Carlos Fuentes – Körlerin Şarkısı
Roman / 30 Mart 2017

Kitap Adı: Körlerin Şarkısı Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 168 Çağdaş Meksika edebiyatının en saygın yazarlarından Carlos Fuentes, öykülerinden oluşan Körlerin Şarkısı´nda, büyüsellik, gerçekçilik ve mizahı ustaca harmanlıyor. Meksika evlerinin kapalı kapılarını aralıyor ve içerideki ölümcül gizlerin, büyülü ayinlerin, dile getirilmemiş arzuların perdelerini aralıyor. Bu evlerde yaşayanlar hangi acımasız, tılsımlı düşlerin, yabansı isteklerin kıskacındadır? Gerçekdışı, gülünç ve korkunç öğelerin iç içe geçtiği, okuru derinden sarsan bir şarkı söylüyor Fuentes. Körlerin Şarkısı´nda, Fuentes´in, gerçeklikle düşlemin en ustalıklı bileşimlerinden biri sayılan, ünlü öyküsü Aura da yer alıyor. Fuentes´in Artemio Cruz´un Ölümü, Terra Nostra, Deri Değiştirmek, Koca Gringo gibi romanlarını tutkuyla okuyanlar, Müntekim Ökmen´in Türkçesiyle sunduğumuz Körlerin Şarkısı´nda yazarın öykü ustalığına tanık olacaklar.

Carlos Fuentes – Kaygı Veren Dostluklar
Roman / 30 Mart 2017

Kitap Adı: Kaygı Veren Dostluklar Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 272 Meksika’nın en saygın yazarlarından Carlos Fuentes, altı öyküden oluşan Kaygı Veren Dostluklar ile yaşam ve ölüm denen iki değişmezin arasında sıkışıp kalan varlıkların; hayaletler, vampirler, zebaniler, cadılar ve başka doğaüstü yaratıkların üzerinden okuyucuyu ülkesinin renkli kültür coğrafyasında büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Kaygı Veren Dostluklar’da günlük yaşamlar iç içe geçen doğaüstü varlıklar beklenmedik şekillerde hayatlarına girdikleri insanların kaderlerini değiştiriyor. Bir yandan da Kazıklı Voyvoda’dan İkinci Dünya Savaşı’na, Shakespeare oyunlarından azizelerin rengârenk dünyasına uzanarak aşk, aile, cinsellik ve din gibi evrensel konular irdeleniyor. Fuentes, fantastik edebiyata görkemli bir dönüş yaptığı Kaygı Veren Dostluklar’da hem Meksika’nın çağdaş kimliğinin geçmiş tarafından nasıl şekillendirildiğini inceleyerek nesiller, sınıflar ve cinsiyetler arasındaki, toplumun üzerine ölü toprağı gibi çöken yabancılaşmayı sorguluyor hem de okuyucuyu ölüm ve yaşamın hem tezatlarını hem de birbirine olan bağımlılığını keşfe davet ediyor; biraz ürküterek, biraz da şehvetle…

Carlos Fuentes – Deri Değiştirmek
Roman / 30 Mart 2017

Kitap Adı: Deri Değiştirmek Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 456 Franz: eski bir Nazi. Isabel: Franz’ın Meksikalı sevgilisi. Javier: yaşlanmakta olan devrimci bir şair. Elizabeth: Javier’in hırçın karısı. Bu ilginç dörtlü, bir zamanlar Azteklerin tapınaklar kenti olan Cholula’da uzun bir gece geçirir. Sıcak, boğucu gece boyunca umulmadık tutkular ortaya dökülür, yıllardır bastırılmış gerçekler su yüzüne çıkar, pişmanlıklar ve itiraflar birbirini izler… Artemio Cruz’un Ölümü, Terra Nostra,Yanık Sular, Aura, Körlerin Şarkısı gibi yapıtlarıyla tanıdığımız Carlos Fuentes’in en önemli romanlarından biri Deri Değiştirmek. Büyük bir romancının usta işi kurgusu ve şiirsel dilinden okuyacağınız bir “gece ayini”. Yitik bir dünya için yakılmış insancıl bir ağıt olarak da nitelenebilecek bu şaşırtıcı romanı Şadan Karadeniz’in çevirisiyle sunuyoruz.

Carlos Fuentes – Aura
Roman / 30 Mart 2017

Kitap Adı: Aura Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 68 Aura, çağdaş Latin Amerika edebiyatının başyapıtlarından Artemio Cruz’un Ölümü ve Terra Nostra’nın yazarı Carlos Fuentes’in en güzel anlatılarından biri. Genç tarihçi Felipe Montero’nun, yeşil gözlü Aura’ya sevdalanışını anlatıyor Fuentes. Ama Aura, bildik aşk ve tutku öykülerinden değil; gerçeklik ile fanteziyi harmanlayan gizemli, tedirgin edici bir gerilim hikâyesi. Fuentes’in bu benzersiz yapıtında, Aura’nın büyüleyici gözleri kadar, büyülü gerçekçiliğin doğaüstü dünyası da baştan çıkarıyor okuru.

Carlos Fuentes – Artemio Cruz’un Ölümü
Roman / 17 Mart 2017

Kitap Adı: Artemio Cruz'un Ölümü Yazar: Carlos Fuentes Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 308 Meksika Devrimi’ne, toprakların köylülere dağıtılması uğrunda savaşan, idealist bir genç asker olarak katılan Artemio Cruz, devrimin giderek yozlaşması sonucunda zengin bir toprak ağası olup çıkmıştır. Ailesine, sevgililerine ve eski yoldaşlarına ihanet etmiş, devrim sırasında devirmek için savaştığı kendini beğenmiş, ilke kural tanımaz zorbalardan biri olmuştur. Yıllar sonra, ölüm döşeğinde, tüm bir yaşamı gözünün önünden geçecektir…

Cang Şianliyen – Erkeğin Yarısı Kadın
Roman / 17 Mart 2017

Kitap Adı: Erkeğin Yarısı Kadın Yazar: Cang Şianliyen Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Çağdaş Çin edebiyatının yaşayan en önemli yazarlarından biri olan Cang Şianliyen’in en güzel iki romanını arka arkaya yayınlıyoruz. Biri: Erkeğin Yarısı Kadın, biri de Ölmeye Alışmak. 1936 yılında Nanjing’de doğan Cang Şianliyen, varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Yönetim, ailenin bütün mal varlığına elkoydu, yazarın üniversite eğitimine de engel oldu. 1956’da ‘şiir yazmak’ suçuyla tutuklandı ve yaşamının yirmi yılını çeşitli cezaevlerinde ve çalışma kamplarında geçirmek zorunda kaldı. Bugün Çin’in en çok okunan yazarı. Sistemle hâlâ çatışma halinde. Kitapları Çin’de yasak. O da Çin’in kuzeybatısında yaşıyor ve sürekli yazıyor. Yazdıkları sürekli Batı dillerine çevriliyor, yayınlanıyor; kitapları satış listelerinin tepesinden inmiyor. Kendisi de birkaç kez öbür tutuklularla infaz alanına götürülen, son âna kadar kurşuna dizilmeyi bekleyen yazar, yaşadıklarının etkisini şöyle yorumluyor: ‘Silah ateşlenmemiş olsa da, korku ve yılgı kurşunu beyne işlemiştir. Çin’deki her aydın, beyninde bu tür bir kurşunla yaşar.’ Sürekli soran, sorgulayan bu çağdaş yazarı beğenerek okuyacağınıza inanıyoruz.

Can Dündar – Yıldızlar
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Yıldızlar Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 264 Onlar ahir zaman suretleri… Günümüzün şöhretleri… Kimini puslu bir camın ardında gördüm, Kimini bir kâhin küresinin aynasından… Kimiyle bir golf arabasında, Kimiyle motosiklet selesinde konuştum, Kimiyle dertleştim sabaha kadar, Kimini gıyabında çekiştirdim. Bir samanyoluydu baktığım; Kimi yıldız yeni yeni parlıyordu, Kimi kayıp gitmişti bile… Çoğu, en parlak döneminde Yansıdı kitaba, Asıl önemlisi, Türkiye’nin bir başka yüzünü gördüm, her baktığımda yıldızda… Tarkan Yılmaz Erdoğan Süreyya Ayhan Özcan Deniz Yıldız Tilbe Mehmet Çağçağ Hülya Avşar Orhan Pamuk Şebnem Ferah Cem Yılmaz İbrahim Tatlıses Mazhar Alanson Tarık Akan Cem Karaca Sibel Kekilli İskender Çolak Kadir İnanır Behçet Nacar Erman Toroğlu Yaşar Nuri Öztürk

Bret Easton Ellis – Çekim Kuralları
Roman / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Çekim Kuralları Yazar: Bret Easton Ellis Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 288 Bret Easton Ellis’i okurlarımız, Can Yayınları arasında çıkan Sıfırdan Az adlı romanından hatırlayacaklardır. Yeni bir kuşağı tanıttığı bu romanı yazdığında Ellis yalnızca yirmi yaşındaydı. Ondan iki yıl sonra da Çekim Kuralları yayınlandı. Ellis’in en az ilk romanı kadar şaşırtıcı, çarpıcı ve özgür olan bu kitap, Amerika’da bir üniversite kampüsünde cinsellikle romantik ilişkileri bir arada yaşayan günümüz gençliğinin bir aynası. Durmadan sevgili değiştiren Lauren, kurnaz ve tutkulu Paul ve romantik duygularını alaycılığıyla gizlemeye çalışan Sean bir aşk üçgeninin üç kahramanı. Ellis, bu üç kişinin sesinden, bir kaleydoskopa bakarcasına, Amerikan gençliğinin, 1980’li yılların `yitik kuşağı’nın çelişkili beklentilerini, hayal kırıklıklarını ve karmaşık arzularını dile getiriyor.

Can Dündar – Lüsyen
Roman / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Lüsyen Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 541 Atatürk, dans etti Lüsyen’le… Tevfik Fikret ona edebiyat dersi verdi. İnönü, evlerinde satranç oynadı. Nazım Hikmet, sofralarında yemek yedi. Kimler yok ki, bu belgesel romanın sayfaları arasında: Mehmet Akif’ten Victor Hugo’ya, Damat Ferid’den Oscar Wilde’a, Yahya Kemal’den Hindenburg’a, Necip Fazıl’dan, Karındeşen Jack’e, Abdülmecid’ten Namık Kemal’e, Sultan Reşad’dan Talat Paşa’ya Geçen asrın en ünlü portreleri… Ve onların arasında bir çağ yangınının tam ortasında yaşanmış inanılmaz bir aşk hikâyesi…

Can Dündar – Kırmızı Bisiklet
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Kırmızı Bisiklet Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 240 Önce ürkerek bastı pedallara… Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim. Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim. Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu. Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu. Oysa ben farkındaydım: Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu. Kırmızı Bisiklet’te Can Dündar “baba olma” serüvenini, kendi yaşadıkları üzerinden okurlarla paylaşıyor. Kendi babasıyla ilişkisini, “babba” kelimesini ilk duyduğunda yaşadığı coşkuyu, başlardaki uykusuz gecelerde hissettiklerini ve onu takip eden, “Hangi masalı okumalı, hangi oyuncağı almalı?” gibi endişeleri, bütün içtenliğiyle dile getiriyor. Ve kırmızı bisikletin iki tekerlek üzerinde seyretmesiyle uyanan, “Hangi okula göndermeli, tarihi nasıl anlatmalı, doğumu nasıl öğretmeli, beladan nasıl esirgemeli?” gibi kaygılarla, giderek bir yol arkadaşına dönüşen oğluyla ilişkisini anlatıyor. Can Dündar, Kırmızı Bisiklet’in 20. baskısını hazırlarken kitabı elden geçirerek yeniledi. Kendi yaşadıklarının yanı sıra başkalarının deneyimlerine; günümüz çocuklarının, gençlerinin ve anne babalarının sorunlarına da yer veren yazar, kitabın yeni halini, yakın zamanda kaybettiği babasına vedasını anlattığı yazılarla sonlandırdı.

Can Dündar – Aşka Veda
Deneme / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Aşka Veda Yazar: Can Dündar Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 “Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem,” diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70’lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: “Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun…” “Şimdi bakıyorum da, umursamaz kalabalıklarda metruk bir yalnızlık yaşıyor neslim…” Aşka Veda, Can Dündar’ın aşka dair yazılarını bir araya getiriyor. Körkütük, sırılsıklam aşkları, özlemi, yalnızlığı, ayrılığı ve terk edilme acısını; “kâh içten içe kabaran kâh gürül gürül çağlayan o deli nehri,” anlatıyor. Siyasetten ve popüler kültürden kadın ve erkeklerin zaman içinde değişen yüzlerine bakıyor. “Söylenmemiş o iki sözcük yüzünden heba olup gitmiş” nesiller ile nihayet kavuşan ama mutsuz mu mutsuz olan günümüz gençliğini karşılaştırıp şiirini kaybeden zamane ilişkileri sorguluyor. Şehvet sevdadan soyunduğunda, Eros okunu kırdığında, piyasa duruma el koyduğunda aşkın nasıl can çekişmeye, körelip çirkinleşmeye başladığını sergiliyor. Hazsız evliliklerden evliliksiz hazlara, sekssiz aşktan aşksız sekse; ateşten gömleği gönüllü giyenlerden, aşkını kariyerine feda edenlere geçişin izini sürüyor. Aslında bir türlü veda edemediğimiz, her daim ihtimal dahilinde olan aşkı anlatıyor Can Dündar, Aşka Veda’da. Ve olası bir sevda kuraklığı tehlikesine karşı, okurları uyarıyor…

Boris Pasternak – Erken Trenlerde
Şiir / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Erken Trenlerde Yazar: Boris Pasternak Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 112 XX. yüzyıl Rus şiirinin büyük ustalarından Boris Pasternak (1890-1960), 1958’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında hem kendi ülkesinde hem uluslararası edebiyat dünyasında uzun süredir tanınmış bir şairdi. Ressam bir baba ile piyanist bir annenin oğlu olan Pasternak, felsefe ve filoloji eğitimi görmüştür. Önce müzikle ilgilenmiş, 1914’te yayımlanan ilk şiir kitabı “Bulutlardaki İkiz”i, 1916′ da “Sınırların Üstünde”, 1922’de de Kızkardeşim Hayat izlemişti. İki Dünya Savaşı arasındaki zor yılları manevi baskı altında yaşayan; 1930’lu yıllarda daha çok önemli şairlerden çeviriler yaparak çalışmalarını sürdüren Pasternak, Shakespeare’in de en başarılı çevirmeni olarak ün yaptı. 1957’de yayımlanan Doktor Jivago, onu bir kere daha edebiyat dünyasının gündemine taşıdı. Pasternak’a göre şiir tarihin içinden hayatla birleşerek akan bir nehir gibiydi. Pasternak şiirde yazarken olduğu gibi konuşurken de müziğin yalnızca sözcüklerin sesine dayanmadığına, bu özelliğin seslilerle sessizlerin uyumundan değil, söylenen sözlerle onların arasındaki ilişkiden kaynaklandığına inanıyordu. Onun için anlam, yani içerik, her zaman daha önemliydi. Bu kitap, genç yaşta yitirdiğimiz şair Azer Yaran’ın Pasternak’ın kitaplarından seçip Rusça’dan başarıyla çevirdiği şiirleri bir araya getiriyor.

Behçet Çelik – Yazyalnızı İki Deli Derviş
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Yazyalnızı İki Deli Derviş Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 208 “Bu sokaklar benim değil. Benim değil bu içime, dışıma, gözlüğüme, ellerime, tam adım atacağım yere yağan yağmur. Hiçbir anım yok bu yapıların önünde. Şu duvara sırtımı verip soluklanmadım; eğilip şu kuytu sokak arasında kimseyi öpmedim. Soluğumu dolduran kömür kokusu tanımadığım insanların sobalarından geliyor. Hiçbir sobanın üzerinde, ben varınca sofraya alınacak bir tencere inceden fokurdamıyor.” Çağdaş öykücülüğümüzün önemli isimlerinden Behçet Çelik, ilk kitabı ıki Deli Derviş’ten bu yana sıcak, akıcı, duyarlı bir Türkçeyle yazıyor öykülerini. Daha yirmi bir yaşındayken Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü’nü kazanan yazarımızın daha önce ayrı ayrı yayımlanan ilk iki kitabı, Yazyalnızı / ıki Deli Derviş’te bir araya geliyor. Bu öyküler bir yandan güçlü bir kalemin doğuşunu belgeliyor, bir yandan da gençliğin sorularla ve sorunlarla dolu dünyasını yakıcı, ama şiirli bir dille yansıtıyor.

Behçet Çelik – Herkes Kadar
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Herkes Kadar Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 120 Herkes Kadar’daki öyküler gücünü yalınlığından alıyor. Yüksek sesle konuşmuyor kahramanlar; dışarıdaki dünyadan kaçmak için değil, kendi içdünyalarına bakarak yaşananı daha derinden anlamak, kavramak için yapıyorlar bunu. Behçet Çelik, öykülerinin dilini de, kahramanlarını da okurun düş gücünün akışına bırakıyor. Böylece her kuşakta yeniden okunacak, değerlendirilecek metinler çıkıyor ortaya. “Behçet Çelik’in öykü başlangıçları tatminsizlik duygusu yaratmıyor, çünkü devamın da kendi atılımları, kendi ustalıkları var onda. Maupassant’da, Çehov’da ve özellikle onun Amerikalı uzantısı sayılan Raymond Carver’da olduğu gibi, eksiltiler de enerji veriyor Çelik’in öykülerine, sezdirilmiş ama söylenmeden bırakılmış şeyler.” Orhan Koçak, Virgül, Mayıs 2002 “Bütün öykülerde hâkim olan ‘ben’ merkezli anlatım nedeni ile kitapta bir bütünsellik havası ortaya çıksa da, her hikâyede farklı farklı kişilere odaklanıyor yazar, ama bütün bu farklı hikâye kahramanları, hayatta artık bir hikâyesi kalmayan insanlar olarak aynılaşıyorlar. Onların hikâyeleri geçmişte, hayatı coşku ve umut dolu yaşadıkları o gençlik günlerinde (…) başlamış ve bitmiş… Çelik, ağdalı bir geçmiş güzellemesine kaçmadan, iş hayatını, insan ilişkilerini ve bizzat varoluş biçimlerini sorguluyor, bundan böyle yaşanılacak şiirsel bir hikâyenin imkânsızlığını hissettiriyor okuyucuya.”

Behçet Çelik – Gün Ortasında Arzu
Hikaye / 1 Mart 2017

Kitap Adı: Gün Ortasında Arzu Yazar: Behçet Çelik Yayıncı: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 144 Behçet Çelik’in 2008 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan kitabı Gün Ortasında Arzu’da on sekiz öykü yer alıyor. Günümüz insanının içdünyasına, başkalarıyla girdiği ilişkilerdeki anlık gerginliklere, yaşadığımız çevreden yükselen sese, kokuya uzanıyor her biri. Çelik’in öyküleri yetkinlikle aktarılmış ayrıntılardan alıyor gücünü. Okuru yaratıcı bir okuma deneyimine sürüklüyor; öykünün, yazının ortağı kılıyor. Gün Ortasında Arzu, son dönem edebiyatımızın en parlak kitapları arasında. “Gün Ortasında Arzu, Behçet Çelik’in öykücülüğündeki en önemli basamağı gösteriyor. Bu düzeyin son kitabında ortaya çıkması yazarın sürekli gelişme çizgisinin yukarı doğru ivmelendiğinin işaretidir.” Semih Gümüş, Radikal Kitap, 8 Şubat 2007 “Öykülerde asıl anlatılan zaman bugün değil, geçmiş; asıl anlatılan kişi kahraman değil, öteki; anlatılan mekân ise bulunan yer değil, özlem duyulan yer. Yazar da aynı öykülerinde anlattığı, suskunluklarıyla suçlanan erkek kahramanları gibi, bize şimdi, burada, nasıl gibi basit şeyler anlatmıyor, asıl anlatmayı seçtiği, anlatmadıkları. Ve bunda çok başarılı.” Asuman Kafaoğlu-Büke, Taraf, 13 Mayıs 2008