Stefan Zweig – Amok Koşucusu
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Amok Koşucusu Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 189 İntihar, Stefan Zweig’ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden bir kavramdı. Yaşamanın bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemişti. İlk evliliği sırasında karısı Friederike’yi kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son verdi. Yazar, önceki intihar girişimlerinden vazgeçmiş olsa da korkularını, romanlarındaki ve öykülerindeki kahramanlara yaşatıyor. Amok Koşucusu’nda yer alan öykülerin ortak izleği de intihar. Kendi yaşamından ya ada tarihteki gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig’ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücünü olduğu gibi sayfalara yansıttığını görüyoruz. Yazdığı öykülerin en başarılı örneklerinin yer aldığı bu kitapta, bir uzun öykü olan Amok Koşucusu bir baş yapıt. İnsanı en güçsüz, en savunmasız yönleriyle ele alıp, insan ruhunun en derin katmanlarına inmeyi bilen, bütün bunları son derece canlı, ayrıntılı, çok yönlü bir anlatımla kaleme alabilen, okuru gerçekten etkileyebilen bir yazar Stefan Zweig. Yazdıklarının üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın, öykülerinin, romanlarının bugünkü kuşaklar tarafından da aynı ilgiyle okunması, onun kalıcı bir yazar olduğunun en büyük kanıtı. Amok Koşucusu’nun bu yeni çevirisinde, daha önceki basımda yer…

Stefan Zweig – Balzac: Bir Yaşam Öyküsü
Anı / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Balzac: Bir Yaşam Öyküsü Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 516 Belki de ilk gençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim —Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser … Otuz yıldır Balzac okuyorum, hayranlığımdan hiçbir şey kaybetmeden tekrar tekrar okuyorum.” 1939’da Toronto’dan New York’a bir tren yolculuğu sırasında Stefan Zweig’ın, dostu Romain Rolland’a, son büyük eseri Balzac hakkında yazdığı satırlar bunlar. Sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig’la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan da Brezilya’ya giden bu büyük eser, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal’in, Zweig’ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946’da Stockholm’de yayınladığı Balzac, bir büyük ustanın bir diğerine saygı duruşu…

Stefan Zweig – Değişim Rüzgarı
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Değişim Rüzgarı Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 271 Birinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda, Avusturya’nın bir köyündeki postanede memur olarak iş bulan Christine Hoflehner’in önünde, renksiz ve yoksulluk dolu bir yaşam uzanmaktadır. Ancak Amerika’daki akrabalarından aldığı bir mektup tekdüze yaşamından çekip alır onu. Çalışmayı ve yoksulluğu tanımayan bir dünyada, lüks bir otelde tatil geçirmeye davet edilmektedir. Otelde önceleri soylu ve varlıklı biri sanılsa da sonradan asıl kimliği ortaya çıkar ve değişim rüzgarları Christine’yi alıp yeniden artık katlanamadığı eski tekdüze, küçük, yoksul dünyasına sürükler. Ne var ki, bu eski dünyasında tanıştığı Ferdinand ona yepyeni ufuklar açacaktır. Stefan Zweig’ ın Değişim Rüzgarı adıyla Türkçede ilk kez yayımlanan bu romanı, ölümünden sonra terekesinde bulunmuştur.

Stefan Zweig – Marie Antoinette
Biyografi / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Marie Antoinette: Vasat Bir Karakterin Portresi Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 526 Fransa Kralı XVI. Louis’nin karısı Marie Antoinette, uçarılığı, savurganlığı ve reform düşmanlığıyla halkın gözünde yoz soylu tipinin simgesi olmuş, Fransız Devrimi’nden sonra yaşamının geri kalan bölümünü Paris hapishanelerinde geçirmiş, 1793’te Devrim Mahkemesi’nce yargılanarak giyotinle idam edilmişti. Tarihsel karakterler üzerine benzersiz biyografileriyle tanınan Stefan Zweig, Marie Antoinette: Vasat Bir Karakterin Portresi’nde, nesnellikten çok sezgiye dayanan bir yaşamöyküsü sunuyor okurlara. Psikolojiye ve Freud’un öğretisine duyduğu ilgi sonucunda derin karakter incelemelerinde ustalaşan Zweig, Marie Antoinette’in efsanevi kişiliğine bir psikoloğun sezgi gücüyle yaklaşıyor. Fransa’nın son kraliçesinin kısacık yaşamı üstündeki esrar perdesini kaldırarak “zoraki bir kahramanlık trajedisi” anlatıyor. Türkçe’de ilk kez yayınlanan Marie Antoinette’i Tevfik Turan’ın çevirisiyle sunuyoruz.

Stefan Zweig – Montaigne
Edebiyat / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Montaigne Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 128 Stefan Zweig, Nazi Almanyası’nda kitaplarının yakılmasının ardından, hümanist düşünür Erasmus’la başladığı içsel yolculuğuna yine bir hümanistle, Montaigne’le noktayı koyar. Montaigne, yazarın 1942’de hayatına son vermeyi seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Avrupa’yı Avrupa yapan filozof ve yazarları konu alan biyografiler üzerinden kendini anlama ve anlatma yolculuğunun Zweig için son uğrağıdır Montaigne. Stefan Zweig, “En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir,” diyen Montaigne’de kendini bulmuştur. Büyük Avrupa’yı geri dönüşü olmayacak şekilde sonlandıran İkinci Dünya Savaşı yıllarında, yaşamın ve yaşamanın insanın kendi iradesine bağlı olmaktan çıktığını fark eden son büyük Avrupalıdır Zweig.

Stefan Zweig – Yarının Tarihi
Deneme / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Yarının Tarihi Yazar: Stefan Zweig Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 168 Stefan Zweig, yaşamı boyunca yapıtlarıyla hep insanı yücelten, bireyin kutsallığını ve dokunulmazlığını en büyük değer sayan bir hümanizmin öncülüğünü yaptı. Onun hümanizmi, sınırların, ulusların, ırkların üzerinde kalıyordu. “Yarının Tarihi ve Rotterdamlı Erasmus”ta yer alan denemelerinde, Stefan Zweig, bu görüş ve inanışlarını paylaşan, yaşadıkları döneme damgasını vurmuş, insani ve toplumsal değerler açısından yakın olduğu, özdeşleştiği kişileri irdelemektedir. Ölümünden önce kaleme aldığı son denemesi “Montaigne” ve ününün doruğundayken yazdığı deneme alanındaki başyapıtı sayılan, bağnazlığın her türlüsüne karşı savaş ilanı anlamı taşıyan “Rotterdamlı Erasmus”, bu kitapta yer alan son iki seçkidir. Stefan Zweig, Almanya’da Nazi egemenliğinin başladığı, özgür düşüncenin, mantığın sesinin kin ve ateşle susturulduğu bir dönemde zorbalığın karşısına düşünceyi, kitle çılgınlıklarının karşısına bireyin insan olarak kutsallığını çıkarıp savunmak istemiştir.

Anton Çehov – Doktor Çehov’dan Öyküler
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Doktor Çehov'dan Öyküler Yazar: Anton Çehov Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 248 “Tıp, nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam, geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin, ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyüzlülüğümden ikisinin de bir şey kaybettiği yok!” Kısa öykünün büyük ustası Anton Çehov (1860-1904), dostu ve yayıncısı Aleksey Suvorin’e 1888’de yazdığı bir mektupta böyle bir ‘aşk reçetesi’ sunuyordu. Dünya edebiyatına, öykü sanatını temelinden değiştiren yüzlerce öykü; tiyatro sanatına Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi gibi başyapıtlar armağan eden Çehov, aynı zamanda iyi bir hekimdi. Hekimliğinden de gelen gözlem gücüyle tıp, hastalar, hastalıklar, hastaneler, hekimler üstüne öyküler de kaleme almıştı. Doktor Çehov’dan Öyküler’de, onun bu tür öykülerini ilk kez bir araya getirdik. Çehov’un bu kitaptaki karakterlerine, hastalarına gösterdiği sevecenlik ve insancıllıkla yaklaştığını; gündelik yaşamın bağrından gelen, umarsız karakterlerini, tıpkı hastaları gibi, hep ‘iyileştirmeye’ çalıştığını göreceksiniz. Tıpkı Shakespeare ve Dostoyevski gibi, Çehov da, her zaman hemşerimiz ve çağdaşımız olan yazarlardan.

Franz Kafka – Babaya Mektup
Roman / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Babaya Mektup Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 112 “Çok sevgili baba, Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere, konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için…” Franz Kafka, 1919’da dinlenmek üzere gittiği Schelesen’de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka’ya yanıtıdır. Kafka’nın yayınlamak amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı, ama hiç göndermediği bu mektup, hem Kafka’nın yaşamöyküsüne açıklıklar getirmesi, hem de kimi izleklerinin ipuçlarını barındırması açısından büyük önem taşır. Kafka’nın tüm yapıtlarının günümüze ulaşmasını sağlayan Max Brod’un gün ışığına çıkardığı ve yazarın toplu yapıtları arasında yer açtığı Babaya Mektup’u, okuru bilgilendiren ayrıntılı notlar eşliğinde, Cemal Ener’in çevirisiyle yayınlıyoruz.

Franz Kafka – Ceza Kolonisinde
Anlatı / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Ceza Kolonisinde Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 204 Ceza Kolonisi’nde, çağımız insanının kaygı ve korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını, çevresiyle iletişimsizliğini ustalıkla dile getirmiş olan Franz Kafka’nın tüm anlatılarını bir araya getiren bir çalışmanın ilk kitabı. Anlatılar’ın bu ilk kitabı, Kafka’nın kitaplarında yayınladığı anlatılar ile kitaplarında yer almayan, ayrı ayrı yayınlanmış anlatıları dilimizde ilk kez bir arada sunuyor. Kafka’nın yazdıklarına farklı eleştirmenlerce çok farklı yorumlar getirilmiştir. Kimilerince varoluşçuluk bağlamında değerlendirilen Kafka’da kimileri Marksist, kimileri Freudcu etkiler bulmuşlar, kimileri de onun yapıtlarının özünde gerçeküstücü bir mizahın yattığını ileri sürmüşlerdir. Ne var ki, Kafka’nın belki de en belirleyici özelliği, hiçbir kalıba girmemesi, hiçbir akıma sığmamasıdır. Kafka, tüm yazdıklarıyla, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarlarının başında gelir.

Franz Kafka – Dönüşüm
Roman / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Dönüşüm Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 104 Franz Kafka’nın 1915’te yayımlanan Dönüşüm adlı öyküsü, yazarın, anlatım sanatının doruğuna ulaştığı bir eseridir. Küçük burjuva çevrelerindeki yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu uzun öykü, aynı zamanda toplumun dayattığı, işlevini çoktan yitirmiş kalıplara bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir. Kitabın Değişim olarak bilinen adının gerçekte Dönüşüm olduğu, ifadesini Ahmet Cemal’in açıklamasında bulur: “Gregor Samsa’nın bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulması, salt bir değişim değil fakat ‘başkalaşım’dır O, insanlığını koruyarak bazı değişiklikler geçirmemiştir; artık farklı bir canlı türü olmuştur.” Bu açıklama, Kafka’nın eserini tanımlarken kullandığı ifadeyle de örtüşür: “Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var… Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay.”

Franz Kafka – Dava
Roman / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Dava Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 248 Franz Kafka’nın Dava adlı romanının bu çevirisi, yazarın Oxford Metinleri diye adlandırılan el yazıları üzerinde Amerikalı ve Alman uzman-ların yaptıkları son çalışmalarla oluşturulan metinden yapıldı. Dava, Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşen kuşatılmış yaşamının öyküsüdür. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır. Albert Camus’nün deyişiyle, bu olanağın bulunmadığı bir çağ artık ancak “Korku Çağı” diye adlandırılabilir. Kafka’nın Dava’da betimlediği yargılama süreci, böyle bir çağın en güçlü simgelerinden biridir ve onun eseri, insan insanın korkusu olarak kaldığı sürece, güncelliğini hiç yitirmeyecektir.

Franz Kafka – Milena’ya Mektuplar
Anı / 6 Temmuz 2018

Kitap Adı: Milena'ya Mektuplar Yazar: Franz Kafka Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 400 Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır. Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”

Erich Maria Remarque – Tanrının Gözdesi Yok
Roman / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: Tanrının Gözdesi Yok Yazar: Erich Maria Remarque Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 283 Uçurmayı Vurmasınlar, Sizin Hiç Babanız Öldü mü, Suyun Öte Yanı, adlı kitaplarıyla tanıdığınız Feride Çiçekoğlu’dan mektup biçiminden yazılmış yeni bir öykü kitabı. 100’lük Ülkeden Mektuplar, yolculuklar boyunca yazılmış pasaportsuz mektuplar; vapurlarda, dolmuşlarda, uçaklarda ve uzaklarda; geçmişe ve geleceğe… Aidiyetsiz görünen, ama 100 ASA’lık filmin ışığından kaçamayan, çoğu kez hiç rastlanmamış kişilere yazılmış on iki mektup… Söylenmemiş aşklara, varılmamış ütopyalara, gidilmemiş kentlere dair… Sonuncu mektup, Zürih Havaalanı’nda Moskova uçağı için adıyla çağrı yapılan ve adından başka hiçbir ipucu vermeyen Mrs. Tunsevich’e; “O günden bugüne, ne zaman yolum havaalanlarına düşse, Moskova uçakları için yapılan çağrıları dinledim ve hep sizi gözledim. Yalnızca Moskova’ya giden uçakların değil, Montreal’e, Johannesburg’a, Rio’ya, Tokyo’ya ve Oslo’ya gidenlerin bekleme salonlarında bile sizi aradım. Bir tek New York uçaklarına yaklaşmadım, çünkü onlarda gençliğime rastlamaktan korkarım. Sığınacak bir yer bulabildiniz mi Bayan Tunsevich? Bulduysanız bana da söyleyin… Söyleyin bana, kendimi yurdumda hissedeyim…

Erich Maria Remarque – Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı
Roman / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: Yaşamak Zamanı Ölmek Zamanı Yazar: Erich Maria Remarque Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 372 Ünlü Alman yazarı Erich Maria Remarque’ın Yaşamak Zamanı, Ölmek Zamanı adlı bu romanı, genç Alman askeri Ernst Graeber’in üç haftalık izin döneminde geçer.

Hagop Baronyan – İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti
Araştırma - İnceleme / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti Yazar: Hagop Baronyan Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 136 Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop Baronyan, yaşadığı dönemde sansür baskısına uğramış ve elinden geldiğince buna direnebilmiştir. İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti’de XIX. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul’unda 34 mahallenin toplum yaşantısı, mahalle hayatı oldukça kuvvetli bir mizahi dille anlatılıyor. Ermeni ileri gelenlerinin Ermeni toplumunun sorunlarına ilgisizliği, zengin fakir ayrımının yarattığı çelişkiler, kadın erkek ilişkileri, kilisenin mahalle hayatı üzerindeki hegemonyası, ince ve keskin gözlemlerle aktarılıyor. Baronyan, rengini, “siluetini” ve hatta halklarını büyük ölçüde kaybetmiş bir şehrin mazisine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor.