Can Dündar – Savaşta Ne Yaptın Baba?
Deneme / 18 Temmuz 2018

Kitap Adı: Savaşta Ne Yaptın Baba? Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 160 İnsanlar gibi uluslar da, geçim kaygısı ile kendine saygısı arasında sıkışır kalır bazen… Böyle dönemlerde, çekilen sıkıntıyı hafifleten şey, baskılar karşısında başı dik tutabilmiş olmanın onurudur. Savaşta Ne Yaptın Baba, Can Dündar’ın AKP hükümetinin iktidara yük­selişi, Avrupa Birliği Üyeliği, Irak Savaşı’nın hikâyesi ve bu süreçte gittikçe kutuplara ayrılan “Doğu” ve “Batı” imgeleri üzerine yazdığı yazılardan oluşuyor. Yanı sıra globalleşmeyi, yenidünya düzenini, Türk-Amerikan ilişkilerini, Türkiye’nin Ortadoğu’daki yerini de sorgulayan Can Dündar, İslamcılık ile Amerikancılık arasında gidip gelerek tarihî ve dinî gönül bağları ile yeni dünya düzeninin dayattığı taleplerin arasında sıkışıp kalan bir hükümeti; basın dünyasındaki güçlüden yana değişen dengeleri; basının manipülasyonlarıyla kılavuzunu yitirme tehlikesi yaşayan bir halkı ve her şeye rağmen henüz vicdanını yitirmemiş insanları anlatıyor… Her zamanki üslubu ve savaş karşıtı tavrıyla… Yaşadığımız cehenneme rağmen ümidini kesmeden ama acı gerçekleri olanca çıplaklığıyla gözler önüne sermekten de sakınmayarak…

Yukio Mişima – Yaz Ortasında Ölüm
Hikaye / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Yaz Ortasında Ölüm Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 256 Yukio Mişima, XX. yüzyıl Japon edebiyatnın hırçın çocuğuydu. Nobel Ödülü adayları arasında sık sık adı geçtiği halde aşırı milliyetçi, narsist, anti-humanist nitelemeleriyle suçlandı. Ancak bu eleştirilerin temelinde, yazarın gereğince anlaşılamamış olması vardır. Mişima, İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın yaşadığı dramatik yıkım sırasında yitip giden bir kuşağın haykıran sesidir. Yazarın yaşamı, bu kayıp kuşağın kendini yeniden keşfetmesinin öyküsüdür. Mişima, Japon savaşçı sınıfının “hiçlik”e dayalı felsefesi ile yazarlığını ustalıkla birleştirir. 25 Kasım 1970 günü canlı yayın yapan kameralar önünde geleneksel Japon yöntemiyle karnını deşerek intihar etmesi de, aynı zamanda usta bir oyun yazarı olan Mişima’nın yaşamını canlı sahne performansı ile sonlandırdığı şeklinde değerlendirilebilir.

Yukio Mişima – Dalgaların Sesi
Roman / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Dalgaların Sesi Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 Bereket Denizi dörtlemesi, Bir Maskenin İtirafları, Yaz Ortasında Ölüm, Denizi Yitiren Denizci gibi eserlerinden tanıdığımız Yukio Mişima, Dalgaların Sesi’nde farklı bir yönüyle çıkıyor okurun karşısına. Romanlarında insan doğasının karanlık yönlerini deşen, onlarla cesurca hesaplaşan Mişima, bu kez kalemini ışığa çevirerek sevginin farklı veçheleri etrafında kuruyor öyküsünü. Dalgaların Sesi’nde, Şarkılar Adası olarak da bilinen Uta-Jima adasında genç balıkçı Şinji ile varlıklı Miyata ailesinin güzel kızları Hatsue arasındaki ilk aşk öykülenir; cesur, heyecanlı, duru iki gencin masalsı bir dille kaleme alınmış öyküsüdür bu. Aynı zamanda, zamanın ve mekânın ötesindeki bu korunaklı dünyada gelenekleriyle ve doğayla bağlarını koruyan dalgıç kadınların, balıkçı erkeklerin öyküsüdür Dalgaların Sesi. Ve elbette denizin, dalgaların ve fırtınanın da.

Yukio Mişima – Kaçak Atlar
Roman / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Kaçak Atlar Kitap Serisi: Bereket Denizi Serisi 2. Kitap Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 416 Yukio Mişima’nın başyapıtı olan Bereket Deniz dörtlemesinin ilk kitabı Bahar Karları’nı daha önce yayımlamıştık. Kaçak Atlar bu dörtlemenin ikinci kitabı.

Yukio Mişima – Meleğin Çürüyüşü
Roman / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Meleğin Çürüyüşü Kitap Serisi: Bereket Denizi Serisi 4. Kitap Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 228 “Meleğin Çürüyüşü” ile birlikte “Yukio Mişima”nın dünyaca ünlü “Bereket Denizi” dörtlemesi tamamlanıyor. Japonya’nın yirminci yüzyıl deneyiminin bir özeti olarak nitelenen dörtlemenin, eleştirmenler, bir epik, toplumsal bir belge, bir sızlanma, bir ağıt olduğu kanısındalar. “Bahar Karları”ndaki genç öğrenci, “Kaçak Atlar”ın saygın hakimi, “Şafak Tapınağı”ndaki filozof Honda, son roman olan “Meleğin Çürüyüşü”nde 1960’lı yıllarda yaşamının sonuna yaklaşmış yaşlı ve zengin bir adamdır. Dörtlemeyi noktalayan son sahnede Honda, Geşu Tapınağına tırmanırken “Bereket Denizi” dörtlemesi de son eğretilemesel anlatımını bulur: Yalnızca Honda’nın ölümünü değil Mişima’nın kendisinin intiharını haber veren çırılçıplak güneş ışığı seli bir boşluğu aydınlatmaktadır. Bütün düşüncelerini, duygularını bu dörtlemeye aktardıktan sonra kendini bomboş hissettiğini dostlarına söyleyen Mişima, dörtlünün son sözcüğünü yazdığı 25 Kasım 1970 sabahı intihar etmişti.

Yukio Mişima – Şafak Tapınağı
Roman / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Şafak Tapınağı Kitap Serisi: Bereket Denizi Serisi 3. Kitap Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 319 “Şafak Tapınağı”, Japon yazar “Mişima”nın bütün dünyada çok beğenilmiş “Bereket Denizi” adlı dörtlemesinin üçüncü kitabı. Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarını, Japonya’ya özgü niteliklerin birer birer yok olmaya başladığı yılları anlatıyor. Dörtlemenin ilk romanı “Bahar Karları”nın genç yaşta ölen duygusal kahramanı Kiyoaki’nin sırdaşı, vicdanı; dizinin ikinci romanı “Kaçak Atlar”ın bağnaz İsos’sının tarihçisi olan akılcı ve başarılı avukat Honda bu üçüncü romanda sahnenin ortasında gelmektedir…

Yukio Mişima – Bahar Karları
Roman / 17 Temmuz 2018

Kitap Adı: Bahar Karları Kitap Serisi: Bereket Denizi Serisi 1. Kitap Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 378 …”Bahar Karları” yazarın “Bereket Denizi” adlı dörtlemesinin ilk kitabı. Yapıtları “Proust”, “Gide” ve “Sartre”ın yapıtlarıyla karşılaştırılan, cesaret ve erkeksi niteliklerle olan tutkusyla Hemingway’e benzetilen Yukio Mişima, bu kitabında 1912 yılında Tokyo’da İmparatorluk Sarayının köklü soylu sınıfının kapalı çevresinde, sırtlarında geleneğin ağır yükünü taşımayan zengin ailelerin, paraları sayesinde toplumsal ve siyasal güç aramalarını anlatır…

Halide Edib Adıvar – Çaresaz
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Çaresaz Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 88 Çaresaz, edebiyatımızın unutulmaz yazarı Halide Edib Adıvar’ın, çağdaşlaşma sürecinde İstanbul’da yaşanan günlük hayatı tasvir ettiği kısa romanlarından biri. Hikâyemizin kahramanı, her derde deva, yardımsever bir kız olduğu için mahallelinin Çaresaz diye seslendiği genç öğretmen Mediha. Kahramanımız, komşu köşkte oturan ihtiyar kadına vakfetmiş kendini… Tabii ihtiyar kadının oğlu Münir’in köşke döneceğinden, aralarında tuhaf, gelgitlerle sürecek bir aşkın başlayacağından habersiz… Halide Edib, modern ilişkileri, aşkı, imam nikâhını, resmî nikâhı konu ediniyor. Bu küçük kitabı okurken hem yazarın tadına doyulmaz dilini hem o yılların İstanbul yaşamından sahneleri, kişileri izleyeceksiniz. Çaresaz’ın, Münir’in, konu komşunun sıradan, masum ve dingin yaşamlarını gözleyecek, romanda Halide Edib’in kendi hayatından da izler bulacaksınız.

Halide Edib Adıvar – Sevda Sokağı Komedyası
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Sevda Sokağı Komedyası Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 103 Edebiyatımızın öncü kadın yazarlarından Halide Edib Adıvar, üretken kalemiyle yaşadığı çağın bir portresini çizmişti. Halide Edib Adıvar’ın bu kısa romanı, yazarımızın kaleminden çıkan en eğlenceli, en akılda kalıcı tipleri barındırıyor. Annesi ile babasını bir yangında kaybetmiş, sonradan bir Saraylı ailenin beslemesi olmuş Numune; birbirinden güzel kadın ayakkabıları yapmakla meşhur Macit; güzelliğiyle olduğu kadar geçimsizliği ile de dillere destan Leyla… Bu üç kahramanın yolları, mahalle sakinlerinin onlara ithafen verdiği adla Sevda Sokağı’nda buluşuyor. Ama ne buluşma: Macit, Leyla’ya körkütük âşık, Numune Macit’le evlenmeyi kafasına koymuş. Leyla, Doktor Kerem’i seviyor ama bu imkânsız bir aşk. Macit’in Leyla’ya aşkı da imkânsız, çünkü Leyla onunla evlense de yatağına girmemeye yeminli. Peki işin içinden nasıl çıkılacak? Cevabı bu ilginç romanın sayfalarında bulacaksınız. Sevda Sokağı Komedyası, 1900’lerin başında İstanbul’un gündelik yaşamını merak edenler için.

Halide Edib Adıvar – Tatarcık
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Tatarcık Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 264 Kaş uçları kalkarak, gözler süzülerek, dudaklar bükülerek her yeni şeyin aşağılık, her köhneliğin kibarlık olduğunu size söyleyen bu adamların şuurlarının arkasında yeni şeylere karşı gizli olduğu kadar kudretli bir meyil vardır. Bu meyil, doğrusunu söylemeli daha çok kadınlardadır. İstanbul’a nadir inseler de mutlak arkalarında moda bir manto, başlarında yeni bir şapka görülür. İskarpinlerinin ökçesi birer karış, tırnakları kıpkızıldır. Halide Edib Adıvar, Cumhuriyet’le birlikte hızlanan modernleşmeyi, bunun yarattığı dönüşümü anlatan romanlarında özellikle kadın kahramanları öne çıkarmıştı. Sinekli Bakkal ve Zeyno’nun Oğlu romanlarının devamı niteliğindeki Tatarcık, bir balıkçının kızı olan Lâle’nin toplum hayatında yükselişini konu edinen bir roman. Uzun bir zamandan beri yeni baskısı aranan Tatarcık’ın ilgiyle okunacağına inanıyoruz.

Halide Edib Adıvar – Yolpalas Cinayeti
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Yolpalas Cinayeti: Selim İleri'nin Sonsözüyle Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 88 Halide Edib Adıvar’ın 1936 yılında Paris’te kaleme aldığı bir cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti. Bu kısa roman, Adıvar’ın güçlü anlatımını göstermesi bakımından son derece değerli. Kitap, 1900’lerin başında Şişli’de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul’una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul’unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye’ye ve Avrupa’ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor. “Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvar’ın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayeti’nin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim.” -Selim İleri

Emmanuele Bernheim – Cuma Akşamı
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Cuma Akşamı Yazar: Emmanuele Bernheim Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 227 İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalyan edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Natalia Ginzburg’u okurlarımız, daha önce yayınladığımız Sevgili Michael ve Kente Giden Yol adlı kitaplarından anımsayacaklardır. Dingin, abartısız, yalın anlatımıyla eleştirmenleri etkileyen Natalia Ginzburg’un, aile yaşamının inceliklerini, ayrıntılarını, iniş-çıkışlarını, tartışmalarını büyük bir başarıyla, gerçekçi bir bakış açısıyla verirken ve insanı günlük hayattaki gülünç yanlarıyla irdelerken, geleneksel değerleri önemsemesi dikkat çekmiştir. Aile Sözlüğü, yüzeysel bakıldığında sıradan bir aile destanı gibi gözükse de romanın ağırlığı ve önemi o yüzeyin altında ve satır aralarında açıkça hissedilmektedir. Basit bir aile tarihi gibi başlayan anlatım, eski masalların ve destanların eskimeyen, etkileyici özelliğine bürünmektedir. Disiplinli, sert kişilikli, antifaşist bir babanın ve sakin bir annenin çelişkili dünyasında büyüyen genç Natalia, yıllar sonra kaleme aldığı Aile Sözlüğü’nde yalın, imbikten geçirilmiş bir üslupla, kişiliğinin ve yapıtlarının temelini oluşturan ailesine ve İtalya’daki savaş sonrası döneme ışık tutuyor.

Emmanuele Bernheim – Sustalı
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Sustalı Yazar: Emmanuele Bernheim Yayıncı: Can Yayınları Çantasında her zaman bir sustalı taşıyan genç bir kadın bir akşam evine döndüğünde, çakısının ve elinin üzerinde kan lekeleri olduğunu fark ediyor. Ne olup bitti? İçinin derinliklerinde yatan o karanlık arzuya, bir erkeği bıçaklama arzusuna yenik mi düştü yoksa? Bu işi biraz önce, metrodaki o itiş kakış sırasında mı yaptı? Adamı öldürdü mü? Yoksa yalnızca yaraladı mı? Bütün bu sorulara yanıt arayan genç kadın olayın peşine düşüyor. Okur da romanın kahramanı gibi sürprizden sürprize sürükleniyor. Daha önce, 1993 yılında Medicis Ödülü alan romanı O’nun Karısı ile okurlara sunduğumuz Emmanuéle Bernheim, ilk romanı olan Sustalı’da kendini bize, ele aldığı konuyla ve akıcı anlatımıyla hemen kabul ettiriyor. Kadınla erkek arasındaki savaşımı sert, acımasız, büyüleyici ve şaşırtıcı bir üslupla kaleme alan bir kadın yazarla karşı karşıya buluyoruz kendimizi.

Yukio Mişima – Denizi Yitiren Denizci
Roman / 8 Temmuz 2018

Kitap Adı: Denizi Yitiren Denizci Yazar: Yukio Mişima Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 156 Marguerite Yourcenar’ın “İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta,” diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır. “Kusursuz arınma, ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür,” diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş olur. Mişima’nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap soğukkanlı şiddeti ustalıkla anlatırken, hiç kuşkusuz yazarın çocukluğunda bilinçaltını etkilemiş baskıları da yansıtır. Roman, dul bir kadın, on üç yaşındaki oğlu Noboru ve kadının ikinci eşi olan denizcinin öyküsünü anlatır. Yaşıtlarıyla bir çete kuran Noboru, ilk tanıştığında denizler fatihi bir kahraman olarak gördüğü denizcinin annesiyle evlenerek sıradan birine dönüşmesinin şokunu atlatamaz. Rakuyo’nun varlığıyla bütünleşmiş olan bu adam, geminin ayrılmaz parçası olan bu adam, kendini o güzel bütünden koparmış, kendi isteğiyle düşlerinden gemileri ve denizi silip atmıştı. Noboru, tatil boyunca Ryuji’nin yanından ayrılmamış ve denizle ilgili hikâyeler dinleyerek, ötekilerin hiç bilemeyecekleri denizcilik bilgileri edinmişti. Ama onun istediği, bu bilgiler değil, günün birinde denizcinin hikâyeyi yarıda keserek, yeniden denize dönerken ardında bırakacağı mavi su damlalarıydı. Deniz, gemiler ve okyanus seferlerinin hayali ancak bu mavi damlalarda var oluyordu.

Stefan Zweig – Amerigo
Tarih / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Amerigo: Tarihsel Bir Yanlışlığın Hikayesi Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 120 Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanıdığımız Stefan Zweig’ı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freud’un öğretisine duyduğu ilgidir. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren Yıldızın Parladığı Anlar, Fransız Devrimi’nde bir politikacının portresi niteliğindeki Joseph Fouché’yle birlikte Amerigo da Zweig’ın nesnellikten çok sezgiye dayanan yaşamöykülerinin en başarılarından biridir. Zweig, bu yapıtında, bugün Amerika adıyla bildiğimiz anakaranın bu adı alışının ardındaki inanılması güç rastlantılarla örülü ‘yanlışlıklar komedyası’nı anlatır. Kristof Kolomb’un keşfettiği toprakların ‘yeni bir dünya’ olması gerektiği kanısına varan İtalyan denizci Amerigo Vespucci, ün peşinde koşan bir sahtekâr mıdır, yoksa adını tarihe yazdırmayı hak eden bir bilge mi? Zweig, esrar perdesini aralamaya çalışırken, Amerigo Vespucci’nin yaşamöyküsünü yaratıcı bir anlatıya dönüştürüyor, usta işi bir yapıt sunuyor bize.