Mo Yan – İri Memeler ve Geniş Kalçalar
Roman / 21 Mayıs 2018

Kitap Adı: İri Memeler ve Geniş Kalçalar Yazar: Mo Yan Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 1040 Nobel ödüllü Mo Yan, Çin toplumunun tüm değerlerini altüst eden Kültür Devrimi sırasında yaşananları, dokuz çocuklu bir ailenin başından geçenlerle yansıtıyor. Çocuklar doğdukları andan büyüyünceye kadar o süreçteki olaylardan her birinin dolaylı ya da dolaysız öznesi veya tanığı oluyorlar. Romanın en önemli kişilerinden biri de o çocukların annesi. Mo Yan, kitabı nasıl yazdığını ve o anne karakterini nasıl oluşturduğunu şöyle aktarıyor: “Romanı yazarken hiç çekinmeden annemin kişisel deneyimlerinden yararlandım; ama kitaptaki annenin duygusal deneyimleri kurgusaldır ve Gaomi Kuzeydoğu Bucağı’ndaki pek çok annenin deneyimlerine dayanır. Kitabın girişinde, bu kitabı annemin ruhuna adıyorum, diyorum; ama bu kitabı aslında dünya üzerindeki tüm annelere ithaf ediyorum; tıpkı benim şu kibirli ve vahşi hırsımla o küçücük Gaomi Kuzeydoğu Bucağı’nı Çin’in ve dünyanın mikrokozmosu olarak gördüğüm gibi.”

Mo Yan – Kızıl Darı Tarlaları
Roman / 21 Mayıs 2018

Kitap Adı: Kızıl Darı Tarlaları Yazar: Mo Yan Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 528 Çin’in Nobel ödüllü yazarı Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları, Shandong ailesinden üç kuşağın, 1923-1976 yılları arasındaki öyküsünü aktaran bir roman. Yazar, bir mücevher güzelliğindeki doğa manzaraları fonuna yerleştirdiği ve kronolojik sıra gütmeden kurguladığı romanda, Japon istilasına karşı verilen Direniş Savaşı, Çinlilerin birbirleriyle çatışmaları, Komünist Devrim, Kültür Devrimi gibi Çin tarihindeki önemli halk hareketlerini ve bütün bu yıllar içindeki tutkulu aşkları anlatıyor. Çin sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Yimou Zhang’ın beyaz perdeye aktardığı Kızıl Darı Tarlaları, tarihsel bir anlatımla kara mizahı ustalıkla kaynaştırıyor. Roman, geçmişle bugün, ölüyle diri, iyiyle kötü arasında belirgin bir ayrım yapılmadan sürüyor. Nobel ödül töreninde konuşan Per Wästberg’in dediği gibi, Mo Yan, bireyi kimliksiz insan yığınlarından çekip ortaya çıkaran; alaycı ve iğneleyici bir üslupla tarihe, tarihî çarpıtmalara, yoksunluklara ve siyasal riyakârlıklara karşı çıkan bir yazar.

Patrick Süskind – Koku
Roman / 25 Nisan 2018

Kitap Adı: Koku: Bir Katilin Öyküsü Yazar: Patrick Süskind Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 260 Patrick Süskind’in, Almanya’da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan ‘Koku’ adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çok satarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransası’nda geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka’da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir. -Ahmet Cemal-

Paul Auster – Karanlıktaki Adam
Roman / 15 Nisan 2018

Kitap Adı: Karanlıktaki Adam Yazar: Paul Auster Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 176 Uçsuz bucaksız Amerika kırsalının bir beyaz gecesinde daha, dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım… 72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill, geçirdiği bir araba kazasından sonra kızı ve torunuyla birlikte oturmaktadır. Uykusuz bir gecede, anımsamak istemediği düşünceler ve olayları, karısının ölümünü, torununun erkek arkadaşının Irak’ta vahşice öldürülüşünü kafasından kovmak için, kendi kendine öyküler anlatır. ABD’nin Irak’la değil de, kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü kurar. Bu hayalî ABD’de, ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenmiştir. Gece ilerledikçe, Brill’in öyküsü gittikçe yoğunlaşacak, unutmak istedikleri bir bir geri gelecektir… Amerikan edebiyatının son döneminin en saygın birkaç yazarından biri olan Paul Auster, tüm dünyayla aynı günlerde yayınladığımız yeni romanı Karanlıktaki Adam’da, belki de bugüne kadarki en politik yapıtını sunuyor okurlara

Hermann Hesse – Masallar
Roman / 13 Nisan 2018

Kitap Adı: Masallar Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 246 Masallar, ünlü Alman yazarı Hermann Hesse’nin ‘Masallar’ (1920), ‘Fabulier Kitabı’ (1935), ‘Düş Gezintileri’ (1945) ve ‘Savaş ve Barış’ adlı kitaplarında yer alan bütün masallarını içermektedir. Hermann Hesse, masallarla ilgili olarak şöyle der: “Hayalgücü ve duyguları paylaşabilme yeteneği, sevginin türlerinden başka bir şey değildir.”

Guy De Maupassant – Ay Işığı
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Ay Işığı Yazar: Guy De Maupassant Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 143 Ay Işığı, öykü alanında dünya edebiyatına damgasını vurmuş olan Fransız yazar Guy de Maupassant’nın on dört öyküsünden oluşan bir derleme. Edebiyat yaşamına Flaubert’in çırağı olarak başlayan Maupassant, benzerine az rastlanır gözlem gücü, küçük ayrıntıları değerlendirme ustalığı ve doğrudan söylenenin gerisindeki ince alayla kaleme aldığı eserleriyle öykü türünü adeta yeniden tanımlamıştır. Olaylara, nesnelere hep dışarıdan bakan, okuru çok değişik çevrelerde, çok değişik insanlar arasında dolaştıran yazarın öykülerinin büyük çoğunluğu okuru hep derin bir gerçeklik duygusu içinde gülümsetir ya da ürpertir. Yazar, sıradan insanların yaşamındaki küçük dramlardan ve onların zihinlerini meşgul eden gündelik sorunlardan ironi dolu çarpıcı hikâyeler çıkarır. Özlü, güçlü, keskin, ekonomik anlatımla güçlendirdiği gerçekçiliği ve kurgudaki ustalığıyla öykü türüne yeni bir anlayış getiren yazarın bu derlemesini Türkçe’nin usta kalemlerinden Tahsin Yücel’in çevirisiyle okurlara sunuyoruz.

Gabriel Garcia Marquez – Başkan Babamızın Sonbaharı
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Başkan Babamızın Sonbaharı Yazar: Gabriel Garcia Marquez Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 232 “Başkan Babamızın Sonbaharı”, ölmek üzere olan, ama bir türlü ölmek bilmeyen, yaşama tutunmak adına ne cinayetler işleyip ne kanlar döken bir diktatörün öyküsüdür. Romanın karmaşık öyküsü, sözü edilen ülkedeki yaşamın karmaşıklığı ile atbaşı gider. Öyle ki, Başkan’la ilgili anılarını anlatanları, yalnızca bir noktalı virgül ayırır. Romanın sonunda yinelenen belli sahneleri birleştirerek, konuşanların yaşam öykülerini bütünleyebiliriz. “Başkan Babamızın Sonbaharı”nı okurken, çağımızda sürüp gelen umutsuzlukla, sürüp gidecek olan umudun öyküsünü de izlemiş oluyoruz. Bu arada yazarın, yine Latin Amerika edebiyatı geleneğine bağlı kaldığını, birtakım ‘tip’ler aracılığıyla, yalnızca sevgisiz, zavallı, bunak bir başkan’ı değil, onu yaratan gerçekdışı düzeni yargılama amacı da güttüğünü görüyoruz. Kolombiyalı bu ünlü yazar, çoksatar yazarların deneyimlerinden de yararlanıyor; böylece günümüzde şiddet ve cinsellikle uyarılan okurun da ilgisini çekmeyi başarıyor.

Gabriel Garcia Marquez – Aşk ve Öbür Cinler
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Aşk ve Öbür Cinler Yazar: Gabriel Garcia Marquez Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 168 “Mezar yazıtı ilk kazma darbesiyle parça parça yerinden fırlamış, bakır renginde canlı bir saç yığını mezardan dışarı taşmıştı. Ustabaşı, işçilerinin de yardımıyla bunları tümüyle dışarı çıkarmak istedi, ama saçları ne kadar çok çekerlerse o kadar uzun ve gür görünüyorlardı; sonunda hâlâ bir kız çocuğunun kafatasına yapışık son saç telleri de dışarı çıktı… Yere yayılan o harikulade saçlar yirmi iki metre on bir santim uzunluğundaydı…”   Gabriel García Márquez, yıllar önce tanık olduğu bu ürkünç olayın izini sürerek, gizemli bir aşk öyküsü çıkarıyor ortaya, bahtsız bir genç kızla bir rahibin olağandışı aşklarının öyküsünü. Büyülü gerçekliğin büyük ustası, Aşk ve Öbür Cinler’de, yaşama ve ölüme meydan okumakla kalmayan, aklın ve inancın sınırlarını da zorlayan bir aşk hikâyesi sunuyor okurlarına. Gerçekle söylencenin ustalıkla harmanlandığı çağdaş bir novella.

Gabriel Garcia Marquez – Albaya Mektup Yok
Hikaye / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Albaya Mektup Yok Yazar: Gabriel Garcia Marquez Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 80 Albaya Mektup Yok, çağımızın en büyük yazarlarından Gabriel García Márquez’in en güzel uzun öykülerinden biri. Ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan, emekliye ayrılmış yaşlı bir askerin öyküsü. Bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekleyen emekli bir albayın komik, ama bir o kadar da trajik hikâyesi. Gabriel García Márquez’in 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmesinde, hiç kuşkusuz, Albaya Mektup Yok’un da payı var. Büyülü gerçekçilik ustasının anlattığı her sahne, karakterlerin her davranışı, umarsız görünen bir dünyada yaşama sevincinin türküsünü söylüyor, ölüme ve yalnızlığa meydan okuyor. Her cümle, yaşamın uçsuz bucaksız boşluğunun suskunluğunu kırıyor. “İmge, gerçekliğe ulaşmanın aracıdır,” diyen Gabriel García Márquez’in buruk bir alaycılık içeren bu öyküsü neredeyse görsel bir edebiyat başyapıtı.

Paul Auster – Son Şeyler Ülkesinde
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Son Şeyler Ülkesinde Yazar: Paul Auster Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 211 “Paul Auster”in yarattığı “Son Şeyler Ülkesi”, geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir..

Gabriel Garcia Marquez – Benim Hüzünlü Orospularım
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Benim Hüzünlü Orospularım Yazar: Gabriel Garcia Marquez Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 96 1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, dünyanın en büyük yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor… “Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir gülümsemeyle, görürsün bak…

Paul Auster – Timbuktu
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Timbuktu Yazar: Paul Auster Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 165 Paul Auster’ın yeni romanının iki kahramanı var; biri evsiz-barksız, sarhoş, yarı-deli Willy, öbürü de kendi insanlığımız konusunda ondan pek çok şey öğreneceğimiz bir köpek: Kemik Bey. Bir köpeğin gözünden, onun düşüncelerine girerek dünyayı, yaşamı, insan ilişkilerini işleyen Paul Auster, kimi yerde eğlendirici, kimi yerde de trajik ve hüzünlü bir anlatımla her zamanki dil ustalığıyla, sözcüklere yüklediği enerjiyle, yalın ama yoğun yorumuyla bizi alışılmadık yollardan insanlığımızla yüzyüze getiriyor; yaşamlarımızın, ilkelerimizin kimi zaman nasıl da çürük ve dayanıksız temellere oturduğunu kanıtlarken, belleğimizin derinlerine gömdüğümüz eski ve kalıcı değerleri, günümüzün hızlı ve acımasız akışı içinde nasıl da unuttuğumuzu nostaljik yolculuklarla anımsatıyor. Willy ile Kemik Bey’in, yaşamın son durağı olan Timbuktu’ya doğru çıktıkları yolculuğu, yaşam felsefesini yansıtan bir izlek gibi kullanan Paul Auster, bütün romanlarında yaptığı gibi bu kitabına da katmış kendisini; dahası, Willy’de olduğu kadar, Kemik Bey’de de ondan izler bulmak olası. Yazar, bizi insan türünün çerçevesi dışına çıkararak, kendimize yepyeni bir gözle bakmamızı sağlıyor. Hangi konuda yazmayı seçerse seçsin, nasıl bir masal uydurursa uydursun, büyüsünü koruyor, bizi de o büyünün içine katıyor.

Asuman Susam – Kemik İnadı
Şiir / 5 Nisan 2018

Kitap Adı: Kemik İnadı Yazar: Asuman Susam Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 72 amaçsızlığını seviyorum sokakların her şey içimizden geçiyor Kemik İnadı, her şeyden önce çağına hayretle tanıklık etmek zorunda kalan bir insanın şiiri sürdürme kararlılığı. Tanıklıkla ne büsbütün suskunlaşan ne de öfkeli bir çığlığa teslim olan insanın inatla kendi sözcüklerini ve sesini, kendi yaratacağı ve inanacağı anlamı arama çabası. Belgesel sinemadan şiir incelemelerine birçok farklı alanda emek veren Asuman Susam, Kemik İnadı’nda yeniden şiire dönüyor. Belleği her zaman bir yeniden anlama alanı olarak gören bir aydının kararlılığıyla…

Karl Olsberg – Sistem
Korku - Gerilim / 19 Şubat 2018

Kitap Adı: Sistem: Öğreniyor, Büyüyor, Öldürüyor Yazar: Karl Olsberg Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 376 Hissedarlarına yapacağı sunumda, kurucusu olduğu yazılım şirketinin geliştirdiği ve Google’la rekabet edebilecek arama motorunu tanıtan Marc, yarattığı yapay zekânın yalnızca birkaç küçük kusuru olduğunu sanıyordu. Yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcının esrarengiz ölümünden sonra, virüsün dünyadaki internet ağına hızla yayıldığı ve ulaştığı her yerde korkunç bir kaos ve yıkım yarattığı anlaşıldığında, işlemediği iki cinayetin zanlısı olarak aranmaya başlamıştı bile. Eski çalışanı Lisa ile birlikte bu yapay zekânın üstesinden gelip dünyayı kurtaracak bir antivirüs programı yazmak için ölümüne bir savaşa giriştiler. Ama daha hiçbir şey görmemişlerdi… Bilgisayarlarının, açıp kapadıkları basit makineler olduğunu düşünenler! Düğmeye basmadan önce bir kez daha düşünün!

Halide Edib Adıvar – Handan
Roman / 17 Şubat 2018

Kitap Adı: Handan Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 224 Ben artık zelil ve sefil bir günahkâr oldum. Ben artık tarihin en mel un çehresi Yehuda ‘ya bir nazire oldum. Yehuda nasıl dünyanın pek muazzez bir simasını, efendisini birkaç dinar için sattı ise ben de dünyanın beni en çok sevmiş bir ruhunu, o ruhun hududu olmayan emniyetini, muhitini sattım, dünyada en çok sevdiği bir şeyin kalbini ondan çaldım. Halide Edib Adıvar, kendisine asıl ününü kazandıran yapıtlarından biri olan Handan’da evlilik ve aşk ilişkilerini konu alır. İngiliz terbiyesiyle yetişmiş Handan, 11. Abdülhamid rejimine karşı mücadele eden Nâzım’ı reddederek Hüsnü Paşa ile evlenir, ama mutlu olmaz. Mutsuzluğu onu bir beyin kanamasına ve bilinç kaybına götürür. Handanın yeni ve özenli basımını genç kuşakların kaçırmamaları gerekiyor.