Ümit Akçay – Kapitalizmi Planlamak

Kapitalizmi Planlamak: Türkiye'de Planlama ve DPT'nin Dönüşümü Kitap Kapağı Kapitalizmi Planlamak: Türkiye'de Planlama ve DPT'nin Dönüşümü
Ümit Akçay
Sosyal Araştırmalar Vakfı Yayınları
312

Kapitalist sermaye birikimi sürecinin Dünya ve dolayısıyla Türkiye’de yaşadığı dönüşümün yansımalarını, sitemin bütünsel işleyişi gereği, birbirine bir şekilde bağlı ve bu anlamda birbirini etkileyen bir dizi süreç ve/veya bağlamda izlemek mümkündür. Söz konusu süreç ve/veya bağlamları görünür kılan, onlara tarihsel anlamlarını veren bu süreç ve bağlamlarda yer alan taşıyıcı kurumsallaşmalardır. Burada önemli olan, sürecin işleyişini ve dolayısıyla yönünü belirleyen yapısal, diğer bir deyişle esasa dair özelliklerin süreç içinde oluşan kurumsallaşmaların sınırlarını belirlemesi, diğer taraftan söz konusu kurumsallaşmaların birikim sürecinin gerektirdiği ilişkilerin hayata geçmelerini mümkün kılmalarıdır.

Dolayısı ile kapitalist sermaye birikim sürecinin bütünsel işleyişinin değerlendirilmesinde uzun dönemli, bu anlamda yapısal olan eğilimlerin esas alınması, konjonktürel olanın bu çerçevedeki tarihsel yerine oturtulabilmesi için bir ön gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir çerçeveden bakma çabası, yaşanan süreci toplumsal bir işleyiş olarak sermaye birikimi aksında, kendi tarihselliği içinde değerlendirmeyi de mümkün kılacaktır.

En genel çerçevesiyle işaret edilmeye çalışılan bu tarz bir bakma biçimi, Türkiye’de kapitalist sermaye birikimi sürecinin değerlendirilmesine yönelik bu güne kadar yapılan çalışmaların önemli bir kısmında söz konusu olmamıştır. Bir dizi yöntemsel kabul nedeniyle pek fazla nüfuz edilemeyen söz konusu bütünsel bakma biçimini farklı kılan özellik ise, sürecin eş zamanlı bir biçimde hem referans olarak alınmasını, hem de işleyişin gerekli kısmının öne çıkarılmasını mümkün kılmasıdır. Dolayısıyla böyle bir bakma biçimi, bütünle uğraşırken parçayı, ya da sürece bakarken an’ı görmezden gelme-ya da tersi- hatasına düşülmesini de büyük ölçüde engelleyecek bir çerçeveden değerlendirme yapılmasını da mümkün kılmaktadır.

Ümit Akçay’ın Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) üzerine yaptığı bu çalışma, söz konusu kurum üzerine bugüne değin yapılan çalışmalardan yukarıda vurgulanan bakma biçimini kullanıyor olması nedeniyle önemli ölçüde ayrılmakta ve farklılaşmaktadır. Söz konusu farklılık, süreci ve kurumu öncelikle sermaye birikimi sürecinin bütünsel işleyişi aksında değerlendiriyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bir anlamda sermaye birikimi sürecinin teknik değil toplumsal bir süreç olduğuna dair yapılan uyarı, bu çalışmanın belkemiğini oluşturmaktadır. Çalışmada da, gerekli yerlerde vurgulandığı gibi, kapitalist sermaye birikim süreci ve buna eşlik eden toplumsal dönüşümler bir dizi yeni ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. Yeni olan ihtiyaçların karşılanma derecesi sürecin bütünsel ancak çelişki ve çatışmalarla işleyen yapısı gereği, farklı kurumsallaşmalar aracılığıyla mümkün olmaktadır. Burada önemli olan kapitalist sermaye birikiminin uzun erimli mantığının işlediğinin farkında olunmasıdır.

Ergün Poyraz – Kanla Abdest Alanlar

Kanla Abdest Alanlar Kitap Kapağı Kanla Abdest Alanlar
Ergün Poyraz
Altaylı Yayınevi
544

Bu kitapta; Pür demokrasi aşkıyla, bezirganlar ile havarilerce "Hoşgörü" abidesi olarak lanse edilen Fethullah Gülen'in ve onun, izinden gittiği üstadı Said-i Nursi'nin ve nurculuğun gerçek yüzünü bulacaksınız. Sözde hoşgörü abidesinin Hizbullah'a olan övgülerini, kanla abdest almayı yüceltmesini, Şeriat ve Hilafet sistemine olan özlem ve sevgisini, ideallerini, ışık ordularını, demokrasi, devrimler ve Cumhuriyet'e karşı olan hasmane görüşlerini, Said-i Nursi'nin gerçek kimliği ile Said-i Kürdi olarak anıldığını, yegane amacının Şeriatçı ve Kürtçü bir devlet kurmak olduğunu ve bu uğurdaki çabalarını ibretle okuyacaksınız.

Said-i Nursi'ye ve Fethullah Gülen'e övgüler düzmede birbirleri ile yarışan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Hüsamettin Cindoruk ve diğerlerinin bu hareketleri karşısında elinizi şakağınıza dayayarak uzun uzun düşüneceksiniz. Emine Erdoğan'ın her fırsatta övgüye boğduğu,"Onu seviyorsak onun yolundan gitmeliyiz" dediği, Kürt Said'i çok yakından öğreneceksiniz.. Peki, Kürt ve İslam maskeli Ermeni kökenli Said'in yolu ne idi? Yanıt; son derece basit: "Amerikan ve İngiliz istihbaratı ile uydurdukları 'Amerikano İslam' modeli ile İslam'ı Amerikalıların çıkarları doğrultusunda yozlaştırmak ve insanları Amerika'ya kul köle yapmak…" Elinizde tuttuğunuz kitap da, tüm bu gerçekleri ibretle okuyacak, sonra dönüp, Emine'nin bu söylemlerine paralel hikayesi ne diye düşüneceksiniz.

Tabii bunun yanında 13 yıl boyunca "ne istediler de vermedik" diyenlerin bugün ayağı yanmış kediler gibi ortalıkta dört dönmelerinin altında yatan gerçekleri göreceksiniz... Oysa, Mustafa Kemal Atatürk, bundan seksendokuz yıl önce; "Efendiler; ve ey millet iyi bilinizki Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz" demişti. Onun bu söyleminde ne kadar haklı olduğuna bir kere daha tanık olacaksınız.

Banu Avar – Sınırlar Arasında

Sınırlar Arasında Kitap Kapağı Sınırlar Arasında
Banu Avar
Remzi Kitabevi
400

Banu Avar, bu kitabında Kafkasya’da, Ortadoğu’da ve Avrasya’da Türk izlerini arıyor…

Yazılanların çizilenlerin ötesinde “göklerin ardında gökler” var. Sisin ardında dalga dalga beliren deniz...
Ufkun ötesinde başka ufuklar...

Banu Avar, şöyle diyor:
“Balkanlar'da dolaşırken hüznün ağır örtüsü üstüme çöktü... Kafkasya'da da özlem. Uzakdoğu'da ‘Biz niye yapmayalım!’ duygusu... Özbekistan'da bir Semerkant gecesi... Uluğbey'in rasathanesi, bilimin doğum yeri... Komrad'da bir kadın, bir düğün gecesi kolumu sıkıca tuttu, sessiz bir çığlık attı: ‘Kızım İstanbul'da, bul onu!’ Tahran'da Asgar Fardi, bana bir İstanbul şiiri okudu. Sonra dikti gözlerini yüzüme ‘Ben İranlıyım,’ dedi, ‘Türkiye'de kar yağsa ben burada üşürüm.’

“Moskova'da Avrasya Hareketi lideri Dugin'i dinliyorum. Sandalyenin üzerindeki kalpakta yüzyılın hikâyesini görüyorum. Pekin'de Ren var. Dağların ardındaki dağları, göklerin ardındaki gökleri anlatıyor: Bir dağın zirvesine çıkmayan, zirve nedir bilmez ki...”

Arslan Bulut – Açılımın Şifreleri

Açılımın Şifreleri Kitap Kapağı Açılımın Şifreleri
Arslan Bulut
Bilgeoğuz Yayınları
616

Arapları Osmanlı'ya isyan ettiren Lawrence, "Bir Kürt devleti kurabilseydim, Türkler'i tarihten silecektim, başaramadım" demişti. 2000’li yıllarda Lawrence’in hedefini gerçekleştirmek isteyen çok sayıda Lawrence türedi. Bunlar sadece ajan olarak bu coğrafyaya gönderilmiş insanlar değildi. Artık yerli Lawrence’ler de vardı. Ekonominin, siyasetin, bürokrasinin ve medyanın içindeydiler. Soros gibi yardımcıları da vardı ve aleni çalışıyorlardı. Casusluk meşrulaştırılmıştı artık.

Açılım politikaları ise Türk okurunun takdir edeceği gibi birkaç ay gündemde olan bir proje değil, Turgut Özal ile başlayan, AKP iktidarı ile hızlanan bir süreçtir. Esasen AKP’nin kendisi de bir projedir, programı ise dünyayı yöneten Dış İlişkiler Konseyi yazılımıdır.

Tevfik Çavdar – Türkiye’de Liberalizmin Doğuşu

Türkiye'de Liberalizmin Doğuşu Kitap Kapağı Türkiye'de Liberalizmin Doğuşu
Tevfik Çavdar
Uygarlık Yayınları
239

Türkiye, söylendiği gibi, liberal ekonomi politikalarıyla, 1980'den sonra tanışmamıştır. Liberalizmin kökenleri yüz otuz yıl öncesine dayanır. Sadrazam Ali Paşa 1866'lı yıllarda Padişah Abdülaziz'e "Mülkiyete hürriyet veriniz" diye yakarmıştır. Bu yakarış, Osmanlı evreninde liberalizmin ilk köşe taşıdır.
Tevfik Çavdar, bu yapıtında son yüzelli yılın ekonomi düşünce tarihi ve politikalarını ele alarak, liberal ekonomik düşünceyle iktisadi hayata devletin müdahelesini öne çıkaran politikalar arasında sürekli bir çatışmanın genel hatları üzerinde durmakta, Ohannes Paşa, M. Cavit Bey, Ahmet Mithat'tan günümüze liberal ekonomik görüşleri de ayrıntılı bir biçimde ele alarak, bugüne değin bilinmeyen eser ve makaleleri yeniden gündeme getirmektedir.

Cemal Bali Akal – Sivil Toplumun Tanrısı

Sivil Toplumun Tanrısı Kitap Kapağı Sivil Toplumun Tanrısı
Cemal Bali Akal
Engin Yayıncılık
208
"Sivil Toplumun Tanrısı"nda, laik modern devlet kavramının doğuşu incelenmektedir... Batı'da, devlet, sivil toplum, egemenlik, toplumsal sözleşme, birey, demokrasi... gibi siyasi-hukuk kavramlar, XVI. yy'dan başlayarak, yeni bir düşünsel alan oluştururlar. Sözkonusu oluşumu belirleyen, yasama işlevinin dünyevileşmesidir. Ama, Tanrısal yasaların hakimiyetine son veren bu kökten değişikliğe, devleti yücelten bir gelişme eşlik edecektir...

Cemal Bali Akal – Yasa ve Kılıç

Yasa ve Kılıç Kitap Kapağı Yasa ve Kılıç
Cemal Bali Akal
Engin Yayıncılık
149

"Yasa ve Kılıç", "siyasi iktidar nedir?" sorusuna, yasama ve yürütme güçleri arasınaki bağlantıyı ele alarak cevap vermektedir... Antropolojik yaklaşım, en basit toplumları bile, kurallar ve bu kurallara uyma gereği arasındaki ilişkiye göre düzenlendiklerini gösterir. Onlar da, aynı bağı kuran ya da meşru şiddet kullanımıyla yasalara uyulmasını sağlayan devletli toplumlar gibi, siyasi iktidarlıdırlar. Çeşitli toplumları benzeştiren bu ortak özellik, bunların nerede ayrıldıklarını da açığa çıkarır: Herbiri yasayla uygulama arasındaki zorunlu ilişkiye göre yapılansa da, sözkonusu iktidar ilişkisinin değişik biçimleri, birbirlerinden kesinlikle kopan toplumsal tipler oluşturur. Bu doğrultuda, meşruiyet, kuvvetler ayrılığı ve demokrasi açısından, farklı toplumlar, düzen sorununa farklı çözümler getirirler. İlksel demokraside, toplum aşkın bir yasaya göre kendini yönetir. Monarşik yapılanmada, yasa söyleme ve uygulama işlevleri, toplumdan soyutlanmış bir yöneticinin ya da yöneticiler kümesinin tekeline geçer. Modern demokraside ise, ilksel demokrasinin tam tersine, sivil toplum yasaların belirleyicisi olarak sunulurken, uygulama gücü ondan farklılaşmış bir organın, devletin elinde kalır.

Korkut Boratav – Yeni Dünya Düzeni Nereye

Yeni Dünya Düzeni Nereye Kitap Kapağı Yeni Dünya Düzeni Nereye
Korkut Boratav
İmge Kitabevi
222

Yirmi yılı aşkın bir süredir dünyayı ve Türkiye'yi neoliberal rüzgar savurup duruyor. Çalışan, sıradan insanın zorlu mücadelelerle elde ettiği ekonomik, toplumsal, siyasal kazanımlar tehdit ediliyor, aşındırılıyor. Emperyalizm, küreselleşme adını aldı...
Serbest piyasa ekonomisi "başka seçenek yok" sloganıyla saygınlaştırldı...
Dünya bir kurtlar sofrasına dönüşüyor... Emeğiyle geçinen ya teslimiyete ya da kökten dinciliğe, şovenizme, anarşizme yöneliyor.
Ama devran dönecek ve insanlık, er geç, dayanışmacı birikimlerine ve sosyalizme yeniden sarılacaktır.
Bu derleme, neoliberal politikalara bunların savunucu ve uygulayıcılarına karşı bir dizi polemiktir, direnme yazısıdır.

Arslan Başer Kafaoğlu – 24 Ocak Uygulamaları ve Bazı Gerçekler

24 Ocak Uygulamaları ve Bazı Gerçekler Kitap Kapağı 24 Ocak Uygulamaları ve Bazı Gerçekler
Arslan Başer Kafaoğlu
Alan Yayıncılık
100

Arslan Başer Kafaoğlu, 1 9 2 8 Yozgat doğumlu Siyasal Bilgiler Fakültesi 1 9 4 9 çıkışlıdır. Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanlığı ve Devlet Plânlama Teşkilatı uzmanlığı görevlerinde bulunmuştur. Ancak daha çok günlük gazetelerde yirmi yıldır yayınladığı yazılarıyla isim yapmıştır. Cumhuriyet, Milliyet, Akşam, Vatan, Öncü, Demokrat, Dünya gazeteleriyle Yön, Devrim, Sosyal Adalet, Eylem, Türk Solu, Ortam dergilerinde yüzlerce yazısı yayınlanmıştır. Kitap olarak bu telif alanında ikinci kitabıdır. Bundan önce Tekin Yayınları Enflâsyon ve Nisan ayında da “Bankerler Olayı” adlı kitabı çıkmıştır.Yazarın ayrıca Kapitalizm Nereye Gidiyor, Sosyalizmin Ruhu, Üçüncü Dünya Nasıl Soyuluyor adlarıyla üç çevirisi de vardır.

Ali Gevgilili – Türkiye’de Kapitalizmin Gelişmesi ve Sosyal Sınıflar

Türkiye'de Kapitalizmin Gelişmesi ve Sosyal Sınıflar Kitap Kapağı Türkiye'de Kapitalizmin Gelişmesi ve Sosyal Sınıflar
Ali Gevgilili
Bağlam Yayıncılık
120

İnsan soyunun binlerce yıllık gelişim sürecinde, kapitalizm, toplumların önüne, kendisinden önceki bütün ekonomik, sosyal, politik ve kültürel ayak bağlarını silip süpürerek, tarihi ilerleten ve değiştiren bir güç olarak ortaya çıktı.
Türkiye beş yüz yıl önce çağının en etkin ve güçlü toplumları arasında yer alırken, ilk kez batı Avrupa'da oluşmaya başlayan kapitalist oluşum süreçlerinin dışında kaldı. Dünyanın Sanayi Devrimi'ni yaşadığı dönemlerde, Türkiye ancak "Avrupa'nın Hasta Adamı" durumuna düştü.
Anadolu, içine sürüklendiği çeşitli iç ve dış etkenler altında daha ileri üretim ilişkilerine neden açılamamış; Cumhuriyet Türkiye'si, çağdaş bir yapıya ulaşabilmek amacıyla hangi aşamalardan geçerek neler yapmıştı?
Türkiye giderek nerelerdedir ve 2000'li yıllar gündeme ne gibi gelişme olasılıkları sunmaktadır?
Ali Gevgilili, Türkiye'de Kapitalizmin Gelişmesi ve Sosyal Sınıflar adlı yapıtında, bütün bu sorunları çağdaş sosyal bilimlerin ışığında sorgulayarak, yanıtlarını araştırıyor.

Bob Rowthorn – Kapitalizm Çelişki ve Enflasyon

Kapitalizm Çelişki ve Enflasyon Kitap Kapağı Kapitalizm Çelişki ve Enflasyon
Bob Rowthorn
Birey ve Toplum Yayınları
203

Bu derlemedeki denemeler bindokuzyüz yetmişlerde yazıldı ve benim o dönemdeki esas ilgi alanımı yansıtıyor. Konu açısından oldukça geniş bir alanı kapsamalarına karşın, siyasal iktisatın emperyalizm, kapitalist gelişme ya da enflasyon gibi klasik konularını ele alan denemeler; bu anlamda uyumlu bir bütün oluşturuyor. Dahası, kapitalist ekonomilerde egemenlik ve çelişkinin önemini vurgulayan ortak bir düşünce bağıyla da birleşiyorlar. Bu vurgu, denemeleri, dönemsel meydan okumalara karşın, hala egemenlik ve çelişkinin yalnızca küçük bir rol oynadıklari -bunlara (egemenlik ve çatışma-çJ ekonomik yasaların düzenli işleyişini engelleyen, ancak ne bu yasaların niteliğini, ne de ekonominin genelde işleyiş biçimini önemli ölçüde etkilemeyen 'pürüzler' olarak bakılıyor- uyumlu bir dünya görüşünün egemen olduğu temel ortodoks ekonomi görüşünün dışında bırakıyor. Çoğu Marxistler gibi, böylesi uyumlu bir görüşü reddediyorum ve daha çok Marx ve Engels'in ünlü 'Şimdiye kadar varolan tüm toplumların tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir' sözlerine sempati duyuyorum. Bu derlemedeki denemelerin çoğu daha önce. başka yerlerde yayınlandı ve, büyük ölçüde yeniden yazılan bir makale dışında, hemen hemen ilk şekilleriyle yeniden basılıyor. Bununla birlikte, Marx'ın ücret kuramını ele alan uzun bir deneme ve Rosa Luxemburg ve militarizmin siyasal iktisatı konusunda daha kısa bir denemeden oluşan bazı yeni bölümler de var.

Dani Rodrik – Akıllı Küreselleşme

Akıllı Küreselleşme Kitap Kapağı Akıllı Küreselleşme
Dani Rodrik
Efil Yayınevi
303

Yüzyıldır iktisatçılar finans ve ticarette küreselleşme konusunu öne çıkarmaktalar. Ancak küresel bir ekonomi ve serbest ticaretin her zaman avantajlı olmayabileceğine ilişkin uyarı işaretleri de sürekli devam ediyor. Rodrik, meselenin özündeki temel üçlü çelişki'nin yerini göstermektedir: Demokrasi, kendi kaderini tayin etme ve ekonomik küreselleşmeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiremeyiz.
Akıllı Küreselleşme'ye Övgüler
Bu kitap, çağımızın en büyük meselesini küreselleşmeyi ele alıyor ve küresel işbirliğinin kapsamı ve sınırları hakkındaki tartışmayı kolay anlaşılabilir bir biçim de genişletiyor.
-Gordon Brown-, Milletvekili
Çok etkili bir tartışma sunan bu kitapta Dani Rodrik; ekonomik kalkınmanın ülkeye özgü yollarını ve büyümenin daha akla yatkın ve sürdürülebilir formlarını ortaya koyuyor. Hiperküreselleşmenin aşırılıklarına proaktif bir bakış açısı ile ele alınan Akıllı Küreselleşme, açık piyasalara karşı güçlü tepkileri, finansal krizleri ve adaletsiz ticaret uygulamalarını önlemeye çabalayanlar için zorunlu bir okumadır.
-Nouriel Roubini, Crisis Economics-, A Crash Course in the Future of Finance adlı kitabın yazarlarından...
Dani Rodrik küreselleşmenin en önde gelen ve en dikkatli savunucularından. Akıllı Küreselleşme'de aşırı küreselleşmenin demokrasiyi zayıflatıp ya da tam tersi zayıflatmayacağı merak ediliyor. Okuyun, siz de merak edeceksiniz.

Eamonn Butler – Hayek

Hayek Kitap Kapağı Hayek
Eamonn Butle
Liberte Yayınları
224

Bireyin iktisadi, toplumsal ve siyasi özgürlüğünü birbirinden koparılmaz bir biçimde ilişkilendiren büyük bir "Özgürlük Savunucusu"nu gerçekten anlamamızı sağlayacak bir çalışmayı ülkemiz okuruna sunmaktan gurur duyuyoruz.
Melih Yürüşen

Georg Fülberth – Kapitalizmin Kısa Tarihi

Kapitalizmin Kısa Tarihi Kitap Kapağı Kapitalizmin Kısa Tarihi
Georg Fülberth
Yordam Kitap
320

Herkesin hakkında konuştuğu bu kapitalizm nedir? Alman siyaset bilimi profesörü Georg Fülberth, kendi kapitalizm tanımını, geçmişteki teorisyenlerin çalışmalarını kıyaslayarak inşa ediyor. Karl Marx, Adam Smith, David Ricardo, J. M. Keynes, W. Sombart, Max Weber, Joseph Schumpeter, Fernand Braudel, I. Wallerstein, Kozo Uno gibi önde gelen kapitalizm analizcilerinin görüşlerini yorumlayarak sağlam bir kapitalizm tanımına ulaşıyor. Ardından kapitalizmin ortaya çıkışını ve tarihsel gelişimini, derinliğine ve çok yönlü olarak inceliyor. Feodal toplumda kapitalizmin doğumunu olanaklı kılan potansiyeller ve gelişmelerden yola çıkarak kapitalist toplumun serbest rekabetçi dönemden, günümüzün neoliberalizmine uzanan gelişim sürecini mercek altına alıyor. Kitap, kapitalizm karşıtı hareketleri de kapsayarak, bu sistemin üretim ve yaşam tarzının ne zaman son bulacağına dair sorularla son buluyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un yazarlarından Dietmar Dath, Kapitalizmin Kısa Tarihi'ni şu sözlerle karşılamıştı: "Yeni bir 1789'un şerefine!" Eric Hobsbawm'ın değerlendirmesi de şöyle: "Bu kitabı büyük bir keyifle okudum.

George Armstrong – Rothschild Para İmparatorluğu

Rothschild Para İmparatorluğu: Derin Yahudi Devleti Kitap Kapağı Rothschild Para İmparatorluğu: Derin Yahudi Devleti
George Armstrong
Destek Yayınları
168

Kara para üzerine kurulu ‘Rothschild İmparatorluğu’ zaman içinde İngiliz ve Fransız Merkez bankaları ile Amerika’daki Federal Rezerv bankalarının sahibi olmuştur. Serveti dünya servetinin yarısı olarak tahmin edilen bu ailenin 1940 yılındaki serveti ABD GSMH’nın iki katı olmuştur.
Dünyada tek bir Yahudi imparatorluğu kurulması amacına çalışan aile, Waterloo Deniz Savaşı, Amerikan İç Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşlarından büyük paralara kazanmış ve Rusya’da Bolşevik Devrimi’ni finanse etmiştir.

Bu kitap tarihçesi, serveti ve sahip olduğu kurumlar net bilinmeyen ailenin başlangıcından henüz Amerika’nın I. Dünya Savaşı’na katılmadığı 1940 yılına kadar olan olayları anlatmaktadır. Bu kitapta küreselleşme, AB, Birleşmiş Milletler, serbest pazar ekonomisi, çok partili demokrasi ve savaşların kimlere ve nasıl hizmet ettiğini okuyacaksınız.

Yazı dolaşımı