John Gray – Liberalizmin İki Yüzü

Liberalizmin İki Yüzü Kitap Kapağı Liberalizmin İki Yüzü
John Gray
Dost Kitabevi
143

Büyük bir yankı uyandıran bu yapıtında, John Gray, liberal düşüncenin birbiriyle bağdaşmaz iki felsefesi olduğundan söz ediyor. Bir taraftan, liberalizm, evrensel ve akılcı bir oydaşma kuramı; diğer yandan, farklı rejim ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilmesinin olanaklarını araştıran barışçıl bir ortak yaşam tasarısı. Liberalizmin ilk işleviyle tümüyle anakronik bir yapıya büründüğünü savlayan Gray, liberalizmin geleceğini de Hobbes''un düşüncesinin izleğinde buluyor. Liberal hoşgörü ve değer-çoğulculuğu üzerine kaleme alınmış temel önemde bir inceleme.

Mustafa Hoş – Big Boss

Big Boss: NeoTürkiye'nin Panzehiri Hafızadır Kitap Kapağı Big Boss: NeoTürkiye'nin Panzehiri Hafızadır
Mustafa Hoş
Destek Yayınları
280

Bir Recep Tayyip Erdoğan Kitabı Bu kitaptaki karakterler, olaylar tamamen gerçektir. Gerçek bir yaşam öyküsüdür…

NeoTürkiye'de gerçek kor bir ateş gibidir. Gerçeğe dokunmaya hazır mısınız? Her sayfa çevrildiğinde karşınıza bir başka Tayyip Erdoğan çıkacak. 13 yıldır evde, sokakta, okulda, işte hep o var. Oysa, bilinmeyeni bilinenden daha çok. Tuhaf ilişkiler, esrarengiz olaylar, kriminolojik adamlar. Kimdir Recep Tayyip Erdoğan?

Gerçekten biliyor musunuz? Algı yerine gerçeğe dokunmak istiyor musunuz? Big Boss, ateşten korunmak için ateşten uzaklaşmıyor. Ateşin içine giriyor. Gerçek bir gazetecinin yapması gerektiği gibi… 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaşamöyküsü hiç böyle anlatılmadı. Big Boss, gerçeğe doğru atılmış yürekli bir adımdır. NeoTürkiye bir zehirdir. O zehrin panzehiri ise gerçeğe sahip çıkmak ve hafızadır.

Mustafa Hoş – Abluka

Abluka: Medya Nasıl Teslim Alındı? Kitap Kapağı Abluka: Medya Nasıl Teslim Alındı?
Mustafa Hoş
Destek Yayınları
416

Medya hiç böyle anlatılmadı. Bu kitap, AKP/Cemaat ortaklığında kurulan Neo-Türkiye'deki medyanın biat yolculuğunu gözler önüne seriyor.
"Soru, dekor bezini yırtıp sahnenin arkasında gizli olanı gösteren bıçak gibidir" der Milan Kundera. Bu kitapta dekor bezini yırtacak ve sahnenin arkasında gizlenen her şeyi ortalığa saçacak çok soru var, cevaplarıyla birlikte...
o Bugünün en kudretli adamı Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, hangi televizyon kanalının koridorlarında dolaşıyordu?
o Ahmet Hakan Coşkun'un NTV'ye transferini kim engelledi?
o Akşam Gazetesi'nde, "Bu artık devlet gazetesi, devlet gazetesine yakışan manşetler olacak" diyen kimdi?
o Azerbaycan hangi gazeteciyi, neden istenmeyen adam ilan etti. Dışişleri Bakanlığı niye NTV'ye sözde nota verdi?
o Erdoğan'ın Tunus gezisinde Gezi Direnişi için cihat kararı nasıl alındı?
o 24 TV, nasıl 'AKP kanalı' yapıldı? "Bizden ol. Gel bizi kurtar" diye hangi gazeteciye teklif götürüldü?
o 'Gezi Direnişi'nde NTV kapısında protesto gösterileri yapılırken içeride neler yaşandı? Gezi, NTV'ye nasıl 'kepenk' oldu?
o HaberTürk'ü ele geçirmek için AKP ve Cemaat nasıl kapıştı? Yasin Al Kadı bu kavganın içinde nasıl yer aldı?
o Mısır'daki askeri darbe sırasında hangi kanalın patronu, editör masasına oturup Başbakanlıktan gelen direktifleri (kj) ekrana yazdı?
o Derin Habertük'ü deşifre eden yazı medya sitelerinden nasıl buharlaştı?
o Artı1'de kimler istedi ve nasıl sansür uygulandı? Kanalın patronu kimden korktu ve bembeyaz kesildi?
o 3 Temmuz'daki Fenerbahçe Operasyonu'nda hangi gazeteci komutandı? "Bir rüzgâra kapıldık" itirafını kim yaptı?
o Pensilvanya'da huzura varan gazeteciler kimler? Bu gazeteciler AKP/Cemaat savaşında ne rol oynadı?
o AKP/Cemaat kavgası neden başladı, nasıl bel altına indi? Haber merkezlerinde hükümet ve cemaat komiserleri ne yaptı?
o İnci kefali, Gezi Direnişi'ni nasıl kırdı?
o CNNTÜRK'te kim interkomdan sansür yaptı?

Cem Aydın – Ergenekon’un Derinliklerinde

Ergenekon'un Derinliklerinde Kitap Kapağı Ergenekon'un Derinliklerinde
Cem Aydın
Altın Bilek Yayınları
144

Türkiye’de, ne zaman iki farklı grup arasında derin bölünmeler yaşansa, dengeler birden alt üst oluyor ve aslında gündemi belirleyen olayların ne kadar da basit ve sudan sebeplerle ortaya atıldığını fark ederek, nedense her seferinde tekrar tekrar şaşırıyoruz.
Ancak bu yıl durum biraz farklı. Ülke olarak gerçekten de pek çok farklı kutuplaşmanın en yüksek gerilimine şahit oluyoruz. Ekonomik durumun bozulması, laiklik tartışmaları, PKK’ya sınır ötesi operasyon, Avrupa’dan gelen tepkiler ve bunların gölgesinde kalan iktidar partisi kapatma davası ve gündemi allak bullak eden bu Ergenekon dosyası.
Bu kitap olan biteni anlamaya biraz da olsa yardımcı olabilmek için oluşturuldu.

Cemil Koçak – 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları

27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları Kitap Kapağı 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları
Cemil Koçak
Yapı Kredi Yayınları
1232

"Yakın dönem siyasi tarihimize ilişkin yayımlanabilen pek az sayıdaki belge tomarına bir yenisi ekleniyor: 27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları...

27 Mayıs 1960'ın 50. yıldönümünde bu belgeler geçmişimize ilişkin tartışmalarımızda önemli rol oynayacaktır. Tutanakların önemi ve değeri hakkında herhangi bir yorumda bulunmak bile gereksiz.

27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları, bir dönemin zihniyetini açığa çıkarmak bakımından önemli belge niteliğindedir. [...]

27 Mayıs Bakanlar Kurulu elbette dönemin yegâne yürütme gücü değildi. Hatta esas yürütme gücü de sayılamazdı. Aksine, MBK'nın yanında, olsa olsa ancak ikinci derecede yürütme gücüne sahipti. Bu gücü bağımsız kullanma imkânına da sahip değildi. Bakanlar Kurulu inisiyatif alabilecek yürütme gücü olmaktan çok uzaktı. Bu bakımdan Bakanlar Kurulu'nu değerlendirirken, onu bağımsız yürütme gücü olarak düşünmek haksızlık olacaktır. Diğer yandan, Bakanlar Kurulu üyelerinin askeri bir hükümete katılırken bunun olası sonuçlarını öngörememiş olmaları, ayrıca üzerinde durmayı gerektirir. Belki de bazı üyeler, 27 Mayıs darbesiyle askerlerin görevlerini yerine getirdiklerini düşünmüşlerdi. Artık görev, askerlerden çok yeni hükümete düşecekti. Bu düşüncenin ne denli yanıltıcı olduğunu tecrübe ederek öğrenmiş olmalılar. Birinci Cemal Gürsel Hükümeti'nde kısa sürede meydana gelen önemli ve dramatik değişiklik, kanımca bu gerçekçi olmayan düşünce ile yakından ilgili olmalıdır. Bununla beraber, Bakanlar Kurulu'nun zaman zaman bu gerçekçi olmayan düşünceyi seslendirmeye devam ettiğini de biliyoruz."

Steno ile tutulup daktilo edilen, 2 Haziran 1960-16 Kasım 1961 tarihleri arasındaki 123 Bakanlar Kurulu tutanağından ulaşılabilen 111'ini kısaltmadan ve hiçbir sansüre uğratmadan yayımlayarak, yakın dönem siyasi tarihimize büyük bir katkı yaptığımıza inanıyoruz.

Samuel P. Huntington – Medeniyetler Çatışması

Medeniyetler Çatışması Kitap Kapağı Medeniyetler Çatışması
Samuel P. Huntington
Okuyan Us Yayınları
544

Yayınlandığı günden bu yana birçok siyasi lider, akademisyen ve entelektüel, Medeniyetler Çatışması ile ilgili görüş bildirdi. Bazısı bu tezi destekleyen görüşler ortaya koydu, bazısı da karşısında yer aldı. Ancak hiçbirinin kayıtsız kalmadığı bu dünyaca ünlü tez gündemdeki yerini hep koruyor.
Medeniyetler Çatışması, son yılların en çok tartışma yaratan kitaplarından biri.

Nedim Şener – Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları

Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları Kitap Kapağı Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları
Nedim Şener
Destek Yayınları
208

CİNAYET AYDINLANMA YOLUNA GİRDİKÇE HAYATIMIZI KARARTMAYA ÇALIŞIYORLAR

Dünyanın tüm kutsal kitaplarını da okusanız, tüm ideolojileri literatürünü de tarasanız her şeyi anlatan tek bir kelimeye ulaşıyorsunuz; "Eşitlik"

Eşitlik yaşamayı onurlu kılan tek kelime. "Adalet" ise uğruna ölümü göze alacağınız bir kavram. İşte Hrant Dink cinayeti dosyasının bana öğrettiği şey bu iki kelime "EŞİTLİK VE ADALET", herkes için hepimiz için.

Dink cinayeti araştırması bu iki kavrama olan inancımızı yıkan yüz karamız. Yaşarken hakları korunmayan ve öldürüldükten sonra da cinayetinin üzeri yalanlarla örtülen Hrant Dink cinayeti aydınlanma yoluna girildikçe birileri çok huzursuz oluyorlar. İsimleri tek tek belirlendikçe tetikçi gazetecileri cinayeti aydınlatmaya çalışanların üzerine salıyorlar. Ama onların da yapacağı bir şey yok.

Ve şimdi üçüncü baskısını yapan bu kitap cinayetin aydınlanması yolunda çok önemli bir işlev gördü. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 20 yıl hapis istemiyle yargılandım. Beraat ettim. 12.5 yıllık davalarım ise sürüyor.

Ama bir gün gelecek mahkemeden kaçan kamu görevlileri de yargı önünde hesap verecek. Tüm faili meçhul cinayetlerin anahtarı olan Dink cinayeti tam olarak aydınlamadıkça ve bu görevliler hesap vermedikçe Türkiye'de kimse kendisini güvende hissedemez.

Alper Görmüş – İmaj ve Hakikat

Darbe Günlükleri: İmaj ve Hakikat Kitap Kapağı Darbe Günlükleri: İmaj ve Hakikat
Alper Görmüş
Etkileşim Yayınları
352

Türkiye’nin tehlikeli bir virajdan geçtiği 2007’nin fırtınalı günlerinde, bir bomba etkisi yaparak gündeme düşen bir haberdi Nokta’nın kapaktan verdiği “Darbe Günlükleri.” Bu günlükler, içerdiği ‘darbe notları’yla çok konuşuldu; ama binlerce sayfalık metin içinde TSK hakkında oluşturulan ‘imaj’a karşılık ‘hakikat’e ışık tutan daha geniş boyutu öne çıkmadı. Elinizdeki kitap, ‘günlükler’in işte bu boyutunu ortaya koyuyor…

“2003-2005 ARASINDA Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan Oramiral Özden Örnek’in binlerce sayfadan oluşan ‘anılar’ı genel yayın yönetmeni olduğum Nokta dergisine 2007 Şubat’ının ilk haftasında ulaştı. … O günden beri, ‘hazine’nin dergide yayımlayamadığımız fakat kamusal önemi büyük öteki bölümlerini kitap haline getirmeyi aklımdan hiç çıkarmadım. Biraz geç oldu ama, o an nihayet geldi işte. Kanaatimce Oramiral Örnek, bu kitapta okuyacaklarınızla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imajıyla hakikati arasındaki mesafeyi kapatarak, yine istemeden Türkiye’nin ‘normal’ bir demokrasi olması yolunda önemli bir rol oynayacak.”

Yaşar Ayaşlı – Adressiz Sorgular

Adressiz Sorgular Kitap Kapağı Adressiz Sorgular
Yaşar Ayaşlı
Yurt Kitap Yayın

Ölen Ama Yenilmeyenlere...

Ne varki işkence de direnişin bir de öbür yüzü vardır:işkencecilerin silahları ne olursa olsun,isterse tanklarıyla,toplarıyla bire karşı yüzbin olsunlar,mücadelenin sonucu yalnızca senin elindedir.ne zaferi ne de yenilgiyi belirleyecek olan düşmanın gücü ya da onunla senin arandaki güçler dengesi değildir,aksine ideolojinle beslenen irade gücündür.içten içe sen kendini yenmezsen,onlar seni yenemezler.hiçbir mücadele biçiminde görülmeyen bir özgürlüktür bu.bütün sonuç ağzından çıkacak sözlere bağlı olduktan sonra,onları hangi ölüm,hangi falaka,hangi çarmıh,hangi psikolojik baskı,hangi kerpeten senin ağzından söküp alabilir ki?

Eğer Marksizm-Leninizm´e bağlı biriysen, hiçbiri!..

Şamil Tayyar – Operasyon Ergenekon

Operasyon Ergenekon: Gizli Belgelerde Karanlık İlişkiler Kitap Kapağı Operasyon Ergenekon: Gizli Belgelerde Karanlık İlişkiler
Şamil Tayyar
Timaş Yayınları
340

Bazı komutanların ve devlet içinde görevli kişilerin birbirleriyle yaptıkları görüşmelerde ve yazışmalarda Türkiye`yi sarsacak hangi bilgilere ulaşıldı?

Cumhuriyet Gazetesi`ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü`nün hazırladığı raporda neler yazılı?

Dağlıca Baskını`nda Türk Milleti`nin kafasını karıştıran soru işaretlerini gün gün takip eden ve askerlerden komutanlara kadar çatışmaya katılan kişilerle görüşen Gazeteci Şamil Tayyar, bu yazışmaları ve çatışmanın olduğu bölgeye ait özel belgeleri ilk kez açıklıyor.

İlk kez yayınlanan belgelerle, OPERASYON-ERGENEKON çok konuşulacak

kitabın içinden bazı çarpıcı bölümler

İstihbarat birimleri arasındaki bu çatışma ve güç mücadelesi Çevik Bir zamanında en yüksek seviyeye çıkmıştı. Bir`in, Emniyet`in elindeki ağır silahları istemesi, Emniyet İstihbaratı`nın ve Emniyet`in güçlenmesinden duyduğu endişeyi ortaya koyuyordu. Mehmet Ağar bu isteğe çok sert bir cevap verdi. Bugün bu güç dengesi tamamen değişiyor.

Kuvvet komutanları Ak Parti`ye darbe yapmayı kararlaştırmışlardı. O gece İlker Başbuğ`u arayan Aytaç Yalman`ın kafasına takılan tek bir soru kalmıştı: Hilmi Özkök`ün hazırlattığı gizli ve özel rapor!

O gün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman`ın kapısını çalan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun`du. Atasagun, Yalman`ı iki konuda uyardı ve son sözünü söyledi. Aytaç Yalman, bu görüşmeden sonra oyunun dışına çıktı ve kuvvet komutanlarının planı alt üst oldu!...

Ergenekon`un 1 Numara`sı, İstanbul Orduevi`nde otururken önündeki gazeteden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt`ın isminin üstünü çizdi ve yanına bir not yazdı: "Olmadı Yaşar, olmadı." Sonrası malum, istihbarat servisleri Ergenekon Operasyonu için düğmeye bastılar...

Selçuk Üniversitesi`nden bir grup öğretim görevlisi ve öğrenci, Yıldız Teknik Üniversitesi`nin Davutpaşa Kampüsü`nde silah kullanma, bomba yapımı, sabotaj gibi eğitimlere tâbi tutuluyor. Bu kampüs eski Davutpaşa Kışlası`dır. Ergenekon, burayı eğitim alanı olarak kullanıyor...

Dağlıca Baskını`nın perde arkasını araştıran ve kamuoyuna en doğru bilgileri veren Gazeteci Şamil Tayyar, Türkiye`yi sarsacak gizli belgeleri ilk kez bu kitapta yayınlıyor. Dağlıca Baskını`nda görevli ast subayın cebinden çıkan el çizimi mevzi planları, Cumhuriyet Gazetesi`ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü tarafından hazırlanan tetkik raporları, Ergenekon üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmeleri, Başbakan R. T. Erdoğan`a emekli bir albay tarafından gönderilen gizli mektup ve kuvvet komutanlarının hazırladığı darbe planları...

OPERASYON: ERGENEKON, gizli kalmış birçok soruya cevap veriyor

Hamit Erdem – 1920 Yılı ve Sol Muhalefet

1920 Yılı ve Sol Muhalefet: Yeşil Ordu Cemiyeti, Hafi -gizli- Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası Kitap Kapağı 1920 Yılı ve Sol Muhalefet: Yeşil Ordu Cemiyeti, Hafi -gizli- Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası
Hamit Erdem
Sel Yayıncılık
347

Kitaba konu olan tarihsel dilim, yani 1920 yılı, Türk siyasi hayatında özellikle 'sol' örgütlenmeleriyle örneği olmayan farklı bir dönemdir.
Bu bir yıla, arka arkaya kurulan ve kapatılan dört siyasi partinin; 'Yeşil Ordu Cemiyeti, Hafi -gizli- Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası'nın ömrü sığmıştır.

Sonradan, devletin kararttığı siyasi iklim dolayısıyla bu dönem neredeyse unutulmuş, anılan partilerin kurucuları, yayın organları, mücadeleleri ve kapatılmaları büyük ölçüde karanlıkta kalmıştır.

'1920 yılı ve Sol Muhalefet' çalışması, bu karanlıkta kalan yılların sislerinin bir nebze de olsa aralanmasına ve yeniden hatırlanmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Araştırmanın ayırt edici özelliği; bu özgün dönemi, söz konusu siyasi hareketlerin belgelerinden yola çıkarak, Türkiye'nin 1920'li yıllarının arka planındaki toplumsal yapı ile birlikte ele almasıdır.

Bu çalışmada sözü edilen yakın geçmiş, bugün üzerinden 90 yıl geçtikten sonra bile Türkiye'nin mevcut temel toplumsal sorunlarının köklerine dair tartışmaları da içinde barındırmaktadır.

Bu anlamıyla tarihi olduğu kadar günceldir de.

John Locke – Hoşgörü Üstüne Bir Mektup

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup Kitap Kapağı Hoşgörü Üstüne Bir Mektup
John Locke
Kabalcı Yayınevi
96

Hoşgörü, insan toplumlarının kalıcı bir barış ve huzur ortamında yaşayabilmelerinin vazgeçilmez şartıdır. Bu sadece bugün böyle değildir. Dün de böyleydi, yarın da böyle kalacaktır. Hoşgörünün iki temel alanı vardır. Birincisi, toplumsal hoşgörüdür. Toplumsal hoşgörünün sosyolojik bir olgu olarak yerleşmesi zaman alır. Hoşgörünün ikinci boyutu siyasal alanla, daha doğrusu devletin toplumsal hayattaki yeriyle ilgilidir.

İsmail Cem – Engeller ve Çözümler

Engeller ve Çözümler: Türkiye'de Sosyal Demokrasi Kitap Kapağı Engeller ve Çözümler: Türkiye'de Sosyal Demokrasi
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
404

Bu kitabın, belirli bir amacı var: Türk sosyal demokrasisinin ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini incelemek ve bazı alanlardaki alternatif politikalara işaret etmek. Sosyal demokrat bir yaklaşımın doğrultusunda çeşitli sorunları ve çözüm ipuçlarını sergilemek… Bu noktadan hareketle, ideoloji, parti ve başlıca ülke sorunları kitapta ele alınıyor. Sosyal demokrat bir iktidarın ideolojik ön koşulları, siyasal araçları ve uygulama yöntemleri inceleniyor. Kitabımızın iddiası, Türk sosyal demokrasisinin “netleşmesine” katkıda bulunmak; ideolojik tutarlılığına, parti anlayışına ve uygulama projelerine ışık tutmak. Geçmişin tahlillerinden ve açıklamalarından çok, geleceğe dönük, yarınları kazanacak yöntemleri tartışmak. Bu kitabın bir de özelliği var: İçerdiği yazıların çok büyük bölümü, siyasal pratiğin içinde oluşmuş, siyasal mücadelede biçimlenmiş düşünceler ve konuşmalar. Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve daha sonra Sosyal Demokrat Halkçı Parti’de yaşadığım deneyimler bu yazılarda yansıyor. Engeller ve Çözümler, Türkiye’nin siyasetinde yer alan yahut yer alacak insanlara, Türkiye’nin geleceğiyle ilgilenenlere sunulmuş bir deneyim ve düşünce bütünü.

İsmail Cem – Geçiş Dönemi Türkiyesi

Geçiş Dönemi Türkiyesi Kitap Kapağı Geçiş Dönemi Türkiyesi
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
412

“Geçiş Dönemi” Türkiyesi (1981-1984 Yılları) / Bütün Eserleri-10

Gazete yazılarının özelliği yaşanılan günü en yalın, en doğrudan yansıtmasıdır. Gazete sütunlarında bir günlük ömrü olan düşünceler ve gözlemler, o günün belgesidir bir bakıma. Çoğu kısacık sürelerde kaleme alınmış bu yazıların tek ayrıcalığı, sanırım bu belgesel nitelikleridir.

Yüzlerce günlük yazısının küçük bir bölümünde böyle bir belgeselliği sezmek ve onların kalıcı bir değer taşıdığını varsaymak, bir yazarın mazur görülebilecek iddiasıdır. Bu kitabımız, böyle bir iddianın ürünüdür.1981-84 yılları, Türkiye’nin toplumsal tarihinde bir “geçiş dönemi”dir. Bir tarih sayfası çevrilmiş, bir başkası, önce yeni anayasasıyla, sonra yeni partileri ve seçimiyle açılmıştır.

Geçiş dönemi, Türkiye’nin geleceğini büyük ölçüde etkileyecek izler bırakarak, bir noktadan sonra tarih olmuştur. Bu geçiş döneminin, “arabesk kültüründen” ekonomisine, siyasetine, “sol”una kadar tüm özelliklerini yansıtan bu yazılarımızın tümü, yaşanan günün içinde kaleme alınmıştır. Seçilen yazıların bir dönemi belgelerken, geleceğe dönük bazı ipuçlarını da getirdiğini sanıyoruz. Gelecek adına yararlanılabilecek gözlemleri, düşünceleri, belgeleri içeren yazılardan bu kitap oluşuyor; yaşanmış bir “tecrübeyi,” değerlendirilmek ve kullanılmak üzere geleceğe aktarmayı amaçlıyor.

Türkiye’de sol, yıllardır verdiği mücadelenin, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren irade tarafından zorla yıkıldığını veya bastırıldığını görmüştür. Günün olaylarını gözlemleyen bir gazeteci ve ileriye yönelik dersler çıkartan bir düşünür olarak İsmail Cem, bu kitabında, darbe sonrasında oluşturulmaya çalışılan yeni Türkiye’yi tanımaya yönelik yazılarına yer vermiştir.

İsmail Cem – Gelecek İçin Denemeler

Gelecek İçin Denemeler Kitap Kapağı Gelecek İçin Denemeler
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
448

Türkiye kritik bir dönemini yaşıyor. Bugün yapılacak ve yapılmakta olan yanlışlar, bugün ertelenen sorumluluklar, Türkiye’nin 2000’li yıllara sakat girmesine neden olur. Yanlışlar ve eksiklikler biraz daha sürerse, işin arkasını toparlayamayız.
Türkiye, bazı temel tercihlerini belirlemek ve bunların gereğini artık yapmak durumundadır.
Cumhuriyetin üzerine gitmeyi sürekli ertelediği büyük sorunların bütün cesamet ve şiddetiyle ülkenin önüne dikildiği 1990’lı yıllarda, Türkiye siyaseti bu sorunların altında kaldı. 12 Eylül’ün tasfiye etmeye çalıştığı siyasi yapı,
1990’lara eskinin benzeri biçiminde yeniden şekillenmiş olarak girdi ama yine aynı çözümsüzlüğü ve ertelemeci tavrı gösterdiği için 2000’li yılların başlarında yine tasfiye oldu.
Ülkenin içinde bulunduğu kargaşanın üzerinden bakıp ileriyi görmeye çalışan az sayıdaki siyasetçiden biriydi İsmail Cem. Sahip olduğu geniş ufukla yıllar boyunca Türk ve dünya siyasetinin içinde olmanın getirdiği birikimi birleştirerek yazıyor uyarılarda bulunuyordu. Onun bu çabasının ürünlerinden biri olan elinizdeki kitap, 1990’ların o bunalımlı yıllarında Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun çeşitli açılardan tahlili üzerinden geleceğe açılımlar yapan denemelerden oluşmaktadır.