Richard Sennett – Yeni Kapitalizmin Kültürü

Yeni Kapitalizmin Kültürü Kitap Kapağı Yeni Kapitalizmin Kültürü
Richard Sennett
Ayrıntı Yayınları
144

Büyük fikirlerle özgül olaylar arasında yolunu hep ustalıkla çizen, her çalışmasında günümüz toplumlarının derinliklerine açılan yeni kapıların anahtarlarını bize sunan Richard Sennett, Yale Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Castle Konferansları kapsamındaki sunumlarından oluşan bu kitabında da öz olarak emek sermaye ilişkilerinin aldığı yeni biçimler üzerinde yoğunlaşıyor. Kitabın Giriş'inde, "İşyerindeki iktidar ve otorite ilişkisine geçmiştekinden daha fazla kafa yormam gerekti. Geçmişe bakmak beni ileri bakmaya, hem zihinsel emekteki hem de kol emeğindeki zanaatçılık ruhunu yeniden keşfetmeye yöneltti" diyor Sennett. İçinde yine yerinde tespitlerin ve yaratıcı fikirlerin birbiriyle yarıştığı kitap üç ana bölümden oluşuyor.

 

Sırasıyla, kurumların geçirdiği değişim, beceri toplumunun yeteneğe bakışı ile insanların işe yaramaz hale gelmekten duyduğu korku arasındaki ilişki ve tüketim politikalarının siyasetle bağlantısı ele alınıyor bu bölümlerde. İşyerlerinde yaşanan kurumsal değişimlerden doğrudan etkilenenler aslında ekonominin küçük bir dilimini teşkil etmekle birlikte, yaşanan değişimlerin kültürel etkisi çok daha derinlere işliyor. Yeni kurumlar yeni beceri ve kabiliyetler gerektiriyor. Ve bu yeni kurumlara uygun yeni kabiliyet formülünün hayata geçmesiyle, tüketim kültürü yeniden şekilleniyor. Tüketim tavrı ise siyaseti, özellikle de ilerici siyaseti etkiliyor. Sennett Yeni Kapitalizmin Kültürü'ndeki temel tezini şöyle özetliyor: "Yeni kapitalizmin havarileri... iş, yetenek, tüketim konularını kendi ele alış biçimlerinin, modern topluma daha fazla özgürlük, akıcı bir özgürlük kattığını iddia ediyor. Bu insanlarla aramdaki çekişme onların 'yeni' yorumunun doğru olup olmadığı konusunda değil; kurumlar, beceriler ve tüketim kalıpları gerçekten değişti. Benim iddiam, bu değişimlerin insanları özgürlüğe kavuşturmadığı." Ancak hikâye burada bitmiyor elbette. Bu kitap, keskin gözlem ve analizleriyle, okuru sarsan ve şaşırtan görüşleriyle ayrı bir Sennett klasiği niteliği taşıyor.

Ecevit Kılıç – Jitem

Jitem Kitap Kapağı Jitem
Ecevit Kılıç
Timaş Yayınları
256

Türkiye’de ilk kez darbe iddiaları ve bu iddiaların yöneltildiği sivil-asker geniş bir kesim yargı önünde. Ergenekon tutuklularından Arif Doğan’ın evinde JİTEM adlı örgütün arşivi ele geçirildi. Varlığı resmî ağızlarca inkar edilse de Güneydoğu’da sayısı 5 bini bulan faili meçhul cinayetlerin kaynağı olarak hep JİTEM adı telaffuz edildi.Bir hayalet gibi ülkenin doğusundan batısına gezinen, 7 komutanlığı ve sayısız elemanı bulunan JİTEM, yakın tarihimiz ve yasadışı yapılanmalar hakkındaki başarılı haberleriyle dikkat çeken genç gazeteci Ecevit Kılıç’ın kaleminde ilk kez ete kemiğe bürünüyor. Tanıkların anlatımı, belgeler ve fotoğraflarla JİTEM gün yüzüne çıkıyor.

Slavoj Zizek – Tehlikeli Rüyalar Görme Yılı

Tehlikeli Rüyalar Görme Yılı Kitap Kapağı Tehlikeli Rüyalar Görme Yılı
Slavoj Zizek
Encore Kitap
176

Memnuniyetsizliğin altan alta işleyişi devam ediyor. Öfke büyüyor, isyanların ve kargaşaların yeni dalgaları başlayacak. Niçin? Çünkü 2011 olayları yeni bir politik gerçekliğin önceden habercisi. Bu gerçeklik şimdinin içinde hareketsiz yatan ütopyacı geleceğin sınırlı, bozuk -hatta bazen sapkın- bir fragmanı.

"Elinizdeki kitap, mevcut konstelasyonun bu tür bir "bilişsel haritası"nı (Jameson) çıkarma çabasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Günümüz kapitalizminin başlıca özellikleri kısaca tanımlandıktan sonra toplumsal antagonizmalara tepki olarak ortaya çıkan gerici olgulara (özellikle popülist isyanlara) odaklanarak günümüz kapitalizminin hegemonyacı ideolojisinin ana hatlarını ortaya koyuyoruz. Kitabın ikinci bölümünde 2011'de ortaya çıkan iki büyük özgürlükçü hareketi ele alıyoruz: Arap Baharı ve Wall Street İşgali. Son olarak da, The Wire üzerine bir tartışma başlatarak, sistemin güçlü işleyişine katkıda bulunmadan sistemle nasıl dövüşülebileceği gibi zor bir soruyla hesaplaşıyoruz. "
-S. Zizek-

Orhan Kurmuş – Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi

Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi Kitap Kapağı Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi
Orhan Kurmuş
Yordam Kitap
304

Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, ülke kaderi üzerinde belirleyici bir etkide bulunan emperyalizme bağımlılığın tarihsel köklerine eğiliyor. Dr. Orhan Kurmuş'un İngiltere'de yıllar süren bir arşiv çalışmasıyla elde ettiği veri ve bulgular ışığında oluşturduğu eser, bir öncü çalışma olarak Osmanlı tarihinin pek çok yönüne ışık tutuyor. Kitap, İngiliz sermayesinin ve giderek İngiliz emperyalizminin Türkiye'ye girme sürecini inceliyor, emperyalizmin yörüngesinde Türkiye'nin kapitalist gelişme sürecinin ilk döneminin ana çizgilerini ortaya koyuyor. Zaman kesiti olarak seçilen 1850-1913 yılları arasında, İngiliz şirketlerinin ve İngiliz devletinin liman kenti İzmir ve Batı Anadolu'daki ticari etkinlikleri, doğrudan sermaye yatırımları, İzmir-Aydın demiryolu ayrıntılarıyla inceleniyor. Bu ilişkinin, tarımda ve sanayide yarattığı gelişmeler ama öte yandan Osmanlı ekonomisinin tek yönlü gelişmesi ve uydulaşmasına yol açan karakteri analiz ediliyor. Birinci basımı 1974 yılında yapılan kitap, ilk kez kullanılan arşiv belgeleri ve ortaya çıkardığı zengin verileriyle alanındaki en önemli başvuru kaynaklarından birisi olarak anti-emperyalist yükseliş yıllarının tartışma ortamına büyük katkı sağladı. Türkiye'de olduğu kadar birçok yabancı ülke üniversitesinde de temel kaynak olarak gösterildi. Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, emperyalizme bağımlılığın derinleştiği günümüzde güncel ve temel bir eser olma özelliğini koruyor. Orhan Kurmuş 1946 yılında Milas'ta doğdu. 1968 yılında ODTÜ Ekonomi ve İstatistik Bölümü'nden mezun oldu. Londra Üniversitesi'nde doktora yaptı. 1983 yılı başına kadar ODTÜ'de öğretim üyeliği yaptı. O yıl, YÖK'ü protesto etmek için 11 arkadaşıyla birlikte üniversiteden istifa etti. 2002 yılında emekli olana kadar çeşitli bankalarda çalıştı. Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi ve Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu yazarın yayınlanmış eserleridir.

Hikmet Kıvılcımlı – 27 Mayıs ve Yön Hareketinin Sınıfsal Eleştirisi

27 Mayıs ve Yön Hareketinin Sınıfsal Eleştirisi Kitap Kapağı 27 Mayıs ve Yön Hareketinin Sınıfsal Eleştirisi
Hikmet Kıvılcımlı
Sosyal İnsan Yayınları
268

İçindekiler
Sosyalizm ve Devletçiliğimiz
Devletçilik Üzerine Bir Küçük Brujuva Kuruntu Fikri
Devrimciliğin Birinci Sorunu Sınıf İktidarı
27 Mayıs ve İktidar
27 Mayıs’ın Sentetik Açıdan İncelenmesi

Karl Marx & Friedrich Engels – Basın Söyleşileri

Basın Söyleşileri Kitap Kapağı Basın Söyleşileri
Karl Marx & Friedrich Engels
Sol Yayınları
60

İçindekiler
- Düşünen Bir Düşçü ve Düşleyen Bir Düşünür
Enternasyonal'in Önderi Karl Marx'la Görüşme,
R. Landor
New York World, 18 Temmuz 1871
- Varolan Tarihsel Aşamayı Altüst Edecek Araçlar
Karl Marx'la Görüşme
Chicago Tribune, 5 Ocak 1879
- Dünyayı Tepetaklak Edecek Kişi
Britanya Veliahtı Prenses Victoria'ya Marx'la Görüşme Hakkında Özel Bir Mektup,
Sir Mountstuart Elphistone Grant Duff
- "Nedir?" Sorusuna Yanıt Verdi: "Savaşım"
Karl Marx
John Swinton
The Sun, 6 Eylül 1880
- İç Karışıklıklar, Savaş, Uluslararası Diplomasi
L'Eclair'in Engels'le Görüşmesi
L'Eclair, 6 Nisan 1892
- Almanya'da Darbe Olasılığı ve Seçimlerde Sosyalistlerin Şansı
Le Figaro'nun Engels'le Görüşmesi
Le Figaro; 13 Mayıs 1893
- Biz Orta Sınıf Partilerine Nüfuz Etmeye İnanmıyoruz.
Biz Halka Nüfuz Ediyoruz.
Daily Chronicle'ın Engels'le Görüşmesi
The Daily Chronicle, 1 Temmuz 1893

Asaf Hâlet Çelebi – Bütün Yazıları

Bütün Yazıları Kitap Kapağı Bütün Yazıları
Asaf Hâlet Çelebi
Yapı Kredi Yayınları
586

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden Asaf Halet Çelebi (1907-1958), otuzlu yılların sonundan ölümüne kadar geçen süre içinde yazdığı şiirleriyle geniş bir ilgi alanı yaratmıştır.

Bu ilgi alanı, farklı yaklaşımları, beğeniyi ve eleştiriyi birlikte içerir. 40'lı yıllardan itibaren eleştirel yazılarıyla da öne çıkan Çelebi'nin yazılarındaki konu dağarcığı onun çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtlar.

Asaf Halet Çelebi'nin bütün yazılarını, konferanslarını ve kendisiyle yapılan konuşmaları içeren Bütün Yazıları'nın ilk basımı, ölümünün kırkıncı yılı olan 1998'de yapılmıştı. Yeni basımda yeni bulunmuş yazılar, konuşmalar ve anketler yer alıyor.

Hakan Türk – Mafya İmparatorluğu

Mafya İmparatorluğu Kitap Kapağı Mafya İmparatorluğu
Hakan Türk
Akademi Tv Programcılık Yayınevi
159

HAKANTÜRK'ün bu kitabı Türkiye'de Mafya İmparatorluğunu bütün yönleriyle gözler önüne sermektedir. Son otuz yılda İstihbarat, Mafya ve Derin Devlet konusunda onlarca kitap yazan, bugüne kadar hiç kimsenin cesaret edemediği konuların üzerine gidip belgeleriyle Türk kamuoyunu aydınlatan HAKANTÜRK için bir dergi "Yazarların Deliyüreği" başlığını atmıştı. Bazı şeyleri yapabilmek için dik durmak gerekir. Bu ülkede ekmeği çalana "Hırsız" fırını üçkağıtçılıkla ele geçirene ise "işadamı" dediğimiz sürece bu ülkeyi gözümüzün içine baka baka soymaya devam edeceklerdir. Korku İmparatorluğunun son bulması için mahallemize, şehrimize ve ülkemize sahip çıkmalıyız. Atalarımız bu ülkeyi yedi düvele karşı savaşarak kurdu. Bizler ise üç-beş çapulcuyla mı başa çıkamıyoruz?...

Michael Mann – Faşistler

Faşistler Kitap Kapağı Faşistler
Michael Mann
İletişim Yayınları
565

"Bu kitap faşistleri kim olduklarını, nereden geldiklerini, ne gibi güdülerle hareket ettiklerini, iktidara nasıl geldiklerini anlayarak, faşizmi açıklamayı amaçlar. Ben burada tesis edilmiş faşist rejimlerden ziyade, faşist hareketlerin yükselişine odaklanacağım. Faşistlerin güçlendikleri dönemde, dünya savaşları arası Avrupa'daki ana mevzilerini, yani Avusturya, Almanya, Macaristan, İtalya, Romanya ve İspanya'yı inceleyeceğim. Faşistleri anlamak faşist hareketleri anlamayı gerektirecek. Kendilerine özgü iktidar örgütlerinde bir araya geldiklerini teslim etmeden, faşist bireyler ve onların eylemleri hakkında çok az fikir edinebiliriz. Onları, daha etkin devletler ve daha büyük milli dayanışmaya yönelik yaygın özlemlerle ilintili, daha genel 20. yüzyıl bağlamı içinde de anlamak durumundayız; çünkü faşizm ne bir tuhaflık ne de sadece tarihî bir ilgi konusu. O, modernitenin ekseriyetle arzu edilmese de, temel bir öğesi olmuştur."

Mann, faşist harekete katılan kadın ve erkeklerin ayrıntılı analizlerine yönelerek faşizm hakkında yeni bir teori geliştirmeye çalışıyor. Faşizmin başat siyasal ideoloji haline geldiği altı Avrupa ülkesindeki -İtalya, Almanya, Avusturya, Macaristan, Romanya ve İspanya faşistlerin sahip oldukları inançlara ve katıldıkları eylemlere odaklanıyor, bireylerin faşist olma motivasyonlarını inceliyor. Modern toplumdaki çatışmaların özellikle sınıf çatışmalarının yarıklarında, faşizme serpilme fırsatı veren sorunların, ulus-devletin en aşırı biçimi olan faşist devletlerde dönüştüğü şekli ele alıyor. Sosyal sınıflar arasındaki sorunların yansıtılma biçimi olarak şiddetin, hangi mekanizmalarla toplumları ele geçirebildiğini gözler önüne seriyor. Faşistler, yalnızca bir ideolojiyi tartışmayı değil, ideolojinin taşıyıcılarını da etraflıca hesaba katmayı öneren kapsamlı bir eser…

Soner Yalçın – Teşkilatın İki Silahşörü

Teşkilatın İki Silahşörü Kitap Kapağı Teşkilatın İki Silahşörü
Soner Yalçın
Doğan Kitap
315

" 'Soner Bey beni arıyormuşsunuz!'
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih 16 haziran 1999."

Torun "Yakub Cemil" yurtdışında katıldığı silahlı operasyonları ve dedesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ünlü fedaisi Yakub Cemil'le benzerliklerini anlattı...

"30 Ekim 1984. İstanbul Çınar Oteli'ndeyiz.
Odada, subaylıktan ayrılma Yılmaz ve MİT'ten emekli Mehmet Ali Ağabey de var. Bir de 'Akrep!' Planı ezberlekdik. Birer gün arayla inecektik Atina'ya..."

"Kelle alana, yani tetiği çekene biz 'Teğ-Men' veya 'Çiftçi' derdik. Bu şifreler bize, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin silahlı müfrezesi Teşkilatı Mahsusa'dan mirastır. Teşkilatı Mahsusa'nın baş harfleri, 'T' ve 'M' nedeniyle 'Teğ-Men' şifresini kullanıyorduk. 'Çiftçi'de, bu özel örgütün amblemindeki 'çift ay'dan kaynaklanıyordu...."

"Beyrut benim ilk işimdi.
Sıcak ete ilk orada sıktım..."

"1983 yılının 15 nisanı.
İki komportıman çalışacağız. 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4'üm!
Liége-Brüksel ve Rotterdam--Abnham hattı bizimdi..."

"Operasyondan sonra elerimizi kolonyalı mendillerle sildik. Paris-Orly Havaalanı yolunda otomobil değiştirdik, dörtlülerini yakmış bir diğer taksiye bindik..."

"PKK'lı Abdullah Öcalan'la da, MLSPB'li Şemsi Özkan'la da aynı okulda okudum..."

"1979 yılının bir mart günü Ankara'dan ayrıldım. İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir yerde aylarca eğitim gördüm, gerilla gibi yetiştirildim."

"Bu kavgada bizim iki sadık dostumuz vardı: biri hayat, diğeri ölüm!.."

Sistemler, rejimler değişti, teşkilat hep aynı kaldı.
Fedaileri dün Dede Yakub Cemil'di, bugün Torun "Yakub Cemil."

İki Silahşorun Gerçek Yaşamöyküsü...

Mark Zepezauer – CIA’nın Büyük Operasyonları

CIA'nın Büyük Operasyonları Kitap Kapağı CIA'nın Büyük Operasyonları
Mark Zepezauer
Kaynak Yayınları
120

Elinizdeki kitapta CIA'nın en büyük 42 suçu özetlenerek anlatılıyor. Yasadışı, kanlı faaliyetlerin bu özeti bile, bağımsızlık, özgürlük ve adalet yanlısı herkesin kemiklerini sızlatmaya yeter. CIA'nın bir istihbarat toplama örgütü olduğu düşüncesi, CIA'nın en büyük propaganda zaferidir. Merkezi Haber Alma Ajansı adına rağmen, CIA'nın temel işlevi, gerçekte, ekonomik savaşı, darbeleri, suikastları ve hatta soykırımı da içeren örtülü ve gizli operasyonları yürütmektir. Örtülü operasyonlar CIA'nın can damarıdır.

Oktay Sinanoğlu – Büyük Uyanış

Büyük Uyanış Kitap Kapağı Büyük Uyanış
Oktay Sinanoğlu
Bilim+Gönül Yayınları
406
  • Amerika'da Bugünlerde Esen Hava
  • "Hot-Dog" Ulusçuluğu
  • "Küresel Kraliyet"in Gizli Örgütleri
  • Derin Oyunlar Arasındaki Bağlantı
  • Amerika'da Psikolojik (Ruhbilimsel) Savaş Okulu
  • Türkiye'yi Tasfiye Plânı
  • Türkiye'nin Sorunu Aşağılık Duygusundan Kaynaklanıyor
  • Ciddi Bir Uyanış
  • Beyin Hammaddesi İhraç Ediyoruz
  • Topraklar Gidiyor!
  • İngilizce-Türkçe Karşılaştırması
  • Türkçe, Türetebilen Güçlü Dil
  • Araştırma Yoksa Sanayi de Olmaz
  • Dış Siyasetimiz Sadece Yalvarmak
  • Eğitim Dili Hep Türkçe Olmalı
  • Türkiye, Gençleri Değerlendirmeli
  • Bizi AB'ye Falan Alacakları Yok!
  • Gözden Ciğer Muayenesi
  • İngilizce Tıbbın Gülünçlüğü
  • Endülüs Nasıl Bitti?
  • Nostradamus
  • Vatansatanlar - Vatanseverler
  • Sömürge Muamelesi Altındayız
  • Endüstriyel Bölge Yasası'yla Topraklarımız Yabancılara Gidiyor. Ne Yapmalıyız?
  • Kıbrıs'ı Verin de Gelin
  • Millet Gerçekleri Bilmelidir
  • Millet Haddini Bildirmelidir
  • Bıçak Kemiğe Dayanmıştır
  • Büyük Meseleler Küçük Adımlarla Çözülür
  • Sevr'den de Beter!
  • Batı'nın Türk Sorunu Var
  • Borçlandırarak Batırma Tuzağı
  • Tarımı Tek Ürüne Bağlama Tuzağı
  • Vatan Millet İçin Çalışan Bilim Adamlarının Başına Gelenler
  • Türkiye'de Her Şeyin Sahtesi Var

 

Oktay Sinanoğlu – Hedef Türkiye

Hedef Türkiye Kitap Kapağı Hedef Türkiye
Oktay Sinanoğlu
Bilim+Gönül Yayınları
310

"Türk Aynştaynı" olarak tanınan, değişik ülkelerde iki kez Nobel Ödülü'ne aday gösterilen Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, A.B.D. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi. (1956). A.B.D.'de M.I.T.'den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu; "Alfred Sloan Ödülü"nü aldı. Berkeley'de Kuramsal Kimya doktorasını yaptı. ABD Atom Enerjisi Merkezi'nde araştırmalar yaptı. Harvard ve Yale'de kendisine ait yeni kuantum(nicem) kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey dersler verdi. 1962'de, 26 yaşında, Batı'nın son 300 yıldaki en genç profesörü oldu. "Moleküler Biyoloji" konusunda ikinci kürsüsüne atandı. "Alexander von Humboldt Bilim Ödülü"nü kazanan ilk bilimci oldu. Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çıkardığı özel bir kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Unvanı"nı verdi. Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak Japonya'ya gönderildi; Türk-Japon Kültür, Eğitim ve Bilim ilişkilerinin temelini attı.

Oktay Sinanoğlu – Bye Bye Türkçe

Bye Bye Türkçe Kitap Kapağı Bye Bye Türkçe
Oktay Sinanoğlu
Bilim+Gönül Yayınları
426

ATİLLA İLHAN: ABD Bilim ve sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD gibi nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki "Amerikan Rüyası"nın yanlış yayğınlığından, Türkçenin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki "yerli dili" muamelesi görmesinden son derece rahatsız." (Cumhuriyet, 24.05.2000)

YALÇIN PEKŞEN: Akıl, zekâ ve en sonunda deha: Oktay Sinanoğlu... Time mecmuası "Mucize Profesör" diye yazdı... Newsweek, New York Times, Avrupa dergileri; Der Spiegel, vs. Kıyamet koptu sizin anlayacağınız...ABD gazeteleri kısa bir süre önce birinci sayfalarından Sinanoğlu'nun bu yıl kimya dalında Nobel'e aday olduğunu yazdılar.

Uğur Mumcu – 12 Eylül Adaleti

12 Eylül Adaleti Kitap Kapağı 12 Eylül Adaleti
Uğur Mumcu
Uğur Mumcu Vakfı Yayınları
120

12 Eylül, bir metamorfozun adıdır. Eğitimden hukuka, herşeyin tümüyle değiştiği bu dönemden sonra artık hangi taşı kaldırsanız altında 12 Eylül var. Bugün yaşadıklarımız, öncesiz sonrasız, hep var olan şeyler değil. 12 Eylül ile birlikte topluma zorla giydirilen bir deli gömleği.Bu yapının oturabilmesi için hukuk da amansızca kullanıldı. Ancak, hukuktan önce adalet kavramı var. Adalet, bir ideal durumun, özlemin adı. Hukuksa, adalete ulaşmanın yollarından sadece biri. Hukuku kullanarak, adaletsizlik de yaratabilirsiniz. Parlamentodan çıkan metin, hukuktur ama mutlaka adalet değildir. İşte 1982 Anayasası, işte 141-142 ve benzerleri...Bu kitabın adı, bu nedenle 12 Eylül Adaleti. Çünkü okuyunca, hukuk diye değil, adalet diye sızlayacak vicdanınız.