Nedim Şener – Uzanlar: Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü
Siyasi / 16 Şubat 2018

Kitap Adı: Uzanlar: Bir Korku İmparatorluğunun Çöküşü Yazar: Nedim Şener Yayıncı: Güncel Yayıncılık Sayfa Sayısı: 432 Her şey 24 Ocak 1980’de açıklanan ekonomik istikrar tedbirleri ve ardından gelen 12 Eylül 1980 darbesiyle başlamıştı. Serbest piyasacı söylemiyle ANAP Genel Başkanı Turgut Özal’ın damgasını vurduğu 1980’lerde yaratılan yeni sermayedar kesim, 1990’lı yıllarda “gösteriş ekonomisi”nin vitrinini oluşturmuştu. Türkiye’nin en büyük holdinglerinin sahipleri tarifeli uçakla seyahat ederken, onlar özel uçakların en pahalısına sahip oldular. Yatların en gösterişle olanı, boğazın sırtlarında villa, kenarında yalı olmazsa olmazlar arasındaydı. Özal’ın yarattığı sınıfa daha sonraki koalisyon dönemlerde her partinin “adamları” eklendi. Üreterek sermaye birikimi alışkanlığı olmayan bu sınıfın önemli isimleri, hem devleti soyup hem de imkanlarını kullanarak servetlerine servet kattılar. 1999 yılından bugüne kadar el konulan 22 banka sahibinin ismi alt alta yazıldığında, bir-iki istisna dışında bunların kim olduklarına ilişkin bir liste ortaya çıkacaktır. El konulan bankalardan doğan 55 milyara, kamu bankalarına elini sokan siyasilerin yol açtığı 22 milyar dolar da eklenince hortum, yolsuzluk ve suiistimallerle Türk halkının sırtına bindirilen yükün tutarı 80 milyar dolara yaklaşıyor. Ortaya konulan iddialara göre, bu sınıfın en hızlılarından, en ayrıcalıklarından ve en kudretlilerinden biri de Uzan Ailesi… Onlar 50 yıla yakındır iş dünyasında olduklarını söylüyorlar, ama asıl yükselişlerini son 10-15 yıldaki “ilişkileri”ne…

Adolf Hitler – Kavgam
Siyasi / 8 Şubat 2018

Kitap Adı: Kavgam Yazar: Adolf Hitler Yayıncı: En Kitap Sayfa Sayısı: 544 Yirminci yüzyıl siyasal tarihi açısından önemli bir yapıt olan bu eserde Hitler, “nasyonal sosyalizm” adını verdiği dünya görüşünün açıklamasını yapar ve amaçlarını bildirir. Hitler’in siyasal ve ekonomik tezlerinin yer aldığı, kapitalizmin ve Marksizmin eleştirildiği bu kitap, aynı zamanda bir otobiyografi olması nedeniyle de çok önemlidir. Kapitalizme ve Marksizme karşı yeni bir politik sistemin önerisi sunulmaktadır; bu bakımdan Kavgam’da Hitler’in kendi politik kuramları yazılı haldedir. Hitler parlamenter demokrasinin eleştirisini yapmış, milliyetçiliğin karşıtı olan enternasyonalizmi dönemin sosyopolitik koşulları altında kötülemiş, İdealleri üzerine kurulu “Büyük Almanya” hedefini açıkça dile getirmiştir. “Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim. ” -Adolf Hitler-

Erol Bilbilik – Dış İlişkiler Konseyi & CFR Türk Bilderbergleri
Siyasi / 5 Şubat 2018

Kitap Adı: Dış İlişkiler Konseyi & CFR Türk Bilderbergleri Yazar: Erol Bilbilik Yayıncı: DAMA Yayınları Sayfa Sayısı: 290 David Rockefeller: Dünyada bir devlet oluşturduğumuzda, modern dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır. Halkların, kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve entelektüelleri olan elit’in otoritesi altına girecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur. Henry Kissinger: Hangi yol seçilirse seçilsin, Birleşik Devletler ya da Avrupa’ya dayanan çokuluslu şirketler, küreselleşmeyi yönlendiren lokomotifler olarak ortaya çıkmaktadır. ABD ve Avrupa’nın çokuluslu şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini yutacaktır. George Kennan: Dünya servetinin yüzde 50’sine ama nüfusunun yüzde 6,3’üne sahibiz. Bu durumda kıskançlık ve kızgınlık odağı olmamız gayet normaldir. Önümüzdeki dönemde bu ayrıcalıklı pozisyonun devamını sağlayacak bir ilişkiler ağı örgütlemeliyiz. Dünyayı, korku salarak sindirmeliyiz. Rahmi Koç: Dünyada yeni bir global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük 5 ekonomisi devletler değil, şirketlerdir. Hikmet Çetin: Ben çok güç dönemlerde Dışişleri Bakanlığı yaptım. SSCB, benim zamanımda dağıldı. Yugoslavya, benim zamanımda parçalandı. Birçok ülke lideri ile tanışma olanağı buldum. Aslında beni değerlendiren dışarısıdır. Sermaye imparatorluğunun yüce elitleri, CFR-Bilderberg adlı korku, ölüm ve komplo örgütleri aracılığıyla dünya halklarına karşı acımasız bir savaşı yıllardır sürdürmektedir. Ne var ki Vietnam kâbusundan kurtulmadan Irak’ta yeni bir kâbusla yüz yüze gelmişlerdir. Bu kitapta, dünya sermayesinin, milliyetsiz, vatansız, dinsiz, kimliksiz…

Herbert Marcuse – Karşı Devrim ve İsyan
Siyasi / 4 Şubat 2018

Kitap Adı: Karşı Devrim ve İsyan Yazar: Herbert Marcuse Yayıncı: Ayrıntı Yayınları Sayfa Sayısı: 124 Uğrunda ölünmeye değer buldukları düşleriyle tepeden tırnağa silahlanmış ’68 gençliğinin, Paris, Londra ve Berlin sokaklarına yazdıkları efsanenin üzerinden yaklaşık otuz yıl geçti. Bu efsane, Üçüncü Dünya halklarının kanı pahasına Avrupa’da yaratılmış “tüketim toplumu” kalesini bütün kurumlarıyla kökünden sarsmakla kalmadı: ABD ordusunun Vietnam’dan çekilmesine ve yarı-askeri Nixon rejiminin yıkılmasına yol açacak ölçüde güçlü bir barış hareketine dönüştü: Berlin Duvarı’nın ardına sızarak “Prag Baharı” ve nihayet İstanbul ve Ankara sokaklarında ete kemiğe bürünüp Dev Genç oldu. “Geleneksel Sol”un sırt çevirdiği, hatta karışısına dikildiği bu isyan, kendi dilini ve söylemini de üretecekti: “Yeni Sol.”Herbert Marcuse’ü, “Yeni Sol”un kuramsal önderi olarak tanıyoruz. 1970 yılında, “20. Yüzyıl Devrimi’nin hızını yitirmekte olduğu bir momentte, üniversite gençliğine verdiği derslerden yola çıkarak oluşturduğu bu kitapta Marcuse, “Düzen”in bir isyan bastırma ve karşıdevrim hazırlığı ve aileyi, özel mülkiyeti ve devleti, yeni bir “tüketim cenneti” vaadi temelinde ‘rehabilite’ etme arayışı içinde olduğuna işaret ediyor.Karşıdevrim ve İsyan, geçen 30 yılda birkaç kuşağa yaşatılacak bu kapsamlı karşıdevrimin erken ve yetkin bir anlatısı ve tahlilinden ibaret değil; bu sürece karşı direniş ve isyanın dinamiklerini keşfetme kaygısı da taşıyor. Bu kaygıdan hareketle Marcuse, “Yeni Sol”un kendinden sonra mücadele alanını…

Cüneyt Arcayürek – Adaya Demokrasi Nasıl Geldi?
Siyasi / 3 Şubat 2018

Kitap Adı: Adaya Demokrasi Nasıl Geldi? Yazar: Cüneyt Arcayürek Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 334 Cüneyt Arcayürek, bir süre önce KU-DE-TA adlı yapıtında, düşsel bir adada geçen düşsel olayları, demokrasi tutkunu bir gazetecinin ağzından anlatmıştı. KU-DE-TA (hükümet darbesi) gelişigüzel bir sözlükten alınmış ve “büyüklere masallar” diyebileceğimiz bu kitaba ad olarak yakıştırılmıştı. Gazetecinin ve adalıların yaşadığı akıl almaz olaylar anlatılmıştı bu kitapta.Gazeteci bu; merakı, yaşadıklarını bastırır. Adaya demokrasinin geldiğini duymuştur bir kez… “Ada’ya Demokrasi Nasıl Geldi?” sorusu kafasında, bin bir güçlükle kurtulduğu düşsel adaya geri döner… Oooo, adada neler olmuştur, neler… Gazeteci şaşkın, adalılar şaşkın; adadaki yeni kakokratik, pardon demokratik uygulamaları izlerler. Adadaki düşsel olaylar, zaman zaman karabasana dönüşür. Gazeteci ve onun gibi düşünen üç beş adalı başkaldırır yapılanlara. “Ada’ya Demokrasi Nasıl Geldi?” geldi mi, diyerek sorarlar birbirlerine gözleri açık.Gazeteci, kırk yıllık meslek yaşamında sürekli demokrasi düşleri görüp, arada bir korkuyla uyanmaya alıştığından oturur, duyan ersin muradına diyerek, düşsel bir öykü yazmaya karar verir. İşte böylece KU-DE-TA kitaplarındaki, “büyüklere masallar” çıkar ortaya. Okuyan, “ADA’YA DEMOKRASİ NASIL GELDİ” görür…

Erwin Rosenthal – Ortaçağda İslam Siyasal Düşüncesi
Siyasi / 1 Şubat 2018

Kitap Adı: Ortaçağda İslam Siyasal Düşüncesi Yazar: Erwin Rosenthal Yayıncı: İz Yayıncılık Sayfa Sayısı: 344 Bu kitabın konusu olan Ortaçağ İslam siyaset düşüncesi, İslam’ın kendine özgü bir sistem geliştirme ve müslümanların dışarıdan aldığı görüşleri bunlarla kaynaştırma gücünün klasik bir örneğini sunmaktadır. Bu anafikirden hareket eden yazar, ideal ve gerçekler arasında salınan İslam siyaset teorilerini doğru yorumlamanın, ancak kurucularının müslüman oldukları gözönünde bulundurulduğunda mümkün olacağını savunmaktadır. Kitapta vurgulanan en önemli tesbitlerden birisi şudur: İslam dünyasındaki çeşitli ilmî ve fikrî akımlara mensup müslüman teorisyenler, hiçbir zaman sistemlerinin merkezine “hukuk” (şeriat, kânun, sünnet, nâmûs) kavramını yerleştirmekten geri durmamışlar; İslam’da siyasî hayatın idealde bir hukuk devletine dayanması gerektiği fikrini daima savunmuşlardır.

Gotthard Jaschke – Yeni Türkiyede İslâmlık
Siyasi / 1 Şubat 2018

Kitap Adı: Yeni Türkiyede İslâmlık Yazar: Gotthard Jaschke Yayıncı: Bilgi Yayınevi Sayfa Sayısı: 168 Prof. Gotthard Jaschke’nin bu önemli kitabında, Atatürk’ün önderliğiyle başlayan batılılaşma döneminde; devletin şekli için yapılan çekişmeler, hukukun dünyevileştirilmesi, ibadetin ve Kur’an’ın Türkçeleştirilmesi, dini yönetim, din adamlarının yetiştirilmesi, din öğretimi, laiklik, İslamlığın ülkemizde bugünkü durumu, İslamcılarla Atatürkçüler arasındaki mücadele gibi, kuşkusuz her aydınımızı ilgilendiren sorunlar, belgelere dayanılarak, bilimsel bir yöntemle incelenmektedir…

Slavoj Zizek – Stalinizm
Siyasi / 30 Ocak 2018

Kitap Adı: Stalinizm Yazar: Slavoj Zizek Yayıncı: Encore Kitap Sayfa Sayısı: 98 Rusya’nın başına gelen en büyük felaket sayılabilecek Stalinizm aslında insanın insanlığı olarak anladığımız şeyi kurtardı diye muhafazakar ve tutarlı bir sav öne sürülebilir. Burada can alıcı öneme sahip olan şey, 190’ların başı ve ortalarında proleter eşitçilikten Rus mirasının tam kabulüne olan o büyük kaymadır… Bu kaymanın standart okuması onu “kültürel Thermidor” yani otantik devrime yapılmış bir ihanet sayar. Fakat, bu yargıyı olduğu gibi kabul etmeden önce, radikal eşitçiliği destekleyen bir ideolojik vizyona daha yakından bakmakta yarar var.

Jean Baudrillard – İlahi Sol
Siyasi / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: İlahi Sol Yazar: Jean Baudrillard Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 146 Temsil etmenin sona erdiği bir çağda yaşıyoruz. Sorun artık temsil etmek değil modaya uymaktır. “Siyasetçiler” umarsız bir şekilde modaya uymaya çalışıyor; başka bir deyişle yaptıkları konuşmaların önceden belirlenmiş özel efektler, ortam ve performanstan ibaret olduğu söylenebilir. Yaymaya çalıştıkları ideoloji, sahip olduğumuz sağlam ve samimi inançlarda en ufak bir değişikliğe yol açmıyor. Bu, bir gösteriye dönüşmüş siyaset ve medya profesyonelleri zaferidir. Kendini hâlâ “ilahi” özellikler taşıyan, şeffaf, erdemli ve ahlaklı, yerleşik değerlerle kesinlikle tarihe mal olmuş değerlerin temsilcisi olarak gören sol ise hezimete uğramıştır. Bu durumda kitlelerin ironik duyarsızlıklarına muhatap olmaktan başka seçeneğe sahip olamaz. 1978-1984 yılları arasını kapsayan bir dönemde solla ilgili bu günlük, yeni duyarsızlık stratejileriyle oynamasını bilenlerin kazanacağı bir simülasyon evreninin çözümlemesini yapmaktadır.

Malcolm Barber – Tapınak Şövalyelerinin Tarihi
Siyasi / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Tapınak Şövalyelerinin Tarihi Yazar: Malcolm Barber Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 576 Tapınak Tarikatı 1119’da Kudüs’ü ziyaret eden hacıları korumak için kuruldu. 1312’de Güzel Philip tarafından ortadan kaldırılana kadar neredeyse iki yüzyıl varlığını sürdüren tarikat, ortaçağ dünyasının en güçlü teşkilatlarından biri haline geldi. Yükselişi görkemli, ortadan kaldırılışı sarsıcı olan tarikatten geriye anılar, söylentiler ve dağınık belgeler yığını kaldı. Mason komplosundan Torino Kefeni’nin günümüze ulaşmasına kadar pek çok gizemi açıklamak üzere, tarikatın varlığını koruduğu fikrine başvuruldu. Malcolm Barber bu kitapta efsane ile tarihi birbirinden ayırıyor; bize Tapınak Tarikatının gerçek tarihini sunuyor. Tapınak Şövalyelerinin Tarihi bu müstesna teşkilata dair gerçekleri ve söylentileri birbirinden ayırabilmek için eşsiz bir kaynak…

Terry Eagleton & Fredric Jameson & Edward Said – Milliyetçilik Sömürgecilik ve Yazın
Siyasi / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Milliyetçilik Sömürgecilik ve Yazın Yazar: Terry Eagleton & Fredric Jameson & Edward Said Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 92 Bu kitaptaki üç yazı, Derry-Kuzey İrlanda’da bulunan Fied Day Thest-re Company tarafından ilk olarak tek tek broşürler halinde basıldı. Her yazı milliyetçilik sorununu ve kültürel üretimin rolünü sömürgecilik sonrası kavrama ve analiz etme gücü olarak ele alır. Yazarların farklı perspektifleri yazıların başlıklarından da belli olmaktadır: Eagleton, Milliyetçilik: İroni ve Bağlılık; Jameson, Modernizm ve Emperyalizm; ve Said, Yeats ve Sömürgesizleşme yazılarında asıl konularının ötesinde de değinmelerde bulunuyorlar: diğer grup ve bölgelere ait sorunları aydınlatmak için feminizm, sömürgesizleşme ve modernizm. Terry Eagleton, Linacre College, Oxford mezunudur ve Oxford Üniversitesi’nde eleştirel kuram dersleri vermektedir. Fredn’e Jameson, Duka Üniversitesi Yazın Programı’nda profesördür. Edward W. Said, Columnia Üniversitesi İngilizce ve Karşılaştırmalı Yazın Profesörüdür. Seamus Deane, University College, Dublin’de modern İngiliz ve Amerikan Yazını Profesörüdür.

Oya Köymen – Kapitalizm ve Köylülük
Siyasi / 13 Ocak 2018

Kitap Adı: Kapitalizm ve Köylülük: Ağalar, Üretenler ve Patronlar Yazar: Oya Köymen Yayıncı: Yordam Kitap Sayfa Sayısı: 232 Ünlü tarihçi Hobsbawm’a göre: “20. yüzyılın ikinci yarısında, bizim geçmiş dünyayla ilişkimizi sonsuza kadar koparan en dramatik ve çok önemli sonuçları olan toplumsal değişim köylülüğün ölümüdür. (…) Avrupa ve Ortadoğu çevresinde yalnızca bir köylü kalesi kaldı –Türkiye’de köylülük azaldı ama 1980’lerin ortasında hâlâ mutlak çoğunluk olmaya devam etti.” İşte bu kitabın temel konusu da dünyada ve Türkiye’de tarihsel, kuramsal verilerin ışığında, köylülükle ilgili tartışmaların eşliğinde, kapitalizmle birlikte köylülüğün geçirdiği dönüşümler; özellikle de Türkiye’de köylülüğün başına gelenlerin hikâyesidir. Değişik kapitalizm modellerindeki köylülüğün farklı değişim süreçlerinin sanayileşmeye etkilerinin incelendiği bu çalışmada; sanayideki kapitalist sermaye birikimi yollarından farklı olan tarımsal dinamiklerin ve tarımın özgüllüğü üstünde durulmuş;dünyadaki somut gelişmelerin incelendiği 20. yüzyılda, tarımının ve tarımsal politikaların önemli dönüm noktaları ele alınmıştır.  Türkiye’deki 1923’ten günümüze kadar tarımsal yapının değişimi, tarım politikaları ve köylülüğe ilişkin tartışmalar kitabın yarısından fazlasını kapsamaktadır.  Sosyalistlerin ve sosyal bilimcilerin köylülüğün değişim sürecini nasıl değerlendirdikleri ise kendi başına bir düşünce tarihi niteliğindedir. Bu çalışmada, toplumsal tarih ile düşünce tarihi bütünselliği içinde olaylar, süreçler ve sınıflar, köylülük ekseninde inceleniyor.

Jim Stanford – Herkes İçin İktisat
Siyasi / 12 Ocak 2018

Kitap Adı: Herkes İçin İktisat: Kapitalist Sömürüyü Anlama Kılavuzu Yazar: Jim Stanford Yayıncı: Yordam Kitap Sayfa Sayısı: 340 İktisat, iktisatçılara bırakılamayacak kadar önemlidir. Kolay okunan bu özlü kitap, meslekten olmayan okurların, kapitalizmin nasıl işlediğini (ve nasıl işlemediğini) anlamak için ihtiyaç duyacakları temel bilgileri içeriyor. Kitap, hem iktisat öğretimine hem de iktisadın kullanımına egemen olan soyut ve perdeleyici tarza karşı bir panzehir işlevi görüyor. Finans, rekabet, ücretli emek gibi temel kavramlar ve bu kavramların günlük yaşamdaki önemi tüm çıplaklığıyla ortaya koyuluyor. Yazar, “İşçilerin kapitalistlere ihtiyacı var mı?”, “Neden kapitalizm çevreye zarar veriyor?”, “Hisse senedi piyasalarında aslında neler dönüyor?” gibi soruların yanıtlarını veriyor. Kapitalizmin hem güçlü yönlerinin gerçekçi bir değerlendirmesini yapıyor, hem de başarısızlıklarını etkileyici bir eleştiriye tabi tutuyor. Bu kitap, eşit ve adil bir dünya için mücadele eden herkese ve iktisatla haşır neşir olması gereken sosyal bilimler öğrencilerine hitap ediyor. Eğlenceli ve eğitici karikatürlerle zenginleştirilen kitap, dünyadaki pek çok sendika tarafından eğitim kitabı olarak kullanılıyor. Herkes İçin İktisat, ekonominin gerçekte nasıl işlediğini anlamak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. “Stanford nadiren karşılaşabileceğiniz, hayatınızı değiştirecek türde bir eğitmen. …dünyayı değiştirecek güçte bir kitap kaleme almış.” Naomi Klein (No Logo ve Şok Doktrini kitaplarının yazarı)  “Jim Stanford, iktisadı, sokaktaki insanın ilgi duyabileceği şekilde…

Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam
Siyasi / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Estetize Edilmiş Yaşam: Sanattan Savaş ve Siyasete Alman Faşizminin Kuramları Yazar: Walter Benjamin Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 176 Ünsal Oskay, bu derlemesinde, Benjamin üzerine yazdığı iki makalesini, Benjamin’in “Alman Faşizminin Kuramları” başlıklı incelemesiyle Ansgar Hillach’ın bu inceleme hakkındaki bir değerlendirmesini ve yine Benjamin’in “Tarih Üzerine Tezler” adlı çalışmasını “Alman Faşizminin Kuramları” ekseninde bir araya getiriyor. Kitabın merkezini oluşturan Benjamin’in Alman faşizminin oluşumuna ve yükselişine getirdiği özgün yorumlar, eleştirel teori dünyasında önemli bir yere ve değere sahiptir. Yaşadığımız tarih döneminin olumsuzlukları karşısında neler yapılması gerektiğini; özgürleşim beklentilerimizi canlı tutabilmek ve tarihin akışına belirli bir oranda da olsa etkide bulunabilme olanaklarını bütünüyle heder etmemek için, neler yapılabileceğini görebilmek adına Estetize Edilmiş Yaşam ayrıca dikkat çekmektedir. “Benjamin, bu kitapta inceleyeceğimiz Alman Faşizminin Kuramları’nda, kendi zamanı olan bir tarih döneminde yaşanmış ‘Faşizm’ olgusunu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. Faşizmi de, faşizmin geniş sayıda insanlar tarafından kabul edilebilme koşullarını da, ‘faşizmin’ bilinen dar analiz sınırlarını aşarak ele almak gerektiğini gösteriyor bize. Benjamin’e göre, faşizmin oluşumu da, topluma kendini kabul ettirebilmesi de, modern toplumların kültür yaşamının kendi işleyişinden ve işlevlerinden yararlanarak olmaktadır.” -Ünsal Oskay-

Ümit Akçay – Kapitalizmi Planlamak
Siyasi / 6 Ocak 2018

Kitap Adı: Kapitalizmi Planlamak: Türkiye'de Planlama ve DPT'nin Dönüşümü Yazar: Ümit Akçay Yayıncı: Sosyal Araştırmalar Vakfı Yayınları Sayfa Sayısı: 312 Kapitalist sermaye birikimi sürecinin Dünya ve dolayısıyla Türkiye’de yaşadığı dönüşümün yansımalarını, sitemin bütünsel işleyişi gereği, birbirine bir şekilde bağlı ve bu anlamda birbirini etkileyen bir dizi süreç ve/veya bağlamda izlemek mümkündür. Söz konusu süreç ve/veya bağlamları görünür kılan, onlara tarihsel anlamlarını veren bu süreç ve bağlamlarda yer alan taşıyıcı kurumsallaşmalardır. Burada önemli olan, sürecin işleyişini ve dolayısıyla yönünü belirleyen yapısal, diğer bir deyişle esasa dair özelliklerin süreç içinde oluşan kurumsallaşmaların sınırlarını belirlemesi, diğer taraftan söz konusu kurumsallaşmaların birikim sürecinin gerektirdiği ilişkilerin hayata geçmelerini mümkün kılmalarıdır. Dolayısı ile kapitalist sermaye birikim sürecinin bütünsel işleyişinin değerlendirilmesinde uzun dönemli, bu anlamda yapısal olan eğilimlerin esas alınması, konjonktürel olanın bu çerçevedeki tarihsel yerine oturtulabilmesi için bir ön gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir çerçeveden bakma çabası, yaşanan süreci toplumsal bir işleyiş olarak sermaye birikimi aksında, kendi tarihselliği içinde değerlendirmeyi de mümkün kılacaktır. En genel çerçevesiyle işaret edilmeye çalışılan bu tarz bir bakma biçimi, Türkiye’de kapitalist sermaye birikimi sürecinin değerlendirilmesine yönelik bu güne kadar yapılan çalışmaların önemli bir kısmında söz konusu olmamıştır. Bir dizi yöntemsel kabul nedeniyle pek fazla nüfuz edilemeyen söz konusu bütünsel bakma…