Selçuk Orhan – Aranmayan Özellikler

Aranmayan Özellikler Kitap Kapağı Aranmayan Özellikler
Selçuk Orhan
Doğan Kitap
244

Hepsi bir yerlerinden yaralı, zaaflarıyla yetenekleri arasında sıkışmış, tükenmeye mahkûm kahramanlarıyla, her şeyin paraya dönüşebilme gücüyle sınandığı günümüze uygun bir roman.

Çağımızın Ölü Canlar'ı

Deneyimli finans danışmanı Faruk, global bir enerji şirketinin insan kaynakları biriminde gerçekleşmiş bir dizi yolsuzluğun izini sürmektedir. Şirkete yıllar boyu sahte işe alımlar yapılmış, gerçekte çalışmayan insanlar çalışır gibi gösterilmiş ya da yalancı özgeçmişlerle yüksek pozisyonlarda istihdam edilmiştir.

Faruk bu isimlerin bir kısmına ulaşmayı başarır. Karşısına çıkanlar, bazı olağanüstü yeteneklerine karşın, yenik, kenara itilmiş, kullanılmış ya da hastalıklı kişilerdir. Bütün bulgular, şirketin eski bir çalışanı olan Süleyman Kara'yı ve merkezde onun tedirgin edici kişiliğinin bulunduğu karmaşık bir ilişkiler ağını göstermektedir.

Hakan Günday – Az

Az Kitap Kapağı Az
Hakan Günday
Doğan Kitap
360

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...

O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...

Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.
Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.

O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.

Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.

Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.

Senin ve benim gibi...

Hakan Günday – Malafa

Malafa Kitap Kapağı Malafa
Hakan Günday
Doğan Kitap
212

"Topaz Jewellery Center evrenin en büyük kuyumcusudur. Temeli Kapalıçarşı'da, çatısı Antalya'dadır. Çatının altında dört kat yatar. Her biri yedi yüz metrekaredir. Topaz'ın penceresi yoktur. Havalandırma sistemi eşsizdir. Bina, var olmayan bir ülkenin büyükelçiliğine benzer, içine adım atıldığında Türkiye'den çıkılır. Dışarıdan Kabe'ye, içeriden ana rahmine benzer. Topaz, üç delikli bir kasadır. Her deliğin şifresi farklıdır. Birinci delik ana giriştir. Ön cephenin balina grisi rengindeki duvarı, hayat geçirmez camdan üretilmiş kapılar taşır. Girerken yüksek, çıkarken alçak görünmesinler diye doğu cephesinde ikizleri vardır. Topaz'ın ikinci deliği doğu cephesindeki siyah camdan kapılardır. Binanın bağırsağına denk düşen arka cephedeyse duvarla aynı renkte tokmak taşıyan balina grisi demir bir kapı vardır. Topaz'a giren birinci deliği, çıkan ikincisini kullanır. Çünkü Topaz'a girmiş olan turistle, girecek olan turist karşılaşmamalıdır. Topaz'da çalışansa girip çıkmak için, duvara gömülmüş, görünmez delikten geçer. Topaz Jewellery Center, evrenin en büyük kuyusudur."

Hakan Günday – Zargana

Zargana Kitap Kapağı Zargana
Hakan Günday
Doğan Kitap
192

Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulmuş, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. Anlam aramak boşunadır ve her şeyin "hiç"e dönüşmesi gerekir. Henüz on ikisinde Berlin'de dört kişinin tecavüzüne uğrayan Zargana, bu olaydan sonra kendini insan sınıfından sıyırır. Ne var ki insan olmaktan uzaklaşıp "hiç"e yaklaştıkça kendisine döner; aşık olur. Parçalanmış benliğini onarmak için, başkalarının oynadığı bir "hayat oyunu"nu sahnelemeye koyulur...

Türk edebiyatında şimdiden farklılığını kanıtlamış olan Hakan Günday, Zargana'da bunca karmaşık bir öykünün altından yalın ve duru bir anlatımla kalkıyor. Hayat, varlık, hiçlik, oyun, zeka, kudret ve acizlik arasında gidip gelen bir metin.

Klaus Stadtke – Şipşak Dostoyevski

Şipşak Dostoyevski Kitap Kapağı Şipşak Dostoyevski
Klaus Stadtke
Doğan Kitap
176

Büyük yazarı her yönüyle tanımanız için Şipşak Dostoyevski emrinize amade!

Dev Rus yazarın romanlarındaki kahramanları genelde katiller, mazoşistler, kurnaz budalalar, tutkularının ve fikirlerinin peşinden giden sıra dışı insanlardır. Suç ve Ceza'yı, Ecinniler'i ya da Freud'un dediği gibi "gelmiş geçmiş en mükemmel roman" olan Karamazov Kardeşler'i anımsamamız yeterli...

Rus yazarın son derece etkili canlandırmalar yaptığı romanları; insanoğlunun, kaynağı belirsiz baskılara maruz kaldığı, dürtüleri ve psikozlarına yenildiği bir ortamda nereye kadar gidebileceğini gözler önüne serer.

Olağanüstü bir Dostoyevski uzmanı olan Klaus Städtke, okuru ihtiras, para, iktidar hırsı ve tutkulu aşklarla dolu; aynı zamanda kişinin kendini tanıma ve içsel dönüşüm süreçlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Dostoyevski'nin eserlerinden yarattığı ustalıklı özetlerle, yazarın şaheserlerindeki heyecanlı ve şok edici sahnelere tanık olmamızı sağlıyor.

Reinhold Hartmann – Şipşak Mozart

Şipşak Mozart Kitap Kapağı Şipşak Mozart
Reinhold Hartmann
Doğan Kitap
184

Şipşak Mozart, dâhi müzisyen hakkında bilmeniz gereken her şeyi sunuyor.

Mozart gerçekte nasıl biriydi? Onu iyi tanıyan Herman Hesse "Mozart'ı ne kadar çok sever, onunla ne kadar çok meşgul olursanız, kişiliği sizin için o kadar karmaşık hale gelir" der. Ne var ki bir yerden başlamak gerek.

Hatta gecikmemenizi şiddetle tavsiye ederiz. Mevzu klasik müzik olduğunda pot kırmak istemiyorsanız bu işi bir an önce halletseniz hiç de fena olmaz. Şipşak Mozart, bu dâhi müzisyen hakkında bilmeniz gereken her şeyi size sunuyor.

Reinhold Hartmann, otuz yıl gibi kısa bir sürede altı yüzden fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart'ın roman ve oyun yazarlarına, hatta yönetmenlere ilham kaynağı olan sıradanlıktan uzak yaşamından da kesitler veriyor.

Haydi Şipşakçılar biraz da müzik!

Sevil Atasoy – Kusursuz Cinayet Yoktur

Kusursuz Cinayet Yoktur Kitap Kapağı Kusursuz Cinayet Yoktur
Sevil Atasoy
Doğan Kitap
244

Dünyaca ünlü adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, ağırlıklı olarak cinsel zevk amaçlı cinayetleri ve seksüel seri katilleri ele aldığı Kusursuz Cinayet Yoktur'da, sadistlerin ve mazoşistlerin kanlı serüvenlerini aktarıyor, "zevkine ölüm" dosyalarını aralıyor.

Asla bulunmak istemeyeceğiniz evlerde yaşananlar, günlerce süren işkenceler, yanlışlıkla 19 yıl cezaevinde kalan masumlar, yanlış değerlendirilen deliller, Atasoy'un incelikli anlatımıyla karşınızda…

Kan nasıl sıçrar…
Satanizm ayinlerinin içyüzü…
Cinsel suçlar nasıl araştırılır, nasıl aydınlatılır…
Seks köleleri neler yaşar…
"Beni soluksuz sev!" diyen kimdi…
Münevver Karabulut cinayeti ve morgdaki hayalet…

Prof. Dr. Sevil Atasoy, 1949'da, İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun oldu, biyokimya alanında uzmanlık ve tıp bilimleri doktorası yaptı. Olay yeri inceleme, kriminal laboratuvarların gelişmesi ve DNA analizlerine katkısı nedeniyle ulusal ve uluslararası ödüller aldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyeliğinin yanı sıra, 1980-1993 arasında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nün 1987-2005 yılları arasında müdürlüğünü yürüttü ve 2009'a kadar öğretim üyeliğini sürdürdü. 2005-2009 arası, Hürriyet gazetesinde haftalık adli bilim yazıları kaleme aldı. Prof. Atasoy, 2005-2010 arasında Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyeliği yaptı ve kurulun başkanlığını üstlendi. Atasoy ayrıca, Mağduriyet Projesi'nin yürütücüsü, Kanıt adlı televizyon programının konsept sahibi ve hikâye danışmanı, Teşvikiye Laboratuarı, IFSS (Uluslararası Adli Bilim Hizmetleri) ve S. Atasoy-Ekinci danışmanlık şirketlerinin sahibidir.

Sevil Atasoy – Labirent

Labirent: Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası Kitap Kapağı Labirent: Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası
Sevil Atasoy
Doğan Kitap
204

Napolyon’un Rusya seferine katılan 690 000 Fransız askerinin yalnızca 3 000’i
geri dönebildi. Tarih onların, dondurucu soğuk, açlık, dizanteri ve yüksek
ateşten öldüklerini yazdı. Ama?..
Marilyn Monroe’nun ölümünün arkasında Mafya, CIA veya FBI gibi örgütlerden biri olmasın sakın?.. Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü,
öldürüldü mü? Kıskanç bir kocanın mı kurbanı, yoksa yeteneğini
kıskananların mı? 2006 yılında doğumunun 250. yılı kutlanan Mozart’ın ölümünün ardındaki sır perdesi, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi aralanıyor.
DNA’yla belki de tarih yeniden yazılıyor. Günümüzün "suç" dünyasındaki en
çapraşık olaylarda bile suçlunun ve suç aletlerinin saptanmasında, çok farklı ve kesin sonuçlara varılmasında bilimsel ve teknolojik gelişmeler önemli rol
oynuyor artık.
Adli tıp alanında uluslararası bir üne sahip Prof. Dr. Sevil Atasoy, Labirent’te
suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasında geliştirilen yöntemleri bilimin ışığında
ve örneklerle gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanında, olay yeri inceleme birimlerinde ve kriminal laboratuvarlarda çalışanların labirentlerde
dolaşarak suçu nasıl aydınlattıklarını, suçluyu, suçsuzdan nasıl ayırdıklarını
anlatıyor. Ve gerçeğe, sadece gerçeğe ulaşmaya çalışlan delil avcılarının, zor,
ama bir o kadar gizemli ve çekici dünyasında yolculuğa çıkarıyor okuru.

Umberto Eco – Prag Mezarlığı

Prag Mezarlığı Kitap Kapağı Prag Mezarlığı
Umberto Eco
Doğan Kitap
496

19. yüzyılda Paris: Komün Günleri; hançer darbeleri; absent dumanları arasında hazırlanan cinayetler; kanalizasyonda yatan cesetler; patlamalar; isyanlar; takma sakallar; sahte noterler; düzmece vasiyetler; satanist örgütler; kara ayinler; cinsellikle pek fazla ilgilenmeyen, hastalarının rüyalarına burnunu sokmamaya kararlı bir Doktor Froïde Torino, Palermo, Paris şehirlerinde dolaşan histerik bir satanist; iki kez ölen bir rahip; masonlara karşı entrikalar kuran Cizvitler; rahipleri kendi bağırsaklarıyla boğan masonlar; çarpık bacaklı raşitik bir Garibaldi; bir sahte belgenin Siyon Bilgelerinin Protokollerine dönüşmesi...

Umberto Eco, 2010 yılında İtalya'da yayımlanır yayımlanmaz çoksatarlar arasına giren romanı Prag Mezarlığı'nda, çok renkli, çok katmanlı, çok kişilikli bir dünya sunuyor bize. Hitler'in Yahudi soykırımının gerekçesini oluşturduğu iddia edilen Siyon Bilgelerinin Protokolleri'nin ortaya çıkışını ele alıyor bu eserde. Dönemin popüler macera romanlarından gazete yazılarına kadar çok sayıda kaynağın bir araya gelmesiyle oluşan protokollerin tarihçesini, o dönemin tefrika romanlarına uygun bir tarzda ve tabii ki her zamanki gibi engin tarih, edebiyat ve popüler kültür bilgisini konuşturarak romanlaştırıyor. Üstelik dönemin kaynaklarından seçilmiş uygun resimlerle. Okurları tam bir karnaval bekliyor!

Chris Stevens – Uygulama Zenginleri

Uygulama Zenginleri Kitap Kapağı Uygulama Zenginleri
Chris Stevens
Doğan Kitap
228

Servet kazanan uygulama geliştiricilerinin sırları...

Şimdiye dek yapılmış en başarılı uygulamaların altında yatan sırları keşfetmeye hazır olun!

Angry Birds, Doodle Jump, Harbor Master, Pocket God ve diğerleri... Tüm dünyada milyonların tutkusu haline gelen bu uygulamaların yaratıcıları kimler? Nasıl kazanıyorlar? Neden kaybediyorlar?..

Uygulama yaratıcılarının ortak bir özelliği var: Akıllı, tutkulu ve hayalperestler. Onlar uyurken bile banka hesaplarına para yağmaya devam ediyor. Ama onların dünyasında her şey o kadar da tozpembe değil.

Çok kısa sürelerde milyon dolarlar kazanıp kaybetmenin mümkün olduğu, ilk on listesinden düşmenin silinip gitme anlamına geldiği bir dünya düşünün... Girişimci sermayedarların yeri geldiğinde bir uygulama için milyon dolarlar harcadıkları ve on beş yaşındaki çocuklara boyun eğdikleri tuhaf, karmakarışık bir dünya...

Uygulama Zenginleri'nde, uygulama tasarımcısı ve teknoloji yazarı Chris Stevens, en başarılı uygulama geliştiricilerinin hikâyelerini tüm gerçekliğiyle kaleme alıyor. Yazılımlarıyla hayatımızı değiştiren uygulama dâhilerinin çok özel dünyasının kapılarını açıyor.

Nil Karaibrahimgil – Nil’in Kelebekleri

Nil'in Kelebekleri: İçimi Açsan Nar Ama Yerim Dar Kitap Kapağı Nil'in Kelebekleri: İçimi Açsan Nar Ama Yerim Dar
Nil Karaibrahimgil
Doğan Kitap
336

"Kadınlar çok seyrek olarak söylediklerini kastederler.

Asıl demek istediklerini bulmak için, sakın 'ne demek istiyorsun' diye sormayın. Bu soru sizi, kastedilmeyecek başka bir cümleye yönlendirir ve aslolandan gitgide uzaklaşmanıza sebep olur. Bu sebeple sonuç ilişkisi kurulmaz.

Mesela sık kullanılan bir cümleyi ele alalım: 'Yalnız kalmak istiyorum.'
Cümlenin öznesi 'ben', burada 'sen' manasında kullanılmış. 'İstiyorum' olumlu gibi dursa da olumsuz, yani asıl kökü 'istemiyorum'. Buraya kadar cümlemiz 'Sen yalnız kalmak istemiyorum.'

Böyle bir cümleye pek rastlanmadığından, yuvarlamamız gerekir. Yuvarlarsak aslolan cümleye varırız: 'Sen yalnız kalmamı isteme!'

Bu cümleyi canlandırabilecek erkek yok denecek kadar azdır. Kadın yalnız kalmak istemiyor, bu kesin. Fakat bu yeterli değil.

Onun yalnız kalmasını istememelisiniz.

Ayrıca kadını bu raddeye getirmeyin. Kadınlar yalnız kalmayı asla istemez. Şayet kendilerini yalnız hissederlerse, pıt diye doğuruverirler. Elde var iki olurlar. Bir suyla şaka olmaz, bir de kadınlarla..."

Hasan Cemal – Kürtler

Kürtler Kitap Kapağı Kürtler
Hasan Cemal
Doğan Kitap
592

Kürtleri, Kürt sorununu, PKK ile şiddet ve terör yıllarını perde arkasında olup bitenlerle öğrenmek ister misiniz? Güneydoğu'yu, Kuzey Irak'ı kan ve ateş coğrafyasını bir gazetecinin gözlüğüyle gezmeye ilgi duyar mısınız? Ya da Ortadoğu'da terör ve şiddetin beşiği Bekaa Vadisi'ne uzanıp Apo'yla bir geceyarısı buluşmasına ne dersiniz? Cudi Dağı'nın tepesinde askerle sabahlamak, Diyarbakır'da, Şırnak'ta PKK'lılarla, Kürt aydınlarıyla buluşmak, Cizre'de, Dicle Nehri'nin kıyısında veya Kızıltepe ile Viranşehir'de Kürtlerle kebap yemek, Ankara'da devlet büyükleriyle, Genelkurmay başkanlarıyla, istihbarat yetkilileriyle konuşmak, Beyrut ve Şam'da havayı koklamak, Washington'da istihbarat camiasıyla temasa geçip Türkiye'yi 1984 yılından başlayarak kanatan bir sorunu anlamaya çalışmak ister misiniz? Bu kitapta yalnız Kürtler yok, Türkler de var. Yalnız siyaset yok, özellikle insanlar ile onların yaşadıkları dramlar da var. Bu kitabın hazırlığı on sekiz yıl öncesine gidiyor. Yazılmasına gelince, "Yaşamak için ille de acı çekmek mi lazım?" diye diye iki yıl sürdü.

Sylvia Day – Sana Soyundum

Sana Soyundum Kitap Kapağı Sana Soyundum
Sylvia Day
Doğan Kitap
380

Dünyada olay yaratan üçleme nihayet Türkçede!

Crossfire serisi 1. Kitabı...

Ateşle oyna!

Sana Soyundum Amerika'da haftalarca bestseller listelerinden inmeyen, tüm dünyada 38 ülkeye satılan Crossfire üçlemesinin ilk kitabıdır.

"Sana ihtiyacım var, Gideon" dedim soluk soluğa ve tahrik olduğu için şimdi daha da yoğunlaşmış olan kokusunu içime çektim. Sırf teninin baştan çıkarıcı kokusu yüzünden hafifçe sarhoş olduğumu düşündüm. "Beni çıldırtıyorsun."

Bileklerimi bırakıp yüzümü avuçlarının arasına aldı ve dudaklarını dudaklarıma sertçe bastırdı. Pantolonuna uzanıp gizli fermuara ulaşabilmek için iki düğmeyi açtım...

New York'un en gözde bekârı, Cross Holding'in varisi Gideon Cross -namı diğer Bay Gizemli ve Tehlikeli- Eva'nın karşısına çıktığında genç kadının yapabileceği tek bir şey vardı: Tüm bedeni ve ruhuyla ona teslim olmak...

Haruki Murakami – Zemberekkuşu’nun Güncesi

Zemberekkuşu'nun Güncesi Kitap Kapağı Zemberekkuşu'nun Güncesi
Haruki Murakami
Doğan Kitap
744

İmkansızın Şarkısı adlı eseriyle tüm dünyaya adından söz ettiren Çağdaş Japon Edebiyatı’nın sevilen yazarlarından Haruki Murakami’nin ödüllü eseri Zemberekkuşu’nun Güncesi, Murakami’nin eşsiz üslubuyla 2005 yılında yayımlanmıştır.

Tokyo’nun mahallerinden birinde yaşayan genç Toru Okada, karısının kayıp kedisini aramaktadır. Toru, çok geçmeden Tokyo’nun kendi halindeki yüzeyinin alt kısımlarında gizlenmiş bir dünyada karısını da ararken bulur kendini. Toru’nun arayışları birbirleriyle kesişirken Toru Okada, burada tuhaf bir grup müttefikle ve kötü karakterle karşılaşır: psişik güçlere sahip bir hayat kadını, kötü kalpli fakat medyatik bir politikacı; 16 yaşında marazi bir kız ve Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Mançurya Seferi’nde yaşadığı son derece berbat deneyimler yüzünden kalıcı hasar almış yaşlı bir gazi...

Eser, Doğan Kitap’ın sunumuyla Murakami’nin sıradışı edebiyatını okuyuculara tanıtıyor.

Sema Kaygusuz – Esir Sözler Kuyusu

Esir Sözler Kuyusu Kitap Kapağı Esir Sözler Kuyusu
Sema Kaygusuz
Doğan Kitap
88

"Yumurta büyüklüğünde olduğuna inandığım bir tutku taşıyorum göğsümde. Pelür bir zarla koruyabiliyorum onu. Şükürler olsun, koçbaşlarla saldıran soruların yıkıcı etkisine, onca narinliğine karşın dayanabiliyor. Yine de, tutkumu haznesinde dengeli bir biçimde taşıyabilmek için sürekli dik ve temkinli yürüyorum. Kaygımsa en az onun kadar büyük. Onu koruyan bir duam da var üstelik: Ey benim güzel Allah'ım! Yetkinlikten, okuruna güvenmeyen kör parmağım gözüne metinler yazmaktan beni koru. Bırak bir gözüm hep kapalı kalsın. Bundan sonra yazarken hiçbir şeyi aktarmak, kurmak, hesaplamak istemiyorum. Dileğim duyumsamak, yalnızca duyumsamak..."