Jorge Luis Borges – Yolları Çatallanan Bahçe
Hikaye / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Yolları Çatallanan Bahçe Yazar: Jorge Luis Borges Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 146 Okurunu hiç durmadan çatallanan yollardan geçirerek zihinlerdeki en garip ve güzel bahçelere ulaştıran Jorge Luis Borges’ten 18 kısa hikaye ve Andre Maurois’in Borges sunusu… Labirentler, serüvenci gençler, casuslar, yazarlar, “tasarım harikası” gezegenler, alçaklık hikayeleri anlatan alçaklar, katillerini bekleyen katiller: “Borges dünyası”ndan, Maurois’in deyişiyle “tinsel vatanı olmayan” Borges’in dünyasından, dünyaya ve “ötesi”ne ilişkin yansımalar.

Halide Edib Adıvar – Kalp Ağrısı
Roman / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Kalp Ağrısı Yazar: Halide Edib Adıvar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 276 Kalp Ağrısı, edebiyatımızın unutulmaz yazarı Halide Edib Adıvar’ın en tanınmış, en duygusal romanlarından biri. İlk kez 1924 yılında yayımlanmış bir aşk romanı. Romanın baş karakteri Zeyno, güçlü, esprili, çekici bir genç kızdır. En yakın arkadaşı Azize ise pek güzel ve çekici ama renksiz, kıskanç biridir. Hasan Bey’le nişanlı gibidirler. Zeyno da Saf-fet’le evlenmek üzeredir. Ancak Hasan’la Zeyno arasında dile getiremedikleri bir aşk doğmuştur. Zeyno bu tehlikeli durumdan uzaklaşmak için İstanbul dışındaki bir çiftlik evine bir süre dinlenmeye gider. Ama Hasan’la Azize de ona ve nişanlısı Saffet’e sürpriz yapmak amacıyla peşlerinden gidecektir. Halide Edib, çoğu romanında yaptığı gibi değişik anlatım teknikleri kullanarak yazmış Kalp Ağrısı’nı. Zeyno’nun güncesini, mektuplarını okurken kendinizi soluk kesici bir aşk öyküsünün içinde buluyor, Adıvar’ın gözünden 1900’lerin ilk yıllarının İstanbul yaşamını tadıyorsunuz.

Antonio Tabucchi – Requiem
Anlatı / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Requiem Yazar: Antonio Tabucchi Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 120 Yıllar sonra ikinci vatanı saydığı Portekiz’e dönen bir adam, boğucu bir pazar günü, öğlen on ikiyle geceyarısı arasında Lizbon’un sokaklarında ve rıhtımlarında dolaşır. Barlara, lokantalara uğrar, yemek yer, içki içer. Yaşayanlar ve ölülerle karşılaşır. Fernando Pessoa’ya çok benzeyen, çoktan ölmüş bir şairle buluşuncaya kadar “geçmişinin hayaletleri” arasında gezinir.. Portekiz ve Pessoa tutkunu Antonio Tabucchi’nin, Requiem’le, Lizbon kentine “yürekten bir selam” gönderdiği de söylenebilir. Tabucchi, bu kısacık anlatısında, hem okurlarını özlem yüklü bir gezintiye çıkarır, hem de gastronomik bir masal anlatır onlara. Requiem, yalnızca Lizbon kentinde değil, aynı zamanda Portekiz mutfağında bir bellek yolculuğunun kitabıdır. Tabucchi, saf edebiyatın bir incisini daha sunuyor okurlara. Requiem, yalnızca Tabucchi hayranlarının değil, Pessoa tutkunlarının da bir solukta okuyacakları küçük bir başyapıt.

Carlos Fuentes – Koca Gringo
Roman / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Koca Gringo Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 240 Ünlü yazar Carlos Fuentes, bu kısa romanında, gerçek bir olaydan yola çıkarak Meksika´nın Pancho Villa ve devrim yıllarına ilişkin lirik ve felsefi bir masal yaratıyor. 1913 yılında Meksika´nın toza dumana bulanmış ortamında ortadan kaybolan Amerikalı gazeteci ve yazar Ambrosa Bierce´in öyküsü üzerine kurulu romanda, Meksika´da Pancho Villa´nın generallerinden biri olan genç devrimci Tomas Arroyo´nun birliğine katılan Bierce ile bu genç devrimcinin âşık olduğu genç bir Amerikalı kadın arasında ilginç bir bağ kurulur. Bu üçlü ilişkide General Arroyo ile genç kadını birleştiren şey, her ikisinin de gerçek babaları tarafından ihanete uğramış olmalarıdır. Kadınla erkek, düşle gerçek, Meksika´yla Amerika Birleşik Devletleri arasındaki sınırları inceleyen Fuentes, bu kitabında da hem Amerika´nın hem de Meksika Devrimi´nin politikası konusunda kuşkularını sürdürüyor. Koca Gringo, ünlü yazardan, büyülü gerçekçilik üslubunda, usta işi, incelikli bir roman.

Dido Sotiriyu – Benden Selam Söyle Anadoluya
Roman / 19 Aralık 2017

Kitap Adı: Benden Selam Söyle Anadoluya Yazar: Dido Sotiriyu Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 262 Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki Rum köylüleriyle Türkler arasında yaşanan tarihsel bir “dram”ı anlatıyor Sotiriyu’nun kitabı. Son derece sıcak ve duygusal bir anlatım bütün bir kitap boyunca insanı kollarına alıveriyor. “Benden Selam Söyle” Anadolu’ya Manoli Aksiyotis adlı bir Rum köylüsünün gerçek yaşamından kaleme aldığı anılarının romanlaştırılmış halidir. Sotiriyu “Bu romanın dokusunu ben, işte bu denli gerçek tanıklardan süzüp çıkarttım. Bir daha geri gelmemek üzere çökmüş bir alemi gözlerinizin önünde canlandırmak amacıyla yaptım bu işi. Yaşlılar unutmasın; ve gençler, bütün olup biteni çırılçıplak bir şekilde görsün, öğrensin diye..” derken gerçek bir yaşanmışlığı niye bugüne aktardığını vurguluyor.

Niccolo Ammaniti – Eğlence Başlasın
Roman / 17 Aralık 2017

Kitap Adı: Eğlence Başlasın Yazar: Niccolo Ammaniti Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 368 Yüzyılın eğlencesine hoş geldiniz. İtalya’nın gayrimenkul zengini Sasà Chiatti yeni satın aldığı Villa Ada’da daha önce eşi benzeri görülmemiş, sürprizlerle dolu bir eğlence düzenlemeye karar verir. Yıllarca onu görmezden gelerek küçümseyen elit kesime kendini kabul ettirme gösterisidir bu. Roma’nın göbeğinde bir safari ortamı hazırlanmıştır. Aslan, tilki ve kaplan avı için grupların oluşturulduğu ortamda, filler, timsahlar, maymunlar, piranhalar, suaygırları gırla gitmektedir. Bulgar aşçılar, tren istasyonundan toplanan Afrikalı sürekçiler, estetik cerrahlar, yeni yeni parlayan film yıldızları, futbolcular, düş kırıklığına uğramış yakışıklı yazar Fabrizio Ciba, yaşamına satanist lider olarak renk katan ve davetin başkonuğu şarkıcı Larita’yı öldürerek dünyaya sesini duyuracağını sanan Mantos da oradadır. Ammaniti’nin keskin mizah anlayışı, çağımızın tuhaflıklarını, şımarıklıklarını dile dökerken, giderek azalan erdemlerin de altını çiziyor. Kitap boyunca insanı dehşete düşüren sahneleri okurken bile gülümsediğinizi fark edeceksiniz.

Victor Hugo – Notre Dame’ın Kamburu
Roman / 16 Aralık 2017

Kitap Adı: Notre Dame'ın Kamburu Yazar: Victor Hugo Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 656 “Quasimodo”, Paskalya’dan sonraki ilk pazara verilen addır aslında. XX. yüzyıl Parisi’nde Notre-Dame Kilisesi’nin ön avlusundaki kerevete, kimsesiz bebekler bırakılırdı. Başrahip Frollo, böyle bir günde bulduğu sakat bebeği himayesine aldı ve ona Quasimodo adını verdi. Onu büyüttü ve zangoçluk işini verdi; ancak çanın sesi altın kalpli Quasimodo’nun giderek sağır olmasına yol açacaktı. Quasimodo, koruyucusu kabul ettiği Frollo’ya büyük bir sevgi ve bağlılık duyarak büyür. Oysa başrahip karanlık içdünyasına hapsolmuş, dizginleyemediği nefretinin pençesinde kıvranan biridir. Hayatı, çanlar ve Notre-Dame Kilisesi’nden ibaret olan Quasimodo, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’ya, ilk görüşte büyük bir aşkla vurulur. Ne var ki başrahibin gözü de Esmeralda’dadır. Esmeralda’nın dünyasındaysa Yüzbaşı Phœbus’ten başka hiç kimseye yer yoktur. Artık sevgi ile nefretin, iyilik ile kötülüğün kıyasıya mücadelesidir yaşanan. Victor Hugo, olayları ince ince ördüğü Notre-Dame’ın Kamburu adlı ünlü eserinde, insan hayatında kaderin yerini de sorgulamış, kaleme alındığından bu yana birçok sanat eserine, özellikle de filmlere esin kaynağı olan muhteşem bir roman çıkarmıştır ortaya. Notre-Dame’ın Kamburu aynı zamanda Paris kentinin romanıdır. Hugo, şehrin o dönemini adım adım, duvar duvar, tarih tarih, o olağanüstü zengin diliyle anlatmış, Paris’in, diğer karakterlerden rol çalmasına yol açmıştır.

Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Roman / 16 Aralık 2017

Kitap Adı: Bir İdam Mahkumunun Son Günü Yazar: Victor Hugo Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 132 Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, dünya edebiyatının ölümsüzlerinden Victor Hugo’nun (1802-1885) yirmi altı yaşında yazdığı bir gençlik yapıtıdır. Victor Hugo’nun içerik olarak bu romandaki amacı çok yalın, çok açık: İdam cezasının hem trajik, hem de saçma yanını göstermek. Onun büyüklüğünde, onun dehasında bir yazar için böyle bir savı insani ve etik boyutlarıyla sergileyerek kanıtlamak hiç de güç değil. Ama bu romanın büyük önemi başka özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu yapıt, birinci tekil kişi ben ile yazılan romanın ilk örneği. Daha önce böyle bir yöntem bilinmiyor. Demek ki bu özelliğiyle bir yol açıcı, bir öncü bu roman. Roman kahramanının da dediği gibi, bir tür zihinsel otopsi olan bu romanda, modern edebiyatın ilk iç monoloğu ile karşılaşıyoruz. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, bir yazınsal yenilik olan Samuel Beckett ve Georges Bataille’ı haber veriyor. Bu da romanın bir başka önemli özelliği. Bataille ve Beckett’i tanıdıktan sonra bu romanı daha iyi kavrıyoruz. İdam Mahkûmunun kendisine ironik bir gözle bir başkası olarak bakışı ise, Victor Hugo’nun Arthur Rimbaud’dan kırk yıl önce ‘Ben Bir Başkasıdır’ düşüncesini yaşamış olduğunu gösteriyor.

Atilla Şenkon – Ten Yükü
Roman / 14 Aralık 2017

Kitap Adı: Ten Yükü Yazar: Atilla Şenkon Yayıncı: Can Yayınları Her şey, kitaba adını veren ilk öykünün yazılmasıyla başladı. Öyküyü tamamladığımda daha önce başıma gelmeyen garip bir huzursuzluk yaşadım. Öykü bitmişti, ama benim iç hesaplaşmam bitmemişti. Kahramanlarıma haksızlık ettiğimi, onları orta yerde bıraktığımı düşünüyor; Mine, Sedat ve Tamer’in yaşadıkları parçalanıştan sonra ne yaptıklarını, iki çocukluk arkadaşının aradan geçen yıllarda nasıl bu kadar değişebildiğini merak ediyordum. Bir süre sonra, yeni bir öykü yazmak için masaya oturduğumda, kağıdın üzerinde kahramanlarımın çocuklukları ile karşılaştım. Beni geçmişlerini araştırmaya onlar zorladı. Sedat ile Tamer arasında eşcinsel bir ilişki var mıydı, müsveddeye benzetilen bir yaşam temize çekilebilir miydi, Mine’nin inandığı gibi ihanetin ilacı karşı ihanet miydi gerçekten? Bu sorulara yanıt ararken, kahramanlarımın değişik dönemlerini anlattığım bir dizi öykü çıktı ortaya. Her biri tek başına da okunabilen öyküler; tıpkı yaz boz parçaları gibi belli ipuçlarıyla birbirlerine bağlandılar. Bu açıdan, aslında bir öyküler toplamı olan Ten Yükü’ne, dikkatli okura karışık sunulmuş bir roman gözüyle de bakılabilir. Her ne kadar, parçaların yanlış yerleştirilmesinin, farklı okumalara açık bir kurguya sahip olan kitabın özünü zedelemeyeceğine inanıyorsam da, gönlüm, okurun Ten Yükü’ne kırılacak bir eşya duyarlılığıyla yaklaşmasından, doğru tabloyu oluşturabilmesinden yana. – Attila Şenkon

Jorge Amado – Tarçın Kokulu Kız
Roman / 14 Aralık 2017

Kitap Adı: Tarçın Kokulu Kız Yazar: Jorge Amado Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 504 Yıl 1925. Brezilya’nın en karmaşık ve en renkli bölgesi Bahia. Uzun yıllar toprak beylerinin boyunduruğunda yaşadıktan sonra uygarlaşmanın eşiğine gelmiş bir kent. Eski dünyayla yeni dünyanın amansızca çatıştığı Ilhéus kenti. Kentin en önemli barının sahibi Arap Nasib. Kente iş bulmak için gelen, ama herkesin aklını başından alan, bir kır çiçeği kadar güzel ve yabani Gabriela… Latin Amerika edebiyatının büyük ustası Jorge Amado’nun, doğup büyüdüğü Bahia’nın ruhunu romanlaştırdığı Tarçın Kokulu Kız için, Jean-Paul Sartre, “Halk romanının en iyi örneği” demişti. Kitapları 55 ülkede 49 dile çevrilen Amado’nun, bu alaycı, sevecen ve insancıl romanda cinselliğe gözüpek yaklaşımı, 1950’lerin Brezilya’sında tepkiyle karşılanmıştı. Tarçın Kokulu Kız, 1980’lerde beyazperdeye uyarlanmış, filmin başrollerini Sonia Braga ile Marcello Mastroianni paylaşmışlardı

Jorge Amado – Gecenin Çobanları
Roman / 14 Aralık 2017

Kitap Adı: Gecenin Çobanları Yazar: Jorge Amado Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 376 Brezilya’nın yetiştirdiği en büyük romancılardan biri olan Jorge Amado, ülkesinin yoksul Siyahlar’ı ve melezlerinin yazarıdır. Brezilya’nın kakao plantasyonları ve kentlerindeki, özellikle de Bahia bölgesindeki olağandışı yaşamlardan öyküler anlatır. Latin Amerika edebiyatının dünyaya armağan ettiği büyülü gerçekçiliğin Brezilya temsilcisidir Amado. Gecenin Çobanları da, yazarın Tereza Batista ve Ölü Deniz gibi başyapıtlarının tadında bir roman. Amado’yu tüm dünyada ünlü kılan o müzikli, şiirsel anlatımı bu romanda da bulmak mümkün. Büyük usta, Bahia’nın bakır tenli kadınlarını, yıldızlı gecelerde onların peşinden giden erkekleri anlatıyor. Gecenin Çobanları, Bahia sokaklarının aylakları, hırsızları ve kumarbazlarının, geceleri rıhtımları mesken tutan fahişelerin dünyasına destansı bir yolculuk. Usta çevirmen Adnan Cemgil’in güzel Türkçesiyle.

Jack London – Adem’den Önce
Roman / 13 Aralık 2017

Kitap Adı: Adem'den Önce Yazar: Jack London Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 192 “Ademden Önce”, konu açısından “Jack London”ın öbür yapıtlarından oldukça değişik olmasına karşın, ‘hava’ bakımından yine de onlara benzer. İnsanoğlunun çok uzak geçmişini, yarı-insan olduğu dönemi anlatan bu roman, yazıldığı çağın bilimsel verilerine (Darwin’in görüşüne) uygun olduğu kadar, soluk kesici ve anlamlı bir serüven romanıdır da. Her yaştan okura, kendi uzak geçmişini böylesine canlı, böylesine derin bir özdeşleşme yaratarak anlatan bir başka yapıt yoktur. İnsanın insan olma savaşı, “Jack London”ın büyük bir ustalıkla anlattığı bu yırtıcı savaş, coşku verici olduğu kadar acıklıdır da.

Jane Austen – Emma
Roman / 12 Aralık 2017

Kitap Adı: Emma Yazar: Jane Austen Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 468 Jane Austen, 1815’te, 39 yaşındayken tamamladığı Emma’nın en sevdiği romanı olduğu söyler. Aşk ve Gurur ve Mansfield Parkı gibi romanların yazarının gözbebeğidir Emma. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın “gerçek aşk”ı arayışını anlatan roman, bir yandan insan yaradılışının zayıf yönlerini, bir yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini inceden inceye alaya alır. Büyük İngiliz şairi Lord Tennyson, Jane Austen’ı, “Shakespeare’den sonra en büyük İngiliz yazarı” diye nitelemişti. Jane Austen külliyatı, Sir Winston Churchill’in başucundan eksik olmazdı. Yapıtları çoktan Dünya Klasikleri arasındaki yerini almış olan Austen günümüzde “İngiliz edebiyatının Mozart’ı” olarak tanınıyor.

Abidin Dino – Yeditepe Öyküleri
Hikaye / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: Yeditepe Öyküleri Yazar: Abidin Dino Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 96 Abidin, gençlik yıllarında, arada bir Tophane’deki esrar tekkelerine uğradığını, o yöredeki yosmalarla, esrarkeşlerle, toplumun lümpen tabakasıyla “tanıştığını” anlatırdı. O günlerden kalan kimi desenlerinde o insanlardan birkaçını tanımıştık. Yaklaşık yetmiş yıl sonra, Yeditepe Öyküleri, onları kitaplıkların karanlık köşelerinden bulup çıkaran yorulmaz Turgut Çeviker’in çabalarıyla işte bu desenlerin eşliğinde okuyucuya ulaşıyor.(…) Bu kitapçıkta yer alan beş küçük öyküyü, yazıldıkları dönem ve o dönemin Türk yazınını göz önünde tutarak değerlendirmek gerekir… Bu değerlendirmeyi yaptığımızda şaşırtan bir olguyla karşılaşıyoruz: O dönemin Türk öykücülüğünde, bu öykülerin benzeri yok. Buna karşılık bu öyküler, garip bir biçimde, Babel’i anımsatıyor. Onun Odessa Öyküleri’ni… Ferit Edgü

Ahmet Karcılılar – Yağmur Hüznü
Roman / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: Yağmur Hüznü Yazar: Ahmet Karcılılar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 188 “Yağmur Hüznü” bir ilk roman. Genç yazar Ahmet Karcılılar’ın sıradışı, şaşırtıcı bir çalışması. İç içe geçmiş öyküler, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanan hayatlar bu alışılmadık romanın temelini oluşturuyor. Zaman ve mekan belirsiz olsa da Cumhuriyet’in ilk yıllarında başladığı anlaşılan, tutucu bir Anadolu kasabasında gelişen olaylar üzerine oturan bir öykü.