Steven Pinker – Düşüncenin Maddesi
Bilim / 10 Nisan 2018

Kitap Adı: Düşüncenin Maddesi Yazar: Steven Pinker Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 576 Düşüncenin Maddesi’nde Pinker önceki kitaplarında işlediği iki konuyu ayrıntılarıyla irdeliyor: dil ve insan doğası. Zihnin nasıl işlediğini kullandığımız dille açıklayarak, günlük hayattaki sözcüklerin insan duygularıyla ilgili gerçekleri betimlediğini gösteren Pinker, insan ilişkilerindeki karmaşıklığı açıklamanın yolunun dil olduğunu savunmakta. Pinker’e göre politik fikirlerden dini inançlara kadar tüm düşüncelerimiz, uzam, güç, iktidar, fedakârlık gibi temel fikirler etrafında şekillenir. Dilin insan düşüncesini nasıl şekillendirdiğini bilimsel gözle değerlendiren bu kitap Pinker’ın en son çalışmalarının bir özetini oluşturuyor.   “Pinker bir yıldız ve dünya ona sahip olduğu için çok şanslı.” –Richard Dawkins-   “Sürükleyici ve kışkırtıcı … bol mizah yüklü harika bir kitap.” –Douglas Hofstadter-   “Önemli ve davetkâr bir çalışma.” –Science-   “Üzerine düşünülecek ve konuşulacak bol malzeme sunuyor.” –Boston Globe-   Kapak:  Füsun Turcan Elmasoğlu Editör: Kerem Cankoçak

Rene Descartes – Yöntem Üzerine Konuşma
Felsefe / 2 Mart 2018

Kitap Adı: Yöntem Üzerine Konuşma Yazar: Rene Descartes Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 136 Cogito, ergo sum, yani “Düşünüyorum, öyleyse varım,” felsefe tarihinin en meşhur önermelerinden biridir. Descartes’ın 1637 yılında yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşma adlı ilk eserinde tartışmaya açtığı bu önerme, felsefe-bilim tarihine yeni bir soluk getirmiş ve Çağdaş Batı felsefesinin temel dayanak noktası olmuştur. Çünkü bu önermeyle Descartes, Skolastik anlayışın etkilerini halen sürdürdüğü bir dönemde ve Aydınlanmanın şafağında bir filozof olarak felsefeyi içine düştüğü derin girdaptan kurtarmaya çalışmıştır. Kökleri antikçağ felsefe geleneğine dayanan şüpheciliği yeniden ele alıp yöntem sorunu etrafında işleyerek kurduğu yeni felsefe-bilim sisteminin temel unsuru kılmıştır. İnsanın her şeyden şüphe etse de kendi varoluşundan, yani düşünen Ben’inden veya hakikati kavramasını sağlayan aklından asla şüphe edemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Yöntem Üzerine Konuşma felsefe tarihinin seyrini değiştiren ve bitmez tükenmez tartışmaların konusu olan, ölümsüz bir felsefe klasiğidir.

Holly Black – Buzkentin En Soğuk Kızı
Fantastik / 19 Şubat 2018

Kitap Adı: Buzkentin En Soğuk Kızı Yazar: Holly Black Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 456 “Kimse holly black gibi yazamıyor. Buzkent en sevdiğim fantastik roman mekânlarından biri oldu.” – John Green- Buzkent tüyler ürperticiydi. Tana bunu herkesten iyi biliyordu. Görkemli bir kafes, tehlikeli bir hapishaneydi. Lanetliler ve onlarla eğlenmek isteyenler için kusursuz bir mezarlıktı. Tana’nın dünyasında Buzkent denen, duvarlarla çevrili şehirler vardı. Karantinaya alınmış canavarlarla insanların yaşadığı Buzkentler, av ve avcının bir arada olduğu kanlı bir hapishaneydi. Ve Buzkent’in kapısından bir kez içeri girince, bir daha çıkamazdınız… Tana son derece sıradan bir partinin sabahında uyandığında, kendini cesetlerin arasında bulacaktı. Korkunç katliamdan onun dışında iki kişi daha sağ kurtulmuştu. Tana’nın sevimli eski erkek arkadaşı ve korkunç bir sır saklayan, gizemli bir genç adam. Tana; üçünün de hayatını kurtarmak için bildiği tek yolu izleyecek, doğruca Buzkent’in dehşet verici kalbine gidecekti. “Zengin bir atmosfere ve karmaşık karakterlere sahip müthiş bir hikâye.” -VERONICA ROTH, “Uyumsuz Üçlemesi”nin yazarı- “Karanlık bir şölen. Okurken heyecan ve tedirginlikten yerinizde duramayacağınız bir roman.” -Entertainment Weekly-

Jacques Monod – Rastlantı ve Zorunluluk
Bilim / 4 Şubat 2018

Kitap Adı: Rastlantı ve Zorunluluk: Modern Biyolojinin Doğa Felsefesi Yazar: Jacques Monod Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 176 1965 yılında Nobel Tıp ödülünü kazanan Monod hiç kuşkusuz çağının ilerisinde bir yazar. Keskin bilim adamı zekâsıyla, sadece kendi alanı olan biyoloji üzerine değil, felsefe ve toplum bilimleri alanında da yıllar sonra doğrulanacak öngörülerde bulunur kitabında. Monod’ya göre, Homo Sapiens’in ortaya çıkışından bile geriye giderek, insanlığın çocukluk yıllarına uzanan animist görüşler, modern insanın ruhunda halen canlı ve kökleşmiş haldedir. Nesnel bilginin neden hâlâ özgün gerçekliğin tek bilgi kaynağı olarak görünmediğini sorgulayan Monod, bilim düşmanlığını modern toplumların ruh hastalığı olarak tanımlar. Monod’ya göre, ilk insanlardan bu yana binlerce yıldır animist düşünceler hâkimdir. Monod’nun kitabındaki eleştiriler güncelliğini korumaktadır. Modern toplumlar bilimin keşfettiği zenginlikleri ve güçleri çoktan kabul ettiler; fakat bilimin en derin mesajını dinlemediler: ‘Bilime borçlu olduğu tüm zenginliklerin keyfini sürerken, toplumlarımız bilim tarafından bütünüyle çürütülmüş değer sistemlerini yaşamaya ve öğretmeye devam etmektedir.’ Modern toplumlardaki bu ikiyüzlülüğe dikkat çeker Monod. Bir yandan bilimin sağladığı bütün olanakları kullanırken, öte yandan bilimden çıkan mantıksal sonucu, maddenin kendiliğinden rastlantısal macerasının getirdiği sonucu, özetle bu evrenin bizim için tasarlanmadığı sonucunu kabul etmek istemiyor insanlar. Bilimin bu soğuk katılığı onları rahatsız ediyor. İnsanlar ‘inanmak’ istiyorlar, hayatlarının bir anlamı olması…

Alev Alatlı – Batı’ya Yön Veren Metinler 2
Felsefe / 31 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı'ya Yön Veren Metinler 2: Rönesans / Prostestan Reformu Erken Modern Dönem / Bilim Çağı (1350 – 1650) Yazar: Alev Alatlı Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 500 On altıncı yüzyılın son çeyreğinden itibaren alınan yenilgiler, kaybedilen topraklar, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, Müslüman ülkelerin aydınlarını Batı karşısında içine düştükleri güçsüzlükten kurtulmaya yönelik arayışlara sevk eder. Bu çerçevede geliştirilen muhtelif tezlerin önde geleni, sorunun bizzat İslam dininin vazettiği temel değerler ile Peygamber ve sahabelerin uygulamalarından kaynaklandığı şeklindedir. Buna göre, İslam dünyasının Batılı devletlere yenik düşmesinin başlıca nedeni, kapitalizmin gelişmesi için gerekli olan risk üstlenebilen işadamı tipolojisini üretebilecek kültürel altyapının gelişmemiş olmasıdır. Ernest Renan ve Lord Cromer gibi ilk dönem oryantalistlere ve “Batılılaştırmacı” aydınlara göre, bilim, felsefe ve teknolojide geri kalmışlığının başlıca nedeni, İslam dininin özgür araştırmaya karşı ve engelleyici olmasıdır. Bu söylem, Müslümanların başından itibaren bilime ve felsefeye karşı düşmanca bir tavır sergilemiş olduklarını iddia eder. Oryantalist değerlendirmelere cevaben Cemaleddin Afgani’den, Namık Kemal’e kadar çok sayıda Müslüman entelektüel tarafından kaleme alınan “apoloji” tarzındaki müdafaanameler, projektörlerini doğrudan İslam dini üzerine yöneltirken, Batı zihniyetinin gerçeğinin aydınlatılmasında yetersiz kalınmış, rekabeti hakkıyla değerlendirmek yolunda tatminkâr sonuçlara ulaşılamamıştır. Buna karşın 1570-1815 yılları arasında Yahudi-Hıristiyan, Yakın Doğu ve Yunan-Roma geleneklerinin sorgulanmasıyla başlayan entelektüel çıkışlar, “bilginin…

Alev Alatlı – Batı’ya Yön Veren Metinler 3
Felsefe / 31 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı'ya Yön Veren Metinler 3: Aydınlanma / Burjuva Yüzyılı / Bilim Çağının Zaferi (1650-1800) Yazar: Alev Alatlı Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 460 Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme sancıları çektiği on sekizinci yüzyılın ilk çeyreği ile on dokuzuncu yüzyılın başlarında Avrupa medeniyeti derin ve karmaşık bir kriz atlatır. “Fransız İhtilali ve Napolyon Çağı” olarak adlandırılması âdet olmuş bu krizin kökenleri, on yedinci yüzyılın İngiliz siyasi devrimlerine uzanmakta, on sekizinci yüzyıl Avrupa’sının toplumsal yapısı, politik koşulları ve çok sayıdaki güncel tartışmalarından beslenmektedir. Batı’ya Yön Veren Metinler’in üçüncü cildinde yer alan seçkiler, 1789 Fransız İhtilali’ni Kuzey Amerika’daki İngiliz kolonilerinin 1775’teki başkaldırılarının yüreklendirdiğini ileri sürerler. Bu çerçevede, Fransız İhtilali ile sonuçlanan çağ, “Demokratik Devrim Çağı” olarak adlandırılır. Devrim dalgasına eşlik eden nasyonalizmin “insan toplumunun kumaşını paramparça etmiş, gerçek dini yolundan çıkarmış, uluslararası ahlakın bütün uygar kurallarıyla alay etmiş” olduğunu savunanlar olmakla birlikte, genel kabul, on sekizinci yüzyıl Aydınlanmasını hızlandıran buhranın geçmişten felaket niteliğinde bir kopuş anlamına gelmediği şeklindedir. Rönesans ve Rönesansın mantıki sonucu olan bilimsel devrimden evrilen Aydınlanma, entelektüellerin büyük bir kısmının “din ve ilahiyat ağırlıklı düşünce biçimlerinden şikâyetçi olduklarının farkına vardıkları bir dönem” olarak görülmektedir. “On sekizinci yüzyıl Paris’inin ve Fransız taşrasının salonlarında, loca ve kahvehanelerinde konuşulanlar, makineler ve toplum mühendisliği, doğa…

Alev Alatlı – Batı’ya Yön Veren Metinler 4
Felsefe / 31 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı'ya Yön Veren Metinler 4: Moderniteye Doğru Kaotik Modern Dünya (1800 – 1970) Yazar: Alev Alatlı Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 450 Batı’ya Yön Veren Metinler’in dördüncü ve (şimdilik!) son cildi, on dokuzuncu yüzyıl boyunca liberallerin “bırakınız yapsınlar” sloganında özetlenen politikalarına meydan okuyan bir muhafazakârla başlamaktadır. Ortodoks Hıristiyanlar, Avusturya şansölyesi Prens Metternich, Fransız düşünür Alexis de Tocqueville, İngiliz hukukçu James Fitzjames Stephen gibi ünlü muhafazakârların yanında yer alır. Papa IX. Pius, liberallerin tüm çalışmalarını kınarken, Kardinal Newman liberalizmi, Protestanlığın içini boşaltarak Katolikliğe benzetmekle suçlar. Sosyalistler, liberallere işçi sınıfını istismar ettikleri gerekçesiyle karşıdır; liberal anayasaların kâğıt üzerinde demokratik olmakla birlikte, kapitalist burjuvaziye denetim üstünlüğü veren ortamı yarattığını ileri sürerler. Ne var ki, yirminci yüzyıl, hiçbirisinin öngöremediği kadar güçlü bir yeni akımla sarsılacaktır: Müsamahasız ırkçılık ve emperyalizm. İngiliz kökenli bir Alman olan Houston Stewart Chamberlain “Ari” diye adlandırdığı muhayyel bir ırkın erdemlerini vazetmekte, İngiliz bilim adamı Kari Pearson, soydaşlarının mükemmeliyetlerini sürdürebilmeleri için Darwin’den mülhem seçici üremeyi desteklemektedir. Birinci Dünya Savaşı, Fransız filozof Henri Bergson’un “bilgiye sezgisel yaklaşım” adına bilimsel yönteme meydan okuduğu, yurttaşı Georges Sorel’in irrasyonel şiddeti yücelttiği, Friedrich Nietzsche’nin yeni bir yiğitlik ahlakı adına Hıristiyan etiğine saldırdığı, Dostoyevski’nin mucize, gizem ve otoriteye geri dönüş çağrıları yaptığı entelektüel ortamın himayesinde…

Alev Alatlı – Batı’ya Yön Veren Metinler 1
Felsefe / 31 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı'ya Yön Veren Metinler 1: Kökler / Orta Çağlar Yazar: Alev Alatlı Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 470 On altıncı yüzyıl Osmanlı aydınının, Batı’nın dünya ve evren görüşünü altüst eden, Avrupa Aydınlanmasının yollarını döşeyen Kopernik, Bruno, Galile, Brahe gibi bilim adamlarının radikal çıkışlarından haberi yoktur. Tanzimat’la birlikte Batılılaşma sürecine girdiği kabul edilen Osmanlı toplumuna sunulan ilk çeviri ürünler, Türk okuyucusunu Voltaire, Rousseau, Fénelon, Fontenelle, Montesquieu gibi düşünürlerle tanıştırırken, Thomas Hobbes, John Locke gibi rasyonalistleri, David Hume, Adam Smith, Thomas Malthus, Karl Marx gibi ekonomistleri, Herbert Spencer gibi hukukçuları, Frederich Nietzsche’yi, hatta Francis Bacon gibi bilimadamlarının yapıtlarını ıskalar. Batı zihniyetinin gerçeğini aydınlatmakta yetersiz kalınmış, “rakip” kültürü hakkıyla değerlendirmek yolunda tatminkâr sonuçlara ulaşılamamıştır. Buna karşın Batı karşısında geri kalmışlık duygusu, bilincimize adeta bir sosyo-kültürel çıkmaz olarak kazınmakta, kendi kültürümüz hakkındaki tasavvurlarımızın hırpalanmasını da beraberinde getiren uzun bir savunma sürecine girilmektedir. Hayli gecikmiş bir girişim olmakla birlikte, Batı’ya Yön Veren Metinler, Türk okurunun hızla küreselleşen dünyayı şekillendirmeye aday olan Batı düşünce kalıplarını ve onları oluşturan düşün serüveninin tarihsel gelişimini, kendi dilinde okuyup kavramasına olanak sağlamayı amaçlamaktadır. İÖ 1400’lü yıllardan başlayan, 1970’lere kadar gelen yaklaşık 3500 yıllık bir süreçte Batı zihniyetini şekillendirdiği kabul edilen yaklaşık bin metni kapsayan dört ciltlik bu eserde,…

Nüvide Gültunca Tulgar – Kendi Kutup Yıldızını Bul 2
Kişisel Gelişim / 30 Ocak 2018

Kitap Adı: Kendi Kutup Yıldızını Bul 2 Yazar: Nüvide Gültunca Tulgar Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 305 “Nüvide Tulgar, umudun merdivenini yıldızlara dayayan bir kadın! “Kendi Kutup Yıldızını Bul” kitabı, entelektüel damak zevkine sahip insanlar için, dünya bilgelik edebiyatının en güzel örneklerinden seçilmiş keyifli hikayeler sunuyor.” -Mümin Sekman (Her Şey Seninle Başlar’ın yazarı)- Her insan kendi kutup yıldızını bulmak için yaşar. Hayatın labirentlerinde, hangi yöne gitmeniz gerektiğini şaşırdığınızda, kutup yıldızınızın orada bakmanızı beklediğini bilirsiniz. Büyük beğeniyle okunan Kendi Kutup Yıldızını Bul’un ikinci kitabında insanın yaşama sevincini artıran, okuyanı düşündürürken geliştiren bilgelik hikayeleri yer alıyor. Hayatın olumsuz yüklemelerine karşı, içimizi açacak öyküler bunlar. Ruhunu beslemek isteyenler için.

Bertrand Russell – Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2 Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 328 Bu kitap baştan sona meziyetlerle dolu. Russell’ın büyük ustası olduğu güzel ve ışıltılı üslupla yazılmış. Açıklamaları ve akıl yürütüşü klasiklere yaraşır şekilde açık olduğu kadar müthiş dürüst de. –Isaiah Berlin- Russell’ın bu harika kitabı, Batı felsefesini toplumsal ve ekonomik bağlamında ele alan ilk kitaptır. Okumasını bilen herkes okumalı. –Sir Julian Huxley- Aziz Augustinus, Aziz Benedictus, Büyük Gregorius, Skolastikler, Johannes Scotus, St. Thomas Aquinas, Fransiskenler, Papalık

Bertrand Russell – Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3 Yazar: Bertrand Russell Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 599 Machiavelli, Erasmus, More, Francis Bacon, Descartes, Spinoza, Leibniz, Locke, Berkeley, Rousseau, Kant, Hegel, Byron, Schopenhauer, Nietzsche, Faydacılar, Karl Marx, Bergson, William James, John Dewey   Her sayfası fikir dolu; bu sarsıcı, derin, aykırı, komik, zeki fikirler bir noktadan sonra zihninizi büyütecek. -Good Book Guide- Hiçbir zaman raflarda eksik olmamalı. -The Evening Standard- Batı Felsefesi Tarihi yayımlandığı günden beri alanındaki en mükemmel giriş kitabı olmayı sürdürüyor. Çünkü herkesin okuyabileceği ama yalnızca Russell’ın yazabileceği bir kitap. -Ray Monk-

Sencer Divitçioğlu – Asya Üretim Tarzı Ve Osmanlı Toplumu
Tarih / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Asya Üretim Tarzı Ve Osmanlı Toplumu Yazar: Sencer Divitçioğlu Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 235 Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) tartışmasının isim babası olan Divitçioğlu, düşünce dünyamıza yön veren eserleriyle ortaçağ tarihçiliğinde özel bir yere sahiptir. Oyun teorisinden üç işlev teorisine dek farklı yaklaşımlarla, klasik tarihçiliğin dışına çıkan formüllerle okurun zihnini sürekli uyanık tutan, kendine özgü bir sosyal bilim dili yaratan Divitçioğlu, Köktürklerden Osmanlı’ya dek ortaçağ Türk toplumlarındaki süreklilik ve kopuşları, geri dönüş ve sıçramaları kışkırtıcı tezlerle ele aldı. Alfa Yayınları bu kitapta Divitçioğlu’nun iki erken dönem araştırmasını; ve Marksist Üretim Tarzı kavramını açıkladığı risalesini bir arada okurların ilgisine sunuyor. Bugün için de zihin açıcı ve merak uyandırıcı bir geç ortaçağ değerlendirmesi olan bu kitap, kendi öneminin yanı sıra, Kemal Tahir, İdris Küçükömer, Cemil Meriç ve Hikmet Kıvılcımlı gibi aydınların erken Osmanlı değerlendirmelerini doğru anlamak için de bir anahtar. “Sencer Divitçioğlu ilk anda herkesi şoke edecek tezleriyle ama o tezlerden çok, herkesin eline pek geçmeyen tarih, iktisat ve sosyal bilgiler literatürünü alıp taraması ve değerlendirmesiyle bilinmelidir.” -İlber Ortaylı, Milliyet-

Charles Dickens – David Copperfield
Roman / 3 Ocak 2018

Kitap Adı: David Copperfield Yazar: Charles Dickens Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 611 Dickens bütün eserleri arasında en çok bu romanı severdi. Bu, belki de “David Copperfield”in kendi hayatı üzerine kurulmuş bir roman oluşundan ileri geliyordu. Gerçekten ünlü İngiliz romancısı, dehasının en büyük kudretini bu romanında göstermiş, ruhundaki canlılığı, gözlemlerindeki güçlülüğü, tekniğindeki sağlamlığı bu romanında ölümsüzleştirmiştir diyebiliriz. Öyle ki, Dickens denince, ilk önce akla -pek haklı olarak şaheseri kabul edilen- bu romanı gelir. Orada, meraklı olanlar başkahramanının çevresinde dönerken, bu arada daha başka kişiler, çeşitli karakterlerin örnekleri olarak yaşamakta, bunların her biri dahi romancının kaleminden aldıkları ışıkla canlanmaktadır. Endüstrinin emekleme çağında, kapitalizmin acımasızlığı altında, günde on altı saate varan çalışma koşullarıyla ezilen işçiler… Dönemin İngilteresinin, üretim mekanizmasının ve toplumun Dickens tarafından ustaca çizilen portresi…

Jack London – Demiryolu Serserileri
Roman / 14 Aralık 2017

Kitap Adı: Demiryolu Serserileri Yazar: Jack London Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 206 Demiryolu Serserileri, London’ın bir berduş olarak sokaklarda yaşadığı döneme ışık tutan otobiyografik öykülerden oluşuyor. Yük vagonlarında yaşamını sürdüren ve Amerika’yı bir ucundan diğer ucuna dek kateden evsizlerin arasına karışan London, deneyimlerini hikâyeleştirerek çıkıyor okurun karşısına. Arka planında Amerika’daki ekonomik bunalımın da bulunduğu bu öyküler, tren yollarında yaşayan insanların kötü şartlar altında hayatta kalma mücadelesini yazarın karmaşık olmaktan uzak diliyle aktarmakta. “En güzel hikâyeler her zaman bir enkazla başlar.” -Jack London-

Platon – Şölen
Felsefe / 19 Kasım 2017

Kitap Adı: Şölen Yazar: Platon Yayıncı: Alfa Yayıncılık Sayfa Sayısı: 200 İ.Ö 416 yılında, ilk tragedyasıyla birincilik kazandığı günün ertesi akşamı, Atinalı tragedya şairi Agathon bir ziyafet verir evinde. Başta Sokrates, Aristophanes ve Alkibiades olmak üzere dönemin ünlü siyasetçilerinin, bilim adamlarının, sanatçılarının ve felsefecilerinin bir araya geldiği bu toplantıda konuşulanlar Platon’un ahlak konulu metinlerinden birine, aşk konusunun sanatla, ahlakla, siyasetle, bilimle ve felsefeyle olan ilişkisinin incelikli bir üslupla ele alındığı; sanatla felsefenin, edebiyatla bilimin içi içe örüldüğü bir edebiyat şaheserine temel olur. Derin düşüncelerle eğlendirici hikâyelerin karışıp kaynaştığı, sanatın bilin ve felsefeyle buluştuğu bu eser, insana dair en esasi konulardan birini, aşkı el almakta ve Platon felsefe sine olduğu kadar Yunan düşüncesine de bir giriş niteliği taşımaktadır.