Emre Kongar – Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk
Siyasi / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk Yazar: Emre Kongar Yayıncı: Remzi Kitabevi Sayfa Sayısı: 400 Toplumsal bilimlerin ve siyasal bilimlerin özel terimleri, günlük konuşma dilinde taşıdıklarından farklı anlamlar taşır. Her bilim dalının olduğu gibi, toplumbilimin de kendine özgü bir dili, kendine özgü terimleri vardır. Bir örnek ‘rol’ terimi için verilebilir. Günlük yaşamda, sahne etkinlikleri arasında düşünülen ‘rol’ terimi, toplumbilim için, ‘bir durumun hak ve görevlerinin nasıl yerine getirilmesi gerektiği hakkında ilgili başka kişiler tarafından sahip olunan rol beklentilerinin toplamı’ olarak tanımlanır. İşin ilginç yanı, hemen hemen tüm bilim dalları için, özel terimlerin ve özel bir dilin varlığı kabul edilir ama, iş toplumsal ve siyasal bilimlere gelince biraz karışır: İnsanlar bu bilim dallarının terimlerinin ‘özel anlam’ taşıdıklarını unutur görünürler. Bu yüzden de herkes her terimi aklına ve diline geldiği gibi kullanır. Oysa, her ayrı terimin, temsil ettiği kavramlar açısından ayrı anlamları vardır. (kitaptan alıntı)

Doğu Perinçek – Mafyokrasi
Siyasi / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Mafyokrasi Yazar: Doğu Perinçek Yayıncı: Kaynak Yayınları Sayfa Sayısı: 181 Elinizdeki kitap, emperyalist-kapitalist sistemin mafyalaşması üzerine on yıllık bir araştırma ve çabanın ürünü. Doğu Perinçek, “Hangi çağdayız? İnsanlık kapitalizmin ya da ‘Modernizmin’ ötesine mi geçti? Söylendiği gibi, gerçekten ‘Bilgi çağı’ diye bir zamana mı geldik? Yoksa emperyalizm çağının son demlerini mi yaşıyoruz?” temel sorularına net yanıtlar veriyor: “Lenin’in kapitalizmin son aşaması dediği emperyalizmin üretimle ve insanla çelişmesi, bir çözüm noktasına ilerlemektedir. Mafyalaşma, kapitalizmin son aşaması olan emperyalizm döneminin son aşamısıdır. Yani: son aşamasının son aşaması!”

Aytunç Altındal – Türkiye’de ve Dünyada Casuslar
Siyasi / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türkiye'de ve Dünyada Casuslar Yazar: Aytunç Altındal Yayıncı: Destek Yayınları Sayfa Sayısı: 160 Fahişeler ve ajanların yolları neden hep kesişir? Giardano Buruno neden yakıldı? Peki, Jeanne d’Arc? James Bond filmlerinin kahramanları hangi ajanlardan esinlenerek yaratıldı? Yunanistan’ın, NATO’ya dönmesi konusunda Devlet Başkanı Kenan Evren’i, kim ikna etti? Bu kitapta, bu ve daha birçok sorunun yanıtını bulacaksınız Walter L. Pforzheimer, CIA’dan emekliye ayrılmış çok deneyimli bir casus. Ona göre ilk casusluk olayı Âdem ile Havva arasında geçti. İncil’in ünlü Yılanı ilk casus ve Havva da onun ilk Asseti idi. Arkeologlar, Suriye’de günümüzden 3800 yıl önce yazılmış bir tuğla tablette casuslardan yakınıldığını belirtiyorlar. Son 20 yılda ulusal güvenliği boşlamış iktidarların, Türkiye’yi ne denli güvenlik zaafına uğrattıklarının örnekleriyle anlatıldığı bu kitapta Aytunç Altındal, Diğer ülkeler bir yana, o günlerden bu yana Anadolu toprakları casusların en çok gönderildiği bölgedir. Soğuk Savaş yıllarında en iyimser tahminle ortalama 25 ülkeden Türkiye’ye yaklaşık 10 bin casus, ajan vb. geldi. Günümüzde bu sayı 3 bin 500 civarında. Sadece Ankara’da yaklaşık 280290 deneyimli askeri personel, diplomat, istihbaratçı şu ya da bu amaçla bilgi topluyor. Gerisini siz düşünün diyor.

Ziya Gökalp – Türk Milliyetçiliğinin Temelleri
Siyasi / 5 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türk Milliyetçiliğinin Temelleri Yazar: Ziya Gökalp Yayıncı: Sebil Yayınevi Sayfa Sayısı: 208 19. ve 20. yüzyılda yaygın bir uygulama alanı bulan milliyetçilik düşüncesi, özellikle I. Dünya Savaşı’nın ardından dağılan imparatorluk enkazı üzerinde yükselen ulus devletlere zemin hazırladı. Gürültüyle çöken imparatorlukların tahakküm alanlarında bulanan çeşitli uluslar, yaygın milliyetçilik akımlarının etkisiyle kendi ulus devletlerini kurma mücadelesi içine girdiler. Bu mücadelenin tetikleyicisi olan milliyetçilik olgusu, aynı zamanda kurulan genç devletlerin ideolojik dayanağı da oldu. Çağın belirleyeni olan milliyetçilik, kurulan her yeni ulus devlette ideolog/ideologlar tarafından kurucu unsur olarak görülen milletin “kendine özgü şartlarına” göre teorize edildi.Almanya doğumlu İsrailli akademisyen Uriel Heyd, elinizde tutuğunuz bu önemli eserinde, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin millî dayanaklarını, Türk milliyetçiliğinin ideolojik altyapısın temellendirdiğini söylediği Ziya Gökalp üzerinden irdeliyor. Bir tür “kurucu baba” figürü olarak yansıttığı Gökalp’i modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojik temellerinde merkezî bir noktaya (tartışmalı olarak) yerleştiriyor.”

Janet Afary & Kevin B. Anderson – Foucault ve İran Devrimi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Foucault ve İran Devrimi: Toplumsal Cinsiyet ve İslamcılığın Ayartmaları Yazar: Janet Afary & Kevin B. Anderson Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 376 1978-1979 yılları arasında, İran halkı, otoriter bir iktisadi ve kültürel modernleşme programı yürüten Rıza Şah Pehlevi rejimini devirdi. Ayetullah Humeyni’nin önderliğindeki militan İslamcı hizip; laik milliyetçilerin, liberallerin, solcuların yer aldığı rejim karşıtı başkaldırıya egemen oldu. İslamcılar için, Şaha karşı verilen mücadele Kerbela Savaşı’nı, Humeyni masum Hüseyin’i, Şah da onun can düşmanı Yezid’i simgeliyordu. Şahın zalim baskısı altında can veren protestocular, Hüseyin’in takipçileri gibi şehit sayılıyordu. Michel Foucault, 1978’de İran’ı iki kere ziyaret etmişti ve devrim hakkında heyecanla yazılar kaleme alıp konuşuyor, devrimi hiçbir şekilde eleştirmiyordu. Hayatı boyunca Foucault, sahihlik kavramını, insanların tehlike altında yaşayıp ölümle flörtleştiği durumlara, yaratıcılığın baş verdiği bu yerlere bakmak anlamında kullanmıştı. Yeni ufuklar açan akıldışılıkları yazılarında büyük bir tutkuyla savunmuştu. Ayetullah Humeyni’nin devrimci şahsiyetinde ve devrim esnasında onun peşinden giderek hayatlarını hiçe sayan milyonlarda, sınırları aşan böyle bir güç görmüştü. Bunun gibi “sınır” deneyimlerin yeni yaratıcılık biçimleri doğurabileceğini biliyordu, dolayısıyla devrimi hararetle destekledi. Bu, Foucault’nun devrimle ilk elden yaşadığı tek tecrübeydi ve Batılı olmayan bir topluma dair en kapsamlı yazı dizisini kaleme almasına yol açtı. Foucault’nun İran Devrimine duyduğu ilgi, gazetecilik…

Esra Özyürek – Modernlik Nostaljisi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Modernlik Nostaljisi: Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar: Esra Özyürek Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 258 Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar bu çalışmasında güçlü devlet ideolojisi altında çalışan yerel siyasal liderlerin ve aktörlerin şimdi devlet güdümlü modernleşmenin tarihini ve sembollerinin piyasa güdümlü modernleşmenin yeni hegemonyasının kavramsal çerçevesine nasıl ve neden tercüme ettiklerine, dahası sıradan yurttaşların bu kavramları günlük yaşamlarına nasıl uyarladıklarına cevap arıyor. Esra Özyürek bu kitabında, laik devlet ideolojisi, politikası ve sembolizminin ev, işyeri, piyasalar, sivil toplum gibi özel alanlarda nasıl yeni bir hayat ve meşruiyet bulduğunu anlamaya çalışıyor. Yazar ‘nostalji’ ve ‘toplumsal bellek’ kavramları üzerinde sıklıkla durarak geçmişe, özellikle de cumhuriyetin ilk yıllarına duyulan özlemin, toplumun belirli bir kesimini nasıl harekete geçirdiğini ve kamusal-özel, siyasal-siyasal olmayan, meşru-gayri meşru diye görülen alanlar arasındaki hızla aşılan sınırları araştırıyor. Türkiye’de siyasal alanın ve devlet-yurttaş ilişkileri zemininin kendine özgü ama küresel gelişmelerle bağlantılı bir tarzda nasıl değiştiğine odaklanıyor.x Yazar neoliberal sembollerin popülerleşerek, güçlü devlet ideolojileri ve devlet güdümlü modernleşme projelerinin nostaljik anılarıyla yeni bağlamlara tercüme edildiğini gösteriyor. Özelleştirme, piyasa tercihi ve iradecilik gibi neoliberal sembollerle Kemalizmin devletçi, ulusalcı ve modernist ideolojisinin sembollerinin 1990’larda beklenmedik bir şekilde iç içe geçişini irdeliyor. Kemalist siyasal, entelektüel ve askerî elit…

David Graeber – Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi Yazar: David Graeber Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 102 Anarşizm, Büyük Kuramdan ziyade dönüştürücü bir projeden doğan gerçek, acil sorunlarla boğuşmanın bir yolu olan Küçük Kuram olarak adlandırılabilecek bir şeye ihtiyaç duyar. Ne tür bir toplumsal kuram, insanların kendi işlerini yönetmekte özgür oldukları bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunur? Bu kitapçığın ana teması budur. David Graeber’e göre böyle bir kuram; devlet, kapitalizm, ırkçılık ve erkek egemenliği gibi kurumların kaçınılmaz olmadığını; böyle şeylerin bulunmadığı bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunun sonucunda hepimizin daha iyi bir durumda olacağını varsaymalıdır. Kişinin kendini böyle bir ilkeye adaması ise neredeyse bir inanç edimidir. Herhangi bir anarşist toplum kuramı, öncülük iddiasının her türlü belirtisini bilinçli bir şekilde reddetmek zorundadır. Entelektüellerin rolü, çok açık bir şekilde, doğru stratejik analizlere ulaşıp sonra da kitlelere önderlik edebilecek bir seçkinler sınıfı oluşturmak değildir. Anarşist bir antropoloji gerçekte yoktur. Sadece küçük parçalar vardır. David Graeber, bu kitabın ilk kısmında, bu parçalardan bazılarını bir araya getiriyor ve ortak temalar aramaya çalışıyor; ikinci kısmında ise daha ileri giderek, gelecekte var olabilecek bir toplumsal kuram bütününü hayal ediyor.

Yıldırım Türker – Gözaltında Kayıp Onu Unutma
Siyasi / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Gözaltında Kayıp Onu Unutma Yazar: Yıldırım Türker Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 80 “İnsanların devlet eliyle toplu olarak kayıp edilmelerinin ilk örneği, 7 Aralık 1941 tarihinde Nazi Generali Wilhelm Keitel’in emriyle başlatılan operasyon. Binlerce direnişçi, Nazi işgali altındaki Avrupa’ya gözdağı vermek, her türden direnişi sindirmek amacıyla gece yarılarında toplanıp kayıp edildiler. Operasyonun adı ‘Gece ve Sis’ti. Gece ve Sis, faşizmin şiirinde, geceleyin kayıp et ve belirsizliğin sisiyle sarmala anlamına geliyordu. Daha sonra 1960’larda Guatemala ve Brezilya’da binlerce insan kayıp edildi. 1973 darbesinden sonra Şili’de yüzlerce insan kayıp edildi. Pinochet, Arjantin generallerine el verdi. 1976 darbesinden sanra Arjantin’de binlerce muhalif kayıp edildi. Sivil yönetime geçildikten sonra kimi itirafçı generallerden, kayıp edilen insanların büyük bir kısmının iğnelerle uyuşturulup uçaklardan okyanusa atıldıklarını öğrendik. İnsanları kayıp etmenin kirli tarihi şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde yazılıyor. 1980’den bu yana her yıl, her gün daha fazla insan kayıp ediliyor. Geceye tenezzül etmeyen adamlar çoğunluk gündüz vakti insanları arabalarına tıkıştırıp götürüyor. Sise güvenleri sonsuz nasılsa. Hayatımızın üstüne kapanmış bu sis, kaç on yılın sisi. Hiçbir zaman Arjantin kadar sivil olamayacağımızı, dolayısıyla hiçbir mahkemede terlemeyeceklerini, kullandıkları yöntemleri ele vermek zorunda kalmayacaklarını düşünüyorlar besbelli. Ve kayıplar listesi gün günden kabarıyor. Her geçen ay daha çok insan kayıp ediliyor. Ve…

Richard A. Falk – Dünya Düzeni Nereye?
Siyasi / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Dünya Düzeni Nereye: Amerikan Emperyalizmi Jeopolitikası Yazar: Richard A. Falk Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 360 Richard Faik, uluslararası hukuk ve barış girişimleri alanında aktif görevler üstlenen uzman ve üretken bir akademisyen. Dünyanın 21. yüzyıla çok kötü bir başlangıç yaptığını düşünen ve mevcut durumu “küresel faşizm” olarak gören yazar, bu gidişatı durduracak zenginlikte yaratıcı direniş ve değişim güçlerinin ortaya çıkacağını umut ediyor: “Bulunduğumuz anın gelecek konusunda daha fazla sorumluluk paylaşmayı gerektirdiğini anlayanlarımızın sayısı durmadan artıyor. Dünya tarihinin gidişatını değiştirmek ya da Amerikan iktidarını dizginlemek kolay olmayacak. Ne kadar başarı şansımız olduğu hesabıyla değil, neyin doğru ve zorunlu olduğuna dayanarak çaba sarfetmemiz gerekiyor. Engeller çok büyük göründüğü, fakat davamız da bir o kadar haklı olduğu içindir ki yegâne umut sonuçta siyasetin bir imkânsızı başarma sanatı olmasıdır. İnsanlık tarihi boyunca ileri doğru atılan en büyük adımlar, atılıncaya kadar hep ‘imkânsız’ göründü.”

Haldun Gülalp – Kimlikler Siyaseti
Siyasi / 4 Haziran 2017

Kitap Adı: Kimlikler Siyaseti: Türkiye'de Siyaasl İslamın Temelleri Yazar: Haldun Gülalp Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 200 Türkiye’de İslamcılığın son yıllardaki gelişiminin nedenlerini araştıran Kimlikler Siyaseti’nde iki ana önerme savunuluyor: Birincisi, İslamcılığı hızla ilerleyen küreselleşmeye karşı bir direniş olarak değil, tam tersine, küresel düzene uyum göstermenin ve bu düzen içinde daha avantajlı bir konuma ulaşmanın bir aracı, bunu sağlamaya dönük bir dayanışma ağının kurulması çabası olarak görmek öneriliyor. İkincisi, bu yönüyle İslamcılığın, sosyo-politik temelleri küreselleşme sürecinde yatan “postmodern durumun” bir ürünü, bu ortam içinde etkisi yaygınlaşan “kimlikler siyasetinin” bir örneği olduğu savunuluyor. “1991 Körfez Savaşı ile başlayıp 11 Eylül 2001’de ABD’ye yapılan saldırı ile sona eren dönem İslamcılık için büyük bir tarihsel fırsat dönemiydi. Bu, yoğun bir modernite eleştirisi içeren ve otantiklik iddiası taşıyan kimlik siyasetlerinin seslerini çok daha fazla duyurdukları bir dönem oldu. Herkesin otantik kimlikler peşinde koştuğu bir çağda kim İslamcılardan daha otantik olabilir ki?” – Haldun Gülalp-

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür
Siyasi / 3 Haziran 2017

Kitap Adı: Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür: Milli Edebiyatın İcat Edilişi Yazar: Gregory Jusdanis Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 248 Ulus-devletin kuruluşunda gazetelerin, edebiyatın, milli bir dil oluşturulmasının rolü, son yıllarda milliyetçilik üzerine yapılan çeşitli çalışmalarla ortaya koyuldu. Ulus-devletin tek bir para birimi saptamak, düzenli bir orduya sahip olmak gibi somut ve görünür niteliklerinin yanında “hayali”, tasavvura dayanan bir boyut da taşıdığı, hatta bir ulus-devleti kuran şeyin aslında zihinlerdeki bu imge olduğu genel bir kabul gördü.Gregory Jusdanis bu temayı Yunan modernleşmesini inceleyerek sürdürüyor. Gecikmiş Modernlik bir siyasi tarih kitabı değil yalnızca: edebiyat teorisinden geniş ölçüde esinlenen yazar, modernleşme ile dil, edebiyat, kültür arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Gazetelerin ve dergilerin, şiir yarışmalarının, üniversitelerin, dil çalışmalarının bir ulus-devlet fikrini nasıl yarattığını, ulusal bir değerler toplamının nasıl (ve neleri dışarıda bırakmak pahasına) oluşturulduğunu gözler önüne seriyor. Kitabın, Türkiye’nin ulus-devletleşmesi ve modernleşmesine bakmak açısından da önemli ipuçları sağladığını düşünüyoruz.

Gilles Kepel – Allah’ın Batısında
Siyasi / 3 Haziran 2017

Kitap Adı: Allah'ın Batısında Yazar: Gilles Kepel Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 312 İslam Batı için uzun süre bir uzaklıktı, hakkında az şey bilinen bir yabancıydı, bir “öteki”ydi. Oysa son otuz yılda Avrupa’dan Amerika’ya bütün Batı’ya, göç yoluyla Müslüman topluluklar yerleşti; bu insanlar bu ülkelerde çalıştılar, çoluk çocuk sahibi oldular, topluma kök saldılar. Böylece Batı, kendi toplumunun bir parçası olarak, yanıbaşında İslam’la karşılaştı. Ne var ki ekonomik büyümenin en hareketli döneminde başlayan bu olayın anlamı ve boyutları zamanla değişti: Krize giren Batı’nın, o zamana değin sağlam bir güven duyduğu birçok şeyi yitirmeye başladığı, onu bir bütünleştirme potası haline getiren iddia ve vaatlerden vazgeçtiği yeni bir döneme gelinmişti. Gilles Kepel, Los Angeles’ın banliyölerinden Londra ve Lyon’unkilere, dayanak noktalarından yoksun kalmış bir Batı’nın karşısına inançlarıyla ve radikal bir seçenek olarak görülen yaşam tarzlarıyla çıkan militanları gözlemliyor. Okur, siyah Amerikan gettolarındaki ayaklanmalar, Rushdie olayı ve İslami başörtüsü üzerine tartışmalar gibi çarpıcı başlıkların ötesinde, karşılıklı dışlamaların önüne geçmeyi ve geleceği düşünmeyi beceremeyen toplumlarımızı sorgulayan, onlara bir alternatif olma iddiasını taşıyan İslami cemaatlerin nasıl örgütlendiklerini bulacak bu kitapta…

Erdem Demirtaş – Ortadoğu’da Devlet ve İktidar
Siyasi / 3 Haziran 2017

Kitap Adı: Ortadoğu'da Devlet ve İktidar: Otoriter Rejimler Üzerine İnceleme Yazar: Erdem Demirtaş Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Ortadoğu devletleri nasıl oluyor da otoriterlikten çıkamıyor, bir demokrasi haline gelemiyor? Bu rejimlerde iktidar gücünü nereden alıyor? Nasıl bir analiz bu rejimleri anlamamıza daha fazla yardımcı olabilir? Ortadoğu’daki otoriter rejimler hakkında geniş bir sosyal bilimler literatürü var. Ancak bu araştırmalar, ister İslam ve demokrasi ilişkisini ele alan çalışmalar olsun, ister geleneksel kültür analizleri olsun, genellikle özcülükle, kültürü şeyleştirme ve kültürü bağımsız bir değişken gibi ele alma türünden zaaflar taşıyorlar. Ortadoğu’da Devlet ve İktidar, bu literatürün eleştirel, karşılaştırmalı bir incelemesini yaparak, otoriter rejimlerin toplumsal kaynaklarını, siyasal stratejilerini, şiddet ve güçlü güvenlik aygıtlarının rolünü, sürekliliğin sağlanmasındaki araçları, meşruiyet yaratma ve rıza üretme politikalarını ele almaktadır. Erdem Demirtaş’ın kitabı, Ortadoğu’ya bakışların ele alındığı yetkin bir düşünce tarihi gibi okunabilir. Ama daha önemlisi, Türkiye gibi demokrasinin asgari müşterekleri üzerinde toplumsal ve siyasal bir uzlaşının bulunmadığı ya da zayıf olduğu ülkelerde, iktidarların otoriteryanizme kaymasının ne kadar kolay olduğunu göstermesi açısından çok kıymetli. Otoriter rejimleri incelemek, demokrasinin içinde barındırdığı otoriterleşme eğilimlerine de ışık tutuyor ve bizi demokrasiye sahip çıkmaya ve geliştirmeye davet ediyor.

Edward W. Said – Medyada İslam
Siyasi / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Medyada İslam: Gazeteciler ve Uzmanlar Dünyaya Bakışımızı Nasıl Belirliyor? Yazar: Edward W. Said Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 256 Said bu kitabını ilk kez 1980’de, İran rehine krizi sırasında yazdı. Daha sonra 1997’de tekrar ele aldı, hem güncelleştirdi, hem genişletti. Medyada İslam, yazarın Şarkiyatçılık ve Filistin Sorunu konulu kitaplarını tamamlayıcı nitelikte bir eser olarak kaleme alınmıştır. Said burada “İslamı savunmakla hiç ilgilenmez, İslamın Batı’da ve İslam toplumlarında ne şekilde kullanıldığını anlatır”.

Eduardo Galeano – Biz Hayır Diyoruz
Siyasi / 1 Haziran 2017

Kitap Adı: Biz Hayır Diyoruz Yazar: Eduardo Galeano Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 200 Uruguaylı yazar Eduardo Galeano Latin Amerika’da militan gazeteciliğin önde gelen isimlerindendir. Bu seçkide, gazeteciliğin edebiyatın bir alt kolu değil, aksine, en etkililerinden biri olduğunu savunan Galeano’nun yirmi altı yazısına yer veriyoruz: Che, Zidane, Salgado, Evo Morales, Latin Amerika edebiyatı, yazarın işlevi, televizyon, beden, işkence, sürgün, Şili, Küba, Bolivya, ABD, emekçiler, eşcinseller, beyazlar, siyahlar, yerliler, Latin Amerika… Sözün onuruna inancını hep koruyan bir yazardan, edebiyatın hakkıyla kullanıldığında gazeteciliği ne denli etkili kılacağını gösteren güçlü politik metinler.