Behçet Çelik – Yazyalnızı İki Deli Derviş
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Yazyalnızı İki Deli Derviş Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 “Bu sokaklar benim değil. Benim değil bu içime, dışıma, gözlüğüme, ellerime, tam adım atacağım yere yağan yağmur. Hiçbir anım yok bu yapıların önünde. Şu duvara sırtımı verip soluklanmadım; eğilip şu kuytu sokak arasında kimseyi öpmedim. Soluğumu dolduran kömür kokusu tanımadığım insanların sobalarından geliyor. Hiçbir sobanın üzerinde, ben varınca sofraya alınacak bir tencere inceden fokurdamıyor.” Çağdaş öykücülüğümüzün önemli isimlerinden Behçet Çelik, ilk kitabı ıki Deli Derviş’ten bu yana sıcak, akıcı, duyarlı bir Türkçeyle yazıyor öykülerini. Daha yirmi bir yaşındayken Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü’nü kazanan yazarımızın daha önce ayrı ayrı yayımlanan ilk iki kitabı, Yazyalnızı / ıki Deli Derviş’te bir araya geliyor. Bu öyküler bir yandan güçlü bir kalemin doğuşunu belgeliyor, bir yandan da gençliğin sorularla ve sorunlarla dolu dünyasını yakıcı, ama şiirli bir dille yansıtıyor.

Behçet Çelik – Herkes Kadar
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Herkes Kadar Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 120 Herkes Kadar’daki öyküler gücünü yalınlığından alıyor. Yüksek sesle konuşmuyor kahramanlar; dışarıdaki dünyadan kaçmak için değil, kendi içdünyalarına bakarak yaşananı daha derinden anlamak, kavramak için yapıyorlar bunu. Behçet Çelik, öykülerinin dilini de, kahramanlarını da okurun düş gücünün akışına bırakıyor. Böylece her kuşakta yeniden okunacak, değerlendirilecek metinler çıkıyor ortaya. “Behçet Çelik’in öykü başlangıçları tatminsizlik duygusu yaratmıyor, çünkü devamın da kendi atılımları, kendi ustalıkları var onda. Maupassant’da, Çehov’da ve özellikle onun Amerikalı uzantısı sayılan Raymond Carver’da olduğu gibi, eksiltiler de enerji veriyor Çelik’in öykülerine, sezdirilmiş ama söylenmeden bırakılmış şeyler.” Orhan Koçak, Virgül, Mayıs 2002 “Bütün öykülerde hâkim olan ‘ben’ merkezli anlatım nedeni ile kitapta bir bütünsellik havası ortaya çıksa da, her hikâyede farklı farklı kişilere odaklanıyor yazar, ama bütün bu farklı hikâye kahramanları, hayatta artık bir hikâyesi kalmayan insanlar olarak aynılaşıyorlar. Onların hikâyeleri geçmişte, hayatı coşku ve umut dolu yaşadıkları o gençlik günlerinde (…) başlamış ve bitmiş… Çelik, ağdalı bir geçmiş güzellemesine kaçmadan, iş hayatını, insan ilişkilerini ve bizzat varoluş biçimlerini sorguluyor, bundan böyle yaşanılacak şiirsel bir hikâyenin imkânsızlığını hissettiriyor okuyucuya.”

Behçet Çelik – Gün Ortasında Arzu
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Gün Ortasında Arzu Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Behçet Çelik’in 2008 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan kitabı Gün Ortasında Arzu’da on sekiz öykü yer alıyor. Günümüz insanının içdünyasına, başkalarıyla girdiği ilişkilerdeki anlık gerginliklere, yaşadığımız çevreden yükselen sese, kokuya uzanıyor her biri. Çelik’in öyküleri yetkinlikle aktarılmış ayrıntılardan alıyor gücünü. Okuru yaratıcı bir okuma deneyimine sürüklüyor; öykünün, yazının ortağı kılıyor. Gün Ortasında Arzu, son dönem edebiyatımızın en parlak kitapları arasında. “Gün Ortasında Arzu, Behçet Çelik’in öykücülüğündeki en önemli basamağı gösteriyor. Bu düzeyin son kitabında ortaya çıkması yazarın sürekli gelişme çizgisinin yukarı doğru ivmelendiğinin işaretidir.” Semih Gümüş, Radikal Kitap, 8 Şubat 2007 “Öykülerde asıl anlatılan zaman bugün değil, geçmiş; asıl anlatılan kişi kahraman değil, öteki; anlatılan mekân ise bulunan yer değil, özlem duyulan yer. Yazar da aynı öykülerinde anlattığı, suskunluklarıyla suçlanan erkek kahramanları gibi, bize şimdi, burada, nasıl gibi basit şeyler anlatmıyor, asıl anlatmayı seçtiği, anlatmadıkları. Ve bunda çok başarılı.” Asuman Kafaoğlu-Büke, Taraf, 13 Mayıs 2008

Behçet Çelik – Düğün Birahanesi
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Düğün Birahanesi Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 136 “Denize kaçmıştım. O kocaman suya sığınmıştım. Gecenin bir vakti. Kıyı tehlikeliydi, başka zaman olsa dünyada inmezdim bir başıma. Denizse güvenliydi o gece. Ardımdan gelir sanmıştım. En azından korumak ister, demiştim. Ona bağırmış, kapıyı çarpıp çıkmış da olsam. Denizin beni koruyacağını anlayana kadar içim içimi yemişti. Birileri gelecek, beni görecek diye değil, gelmezse diye. ‘Gelmedi işte,’ demiştim, ‘gecenin bir vakti nereye gittiğimi merak bile etmedi.'” Düğün Birahanesi, öyküleriyle Behçet Çelik’i yakından tanımak isteyenler için biçilmiş kaftan. Bu kitapta yer alan on üç öykü, yaşantılarını ele vermeyen, ama okuru kendi serüvenlerine ortak olmaya çağıran kişilerle dolu. Çelik, öykülerin ayrıntılarını ustaca dokuyor; bu nedenle birbirine benzermiş gibi görünen mekânlar, kişiler, metinleri zenginleştiriyor. Düğün Birahanesi, Behçet Çelik’in sürprizlerle dolu dünyasının kapılarını açıyor. “Behçet Çelik’in öykülerindeki sesin demokratikliği, öykü türünün geneldeki yapısına uyuyor. Öykünün yaşamın bütününü kucaklamak, her şeyi kapsamak gibi bir savı yok. Anlattıkları daha küçük ölçekte, daha minimal, daha yalın.” Mehmet Serdar, Adam Öykü, Kasım-Aralık 2004

Behçet Çelik – Diken Ucu
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Diken Ucu Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 128 “Onu özlediğim için aradığımı sanmış olmalı. Özlemedim diyemem, ama özlediğim o mu, bundan emin değilim. O kitabı geçen akşam elime almasaydım, onu aramak aklıma gelmezdi. Boş gözlerle kitaplığa bakıyordum – ne sık yapar oldum bunu. Okunmuş okunmamış, çeyrek yarım bırakılmış kitapların ne anlattıkları, ne hakkında oldukları değildi aklımdan geçenler. Ne zaman aldığımı, okurken neler düşündüğümü hatırlamaya çalışıyordum; fotoğraf albümüne göz gezdirirken birdenbire karşıma çıkan hem tanıdık hem yabancı bir yüzü tanımaya çalışır gibi…” Günümüz öykücülüğünün öne çıkan isimlerinden Behçet Çelik, yeni kitabı Diken Ucu’yla Can Yayınları’nda. Her zamanki sessiz, abartısız anlatımıyla Behçet Çelik, kenar köşe kent insanının arasında dolaştırmaya devam ediyor kalemini: sıradan insanın günlük hayatından anlar; sade, akıcı bir anlatım; insanca, alçak sesli, bir didişmeyi anlatırken bile barışçıllığını yitirmeyen öyküler. Kendini çoktan kanıtlamış bir yazardan, okurunun beklediği yeni öykü derlemesi. Bu kitapta bir araya gelen öyküler yüksek sesle konuşmuyor, parlak ifadeler peşinde koşmuyor; alabildiğince yalın bir dille insanlık hallerinin en derinine iniyor.