Bozkurt Güvenç – Kültürün Abc’si
Sosyoloji / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Kültürün Abc'si Yazar: Bozkurt Güvenç Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 118 Bozkurt Güvenç: Türkiye’de sosyal bilimlerin temel taşlarından biri… Çalışmalarında, sosyal antropolojiyle ilgili sorunlar içinde en çok “kültür” kavramı üzerinde duran Güvenç’ten, sosyal bilimlerin bu en temel ve en çetrefilli kavramı üzerine özenle hazırlanmış çok yönlü bir deneme… Kültürün ABC’si: Kültürü tanıtmaya, sevdirmeye çalışan, herkesin kültür kavramıyla ilgili istediği bölümü keyifle okuyabileceği sorularına yanıt bulabileceği ve yeni yeni sorular oluşturacak gerçek bir ABC…

Cemil Meriç – Jurnal 2
Sosyoloji / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Jurnal 2 (1966-1983) Yazar: Cemil Meriç Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 349 Cemil Meriç’in Jurnal’inin 2. cildi, 1960’lardan ’80’lere Meriç’in ruh ve düşünce dünyasındaki dalgalanmaları yansıtıyor. Kitaplarına geçmemiş düşünceleri, notları… Anılarına dönerek çocukluğunu ve gençliğini ele aldığı özyaşam öyküsü değerlendirmeleri… Duygu dünyasını, zaaflarını, tutkularını döktüğü mektuplar… Özellikle yaşatmak-yaratmak ikilemini dorukta yaşadığı aylarda, ‘idealar âlemindeki kadın’ olarak bağlandığı Lamia Hanım’a yazdığı mektuplar, Jurnal 2’nin en hacimli ve en ‘özel’ metinleri. “Tekdim ve bütünümle seviyordun, sevmeğe mahkûmdun” diyecek kadar iddialı ve özgüvenli, ama beri yandan anlaşılmamışlıkla, hayal kırıklıklarıyla, zilletlerle yüklü… Kitapta, “düşüncenin bütün huysuzluklarına, bütün hoyratlıklarına, bütün çılgınlıklarına selâm” eden; ama “düşündüklerimizin ne değeri var?” diye de yazabilen Meriç’in duygusal izdüşümü var.

Cemil Meriç – Jurnal 1
Sosyoloji / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Jurnal 1 (1955-1965) Yazar: Cemil Meriç Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 399 Cemil Meriç’in kendini, yakınlarını, etrafındakileri, içinde bulunduğu dünyayı, düşünce tarihini ve tarihimizi, kendi açısından ve yalın bir şekilde değerlendirdiği eseri Jurnal, yazarın gündelik düşüncesini, kişisel maceralarını, anı ve itiraflarını, yoğun duygularını, yaratış gücünü, alışılmadık yaklaşımlarını, güçlü sentezlerini, engin kültürünü birarada yansıtan bir büyülü aynadır. Cemil Meriç’in en doğal çehresi ve olanca çoksesliliğiyle karşımıza çıktığı eser, yazarını olduğu gibi tanımamıza, değerlendirmemize yardım eden zengin biyografik malzeme de içeriyor. İsyankar, acımasız, çoğu zaman duygusal yanlarıyla bir gönül ve düşünce adamına yaklaştırıyor bizi. Jurnal’de Cemil Meriç’in düşüncesi, karakteri, kişiliği çırılçıplak karşımızda. Jurnal, sonsuzla ve ölüm sonrasıyla bir tür hesaplaşma, bir vasiyetname, bir uzun mektup. 1955’den 1983’e marjinal bir yazarın öteki yüzü. Benliği, birikimi, şuuraltı ve şuurüstü ile…

Ali Akay – Postmodern Görüntü
Sosyoloji / 1 Ekim 2017

Kitap Adı: Postmodern Görüntü Yazar: Ali Akay Yayıncı: Bağlam Yayıncılık Sayfa Sayısı: 232 Postmodern Görüntü kitabında, Platon’dan beri süregelen simülakr kavramının “saptırıcı” yanı ele alınıyor. Görüntü dünyası içinde Disneyland’ın simülasyonlarının gerçek ile gerçek olmayan arasındaki bağı belirleniyor. Barok ile postmoden yakınlıkları kuruluyor.

İsmail Arabacı – Türklerin ve Türkiye’nin Toplum Yapısı
Sosyoloji / 4 Eylül 2017

Kitap Adı: Türklerin ve Türkiye'nin Toplum Yapısı Yazar: İsmail Arabacı Yayıncı: Yayın B Sayfa Sayısı: 835 İsmail Arabacı, yoğun bir emek ürünü olduğu ilk başkışta kendini belli eden bu eserinde, öncelikle Türkiye ve çevresindeki Türkleri ele alıyor, ikinci olarak da ülkemizde yaşayan ve Türkçeden başka dil konuşan toplum grupları üzerinde duruyor. Toplum olarak Türk sayılmayan gruplar hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler ortaya koyuyor. Özellikle, belirli odakların kasıtlı bir biçimde ve çarpıtarak gündeme getirdikleri Türkiye’nin toplum yapısını bilimsel disiplinle ve gerçekçi bir bakış açısıyla mercek altına alıyor.Eseri ilgi çekici kılan bir başka yanı da Türk adı ve Tarihte Türklük konularının yetkin bir biçimde incelenmiş olmasıdır. Fakat yazar yalnızca tarihi ele almakla, okuyucuyu tarihe yolculuk yaptırmakla kalmıyor; yakın ve uzak çevremizdeki Türk varlığı üzerinde yeterince bilgi sahibi olmayan insanlarımızı Türk coğrafyasında zevkli ve meraklı bir geziye de çıkarıyor, işlediği konular ve zengin içeriğiyle, tarih bilinci ve ulusal bilincimizi pekiştirmek için çok gerekli bulunduğundan kuşku duyulmayacak olan bu önemli eser, sık sık müracaat edilecek bir başucu kitabı olmayı fazlasıyla hak ediyor.”Efendiler! Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşan nüfustan oluşan bir büyük Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği nispetinde tarih sahasında da bir derinliği vardır.” -Gazi Mustafa Kemal

Mehmet Bayraktar – Türkler ve Japonlar
Sosyoloji / 5 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türkler ve Japonlar Yazar: Mehmet Bayraktar Yayıncı: Minima Yayıncılık Sayfa Sayısı: 143 Uzun insalık tarihi içerisinde, çeşitli toplumların kültürleri de kaçınılmaz olarak karşılıklı bir etkileşim süreci yaşamıştır. Bu kitap, aramızda uzun mesafeler olsa da tarihsel düzlemde Japonlarla olan ortak kültür ve benzerliklerimize ışık tutuyor. Aynı zamanda bu alandaki ilk çalışma olmasıyla da ayrı bir öneme sahip.

Amy Singer – İyilik Yap Denize At
Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: İyilik Yap Denize At: Müslüman Toplumlarda Hayırseverlik Yazar: Amy Singer Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 328 İyilik Yap Denize At Müslüman Toplumlarda Hayırseverlik “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir!” İslam inancı on dört yüzyılı aşkın bir süredir hayırseverliği vaaz ediyor olmasına rağmen İslamiyet tarihi bu bakış açısından hemen hemen hiç araştırılmadı. Oysa sultanların, servet sahiplerinin, hatta orta halli insanların hayır için kurduğu vakıflar her çağda Müslüman toplumları ve kültürleri biçimlendirmişti. İslamiyetin doğuşundan bugüne kadar tarihsel koşulların, toplumsal statünün, toplumsal cinsiyetin, yaşın ve birçok diğer faktörün dini ideallerle etkileşim içinde hayırseverliğin birçok biçimini yarattığını görüyoruz. Yazar bu kitabında Müslüman toplumlardaki hayırseverliğin temel kavram ve kurumlarını açıklıyor, toplumun her katmanında süregelen gönüllü faaliyetleri anlatıyor. Yazılı metinleri, yapıları, imgeleri ve objeleri kullanarak hayırseverliğin ardındaki güdüleri, varsılı ve yoksulu nasıl etkilediğini ve bunun nasıl siyasi hayatın bir parçası olduğunu gösteriyor. Kitabın birinci bölümü zekâta yakından bakıyor. İkinci bölümde, Müslümanların hayatında önemli bir yer tutan gönüllü hayır işlerine vesile olan günler ve Müslüman dünyada hayır işinin herhalde en belirgin ve tanınmış şekli olan vakıflar irdeleniyor. Üçüncü bölümde ise bağış alanların bağışların şekillenmesindeki rolünü anlamaya ve hayır işinin etkisini değerlendirmeye çalışılıyor. Dördüncü bölümde bağış alanların en büyük grubu olan yoksullarla muhtaçlar ele…

Vera L. Zolberg – Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak
Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak Yazar: Vera L. Zolberg Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 248 Tuğla yığınlarının müzelerde eser olarak sergilendiği, sualtı müziklerinin bestelendiği, popüler ile güzel sanatlar arasındaki sınırların geçirgenleştiği bir dönemde, sanatın ne olduğunu, neyi içerip neyi dışladığını, sanat değerlendirmelerinin gerekliliğini ve yöntemlerini ve sanata toplumda atfedilmesi gereken önemi tanımlamakta, geleneksel sanat anlayışları zorluk çekiyor. Vera Zolberg bu kitabında sanat çalışmalarında başvurulan çeşitli kuramsal yaklaşımları ele alıyor. Amerikan ve Avrupalı akademi geleneklerini temsil eden muhtelif hümanist ve toplumbilimsel görüşlere başvurarak, hem sanat yaratımına nüfuz eden kurumsal, ekonomik ve siyasi boyutları değerlendiren, hem de sanatsal nitelik sorusunun önemini kabul eden sosyolojik bir yaklaşım geliştiriyor. Yazar, sanatı yaratıldığı ve takdir edildiği toplumsal bağlamlar içinde incelerken, insanların sanatçı olma biçimlerine, kariyerlerini devam ettirdiği kurumlara, gördükleri destek ve baskılara, memnun etmek istedikleri izlerçevrelere ve mücadele etmek zorunda kaldıkları siyasi güçlere odaklanıyor. Eserlerin yaratılış ve yeni toplumsal kullanımlar için “yeniden yaratılış” süreçleri; sanatsal deneyimin gerçekleşmesinde izlerkitlenin oynadığı rol; sanat tarzlarındaki değişimin ve birçok sanat tarzı ve biçiminin yan yana var olmasının arkasında yatan nedenler de bu kitabın ele aldığı özel konulardan bazıları.

Alan Kellehear – Ölme Üzerine Bir İnceleme
Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Ölme Üzerine Bir İnceleme: Bireysel Bütünlük, Bedensel Çöküş ve Ruhsal Dönüşüm Yazar: Alan Kellehear Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 391 Ölmek nasıl bir şeydir? Bu kitabın yazarlarına bakılırsa, yanıt soruyu kime sorduğunuza bağlıdır. Ölmek ne tek bir şey, ne tek bir deneyim, ne de basitçe sağlık durumundaki kötüleşme ya da zayıflık klişesidir. Her ne kadar ölümün en sık karşılaşılan nedeni hastalık olsa da, ölmeyi hastalık hakkındaki bilgilerimizle kavrayamayız. Ölme her zaman sağlık durumunda kötüleşmeyle, umutsuzlukla ilişkili olmasa da, sağlığını yitirme ve çaresizlik hemen her zaman yaşamın sona erişiyle ilişkilendirilir. Ölme hızlı veya yavaş, kahramanca veya rezilce olabilir ya da hayatın bir simgesi veya beklenmedik bir dönüşümdür. Bu açılardan bakıldığında, insanın ölme deneyimi karmaşık, çeşitli, şaşırtıcı ve ihtimallerle doludur. Bu kitap, söz konusu karmaşıklığı okuyucunun önüne bir parça olsun serebilmeyi amaçlayan bilimcileri ve klinisyenleri bir araya getiriyor. Onların düşünceleri, örnekleri ve değerlendirmeleri, bize ölmeyi basit bir şekilde üzücü ve kötü bir durum olarak sunan klişelere itibar etmekte fazla aceleci davranmamamız gerektiğini anımsatıyor. Dolayısıyla bu kitabın amacı bizi durup bir daha düşünmeye, ortak yazgımızı daha dikkatli, daha incelikli, hatta daha umutlu biçimde yeniden gözden geçirmeye yüreklendirmektir. Dr. Allan Kellehear, Middlesex Üniversitesi Sağlık ve Eğitim Okulu’nda Kamu Sağlığı hocasıdır. 1998-2006…

Alan Duben & Cem Behar – İstanbul Haneleri
Roman , Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: İstanbul Haneleri: Evlilik, Aile ve Doğurganlık (1880-1940) Yazar: Alan Duben & Cem Behar Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 282 Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İstanbul, birçok Batı Avrupa toplumunun 20. yüzyıl öncesindeki demografik özelliklerine sahipti. Doğurganlık oranı kırsal kesimin üçte biri, evlenme yaşı kırsal kesimden yaklaşık on yıl geçti. 1920’lere kadar İslam imparatorluğunun başkenti olan bir şehirde bu nasıl mümkün olabiliyordu? Alan Duben ve Cem Behar, 1880-1940 döneminin İstanbul’unu ve İstanbullusunu evlilik, aile ve doğurganlık ilişkileri açısından ele alıyor; ulaştıkları rakamların işaret ettiği sosyal ve kültürel olayların güçlü değişimleri yansıttığını ortaya koyuyorlar. İstanbul Haneleri aile ve ev hayatı, toplumda kadının ve erkeğin yeri, aile hayatının Batılılaşması, evliliğin temellerinde yaşanan değişim, kuşak çatışması, doğum kontrolüne karşı sergilenen tutum ve uygulanan metotlar ile gündelik aile hayatına ilişkin daha birçok sosyal ve kültürel konuyu inceliyor. Yazarlara göre, aile, evlilik, kadın, çocuk ve gündelik hayat konusundaki düzen, 1840-1920 arasında yaşanan büyük siyasal ve kültürel dönüşümün odak noktası olmuştur. Ailede yaşanan değişim ve krizler, yeni bir uygarlık dünyasına geçişten kaynaklanan geniş çaplı dönüşüm krizinin bir uzantısıdır. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Batı Avrupa, Balkanlar ve Asya’dan gelen etkilerin karıştığı bir alan ve uygarlıkların buluşma noktası konumundaki İstanbul’u, bütün toplumun kimliğini yeniden…

Roland Barthes – Çağdaş Söylenler
Sosyoloji / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Çağdaş Söylenler Yazar: Roland Barthes Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 224 ÇAĞDAŞ SÖYLENLER, günümüz kültürüne karşı yazılmış bir kitap. Filmlerden deterjan reklamlarına, resimle dergilerin yemek tariflerinden fal köşelerine, bu kültürün nasıl yapaylığı doğallık, yüzeyselliği derinlik, geçiciliği sonrasızlık olarak gösterdiğini inceliyor. Malların etrafını saran efsanelerin nasıl oluşturulduğunu, birbiriyle ilgisiz görünen ayrıntıların yapısal bir bütünlük içinde nasıl aldatıcı bir halle yarattığını anlatıyor: *Bu kitabımın ardındaki düşüncenin çıkış noktası, çoğu zaman, basının, sanatın, genel yargının ,gerçeğin sırtına geçirip durdukları “doğallık” karşısında bir kızgınlık duygusuydu: kısacası, yaşadığımız güncel olayların öyküsünde Doğa ileTarih”in her dakika birbirine karıştırıldığını görmekten rahatsızlık duyuyor, apaçık ortada olanın süslenip sergilenişinde saklı olduğunu sandığım çarpıtmaları yakalamak istiyordum.* Roland Barthes

Nurdan Gürbilek – Vitrinde Yaşamak
Sosyoloji / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Vitrinde Yaşamak: 1980'lerin Kültürel İklimi Yazar: Nurdan Gürbilek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 128 80’lerde Türkiye’de yaşanan kültürel değişimi çözümlemeyi deniyor Vitrinde Yaşamak. Bir siyasi darbenin hemen ardından, devlet şiddetiyle kurulabilmiş bir piyasanın içine doğan yeni kültürel ortamı, kendini bir imkânlar dönemi olarak sunan bu yılların kültürel alandaki çelişkili görünümlerini çözümlemeyi amaçlıyor. Nasıl oldu da bu değişim kendini kültürel alanda bir özgürlük vaadiyle, bir özerklik iddiasıyla varedebildi? Daha da önemlisi, bu vaat neden bu kadar etkili olabildi? Türkiye modern kültürünü oluştururken, o güne kadar neleri dışarıda bırakmış, neleri kültürel ifade alanının kıyısına itmişti? Modern kültürün oluşum sürecinde bastırılan içerikler 80’lerde nasıl, ne olarak ve nereye geri döndü? Hangi ihtiyaçlar doğrultusunda, nasıl yeniden kurgulanarak gündeme geldi? Dünyadaki kültürel değişimle de yakından ilgili olan bu soruları 80’ler Türkiyesi’nin siyasi koşullarını, yerel dinamiklerini, buraya özgü kırılmaları da hesaba katarak değerlendiriyor Vitrinde Yaşamak.

Nurdan Gürbilek – Kötü Çocuk Türk
Sosyoloji / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Kötü Çocuk Türk Yazar: Nurdan Gürbilek Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye’nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir “kendine dönme” ısrarı. Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor. “Türklük” ve “kötülük” nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara…

Neşecan Balkan & Sungur Savran – Neoliberalizmin Tahribatı
Sosyoloji / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Neoliberalizmin Tahribatı: Türkiye'de Ekonomi, Toplum ve Cinsiyet Yazar: Neşecan Balkan & Sungur Savran Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 280 Neoliberalizmin Tahribatı ilk cildin kaldığı yerden devam ediyor, ancak bu kez resmin iktisadi veçheleri ele alınıyor: Sermaye birikimi ve küresel kapitalizm, tarım, sosyal güvenlik, eğitim, silahlanma, gelir dağılımı, işçi sınıfı ve sendikacılık, emek piyasaları ve toplumsal cinsiyet rolleri. Türkiye’nin yakın tarihi, “neoliberalizm” diye adlandırdığımız iktisat politikalarının siyasal alanda hiçbir şekilde “liberalleşme” anlamına gelmediğini yeterince açık biçimde kanıtladı. Bu politikaların kutuplaşmayı ve eşitsizliği daha da artırarak Türkiye toplumu üzerinde yaptığı ağır iktisadi tahribatı ise bu ciltte okuyacaksınız.

Gulbenkian Komisyonu – Sosyal Bilimleri Açın
Sosyoloji / 3 Haziran 2017

Kitap Adı: Sosyal Bilimleri Açın: Sosyal Bilimlerin Yeniden Yapılanması Üzerine Rapor Yazar: Gulbenkian Komisyonu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 104 Bilginin sosyal olarak kurulmuş olması gerçeği, daha geçerli bilgiye ulaşmanın da ancak sosyal olarak mümkün olması anlamına gelir. Bilginin sosyal temelleri olduğunu tersine, biz, geçmişteki uygulamalara yönelik eleştirileri değerlendirerek ve hakikaten daha çoğulcu ve evrenselci yapılar kurarak yapılacak bir yeniden yapılandırmanın, sosyal bilimlerin nesnelliğini arttırabileceğine inanıyoruz. Bu raporda üç şeyi göstermeye çalıştık. Birincisi, bir bilgi biçimi olarak sosyal bilimin nasıl tarihsel olarak oluştuğu ve neden, onsekizinci yüzyıl sonundan 1945’e uzanan süreçte, görece standart bir dizi disipline ayrıştığıdır. İkincisi, 1945’ten bu yana dünya genelinde meydana gelen gelişmelerin bu entellektüel işbölümüyle ilgili ne gibi sorular sorulmasına yol açtığı ve böylece bir önceki dönemde yerli yerine oturtulan örgütlenme yapısını yeniden tartışma gündemine getirdiğidir. Üçücüsü de, son yıllarda çok tartışılan bir dizi temel entellektüel soruyu açımlayarak, ‘şimdi nasıl bir sosyal bilim?’ sorusuna cevap oluşturmakta daha ileri gidebilmek için bize optimal görünen bir tavır belirlemektir. Sonuçta, sosyal bilimlerin bu tarihin ve yakın dönem tartışmalarının ışığında yeniden yapılandırılmasını tartışmak istiyoruz. Önerebileceğimiz basit, açık seçik formüllerimiz yok; sadece bize doğru yönde ilerlememize yardımcı olacakmış gibi görünen birkaç tartışmaya açık önerimiz var.Kuşkusuz doğru yönde adım atmayı sağlayacak başka…