Pelin Buzluk – Kanatları Ölü Açıklığında

Kanatları Ölü Açıklığında Kitap Kapağı Kanatları Ölü Açıklığında
Pelin Buzluk
Can Yayınları
96

Balkonlarda bu çiçekler, ayakta tutuyor direncimizi. Bütün binalar griye boyandı, bir-iki şaşkın leke: çiçekler. Renklerin halkı isyana ittiği kanıtlanmış. (Nasıl?) Bir adım öne çıkan cesur balkonların bağrında inatçı, rengârenk kokular şimdi. İç odaların gizinde mahzun, renkli kuşlar. İrili ufaklı. Bir misafirlikte banyoyu ararken yolunuza çıkan. Tavuslar, altın sülünler, çinteler, sakalar...

Gündelik yaşamın gözden kaçmış ayrıntıları, başımızı çevirip bir türlü bakmayı akıl etmediğimiz insanlar, eşya ve insanı hep derin bir hayrete düşüren coğrafya... Buzluk, bu kitabında yer alan öykülerinde bir yandan ilk öykülerinin ele avuca sığmaz yaratıcılığını sürdürüyor, bir yandan da Doğu masallarından, söylencelerinden getirdiği dille anlatım biçimini zenginleştiriyor.

Pelin Buzluk – Deli Bal

Deli Bal Kitap Kapağı Deli Bal
Pelin Buzluk
Can Yayınları
80

Uysal bir karanlık yürüyor gözlerime. Güneş tutuluyor Emir. Çocukların sevinç çığlıklarını duyuyorum. Uykuda olmasan, gelip sen de izler miydin? Elimden tutup beni bir gölgeye çekerdin. Ben, bir gölge, ancak bir başka gölgede gizlenirdim. Yıllardır gizlediğim ne varsa, oracıkta anlatırdım sana. Ama kurtulacağım bu koşudan, sana söz, sağ çıkacağım. Her şey gibi bunu da anlatacağım sana. Cam isleyen çocuklardan, dökülmüş dişlerini satmak isteyen bunağa dek...

"Deli bal, kitaptaki hiçbir öykünün adı değil. Öykülerin ortak atmosferinin adı. Deli bal, Karadeniz'de üretilen bir bal. Vahşi kestane çiçeklerinden ve orman gülü gibi başka vahşi bitkilerden beslenen arılardan sağılan bir bal. Çok az yenmesi gerekiyor; ancak çok az yendiğinde faydalı, ölçüyü kaçırdığınızda delirttiği söyleniyor. Kitap hem hacmi hem de içeriğiyle böylesi bir çağrışım yaptı. Okura bir uyarı belki," diyor Pelin Buzluk kitabını anlatırken.

Ona göre öyküde ne söylendiği kadar, ne söylenmediği de önemli: "Öykü söylemediklerinizle, eksik bıraktıklarınızla da yazılıyor. Yazarken eşzamanlı olarak okuru da olduğunuz bir tür. Hangi noktaya ulaşacağını bilemeyebilirsiniz. Bu nedenle sürekli heyecan veriyor."

Paulo Coelho – Şeytan ve Genç Kadın

Şeytan ve Genç Kadın Kitap Kapağı Şeytan ve Genç Kadın
Paulo Coelho
Can Yayınları
198

Gözlerden uzak, kuytu bir dağ köyü ve bu köyün dış dünyadan soyutlanmış, kendi halinde, çoğunluğu yaşlı, zamanın dışında bir yaşam süren insanları. Köydeki tek genç kadın, küçük otelin barında çalışan güzel Chantal'dır. Gelip geçen avcılarla ya da turistlerle gönül eğlendiren genç kadının tek dileği bu sıkıcı yerden kurtulmaktır. Beklenmedik bir anda köye gelen ve gerçek kimliğini gizleyen bir yabancı, köy halkına, hepsinin yaşamını alt üst edecek, onları kışkırtacak, değer yargılarını tersine çevirtecek, hatta kökünden değiştirtecek bir öneride bulunur. Yabancı, köy halkına yedi gün süre tanımıştır. Bu süre içinde bu insanların her biri yaşam, ölüm, adalet ve dürüstlükle ilgili temel sorunlarla yüzleşecek, bir yol ayrımında durup kendi yaşam çizgilerini değiştirecek bir karar almak zorunda kalacaklardır. Yabancıya kucak açan köy halkı, onun tehlikeli oyununa alet olurken, Adem'le Havva'dan bu yana insanoğlunun ruhunu ele geçirme mücadelesi veren İyi ile Kötü'nün ikilemi, bu basit insanların örneğinde evrensel boyutlara açılıyor. İyi ile Kötü arasındaki savaşı ve insanın Tanrı ile karşılıklı ilişkisini konu alan Şeytan ve Genç Kadın, usta anlatıcı Paulo Coellho'nun yayınlandığından bu yana toplam bir buçuk milyon okurla buluşan son romanı.

Paulo Coelho – Simyacı

Simyacı Kitap Kapağı Simyacı
Paulo Coelho
Can Yayınları
166

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâme"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

Roald Dahl – Çarli’nin Çikolata Fabrikası

Çarli'nin Çikolata Fabrikası Kitap Kapağı Çarli'nin Çikolata Fabrikası
Roald Dahl
Can Yayınları
208

Charlie'nin çocukları heyecanlandıran,
büyükleri gülümseten öyküsü

Charlie; annesi, babası, iki ninesi ve iki dedesiyle,
büyük bir kentin bitiminde, küçük bir tahta barakada yaşamaktadır.
Yoksuldurlar. Charlie çikolataya bayılır,
ama alacak parası yoktur. Biriktirilen parayla, yılda bir kez,
küçük bir çikolata girer evlerine. Bu büyük kentte,
Charlie'lerin evinden bile görülen, kocaman bir çikolata fabrikası vardır; dünyanın en ünlü çikolatalarını üretir. Günlerden bir gün, fabrikanın sahibi Bay Wonka, imparatorluğunu devredeceği bir varis seçmek için yarışma düzenlediğini açıklar; Charlie de adaylardan biridir...

Salman Rushdie – Floransa Büyücüsü

Floransa Büyücüsü Kitap Kapağı Floransa Büyücüsü
Salman Rushdie
Can Yayınları
342

Salman Rushdie'nin 'Bu kitabı yazmak için yıllarca okuyup araştırma yapmam gerekti, ' dediği roman, türlü türlü anlatıcılar, gezginler, serüvenciler tarafından aktarılan, Babur İmpa-ratorluğu ve Osmanlılar, Moğollar ve Rönesans Floransa'sının tarihine ve kültürlerine göndermeler yapan, bölgenin tarihini masallarla kaynaştıran büyüleyici bir yapıt.

Kitaptaki cinsellik ve erotizmin odağı olan güzeller güzeli Floransa Büyücüsü, aslında erkekler dünyasında kendi yazgısına kendisi egemen olmak isteyen bir kadın. Ama kendi kaderine hükmederken, hükümdarların yazgısını bile değiştiriyor ve en parlak dönemlerini yaşayan Mugal payitahtı ile Floransa'nın toplumsal yaşamlarında bir dönüm noktası oluyor.

Floransa Büyücüsü, kader, güzellik, savaşlar, tılsımlar ve sadakatle örülmüş bir yolda Rönesans İtalya'sının saraylarından Hindistan'ın uzak kıyılarına bir solukta uzanacağınız bir başyapıt.

Salman Rushdie – Geceyarısı Çocukları

Geceyarısı Çocukları Kitap Kapağı Geceyarısı Çocukları
Salman Rushdie
Can Yayınları
704

Salman Rushdie, bugüne kadar pek çok ödüle layık görülen, ülkesinin gerçeğinden beslenerek evrensele açılan eserleriyle çağdaş edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri.

Anlatacak öyle çok hikâye var ki, bir sürü, birbirine geçmiş bir hayatlar olaylar mucizeler yerler rivayetler bolluğu, olanaksızla olağanın son derece yoğun bir karışımı! Ben bir hayat yutucusuyum ve beni tanımak için, bir tek beni tanımak için sizin de bütün hepsini yutmanız lazım.

15 Ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, Hindistan'ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina, basında ilgi odağı olup Başbakan Nehru tarafından kutlanır. Ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. Bu yolla içinden çıkılmaz bir biçimde ülkesinin tarihine bağlanan Salim, zaman içinde yol aldıkça modern Hindistan'ın zaferlerine, felaketlerine, trajedilerine ve büyük çelişkilerine ayna olur.

Kadim mitlerin günümüz anlatılarıyla, masalların tarihle birlikte dokunduğu, zengin, eğlenceli ama trajik; aynı anda hem gerçekçi hem de fantastik bir başyapıt, Geceyarısı Çocukları... XX. yüzyılın en iyi 100 romanından biri...

Salman Rushdie – Öfke

Öfke Kitap Kapağı Öfke
Salman Rushdie
Can Yayınları
346

Hayat öfkedir. Cinsel, ödipal, siyasi, sihirli, hayvanca öfke bizi en yüksek doruklarımıza çıkarır ve en bayağı derinliklerimize indirir. Yaratıcılık, esin, özgürlük, tutku kadar, şiddet, acı, yıkım; vurduğumuz ve yediğimiz, ardından kendimizi asla toparlayamadığımız darbeler de öfkeden beslenir.
Malik Solanka, Hint asıllı bir felsefecidir. Oyuncak bebeklerin felsefe tartıştığı bir TV programıyla ün ve para kazanır. Bir gün, hiçbir açıklama yapmadan, ailesini ve Londra’yı terk ederek New York’a kaçar. Yüreğinde müthiş bir öfke büyümekte, sevdiklerine zarar vermekten korkmaktadır. Ne ki, New York’ta da korkunç bir öfke çemberinin içinde bulur kendini...
Geceyarısı Çocukları, Şeytan Âyetleri, Utanç, Soytarı Şalimar gibi her biri geniş yankı uyandıran, tartışmalar yaratan romanların yazarı Salman Rushdie, New York’un içini dışına çıkaran Öfke’de, 21. yüzyıl başlarının Amerikan toplumuna en sert taşlamalardan birini yöneltiyor. Öfke, baş döndürücü tempoda ilerleyen bir trajikomedi. New York, New York olalı böyle anlatılmadı.

Salman Rushdie – Utanç

Utanç Kitap Kapağı Utanç
Salman Rushdie
Can Yayınları
360

Politik bir roman, Utanç. İktidar çılgınlığına kapılmış politikacılar, olgunlaşmamış gördükleri toplumun vasiliğine kendilerini atayan hırslı, "dini bütün" generaller, tepkisiz kalabalıklar, elbirliğiyle demokrasisi delik deşik edilen bir ülke... Müthiş bir ironi ve derin bir hüzünle anlatıyor Rushdie bu ülkeyi - politik romanların sıklıkla başvurduğu basmakalıp çözümlere rağbet etmeyen, zengin karakterlerle dolu bir alegori yaratarak başarıyor bunu.

Biri Ziya-ül Hak'a, ikisi baba kız Bhutto'lara "hem benzeyen hem de benzemeyen" karakterlerin önemli roller üstlendiği bu olağanüstü roman, yine "benzeyen ama tam da Pakistan denemeyecek" bir ülkenin tarihini, utanç duygusunun prizmasından anlatmaya girişiyor. Ayıbı, rezaleti, skandalları da içeren bir anlam zenginliği taşıyan bu "utanç", özellikle iki karakterde somutlanıyor: Utanmazlığın kişileşmiş hali Ömer Hayyam Şakil ile öteki insanların hissetmedikleri bütün utancı ruhunda yaşayan karısı Safiye Zeynep...

Lafcadio Hearn – Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler

Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler Kitap Kapağı Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler
Lafcadio Hearn
Can Yayınları
119

"Japonya'nın Edgar Allan Poe'su" olarak tanınan Lafcadio Hearn (1850-1904), büyük bölümü Japon, birkaçı Çin kaynaklı fantastik öykülerden oluşan Kvaidan'da, okurun ruhunda ve teninde ürpertiler uyandıran tuhaf masallar anlatıyor. Büyük ölçüde geleneksel Japon edebiyatından derleyip yeniden kaleme aldığı şaşırtıcı, gizemli, şiirsel öyküler sunuyor okurlara. Bu büyülü kitabın ilk bölümünde on yedi "tuhaf öykü", ikinci bölümünde ise kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar üstüne hikâyeler yer alıyor.

Yunanistan'ın Lefke adasında doğan, İrlanda, İngiltere, Fransa ve ABD'de yaşadıktan sonra Japonya'ya yerleşip Japon olmayı seçen Lafcadio Hearn, bu kitabında, Uzakdoğu'nun sihirli dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Ruhlar ve hayaletler âleminden garip, afallatıcı, unutulmaz kesitler aktarıyor.

Kvaidan'ı, Zeynep Avcı'nın İngilizce aslından yaptığı çeviri ve eski Japon resminden örneklerle sunuyoruz.

Antonio Tabucchi – Zaman Hızla Yaşlanıyor

Zaman Hızla Yaşlanıyor Kitap Kapağı Zaman Hızla Yaşlanıyor
Antonio Tabucchi
Can Yayınları
136

Çağdaş Avrupa edebiyatının en gözde yazarlarından Tabucchi, kitaplarında günümüzün yakıcı sorunlarını ustalıkla irdeliyor.
Kurulduğu günden bu yana öyküye özel bir yer veren Can Yayınları, 30. yıldönümünü öykü ustalarının birbirinden güzel kitaplarıyla karşılıyor. Márquez'den Thomas Mann'a, Munro'dan Tanizaki'ye dünya edebiyatının önde gelen öykü ustalarının kitaplarının yer alacağı bu özel dizimizin ilk kitabı, İtalyan yazar Antonio Tabucchi'nin Zaman Hızla Yaşlanıyor'u.
Kitapta yer alan dokuz öykü, yüzyıl dönümünde Avrupa'da geçiyor. Öykülerin kahramanları, geçmişin hayaletleriyle boğuşan savaş kurbanları, siyasi dönekler, hâlâ Doğu Bloku özlemi çekenler. Kitap boyunca zamanın izini süren Tabucchi, kâh bilgece kâh hüzünlü bir dille kaleme aldığı satırlarla, zamanın nasıl hızla akıp geçtiğini gözler önüne seriyor, dönemin tarihçesini melankolik bir ironiyle yansıtıyor.

Antonio Tabucchi – Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü

Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü Kitap Kapağı Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü
Antonio Tabucchi
Can Yayınları

Gittikçe Geç Olmadıkta, Hint Gece Müziği, Ufuk Çizgisi gibi kitaplarıyla tanıdığımız İtalyan yazar Antonio Tabucchi, avantgarde Portekiz edebiyatının ustası Fernando Pessoa'nın tutkulu bir okuru ve çevirmenidir aynı zamanda.

Antonio Tabucchi – Pereira İddia Ediyor

Pereira İddia Ediyor Kitap Kapağı Pereira İddia Ediyor
Antonio Tabucchi
Can Yayınları

Yıl 1938. Lizbon. İspanya'da iç savaş, İtalya'da faşizm, Portekiz'de Salazar diktatörlüğü. Bir akşam gazetesinin kültür sayfasını hazırlayan Pereira'nın 'ölümcül' bir gazetecilik anlayışı vardır: Ölmüş yazarlarla ilgili anma yazılarına ve yaşayan yazarlar için önceden yazılmış ölüm yazılarına meraklıdır. Tıpkı kendi yaşamının da geçmiş ve anılar üstüne kurulu olması gibi. En yakın dostu, ölmüş karısının resmidir. Monteiro Rossi adında bir delikanlı ve sevgilisi Marta'yla tanışması, yaşlı gazetecinin yaşamını temelden değiştirecek, onu içsel bir olgunluğa, acılarla yüklü bir bilinçlenmeye yöneltecektir. Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü, Hint Gece Müziği, Ufuk Çizgisi adlı kitaplarını yayınladığımız Antonio Tabucchi, çağımızın en hümanist başyapıtlarından biri sayılabilecek Pereira İddia Ediyor'da, yakın geçmişimizin, belki de belirsiz şimdimizin düşüncelerini sorguluyor, okurun belleğinden uzun yıllar silinmeyecek bir başkişi yaratıyor.

Honore De Balzac – Goriot Baba

Goriot Baba Kitap Kapağı Goriot Baba
Honore De Balzac
Can Yayınları
290

Büyük Fransız Romancısı Honore de Balzac'ın (1799-1850) ünlü dev yapıtı İnsanlık Güldürüsü, seksen sekiz ciltten oluşur. Goriot Baba, bu büyük yapıtın bir parçasıdır. Bu romanın ayrıcalıklı bir yeri vardır. Balzac'ın kafasında İnsanlık Güldürüsü'nü oluşturma düşüncesi Goriot Baba ile birlikte doğmuştur. Bu da bu büyük romanı, ister istemez, bir odak-yapıt durumuna getiriyor. Kurgusuyla, konusuyla, kişileriyle, içerdiği dünya görüşüyle, gerçekten çok ilginç bir roman olan Goriot Baba, İnsanlık Güldürüsü adlı bu dev yapıtın üç bine ulaşan kişilerinin önemli bir kısmını hem de en ilginçlerini bize tanıtır: Rastignac, Madame de Beauseant, Madame de Langeais ve daha birçokları, ünlü Balzac kişileri olarak ilk kez bu romanda karşımıza çıkarlar. Bu özelliği göz önüne alınınca, İnsanlık Güldürüsü'nün eşsiz evrenine girmek için en elverişli kapının Goriot Baba olduğu söylenebilir. Yalnızca yarattığı ilginç baba tipiyle değil, anlatım ustalığıyla da, öteki kahramanlarıyla da bu roman okuyanı sürükler

Honore De Balzac – Gizli Başyapıt

Gizli Başyapıt Kitap Kapağı Gizli Başyapıt
Honore De Balzac
Can Yayınları
60

"Olağanüstü... Balzac'ın, gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini..."
Pablo Picasso
Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt'ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer'in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan bu XVII. yüzyıl ressamı, resmi bitirdikten sonra iki genç hayranına gösterir. Okuru, dünya edebiyatının en çarpıcı sürprizlerinden biri beklemektedir.

Gizli Başyapıt yalnızca Picasso'yu değil, Cézanne gibi bir ressamı, Henry James gibi bir yazarı, Jacques Rivette gibi bir sinema ustasını da derinden etkilemiş bir efsane öykü. Ressam Frenhofer'in çılgınlığı, belki de tüm sanatçıların çılgınlığı. Bu öykü, bir anlamda modern sanatın öyküsü