Mario Levi – Bir Yaz Yağmuruydu

Bir Yaz Yağmuruydu Kitap Kapağı Bir Yaz Yağmuruydu
Mario Levi
Doğan Kitap
280

Bu kitap, Mario Levi'nin 1984-2004 yılları arasında, çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarını bir araya getiriyor. Yazıları yazarın kendisi seçti, yazma serüvenini anlatan bir hikâyenin içine koydu. Bir başka deyişle bu yazıları sadece derlemek ve toplamakla kalmadı, otobiyografik bilgiler de içeren bir ara metinle okurun yeniden karşısına çıkardı. Yazdıklarını yorumladı, zaman zaman da eleştirmeyi göze aldı. Bir yazı yolculuğunun fotoğrafları bunlar. Albüm müzik yazılarından azınlık sorunsalına ve kimlik arayışına yönelik sorgulamalara uzanan bir yelpazeyi gözler önüne seriyor. Yazar geçmişi, bugünü, yaptıkları ve yapamadıklarıyla yüzleşiyor...

Mario Levi – İstanbul Bir Masaldı

İstanbul Bir Masaldı Kitap Kapağı İstanbul Bir Masaldı
Mario Levi
Doğan Kitap
804

Masal 1920`li yılların İstanbul`unda başlayıp, 60`lı yılların İstanbul`unda bitiyor.

Mario Levi bir Yahudi ailesinin, 1920-1980 yılları arasında İstanbul`da yaşadıklarını kaleme alıyor. Ailede yaşanan göçler, aileye başka ülkelerden katılanlar, başka ülkelere göç edenler, "İstanbul Bir Masaldı" göçlerle birlikte başka bir ülkeyi, daha da önemlisi kendi ülkesini arama çabasındaki insanların öyküsü. Tam da bu sebeple kitabın asıl kahramanı İSTANBUL, barındırdığı ve yok ettiği "umutlar"la İstanbul.

2000 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü`nü alan "İstanbul Bir Masaldı", 1999 yılında ilk yayımlandığında büyük ilgi görmüştü.

"İstanbul Bir Masaldı" için şöyle diyor Levi:

"İsteyen, bildiklerini yeniden görmek için, kitabın başındaki "sığırcıklar"bölümünü okumakla yetinebilir... Başkalarını anlamak için bu çaba da yeterli olabilir. Ama kronolojik olarak baştan sona okuduğunuzda farklı bölümlerde, herkes kendine farklı bir öykü de oluşturabilir."

Mario Levi – En Güzel Aşk Hikayemiz

En Güzel Aşk Hikayemiz Kitap Kapağı En Güzel Aşk Hikayemiz
Mario Levi
Doğan Kitap
200

"Yere uzanıyor, yıldızlara bakıyoruz. Bu yıldızların birinde çok eski bir hasreti yaşayabiliriz diyorum. Biz yüzyıllardır orada, o hikayedeydik diyorsun. Bir yudum daha alıyorum içkimden. Alkolün damarlarımda dolaşmasından, bedenimi kaçınılmaz bir biçimde uyuşturmasından mı bu hayale yolculuğum, seninle bu yıllanmış hikayeyi bir kez daha düşünebiliyor olmamdan mı bilemiyorum. Ama dalgalar o hikayede, o eski romanlarda da böylesine etkileyiciydi sanırım. Uzun, çok uzun bir geceye hazırlanabileceğimizi düşünüyorum öyle olunca da, güneşin doğuşunu biraz da bu yüzden kaçırmamalıyız, hiç olmazsa bu kez kaçırmamalı, buruk bir sevinçle de olsa karşılamalıyız diyorum. Susuyorum, o yıldıza kayıyor gibi oluyorsun durup dururken. İşte o anda yeniden başlıyor hikayemiz."
Bu hikaye bir arayışı dile getirir. Anlatıcı, kahramanlarının iç dünyasında ve yaşadığı şehrin en gizli köşelerinde, ulaşamadığı bir sevgilinin izini sürer. Aşkın tarihi, hikayesinde gizlidir. Soru da ister istemez kendisini bir kez daha dayatır: en güzel aşk yaşanamayan, en dokunulmamış, hayallerle beslenen aşk mıdır yoksa?..

Mario Levi – Lunapark Kapandı

Lunapark Kapandı Kitap Kapağı Lunapark Kapandı
Mario Levi
Doğan Kitap
646

"Sen sadece duyduklarım karşısında sağır kalarak değil, bir başkasını seçerek ve aramıza bir başka odayı koyarak, benden o kadar değerli bir şeyi koparıp onlara götürdün ki, yıllardır acısını duymadığım bir yarayı öylesine kanattın ki! (...) İçimden götürdüğüm ve bana artık asla geri veremeyeceğin parçam, benim zaferimdi, en nihayet yaşayabildiğim zaferimdi İnci. Bu zafer gücünü, bir kadının bana tutkuyla bağlanmasından alıyordu. (...)
O yaralı çocuklar, yaralarını kurmak istedikleri ailelere isteseler de istemeseler de taşırlardı hep. O yaralı çocuklar, sadece yaralı aileler kurabilirlerdi... Bir kaderdi bu sanki..."
Hayalleri, masalları ve yenilgileri olmayan insan, yaşadığını söyleyebilir mi? Ya o tutku ilişkileri? Bizi bir yerlere götüreceğine hep inanmak istediğimiz, o aşklar, o sevgililer? İlişkilerimizde duvarlar ören ve bunu bize hissettiren kimdir aslında? Kendini kazanmanın bedeli, birilerini kaybetmeyi göze almak mı? O hayalleri yolun neresinde yitiriyoruz?
Lunapark Kapandı, bu sorulara yanıtlar arayanların, diğer yandan da gidenlerin, gitmeyi bilenlerin ve hep aynı yerde kalanların, kendilerini bir odaya tutsak edenlerin hikayesi... Geriye, bir düzen kurduklarına inananların, oyunlarına sığınanların hayatın neresinde olduklarını sormak kalıyor...
Ve roman bir gerçeği gösteriyor: bu yalanlarımızla o kadar kalabalığız ki aslında...

Mario Levi – Madam Floridis Dönmeyebilir

Madam Floridis Dönmeyebilir Kitap Kapağı Madam Floridis Dönmeyebilir
Mario Levi
Doğan Kitap
168

Bu kitabın adını, beklemediğim bir zamanda, bir yolculuğu çıkarken buldum. Bir kış gecesiydi. Beni İstanbul' dan Ankara'ya götürecek otobüsteydim. Hareket saatini bekliyordum. O otobüse o anda, ellerinde, çok şık giyinmiş bir adam bindi, arkamdaki koltuğa oturdu. Muavin çocuk, herkesin yerini alıp almadığını öğrenmek için geldi sonra. Adam, kısa bir süre tepkisiz kaldıktan sonra, çocuğa, üzgün bir sesle, 'O arkadaş gelmeyebilir... Biz gidelim...' dedi.

Büyünün başladığı andı o an. O adamın hikayesini o gün bugündür bulamadım. O adamın kimi, ne için beklediğini de öğrenemedim elbet, o otobüse hangi duygularla bindiğini de ... Ama bu sözler, bana bir yerlerde, birbirlerinin dönüşünü beklediğimiz hep hatırlattı.

Bu kitabı biraz da o insanlar için yazdım.

Jo Nesbo – Nemesis

Nemesis Kitap Kapağı Nemesis
Jo Nesbo
Doğan Kitap
516

Dünyada romanları 15 milyon satan İskandinav polisiyesinin 1 numarası

Jo Nesbo

"İntikam arındırır"

Çağdaş polisiyenin en etkileyici başkahramanlarından Harry Hole ile tanışın...

Oslo'da bir banka soygunu sırasında banka görevlisi öldürülünce, Dedektif Harry Hole soruşturmaya dahil olur. Harry, hiçbir iz bırakmayan soyguncunun peşindeyken, eski kız arkadaşı Anna'nın yemek davetini kabul eder. Akşam yemeğinin ertesinde kendi evinde uyandığında, son 12 saatte neler olduğunu anımsayamadığını fark eder. Anna ertesi gün ölü bulunur, çok geçmeden o geceden haberdar olan biri Harry'yi tehdit etmeye başlar. Harry Hole hem kendini temize çıkarmak, hem de devam eden banka soygunlarını durdurmak zorundadır.

"Nesbo'nun romanları çılgınca bağımlılık yaratıyor."
-Vanity Fair-

"Yeni Stieg Larsson."
-Independent-

Jo Nesbo – Şeytan Yıldızı

Şeytan Yıldızı Kitap Kapağı Şeytan Yıldızı
Harry Hole Serisi 2. Kitap
Jo Nesbo
Doğan Kitap
472

Oslo'da bir seri katil mi kol geziyor?

Genç bir kadın evinin banyosunda ölü bulunur. Elinin parmaklarından biri eksiktir ve göz kapağının altında yıldız şeklinde kırmızı bir elmas vardır. Oslo polisinin parlak dedektifi Harry Hole kendini yine içkiye vermiş, polislikten atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Katilin kurbanlarına bıraktığı yıldız şeklinde kırmızı elmasın şifresini çözmek için tekrar işine sarılan Harry Hole, bu vakada beraber çalıştığı can düşmanı dedektif Tom Waaler'le de ciddi bir hesaplaşmaya girişmek zorunda kalacaktır.

"Şeytan Yıldızı ustalıkla kurgulanmış, iniş çıkışlarla dolu bir kitap. Nesbo müthiş bir tempo yakalamış. Şiddetle tavsiye edilir."
-The Guardian-

Reşad Ekrem Koçu – Kızlarağasının Piçi

Kızlarağasının Piçi Kitap Kapağı Kızlarağasının Piçi
Reşad Ekrem Koçu
Doğan Kitap
72

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…

Kızlarağası Sünbül Ağa'nın Sultan İbrahim'e sunduğu Gürcü dilberi Zafire'nin oğlu Osman'ın başına neler geldi? Haremin civarındaki ağaçlar neden kesildi? Abaza Mehmed Paşa ne yaptı da IV. Murad'ın bile taklit ettiği bir "moda ikonu" oldu? Saray baltacılarından Deli Hüseyin'in, İran elçisinin hediyesi "katı yay"la başlayan Osmanlı tarzı "başarı öyküsü". İstanbul gümrüklerinin kadın mültezimi Ester Kira'nın hazineye verdiği kalp akçeler nelere yol açtı? Gemici mahallesi Kasımpaşa fetihle başlayan tarihi boyunca neler gördü? Bütün bu meraklı soruların cevapları Reşad Ekrem Koçu'nun renkli kaleminden Kızlarağası'nın Piçi'nde.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."

-Orhan Pamuk -

Reşad Ekrem Koçu – Yeniçeriler

Yeniçeriler Kitap Kapağı Yeniçeriler
Reşad Ekrem Koçu
Doğan Kitap
400

Reşad Ekrem, Yeniçeri Ocağı'nı, kuruluşundan "şehir eşkıyası"na dönüp kaldırılışına kadar, bütün tarihi içinde ele alıyor. Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Osman Gazi'den Sultan Vahideddin'e yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu'na hükmeden anlı şanlı padişahlar… Savaş meydanlarında, sefer yollarında, sarayda, kılıçla, zehirle, cellat eliyle biten saltanat hikâyeleri…

Reşad Ekrem Koçu Osmanlı Padişahları'nda tüm ihtişamları ve zaaflarıyla Osmanlı sultanlarını ete kemiğe büründürürken kısa bir imparatorluk tarihini de renkli üslubuyla okurlara sunuyor.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu"
-Orhan Pamuk-

Orhan Karaveli – Bir Ankara Ailesinin Öyküsü

Bir Ankara Ailesinin Öyküsü Kitap Kapağı Bir Ankara Ailesinin Öyküsü
Orhan Karaveli
Doğan Kitap
192

Orhan Karaveli, ailesinin hikâyesi üzerinden bir kentin ve bir cumhuriyetin oluşma serüvenini anlatıyor.

'Ankara adı 'gemi çapası' anlamındaki 'anchor'dan değil Rusya'da Baykal Gölü kıyısındaki 'Ankara' kentinden gelmiştir. Ankara'mızın kurtuluş mücadelesi tarihimizde en aziz bir yeri, Ankaralılar'ın da ayrı bir şeref payı vardır. Benim gönlümde ise bambaşka bir yerleri! ..'

-Mustafa Kemal Atatürk-

Yunanistan Başbakanı Venizelos öneriyor:

'... Nobel Barış Ödülü Mustafa Kemal Atatürk'e verilmelidir...'

Mehmet Akif 'İstiklal Marşı'nı ilk kez Ankaralı bir genç kıza okudu...

'Sarı Paşa' kente gelinceye kadar Ankara'da çokları Türk olduklarını bilmezdi...

Orhan Karaveli – Kendi Heykelini Yapan Adam: İlhan Selçuk

Kendi Heykelini Yapan Adam: İlhan Selçuk Kitap Kapağı Kendi Heykelini Yapan Adam: İlhan Selçuk
Orhan Karaveli
Doğan Kitap
224

Orhan Karaveli altmış yıllık arkadaşı İlhan Selçuk'u anlatıyor...

"İlhan Selçuk bir yurtseverlik anıtı, bir insanlık savaşımcısıydı. Onun için kitaplar dolusu konuşmak, anlatmak gerek. İşte bunu bir arkadaşımız gerçekleştirdi. İlhan Selçuk'u yeni kuşaklara gerektiğince tanıtacak bir çalışma içindeki sevgili Orhan Karaveli'ye bin teşekkür."
Oktay Akbal

"Kitap boyunca düşündüm; böylesine çok yanlı, insanlığın her halini kişiliğinde barındıran bir Aydınlanmacının özelliklerini belirten anıları, mektupları Orhan Karaveli gibi, önemli kitaplara imza atmış deneyimli bir gazeteciden başka kim, dağın dibindeki cevheri keşfedercesine somut verilerle okuyucuya ulaştırabilirdi?.. Karaveli, Kendi Heykelini Yapan Adam kitabıyla, İlhan Selçuk'un Aydınlanmacı kişiliğine tanıklık görevini yerine getirmiştir."
Adnan Binyazar

Elif Şafak – Aşk

Aşk Kitap Kapağı Aşk
Elif Şafak
Doğan Kitap
420

Yazarın 2009 yılında Doğan Kitap tarafından K.Yiğit Us çevirisiyle yayımlamış olduğu eseridir. Kitabın kapağında fotoğraf sanatçısı Ebru Bilun Akyıldız’ın “Kadın Kalbi” adlı fotoğrafı yer almaktadır.

Elif Şafak bu kitabında biri günümüzde, diğeri ise 1200’lü yıllarda geçen iki öyküyü anlatıyor. Kitap iki farklı öykü şeklinde kurgulanmış olsa da bu iki hikayeler  “aşk” temelinde birbirlerine bağlı. Yazar bu kitabı için “Ben "aşk"ı anlatmak istedim. Hem dünyevî hem manevî boyutlarıyla aşkı yazdım.” demiştir.

Ella Rubinntain, 40 yaşında bir ev hanımıdır ve düzenli bir hayatı vardır. Bir gün bir yayınevinde editör asistanı olarak işe başlar ve eline incelemesi için bir kitap geçer. A. Z. Zahara adındaki gölgede kalmış bir yazarın eserini inceleyen Ella, kitabın tasavvuf felsefesinden oldukça etkilenir. Ella, etkisinde kaldığı bu kitap nedeniyle bir arayışa düşecektir.

Kitabın en ilgi çekisi yanı ise Elif Şafak ‘ ın Aşkı 40 kuralla sıralaması. Yazar bu 40 kuralı Şems’in söylemlerinden ilham alarak oluşturmuştur.

Elif Şafak – Bit Palas

Bit Palas Kitap Kapağı Bit Palas
Elif Şafak
Doğan Kitap
384

Bazı romanlar bittiklerinde başa dönüp ilk sayfaları tekrar okumak istersiniz. Romanı birkaç günde okusanız bile, sanki ilk sayfaları okuyalı aylar, hatta yıllar geçmiş gibi, nasıl ve nerede başladığını anımsamakta zorlanırsınız.
İşte Elif Şafak’ın Bit Palas romanını bitirdikten sonra bunları hissettim ve tekrar başladım okumaya…
Asuman Kafaoğlu Büke / Cumhuriyet Kitap

Edebi ve yazınsal başarısı, Türk kimliğini ve ülkenin tarihine yaklaşımını edebiyat yoluyla yeniden tanımlamayan genç kuşak yazarlar arasında Şafak’ı temsilci olarak öne çıkarıyor...
Bu roman enerji dolu ve gizemli bir yolculuğa davet ediyor insanı; tutkuyla, gülmeceyle ve Türkiye’ye dair bir dolu fotoğraf karesiyle...
The Independent

Elif Şafak – Med-Cezir

Med-Cezir Kitap Kapağı Med-Cezir
Elif Şafak
Doğan Kitap
280

"… bir gün bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir 'yabancı'yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek... O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar."

"Med-Cezir başlığı altında yazılarını toplamış Elif Şafak. (…) Dergilerde, gazetelerde yayımlanmış yazılar. Tarihsiz, çoğu kez de tarifsiz. Kendini de benzettiği, kökleri havada Tuba Ağacı gibi metinler. Böyle de olması gerek. Metin tek başına boşlukta duruyorsa duruyordur zaten. Durmuyorsa hiç durmasın zaten. Tarihsiz durabiliyorsa tarif edebilir kendini metin."
-Ece Temelkuran-

"Elif Şafak'ı yalnız romanlarından tanıyanlara, kafalarındaki fotoğrafın eksik karelerini tamamlamak için Med-Cezir'deki yazıları okumalarını salık veririm. Burada kanlı canlı, öfkesiyle, inadıyla, kırılganlığıyla, tutkularıyla velhasıl renginin bütün tonlarıyla Elif Şafak var."
-Ali Çolak-

Elif Şafak – Firarperest

Firarperest Kitap Kapağı Firarperest
Elif Şafak
Doğan Kitap
236

“İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür. Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur. Aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Kendimizi keşfetmek Öteki'ni keşfetmek...”

-Elif Şafak – Firarperest’ten bir alıntı

Kasım 2010 tarihinde Doğan Kitap tarafından yayımlanan Elif Şafak kitabı Firarperest, yazarın alışılagelmiş roman türünden ayrılarak yazdığı deneme türündeki kitaplarından biridir. Kitabın kapak tasarımı Uğurcan Ataoğlu’na aittir, kapak fotoğrafını ise ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut çekmiştir. Grafik tasarımını Fatma Yollar’ın yaptığı kitapta M. K. Perker’in illüstrasyonları dikkat çekmektedir.

 

Elif Şafak, Firarperest adlı denemesinde kendi ruhunun içinde sıkışıp kalmış insanların kendi öz benliklerine “firar” edip kendilerine daha yakından bakmayı anlatmaktadır.