Murray Bookchin – Ekolojik Bir Topluma Doğru

Ekolojik Bir Topluma Doğru Kitap Kapağı Ekolojik Bir Topluma Doğru
Murray Bookchin
Sümer Yayıncılık
400

'Bu kitaptaki makaleler, özetle, bugün yüz yüze olduğumuz ekolojik sorunların özünü yakalama çabasıdır: Yani, toplumsal ilişkilerde tahakküm ve ekonomik ilişkilerde rekabet. Alman Yeşilleri ve dünyanın birçok yerinde politik olarak, nahif çevreciler bir yana, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerindeki birçok sosyalistten bile duymakta olduğumuz, kapitalizm ve serbest rekabetin erdemleri hakkındaki mevcut çığırtkanlık yüzünden, tüm bu makalelerdeki anti-hiyerarşik ve anti-kapita ist yönelim, her tür 'Sol'un hiç olmazsa modern kapitalizme karşı bir zeminde buluştuğu yirmi yıl öncesine oranla bugün çok daha önemlidir.

Öyleyse, bu kitapta öne çıkan, toplumsal ekoloji, kentleşme, rasyonel bir toplum için yeni teknolojiler, Marksizm ve yeni bir politika gibi, görünüşte ayrı duran konuları birleştiren nedir? Tüm bu makaleler tek bir temaya farklı ifadeler kazandırmıştır: Tutarlı, özgürlükçü ve diyalektik bir bakış açısına duyulan ihtiyaç. Eğer tek bir suçum varsa, o da, tutarlı bir biçimde ve dogmatizme ya da sekterliğe kapılmaksızın, devrimci bir geleneği savunmaya ve bugün, ona kapitalizmin son dönem gelişmelerinde tam anlatımını bulan bir esneklik kazandırmaya çalışmam olmuştur.

K. Oya Paker – Günlük Düşüncede Modernlik, Din ve Laiklik

Günlük Düşüncede Modernlik, Din ve Laiklik Kitap Kapağı Günlük Düşüncede Modernlik, Din ve Laiklik
K. Oya Paker
Vadi Yayınları
384

Modernlik ve laiklik gibi sosyo-politik kavramlar, günlük yaşamımızda, teknik anlamlarının ötesinde meta anlatılar olarak varlık gösterirler ve sosyal düşünceye aracılık ederler. Bilimsel ve teknik kavramların bir bakıma evcilleşerek içinde yer aldıkları sosyal düşünce, bir sağduyu düşüncesidir; hemen herkesin herzamanki düşüncesi, bir başka deyişle sıradan insanların geneldeki ve uzman olanların da uzmanlık konuları dışındaki düşüncesidir. Günlük düşünce, pek çok sayıda insanın yaşamını önemli ölçüde ilgilendiren bilimsel ve teknik kavramların, ikinci, ancak insan ilişkileri bakımından temel bir var oluş alanıdır. Başta kitle iletişim araçları olmak üzere çeşitli kanallardan geçerek gündelik yaşamımıza dahil olan bu tür kavramlar, kişiler arası ilişkiler ağı içerisinde sarmalanarak, yeni bir şekil ve vücut bulurlar, yeni bir varlouş ve anlam kazanırlar...

İbrahim Erol Kozak – İnsan Toplum İktisat

İnsan Toplum İktisat: İbn Haldun'dan Yola Çıkılarak Çok Yönlü Bir Tahlil Denemesi Kitap Kapağı İnsan Toplum İktisat: İbn Haldun'dan Yola Çıkılarak Çok Yönlü Bir Tahlil Denemesi
İbrahim Erol Kozak
Değişim Yayınları

Çağımızın içine düştüğü bunalım ve arayışların kaynağı, kişilerin dünyaya ve kendi hayatlarına bir anlam kazandıracak düşünceler bulamamaları ve geliştirememelerinde yatmaktadır. Kişileri hiçlik, boşluk ve parçalanmışlıktan kurtaracak bütünsel bir hayat felsefesine ihtiyaç duyulmaktadır. Hayat standardını geliştirmek için kıyasıya bir yarış içine giren materyalist sistemler, sağladıkları maddi ilerlemelerini hayatın kalitesini aşındırma pahasına gerçekleştirmektedirler.

Laure Murat – Cinsiyet Yasası

Cinsiyet Yasası: Üçüncü Cinsin Kültür Tarihi Kitap Kapağı Cinsiyet Yasası: Üçüncü Cinsin Kültür Tarihi
Laure Murat
Dost Kitabevi
299

Bir yanda erkek, öte yanda kadın. Peki bir ara tür ya da üçüncü cinsten söz edilebilir mi? Kuramsal olduğu kadar şiirsel bir kavramın icadı tarih boyunca bu soruya bir yanıt vermeye çalışmıştır. Cinsiyet yasası, XIX. yüzyıldan itibaren "yerinden edilmiş", kategori dışı erillik ve dişillik tanımları geliştirerek bu sorunu enine boyuna irdeleyen zengin bir literatür yarattı. Konunun titiz araştırmacılarından Murat, Balzac döneminin Paris'inde tutulan polis kayıtlarından Belle Époque'un özgür kadınlarına, 1930'lu yıllarda yapılan ve cinsiyet değiştirmeye dönük ilk cerrahi operasyonlardan tarihin büyük seksologlarının temel önemdeki tespit ve önermelerine dek bu zengin arşivi adeta bir detektif gibi tarıyor. Alanında yazılmış nadir bir "söylem arkeolojisi" örneği olarak kabul gören bu yapıt, bir uzmanlık alanına has tartışmalara ışık tuttuğu kadar genç araştırmacıları cesaretlendiren bir kavram çerçevesi ve kaynakça kılavuzluğu da sunuyor.

Bozkurt Güvenç – Kültürün Abc’si

Kültürün Abc'si Kitap Kapağı Kültürün Abc'si
Bozkurt Güvenç
Yapı Kredi Yayınları
118

Bozkurt Güvenç: Türkiye'de sosyal bilimlerin temel taşlarından biri...

Çalışmalarında, sosyal antropolojiyle ilgili sorunlar içinde en çok "kültür" kavramı üzerinde duran Güvenç'ten, sosyal bilimlerin bu en temel ve en çetrefilli kavramı üzerine özenle hazırlanmış çok yönlü bir deneme...

Kültürün ABC'si: Kültürü tanıtmaya, sevdirmeye çalışan, herkesin kültür kavramıyla ilgili istediği bölümü keyifle okuyabileceği sorularına yanıt bulabileceği ve yeni yeni sorular oluşturacak gerçek bir ABC...

Ali Akay – Postmodern Görüntü

Postmodern Görüntü Kitap Kapağı Postmodern Görüntü
Ali Akay
Bağlam Yayıncılık
232

Postmodern Görüntü kitabında, Platon'dan beri süregelen simülakr kavramının "saptırıcı" yanı ele alınıyor. Görüntü dünyası içinde Disneyland'ın simülasyonlarının gerçek ile gerçek olmayan arasındaki bağı belirleniyor. Barok ile postmoden yakınlıkları kuruluyor.

İsmail Arabacı – Türklerin ve Türkiye’nin Toplum Yapısı

Türklerin ve Türkiye'nin Toplum Yapısı Kitap Kapağı Türklerin ve Türkiye'nin Toplum Yapısı
İsmail Arabacı
Yayın B
835

İsmail Arabacı, yoğun bir emek ürünü olduğu ilk başkışta kendini belli eden bu eserinde, öncelikle Türkiye ve çevresindeki Türkleri ele alıyor, ikinci olarak da ülkemizde yaşayan ve Türkçeden başka dil konuşan toplum grupları üzerinde duruyor. Toplum olarak Türk sayılmayan gruplar hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler ortaya koyuyor. Özellikle, belirli odakların kasıtlı bir biçimde ve çarpıtarak gündeme getirdikleri Türkiye'nin toplum yapısını bilimsel disiplinle ve gerçekçi bir bakış açısıyla mercek altına alıyor.Eseri ilgi çekici kılan bir başka yanı da Türk adı ve Tarihte Türklük konularının yetkin bir biçimde incelenmiş olmasıdır. Fakat yazar yalnızca tarihi ele almakla, okuyucuyu tarihe yolculuk yaptırmakla kalmıyor; yakın ve uzak çevremizdeki Türk varlığı üzerinde yeterince bilgi sahibi olmayan insanlarımızı Türk coğrafyasında zevkli ve meraklı bir geziye de çıkarıyor, işlediği konular ve zengin içeriğiyle, tarih bilinci ve ulusal bilincimizi pekiştirmek için çok gerekli bulunduğundan kuşku duyulmayacak olan bu önemli eser, sık sık müracaat edilecek bir başucu kitabı olmayı fazlasıyla hak ediyor."Efendiler! Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşan nüfustan oluşan bir büyük Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği nispetinde tarih sahasında da bir derinliği vardır."

-Gazi Mustafa Kemal

Mehmet Bayraktar – Türkler ve Japonlar

Türkler ve Japonlar Kitap Kapağı Türkler ve Japonlar
Mehmet Bayraktar
Minima Yayıncılık
143

Uzun insalık tarihi içerisinde, çeşitli toplumların kültürleri de kaçınılmaz olarak karşılıklı bir etkileşim süreci yaşamıştır.

Bu kitap, aramızda uzun mesafeler olsa da tarihsel düzlemde Japonlarla olan ortak kültür ve benzerliklerimize ışık tutuyor.

Aynı zamanda bu alandaki ilk çalışma olmasıyla da ayrı bir öneme sahip.

Amy Singer – İyilik Yap Denize At

İyilik Yap Denize At: Müslüman Toplumlarda Hayırseverlik Kitap Kapağı İyilik Yap Denize At: Müslüman Toplumlarda Hayırseverlik
Amy Singer
Kitap Yayınevi
328

İyilik Yap Denize At
Müslüman Toplumlarda Hayırseverlik

"İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir!"

İslam inancı on dört yüzyılı aşkın bir süredir hayırseverliği vaaz ediyor olmasına rağmen İslamiyet tarihi bu bakış açısından hemen hemen hiç araştırılmadı.

Oysa sultanların, servet sahiplerinin, hatta orta halli insanların hayır için kurduğu vakıflar her çağda Müslüman toplumları ve kültürleri biçimlendirmişti. İslamiyetin doğuşundan bugüne kadar tarihsel koşulların, toplumsal statünün, toplumsal cinsiyetin, yaşın ve birçok diğer faktörün dini ideallerle etkileşim içinde hayırseverliğin birçok biçimini yarattığını görüyoruz.

Yazar bu kitabında Müslüman toplumlardaki hayırseverliğin temel kavram ve kurumlarını açıklıyor, toplumun her katmanında süregelen gönüllü faaliyetleri anlatıyor. Yazılı metinleri, yapıları, imgeleri ve objeleri kullanarak hayırseverliğin ardındaki güdüleri, varsılı ve yoksulu nasıl etkilediğini ve bunun nasıl siyasi hayatın bir parçası olduğunu gösteriyor. Kitabın birinci bölümü zekâta yakından bakıyor.

İkinci bölümde, Müslümanların hayatında önemli bir yer tutan gönüllü hayır işlerine vesile olan günler ve Müslüman dünyada hayır işinin herhalde en belirgin ve tanınmış şekli olan vakıflar irdeleniyor.

Üçüncü bölümde ise bağış alanların bağışların şekillenmesindeki rolünü anlamaya ve hayır işinin etkisini değerlendirmeye çalışılıyor.

Dördüncü bölümde bağış alanların en büyük grubu olan yoksullarla muhtaçlar ele alınıyor.

Nihayet beşinci bölümde devlet ile sivil toplum örgütleri veya özel kuruluşların toplumsal refah alanındaki katkıları tartışılıyor.

İslam toplumları tarihinin hayırseverliğin prizmasından bakılarak yeniden okunması, yönetimler ile yöneticilerin rolü, bireysel ve toplumsal sorumluluğun mahiyeti, dini öğretinin gücü, ailenin ve daha geniş hanelerin yapısı ve işlev tarzı; akrabalar, komşular ve yabancılar arası bağlantılar; cinsiyetin bireysel roller ve statü üstündeki derin etkisi ve servetin uygun kullanımına ilişkin tutumlara dair yeni bir perspektif sunuyor.

Osmanlı tarihi profesörü Amy Singer'in Türkçe yayınlanan diğer eserleri Kadılar, Kullar, Kudüslü Köylüler (Tarih Vakfı, 1996) ve Osmanlı'da Hayırseverlik Kudüs'te bir Haseki Sultan İmareti (Tarih Vakfı, 2004).

Vera L. Zolberg – Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak

Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak Kitap Kapağı Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak
Vera L. Zolberg
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
248

Tuğla yığınlarının müzelerde eser olarak sergilendiği, sualtı müziklerinin bestelendiği, popüler ile güzel sanatlar arasındaki sınırların geçirgenleştiği bir dönemde, sanatın ne olduğunu, neyi içerip neyi dışladığını, sanat değerlendirmelerinin gerekliliğini ve yöntemlerini ve sanata toplumda atfedilmesi gereken önemi tanımlamakta, geleneksel sanat anlayışları zorluk çekiyor. Vera Zolberg bu kitabında sanat çalışmalarında başvurulan çeşitli kuramsal yaklaşımları ele alıyor. Amerikan ve Avrupalı akademi geleneklerini temsil eden muhtelif hümanist ve toplumbilimsel görüşlere başvurarak, hem sanat yaratımına nüfuz eden kurumsal, ekonomik ve siyasi boyutları değerlendiren, hem de sanatsal nitelik sorusunun önemini kabul eden sosyolojik bir yaklaşım geliştiriyor. Yazar, sanatı yaratıldığı ve takdir edildiği toplumsal bağlamlar içinde incelerken, insanların sanatçı olma biçimlerine, kariyerlerini devam ettirdiği kurumlara, gördükleri destek ve baskılara, memnun etmek istedikleri izlerçevrelere ve mücadele etmek zorunda kaldıkları siyasi güçlere odaklanıyor. Eserlerin yaratılış ve yeni toplumsal kullanımlar için "yeniden yaratılış" süreçleri; sanatsal deneyimin gerçekleşmesinde izlerkitlenin oynadığı rol; sanat tarzlarındaki değişimin ve birçok sanat tarzı ve biçiminin yan yana var olmasının arkasında yatan nedenler de bu kitabın ele aldığı özel konulardan bazıları.

Alan Kellehear – Ölme Üzerine Bir İnceleme

Ölme Üzerine Bir İnceleme: Bireysel Bütünlük, Bedensel Çöküş ve Ruhsal Dönüşüm Kitap Kapağı Ölme Üzerine Bir İnceleme: Bireysel Bütünlük, Bedensel Çöküş ve Ruhsal Dönüşüm
Alan Kellehear
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
391

Ölmek nasıl bir şeydir? Bu kitabın yazarlarına bakılırsa, yanıt soruyu kime sorduğunuza bağlıdır. Ölmek ne tek bir şey, ne tek bir deneyim, ne de basitçe sağlık durumundaki kötüleşme ya da zayıflık klişesidir. Her ne kadar ölümün en sık karşılaşılan nedeni hastalık olsa da, ölmeyi hastalık hakkındaki bilgilerimizle kavrayamayız. Ölme her zaman sağlık durumunda kötüleşmeyle, umutsuzlukla ilişkili olmasa da, sağlığını yitirme ve çaresizlik hemen her zaman yaşamın sona erişiyle ilişkilendirilir. Ölme hızlı veya yavaş, kahramanca veya rezilce olabilir ya da hayatın bir simgesi veya beklenmedik bir dönüşümdür.

Bu açılardan bakıldığında, insanın ölme deneyimi karmaşık, çeşitli, şaşırtıcı ve ihtimallerle doludur. Bu kitap, söz konusu karmaşıklığı okuyucunun önüne bir parça olsun serebilmeyi amaçlayan bilimcileri ve klinisyenleri bir araya getiriyor. Onların düşünceleri, örnekleri ve değerlendirmeleri, bize ölmeyi basit bir şekilde üzücü ve kötü bir durum olarak sunan klişelere itibar etmekte fazla aceleci davranmamamız gerektiğini anımsatıyor. Dolayısıyla bu kitabın amacı bizi durup bir daha düşünmeye, ortak yazgımızı daha dikkatli, daha incelikli, hatta daha umutlu biçimde yeniden gözden geçirmeye yüreklendirmektir.

Dr. Allan Kellehear, Middlesex Üniversitesi Sağlık ve Eğitim Okulu'nda Kamu Sağlığı hocasıdır. 1998-2006 yılları arasında Avustralya'da LaTrobe Üniversitesi'nde Palyatif Bakım konusunda ders verdi. 2006-2011 yılları arasında İngiltere'de Bath Üniversitesi'nde sosyoloji hocası olarak görev yaptı. 2011-2013 yılları arasında Kanada'da Nova Scotia'da Dalhousie Üniversitesi'nde Kamu Sağlığı ve Epidemiyoloji konusunda dersler verdi. Yayımlanmış dokuz kitabı ve yüzün üzerinde makalesi vardır.

Alan Duben & Cem Behar – İstanbul Haneleri

İstanbul Haneleri: Evlilik, Aile ve Doğurganlık (1880-1940) Kitap Kapağı İstanbul Haneleri: Evlilik, Aile ve Doğurganlık (1880-1940)
Alan Duben & Cem Behar
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
282

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde İstanbul, birçok Batı Avrupa toplumunun 20. yüzyıl öncesindeki demografik özelliklerine sahipti. Doğurganlık oranı kırsal kesimin üçte biri, evlenme yaşı kırsal kesimden yaklaşık on yıl geçti. 1920'lere kadar İslam imparatorluğunun başkenti olan bir şehirde bu nasıl mümkün olabiliyordu?

Alan Duben ve Cem Behar, 1880-1940 döneminin İstanbul'unu ve İstanbullusunu evlilik, aile ve doğurganlık ilişkileri açısından ele alıyor; ulaştıkları rakamların işaret ettiği sosyal ve kültürel olayların güçlü değişimleri yansıttığını ortaya koyuyorlar. İstanbul Haneleri aile ve ev hayatı, toplumda kadının ve erkeğin yeri, aile hayatının Batılılaşması, evliliğin temellerinde yaşanan değişim, kuşak çatışması, doğum kontrolüne karşı sergilenen tutum ve uygulanan metotlar ile gündelik aile hayatına ilişkin daha birçok sosyal ve kültürel konuyu inceliyor. Yazarlara göre, aile, evlilik, kadın, çocuk ve gündelik hayat konusundaki düzen, 1840-1920 arasında yaşanan büyük siyasal ve kültürel dönüşümün odak noktası olmuştur. Ailede yaşanan değişim ve krizler, yeni bir uygarlık dünyasına geçişten kaynaklanan geniş çaplı dönüşüm krizinin bir uzantısıdır.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Batı Avrupa, Balkanlar ve Asya'dan gelen etkilerin karıştığı bir alan ve uygarlıkların buluşma noktası konumundaki İstanbul'u, bütün toplumun kimliğini yeniden şekillendiren sosyal ve kültürel değişimlerin sahnesi olarak değerlendiren Duben ve Behar'ın edebiyat eserlerinden gazete yazılarına, bireysel tanıklıklardan mahkeme kayıtlarına uzanan kapsamlı kaynakçası okuyucuya sağlam bir bilimsel perspektifin yanında ilginç ve sürükleyici bir öykü de sunuyor.

Roland Barthes – Çağdaş Söylenler

Çağdaş Söylenler Kitap Kapağı Çağdaş Söylenler
Roland Barthes
Metis Yayınları
224

ÇAĞDAŞ SÖYLENLER, günümüz kültürüne karşı yazılmış bir kitap. Filmlerden deterjan reklamlarına, resimle dergilerin yemek tariflerinden fal köşelerine, bu kültürün nasıl yapaylığı doğallık, yüzeyselliği derinlik, geçiciliği sonrasızlık olarak gösterdiğini inceliyor. Malların etrafını saran efsanelerin nasıl oluşturulduğunu, birbiriyle ilgisiz görünen ayrıntıların yapısal bir bütünlük içinde nasıl aldatıcı bir halle yarattığını anlatıyor: *Bu kitabımın ardındaki düşüncenin çıkış noktası, çoğu zaman, basının, sanatın, genel yargının ,gerçeğin sırtına geçirip durdukları "doğallık" karşısında bir kızgınlık duygusuydu: kısacası, yaşadığımız güncel olayların öyküsünde Doğa ileTarih"in her dakika birbirine karıştırıldığını görmekten rahatsızlık duyuyor, apaçık ortada olanın süslenip sergilenişinde saklı olduğunu sandığım çarpıtmaları yakalamak istiyordum.* Roland Barthes

Nurdan Gürbilek – Vitrinde Yaşamak

Vitrinde Yaşamak: 1980'lerin Kültürel İklimi Kitap Kapağı Vitrinde Yaşamak: 1980'lerin Kültürel İklimi
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
128

80'lerde Türkiye'de yaşanan kültürel değişimi çözümlemeyi deniyor Vitrinde Yaşamak. Bir siyasi darbenin hemen ardından, devlet şiddetiyle kurulabilmiş bir piyasanın içine doğan yeni kültürel ortamı, kendini bir imkânlar dönemi olarak sunan bu yılların kültürel alandaki çelişkili görünümlerini çözümlemeyi amaçlıyor. Nasıl oldu da bu değişim kendini kültürel alanda bir özgürlük vaadiyle, bir özerklik iddiasıyla varedebildi? Daha da önemlisi, bu vaat neden bu kadar etkili olabildi? Türkiye modern kültürünü oluştururken, o güne kadar neleri dışarıda bırakmış, neleri kültürel ifade alanının kıyısına itmişti? Modern kültürün oluşum sürecinde bastırılan içerikler 80'lerde nasıl, ne olarak ve nereye geri döndü? Hangi ihtiyaçlar doğrultusunda, nasıl yeniden kurgulanarak gündeme geldi?

Dünyadaki kültürel değişimle de yakından ilgili olan bu soruları 80'ler Türkiyesi'nin siyasi koşullarını, yerel dinamiklerini, buraya özgü kırılmaları da hesaba katarak değerlendiriyor Vitrinde Yaşamak.

Nurdan Gürbilek – Kötü Çocuk Türk

Kötü Çocuk Türk Kitap Kapağı Kötü Çocuk Türk
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
144

Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir "kendine dönme" ısrarı.

Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor.

"Türklük" ve "kötülük" nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara...