Esra Özyürek – Modernlik Nostaljisi

Modernlik Nostaljisi: Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Kitap Kapağı Modernlik Nostaljisi: Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset
Esra Özyürek
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
258

Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset

Yazar bu çalışmasında güçlü devlet ideolojisi altında çalışan yerel siyasal liderlerin ve aktörlerin şimdi devlet güdümlü modernleşmenin tarihini ve sembollerinin piyasa güdümlü modernleşmenin yeni hegemonyasının kavramsal çerçevesine nasıl ve neden tercüme ettiklerine, dahası sıradan yurttaşların bu kavramları günlük yaşamlarına nasıl uyarladıklarına cevap arıyor.

Esra Özyürek bu kitabında, laik devlet ideolojisi, politikası ve sembolizminin ev, işyeri, piyasalar, sivil toplum gibi özel alanlarda nasıl yeni bir hayat ve meşruiyet bulduğunu anlamaya çalışıyor. Yazar ‘nostalji’ ve ‘toplumsal bellek’ kavramları üzerinde sıklıkla durarak geçmişe, özellikle de cumhuriyetin ilk yıllarına duyulan özlemin, toplumun belirli bir kesimini nasıl harekete geçirdiğini ve kamusal-özel, siyasal-siyasal olmayan, meşru-gayri meşru diye görülen alanlar arasındaki hızla aşılan sınırları araştırıyor. Türkiye’de siyasal alanın ve devlet-yurttaş ilişkileri zemininin kendine özgü ama küresel gelişmelerle bağlantılı bir tarzda nasıl değiştiğine odaklanıyor.x

Yazar neoliberal sembollerin popülerleşerek, güçlü devlet ideolojileri ve devlet güdümlü modernleşme projelerinin nostaljik anılarıyla yeni bağlamlara tercüme edildiğini gösteriyor. Özelleştirme, piyasa tercihi ve iradecilik gibi neoliberal sembollerle Kemalizmin devletçi, ulusalcı ve modernist ideolojisinin sembollerinin 1990’larda beklenmedik bir şekilde iç içe geçişini irdeliyor. Kemalist siyasal, entelektüel ve askerî elit ve onların destek gördükleri sivil kesimlerin, siyasal İslama karşıt olarak, kendi ideolojilerini ve mevkilerini korumak için devlet otoritesi dışında piyasa güdümlü neoliberal sembollerden sık sık yararlandıklarını savunuyor.

Esra Özyürek bir antropolog olarak bu kitabında, "içeriden bildiği" Türkiye'ye dışarıdan bakıyor.

David Graeber – Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi

Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi Kitap Kapağı Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi
David Graeber
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
102

Anarşizm, Büyük Kuramdan ziyade dönüştürücü bir projeden doğan gerçek, acil sorunlarla boğuşmanın bir yolu olan Küçük Kuram olarak adlandırılabilecek bir şeye ihtiyaç duyar. Ne tür bir toplumsal kuram, insanların kendi işlerini yönetmekte özgür oldukları bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunur? Bu kitapçığın ana teması budur. David Graeber'e göre böyle bir kuram; devlet, kapitalizm, ırkçılık ve erkek egemenliği gibi kurumların kaçınılmaz olmadığını; böyle şeylerin bulunmadığı bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunun sonucunda hepimizin daha iyi bir durumda olacağını varsaymalıdır. Kişinin kendini böyle bir ilkeye adaması ise neredeyse bir inanç edimidir. Herhangi bir anarşist toplum kuramı, öncülük iddiasının her türlü belirtisini bilinçli bir şekilde reddetmek zorundadır. Entelektüellerin rolü, çok açık bir şekilde, doğru stratejik analizlere ulaşıp sonra da kitlelere önderlik edebilecek bir seçkinler sınıfı oluşturmak değildir.

Anarşist bir antropoloji gerçekte yoktur. Sadece küçük parçalar vardır. David Graeber, bu kitabın ilk kısmında, bu parçalardan bazılarını bir araya getiriyor ve ortak temalar aramaya çalışıyor; ikinci kısmında ise daha ileri giderek, gelecekte var olabilecek bir toplumsal kuram bütününü hayal ediyor.

Yıldırım Türker – Gözaltında Kayıp Onu Unutma

Gözaltında Kayıp Onu Unutma Kitap Kapağı Gözaltında Kayıp Onu Unutma
Yıldırım Türker
Metis Yayınları
80

"İnsanların devlet eliyle toplu olarak kayıp edilmelerinin ilk örneği, 7 Aralık 1941 tarihinde Nazi Generali Wilhelm Keitel'in emriyle başlatılan operasyon. Binlerce direnişçi, Nazi işgali altındaki Avrupa'ya gözdağı vermek, her türden direnişi sindirmek amacıyla gece yarılarında toplanıp kayıp edildiler. Operasyonun adı 'Gece ve Sis'ti. Gece ve Sis, faşizmin şiirinde, geceleyin kayıp et ve belirsizliğin sisiyle sarmala anlamına geliyordu. Daha sonra 1960'larda Guatemala ve Brezilya'da binlerce insan kayıp edildi. 1973 darbesinden sonra Şili'de yüzlerce insan kayıp edildi. Pinochet, Arjantin generallerine el verdi. 1976 darbesinden sanra Arjantin'de binlerce muhalif kayıp edildi. Sivil yönetime geçildikten sonra kimi itirafçı generallerden, kayıp edilen insanların büyük bir kısmının iğnelerle uyuşturulup uçaklardan okyanusa atıldıklarını öğrendik.

İnsanları kayıp etmenin kirli tarihi şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nde yazılıyor. 1980'den bu yana her yıl, her gün daha fazla insan kayıp ediliyor. Geceye tenezzül etmeyen adamlar çoğunluk gündüz vakti insanları arabalarına tıkıştırıp götürüyor. Sise güvenleri sonsuz nasılsa. Hayatımızın üstüne kapanmış bu sis, kaç on yılın sisi. Hiçbir zaman Arjantin kadar sivil olamayacağımızı, dolayısıyla hiçbir mahkemede terlemeyeceklerini, kullandıkları yöntemleri ele vermek zorunda kalmayacaklarını düşünüyorlar besbelli. Ve kayıplar listesi gün günden kabarıyor. Her geçen ay daha çok insan kayıp ediliyor. Ve yer yerinden oynamıyor."

Richard A. Falk – Dünya Düzeni Nereye?

Dünya Düzeni Nereye: Amerikan Emperyalizmi Jeopolitikası Kitap Kapağı Dünya Düzeni Nereye: Amerikan Emperyalizmi Jeopolitikası
Richard A. Falk
Metis Yayınları
360

Richard Faik, uluslararası hukuk ve barış girişimleri alanında aktif görevler üstlenen uzman ve üretken bir akademisyen. Dünyanın 21. yüzyıla çok kötü bir başlangıç yaptığını düşünen ve mevcut durumu "küresel faşizm" olarak gören yazar, bu gidişatı durduracak zenginlikte yaratıcı direniş ve değişim güçlerinin ortaya çıkacağını umut ediyor:

"Bulunduğumuz anın gelecek konusunda daha fazla sorumluluk paylaşmayı gerektirdiğini anlayanlarımızın sayısı durmadan artıyor. Dünya tarihinin gidişatını değiştirmek ya da Amerikan iktidarını dizginlemek kolay olmayacak. Ne kadar başarı şansımız olduğu hesabıyla değil, neyin doğru ve zorunlu olduğuna dayanarak çaba sarfetmemiz gerekiyor. Engeller çok büyük göründüğü, fakat davamız da bir o kadar haklı olduğu içindir ki yegâne umut sonuçta siyasetin bir imkânsızı başarma sanatı olmasıdır. İnsanlık tarihi boyunca ileri doğru atılan en büyük adımlar, atılıncaya kadar hep 'imkânsız' göründü."

Haldun Gülalp – Kimlikler Siyaseti

Kimlikler Siyaseti: Türkiye'de Siyaasl İslamın Temelleri Kitap Kapağı Kimlikler Siyaseti: Türkiye'de Siyaasl İslamın Temelleri
Haldun Gülalp
Metis Yayınları
200

Türkiye'de İslamcılığın son yıllardaki gelişiminin nedenlerini araştıran Kimlikler Siyaseti'nde iki ana önerme savunuluyor: Birincisi, İslamcılığı hızla ilerleyen küreselleşmeye karşı bir direniş olarak değil, tam tersine, küresel düzene uyum göstermenin ve bu düzen içinde daha avantajlı bir konuma ulaşmanın bir aracı, bunu sağlamaya dönük bir dayanışma ağının kurulması çabası olarak görmek öneriliyor. İkincisi, bu yönüyle İslamcılığın, sosyo-politik temelleri küreselleşme sürecinde yatan "postmodern durumun" bir ürünü, bu ortam içinde etkisi yaygınlaşan "kimlikler siyasetinin" bir örneği olduğu savunuluyor.
"1991 Körfez Savaşı ile başlayıp 11 Eylül 2001'de ABD'ye yapılan saldırı ile sona eren dönem İslamcılık için büyük bir tarihsel fırsat dönemiydi. Bu, yoğun bir modernite eleştirisi içeren ve otantiklik iddiası taşıyan kimlik siyasetlerinin seslerini çok daha fazla duyurdukları bir dönem oldu. Herkesin otantik kimlikler peşinde koştuğu bir çağda kim İslamcılardan daha otantik olabilir ki?" - Haldun Gülalp-

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür

Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür: Milli Edebiyatın İcat Edilişi Kitap Kapağı Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür: Milli Edebiyatın İcat Edilişi
Gregory Jusdanis
Metis Yayınları
248

Ulus-devletin kuruluşunda gazetelerin, edebiyatın, milli bir dil oluşturulmasının rolü, son yıllarda milliyetçilik üzerine yapılan çeşitli çalışmalarla ortaya koyuldu. Ulus-devletin tek bir para birimi saptamak, düzenli bir orduya sahip olmak gibi somut ve görünür niteliklerinin yanında "hayali", tasavvura dayanan bir boyut da taşıdığı, hatta bir ulus-devleti kuran şeyin aslında zihinlerdeki bu imge olduğu genel bir kabul gördü.Gregory Jusdanis bu temayı Yunan modernleşmesini inceleyerek sürdürüyor. Gecikmiş Modernlik bir siyasi tarih kitabı değil yalnızca: edebiyat teorisinden geniş ölçüde esinlenen yazar, modernleşme ile dil, edebiyat, kültür arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Gazetelerin ve dergilerin, şiir yarışmalarının, üniversitelerin, dil çalışmalarının bir ulus-devlet fikrini nasıl yarattığını, ulusal bir değerler toplamının nasıl (ve neleri dışarıda bırakmak pahasına) oluşturulduğunu gözler önüne seriyor. Kitabın, Türkiye'nin ulus-devletleşmesi ve modernleşmesine bakmak açısından da önemli ipuçları sağladığını düşünüyoruz.

Gilles Kepel – Allah’ın Batısında

Allah'ın Batısında Kitap Kapağı Allah'ın Batısında
Gilles Kepel
Metis Yayınları
312

İslam Batı için uzun süre bir uzaklıktı, hakkında az şey bilinen bir yabancıydı, bir "öteki"ydi. Oysa son otuz yılda Avrupa'dan Amerika'ya bütün Batı'ya, göç yoluyla Müslüman topluluklar yerleşti; bu insanlar bu ülkelerde çalıştılar, çoluk çocuk sahibi oldular, topluma kök saldılar. Böylece Batı, kendi toplumunun bir parçası olarak, yanıbaşında İslam'la karşılaştı. Ne var ki ekonomik büyümenin en hareketli döneminde başlayan bu olayın anlamı ve boyutları zamanla değişti: Krize giren Batı'nın, o zamana değin sağlam bir güven duyduğu birçok şeyi yitirmeye başladığı, onu bir bütünleştirme potası haline getiren iddia ve vaatlerden vazgeçtiği yeni bir döneme gelinmişti.

Gilles Kepel, Los Angeles'ın banliyölerinden Londra ve Lyon'unkilere, dayanak noktalarından yoksun kalmış bir Batı'nın karşısına inançlarıyla ve radikal bir seçenek olarak görülen yaşam tarzlarıyla çıkan militanları gözlemliyor.

Okur, siyah Amerikan gettolarındaki ayaklanmalar, Rushdie olayı ve İslami başörtüsü üzerine tartışmalar gibi çarpıcı başlıkların ötesinde, karşılıklı dışlamaların önüne geçmeyi ve geleceği düşünmeyi beceremeyen toplumlarımızı sorgulayan, onlara bir alternatif olma iddiasını taşıyan İslami cemaatlerin nasıl örgütlendiklerini bulacak bu kitapta...

Erdem Demirtaş – Ortadoğu’da Devlet ve İktidar

Ortadoğu'da Devlet ve İktidar: Otoriter Rejimler Üzerine İnceleme Kitap Kapağı Ortadoğu'da Devlet ve İktidar: Otoriter Rejimler Üzerine İnceleme
Erdem Demirtaş
Metis Yayınları
192

Ortadoğu devletleri nasıl oluyor da otoriterlikten çıkamıyor, bir demokrasi haline gelemiyor? Bu rejimlerde iktidar gücünü nereden alıyor? Nasıl bir analiz bu rejimleri anlamamıza daha fazla yardımcı olabilir?
Ortadoğu'daki otoriter rejimler hakkında geniş bir sosyal bilimler literatürü var. Ancak bu araştırmalar, ister İslam ve demokrasi ilişkisini ele alan çalışmalar olsun, ister geleneksel kültür analizleri olsun, genellikle özcülükle, kültürü şeyleştirme ve kültürü bağımsız bir değişken gibi ele alma türünden zaaflar taşıyorlar. Ortadoğu'da Devlet ve İktidar, bu literatürün eleştirel, karşılaştırmalı bir incelemesini yaparak, otoriter rejimlerin toplumsal kaynaklarını, siyasal stratejilerini, şiddet ve güçlü güvenlik aygıtlarının rolünü, sürekliliğin sağlanmasındaki araçları, meşruiyet yaratma ve rıza üretme politikalarını ele almaktadır.

Erdem Demirtaş'ın kitabı, Ortadoğu'ya bakışların ele alındığı yetkin bir düşünce tarihi gibi okunabilir. Ama daha önemlisi, Türkiye gibi demokrasinin asgari müşterekleri üzerinde toplumsal ve siyasal bir uzlaşının bulunmadığı ya da zayıf olduğu ülkelerde, iktidarların otoriteryanizme kaymasının ne kadar kolay olduğunu göstermesi açısından çok kıymetli. Otoriter rejimleri incelemek, demokrasinin içinde barındırdığı otoriterleşme eğilimlerine de ışık tutuyor ve bizi demokrasiye sahip çıkmaya ve geliştirmeye davet ediyor.

Edward W. Said – Medyada İslam

Medyada İslam: Gazeteciler ve Uzmanlar Dünyaya Bakışımızı Nasıl Belirliyor? Kitap Kapağı Medyada İslam: Gazeteciler ve Uzmanlar Dünyaya Bakışımızı Nasıl Belirliyor?
Edward W. Said
Metis Yayınları
256

Said bu kitabını ilk kez 1980'de, İran rehine krizi sırasında yazdı. Daha sonra 1997'de tekrar ele aldı, hem güncelleştirdi, hem genişletti. Medyada İslam, yazarın Şarkiyatçılık ve Filistin Sorunu konulu kitaplarını tamamlayıcı nitelikte bir eser olarak kaleme alınmıştır. Said burada "İslamı savunmakla hiç ilgilenmez, İslamın Batı'da ve İslam toplumlarında ne şekilde kullanıldığını anlatır".

Eduardo Galeano – Biz Hayır Diyoruz

Biz Hayır Diyoruz Kitap Kapağı Biz Hayır Diyoruz
Eduardo Galeano
Metis Yayınları
200

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano Latin Amerika'da militan gazeteciliğin önde gelen isimlerindendir. Bu seçkide, gazeteciliğin edebiyatın bir alt kolu değil, aksine, en etkililerinden biri olduğunu savunan Galeano'nun yirmi altı yazısına yer veriyoruz: Che, Zidane, Salgado, Evo Morales, Latin Amerika edebiyatı, yazarın işlevi, televizyon, beden, işkence, sürgün, Şili, Küba, Bolivya, ABD, emekçiler, eşcinseller, beyazlar, siyahlar, yerliler, Latin Amerika... Sözün onuruna inancını hep koruyan bir yazardan, edebiyatın hakkıyla kullanıldığında gazeteciliği ne denli etkili kılacağını gösteren güçlü politik metinler.

Ece Temelkuran – Oğlum Kızım Devletim

Oğlum Kızım Devletim: Evlerden Sokaklara Tutuklu Anneleri Kitap Kapağı Oğlum Kızım Devletim: Evlerden Sokaklara Tutuklu Anneleri
Ece Temelkuran
Metis Yayınları
136
Oğlum Kızım Devletim annelerin kendileriyle doğrudan ilgisi olmayan siyasi olaylara girişinin, evlerinin görece güvenliğinden çıkıp sokağa dökülüşünün, karşılarındaki saldırının niteliğini anladıkça cesaret ve güvenlerinin artışının öyküsü. Kadınların kadınca yaptığı ve herkesin gözü önünde direnerek iktidarı yıldıran isyanlarının öyküsünü anlatıyor.

Roger Garaudy – İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin

İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin Kitap Kapağı İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin
Roger Garaudy
Türk Edebiyat Vakfı Yayınları
544

Bu kitap ürkütücü gerçekleri, kaynak ve delilleriyle ortaya koyarak haykırdığı için Batı'da yasaklandı. O yüzden hiçbir kitabevinde bulunmuyor. Kitabı okuyunca kimlerin, neden yasakladığını görecek, yasaklayanların mı yoksa yazarın mı haklı olduğuna siz karar vereceksiniz. Sadece şu kadarını hatırlatmakla yetinelim: Churchill'in Üçüncü Dünya Savaşı'nın Ortadoğu'da patlak vereceğini ve bunun da İsrail yüzünden çıkacağını söylediği rivayet edilir. Bernard Granotier'nin de herhalde Churchill'in o sözünden hareketle kaleme aldığı "Israël, cause de la troisième guerre mondiale/Üçüncü Dünya Savaşı'nın Sebebi İsrail" adlı bir kitabı bulunuyor. Bu kitap, bizi çok yakından ilgilendiren Ortadoğu'nun dünü, bugünü ve yarınıyla ilgili vazgeçilmez bir kaynak eserdir. Batı'nın ve onun efendisi ABD'nin gerçek yüzünü gözler önüne seren bir çalışmadır. Bu eser okunmadan Ortadoğu hakkında yapılacak
her değerlendirme eksik kalacaktır.

Robert Fisk & Patrick Cockburn & Kim Sengupta – Suriye: Cehenneme Düşüş

Robert Fisk & Patrick Cockburn & Kim Sengupta - Suriye: Cehenneme Düşüş (2011-2014) Kitap Kapağı Robert Fisk & Patrick Cockburn & Kim Sengupta - Suriye: Cehenneme Düşüş (2011-2014)
İyi Düşün Yayınları
828

2011-2014 yıllarına ait bu habercilik seçkisi, Suriye'de devam etmekte olan şiddet ve umutsuzluk dolu olayların nasıl geliştiğini gözler önüne seriyor. Ülkenin hizipleşen gruplarının hepsinin eli kana bulanmış durumda; işkenceden tutun da zehirli gaza kadar hiçbir suç artık tabu sayılmıyor bu ülkede. Ölü sayısı sayılamayacak kadar fazla. Peki ya hayatta kalmayı başaranlar ne durumda? Yaklaşık 3 milyon sığınmacının Suriye'den kaçtığını ve milyonlarcasının da ülke içinde başka yerlere göçtüğünü dikkate alırsak, rakamların burada da hiç iç açıcı olmadığını söylemek gayet mümkün. Peki, işler bu noktaya nasıl vardı? Bu sorunun yanıtını, ülkede yaşanan trajediyi gözler önüne seren bir dizi makalede bulmak mümkün. Robert Fisk, Patrick Cockburn ve Kim Sengupta gibi bölgede önemli tecrübeye sahip ve alanlarında rakipsiz muhabirlerin öncülük ederek kaleme aldıkları yazılarla dünya, yaşanan bu pervasızlığı ve olayların içyüzünü görebilme imkânına kavuştu. Suriye'de yaşanan trajedi henüz sona ermiş değil. Ama günün birinde, tarihçiler, böylesine köklü ve görkemli bir medeniyetin nasıl olup ta bir harabeye dönüştürüldüğünü, yüz yıllık bir geçmişe sahip bölgesel bir yerleşimin nasıl da önemsiz bir hale getirildiğini, bir nesil dolusu masum sivilin perperişan bir savaş bölgesi içinde nasıl kısır bir döngünün içinde yaşamak durumunda bırakıldığını elbette kendilerine soracaklardır. Bizler, tarihçiler bu sorularla yüzleştikleri vakit, elinizde tuttuğunuz bu kitapta yer alan tanıklıkların ve analizlerin, değerli bir başlangıç noktası olacağına ve tarihe ışık tutacağına inanıyoruz.

Ribhi Halloum (Abu Firas) – Belgelerle Filistin

Belgelerle Filistin Kitap Kapağı Belgelerle Filistin
Ribhi Halloum (Abu Firas)
Alan Yayıncılık
384

Filistin sorunu, çağımızın en uzun süre gündemde kalan ve en karmaşık sorunlarından biri olmuştur.

Bu sorun çözülmedikçe Ortadoğu'da barış ve istikrar sağlanamayacağı; Ortadoğu'da barış ve istikrar sağlanmadıkça da dünyanın huzura kavuşamayacağı artık anlaşılmış olmalıdır.

Onun için, uluslar arası ilişkilerle ilgilenen herkesin ve sorumluluk taşıyan her devlet adamıya politikacının, Filistin sorunu konusunda bilgili olması gerekir. Ancak konuyla ilgili kapsamlı ve sistematik belgeler bulunmayışı bunu güçleştiriyordu

"Belgelerle Filistin", bağımsız Filistin devleti için uzun yıllardır verilen mücadelenin çok önem taıyan yeni bir aşamasında yayınlanıyor. Filistin halkı, Yaser Arafat'ın önderliğinde ve Filistin Kurtuluş Örgütü'nün öncülüğünde kendi Hükümetini kurmak üzeredir.

Noam Chomsky & Ilan Pappe – Yaşamla Ölüm Arasında Gazze

Yaşamla Ölüm Arasında Gazze: Dünden Bugüne Filistin Sorunu Kitap Kapağı Yaşamla Ölüm Arasında Gazze: Dünden Bugüne Filistin Sorunu
Noam Chomsky & Ilan Pappe
BGST Yayınları
334

İsrail'in Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı abluka, Mavi Marmara'ya yapılan baskınla Türkiye'nin gündemine oturdu. Ablukadan önce, 2008-2009 kışında İsrail Gazze'ye saldırdı, yerleşim yerlerini yerle bir etti ve tahminen 1.400 Filistinlinin ölümüne neden oldu. ABD-İsrail'in gözünde Gazze halkının suçu belliydi: Noam Chomsky'nin deyişiyle, seçimlerde "yanlış tarafa", yani Hamas'a oy vermişlerdi.

Editör Frank Barat bu kitapta, Filistin-İsrail sorununu en iyi analiz eden isimlerden ikisini, Noam Chomsky ile İsrailli muhalif tarihçi Ilan Pappé'yi bir araya getiriyor.