Heinrich Böll – Saat Dokuz Buçukta Bilardo
Roman / 13 Ocak 2018

Kitap Adı: Saat Dokuz Buçukta Bilardo Yazar: Heinrich Böll Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 260 Dokuz Buçukta Bilardo, Almanya’nın Ren bölgesinde yaşayan Fahmel ailesinin öyküsünü üç kuşak boyunca anlatırken, 20’nci yüzyılın ikinci yarısındaki Alman Toplumuna eleştirel bir bakışla yaklaşıyor. Heinrich Böll, Fahmel ailesinin çelişkilerle dolu yaşamındaki ana çatışmayı ‘manda’ ve ‘kuzu’ simgeleriyle yorumluyor; Faşizmin ve Nazizmin simgesi olan ‘mandanın ilahi sırlarından yiyenler’le ‘Tanrının kuzusu olanlar’ arasındaki çatışma aynı zamanda bağımsız düşünceye sahip bireylerle oportünist çoğunluk arasındaki çatışmanın yansıması oluyor. Fahmel ailesi içindeki bu çatışma, Alman toplumu içindeki çatışmanın izdüşümüdür. Kardeşi kardeşe vurduran, karı kocayı ayrı düşüren, arkadaşlıkları bitiren bu çatışmanın hesaplaşması, 1958’in eylül ayında Baba Fahmel’in doğum gününde yapılır. O gün biraraya gelen aile bireyleri arasından biri, çocuklarını elinden alan, kendisinin aklını yitirmesine neden olan bu temel çatışmanın öcünü beklenmedik ve çok çarpıcı bir biçimde alır. Heinrich Böll’ün bütün yapıtlarında görülen duyarlıklı gözlem gücü, eleştirel yaklaşım, alaycılık ve hümanizma, bu romanda da yine önde. Yazarın önemli yapıtlarından biri olan Dokuz Buçukta Bilardo’yu yeni ve özenli çevirisiyle okurla yeniden buluşturuyoruz.

Henri Beyle Stendhal – Kızıl ile Kara
Roman / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Kızıl ile Kara Yazar: Henri Beyle Stendhal Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 556 Geniş okur kitlesi, ünlü Fransız yazarı “Stendhal”i, iki büyük romanın, “Kızıl ile Kara” ve “Parma Manastırı”nın yazarı olarak tanır. Yaşadığı ve yazdığı dönemde büyük bir ilgisizlikle karşılaşan yazar, bugün Fransız ve dünya yazınının değişmez, tartışılmaz büyüklerinden biridir. Yaşadığı dönemde, kurulu düzenin dinsiz, ahlaksız ve tehlikeli bir düşmanı olarak nitelenen Stendhal, çağdaşlarından çok değişik bir yazardır. Anlatımında süsten, abartıdan sürekli olarak kaçınmıştır. Yurttaşlık Yasasının kuru, yalın, kesin anlatımını, bütün anlatımlardan üstün tutmuştur. Her şeyden önce açıklığı, yalınlığı, doğruluğu, kısacası gerçeği aradığı için seçer bu yolu. Dünyanın en iyi on romanından biri sayılan “Kızıl ile Kara”, özellikle “Ataç”ın çevirisiyle her zaman sevilen hayranlıkla okunan bir başyapıttır.

Thomas Mann – Mario ile Sihirbaz
Hikaye / 7 Ocak 2018

Kitap Adı: Mario ile Sihirbaz: Toplu Öyküler 2 Yazar: Thomas Mann Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Mario ile Sihirbaz / Toplu Öyküler II, aralarında çok sevilen ve bu kitaba adını veren “Mario ile Sihirbaz”ın da bulunduğu, Thomas Mann’ın geç dönem öykülerini bir araya getiriyor. Yazarın 1919-1943 yılları arasında kaleme aldığı geç dönem öyküleri, Toplu Öyküler’in birinci cildi Zor Saat’te yayımlanan erken dönem öykülerinden farklı bir izleğe sahip. Zor Saat’teki öykülerinde daha çok sanatçı sorunsalına odaklanan yazar, ikinci cilt Mario ile Sihirbaz’da gözlem gücünü bu kez keskin insanın en derin, en kuytu duygularını betimlemek için kullanıyor. Mario ile Sihirbaz, kesin, açık ve dolaysız diliyle Alman öykücülüğüne yeni bir üslup getiren Nobel ödüllü Thomas Mann’ın, hayranlık verici bir olgunluk dönemi eseri. Herkesi bekletiyordu, bunun doğru ifadesi herhalde böyledir. Sahneye çıkışını geciktirerek gerilimi artırıyordu. Bu tavrı anlaşılıyordu da, ama sonsuza kadar değil. Dokuz buçuğa doğru seyirciler alkışa başladı, – alkışlamak aynı zamanda alkış isteğini de dile getirdiğinden haklı sabırsızlıklarını ifade etmenin sevimli bir şekliydi. Ufaklıklar için buna katılmak eğlencenin parçasıydı. Her çocuk alkış tutmayı sever.

Sabiha Sertel – Roman Gibi
Anı / 6 Ocak 2018

Kitap Adı: Roman Gibi Yazar: Sabiha Sertel Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 272 Türkiye’nin basın hayatında unutturulamayacak bir yere sahip olan Sabiha Sertel, anılarında, bir kadın ve bir toplumcu olarak, gerçek bir demokrasinin kurulması için verdiği mücadelelerin dökümünü yapıyor. 1910’lardan 1950’lere dek uzanan yoğun ve çalkantılı bir dönemin bir röportaj canlılığı ve bir roman akıcılığı ile belgelendirilmiş anlatımı… Ülkemizde çağdaş basının temelini atanlardan biri olan Sabiha Sertel’in anılarından bugün için de çıkarılacak hayli dersler var.

J.M. Coetzee – Barbarları Beklerken
Roman / 3 Ocak 2018

Kitap Adı: Barbarları Beklerken Yazar: J.M. Coetzee Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 200 Nobel ödülü sahibi J. M. Coetzee, bu romanında hayalî bir imparatorlukta geçen olayları anlatıyor. Ancak, yazarın 1970?ler Güney Afrika?sına gönderme yaptığını seziyoruz. Geniş topraklara yayılmış bir imparatorluğun en ucundaki bölgede yaşayan Barbarlar, sözümona, ayaklanmak, imparatorluğu tehdit etmek üzeredirler. Onları bastırmak bahanesiyle merkezden gönderilen Albay ve emrindekiler, müthiş bir işkence ve kıyım başlatırlar. Bu olaylar, o bölgede görevli, yıllardır başkentin yüzünü görmemiş Sulh Yargıcı?nın ağzından aktarılır. Barbarları Beklerken, ürkütücü bir zorbalığın öyküsünü dile getirmekle birlikte, öncelikle bir aşk, sevecenlik, bağışlama ve insancıl duygular romanı. Coetzee roman kişilerini, olayların geçtiği ortamı öylesine ustaca aktarıyor ki, karakterlerin hiçbiri karikatürleşmeden, iyi ve kötü yanlarıyla somutlaşıyor. Coetzee zorbalara da, onların kurbanlarına da aynı insancıl tavır içinde yaklaşıyor. Barbarları Beklerken?i okurken, bir yandan az gelişmiş ülkelerde yıllardır oynanan siyasal oyunları izleyecek, öte yandan alışılmadık ama gerçek, sarsıcı bir aşka tanık olacaksınız.

Andre Gide – Vatikan’ın Zindanları
Roman / 30 Aralık 2017

Kitap Adı: Vatikan'ın Zindanları Yazar: Andre Gide Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 231 “Andre Gide”in alıntılarının dünyada ve ülkemizde gördüğü büyük ilgi yeterince bilinir. Vatikan’ın zindanları, birbirinden şaşırtıcı olayları, birbirinden ilginç kişileriyle, bu anlatıların belki de en çekicisi, en sürükleyicisidir. Gide bu kitapta eski ile yeniyi, alaycılıkla şiirselliği benzersiz bir ustalıkla kaynaştırır…

Baki Öz – Atatürk’ün Anadolu’ya Gönderiliş Olayının İçyüzü
Tarih / 30 Aralık 2017

Kitap Adı: Atatürk'ün Anadolu'ya Gönderiliş Olayının İçyüzü Yazar: Baki Öz Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 174 “Öğretmen Dünyası”, “Kemalist Ülkü”, “Cem”, “Nefes”, “Gönüllerin Sesi”, “Yurtta Birlik”, “Milliyet”, “Aydınlık” ve “Teori” gibi gazete ve dergilerde Atatürk, Milli Mücadele, Alevi kültürü v e tarihiyle ilgili birçok makalesi yayınlanmıştır. Aleviliğin tarihsel gelişimiyle ilgili yoğun çalışmalar içerisindedir.

Colm Toibin – Deniz Fenerindeki Işık
Roman / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: Deniz Fenerindeki Işık Yazar: Colm Toibin Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 280 Deniz Fenerindeki Işık, ölüm, ahlak ve kişilik çatışmaları üzerine yazılmış bir roman. Kahramanların her birinin kendi kişisel tarihiyle yüzleştiği, sevginin ve ‘aile’nin doğasına unutulmaz açılar açan, şaşırtıcı derecede zekice yazılmış, etkileyici bir yapıt. İnsan hayatının anlamlılığını cesaretle, tutkuyla dile getiren Deniz Fenerindeki Işık, bir yandan da çağımızın en korkunç hastalığı AIDS’e bireysel ilişkiler açısından farklı bir pencere açıyor.

Asuman Ercan – Dolunay Yansımaları
Roman / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: Dolunay Yansımaları Yazar: Asuman Ercan Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 95 Yirmi dokuz metnin yer aldığı kitapta, yazar, gökyüzünde biçimden biçime giren ve ışıklı, büyülü bir yol sunan ay’ın peşine düşüncelerini, duygularını, hüzünlerini, anılarını ve fantezilerini takarak, onun büyüsüne kapılıp uzak yolculuklara çıkıyor.

Pınar Kür – Asılacak Kadın
Roman / 25 Aralık 2017

Kitap Adı: Asılacak Kadın Yazar: Pınar Kür Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Asılacak Kadın, yayımlandığı ilk günden büyük ses getirmiş, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türkçe edebiyatın klasikleri arasına girmiş bir roman. Nicesini gazetelerin iç sayfalarında okuyup geçtiğimiz bir cinayeti ele alan Pınar Kür, kadına karşı örülmüş yargının ardında yatan toplumsal dokuyu da tüm gerçekliğiyle masaya yatırıyor. “Her biri kendi iç bütünlüğünde, alabildiğine öznel tutulan üç söylem: Çıkarını ‘ortak bilinç’in çıkarıyla bütünleştirmiş Faik İrfan Elverir’in insanlıktan soyutlanmış söylemi. Cinsel bir nesne, somut bir çaresizlik, tam bir kurban konumuna yargılı Melek’in, sesi olmayan söylemi.Ve şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan Yalçın’ın edilginliği aşamayan bilincinden yansıyan söylemi. Bu üçünün, romanın ana sözü bakımından, neredeyse önemini yitiren bir kilit olay (yalı cinayeti) çevresinde sarmallanmasından bir o kadar nesnel bir mesaja ulaşılıyor. Pınar Kür’ün, yürekli bir toplumsal eleştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırdığı bu roman, kadının, dolayısıyla da elbet insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.” -Füsun Akatlı-

Isabel Allende – Ruhlar Evi
Roman / 24 Aralık 2017

Kitap Adı: Ruhlar Evi Yazar: Isabel Allende Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 544 Şili’nin seçimle iş başına gelen, askeri bir darbeyle devrilip öldürülen Marksist başkanı Salvador Allende’nin son saatleri nasıl geçti? Nobel ödüllü büyük şair Pablo Neruda’nın cenaze töreni, faşist diktatör Pinochet’nin onca baskısına karşın, nasıl bir gösteriye dönüştü? Clara del Valle neden dokuz yıl konuşmadı ve öldüğü zaman nasıl oldu da annesinin kesik başıyla birlikte gömüldü? Bunlar, Isabel Allende’nin bu romanında yer verdiği ilginç olaylardan bazıları. Isabel Allende, Latin Amerika’nın yetiştirdiği en büyük romancılardan biri. Ruhlar Evi adlı bu ilk romanında, bir ailenin üç kuşağını, yetmiş yıllık bir süreç içinde, Márquez’e yaklaşan bir ustalıkla dile getiriyor. Romanda, yaşayan kişilerle geçmişin ruhları iç içe. Latin Amerika edebiyatının büyülü gerçekçilik geleneği, bu romanda da bütün görkemiyle hüküm sürüyor. Sınırsız bir hayal gücü ve anlatım ustalığı, Isabel Allende’yi çağımızın en başarılı romancılarından biri yapıyor.

Marc Levy – Bay Daldry’nin Tuhaf İstanbul Yolculuğu
Roman / 23 Aralık 2017

Kitap Adı: Bay Daldry'nin Tuhaf İstanbul Yolculuğu Yazar: Marc Levy Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 288 1950’lerin Londrası’nda parfümler yaratarak hayatını kazanan Alice’in, aksi ve münzevi kapı komşusu Daldry’nin yolları bir kehanetin peşine düşüp zamanın kalın bir sisle perdelediği, sırlarla örülü bir geçmişin saklı olduğu büyülü İstanbul’a düştüğünde, çıktıkları bu yolcuğun giderek tuhaflaşacağından haberleri yoktur. Egzotik kokuların ardından İstanbul’u arşınlayan iki dost, tanıştıkları her insanla, girdikleri her sokakla birlikte, parçalarını tek tek birleştirmeleri gereken bir yapbozun içinde bulurlar kendilerini. Romanları kırk dile çevrilen usta bir anlatıcı olan Marc Levy, bu kez, mutluluğun peşinden giderken hiç ummadıkları gerçeklerle karşılaşan insanların dokunaklı, sıcak, aşk, dostluk ve cesaret dolu yolculuklarını kaleme almış.

Alberto Manguel – Başka Ateşler
Edebiyat / 23 Aralık 2017

Kitap Adı: Başka Ateşler Yazar: Alberto Manguel Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 216 Alberto Manguel’i bu seçkisinden dolayı kutlamak isterim. Bu öykülerde, Latin Amerikalı bir kadır olarak duygularımın, düşüncelerimin yansılarını buldum. Farklı Latin Amerika ülkelerinin kadın yazırları, hepimizin korkularını, umutlarını, ortak geleneksel törenlerimizi, gizlerimizi ve başkaldırılarımızı, aşkımızı ve burukluğumuzu dile getiriyorlar. Yaşamaya mahkum oldukları bu maço dünyada, cinselliğin, erk’in, yükselme hırsının, adaletsizliğin örtülü kalmış anlamlarını yorumlamaya çalışan kadın sesleri.

Hermann Hesse – Doğuya Yolculuk
Roman / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Doğuya Yolculuk Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 80 ‘Doğu’ya yolculuk ediyorduk, ama Ortaçağ’a, ya da Altın Çağ’a da yolculuk ediyorduk. İtalya’dan, İsviçre’den geçiyorduk, ama bazen de geceyi onuncu yüzyılda geçiriyor, atalarımıza, ya da perilere konuk oluyorduk. Tek başına kaldığım zamanlarda kendi geçmişimden mekanlarla ve insanlarla sık sık karşılaştım, eski nişanlımla Ren’in yukarılarındaki orman kenarında dolaştım. Sonra herhangi bir vadide grubuma yeniden katıldığımda, Cemiyet şarkılarını dinleyip liderler çadırının karşısına kamp kurduğumda anlıyordum ki çocukluğuma yaptığım gezinti, ya da Sanço’yla at binmem de bu yolculuğun bir parçasıydı; çünkü bizim tek hedefimiz Doğu’ya varmak değildi, daha doğrusu bizim Doğu’muz salt bir ülke, ya da coğrafi bir yer değil, ruhun yurdu ve gençliğiyle, hem her yerdi hem de hiçbir yer, tüm zamanların yekvücut olmasıydı.’ Hermann Hesse’ın, ilk gençlik yıllarından beri hayranı olduğu Doğu ve Doğu felsefesi, mistisizmi ve hayat görüşü, onun pek çok kitabının temelini oluşturmuştur. “Doğu Yolculuğu” yalnızca, Hermann Hesse’in değil, Alman dilinin de en güzel, en şiirsel anlatılarından biri.

Hermann Hesse – Sıddhartha
Roman / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Sıddhartha Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 152 “Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır…” 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Miller’a bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hesse’nin baş­yapıtıdır. I. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca nerdeyse bir “kutsal kitap” gibi okunmuştur. Siddhartha’da Buddha’nın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. “Bu kitapta,” der, “tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.”