlerin “kimseye yararı dokunmasa da, yararı dokunan kimilerine oranla çok daha az zararı dokunur. Knulp gibi yetenekli ve hayat dolu insanlar, yaşadıkları çevrede kendilerine yer bulamıyorlarsa, bunda onlar kadar çevreleri de suçludur.” Hesse, tıpkı Knulp gibi, uzun yürüyüşlere çıkmaktan ve doğayla baş başa kalmaktan hoşlanan biriydi. Bu anlamda onun ruhunun uçarı yanını da simgeleyen kitap, bu öykülere ek olarak, Hesse’nin ölümünden sonra gün ışığına çıkan iki fragmanı da içeriyor. Hesse’nin ilk dönem düzyazıları içinde ışıldayan küçük bir mücevher Knulp.

Hermann Hesse – Çarklar Arasında
Roman / 29 Ağustos 2017

Kitap Adı: Çarklar Arasında Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 250 Hermann Hesse’nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan “Çarklar Arasında”nın kahramanı Hans Giebenrath, Almanya’nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. İçedönük ama çok yetenekli bir genç olan Hans, devletin açtığı yatılı okul sınavına kasabadan gösterilebilecek tek adaydır. Snavda başarılı olmasının ardından Hans’ı sıkı çalışma günleri bekler. Tek hedefi, başarılı olmak, küçük düşmemek, ailesini ve çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmamaktır. Oysa okulda tanıştığı Hermann, yaşamını ders çalışma üzerine kurmayan birisidir; Hans’ın bütün planlarını, yaşam felsefesini değiştirir. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından, ‘Nobel Edebiyat Ödülü’ sahibi Hermann Hesse’nin, yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerli eğitim sistemini eleştirdiği “Çarklar Arasında”, insanın, doğanın yarattığı haliyle hiçbir düzenin hüküm sürmediği bir cangıla benzediği düşüncesinden yola çıkıyor, okullarda verilen eğitimin gençleri toplumun yararlı bir üyesi yapma ve bireye hiçbir özgürlük alanı tanımama çabasını eleştirirken doğal insanın belli sınırlar içinde zorla tutulmaya çalışmasına karşı çıkıyor. Hesse’nin insancıl ve barışsever felsefesi, tüm yapıtlarında olduğu gibi “Çarklar Arasında”da ön sırada yer alıyor.

Stephen King – Korku Ağı
Roman / 28 Ağustos 2017

Kitap Adı: Korku Ağı Yazar: Stephen King Yayıncı: Altın Kitaplar Sayfa Sayısı: 592 “Bak ve beni gör, cılız adam. Senin şömine önünde bir kitapla birkaç saat geçirdiğin gibi yüzyıllar geçiren Barlow’a bak. Bak ve elindeki sefil sopayla öldürmeye çalıştığın, gecelerin bu muhteşem yaratığını gör. Bana bak, yazar bozuntusu! Ben insan hayatlarını yazdım ve mürekkep olarak kan kullandım. Bana bak ve ümidini kes!” Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır. Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir; ama her kasabada olduğu kadar…   Yazar Ben Mears, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a döner. Çocukken tanık olduğu korkunç olayın gerçekleştiği ev Marsten Köşkü işte karşısındadır; fakat yeni ve gizemli kiracıları vardır. Kasabada bazı kuşkulu şeyler yaşanmaya başlayınca, Mears’ın belleğindeki karanlık anılar da canlanmaya başlar: Önce bir köpek hunharca öldürülmüş olarak bulunur, ardından bir çocuk kaybolur. Bunlar başlangıçta çok da sıra dışı olaylar olarak görülmez, fakat liste uzamaya başlar. Çok geçmeden kasabayı saran şaşkınlık hayrete, belirsizlikler dehşete dönüşecektir.   Televizyonu kapatın  daha iyisi, koltuğunuzun yanı başındaki hariç, bütün lambaları da kapatın. Ondan sonra, bu…