Hüseyin Rahmi Gürpınar – Muhabbet Tılsımı
Roman / 5 Eylül 2017

Kitap Adı: Tesadüf – Muhabbet Tılsımı Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 485 Hüseyin Rahmi’nin iki romanını aynı ciltte yayımlıyoruz. Tesadüf, 19. yüzyılın sonlarında, İstanbul’da, bir falcı kadının ‘ağına’ düşürdüğü insanları anlatıyor. Öyle ki avlananlar arasında yoksul mahallelerin bol dedikodulu, çocuklu ve gürültülü kadınları-, külhanbeyi tavırlarıyla racon kesen delikanlılar; batakhaneler ve batakhanelerin güzelleri; zengin ailelerin eğitimli lakin sorumsuz hayta gençleri var. Ama bir de çapkınlar… Muhabbet Tılsımında ise 550. yüzyılın başlarında, İstanbul’da, bu sefer kendi tatmin edilemez heveslerine ‘av’ olan insanlar anlatılıyor. Bir muskanın gücüne, bir sahte dervişin hikmetine derhal inanıveren, elde etmek istediğine ulaşmak için her şeyi göze alabilen, ahlakça düşkün, içinde bulunduğu sefih durumu kavrayamayan insanlar… Ama bir de çapkınlar… Falcılara, sahte dervişlere, büyüye, muskaya, üfürükçülüğe hâlâ inanıldığı düşünülürse Hüseyin Rahmi’nin sorun kabul ettiği bu durumun değişmediğini ‘acı bir hakikat’ olarak kabul etmek gerekiyor.

Adalet Ağaoğlu – Ruh Üşümesi
Roman / 25 Ağustos 2017

Kitap Adı: Ruh Üşümesi Yazar: Adalet Ağaoğlu Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 140 “Perdeler lekeli olabilir ama ilk aşk lekesizdir.” “Baştan sona ana izleği erotizm olan ve bu açıdan da Türk yazınındaki “ilk” erotik roman diyebileceğimiz Ruh Üşümesi!” -Yıldız Ecevit- “Bir bağlamda Ruh Üşümesi’ne sürgün edilen yalnızlığın, bastırılan duyguların, tüketilen benliğin “ayma an”larını yakalayışın romanı diyebiliriz.” -Feridun Andaç-

Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi
Roman / 25 Ağustos 2017

Kitap Adı: Bir Düğün Gecesi Kitap Serisi: Dar Zamanlar 2 Yazar: Adalet Ağaoğlu Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 380 “İntihar etmeyeceksek içelim bari!” “Denebilir ki, Türkiye’de aydın sorununu Türkiye’nin tarihsel dönüşümüne somut insana eklemleyen romanlar, ilk kez Adalet Ağaoğlu’nun çabasıyla gerçekleştirilmiştir. Ağaoğlu, günümüzün hiç kuşkusuz en önemli romancısı. Bir Düğün Gecesi, yalnız uzmanların, eleştirmenlerin üzerinde düşünce birliğine vardığı bir roman değil; aynı zamanda geniş bir okuyucu kitlesi tarafından benimsenen, tartışılan bir eser.” -Hilmi Yavuz- Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ile aydınların iç dünyasına açılan pencere, Adalet Ağaoğlu’nun o nefis yapıtı Bir Düğün Gecesi ile Tanpınar’ın Huzur’unun bir uzantısı niteliğine bürünmektedir. -Vedat Günyol-

Ernesto Che Guevara – Bolivya Günlüğü
Anı / 13 Ağustos 2017

Kitap Adı: Bolivya Günlüğü Yazar: Ernesto Che Guevara Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 344 Bolivya Günlüğü, Che Guevara’nın ünlü son notları. Ekim 1961’de Bolivya ordusu tarafından ele geçirildiğinde sırt çantasında bulundu. O günden sonra da uluslararası arenada kendine milyonlarca okur buldu. Che’nin en büyük oğlu Camilo. Günlüğün bu baskısını yeniden gözden geçirdi ve bir önsöz yazdı. Bolivya günlüğü. Dünya çapında bir ikon olmayı başarmış bu büyük devrimcinin. Hayatının son gerilla günlerini anlattığı. Sessiz bir metin. “Bugün 39 yaşıma bastım gerillacılıktaki geleceğim hakkında kaygılarımın başlayacağı yaşa doğru amansızca ilerliyorum: şimdilik ‘tam’ım” Ernesto Che Guevara 14 haziran 1967

Hans Fallada – Ayyaş
Roman / 13 Ağustos 2017

Kitap Adı: Ayyaş Yazar: Hans Fallada Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 336 Herkes Tek Başına Ölür’le tüm dünyada büyük yankı uyandıran Hans Fallada’nın son dönemde göz ardı edilen önemli eserleri, Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında Türkçe okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Evliliğinin ve sorumluluklarının boğuculuğundan kurtulabilmeye çalışırken kontrolü tamamen kaybeden bir işadamının hikâyesini anlatan Ayyaş, baskıcı bir toplumda insanın özgürlüğünün nasıl farklı şekillerde kısıtlanabileceğini örneklendiriyor. Fallada’nın Nazilerin akıl hastanesine kapatıldığı zaman şifreli olarak yazdığı, otobiyografik özellikler taşıyan roman, yer yer sert ve dokunaklı olmasına karşın ironi ile ince mizahı da elden bırakmıyor. “Bu kadar gerçekçi, bu kadar dürüstçe, hayata bu kadar yakın yazdığı için Fallada övgüyü hak ediyor.” Hermann Hesse “Bu öyle bir kitap ki, onu eline alan tutkulu okuru, alkol müptelasının açtığı yeni bir şişe gibi hemen egemenliği altına alıyor. Sayfaları arka arkaya devirdikçe ve korkutucu hikâyesi damarlarınızda gezinmeye başladıkça, sizi kendisine bağımlı kılıyor ve bir oturuşta bitirmeye zorluyor içindekileri.” Kaya Genç, GQ “Psikolojik içgörülerinde zengin, dilinde sade ama etkileyici olan bu roman hem şaşırtıcı hem de son derece özgün.” Beryl Bainbridge

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Dirilen İskelet
Roman / 28 Temmuz 2017

Kitap Adı: Dirilen İskelet Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 287 Türk romanının kurucu yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar, toplumun en derin değişimlerinden birini yaşadığı dönemde eserlerini kaleme aldı. Bunu da etkisiyle Gürpınar, okurlarını güldüren metinlerinin ardında her zaman dikkatini toplumsal olana vermiş olan, eleştirel bir yazardı. Hatta denilebilir ki onun güldürücü öğeleri her zaman derin bir eleştirinin dile gelişiydi. Dirilen İskelet de, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın hurafelerin etkin olduğu bir toplumda bilimsel aklı arayanların düşebileceği durumları anlatırken, batılılaşma çabasının çorak bir cehaletin ve yalnızlığın ortasında saplanıp kalacağı yerleri işaret ediyor. Bir sevda hikâyesinin traji-komik anlatımı olan Dirilen İskelet, her yaştan okurun büyük keyifle okuyacağı bir roman.

Esmahan Aykol – Kelepir Ev
Polisiye / 25 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kelepir Ev Yazar: Esmahan Aykol Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 256 İstanbul polisiyesinin sevilen karakteri Türkleşmiş Alman Kati Hirşel, Kuledibi’nde kelepir bir ev satın almaya çalışırken katil zanlısı konumuna düşer. Ne var ki Kati, aklını, girişkenliğini ve olgun kadın cazibesini kullanarak gerçek suçluyu bulmak amacıyla kollarını sıvamaktan çekinmeyecek, bu arada, kendini aklama ve cinayeti çözme dürtüsüyle harekete geçtiğinde gerçek Türkiye insanlarıyla tanışacaktır.

Buket Uzuner – Kumral Ada Mavi Tuna
Roman / 24 Temmuz 2017

Kitap Adı: Kumral Ada Mavi Tuna Yazar: Buket Uzuner Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 500 “Bir Salı sabahı uyandım. Bütün gazeteler hayatta en çok sevdiğim kadının bir cinayet işlediğini yazıyordu.Bunu hiç beklemiyordum. Beynimden vurulmuşa döndüm. İç dengelerim şiddetle sarsıldı. Oysa gerçeği biliyordum ama bana kimse kek bir şey sormamıştı.Onu mahkûm etmişlerdi! kapı çalındı. İki asker beni almaya gelmişti. İç savaş çıkmış, seferberlik ilan edilmişti. Bunu bekliyordum. Hiç şaşırmadım. Bunu uzun zamandır korku ve kuşkuyla hep bekliyordum. Hazırlandım ve o Salı sabahı evden çıktım. Genç bir öğretmen bir sabah Kuzguncuk’taki evinden apar topar alınıp, askere götürülür. O, bunun bir kabus olduğuna, arkadaşlarıysa onun iç savaşa katıldığına inanmaktadır. Oysa annesi oğlunun bir ambulansla evden götürüldüğünü anlatmaktadır.

Buket Uzuner – İki Yeşil Su Samuru
Roman / 24 Temmuz 2017

Kitap Adı: İki Yeşil Su Samuru: Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri Yazar: Buket Uzuner Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 300 Mutluluğu ve huzuru hiçbir yerde ve hiçbir kimsede bulamayan, kimseye güvenemeyen genç bir kadın: Nilsu. Terk edilmekten korktuğu için hep kendisi terk ediyor. Annesine olan hayranlığı ve bağlılığı kendi yaşamını kurmasına engel olan, duygusal ve ütopik bir çevreci: Teoman. Annesinin gizemli intiharıyla yaşamı altüst oluyor. Buket Uzuner’in artık bir klasik olan İki Yeşil Su Samuru romanı çağdaş bir kadının portresi etrafında çok katmanlı olarak insan durumlarını sorguluyor. Yazar mizah dolu, çarpıcı ve gerçekçi üslubuyla 80’li yılların toplumsal ve siyasal ortamını ustaca anlatırken romanın kahramanları kimi zaman modernizmin altında ezilerek yaşamla ölüm arasında gelgitler yaşıyorlar. İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri yaşadığımız dünyaya, aşka, çevre sorununa alternatif çözümler arayan aydın ve farklı bir çiftin hikayesi, bir modern zamanlar romanı.

Buket Uzuner – Güneş Yiyen Çingene
Hikaye / 24 Temmuz 2017

Kitap Adı: Güneş Yiyen Çingene Yazar: Buket Uzuner Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 116 Güneş Yiyen Çingene, Türk öykü sanatına zengin düşgücü, dinamik ve şaşırtıcı üslubuyla yepyeni bir renk katan Buket Uzuner´in dokuz Öyküsünden oluşuyor.´Genç, modern ve kentli´ diye tanımlanan anlatımıyla Buket Uzuner bu kitabında ´gülmek ve düşlemek´ eylemlerini ciddiye almamızı öneriyor. Güneş Yiyen Çingene, “Erişilmeyecekhiçbir şey yoktur, çünkü aslında her şey insanın kafasındadır.Güneş bile erişilmez değil artık!” diyor.Ve her zamanki gibi bütün bunları özgün kara mizah ve güleryüzlü ciddiyet renkleriyle anlatıyor Buket Uzuner. …

Buket Uzuner – Balık İzlerinin Sesi
Roman / 24 Temmuz 2017

Kitap Adı: Balık İzlerinin Sesi Yazar: Buket Uzuner Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 214 – Anne tarafından Afife Jale’ye akraba oluyorum. Babamın kökleri de Piri Reis’in amcası Kemal Reis’e uzanır, dedim gururla. – Camile ve Kolomb gibi mi yani? dedi şaşırarak. – Hiç kimse bir başkasına benzemez! diye hırçınlaştım. – Afife Piri! dedi hayranlıkla. – Afife Piri! diye yineledim. – Denizlerin serüvenci oğluyla, sahne ışıklarının cesur, asi kızının torunusun, müthiş… olağanüsü… Anlamalıydım… Çoktan anlamalıydım…

Dashiell Hammett – Türk Sokağı’ndaki Ev
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Türk Sokağı'ndaki Ev Yazar: Dashiell Hammett Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 316 1920’lerin 1930’ların Amerika’sı… Değer yargıları hızla çürümekte, para kazanmak için her yol mubah görülmekte. Bireysel ya da birkaç kişinin bir araya gelmesiyle işlenen suçlar, fuhuş, kumar, kaçakçılık gibi daha geniş alanlara yayılarak örgütlü bir hal almış. Mafya ile siyasetçiler kol kola… Üst sınıflardan başlayarak toplum bir suç sarmalının içine girmiş. Bütün bunlarla uğraşmaya çalışan isimsiz, gösterişsiz, işini iyi yapmaya çalışan bir adam. Son derece riskli bir işte çalışan bir emekçi. Ama bazen işler karışır, vicdanı da devreye girer. Bu işleri daha da zorlaştıracaktır ama insan kalmanın başka yolu da yoktur. Polisiye cepte serisi, Raymond Chandler’in ardından polisiye türünün büyük ustası Dashiel Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin beşinci kim olan “Türk Sokağı’ndaki Ev”, Sinan Fîşe’kin yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları olarak Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashiel Hammett külliyatını, Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Dashiell Hammett – Sırça Anahtar
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Sırça Anahtar Yazar: Dashiell Hammett Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 258 Demokrasi denen politik oyunun kulisinde sahnelenen karanlık bir oyun. Oyunun başrolünde iki erkek. Bileğine sıkı, gözü kara. İki yeraltı adamı. İki sıkı dost… Önlerinde fırsatlar. Güç ve para… Zirveye uzanan merdivenler. Omuz omuza tırmanılacak basamaklar… Ama aşk denilen bela. Tıpkı cinayet gibi planları bozmak için vardır. Hayatın o benzersiz mantığını bize dayatması için. Ve yazgı kendi lisanınla konuşmaya başlar. Politik çıkarlar. İnsan olduğunu söyleyen mahlukların ne mene canavarlar olduğunu gözler önüne sererken. Dostluklar da aşkın mihenk taşında bir bir sınanır, iç içe acılan entrika dolu odaların kapılarının kilitleri sırça anahtarlarla açılır. Karşımıza çıkan gerçek hiç de güzel değildir… Ama yaşam ne kadar sert olursa olsun yine de güzeldir… Elbette yeterince cesur olanlar için… AHMET ÜMİT Polisiye cepte serisi, Raymond Chanoler’ın ardından polisiyenin türünün büyük ustası Dashıell Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin ikinci kitabı olan Sırça Anahtar. Sinan Fişek’in yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları olarak, Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashell Hammet külliyatını, Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Ahmet Ümit – Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Şeytan Ayrıntıda Gizlidir Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 200 İstanbul’dan suç manzaraları… Suçun perdelediği yaşamlar… Katillerin ardındaki insanlar. Sıradan olanın gerisindeki gizem. Ülkenin gerçek bir panaroması. Karakterler labirenti… Başkomser Nevzat’la, varoşlardan villalara, batakhanelerden sanat çevrelerine yaptığımız heyecan yüklü bir yolculuk. Trajik olduğu kadar komik, komik olduğu kadar kederli vakalar. Bize, bizi anlatan ironik öyküler.   “Cinayetin işlendiği resim atölyesi bir korku filmi setini andırıyordu. Yüksek bir tavan, ölü yüzü gibi bembeyaz duvarlar, bordo renkli kadife perdelerle kaplanmış üç dar pencere. Pencerelerin hemen önünde duran cevizden yapılma tabutun içinde, uzun saçlı, ilk bakışta kız mı erkek mi olduğu anlaşılmayan bir ceset yatıyordu. Bütün bedenini kaplayan siyah pelerinin kalp hizasında kol saatinin kadranı büyüklüğünde bir delik vardı. Tuhaftır, deliğin etrafında fazla kan lekesi yoktu. Cesedin kalbinden çıkartıldığını sandığımız, heykeltıraşların kullandığı türden, ucu kanlı, yirmi santim uzunluğundaki bir keski, tabut ile üzerinde tamamlanmamış bir resmin bulunduğu şövalenin arasında, yerde duruyordu. Tabutun başında saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, ağzını her açtığında alkol kokuları yayarak, ‘Karanlıklar Prensi öldü… Karanlıklar Prensi öldü,’ diye dövünüp duruyordu.

Ahmet Ümit – Sis ve Gece
Polisiye / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Sis ve Gece Yazar: Ahmet Ümit Yayıncı: Everest Yayınları Sayfa Sayısı: 448 Aniden kaybolan genç bir kız: Mine… Âşık olduğu kızı arayan bir MÎT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması… Günümüz İstanbul’undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar… Türkiye’nin yakın geçmişine insani bir bakış… “Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum.”