Niccolo Machiavelli – Hükümdar

Hükümdar Kitap Kapağı Hükümdar
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Niccolo Machiavelli
İş Bankası Kültür Yayınları
136

Niccolò Machiavelli (1469-1527) : Siyaset kuramcısı, tarihçi, yazar ve bir devlet adamı olan Machiavelli, Hükümdar, Konuşmalar ve Floransa Tarihi adlı kitaplarıyla tanınmıştır. En ünlü yapıtı olan Hükümdar'da temel düşüncesi ülkesinin işgalden kurtulması ve tek egemenlik altında toplanmasıdır. Bu düşünce etrafında güçlü bir iktidarın nasıl oluşturulabileceği ve ne şekilde sürdürülebileceğini ele alır. Egemenlik, askeri güç, ruhban sınıf, bağımsızlık, devlet-birey-özgürlük ilişkilerini irdeleyen politik bir başyapıt olarak dikkati çeken Hükümdar, aynı zamanda 'İtalya'yı barbarların elinden kurtarmaya çağrı'dır. Machiavelli'nin şiirleri, öyküleri ve oyunları da İtalyan edebiyatının eşsiz örnekleri arasında yer alır.

Mustafa Sönmez – Teğet’in Yıkımı

Teğet'in Yıkımı: Dünyada ve Türkiye'de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek Kitap Kapağı Teğet'in Yıkımı: Dünyada ve Türkiye'de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek
Mustafa Sönmez
Yordam Kitap
160

Küresel kapitalizm, 1980 sonrasında sermaye birikimi sürecini neoliberal model çerçevesinde sürdürmek için kolları sıvadı. Küreselleşme, özelleşme, ticarileşme ile el ele ilerleyen bu liberalleşme sürecinde "piyasa" her derde deva, her şeye kadir bir ilahi güç olarak takdim edildi. 1980 sonrası dönem, küreselleşen kapitalizmin hızla sermaye biriktirdiği, ama hızla da balonlaşarak kendi kuyusunu kazdığı bir zaman dilimi oldu. Bölgesel, ulusal krizlerin sıklaştığı bu dönemde küresel krizin de 2007'de ucu göründü. Küresel kriz bütün haşmetiyle 2008'de baş verdikten sonra 2009'da da bütün dünyaya bulaştı ve her coğrafyayı sardı.
Küresel krizin etkileri, Türkiye'de de şiddetle hissedildi. Bu kitapta 2008 ve 2009'un tamamında küresel krizin, "teğet geçerken" Türkiye ekonomisinde yarattığı enkazın envanteri yer alırken, önümüzdeki dönemde emekçi sınıfları bekleyen tehditlere ve fırsatlara değiniliyor.

Küresel krizin dünyada merkez ülkeleri ve çevre-bağımlı ülkeleri nasıl etkilediği, kapitalist devletlerin müdahale biçimleri ve bunların sonuçları, krizin Türkiye kapitalizmine etkileri ve AKP yandaşı sermaye kesimi ile geleneksel sermaye kesimleri arası çelişkiler mercek altına alınıyor. Krizin emekçilere yansıması, işsizlik ve güvencesizleştirme, yoksullaşma, gelir dağılımının daha çok bozulması gibi sorunlar üzerinde özel olarak duruluyor.

Petrol-İş Sendikası'nın Yordam Kitap'la birlikte sunduğu bu kitap, günümüz krizine ilişkin çalışmalar içinde özel bir yer tutacak nitelikte.

Mustafa Sönmez – Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı

Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı Kitap Kapağı Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı
Mustafa Sönmez
Yordam Kitap
160

Medya-kültür endüstrisi, 2010 Türkiye'sinde ne gibi niteliksel ve niceliksel boyutlara sahip ve bu endüstri, İstanbul için ne ifade ediyor? Bu sorulara cevap arayan çalışma, 9 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, medya endüstrisinin Türkiye'de tanımlanışını, tarihsel gelişimini ve İstanbul'un bu alanın merkezi olmasının ekonomi politiğini konu alıyor. İkinci bölüm, yazılı medya alanını konu alıyor ve gazete-dergi yayıncılığının tarihsel gelişimi, bugün vardığı boyutlar, sahiplik durumu analiz ediyor. Üçüncü bölüm elektronik medyaya ait. Bu bölümde 1990'lara kadar devlet tekelinde olan bu alt sektörün bu tarihten sonra kat ettiği gelişme, bir reklam mecrası olarak büyüklüğü, yazılı medya ile entegrasyonu araştırılıyor. Dördüncü bölüm, yazılı ve elektronik medyaya hizmet veren tedarikçi "yan sanayi"ye ayrılırken haber ajansları, dizi film yapım faaliyetleri gibi alanları inceliyor. Çalışmanın beşinci bölümü, medya sektörünün en önemli gelir kaynağına aracılık eden sektöre, reklamcılık endüstrisine ayrılırken, reklamın hızla, medya-kültür alanının ana gelir kaynağı haline gelmesine dikkat çekiyor ve bu alandaki "yeniden metalaşma" sürecinin ipuçlarına parmak basıyor. Altıncı bölümde "süresiz yayın" diye de adlandırılan kitap yayıncılığı var. Yedinci bölüm, basım sanayinin analizine ve İstanbul'un bu sanayideki yerine ayrıldı. Sekizinci bölümde, spor-eğlence bileşiminin popüler branşı futbolun endüstrileşmesi ve medya-kültür alanı ile ilişkileri konu edildi. Dokuzuncu ve son bölümde ise medyada sermaye birikim sürecine paralel değişen üretim ve yönetim ilişkileri, bu süreçte medya çalışanlarının sınıfsal farklılaşması, sonuçta da bir medya aristokrasinin ortaya çıkışı konu alınıyor. Bu aristokrasinin, giderek diktatoryal bir özellik kazanan medya yönetimlerindeki araçsal rolü ve bu trende karşı demokratikleşme adına yapılabilecek şeyler, yine bu final bölümünde tartışılıyor.

İbrahim Sertkaya – Adnan Menderes

Adnan Menderes: Demokrasi Şehidi Kitap Kapağı Adnan Menderes: Demokrasi Şehidi
İbrahim Sertkaya
Yağmur Yayınları
306

Bu memleketi saadete götürecek yolun demokratik sistem, çok partili sistem olduğunu söyledik. Biz inanıyorduk ki, şayet bu millet kendi işlerini kendi eline alacak olursa, kendi kaderine sahip olacak olursa, memleketi ıstıraba sevk eden şikâyetler kendiliğinden yoluna girecektir. Biz buna inanarak çalıştık.

Siyasi hayatta muvaffakiyetin başlıca düsturunun samimiyet olduğuna kaniim. İdare vazifesini üzerine almış insnalarda samimiyet olmadıkça memlekete hizmet etmenin, muvaffak olmanın mümkün olmayacağına kaniim.

Menderes ailesi, askerlik dönemi
Politikaya giriş, milletvekili seçiliyor,
Köy enstitüleri, Truman doktrini
Demokrat Parti dönemi
Çok partili sistemde genel seçimlere doğru
Yürek yakan bir intihar
7 Eylül kararları
Hürriyet misakı
1947 milletvekili ara seçimi
Adnan menderes’in şahsiyeti
Demokrat Parti hükümetleri
Hükümet programı üzerine konuşmalar
1954 yılı genel seçimi
CHP’de 1954 seçim öncesi
Kıbrıs sorunu, basın yasası
Adnan Menderes tuzağa çekiliyor
27 Mayıs ihtilaline doğru
27 Mayıs 1960 ihtilali
Menderes’in idam edilmeden önceki son sözleri

Eylem Delikanlı & Özlem Delikanlı – Keşke Bir Öpüp Koklasaydım

Keşke Bir Öpüp Koklasaydım Kitap Kapağı Keşke Bir Öpüp Koklasaydım
Eylem Delikanlı & Özlem Delikanlı
Ayrıntı Yayınları
544

Zaman geçiyor, dünya değişiyor ve hayatlarımız yeni ufuklara açılıyor günbegün. Ama bir şeyler kalıyor geçmişten, bir türlü kabuk bağlamayan ve inceden sızlayan bir yara gibi, 12 Eylül gibi. Keşke Bir Öpüp Koklasaydım, işte bu yaraya dokunuyor. Yakın tarihimizin bu en travmatik toplumsal dönüşümünün ve baskı rejiminin yeni bir kaydını tutarak, cezanın yalnızca cezaevlerinde çürütülenlere değil, onların ailelerine ve aslında toplumun tamamına da kesilmiş olduğunu, kısacası bir mahpusluk halinin dışarıda kalanlar için de oluşturulduğunu gösteriyor. Bu kitapta çocukların, kaderleri çoktan çizilmiş, anne ve babalarıyla nice yıllar sonra tanışabilmiş, 12 Eylül'ün üzerine doğmuş, içinde yoğrulmuş çocukların, küçücük yaşlarda bir yetişkinin bile taşıyamayacağı sırları, dertleri yüklenmiş, sevgili anne ve babalarına reva görülen işkenceleri dost masalarında çok uzun yıllar sonra öğrenmiş, fotoğraf albümlerinde hep büyük boşluklar bulunan çocukların hikâyeleri anlatılıyor. Geçmişleri mahkum, gelecekleri ellerinden alınmış mücadele insanlarının hikâyeleri. Bin bir zorluğa direnen, kimi zaman çözülen kimi zaman destan yazan ailelerinin hikâyeleri. Sıradan anne ve babaların, kardeşlerin, sevgililerin cezaevi ve mahkeme kapılarındaki inancının, kararlılığının ve örgütlenmesinin hikâyeleri. Hayatlarını yeni koşullara göre yeni baştan düzenleyen, pes etmeyen, üreten ve dışarıdaki dayanışmayı örgütleyen kadınların hikâyeleri. Onlar komşumuz, akrabamız, öğretmenimiz belki; onlar işçi, öğrenci, berber, memur emeklisi… Keşke Bir Öpüp Koklasaydım, trajik bir döneme değiniyor olsa da anlatılanlar, geride kalanların beslediği umut, gösterdiği fedakârlık ve yardımlaşma, en önemlisi hiç yitirmedikleriinançları, bize insan olmanın güzelliğini ve bu güzelliğin ışığıyla geleceğin daha da aydınlanacağını gösteriyor.

Tuncay Özkan – Operasyon

Operasyon Kitap Kapağı Operasyon
Tuncay Özkan
Doğan Kitap
260

Günlerden perşembeydi. 4 Şubat 1999 akşamı, olağan gibi gözüken her şey, az sonra gerçekleşecek randevuyla, bambaşka bir boyuta taşınacaktı. Amerikan gizli servisi CİA'nın Ankara temsilcisi, Yenimahalle'de bulunan, Türk gizli servisi Mit'in resmi konutundaki randevusuna tam saatinde geldi. Uçak Türkiye'den Öcalan'ı almakla görevlendirilen ekiple birlikte havalandı. İlk rota mısır üzerinden Uganda'ya göre çizilmişti. Uçakta yolculuğu belgeleyecek video çekimleri yapıldı.

Şerif Mardin – İdeoloji

İdeoloji Kitap Kapağı İdeoloji
Şerif Mardin
İletişim Yayınları
199

Şerif Mardin'in İdeolojisi ülkemizde alanında yayımlanmış ilk kitaptır. Mardin bu çalışmasında, ideoloji üzerine yapılagelen "iyi ve kötü" değerlendirmelerin dışına çıkıyor. İdeolojik düşüncenin özelliklerini, ideolojik düşünceyi oluşturan etkenleri, bu düşünce tarzının yapısal özelliklerini, kavramın tarihi gelişim süreci içinde tartışıyor. Şerif Mardin'in incelemesi, "ideoloji ve bilim felsefesi", "ideoloji ve sosyal değişme" ve "simgelerin dağıtımı ve bilginin üretilmesi" başlıklarında meydana geliyor.

Merdan Yanardağ – Kadro Hareketi

Kadro Hareketi: Dünyada ve Türkiye'de Ulusçu Sol ve Üçüncü Yol Arayışının İdeolojik Kaynakları Kitap Kapağı Kadro Hareketi: Dünyada ve Türkiye'de Ulusçu Sol ve Üçüncü Yol Arayışının İdeolojik Kaynakları
Merdan Yanardağ
Destek Yayınları
224

Elinizdeki kitap, siyasal düşünce tarihimizde özgün bir yeri olan Kadroculuk hakkında yapılan ilk ve en kapsamlı çalışma olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Önceki baskıları (1988 ve 2008) hayli ilgi çeken ve tartışmalara yol açan bu kitap, çok sayıda çalışmanın da kaynakçasında yer alan bir referans eser niteliğindedir.

Kadro dergilerinde geliştirilen görüşler, kalkınmacı bir "üçüncü yol" arayışının ideolojisidir. Marksizmin yoğunlaşmış bir milliyetçi yorumu diye de değerlendirilebilecek Kadroculuk, 1960`lı yılların dünyasında yaygınlık kazanan "üçüncü dünya sosyalizmi" gibi akımların da öncüsü olmuştur. Şevket Süreyya Aydemir ve arkadaşları, ulusal kurtuluşçuluğun ideolojisini yapmak ve Türk Devrimi`ne kuramsal bir temel (inkılâbın ideolojisi) hazırlamak istemişlerdir.

Kadro Hareketi`nin en belirgin özelliği, yerli ve özgün bir akım olmasıdır. 1932-35 yılları arasında yayımlanan Kadro Dergisi, Yön Hareketi`ne de kaynaklık etmiştir. Yöncü'lüğün Marksist bir türevi olarak nitelendirilebilecek Milli Demokratik Devrim (MDD) Hareketi ise Kadrocular`dan miras kalan "Sol Kemalizmi" sosyalist hareketle buluşturmuştur.

Sovyet Devrimi sırasında Rusya`da yaşayan Müslüman-Türk halklarına önderlik eden Sultan Galiyev ile Kadro Hareketi arasında bugüne kadar hiç incelenmemiş olan ilginç paralellik, bu çalışmanın önemli konularından biridir.

Dolayısıyla bu kitap, sadece ana teması olan Kadrocuları değil, dünyadaki "üçüncü yol" arayışlarını ve "ulusal sol/sosyalizm" teorilerini de etkileyen bir entelektüel hareketi mercek altına almaktadır.

Kitap, Kadro Dergisi dolayımıyla Türkiye sosyalist hareketinin oluşum dönemini ve tarihsel TKP`yi yaratan dinamikleri; Sovyet Devrimi'nin önde gelen isimlerinden Türkçü/Doğucu sosyalist lider ve fikir adamı Sultan Galiyev ve Galiyevizmi; 1960`lı yıllara damgasını vuran Yön Dergisi'ni ve Yön Hareketi'ni inceleyen özgün çalışmalardan biridir.

Merdan Yanardağ – Liberal İhanet

Liberal İhanet: Siyasal İslam'a Biat Edenler Kitap Kapağı Liberal İhanet: Siyasal İslam'a Biat Edenler
Merdan Yanardağ
Kırmızı Kedi Yayınevi
264

"Döneklik zor şey, bir kez ihanet ettiğiniz zaman herkesi ihanete zorlamaya başlarsınız."
Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Liberal İhanet'te Türkiye'nin demokratik gerekçelerle siyasal İslamcılara teslim edilmesinde önemli rol oynayan liberalleri ve sol liberallere ayna tutuyor. Son döneme damga vuran siyasi davalarda, manşetlerde ve gazete köşelerinde iktidar ve cemaat tetikçiliği yapanları bir bir ele alan Yanardağ, süreci siyasal ve entelektüel tarihimizdeki en büyük aydın ihaneti olarak tanımlıyor. Ülke ve toplum, küresel sermayenin neoliberal yağma politikalarına teslim edilirken, bu piyasa haydutluğu için "özgürlükçü" gerekçeler üretildiğini vurgulayan yazar, büyük liberal kirlilikten portreler ve ibret verici manzaralar aktarıyor.
"Türkiye, dünyada örneği görülmemiş bir aydın ihaneti yaşadı. Solun bir kesiminin bile celladına âşık olduğu bir dönemden geçildi. Bu süreçte asıl belirleyici rolü 'sağlı sollu liberaller' oynadı. Türkiye hâlâ bu dönemi ve 'yeni gerici tarihsel blok'un hegemonyasını aşmaya çalışıyor. Gezi Direnişi ve Haziran Eylemlerinin tarihsel anlamı budur."

Merdan Yanardağ – Türkiye Nasıl Kuşatıldı?

Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası Kitap Kapağı Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası
Merdan Yanardağ
Siyah Beyaz Yayınları
216

35 Yıllık Yol Arkadaşı Nurettin Veren Anlatıyor...

Gerçekleri kesin olarak, ancak olayları yaşayan insanlar bilirler... Fethullah Gülen'in ardından çok konuşuldu. Çok yazıldı, çok çizildi. Ama gerçekler hiç bu kadar gün yüzüne çıkmamıştı. 35 yıl boyunca yanında olan bir insanın ağzından, gizli kalan ne varsa bir gün tek tek anlatılacağını kim bilebilirdi? Halen yurtdışında yaşayan Fethullah Gülen'in amaçlarını, yaptıklarını ve tüm bilinmeyenleri arkadaşı olan Nurettin Veren'den dinlemek, fikirlerinizi derinden etkileyecek!

Merdan Yanardağ – Türkiye Neden Feda Edildi

Türkiye Neden Feda Edildi Kitap Kapağı Türkiye Neden Feda Edildi
Merdan Yanardağ
Kırmızı Kedi Yayınevi
176

Merdan Yanardağ Türkiye Neden Feda Edildi kitabında kurucu güçlerinin kendi devrimine, kuruluş felsefesine ve değerlerine ihanet ettiği bir ülkeden çarpıcı manzaralar aktarıyor.

Cumhuriyet’in başlangıç ilkeleri ve kuruluş felsefesi neden terk edildi...

İbn-i Rüşt’ün ve felsefenin, teolojiyle bin yıllık kavgasının anlamı neydi...

İmam Gazali, 21. yüzyıl Müslümanlığını ve Türkiye’yi nasıl teslim aldı...

Harbiye, İmam Hatip’e neden yenildi...

TSK, dinci gericiliğe nasıl teslim edildi...

Osmanlı-Türk modernleşmesi ve aydınlanma sürecinin kırılmasından kimler sorumlu...

AKP ve Cemaat’in operasyonları Türkiye’ye ne kaybettirdi...

Bir halk nasıl mankurtlaştı...

Bürokrasi ve ordudaki son Kemalist kadrolar nasıl tasfiye edildi...

Sağ Kemalistlerin ödediği bedel ne oldu...

Gezi direnişi, “vasatın krallığını” nasıl yıktı...

15 Temmuz’a giden yolun taşları nasıl döşendi...

“Cumhuriyet’in soluna kapalı yapısı, kendisinin tasfiye edilme sürecinde önemli bir rol oynadı. Türkiye önce Soğuk Savaş’a, sonra da ‘Ilımlı İslam’ projesine kurban edildi.”

Merdan Yanardağ – Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar

Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar Kitap Kapağı Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar
Merdan Yanardağ
Destek Yayınları
192

Dünyada ve Türkiye'de Postmodern Gericiliğin Ortak Kökleri...

George W. Bush'un, bazı siyaset bilimciler tarafından "darbe" olarak da nitelendirilen bir seçimle (20 Ocak 2001) ABD başkanlığına getirilmesi, aynı zamanda yeni muhafazakârların da Hıristiyan köktencilerle ittifak halinde ilk kez ve doğrudan iktidara ulaşmalarını sağlıyordu. Ancak, yeni muhafazakârların Amerikan elitinin üzerindeki etkinliği Bush yönetimiyle sınırlı tutulamayacak bir çapa ve tarihsel derinliğe sahipti. Kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu.

Türkiye'de de Recep Tayyip Erdoğan "darbe" olarak nitelendirilen bir seçimle başbakan oldu. Böylece ılımlı İslam denilen bir siyasal İslamcı hareket Türkiye'de ilk kez doğrudan iktidara ulaşıyordu. Tıpkı ABD'de olduğu gibi onların da kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu. İşte bu bağlantılar nedeniyle AKP'nin ortaya attığı "muhafazakâr demokrasi" kavramı Avrupa muhafazakârlığından çok, Amerikan yeni muhafazakârlığına daha yakın.

Merdan Yanardağ elinizdeki çalışmada, ABD ve Türkiye'nin iç-dış politikasının yeniden yapılanmasında önemli rol oynayan yeni muhafazakârlık konusunu felsefi, siyasal, tarihsel ve örgütsel düzeylerde ele alıyor.

Yusuf Devran – Siyasal İktidar – TRT İlişkisinin Dünü

Siyasal İktidar - TRT İlişkisinin Dünü Kitap Kapağı Siyasal İktidar - TRT İlişkisinin Dünü
Yusuf Devran
Başlık Kitaplar
216

TRT kurulduğu günden bu yana devletin yayın tekelini elinde bulundurmuştur. İktidar ve muhalefetin, yıllardır devlete ve millete nasıl hizmet etmesi gerektiği üzerinde durduğu ve siyasal propaganda kanalları olarak kullanmaya büyük ağırlık verdiği TRT, üzerinde tartışmaların sürüp gittiği ayrıcalıklı bir yayın kuruluşu olarak pek çok işlevi yerine getirmiştir. Radyo-televizyon alanında özel yayıncılığın başlamasıyla birlikte tekelci yönetim uygulaması sona ermiş, böylece bu yetersiz ve sorunlu kamu hizmeti anlayışı terk edilmeye başlanmıştır. Ancak son yıllarda kamu hizmeti yayıncılığının önemi yeniden gündeme gelmiş, siyasal iktidarların ilgisinin de yeni anlayış ve stratejiler eşliğinde arttığı gözlemlenmiştir. Şimdi, 1940'lı yıllardan radyo ve televizyon yayıncılık tekelinin fiili olarak sona erdiği güne kadar olan dönemde TRT'nin konumu, icraatları, yönetiminin şekillenişi, iktidar ve muhalefet partilerinin bu kurum üzerinden nasıl iktidar mücadelesi yürüttüğü gibi konulara dönüp bakmanın tam zamanıdır. Olağanüstü zengin tartışmalarla ilgili geniş bir arşiv bu kitapta işlenmiş olup okunmayı beklemektedir. -Hasan Öztürk-, Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni

Mahir Çayan – Bütün Yazılar

Bütün Yazılar Kitap Kapağı Bütün Yazılar
Mahir Çayan
Boran Yayınevi
464

Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır... Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillaların birbirine iletmesi ile oligarşinin burcuna dikilecektir. Her engebede düşen gerillaların gövdesi bir devrim fırtınası yaratır... Düşen gerillaların kanı devrim yolunu kızıllaştırır, aydınlatır... Düşenler geride kalmazlar, Onlar; emekçi halkın kalbinde, ruhunda ve bilincinde, devrimin önder ve itici sembolleri olarak yaşarlar... Ve onlar; liderdirler, liderler devrim savaşında masa başında oturmazlar, bu savaşta ön safta savaşırlar... Düşenler devrim için; devrim yolunda vuruşarak düştüler... Kalbimize, ruhumuza ve bilincimize gömüldüler... Onlar; KURTULUŞA KADAR SAVAŞ şiirini devrim yoluna kanlarıyla yazdılar... YOLUMUZ; DEVRİM YOLUNDA DÜŞENLERİN YOLUDUR...
MAHİR ÇAYAN

Alan Durning – Ne Kadarı Yeterli?

Ne Kadarı Yeterli? Kitap Kapağı Ne Kadarı Yeterli?
Alan Durning
Tübitak Yayınları
179

Dünyada kişi başına düşen gıda tüketiminin en yüksek olduğu ABD'de insanlar zayıflama rejimleri ve reçeteleri için yılda 35 milyar dolar harcıyorlar. Böyle bir düzende yanlış bir şeyler olmadığını kim iddia edebilir?

Kuşkusuz çözümü bir Ortaçağ düzenine dönüşte aramayacağız. Günümüzün teknolojisinden yararlanarak ve doğru politikalarla nüfus artış hızını düşürerek bir miktar düzelme sağlayabiliriz. Ama hepimize düşen asıl büyük görev ihtiyacımızdan çok daha fazla tüketmek, yakmak, eskitmek, yenilemek ve atmak üzerine kurulmuş olan çağdaş yaşam biçimine sırt çeviren ve paylaşmayı öne çıkaran bir düzene doğru yönelmektir.

-- Hayrettin KARACA, TEMA Vakfı Başkanı (Tanıtım Yazısından)

İçindekiler:

Teşekkür
Önsöz
Tüketimin Boyutları
İ. Tüketim Bilmecesi
İİ. Tüketim Toplumu
İİİ. Tüketimin Sözde Ödülleri
İV. Tüketimin Çevresel Maliyeti
Yeterlik Arayışı
V. Yiyecek ve İçecekler
VI. Ulaşım ve Çevre
VII. Yaşamın Aslı
Tüketiciliğin Dizginlenmesi
VII. Tüket ya da Kaybet Miti
IX. İhtiyaçların Biçimlendirilmesi
X. İstikrar Kültürü
Ek Okumalar ve Gerekli Bilgiler

Bir reklam şirketinin itirafı:
"Kadınların sahip oldukları şeylerden memnun olmamalarını sağlamak bizim işimizdir."

Yazı dolaşımı