Erich Fromm – Umut Devrimi

Umut Devrimi Kitap Kapağı Umut Devrimi
Erich Fromm
Payel Yayınevi
171
Bu kitap, yazarın, Amerika'nın 1968 yılında içinde bulunduğu duruma tepkisini dile getirmektedir. Kitaptaki görüşler, bir yol ayrımında bulunduğumuz kanısından doğmuştur. Yollardan biri termonükleer savaşla yok edilmemişsek eğer insanı, çaresiz bir dişlisi haline getiren tümüyle makineleşmiş bir topluma ulaşmakta, diğeriyse, insanlığın ve umudun yeniden doğmasına tekniği insanın hizmetine sokan bir topluma açılmaktadır.

Erich Fromm – İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 2

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 2 Kitap Kapağı İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 2
Erich Fromm
Payel Yayınevi
319

İnsandaki yıkıcılığı, şiddeti, acımasızlığı, avcı ve yiyecek toplayıcı küçük toplulukları oluşturarak yaşayan tarihöncesi insandan, günümüzün "uygar" insanına dek çok geniş bir süreç içinde ele alan Fromm, kitabının bu ikinci ve son cildinde tarihe kanlı yıkıcılıklarıyla geçmiş bazı yöneticilerin kişilik çözümlemelerini yapmaktadır. Fromm, bu büyük hacimli çalışmasında, şiddet olaylarını ele alırken, herkesin yaşam sevgisiyle dolu olduğu, her türlü şiddetin, baskının ortadan kalktığı, kimsenin kimseyi tehdit etmediği bir dünyanın kurulabilmesi için nasıl bir tutum takınmamız gerektiğini de göstermektedir. Ne baskı yapanın ne de baskı görenin olmaması için "insanı yanılsamalarının zincirlerinden" kurtarmanız gerektiğini ve bunun için de yalnızca "ekonomik ve siyasal yapımızda değil, değerlerimizde, insanın amaçlarına ilişkin anlayışımızda ve kişisel tutumumuzda da köklü değişikliklerin" olmasının zorunlu olduğunu göstermeye çalışmaktadır.

Erich Fromm – İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 1

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 1 Kitap Kapağı İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri 1
Erich Fromm
Payel Yayınevi
335

Yüzyılımızın önde gelen sorunlarından biri giderek artan şiddet, yıkıcılık ve saldırganlık olaylarıdır. Gün geçmiyor ki dünyanın herhangi bir bölgesinde böylesine bir olay olmasın. Nedir bu yıkıcılık ve şiddet olaylarının nedeni? İnsanoğlu aslında acımasız, şiddete yatkın bir canlı mıdır, yoksa toplumsal koşulların itelemesiyle mi bu yola girmektedir? (...) Erich Fromm, altı yıl çalışarak yazdığı bu kitabında salt toplumbilim ve ruhbilim alanlarında araştırmalar yapmakla kalmamış, insandaki yıkıcılık olgusunu tüm yönleriyle ortaya çıkarabilmek için insanbilim, kazıbilim, sinir fizyolojisi, hayvan ruhbilimi, fosilbilim, v.b. alanlarında da incelemeler yapmak zorunda kalmıştır. Ve bütün bunların sonucunda yazar, hemen herkesin rahatlıkla okuyup anlayabileceği ve ilgi duyabileceği bir yapıt çıkarmış ortaya. İki cilt olarak yayınladığımız "İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri"nin bu konuda büyük bir boşluğu dolduracağını ve ilgi göreceğini umuyoruz.

Cemal Şener – Türkiye’de Yaşayan Etnik ve Dinsel Gruplar

Türkiye'de Yaşayan Etnik ve Dinsel Gruplar Kitap Kapağı Türkiye'de Yaşayan Etnik ve Dinsel Gruplar
Cemal Şener
Etik Yayınları
310

Cemal Şener Türkiye'de, " Yaşayan Etnik ve Dinsel Gruplar" adlı kitabında uluslaşmanın gökten zembille inmediğini belirterek, İtalya'nın uluslaşma sürecinde 320'yi, İspanya'nın 400'ü, Almanya'nın 500'ü, Fransa'nın 600'ü aşkın sosyolojik farklılığın birleşmesi ile oluştuğunu söylüyor. Anadolu'nun onbinlerce yıllık yazılı tarihi olduğunu yazan Şener, Türkiye'de yaşayan toplumsal grupları; Türkler, Kürtler, Zazalar, Araplar, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Süryaniler, Nasturiler, Keldaniler, Yezidiler, Bahailer, Aleviler, Lazlar, Hemşinliler, Çerkesler, Gürcüler, Arnavutlar, Pomaklar, Gacallar, Sudanlılar, Estonlar, Molokanlar, Almanlar, Polonezler gibi etnik ve dinsel gruplar olarak ayırıyor. Bu grupların birer birer tanımının yapıldığı kitap, Türkiye'deki etnik yapıyı incelemek isteyenler için...

Cemal Şener – Alevilik Olayı

Alevilik Olayı Kitap Kapağı Alevilik Olayı
Cemal Şener
Etik Yayınları
200

Hararet nardadır, sacda değildir.
Keramet baştadır, taçta değildir.
Her ne arar isen, kendinde ara
Mekke'de Kudüs'te Hac'da değildir.
-Hacı Bektaş Veli-

Arnold Joseph Toynbee – Uygarlık Yargılanıyor

Uygarlık Yargılanıyor Kitap Kapağı Uygarlık Yargılanıyor
Arnold Joseph Toynbee
Örgün Yayınları
224

Batının İslam dünyası üzerine bu yoğun saldırıları, iki uygarlığı günümüzde yeniden karşı karşıya getirdi. Görülecektir ki bu, Batı uygarlığının, bütün insanlığın büyük bir toplum olarak birleştirilmesini ve modern Batı tekniğini kullanabildiğimiz yerdeki, gökteki, denizdeki herşeyin denetimini isteyen büyük hırsının bir parçasıdır. Batının bugün İslam´a yaptığını İslam da sırasıyla, hala canlı olan Ortodoks Hristiyan, Hint, Uzakdoğu uygarlıklarına ve tropik Afrika´ da köşelerine çekilmiş ilkel toplumlara yapmakta... Onun için İslam ve Batının çağdaş karşılaşması, geçmişteki ilişkilerinden yalnızca daha canlı ve içten olmakla kamamış; Batılı adamın dünyayı "Batılılaştırma" eylemini açığa çıkaran bir olay olmuştur - iki dünya savaşını görmüş bir kuşağın tarihinde -, bu gerçekten en ilginç ve en önemli olaylardan biri sayılmalı.
Bu yüzden İslam bir kez daha Batıyla karşılaşıyor. Ne var ki bu kez kozlar, Haçlı seferlerinin en kritik dönemlerindekinden daha çok aleyhinde; çünkü çağdaş Batı, ona karşı yalnızca silah yönünden değil aynı zamanda silah sanayiinin son derece bağlı olduğu ekonomik yaşam biçimi konusunda da ve hepsinin üstünde ruhsal kültürde - uygarlık denilen ve kendi kendine dışa dönük ürünleri yaratan ve besleyen o deruni güçte - de üstün

Cemal Şener – Alevilerin Etnik Kimliği

Alevilerin Etnik Kimliği: Aleviler Kürt Mü? Türk mü? Kitap Kapağı Alevilerin Etnik Kimliği: Aleviler Kürt Mü? Türk mü?
Cemal Şener
Etik Yayınları
223

Osmanlı'yı Kim Yönetiyordu?
Osmanlı Devlet Erkinden Türkmenler'in Dışlanması

Dersim olayı

Koçgiri olayı

Türkmenlerin Kürtleşmesi

Aleviler Kürt mü? Türk mü?

Dil, Din, Milliyet İlişkisi

Jean Baudrillard – Sessiz Yığınların Gölgesinde

Sessiz Yığınların Gölgesinde Kitap Kapağı Sessiz Yığınların Gölgesinde
Jean Baudrillard
Doğu Batı Yayınları
85

Her türlü anlamdan yoksun kalabalıklar, tehlikeli bir cıva gibi ortalığa yayılmış durumda. “Kitle” kavramı hâlâ sosyolojik bir kategori içinde düşünülebilir mi? İktidarların uzun zamandan beri mecburen taşımak zorunda kaldıkları bu ürkütücü ve biçimsiz gölgeler, var olan anlam örüntülerini yerle bir etmiştir. Ortalıkta dolaşan bu devasa kütleler her şeyi emmekte, yutmakta, anlamsızlaştırmakta ve tüm işaret sistemlerini tersine çevirmektedir. Nefes alınamayacak bu kürede görülen ve okunan ne varsa bir süre sonra hafiflemekte, daha doğrusu dev bir çukurun ağzında kaybolup gitmektedir. İçin için kaynamaktadır her şey... Bu simülakrlar oyununda bilgi ve haber ağları, iletişim araçları sayesinde çoktan bir eğlenceye dönüşmüş vaziyette. Gerçeklik ve bütünlük duygusunu tamamen yitirmiş sessiz yığınlar için “anlam”ın değil yalnızca zevk ve gösterilerin bir değeri olabilir. Onlar için tepki verme ve karşı koyma değil tıpkı bir âyindeymişcesine kendinden geçme ve büyülenme çok daha önemlidir. Kimse kimseye aslında ne olduğunu, ne düşündüğünü, ne hissettiğini de sormamaktadır. Şu var olan haliyle kitleler, hiçbir şeyi temsil etmemekte yalnızca anket ve referandumlar aracılığıyla arada bir yoklanmaktadırlar.

Ayşenur Akpınar Gönenç – Sivil Toplum

Sivil Toplum Kitap Kapağı Sivil Toplum
Ayşenur Akpınar Gönenç

Son zamanlarda, bir yandan sivil toplum kuruluşları ve bunların faaiyetleri yazılı ve görsel basının ilgi odağı haline gelirken, diğer yandan sosyal bilimler literatüründe sivil toplum kavramı ve ülkemizdeki yansımalarına ilişkin çalışmaların sayısı gözle görülür bir biçimde artmıştır. Ayşenur Akpınar Gönenç’in, bu güncel konuyu bilimsel bir yöntemle derinlemesine incelediği “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” isimli çalışması Türk Sosyal Bilimler Literatürüne önemli bir katkı niteliğindedir.
Bu çalışma üzerine bir iki söz söylemeden önce, şunun altını çizmek faydalı olabilir: “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” bir hukuk felsefesi doktora tezi olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yapılan çözümlemelerde, felsefe boyutu ön plana çıkmaktadır. Ancak, bu çalışmayı, sadece bir felsefe metni olarak değerlendirmek te haksızlık olur. Kitabın tümüne yayılan sosyolojik bakış açısı ve Türkiye’ye ilişkin saptamalar bu çalışmayı daha geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi alanına taşımaktadır.
Çalışmanın I. Bölümü geniş sayılabilecek teorik bir giriş niteliğindedir. Yazar, bu bölümde, geçmişten günümüze sivil toplum kavramının felsefi temellerini araştırmaktadır. Yazarın yaptığı çözümlemelerden anlaşılacağı gibi, temelleri İlkçağ düşünürlerinden Aristotelese’e kadar giden bu kavram; Hobbes, Locke, Ferguson, Paine, Hegel, Marx, Tocqueville, Gramsci, vd. düşünürlerin elinde gelişip zenginleşerek bugünkü içeriğine kavuşmaktadır. Yazar bu bölümde, her bir düşünürün sivil topluma ilişkin fikirlerini bir bütünlük içinde ele aldığı için, sadece belli bir düşünürün bu konudaki fikirlerini merak eden okuyuculara da önemli bir kaynak sunmaktadır. Bu niteliğiyle bu kitap bir referans kitap kimliği de taşımaktadır.
“Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” isimli çalışmanın II. Bölümü, sosyolojik bir yaklaşıma ağırlık vererek “Türkiye’de Sivil Toplum” konusunu ele almaktadır. Bizi daha fazla ilgilendiren bu bölüm, aslında Türkiye örneği çerçevesinde sivil toplum-demokrasi ilişkisini sorgulamaktadır. Bu bölümde yapılan sosyolojik çözümlemeler, sivil toplumun siyasi tarih bağlamında Batı’da (Avrupa’da) toplumsal tarihin bir aşaması olarak ele alındığı saptamasıyla başlamaktadır. Bu saptamanın ardından, yazar kendisine belki de konunun en can alıcı sorusunu yöneltmekte ve Osmanlı İmparatorluğu’nda sivil toplumdan söz etmenin mümkün olup olmadığını araştırmaktadır. Bu soruyu aydınlatmak amacıyla, bugün bizim sivil toplum unsuru sayabileceğimiz örgütlenmelerin veya oluşumların (vakıf, lonca, ulema, ayan, azınlıklar) Osmalı’da nasıl şekillendiği noktası üzerinde durmakta ve şu sonuca varmaktadır: Osmanlı’da, bugün bizim sivil toplum unsuru olarak algıladığımız yapılar idari mekanizmanın dışında yer almalarına rağmen, bu mekanizmayla sıkı bir ilişki içindedir. Merkezi yönetim toplumu bu örgütler veya oluşumlar vasıtasıyla denetim altında tutar. Bu nedenle, bunların bugün anladığımız anlamda sivil toplum unsurları olarak adlandırılması mümkün değildir.
Bu önemli değerlendirmeden sonra yazar, Osmanlı’daki modernleşme hareketlerinin toplumsal yansımalarını sivil toplumla ilişkilendirerek ortaya koymaktadır. Konu, bu noktada Cumhuriyet Dönemi’nin yeni düzenine bağlanır. Aslında yazarın Cumhuriyet Dönemi Türkiye’si sivil toplumu konusundaki saptamaları, büyük ölçüde tek parti döneminden bugüne, Türk siyasi hayatının bir özeti gibidir. Yaklaşık 50 yıllık demokrasi deneyimimiz bize, iniş ve çıkışlarıyla, yanlışlarıyla doğrularıyla oluşum halindeki bir sivil toplumun yaşam grafiğini verir.
“Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi”, günümüz Türkiye’sinde demokrasi arayışlarıyla başa baş giden bir sivil toplum arayışının var olduğu saptamasıyla son bulmaktadır. Ünlü Alman Düşünür Jürgen Habermas’ın vurguladığı gibi, sivil toplum ancak sosyalleşme, siyasi kültür ve özgürlüğe alışkın bir toplum ve kültürel geleneğin desteğiyle gelişebilir. Son bir kaç yılda ülkemizde bu konuda olumlu adımların atıldığı bir gerçektir, ancak daha yapılacak pek çok şey olduğunu da kabul etmek gerekir. İşe, “Sivil Toplum, Düşünsel Temelleri ve Türkiye Perspektifi” kitabında yapılan çözümlemeler ışığında, sivil toplum kavramını teorik planda tartışarak başlayabiliriz.

Slavoj Zizek – Yamuk Bakmak

Yamuk Bakmak: Popüler Kültürden Jacques Lacan'a Giriş Kitap Kapağı Yamuk Bakmak: Popüler Kültürden Jacques Lacan'a Giriş
Slavoj Zizek
Metis Yayınları
240

Hitchcock filmleri, Stephen King, korku, bilimkurgu ve dedektif öyküleri, popüler romantik romanlar, günümüz kitle kültürü, Stalinist pornografi, Biçimsel Demokrasi, sonra Lacan, Hegel, Kant, Sade ve diğerleri... Hepsi bir arada, yan yana.

İçinde hep rahat edegeldiğimiz düşünme ve açıklama çerçevelerinin otomatikliğinin sekteye uğradığı anlarda hissettiğimiz, sezdiğimiz, ama en derinlerdeki mantığına bir türlü nüfuz edemediğimiz için söze dökülmeden kalan şeyler vardır... Son dönemde Avrupa'nın "çevresi"nde yükselen yeni sosyal hareketlerin içinden gelen Slavoj Zizek, belki tam da bu mesafesi sayesinde, bu tür şeyleri söze dökmeyi başarabiliyor. Bunu ilk elde bir arada düşünemeyeceğimiz tema ve kişileri birlikte okuyarak yapıyor; Zizek'e özgü bu "yamuk bakış" sayesinde, dik, cepheden bir bakışla asla görülemeyecek yepyeni düşünce katmanları seriliyor gözlerimizin önüne. Zizek bir taştan diğerine seker gibi yazdığı halde, anlatıyı asla dağıtmadan, olağanüstü bir akıcılıkla, yaşadığımız çağın kültürel ifadelerini boydan boya katedebiliyor.

Hangi alana yerleşiyor bu kitap? Felsefe mi, psikanaliz mi? Film ya da edebiyat eleştirisi mi? Yoksa sosyoloji ya da siyaset mi? Bizce hepsine ve hiçbirine. Sadece şu söylenebilir; Böyle bir metin ancak Zizek tarafından yazılabilirdi.

Zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Erdoğan Aydın – Nasıl Müslüman Olduk

Nasıl Müslüman Olduk Kitap Kapağı Nasıl Müslüman Olduk
Erdoğan Aydın
Literatür Yayıncılık
368

Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet'i "din ve hidayet aşkıyla", kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylemse, bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.

Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkarıyor.

İçindekiler;

  • Tarihin Aynasında Hak İhlalleri

 

  • İslami Yayılmanın Maddi Koşulları ve Dinsel Mantığı

 

  • Yayılmacılığın Başlangıcı ve Ku?rtlerin Mu?slu?manlaştırılması

 

  • Şeriat Tu?rkleri Nasıl Göru?yor?

 

  • Arapların Tu?rk Yurtlarına Saldırılarının İlk Dönemi

 

  • Yurtları İşgal Edilirken Tu?rkler Direniyor

 

  • Kuteybe, Direnişi Katliamlarla Kırmaya Çalışıyor

 

  • "Hidayet"ten Tu?rklerin Payına Kılıç ve Kırbaç Du?şu?yor

 

  • Mu?slu?man İşgalini Kırmak İçin Bu?yu?k Atılım ve Yenilgi

 

  • Abbasi Devrimi ve İslamiyet'in Kavimsel Karakter Değişimi

 

  • Abbasiler Dönemi'nde Tu?rkler

 

  • Tu?rk Köleler, İslam Lejyon Ordusunun Temel Gu?cu? Oluyor

 

  • Arapların Hazar Yurtlarını İşgali ve Geri Atılmaları

 

  • İşgal Öncesi Tu?rkistan'da Dinsel Panorama

 

  • İslamiyet'e Karşı İdeolojik Direniş ve Dönu?şu?m

 

  • Tu?rklerin Mu?slu?manlaşmasının Siyasal Biçimlenişi

 

  • Selçuklular İslam'ın Siyasal Egemenliğine Yu?kseliyor

 

  • İslamlaşmanın, Tu?rkler Üzerindeki Ku?ltu?rel Etkileri

 

  • Ek: Dinin Tu?rk Toplumuna Etkileri (Dr. Hikmet Kıvılcımlı)

 

Michel Foucault – Kelimeler ve Şeyler

Kelimeler ve Şeyler: İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi Kitap Kapağı Kelimeler ve Şeyler: İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi
Michel Foucault
İmge Kitabevi
539

Théophile Gautier, Velázquez'in Las Meninas'ını ilk kez gördüğünde, kendisini "Tablo nerede?" diye haykırmaktan alıkoyamamıştır.

İlk bakışta, tablo basit bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı Margarita (infanta), nedimeleri (las meninas) ve soytarılarıyla çevrelenmiş olarak tablonun ortasındadır. En dip tarafta, saray nazırının silueti görülmektedir, ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca, tabloda başka kişilerin de olduğu fark edilir. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan İspanya Kralı IV. Felipe ile Kraliçe Avusturyalı Maria-Anna'nın görüntüleri yansımaktadır. Ressamın bizzat kendisi, üzerinde çalıştığı tuvalde bize ters dönmüş olarak görünmektedir. O halde, resmi yapılan kimdir, kimlerdir? Tablonun adının belirttiği gibi nedimeler mi, küçük prenses mi, yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekânı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi, yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Biri gördüğümüz, diğeri de görmediğimiz, yapıldığını anladığımız... Asıl tablo hangisidir? Öte yandan, kral ile kraliçenin durdukları yer, aynı zamanda bizim de, seyircinin de durduğu yerdir. Nedimeler (Las Meninas), bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir; ayna, kral ile kraliçenin görüntüleriyle birlikte, bizimkini de yansıtmak durumundadır.

Ali Mezarcıoğlu – Çingenelerin Kitabı

Çingenelerin Kitabı: Tarihi,Sosyolojik ve Antropolojik Bir Kaynak Kitap Kapağı Çingenelerin Kitabı: Tarihi,Sosyolojik ve Antropolojik Bir Kaynak
Ali Mezarcıoğlu
Cinius Yayınları
212

"Çingenelerin Kitabı, Çingene olmayanlar için Çingenelerin dünyasını anlamaya dönük bir anahtar, Çingeneler içinse kendi öz evlatlarının alın teriyle yazılmış bir gurur vesilesidir. Bu kitabı yazmak için dökülen her damla ter, insanlığa ve kardeşlerime helali hoş olsun." Ali Mezarcıoğlu Çingenelerin Kitabı; dünyanın, toplumun ve tarihin Çingenelerin gözünden anlatılması için bir başlangıç denemesidir... Çingenelerin Kitabı bir Çingene tarafından, Çingenelerin kavramları, Çingenelerin dünyaya bakış açısı ve değer yargıları merkeze alınarak yazıldı. Çingenelerin Kitabı'nın temel çıkış noktası; www.cingeneyiz.org sitesinde 4 yıla varan bir zaman süreci içerisinde geliştirilen, özgün bir bakış açısının derli toplu bir biçimde ortaya konulmasıdır. Bu bakış açısı sürekli yeni gözlem ve olgularla zenginleştirilerek bugünkü halini almış ve geniş kitlelerle paylaşılmıştır. Önyargılarla şekillenmiş sahte Çingene imajının peşinde olanlar bu kitapta aradıklarını bulamayacaklardır. Bu kitapta anlatılan barışçı bir zanaat medeniyetinin, evrensel bir insanlık kültürünün hikayesidir.

ibel Özbudun – Kızılderililer, İndianer, Vardık, Varız, Hep Var Olacağız

Kızılderililer, İndianer, Vardık, Varız, Hep Var Olacağız Kitap Kapağı Kızılderililer, İndianer, Vardık, Varız, Hep Var Olacağız
Sibel Özbudun
Ütopya Yayınevi

Topragimizi alma isteginiz üzerinde düsünecegiz. Halkim Beyaz Adam'in almak istedigi nedir, diye soracak. Bunu bizim anlamamiz zor. Eger o güzelim havanin, köpüren suyun sahibi biz degilsek, onu bizden nasil alabilirsiniz ki? Güneste parildayan her bir çam Agacinin, kara ormanlarin üzerinde salinan sisin, vizildayan her arinin, halkimizin belleginde ve düsüncelerinde kutsal bir anlami var. Agaçta yükselen özsuyu Kizil Adam'in anisini tasiyor. Biz topragin parçasiyiz, toprak da bizim parçamiz. Hos kokulu çiçekler kizkardeslerimiz bizim, rengeyigi, at, yüce kartal ise erkek kardeslerimiz. Irmagin köpüren dalgalari, çayirdaki çiçeklerin özsuyu, tayin teri ve insanin teri, herbiri bir tek soya, bizim soyumuza ait. Bu yüzdendir ki, Washington'daki Büyük Reis Bizden topragimizi isterken, çok sey istiyor.

Ahmet Demirhan – Modernlik

Modernlik Kitap Kapağı Modernlik
Ahmet Demirhan
İnsan Yayınları
120
"Kılavuz Kitaplar", değişik alanlara ait teorilerin, akımların ya da isimlerin tanınmasına ve kavranmasına yardımcı olacak 'giriş' kitaplarından oluşuyor. Bu dizideki kitapların her biri, konuya az ya da çok yabancı olduğu varsayılan okurlar hesaba katılarak hazırlandı ve genç okurlar başta olmak üzere her kesimden okurun ilgi duyabileceği ve her yerde, kısa sürede okuyabileceği şekilde tasarlandı. Modernliğin seyrini ve arka plânını kavramak için bir kılavuz.