Uğur Mumcu – Gazi Paşa’ya Süikast

Gazi Paşa'ya Süikast Kitap Kapağı Gazi Paşa'ya Süikast
Uğur Mumcu
Uğur Mumcu Vakfı Yayınları
110

Bu kitaptaki belgeler, ilk kez Mumcu tarafından yayımlanmıştır.'İzmir Suikastı sanıklarının ele geçirilmesinden sonra Mustafa Kemal ile İsmet Paşa arasındaki yazışmalar Cumhurbaşkanlığı arşivindedir' ve bir rastlantı sonucu Mumcu'nun eline geçiyor. Bu suikastla ilgili söylentiler ve Mustafa Kemal'e yönelik saldırılar da düşünülürse, yapıtın özellikle Atatürkçüler için ne denli önemli bir kaynak olduğu anlaşılır.

Uğur Mumcu – Kazım Karabekir Anlatıyor

Kazım Karabekir Anlatıyor Kitap Kapağı Kazım Karabekir Anlatıyor
Uğur Mumcu
Uğur Mumcu Vakfı Yayınları
210

'Mustafa Kemal ve Karabekir Paşa, ulusal Kurtuluş Savaşımızı kesin utkuya ulaştıran iki eski dost, iki eski arkadaş, iki eski asker ve iki ihtilalcidir' diyor Mumcu. Bu iki eski askerin yollarının nerede ayrıldığını belgelere dayanarak anlatır. Yapıt, kendi tarihimizi düşünmek ve cumhuriyetin neler pahasına kurulduğunu anlamak açısından önemli bir kaynak.

Haluk Yurtsever – Özgürlük ve Örgütlülük

Özgürlük ve Örgütlülük Kitap Kapağı Özgürlük ve Örgütlülük
Haluk Yurtsever
Yordam Kitap
398

Nesnel örgütlülük gereksinimi ile reel emekçi-halk örgütlenmerli arasındaki mesafe açılıyor. Neden? Bu kitap,"neden?" sorusuna bugünden düne, dünden bugüne gidip gelmelerle yanıtlar bulmaya çalışırken, "bugün nasıl?" konusuna da giriyor.

Toplumsal mücadelede iniş çıkışlar, güneş tutulmaları hep olmuştur. Onlardan birinden geçiyoruz. Dönem, kendi aklını, "siyaset ve örgütlülükten kaçış" teorileri üreten aydınlıklardan başka türlü, bir yenilgi döneminde mücadelesi ve araçları etkisizleşen emekçilerde başka türlü üretiyor. Siyasetten ve örgütlülükten uzaklaşmanın bir ucunda; devrim, sosyalizm ve yeni toplum kuruculuğu zincirindeki tarihsel siyaset ve örgütlenme pratiklerimiz, bunlardaki çok ciddi sorunlar, emekçiler arasından bunların yarattığı sorular ve bilinçaltı sorgulamalar var. Bugün, halk kitlelerinin siyaset ve örgütlülükten uzak durmaları gerçeğini yalnızca emperyalizmin gücüne, propaganda bombardımanının etkisine, örgütlülükten kaçış teorilerine bağlayamayız. Bunlar var ve etkili olduklarında kuşku yok. Ancak, durumu anlamak ve değiştirmek için, eleştirel bakışı kendimize, solun siyaset, örgütlülük teori ve pratiğine de çevirmek zorundayız. Bu alanda, ciddi, temelli bir sorgulama ve yenilenme yaratmadan toplumsal kurtuluş amacına denk düşen bir örgütlü siyaset pratiği gerçekleştirmek olanaklı görünmüyor.

Haluk Yurtsever – Yükseliş ve Düşüş

Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960-1980 Kitap Kapağı Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960-1980
Haluk Yurtsever
Yordam Kitap
352

1960-1980 arası, Türkiye solunun kendini yığınsal ölçeklerde var ettiği, Türkiye'yi derinden etkilediği bir dönemdir. 12 Eylül 1980 ise Türkiye'nin sınıf ve siyaset yelpazesinin şiddetle parçalanıp gerici ve karşı-devrimci bir transformasyonla yeniden yapılandırılmaya başlandığı milattır.

Bu kitapta, bu 20 yıllık dönem, ortama özelliklerini veren dünya koşulları, Türkiye'nin ekonomik, toplumsal, siyasal gelişmeleri ve sınıf mücadelesi pratiği içinde, özel olarak solun, sosyalizmin yükselişi ve düşüşü merceğinden anlatılıyor.

Kitapta bir yandan, nesnel gelişmelerin ve sol öznelerin pratik siyasal etkinliklerinin somut bilgiye dayanan öyküsü özetlenirken, bir yandan da, solun çeşitli öğelerinin tarihsel ve dönemsel oluşum, biçimleniş özellikleri, ideolojik siyasal, programatik görüşleri irdeleniyor.

Türkiye Solu 1960-1980: Yükseliş ve Düşüş, genç kuşaklara bu çeşitli açılardan zengin tarih döneminin bilgisini, deneyimini aktarmayı, aynı zamanda bugün sorunlu bir evreden geçmekte olan Türkiye soluna geçmişte yapılabilenler, yapılamayanlar ve yanlış yapılanlar üzerinden yeni bir silkiniş için dersler çıkarmada katkı sunmayı amaçlıyor.

Simone de Beauvoir – Sade’ı Yakmalı mı? Günümüzde Sağcı Fikirler

Sade'ı Yakmalı mı? Günümüzde Sağcı Fikirler Kitap Kapağı Sade'ı Yakmalı mı? Günümüzde Sağcı Fikirler
Simone de Beauvoir
Broy Yayınları
192

Sade; günümüzde türlü görünümler altında dönen temel soruna eğilmemizi istiyor bizim: insanın insanla ilişkilerine...diyen Simone de Beauvoir; Sade'ı bütünlüklü olarak incelediği denemesinde, onun çağımız düşüncesindeki yerini ve ruhbilimle değerini belirliyor... Öte yandan Sade'ın şiddete yönelik eğilimlerinin çarpıtılarak sağcı düşüncede 'şiddetin insan doğasındaki mutlaklığı' sonucuna vardırılmasının altını çiziyor.

Soner Yalçın – Saklı Seçilmişler

Saklı Seçilmişler Kitap Kapağı Saklı Seçilmişler
Soner Yalçın
Kırmızı Kedi Yayınevi
504

Siz onları değil; onlar sizi seçti

Bir film düşün.

İlk sahne sıradan bir olayla başlar.

Film ilerledikçe gelişmelere inanamazsın.

Dehşete kapılırsın.

Film biter. Etkisinden kurtulamazsın.

Korkarsın.

Bu kitabın yazım sürecinde ben bunları yaşadım.

İlk sahne:

Altı yıl önceydi.

Medyaya her cümlesi yalan olan bir haber sızdırıldı.

Peşine düştüm..

Bir Soner Yalçın Araştırması

Doğu Perinçek – Aydın ve Kültür

Aydın ve Kültür Kitap Kapağı Aydın ve Kültür
Doğu Perinçek
Kaynak Yayınları
120

ydın kavramının nesnelliği, aydının doğuşu, ilk aydınlar: Enbiya ve evliya, aydının yapıtaşları: İdeoloji ve işlev, aydın ile kafa emekçisi farkı, hakim sınıf aydınının 'asil yalanları', devrimci sınıf-devrimci aydın, kitle hareketi-aydın diyalektiği, 'bağımsız' ve 'özerk aydın', örgütlenme ve aydın, aydın metafizikleri: Düşüncenin, aklın ve kültürün idealleştirilmesi. Kültür ve uygarlık nedir, sınıfsal karakterleri, ulusal kültür-uluslararası kültür, kabile kültürünün, feodal ve kapitalist kültürün evrenselliği, ulusun ve Türk ulusunun yaratıcısı, ulus kurgusundaki gerçeklik ve yanılsama, ulusun mayasındaki ruh, yabancı kültürün yerlileşmesi, küreselleşme ve işçi sınıfının uluslararası kültürü. Doğu kültürü-Batı kültürü, oriyentalizm, Doğu-Batı ayrımının emperyalist karakteri, insanlığın ortak gelişme yatağı ve Doğu'nun dinamizmi, ileri-geri diyalektiği, Türkiye'nin batılılaşma çıkazı.

Doğu Perinçek – Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek

Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek Kitap Kapağı Bozkurt Efsaneleri ve Gerçek
Doğu Perinçek
Kaynak Yayınları
136

Elinizdeki kitap, Orta Asya kavimlerinin tarihsel gelişmesi üzerine Türkiye'de tarihsel materyalist kavrayışla yapılan ilk çalışmadır ve daha sonraki araştırmaların yolunu açmıştır. Çalışmanın birinci amacı, Türk toplumunun uygarlığa geçiş serüvenini açıklamaktır. Kitap, öncelikle destanlar, yazıtlar gibi ilk kaynaklara dayanarak, Türklerin Orta Asya'da yaşadıkları iki bin yıllık sınıflaşma süreci sonunda, feodal devletler kurmanın eşiğine gelişlerini açıklamaktadır.

Doğu Perinçek – Karen Fogg’un E-Postalları

Karen Fogg'un E-Postalları Kitap Kapağı Karen Fogg'un E-Postalları
Doğu Perinçek
Kaynak Yayınları
136

Karen Fogg'un e-posta yazışmaları, AB-Türkiye ilişkilerinin röntgenini veriyor. AB'nin Stratejik Hedefi: "Türk Devletinin ve Tarihinin Hakkından Gelmek"..
Kültürel Görev:
"Türkiye Gençliğinin Milli Kimliğini Tahrip Etmek".. Siyasal Görevler: Kıbrıs, Ege, Diyarbakır Merkezli Beylik vb. Kullanılacak Kuvvetler: "Uyuyan Köpekler"... Örgütlenme: Karen Fogg Şebekesi... Eylem Biçimi: Uslu Muhalefetten Toplumsal Patlamalara.. Örgütlenme ve Çalışma Biçimi: Gizli, Sinsi, Şifreli, Kodlu.. Karen Fogg'u Kimler, Nasıl Savundu?..
Avrupa Birliği Kapısındaki Türkiye... Karen Fogg'un e-postalarından Seçmeler...

Bülent Ecevit – Türkiye 1965-75

Türkiye 1965-75 Kitap Kapağı Türkiye 1965-75
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
192

“Bizim davamız, Sayın Demirel’le, Adalet Partisi ile sen ben davası değil, bizim davamız gençlere, çocuklara kıyılmasını önleme davası.
Bizim davamız, demokrasinin gereği olan düşünce ayrılıkları içinde milli birliği sağlama ve koruma davası. Tıpkı 1974’de sağlayabildiğimiz gibi... Bizim davamız demokratik hukuk devleti davası... Bizim davamız hakkı alınmak istenen, birbirine kırdırılmak istenen işçinin davası.
Bizim davamız köylünün emeğinin hakkını ve insanca yaşama olanağını ona kazandırma davası. Orman köylüsünün hakkını birkaç zengine, imtiyazlı kişiye yedirip orman köylüsünü aç bırakmama, çaresiz bırakmama davası.
Bizim davamız, dünyada gitgide yalnızlaştırılan Türkiye’nin, dünyada yeniden, en az 1974 yılında olduğu kadar güçlü ve saygın olabilmesi davası... İçerde halka karşı zorba, dışarıda yabancılara boynu eğik olan bir hükümet yerine; içerde kendi halkının önünde boynu eğik, dışarıda yabancıların karşısında başı dik bir hükümete kavuşma davası bizim davamız.
Bizim davamız, Türkiye’de barış sağlama, huzur sağlama, sosyal adalet içinde gerçek kalkınma sağlama davası.”

Bülent Ecevit ile Süleyman Demirel 12 Mart sonrasının en önemli iki aktörü ve Ecevit’in genellikle muhalefette kaldığı, Demirel’inse Milliyetçi Cephe koalisyonlarının başbakanı olarak yer aldığı bu dönemin iki siyasi kutbuydu. Muhalefet lideri olarak Ecevit, her fırsatta Demirel’i eleştirmiş ve uyarmıştır.

Ecevit’in bu uyarılarından biri de, Süleyman Demirel başkanlığındaki MC Hükümetinin 1976 yılı bütçe tasarısını eleştirdiği Meclis konuşmasıdır. Elinizdeki kitap, Türkiye’nin 1965’ten o güne kadarki siyasi-ekonomik tarihinin de geniş bir eleştirisini içeren 1975 tarihli bu konuşmanın metninden oluşmaktadır.

Bülent Ecevit – Umut Yılı 1977

Umut Yılı 1977 Kitap Kapağı Umut Yılı 1977
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
156

“Halkımız için acılarla dolu, özgürlük uğruna, demokrasi uğruna verilmiş kurbanlarla dolu bir yıl sona ererken bir umut yılı başlıyor şimdi ülkemizde. Karanlık bir yıl tükenirken giderek aydınlığa dönüşecek bir yıl başlıyor Türkiye’mizde. Işık yılına, umut yılına giriyoruz 1977 ile... Seçim yılıdır çünkü bu yıl... Silahlara karşı oy yılıdır, zorbalara karşı halk yılıdır, haksızlığa karşı hak yılıdır bu yıl... Günleri güvenle saymaya başlayınız yurttaşlarım: Dokuz ay sonra bir mutlu Türkiye doğabilir. Sizin elinizdedir bu yeniden doğuş, sizin oylarınızdadır kurtuluş... Özgürlük uğruna, demokrasi uğruna, insanca yaşamak uğruna bunca acıya katlanan, bunca kurban veren, çile çeken halkımız, hiç kuşkusuz demokrasinin gereği olan bu ödevlerini de eksiksiz yapacaktır. Türk Ulusuna kutlu olsun 1977 yılı, ışık yılı, umut yılı, kurtuluş yılı... Kıbrıslı Türklere huzur getirsin, tüm insanlığa barış getirsin, halkımıza mutluluk getirsin 1977 yılı...”

Siyasi tarihimize Milliyetçi Cephe olarak giren Süleyman Demirel başkanlığındaki AP-MSP-MHP koalisyon hükümeti döneminde, cepheleşme giderek artıyordu. Seçimi kurtarıcı olarak gördüğü için 1977 yılını bu sözlerle selamlayan Bülent Ecevit’in öngörüsü, olaylı 1 Mayıs’ın ardından 5 Haziran’da yapılan seçimlerde gerçekleşti ve CHP, Türkiye’de sol bir partinin aldığı en yüksek oy oranı olan yüzde 41.4’e ulaştı. Ancak seçimi kazanan Ecevit, seçim sistemi nedeniyle güvenoyu alacak kadar sandalye kazanamayınca, iktidara 2. MC hükümeti geldi.

Ecevit’in bahsettiği yeniden doğuş, ancak 1978 Ocak ayında
11 AP milletvekilinin partisinden ayrılıp bakanlık karşılığında CHP’ye katılmasıyla gerçekleşecekti. Fakat “Güneş Motel Olayı” olarak adlandırılan bu yöntem de Türkiye’nin siyasi bunalımına çare olamayacak ve ülke, giderek hızlanan bir şiddet döngüsü içinde
12 Eylül’e doğru ilerleyecekti.

Bülent Ecevit – Demokratik Sol

Demokratik Sol Kitap Kapağı Demokratik Sol
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
257

1970'lerin ikinci yarısında Türkiye'de devrimci ve sol hareketlerin güç ve etkisinin artmasıyla birlikte siyasi çatışmalar da giderek şiddetlenmekteydi. Bu dönemde sağın ürettiği en temel politikalardan biri, bu eylemci hareketlerle CHP'yi ilişkilendirerek devlet ve seçmen nezdinde parti üzerinde bir şaibe bulutu yaratmaya çalışmaktı. Denebilir ki Bülent Ecevit, bütün o yılları bu suçlamalara karşı partisini savunmakla geçirdi.
Soldan da sürekli eleştirilen CHP'nin ülkede hüküm süren kaotik ortam içinde geliştirdiği en önemli siyasetlerden biri, hem siyasi rakip ve karşıtlarına, hem seçmenlere, hem de kendi üyelerine siyasi yelpazedeki yerini yeterince açık biçimde ifade etmeye çalışmaktı. Devrimci sol hareket ve kavramlarla arasına herkesin rahatça fark edebileceği kalınlıkta bir çizgi çekmek isteyen Ecevit'in en güçlü araçlarından biri, Marksist köklere sahip olmadığını vurguladığı "demokratik sol" kavramıydı. Elinizdeki kitap, uzun yıllardan ve türlü siyasi maceralardan sonra kuracağı yeni partinin adını oluşturan bu kavramın içinin bizzat Ecevit tarafından nasıl doldurulduğunu gösteren konuşma ve söyleşilerden oluşmaktadır.

Bülent Ecevit – Bu Düzen Değişmelidir

Bu Düzen Değişmelidir Kitap Kapağı Bu Düzen Değişmelidir
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
280

'Türkiye'de düzen niçin ve nasıl değişmelidir?..
Bu soruyu cevaplandırabilmek için önce Türkiye'de bugün nasıl bir düzen bulunduğu; Türkiye'de bulunan düzenle Anayasa'nın öngördüğü düzen arasında ne gibi ayrılıklar olduğu saptanmalıdır. Kitap bir yandan bunu saptamakta, bir yandan da düzenin niçin ve nasıl değişmesi gerektiğini ayrıntılarıyla göstermektedir.

Ortada bir bozuk düzen vardır. Toplumumuzda ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden gördüğümüz bütün aksaklıklar, temeldeki bu düzen bozukluğunun belirtileridir. Bu düzen bozukluğu, gelişme sürecinde bulunan, geri kalmışlıktan kurtulabilmek ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmek için gelişmesini hızlandırmak zorunda olan Türk toplumunu birtakım dar boğazlara veya çıkmazlara sokmaktadır.
Düzen bozukluğunun köklerine inmeksizin yapılacak yüzeysel düzeltmelerle veya yönetsel tedbirlerle, o dar boğazları açmak, o çıkmazları aşmak mümkün olmayacaktır.'

Bülent Ecevit, 1968 yılı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, ülkedeki sosyo-ekonomik koşulları ayrıntılı biçimde eleştirmiştir. Daha sonra bu konuşmasını esas alarak Bu Düzen Değişmelidir adlı kitabı kaleme almıştır. Kitap, bütçe eleştirisini çok aşan bir etki yaratarak ardı ardına baskı yapmış, adı ise 1970'li yıllar boyunca Ecevit'in siyaset sahnesindeki en ayırt edici sloganlarından biri haline gelmiştir.

Bülent Ecevit'in bütün eserleri yayınevimiz tarafından yayınlanmaktadır. Bu kapsamda şimdiye kadar çıkan kitaplar şunlardır: Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci,
Ortanın Solu.

Bülent Ecevit – Ortanın Solu

Ortanın Solu Kitap Kapağı Ortanın Solu
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
140

“Bir insanın düşüncesi baskılardan kurtulabilir ve kişiliği serbestçe gelişebilirse, eğitim ve yeteneğine göre eğitim görebilirse, erişebileceği bir düzey vardır. Herkesin o düzeye erişmesine imkân vermeyen bir devlet düzeni, insanlığa aykırıdır. Bazı insanların o düzeye erişmelerine imkân verip bazılarını bundan alıkoyan bir devlet ve toplum düzeni ise hem insanlığa, hem adalete aykırıdır.

Ortanın solunda tutum ve davranış:

İnsanlar üzerinde her türlü baskıyı reddettiği, insanları kendi yaşama ve çalışma şartlarının hâkimi kılmak istediği için demokratiktir,

İnsanları, imkân eşitsizliğinden ve yaşama şartlarında adaletsizlikten kurtarmak istediği için sosyal adaletçidir,

İnsanlarda saklı bütün manevi ve maddi gücü harekete geçirmek, insanları yaşama ve çalışma şartlarına yön verici duruma getirmek istediği için de devrimcidir.”

CHP’nin 1965 seçim yenilgisinden sonra, parti içinde bir süredir dile getirilen ancak belli bir içeriğe sahip olmayan “ortanın solu” düşüncesinin tartışıldığı toplantılar düzenlenmiştir. Önce Ecevit’in çevresindeki sınırlı sayıda kişiyle başlayan bu toplantıların katılımcı sayısı, daha sonra artmış ve tartışmalar sistematik hale getirilmiştir. Bu tartışmalar sonucunda netleşen görüşlerin ifade edilmesine karar verilmiş ve elinizdeki ünlü Ortanın Solu kitabı, Ecevit tarafından kaleme alınmıştır.

Bülent Ecevit – Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci

Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci Kitap Kapağı Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci
Bülent Ecevit
İş Bankası Kültür Yayınları
138

Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci

“Osmanlı yenilikçileri arasında ekonomiye ve halk örgütlenmesine gereken önemi veren tek devlet adamı Mithat Paşa’dır. O açıdan Mithat Paşa, Türk toplumunda ekonomik yapı değişikliğini ve demokratikleşme sürecini başlatanlardan biri olduğu gibi sosyal demokrasinin öncüsü de sayılabilir.

Eğer Mithat Paşa’nın uğraş ve uygulamaları merkezi yönetimden gereken desteği görebilse ve bugünkü Türkiye topraklarına da yansıyabilse idi; belki Osmanlı Devleti çağı yakalayabilir ve çözülüp çökmekten kurtulabilirdi. Osmanlı Devleti kurtulamasa bile, Türkiye şimdikinden çok değişik bir ülke olabilirdi; dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında yer alabilirdi ve demokrasimiz çok daha sağlam bir altyapıya ve sağlıklı bir işlerliğe kavuşmuş olabilirdi.

Mithat Paşa, rejimi demokratikleştirme, yönetimi ve ekonomiyi çağdaşlaştırma ve özellikle de halkı örgütleyip güçlendirme yolundaki atılımlarının bedelini çok ağır biçimde ödemiştir; hatta yaşamıyla ödemiştir. Üstelik Mithat Paşa’nın trajik sonuna benzer cezalandırmalar çağımızın `demokratik‘ Türkiyesi’nde bile, değişik biçim ve ölçülerde sürmektedir. Her kim ki halkı siyasette ve ekonomide güçlendirip etkinleştirmeye kalkışırsa, çetin engellerle veya ağır suçlama ve cezalarla karşılaşmaktadır.

Bu kitaptaki Mithat Paşa incelemesi, yakın tarihimizin o büyük yenilikçisini ve devlet adamını yeni kuşakların daha yakından tanıyabilmelerine küçük bir katkıdır.”