Uğur Mumcu – Sakıncalı Piyade
Siyasi / 10 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sakıncalı Piyade Yazar: Uğur Mumcu Yayıncı: Uğur Mumcu Vakfı Yayınları Sayfa Sayısı: 99 “Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu! Sakıncalı Piyade’yi yazdığın için. Eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık, kendi yazdıklarıma gülemem, ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘Acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.

Uğur Mumcu – Kontrgerilla Öğretileri
Siyasi / 10 Ağustos 2017

Kitap Adı: Kontrgerilla Öğretileri Yazar: Uğur Mumcu Yayıncı: Uğur Mumcu Vakfı Yayınları Sayfa Sayısı: 199 “…vurulup vurulup öldürülen yurttaşlarımız, bir profesyonel katil çetesinin kurbanlarıdır. …Bir ülkede her eylemi CIA örgütlemez. CIA planlamaz. Fakat oluşan olaylara CIA yön verir, biçim verir, biçim verir. Bir yerde sıkılan kurşun, bir yerde patlayan bomba, öyle koşullar olur ki, CIA planlarına uygun düşer. Doğrudur; herkesi CIA yönetmez. Fakat bir çok kişi, bilerek ya da bilmeyerek CIA planlarına araç olur. (Cumhuriyet, 29 Nisan 1977, Korku…)… Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de CIA vardır ve bazı devlet kurumlarıyla iç içedir. CIA belli olaylara karışır, belli olayları saptırır, yozlaştırır. Amacı, hangi ülkede olursa olsun, solun geniş bir birlik yaratarak iktidara gelmesini önlemektir. (Cumhuriyet, 7 Mayıs 1977, Yılgınlık…)…Kontrgerilla, devletin yasal yetkililerince denetlenemeyen bir CIA kuruluşudur. (Cumhuriyet, 1 Haziran 1977. Acaba…)…CIA ile Kontgerilla arasındaki ilişkileri bilmeden, araştırmadan, şematik yorumlarla CIA olgusunu unutturmaya çalışmak, bilmem, kime hizmet olur!..(Cumhuriyet, 8 Mayıs 1977, Oyuna Gelmemek…)Uğur MUMCU

Uğur Mumcu – Devlet, Silah, Adalet
Siyasi / 10 Ağustos 2017

Kitap Adı: Devlet, Silah, Adalet Yazar: Uğur Mumcu Yayıncı: Uğur Mumcu Vakfı Yayınları Sayfa Sayısı: 216 Devletin, şiddet ve terörü tek başına yürüttüğü günler oluyor. Buna “devlet terörü! diyoruz. Bir kısım şiddet olayları, devletten bağımsız kişi ve örgütlerce yapılıyor. Bir kışmı da tam anlamıyla ‘karma’ oluyor. Bazı kamu görevlileri ile sağcı teröristler, aynı örgütte yani eylemde birleşiyorlar. Devlet kışkırtıcı ajan kullanıyor, suç işletiyor. (Cumhuriyet, 9 Eylül 1976, Devlet ve Şiddet…)Bir toplumu ayakta tutan temel dayanaklardan biri, adalet duygusudur. Bu duygu bir kez yara aldı mı, demokrasinin temelleri de sarsılmış demektir. … Adalet, bağımsız mahkemeler aracılığıyla dağıtılırsa adalet duygusu güçlenir. …Devletin görevi adam öldürmek değildir. Devlet, sanıklar kim olursa olsun, suçları hangi türden olursa olsun, haklarında suç belirtileri bulunan kimseleri, sağ olarak mahkemelerin yerini silahla, bombayla doldurmak isteyen anlayıştır. …Yargıçları yok sayan siyasal iktidar, bundan sonra silah yoluyla mı adalet dağıtacaktır yoksa!?.. (Cumhuriyet, 30 Ocak 1976, Silah ve Adalet…)Uğur MUMCU

Ergün Poyraz – Musa’nın Mücahiti
Siyasi / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Musa'nın Mücahiti Yazar: Ergün Poyraz Yayıncı: Togan Yayıncılık Sayfa Sayısı: 222 Yazarın bir süre önce yazdığı; Musa’nın Çocukları ve Musa’nın Gül’ü adlı kitapları en çok okunan yerli kitaplar arasında 1. ve 2. ligi almış, satış rekorları kırmıştı. 22 Mayıs 2007 tarihinde TÜSİAD toplantısında Başbakan Tayyip Erdoğan, “Benim, için Rum çocuğu diyorlar, yok Musa’nın çocuğu diyorlar, kardeşim Gül için olmadık iddialarda bulunuyorlar” sözleri ile TÜSİAD Üyelerine şi­kayette bulunmuştu. Erdoğan Mahkemelerden kitabın toplatılma­sını istemiş ve bu isteği reddedilmişti. Yazar, bu kitabında da Bülent Arınç’ın tüm bilinmeyenlerine pro­jektör tutuyor. Dedeleri, ailesi, siyasi geçmişi ve şimdiki durumu hakkında “Şok” belgelere yer veriyor. Kitapta Bülent Arınç’ın hayat hikâyesini okurken hayretler içinde kalacak, “Bunlar mı bizi yönetiyor” diye uzun uzun düşüneceksiniz. Bülent Arınç’ın Yahudilere kardeşlik mesajı Amerikan köpekleri Doğramacı’nın üniversitesi Bülent Arınç’a akıncı şoku Devlet bütçesinden erotik film Arınç’ın dedeleri Özal’ın şortunu öpermiş Anne Arınç’ta sonradan örtünmüş YA Gazi Paşa duyarsa Arınç’ın yemel parası Ülker’den bir ilk daha Ülker’in Ermeni ortakları Müslüman ve Yahudi Harbi 2 Ermenistan’ın üzerine bir bomba Şeytan yolu Anlamak mümkün değil Cezaevi Masalları Şeriat övgüsü

Ergün Poyraz – Musa’nın Gülü
Siyasi / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Musa'nın Gülü Yazar: Ergün Poyraz Yayıncı: Togan Yayıncılık Sayfa Sayısı: 188 Her yazdığı kitapla olay olan Ergün Poyraz, bu kitabıyla da Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün dünden bugüne gelişimini, çocukluğundan evliliğine, evliliğindeki ilk gelişmelerden bugüne bilinmeyenlerini gözler önüne seriyor. Kitapta, Kayserili olarak bilinen Gül’ün Siirt göçmeni olmasının ve kabinedeki diğer akrabası olan bakanı göreceksiniz.”Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünden rahatsız olan başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere diğer birçok AKP’liler gibi Gül’ün de bu konuda söylediği: “70 yılın çok büyük yanlışları olmuştur. Çukurca’da dağa “Ne Mutlu Türküm” yazmışsınız. Hâlâ Diyarbakır ortasında bu tür sloganlar yazılıdır. Maalesef resmi ideoloji Türk Milliyetçiliği şeklinde kendisini ırki, taassup olarak tezahür ettirmiştir,” şeklindeki sözleriyle Türklüğe karşı hasımane tutumlarını göreceksiniz.Kitapta Abdullah Gül’ün İngilizler’le olan yakınlıklarına, Yahudi lobileriyle ilişkilerine, ABD’lilerle olan gizli görüşmelerine ve ABD vatandaşlığıyla ilgili her türlü bilgilere ulaşacaksınız.Ayrıca, Abdullah Gül’ün mahkemeleri ve mahkumiyet kararlarını, İngiliz istihbarat servislerinin yurtdışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir kısmının seçildiği Exeter Üniversitesi’ndeki eğitim günlerini ve ilişkilerini bulacaksınız.

Ergün Poyraz – Musa’nın Çocukları: Tayyip ve Emine
Siyasi / 27 Temmuz 2017

Kitap Adı: Musa'nın Çocukları: Tayyip ve Emine Yazar: Ergün Poyraz Yayıncı: Togan Yayıncılık Sayfa Sayısı: 335 AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan yazarı ABD’de düzenlenen bir toplantıda CIA Ortadoğu Masası Şefi Richard Perle ve diğer istihbarat örgütlerine şikayet etmiştir.Yazarımız bu kitabında; Tayyip ve Emine Erdoğan’ın doğumundan bugüne kadar olan hayat hikayelerini. Tayip ve AKP’nin İsrail, ABD ve İngiliz büyükelçi ve istihbarat örgütlerinin desteğinde nasıl gelişip serpildiğini görecek, TBMM’de yine bu ülkelerin lehine sergiledikleri faaliyetlerini okuyacaksınız. Tayyip’in Amerikan vatandaşlığı yanında, Arap kökenli olarak tanıttığı eşinin Arap değil, Yahudi soyundan geldiğini ibretle izleyeceksiniz. Keza kendinin de Musa’nın soyundan geldiğini…Kitapta Yasin El Kadı-Tayyip, Tayip-Usame Bin Laden, Tayip-Ülker, Yasin El Kadı-Ülker ilişkilerini bulacaksınız.Tayyip’in mal varlığındaki inanılmaz artışlarla, belediye başkan maaşının yanında, belediye şirketlerinden huzur hakkı adı altında aldığı paraları göreceksiniz. Tayyip’in belediye başkanlığı döneminde yapılanması hızlanan “geleceğin başbakanı ve cihat hazırlığının” TBMM’de geldiği son safhalara tanık olacaksınız.

Emre Kongar – Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk
Siyasi / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk Yazar: Emre Kongar Yayıncı: Remzi Kitabevi Sayfa Sayısı: 400 Toplumsal bilimlerin ve siyasal bilimlerin özel terimleri, günlük konuşma dilinde taşıdıklarından farklı anlamlar taşır. Her bilim dalının olduğu gibi, toplumbilimin de kendine özgü bir dili, kendine özgü terimleri vardır. Bir örnek ‘rol’ terimi için verilebilir. Günlük yaşamda, sahne etkinlikleri arasında düşünülen ‘rol’ terimi, toplumbilim için, ‘bir durumun hak ve görevlerinin nasıl yerine getirilmesi gerektiği hakkında ilgili başka kişiler tarafından sahip olunan rol beklentilerinin toplamı’ olarak tanımlanır. İşin ilginç yanı, hemen hemen tüm bilim dalları için, özel terimlerin ve özel bir dilin varlığı kabul edilir ama, iş toplumsal ve siyasal bilimlere gelince biraz karışır: İnsanlar bu bilim dallarının terimlerinin ‘özel anlam’ taşıdıklarını unutur görünürler. Bu yüzden de herkes her terimi aklına ve diline geldiği gibi kullanır. Oysa, her ayrı terimin, temsil ettiği kavramlar açısından ayrı anlamları vardır. (kitaptan alıntı)

Doğu Perinçek – Mafyokrasi
Siyasi / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Mafyokrasi Yazar: Doğu Perinçek Yayıncı: Kaynak Yayınları Sayfa Sayısı: 181 Elinizdeki kitap, emperyalist-kapitalist sistemin mafyalaşması üzerine on yıllık bir araştırma ve çabanın ürünü. Doğu Perinçek, “Hangi çağdayız? İnsanlık kapitalizmin ya da ‘Modernizmin’ ötesine mi geçti? Söylendiği gibi, gerçekten ‘Bilgi çağı’ diye bir zamana mı geldik? Yoksa emperyalizm çağının son demlerini mi yaşıyoruz?” temel sorularına net yanıtlar veriyor: “Lenin’in kapitalizmin son aşaması dediği emperyalizmin üretimle ve insanla çelişmesi, bir çözüm noktasına ilerlemektedir. Mafyalaşma, kapitalizmin son aşaması olan emperyalizm döneminin son aşamısıdır. Yani: son aşamasının son aşaması!”

Aytunç Altındal – Türkiye’de ve Dünyada Casuslar
Siyasi / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türkiye'de ve Dünyada Casuslar Yazar: Aytunç Altındal Yayıncı: Destek Yayınları Sayfa Sayısı: 160 Fahişeler ve ajanların yolları neden hep kesişir? Giardano Buruno neden yakıldı? Peki, Jeanne d’Arc? James Bond filmlerinin kahramanları hangi ajanlardan esinlenerek yaratıldı? Yunanistan’ın, NATO’ya dönmesi konusunda Devlet Başkanı Kenan Evren’i, kim ikna etti? Bu kitapta, bu ve daha birçok sorunun yanıtını bulacaksınız Walter L. Pforzheimer, CIA’dan emekliye ayrılmış çok deneyimli bir casus. Ona göre ilk casusluk olayı Âdem ile Havva arasında geçti. İncil’in ünlü Yılanı ilk casus ve Havva da onun ilk Asseti idi. Arkeologlar, Suriye’de günümüzden 3800 yıl önce yazılmış bir tuğla tablette casuslardan yakınıldığını belirtiyorlar. Son 20 yılda ulusal güvenliği boşlamış iktidarların, Türkiye’yi ne denli güvenlik zaafına uğrattıklarının örnekleriyle anlatıldığı bu kitapta Aytunç Altındal, Diğer ülkeler bir yana, o günlerden bu yana Anadolu toprakları casusların en çok gönderildiği bölgedir. Soğuk Savaş yıllarında en iyimser tahminle ortalama 25 ülkeden Türkiye’ye yaklaşık 10 bin casus, ajan vb. geldi. Günümüzde bu sayı 3 bin 500 civarında. Sadece Ankara’da yaklaşık 280290 deneyimli askeri personel, diplomat, istihbaratçı şu ya da bu amaçla bilgi topluyor. Gerisini siz düşünün diyor.

Ziya Gökalp – Türk Milliyetçiliğinin Temelleri
Siyasi / 5 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türk Milliyetçiliğinin Temelleri Yazar: Ziya Gökalp Yayıncı: Sebil Yayınevi Sayfa Sayısı: 208 19. ve 20. yüzyılda yaygın bir uygulama alanı bulan milliyetçilik düşüncesi, özellikle I. Dünya Savaşı’nın ardından dağılan imparatorluk enkazı üzerinde yükselen ulus devletlere zemin hazırladı. Gürültüyle çöken imparatorlukların tahakküm alanlarında bulanan çeşitli uluslar, yaygın milliyetçilik akımlarının etkisiyle kendi ulus devletlerini kurma mücadelesi içine girdiler. Bu mücadelenin tetikleyicisi olan milliyetçilik olgusu, aynı zamanda kurulan genç devletlerin ideolojik dayanağı da oldu. Çağın belirleyeni olan milliyetçilik, kurulan her yeni ulus devlette ideolog/ideologlar tarafından kurucu unsur olarak görülen milletin “kendine özgü şartlarına” göre teorize edildi.Almanya doğumlu İsrailli akademisyen Uriel Heyd, elinizde tutuğunuz bu önemli eserinde, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin millî dayanaklarını, Türk milliyetçiliğinin ideolojik altyapısın temellendirdiğini söylediği Ziya Gökalp üzerinden irdeliyor. Bir tür “kurucu baba” figürü olarak yansıttığı Gökalp’i modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojik temellerinde merkezî bir noktaya (tartışmalı olarak) yerleştiriyor.”

Janet Afary & Kevin B. Anderson – Foucault ve İran Devrimi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Foucault ve İran Devrimi: Toplumsal Cinsiyet ve İslamcılığın Ayartmaları Yazar: Janet Afary & Kevin B. Anderson Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 376 1978-1979 yılları arasında, İran halkı, otoriter bir iktisadi ve kültürel modernleşme programı yürüten Rıza Şah Pehlevi rejimini devirdi. Ayetullah Humeyni’nin önderliğindeki militan İslamcı hizip; laik milliyetçilerin, liberallerin, solcuların yer aldığı rejim karşıtı başkaldırıya egemen oldu. İslamcılar için, Şaha karşı verilen mücadele Kerbela Savaşı’nı, Humeyni masum Hüseyin’i, Şah da onun can düşmanı Yezid’i simgeliyordu. Şahın zalim baskısı altında can veren protestocular, Hüseyin’in takipçileri gibi şehit sayılıyordu. Michel Foucault, 1978’de İran’ı iki kere ziyaret etmişti ve devrim hakkında heyecanla yazılar kaleme alıp konuşuyor, devrimi hiçbir şekilde eleştirmiyordu. Hayatı boyunca Foucault, sahihlik kavramını, insanların tehlike altında yaşayıp ölümle flörtleştiği durumlara, yaratıcılığın baş verdiği bu yerlere bakmak anlamında kullanmıştı. Yeni ufuklar açan akıldışılıkları yazılarında büyük bir tutkuyla savunmuştu. Ayetullah Humeyni’nin devrimci şahsiyetinde ve devrim esnasında onun peşinden giderek hayatlarını hiçe sayan milyonlarda, sınırları aşan böyle bir güç görmüştü. Bunun gibi “sınır” deneyimlerin yeni yaratıcılık biçimleri doğurabileceğini biliyordu, dolayısıyla devrimi hararetle destekledi. Bu, Foucault’nun devrimle ilk elden yaşadığı tek tecrübeydi ve Batılı olmayan bir topluma dair en kapsamlı yazı dizisini kaleme almasına yol açtı. Foucault’nun İran Devrimine duyduğu ilgi, gazetecilik…

Esra Özyürek – Modernlik Nostaljisi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Modernlik Nostaljisi: Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar: Esra Özyürek Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 258 Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar bu çalışmasında güçlü devlet ideolojisi altında çalışan yerel siyasal liderlerin ve aktörlerin şimdi devlet güdümlü modernleşmenin tarihini ve sembollerinin piyasa güdümlü modernleşmenin yeni hegemonyasının kavramsal çerçevesine nasıl ve neden tercüme ettiklerine, dahası sıradan yurttaşların bu kavramları günlük yaşamlarına nasıl uyarladıklarına cevap arıyor. Esra Özyürek bu kitabında, laik devlet ideolojisi, politikası ve sembolizminin ev, işyeri, piyasalar, sivil toplum gibi özel alanlarda nasıl yeni bir hayat ve meşruiyet bulduğunu anlamaya çalışıyor. Yazar ‘nostalji’ ve ‘toplumsal bellek’ kavramları üzerinde sıklıkla durarak geçmişe, özellikle de cumhuriyetin ilk yıllarına duyulan özlemin, toplumun belirli bir kesimini nasıl harekete geçirdiğini ve kamusal-özel, siyasal-siyasal olmayan, meşru-gayri meşru diye görülen alanlar arasındaki hızla aşılan sınırları araştırıyor. Türkiye’de siyasal alanın ve devlet-yurttaş ilişkileri zemininin kendine özgü ama küresel gelişmelerle bağlantılı bir tarzda nasıl değiştiğine odaklanıyor.x Yazar neoliberal sembollerin popülerleşerek, güçlü devlet ideolojileri ve devlet güdümlü modernleşme projelerinin nostaljik anılarıyla yeni bağlamlara tercüme edildiğini gösteriyor. Özelleştirme, piyasa tercihi ve iradecilik gibi neoliberal sembollerle Kemalizmin devletçi, ulusalcı ve modernist ideolojisinin sembollerinin 1990’larda beklenmedik bir şekilde iç içe geçişini irdeliyor. Kemalist siyasal, entelektüel ve askerî elit…

David Graeber – Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi Yazar: David Graeber Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 102 Anarşizm, Büyük Kuramdan ziyade dönüştürücü bir projeden doğan gerçek, acil sorunlarla boğuşmanın bir yolu olan Küçük Kuram olarak adlandırılabilecek bir şeye ihtiyaç duyar. Ne tür bir toplumsal kuram, insanların kendi işlerini yönetmekte özgür oldukları bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunur? Bu kitapçığın ana teması budur. David Graeber’e göre böyle bir kuram; devlet, kapitalizm, ırkçılık ve erkek egemenliği gibi kurumların kaçınılmaz olmadığını; böyle şeylerin bulunmadığı bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunun sonucunda hepimizin daha iyi bir durumda olacağını varsaymalıdır. Kişinin kendini böyle bir ilkeye adaması ise neredeyse bir inanç edimidir. Herhangi bir anarşist toplum kuramı, öncülük iddiasının her türlü belirtisini bilinçli bir şekilde reddetmek zorundadır. Entelektüellerin rolü, çok açık bir şekilde, doğru stratejik analizlere ulaşıp sonra da kitlelere önderlik edebilecek bir seçkinler sınıfı oluşturmak değildir. Anarşist bir antropoloji gerçekte yoktur. Sadece küçük parçalar vardır. David Graeber, bu kitabın ilk kısmında, bu parçalardan bazılarını bir araya getiriyor ve ortak temalar aramaya çalışıyor; ikinci kısmında ise daha ileri giderek, gelecekte var olabilecek bir toplumsal kuram bütününü hayal ediyor.

Yıldırım Türker – Gözaltında Kayıp Onu Unutma
Siyasi / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Gözaltında Kayıp Onu Unutma Yazar: Yıldırım Türker Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 80 “İnsanların devlet eliyle toplu olarak kayıp edilmelerinin ilk örneği, 7 Aralık 1941 tarihinde Nazi Generali Wilhelm Keitel’in emriyle başlatılan operasyon. Binlerce direnişçi, Nazi işgali altındaki Avrupa’ya gözdağı vermek, her türden direnişi sindirmek amacıyla gece yarılarında toplanıp kayıp edildiler. Operasyonun adı ‘Gece ve Sis’ti. Gece ve Sis, faşizmin şiirinde, geceleyin kayıp et ve belirsizliğin sisiyle sarmala anlamına geliyordu. Daha sonra 1960’larda Guatemala ve Brezilya’da binlerce insan kayıp edildi. 1973 darbesinden sonra Şili’de yüzlerce insan kayıp edildi. Pinochet, Arjantin generallerine el verdi. 1976 darbesinden sanra Arjantin’de binlerce muhalif kayıp edildi. Sivil yönetime geçildikten sonra kimi itirafçı generallerden, kayıp edilen insanların büyük bir kısmının iğnelerle uyuşturulup uçaklardan okyanusa atıldıklarını öğrendik. İnsanları kayıp etmenin kirli tarihi şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde yazılıyor. 1980’den bu yana her yıl, her gün daha fazla insan kayıp ediliyor. Geceye tenezzül etmeyen adamlar çoğunluk gündüz vakti insanları arabalarına tıkıştırıp götürüyor. Sise güvenleri sonsuz nasılsa. Hayatımızın üstüne kapanmış bu sis, kaç on yılın sisi. Hiçbir zaman Arjantin kadar sivil olamayacağımızı, dolayısıyla hiçbir mahkemede terlemeyeceklerini, kullandıkları yöntemleri ele vermek zorunda kalmayacaklarını düşünüyorlar besbelli. Ve kayıplar listesi gün günden kabarıyor. Her geçen ay daha çok insan kayıp ediliyor. Ve…

Richard A. Falk – Dünya Düzeni Nereye?
Siyasi / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Dünya Düzeni Nereye: Amerikan Emperyalizmi Jeopolitikası Yazar: Richard A. Falk Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 360 Richard Faik, uluslararası hukuk ve barış girişimleri alanında aktif görevler üstlenen uzman ve üretken bir akademisyen. Dünyanın 21. yüzyıla çok kötü bir başlangıç yaptığını düşünen ve mevcut durumu “küresel faşizm” olarak gören yazar, bu gidişatı durduracak zenginlikte yaratıcı direniş ve değişim güçlerinin ortaya çıkacağını umut ediyor: “Bulunduğumuz anın gelecek konusunda daha fazla sorumluluk paylaşmayı gerektirdiğini anlayanlarımızın sayısı durmadan artıyor. Dünya tarihinin gidişatını değiştirmek ya da Amerikan iktidarını dizginlemek kolay olmayacak. Ne kadar başarı şansımız olduğu hesabıyla değil, neyin doğru ve zorunlu olduğuna dayanarak çaba sarfetmemiz gerekiyor. Engeller çok büyük göründüğü, fakat davamız da bir o kadar haklı olduğu içindir ki yegâne umut sonuçta siyasetin bir imkânsızı başarma sanatı olmasıdır. İnsanlık tarihi boyunca ileri doğru atılan en büyük adımlar, atılıncaya kadar hep ‘imkânsız’ göründü.”