Vera L. Zolberg – Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak
Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak Yazar: Vera L. Zolberg Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 248 Tuğla yığınlarının müzelerde eser olarak sergilendiği, sualtı müziklerinin bestelendiği, popüler ile güzel sanatlar arasındaki sınırların geçirgenleştiği bir dönemde, sanatın ne olduğunu, neyi içerip neyi dışladığını, sanat değerlendirmelerinin gerekliliğini ve yöntemlerini ve sanata toplumda atfedilmesi gereken önemi tanımlamakta, geleneksel sanat anlayışları zorluk çekiyor. Vera Zolberg bu kitabında sanat çalışmalarında başvurulan çeşitli kuramsal yaklaşımları ele alıyor. Amerikan ve Avrupalı akademi geleneklerini temsil eden muhtelif hümanist ve toplumbilimsel görüşlere başvurarak, hem sanat yaratımına nüfuz eden kurumsal, ekonomik ve siyasi boyutları değerlendiren, hem de sanatsal nitelik sorusunun önemini kabul eden sosyolojik bir yaklaşım geliştiriyor. Yazar, sanatı yaratıldığı ve takdir edildiği toplumsal bağlamlar içinde incelerken, insanların sanatçı olma biçimlerine, kariyerlerini devam ettirdiği kurumlara, gördükleri destek ve baskılara, memnun etmek istedikleri izlerçevrelere ve mücadele etmek zorunda kaldıkları siyasi güçlere odaklanıyor. Eserlerin yaratılış ve yeni toplumsal kullanımlar için “yeniden yaratılış” süreçleri; sanatsal deneyimin gerçekleşmesinde izlerkitlenin oynadığı rol; sanat tarzlarındaki değişimin ve birçok sanat tarzı ve biçiminin yan yana var olmasının arkasında yatan nedenler de bu kitabın ele aldığı özel konulardan bazıları.

Terry Eagleton – William Shakespeare
Edebiyat / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: William Shakespeare Yazar: Terry Eagleton Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 124 Edebiyat kuramı üzerine yazdıklarıyla tanıdığımız Terry Eagleton, bu kez ölümsüz oyun yazarı William Shakespeare’ın oyunlarını inceliyor. Marksizm’den psikanalize, feminizmden göstergebilime çok geniş bir kuramsal yelpazeye dayanan arkaplanıyla Terry Eagleton’ın Shakespeare incelemesi, hem tiyatrocular hem de edebiyat kuramlarıyla ilgilenenler için çok önemli bir başvuru kaynağı niteliğinde. Eagleton, Shakespeare’in oyunlarıyla cebelleşen tiyatroculara hem dramaturjik açıdan hem de imgesel anlamda zihin ve çağrışım gücü yüksek bir inceleme sunuyor. “Shakespeare’in bütün yapıtlarını ele almak gibi bir girişimde bulunmadım; yine de genelde önemli sayılan oyunlarının bir çoğu hakkında kısaca da olsa bir şeyler yazdım. Bunu yaparken kronolojiye pek saygı göstermedim ve bana artık önemi kalmamış gibi görünen janra dair ayrımlara da özel bir dikkat sarfetmedim. Genel olarak beni ilgilendiren oyunlar hakkında yazdım Amacım Şekspiryen dramaya dair özel bir örnek geliştirmekti. Aynı şekilde çalışmak isteyen herhangi biri tarafından daha da derinleştirilebilecek, dil, arzu, para ve gövde arasındaki karşılıklı ilişkileri merkezine alan bir örnek. Bu kitap hiçbir biçimde kendi konusu üzerine tarihsel bir çalışma değildir ama sanırım söz konusu tarihi, metne harfiyen yerleştirmeye çalışan politik göstergebilim içinde bir alıştırmadır.” Yurtdışında Shakespeare ve oyunları hakkında kütüphaneler dolusu araştırma yayınlanmış olsa da (sadece Hamlet üzerine…

Şuiçi Kato – Japon Edebiyatı Tarihi
Edebiyat / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Japon Edebiyatı Tarihi Yazar: Şuiçi Kato Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 880 Japon edebiyatı Türkiye’de sınırlı sayıda kişinin bilgi sahibi olduğu bir alandır. Üniversitelerimizde Japon Dili ve Edebiyatı bölümleri yeni yeni açılmakta. Şuiçi Kato’nun Japon Edebiyatı Tarihi bu alanda Türkiye’de bir ilk ve temel kaynak eser olma özelliği taşıyor. Bu eser, İngilizceye çevrildiğinde uzman Batılı eleştirmenler bile bu konu hakkında ne kadar az şey bildiklerini anlamışlardı. Kitap ayrıca Profesör Kato’nun düşünce ve kıyaslamalarındaki derinlik ve kozmopolit bakış açısıyla da dikkat çekmektedir. Kato, Japon edebiyatına hem Japon gözüyle içeriden hem de yabancı gözüyle dışarıdan bakabilmeyi beceren bir edebiyat tarihçisi ve eleştirmendir. Şuiçi Kato, edebiyatı, diğer tarihçiler gibi roman, şiir, tiyatro ve deneme olarak tanımlama kolaycılığına düşmek yerine, onu modern Japon düşüncesinin gelişiminde önemli rol oynayan her tür metin olarak görmektedir. Şuiçi Kato, Japon edebiyatını, ortaya çıktığı dönemlerdeki toplumsal ve ekonomik koşullardan asla ayrı tutmadan ele almaktadır. Ona göre edebiyat, birtakım olaylar dizisini yansıtan basit bir ayna değildir. Akıcı bir Türkçe ve ustalıklı şiir çevirileriyle Türk okurunun karşına çıkan bu kitap; sizi güzel yazılarıyla, şiirleriyle ve zekice edebi buluşlarıyla hayranlık uyandıran yazarlarla tanıştıracak ve hakkında çok fazla bir şey bilmediğiniz Japonya’nın sadece 1500 yıllık edebiyat serüvenini değil aynı zamanda…

Susan McKinnon – Neo-Liberal Genetik:
Bilim / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Neo-Liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri Yazar: Susan McKinnon Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 144 Susan McKinnon bu kitabında; evrim biyolojisi, bilişsel ve deneysel psikoloji, bilgisayım, oyun kuramları ve antropoloji gibi alanlardan beslenen evrimsel psikolojiye yönelik bir eleştiri geliştirmektedir. Evrim psikologlarının; evrim, psikoloji ve kültür hakkında yanıldıklarını; ortaya koydukları evrensel psikolojik mekanizmalar kuramının altında yatan genetiğe ve cinsiyete dair varsayımların, antropolojik kayıtlardan gelen gözleme dayalı kanıtlarca desteklenmediğini göstermeye çalışıyor. Bir kültürün başat değerlerinin doğanın bir parçası olarak kabul edilmesinin, bunlar dışında kalan diğer kültürel değerlerin önemsizleştirilmesi yönünde bir etki yarattığını ve insanoğlunun geçmişte ve bugün sahip olduğu ve gelecekte de sahip olacağı potansiyellerin geniş çeşitliliğinin göz ardı edilmesine yol açtığını savunmaktadır.

Sue-Ellen Case – Feminizm ve Tiyatro
Tiyatro / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Feminizm ve Tiyatro Yazar: Sue-Ellen Case Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 197 Sue-Ellen Case’in bu çalışması feminizm ve tiyatro arasındaki ilişkiye dair önemli bir giriş niteliği taşıması ve genel bir bakış geliştirmesi açısından günümüzde kendi alanının bir klasiği olarak görülmektedir. Yazar, kadın oyun yazarlarının ve oyuncuların tarihsel olarak dışlandığı veya görmezden gelindiği tiyatro geleneğini sorguluyor ve tiyatro alanında alternatif bir kadın tarihi yazmaya girişiyor. Tiyatro tarihindeki ilk kadın oyuncuları ve oyun yazarlarını tanıttıktan sonra, kadınların tiyatro geleneklerinin tarihsel olarak ne tür değişimler gösterdiğini ve birbirinden nasıl beslendiğini örnekleriyle ele alıyor.

Ryunosuke Akutagawa – Kappa
Roman / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Kappa Yazar: Ryunosuke Akutagawa Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 77 … Kahramanımız bir gün dağa tırmanmak için sisli bir havada yola çıkmıştır. Ormanda tesadüfen bir kappa ile karşılaşır ve onu kovalamaya başlar. Tam yakalayacağı sırada derin bir çukura yuvarlanır ve bayılır. Kendine gelip gözlerini açtığında Kappalar Ülkesi’ndedir. Özel bir yasayla kendisine vatandaşlık hakkı verilir. Kappa dilini öğrenir ve orada yaşamaya başlar. Kappalar Ülkesi’ndeki pek çok gelenek insanların dünyasından farklıdır… Kappa, Japonca sözlüklerdeki tanımına göre bu ülkenin nehirlerinde yaşayan, el ve ayakları perdeli, kafalarının üst kısmı tabak gibi düz, hayali varlıklardır. Akutagava bu hikâyesinde, idealindeki dünya ile gerçek dünya arasındaki farkı hicve başvurarak anlatır. Değinmediği siyasal, toplumsal ve psikolojik sorun yok gibidir. Yapıtta toplumsal değerlerin göreceli oluşu, savaşın anlamsızlığı, kapitalizmin acımasızlığı, ekonomik sömürü, işçi kıyımları, kadın-erkek ilişkilerinin çarpıklığı, sanatçıların kibri, aydınların yalnızlığı, sansürlerin saçmalığı, ailevi ilişkilerdeki duygusal sömürü dile getirilmekte; din, edebiyat, parapsikoloji, basın-yayın gibi pek çok konu birbiri ardınca ilginç olaylar silsilesi içinde ele alınmaktadır. Kappa yazılalı 83 yıl geçmiştir, fakat günümüz insanı hâlâ kendisini ve kendi sorunlarını Kappa’nın satırları arasında görebilir.

Matt Ridley – Genom
Bilim / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Genom: Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Hikayesi Yazar: Matt Ridley Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 408 Francis Crick, 28 Şubat 1953’te DNA’nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: “Hayatın sırrını keşfettik.” Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı. İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda “genetikçe” yazılmış bu “yazılar” aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor. Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi? Genom’da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Genom’u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor.

Matt Ridley – Gen Çeviktir
Bilim / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Gen Çeviktir: Doğuştan Gelen Özellikler mi Çevresel Etkenler mi? Yazar: Matt Ridley Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 368 Genlerle ilgili son keşiflere dayanan başarılı bilim yazarı Matt Ridley, insan davranışlarının kökenine eğildiği bu özenli kitabında dikkatini doğa-yetiştirme tartışmasına çeviriyor. Doğa ve yetiştirme partizanları arasındaki yüzyıl savaşını naklediyor Ridley, böylelikle insanoğlu dediğimiz çelişkilerle yoğrulmuş bu varlığın aynı anda nasıl hem özgür irade sahibi hem de içgüdüler ile kültürün etkisi altında olduğunu açıklıyor. İnsan genomunun şifresinin çözülmesiyle artık biliyoruz ki genler beynin yapısını kabaca belirlemekle kalmıyor, ayrıca deneyimlere yanıt verebiliyor, sosyal tepkiler meydana getirebiliyor, hatta bellek oluşturabiliyorlar. Genler, iradenin hem sonucu hem de sebebidir. “Ridley bilim yazarı olarak çok yetenekli. En zorlu tartışmaları zekice benzetmelerle aydınlatmasını biliyor.” -New York Times “Ridley’in değindiği mesele için duyduğu heyecan okuyucuya bulaşıyor… Gösterişli, esprili, mizah anlayışına sahip bir tarzla yazıyor. Karışık meseleleri sıradan okuyucuya rahatlıkla anlatıyor.” -Los Angeles Times “Kitap, kavrayış gücüyle, bilgelikle, şık bir tarzla yazılmış… Bizi biz yapan şeyin ne olduğuyla ilgili son keşifleri açık bir dille anlatıyor, konu ne olmak istediğimiz şeye gelince de bu keşifleri nasıl değerlendirmemiz gerektiğini söylüyor bize.” -Steven Pinker MATT RIDLEY, 7 Şubat 1958 doğumlu. Doktorasını zooloji dalında Oxford Üniversitesi’nde yaptı. Kitapları altı farklı edebiyat ödülüne…

Lindsay Waters – Akademinin Düşmanları
Edebiyat / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Akademinin Düşmanları Yazar: Lindsay Waters Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 89 Marshall McLuhan’ın yıllar önce ileri sürmüş olduğu gibi, kitabın insani gelişimin merkezinde yer aldığı bir dönem sona eriyor olabilir mi? Eğer durum gerçekten böyle ise, o zaman kendimize karşı bir sorumluluğumuz olduğunu hatırlayıp kitapları bizim için değerli kılan şeyin ne olduğu hakkında yeniden düşünmeliyiz. Kâr amaçlı olmayan akademik yayıncılık alanı içinde, hem yayınevinin kendi kendini döndürmesi hedefini güden, hem de düşüncenin ve kitapların itibarının korunması için çabalayan bir yayıncı ve bir bilim insanı olan Lindsay Waters, kitapları, üniversitede bir kadro alabilmek için birer araca dönüştüren zihniyeti sert bir biçimde eleştiriyor. Üniversite yayınevlerini tamamen kâr amaçlı çalışan firmalara dönüştürme gayretindeki bazı kişilerin de akademik ortamın vaat ettiği temel değerleri aşındırdıklarını ve akademisyenlerin bir zamanlar anladıkları şekilde kitaplar ve makaleler üretmek gibi entelektüel faaliyetlerindeki bağımsızlıklarına gölge düşürdüklerini dile getiriyor. Kitabın insanları değiştirebileceğine dair iyimserliğini halen koruyan Akademinin Düşmanları, piyasa koşullarının, özgür düşüncenin ve akademik yayıncılığın itibarına yönelik bir tehdit haline gelişi hakkında ciddi bir uyarı.

Jean Baudrillard – Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri
Ekonomi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri Yazar: Jean Baudrillard Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 278 Gösterge ekonomi politiğinin eleştirisini yapan kuramcı sayısı yok denilecek kadar azdır. Veblen ve Goblot kültürel sınıf çözümlemesinin önünü açan çok önemli isimlerdir. Bu çözümleme “diyalektik materyalizmin” yapmış olduğu üretim güçleriyle ilgili çözümlemenin ötesine geçerek gösterişe yönelik bir değerler mantığından söz etmektedir. Bu mantığa göre egemen sınıf toplum üstünde kurduğu ve kodlar aracılığıyla sürdürdüğü hâkimiyeti devam ettirebilmek amacıyla, değerleri “tözsel açıdan değişikliğe” uğratmış ve böylelikle ekonomik düzende devrimler yaparak, toplumsal ilişkilerde değişikliğe yol açılmasını engellemiştir. Ekonomik düzende belirleyici olan, birikim ya da artı-değerin elde edilme biçimidir. Kültürel göstergeler düzeninde belirleyici olansa harcama, yani yaşamın her alanına egemen olan koda boyun eğip töz değişikliğine uğrayarak gösterge/değer biçimini alan ekonomik değişim değeridir. Egemen sınıflar (ilkel ve geleneksel toplumlar) egemenliklerini ya her zaman gösterge/değerler üstüne oturtmuş ya da (kapitalist burjuva düzeninde olduğu gibi) sahip oldukları bu ekonomik ayrıcalığı göstergeler aracılığıyla sergileyerek onlara bir aşkınlık, bir kutsallık kazandırmaya çalışmışlardır. Egemenliğin en kusursuz aşaması bu sonuncusudur. Çünkü sınıf mantığının yerini alan bu mantık, üretim araçlarının mülkiyetiyle değil, anlam üretiminin denetimiyle ilgili olup maddi üretimden çok farklı bir üretim biçiminin varlığını zorunlu kılmaktadır; zaten Marksist çözümlemenin içinden çıkamadığı nokta…

Janet Afary & Kevin B. Anderson – Foucault ve İran Devrimi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Foucault ve İran Devrimi: Toplumsal Cinsiyet ve İslamcılığın Ayartmaları Yazar: Janet Afary & Kevin B. Anderson Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 376 1978-1979 yılları arasında, İran halkı, otoriter bir iktisadi ve kültürel modernleşme programı yürüten Rıza Şah Pehlevi rejimini devirdi. Ayetullah Humeyni’nin önderliğindeki militan İslamcı hizip; laik milliyetçilerin, liberallerin, solcuların yer aldığı rejim karşıtı başkaldırıya egemen oldu. İslamcılar için, Şaha karşı verilen mücadele Kerbela Savaşı’nı, Humeyni masum Hüseyin’i, Şah da onun can düşmanı Yezid’i simgeliyordu. Şahın zalim baskısı altında can veren protestocular, Hüseyin’in takipçileri gibi şehit sayılıyordu. Michel Foucault, 1978’de İran’ı iki kere ziyaret etmişti ve devrim hakkında heyecanla yazılar kaleme alıp konuşuyor, devrimi hiçbir şekilde eleştirmiyordu. Hayatı boyunca Foucault, sahihlik kavramını, insanların tehlike altında yaşayıp ölümle flörtleştiği durumlara, yaratıcılığın baş verdiği bu yerlere bakmak anlamında kullanmıştı. Yeni ufuklar açan akıldışılıkları yazılarında büyük bir tutkuyla savunmuştu. Ayetullah Humeyni’nin devrimci şahsiyetinde ve devrim esnasında onun peşinden giderek hayatlarını hiçe sayan milyonlarda, sınırları aşan böyle bir güç görmüştü. Bunun gibi “sınır” deneyimlerin yeni yaratıcılık biçimleri doğurabileceğini biliyordu, dolayısıyla devrimi hararetle destekledi. Bu, Foucault’nun devrimle ilk elden yaşadığı tek tecrübeydi ve Batılı olmayan bir topluma dair en kapsamlı yazı dizisini kaleme almasına yol açtı. Foucault’nun İran Devrimine duyduğu ilgi, gazetecilik…

Esra Özyürek – Modernlik Nostaljisi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Modernlik Nostaljisi: Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar: Esra Özyürek Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 258 Kemalizm, Laiklik ve Gündelik Hayatta Siyaset Yazar bu çalışmasında güçlü devlet ideolojisi altında çalışan yerel siyasal liderlerin ve aktörlerin şimdi devlet güdümlü modernleşmenin tarihini ve sembollerinin piyasa güdümlü modernleşmenin yeni hegemonyasının kavramsal çerçevesine nasıl ve neden tercüme ettiklerine, dahası sıradan yurttaşların bu kavramları günlük yaşamlarına nasıl uyarladıklarına cevap arıyor. Esra Özyürek bu kitabında, laik devlet ideolojisi, politikası ve sembolizminin ev, işyeri, piyasalar, sivil toplum gibi özel alanlarda nasıl yeni bir hayat ve meşruiyet bulduğunu anlamaya çalışıyor. Yazar ‘nostalji’ ve ‘toplumsal bellek’ kavramları üzerinde sıklıkla durarak geçmişe, özellikle de cumhuriyetin ilk yıllarına duyulan özlemin, toplumun belirli bir kesimini nasıl harekete geçirdiğini ve kamusal-özel, siyasal-siyasal olmayan, meşru-gayri meşru diye görülen alanlar arasındaki hızla aşılan sınırları araştırıyor. Türkiye’de siyasal alanın ve devlet-yurttaş ilişkileri zemininin kendine özgü ama küresel gelişmelerle bağlantılı bir tarzda nasıl değiştiğine odaklanıyor.x Yazar neoliberal sembollerin popülerleşerek, güçlü devlet ideolojileri ve devlet güdümlü modernleşme projelerinin nostaljik anılarıyla yeni bağlamlara tercüme edildiğini gösteriyor. Özelleştirme, piyasa tercihi ve iradecilik gibi neoliberal sembollerle Kemalizmin devletçi, ulusalcı ve modernist ideolojisinin sembollerinin 1990’larda beklenmedik bir şekilde iç içe geçişini irdeliyor. Kemalist siyasal, entelektüel ve askerî elit…

Douglas R. Hofstadter & Daniel C. Dennett – Aklın G’özü
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Aklın G'özü: Benlik ve Ruh Üzerine Hayaller ve Düşünceler Yazar: Douglas R. Hofstadter & Daniel C. Dennett Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 371 Zihin nedir? Ben kimim? Madde düşünebilir ya da hissedebilir mi? Ruh nerededir? Aklın G’özü, akıl, yapay zekâ, zihin-beden ilişkisi konularında ileri sürülmüş çarpıcı felsefi ve bilimsel düşünceleri tartışmaya açan kült bir eserdir. Edebiyatıyla geçtiğimiz yüzyılı derinden etkilemiş J. L. Borges’ten, evrim kuramının çağımızdaki en etkili savunucularından Richard Dawkins’e, bilim-kurgunun önemli isimlerinden Stanislav Lem’den, yapay zekânın olanakları üzerine söyledikleriyle çığır açmış zihin ve dil felsefecisi John Searle’e uzanan XX. yüzyılın etkili düşünürlerinin metinleri, Dennett ve Hofstadter’in yaptıkları yorumlarla farklı bir boyut kazanıyor.   Benlik ve bilincin anlamının edebiyat, psikoloji, felsefe ve diğer disiplinlerin perspektiflerinden incelendiği bu kitap, yazarlarının deyimiyle, okurlarını kışkırtmak, huzurunu kaçırmak, allak bullak etmek, anlaşılır olanı tuhaflaştırmak, belki de tuhaf olanı anlaşılır hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Douglas Hofstadter Bilişsel Bilim ve Bilgisayar Bilimi profesörüdür. Aynı zamanda felsefe, bilim tarihi ve felsefesi, psikoloji ve karşılaştırmalı edebiyat dallarında da dersler vermektedir. Kavramlar ve Algı Araştırma Merkezi’nin (Center for Research on Concepts and Cognition) yöneticisidir. Daniel C. Dennett Felsefe profesörüdür. Aynı zamanda “Sanatlar ve Bilimler Ordinaryüs Profesörü” unvanına da sahiptir. Tufts Üniversitesi Bilişsel Çalışmalar Merkezi’nin (Center…

David Graeber – Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi
Siyasi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar Boğaziçi Yazar: David Graeber Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 102 Anarşizm, Büyük Kuramdan ziyade dönüştürücü bir projeden doğan gerçek, acil sorunlarla boğuşmanın bir yolu olan Küçük Kuram olarak adlandırılabilecek bir şeye ihtiyaç duyar. Ne tür bir toplumsal kuram, insanların kendi işlerini yönetmekte özgür oldukları bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunur? Bu kitapçığın ana teması budur. David Graeber’e göre böyle bir kuram; devlet, kapitalizm, ırkçılık ve erkek egemenliği gibi kurumların kaçınılmaz olmadığını; böyle şeylerin bulunmadığı bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunun sonucunda hepimizin daha iyi bir durumda olacağını varsaymalıdır. Kişinin kendini böyle bir ilkeye adaması ise neredeyse bir inanç edimidir. Herhangi bir anarşist toplum kuramı, öncülük iddiasının her türlü belirtisini bilinçli bir şekilde reddetmek zorundadır. Entelektüellerin rolü, çok açık bir şekilde, doğru stratejik analizlere ulaşıp sonra da kitlelere önderlik edebilecek bir seçkinler sınıfı oluşturmak değildir. Anarşist bir antropoloji gerçekte yoktur. Sadece küçük parçalar vardır. David Graeber, bu kitabın ilk kısmında, bu parçalardan bazılarını bir araya getiriyor ve ortak temalar aramaya çalışıyor; ikinci kısmında ise daha ileri giderek, gelecekte var olabilecek bir toplumsal kuram bütününü hayal ediyor.

Alan Kellehear – Ölme Üzerine Bir İnceleme
Sosyoloji / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Ölme Üzerine Bir İnceleme: Bireysel Bütünlük, Bedensel Çöküş ve Ruhsal Dönüşüm Yazar: Alan Kellehear Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 391 Ölmek nasıl bir şeydir? Bu kitabın yazarlarına bakılırsa, yanıt soruyu kime sorduğunuza bağlıdır. Ölmek ne tek bir şey, ne tek bir deneyim, ne de basitçe sağlık durumundaki kötüleşme ya da zayıflık klişesidir. Her ne kadar ölümün en sık karşılaşılan nedeni hastalık olsa da, ölmeyi hastalık hakkındaki bilgilerimizle kavrayamayız. Ölme her zaman sağlık durumunda kötüleşmeyle, umutsuzlukla ilişkili olmasa da, sağlığını yitirme ve çaresizlik hemen her zaman yaşamın sona erişiyle ilişkilendirilir. Ölme hızlı veya yavaş, kahramanca veya rezilce olabilir ya da hayatın bir simgesi veya beklenmedik bir dönüşümdür. Bu açılardan bakıldığında, insanın ölme deneyimi karmaşık, çeşitli, şaşırtıcı ve ihtimallerle doludur. Bu kitap, söz konusu karmaşıklığı okuyucunun önüne bir parça olsun serebilmeyi amaçlayan bilimcileri ve klinisyenleri bir araya getiriyor. Onların düşünceleri, örnekleri ve değerlendirmeleri, bize ölmeyi basit bir şekilde üzücü ve kötü bir durum olarak sunan klişelere itibar etmekte fazla aceleci davranmamamız gerektiğini anımsatıyor. Dolayısıyla bu kitabın amacı bizi durup bir daha düşünmeye, ortak yazgımızı daha dikkatli, daha incelikli, hatta daha umutlu biçimde yeniden gözden geçirmeye yüreklendirmektir. Dr. Allan Kellehear, Middlesex Üniversitesi Sağlık ve Eğitim Okulu’nda Kamu Sağlığı hocasıdır. 1998-2006…