Ahmet Altan – Karanlıkta Sabah Kuşları

Karanlıkta Sabah Kuşları Kitap Kapağı Karanlıkta Sabah Kuşları
Ahmet Altan
Everest Yayınları
144

Yeni bîr gün doğuyordu. Milyonlarca defa doğmasına rağmen hiç eskimeyen bir şeydi sabah, her defasında yeniydi, her defasında taze, her defasında kuşlarla geliyor, her defasında beliren aydınlıktan yeni bir şeyler ummamızı sağlıyordu. Aydınlık çoğaldıkça artıyordu kuş sesleri, kargalar yorgun sesleriyle bana çocukluğumu, hayallerimden hiç kaybolmayan çimen kokulu meyve bahçelerini hatırlatıyordu, dağınık düşünce yumağının içinde aşklarla ilgili kederli bir iplik vardı, ucunun nereye bağlı olduğunu sezemediğim bir iplik, bir de katillerin öldüğünü düşünüyordum, bunu neden düşündüğümü bilmeden. Yollar sessiz, binalar uykuluydu, kuşları görmüyordum, yalnızca sesleri geliyordu, bir iki fıstık çamını, çiçeklenmiş bir meyve ağacını görüyordum; onların dallarına saklandılar herhalde diye düşündüm, gece biterken ötmeye başlıyorlar, aydınlık yerleşince susuyorlardı. Parlak, tek bir notayla dümdüz gidiyordu sesleri, sonra bir gökkuşağı gibi çeşitli notalara ayrılarak çoğalıyordu. Gün ağarırken, yalnızken hep olduğu gibi, aşkı ve ölümü düşünüyordu insan. Berrak ve neşeli bir fıskiye gibiydi kuş sesleri. Aşklarla yaralanıyorduk ve katiller de ölüyordu öldürmelerine rağmen. Doğan günden beklediğim bir şeyler vardı ve beklediğim bir şeyler olduğu sürece yaşlanmayacağımı biliyordum, yaşlanmak beklemekten vazgeçmekti, sabahın yeni bir şey olduğuna inanmamaktı yaşlanmak.

Ahmet Altan – Kılıç Yarası Gibi

Kılıç Yarası Gibi Kitap Kapağı Kılıç Yarası Gibi
Ahmet Altan
Everest Yayınları
416

Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan'ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman'a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Ahmet Altan – Kristal Denizaltı

Kristal Denizaltı Kitap Kapağı Kristal Denizaltı
Ahmet Altan
Everest Yayınları
152

İtiraf edeyim ki, ilişkiler içinde en çok hastalıklı olanları severim, ateşimin yükselmesini, sayıklamalarımı, kâbuslarımla hayallerimin birbirine karışmasını, en dokunulmaz yerlerimde hissettiğim sızıları, Hastalığının bütün kıvrımları hastalığımın bütün kıvrımlarıyla öpüşen bir kadınla denizaltıma binip çıktığım yolculukları, solgun bir sabah vakti insanların arasından ayrılışımı. Hiçbir yere gitmeyen bir denizaltının içinde, hiç kimsenin gitmediği yerlere gitmeyi. Birçoğumuz çıktık bu yolculuğa. Evet, sevdiğimiz hasta biri. Evet, bu ilişki hastalıklı. Ama bunun ne önemi var, hastalıklarımız birbirini tutuyorsa, öpüşen dudaklar gibi değiyorsa hastalıklarımız birbirine. Hangi sağlıklı ilişki benim gördüğüm rüyaları görebilir ki, hangi sağlıklı ilişki böyle sancıyabilir ki. Ateşlerle yanarak, sancılarla kavrularak, çılgın rüyaların içinde kıvranarak, kristal denizaltıda hastalıklı ilişkilerin içinde seyahatlere çıktım. Gezdiğim sıcak sahillerin büyücüleri bana hep aynı şeyi söyledi: Önemli olan onun sana uyması değil, önemli olan onun hastalığının senin hastalığına uyması. Dolaştığım tarih sayfaları aşk bölümlerinde hep "hastalıklı" ilişkileri anlatıyordu, kayda geçmeye değer olarak yalnızca onları bulmuştu. Brahms, Clara Schumann'a böyle tutulmuş; Yesenin, Isadura Duncan'a hayatını böyle armağan etmişti.

Ahmet Altan – Sudaki İz

Sudaki İz Kitap Kapağı Sudaki İz
Ahmet Altan
Everest Yayınları
256

Bu çağrıyı bir kez daha reddetmek, Bülent'in Fazıla'yı bir militan olarak değil de bir kadın gibi gördüğünü ortaya koyacağı için, Bülent daha fazla direnemeyerek elinde battaniyesiyle gelip yatağının bi ucuna yattı. Battaniyeyi de yatağın üstüne serdiler. İkisi de aynı isteği paylaşıyorlardı aslında ama hem birbirlerinden hem de kendilerinden korktukları için, işi uzatıyorlar, kaçınılmaz sona ulaştıklarında kendilerini suçlu bulmamak için bahanelerini hazırlıyorlardı. İkisi de yatağın iki ucunda hiç kımıldamadan yatıyorlardı. Yatağın ortası eskilikten çukurlaştığından, ortaya devrilmemek için kendilerini sürekli denetliyorlardı. Fazıla'nın huzursuzluğu sürüyor, ayakları birbirine sürtmek istiyor ama kıpırdayamıyordu İçindeki sıkışmaya daha fazla dayanamadı, ayaklarını birbirine sürtmeye başladı. İkisi de sık sık derin soluk alıyorlar, kıpırdamamak için büyük bir güç harcıyorlardı. Fazıla, yatağın öbür ucunda yatan erkeğin bedeninden çıkan sıcaklığı hissediyor, elleri bu sıcaklığa dokunmak istiyordu. O anda, gerçekten tek isteği o etin sıcaklığına dokunmaktı, o sıcaklığa dokunduğu anda ferahlayacağını, rahatça uyuyabileceğini sanıyordu, Yatağın ortasına doğru yavaşça kaydı.

Kolektif – Uluslararası İlişkiler Tarihi 4

Uluslararası İlişkiler Tarihi 4 Kitap Kapağı Uluslararası İlişkiler Tarihi 4
Kolektif
Everest Yayınları
771

Bugüne kadar yazılan diplomasi tarihleri arasındaki en önemli çalışmalardan biri SSCB Bilimler Akademisi'nden yirmiyi aşkın profesörle, Paris Üniversitesi'ne bağlı Collège de France ve Institut du Droit International üyesi üç profesörün kolektif çalışmasıyla ortaya çıkan Uluslararası İlişkiler Tarihi'dir. Bu büyük çalışmanın en önemli özelliği, ilk çağlardan modern çağlara diplomasinin tarihsel gelişimini materyalist bir gözle analiz ederek, uluslararası sistemdeki güçler dengesini, sınıf mücadelelerini devlet ve toplum düzeyindeki gelişmelerle birbirine bağlayışıdır.

1977 yılında, Attila Tokatlı'nın çevirisiyle "MAY Yayınları" tarafından basılan Uluslararası İlişkiler Tarihi, hem araştırmacılar hem de okurlarca beklenenin üstünde bir ilgiyle karşılanmış ve kısa sürede tükenmişti. Elinizin altında mutlaka bulunması gerektiğine inandığımız bu kaynak eseri, üstlendiğimiz sorumluluk gereği 32 yıl aradan sonra yeniden düzenleyerek gün ışığına çıkarıyor ve ekonomik krize inat tekrar okurla buluşturuyoruz.

İnsanlık tarihinin 3500 yıllık evresini anlatan bu önemli eserin, "piyasa"daki tarihi çarpıtan ve kendi çıkarları için uluslararası ilişkileri manipüle eden kaynaklara karşı, konuya ilgi duyan okur, araştırma yapmak isteyen bilim insanı ve genç akademisyen için baş yapıt ve bilimsel bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Sevan Nişanyan – Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı

Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı Kitap Kapağı Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Sevan Nişanyan
Everest Yayınları
248

"Sevan Nişanyan tarihi" için bir ilk metin, erken kaynak. 1000'i aşkın sözcüğün birbiriyle olan ilişkisini çok akıcı bir dille anlatıyor Nişanyan. Adı üstüne, bir sürprizler kitabı bu. Sürpriz içinde sürprizler üstelik.

Kullandığımız sözcüklerin inanılmaz bir tarihi var. Türk dilinin bilinen geçmişi 1300 yıllık. Oysa bugün kullandığımız bazı kelimelerin kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor. Üvendire ve evlek gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros'un destanlarında rastlıyoruz. Aferin deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde "seni kutsuyorum" anlamıyla karşımıza çıkıyor. Kimilerinin Amerikan icadı zannettiği seks, bizi Roma'nın henüz imparatorluk bile olmadığı bir devrin haremlik-selamlık düzenine geri götürüyor. 3000 küsur yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri elif adı ise 21. yüzyıl Türkiye'sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor.

Sevan Nişanyan – Yanlış Cumhuriyet

Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru Kitap Kapağı Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru
Sevan Nişanyan
Everest Yayınları
525

Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş vrya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi, eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir.

Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir.

Anton Çehov – Eczacının Karısı

Eczacının Karısı Kitap Kapağı Eczacının Karısı
Anton Çehov
Everest Yayınları
336

Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanan Çehov kitaplığının üçüncü cildi Eczacının Karısı, 1886'da yazılmış 40 öyküyü kapsıyor.

Genelde ölümden söz edilirken akla gelen o itici korku yatak odasında hissedilmiyordu. Odadaki her şeyin öylece donup kalışında, annenin duruşunda, doktorun umursamaz yüzünde insanın içine dokunan, etkileyici bir şey vardı. Biz insanların anlayıp başkalarına anlatmayı daha uzun süre öğrenemeyeceğimiz; sanırım, yansıtmaya yalnız müziğin gücünün yececeği, insan kederinin güzelliğiydi bu; hissedilmesi oldukça güç, incenin incesi bir güzellik!

Anton Çehov – Entipüften Bir Adam

Entipüften Bir Adam Kitap Kapağı Entipüften Bir Adam
Bütün Öyküleri 2 / 1885-1886
Anton Çehov
Everest Yayınları
350

Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov'un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül'ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ikinci cildi Entipüften Bir Adam, 1885-1886 yıllarında yazılmış 58 öyküyü kapsıyor. "Kızak sürücüsü yirmi kapiği alıyor, bir apartmanın karanlık girişinde gözden kaybolan hovarda gençlerin arkasından uzun uzun bakıyor. Gene yalnız kalmıştır. İçindeki sessizlik büyüdükçe büyüyor, bir süreliğine sönmüş bulunan acısı yeniden depreşiyor, darlanan göğsünü daha büyük bir güçle sıkıştırmaya başlıyor. Acıyla dolu kaygılı gözlerini sokağın iki yanından akıp giden kalabalığa dikerek şaşkın şaşkın bakıyor: Acaba bunca insan arasından onun derdini dinleyecek biri var mıdır?"

Anton Çehov – Kırlarda Bir Gün

Kırlarda Bir Gün Kitap Kapağı Kırlarda Bir Gün
Anton Çehov
Everest Yayınları
342

Görünen son tepeciğin sisle karıştığı bozumsu enginlerde her şey kıpırtısızdı; uçsuz bucaksız bozkırda ufka kadar şurada burada yükselen cansız kurganlar, tepecikler ise insana sert sert bakıyordu. Tepelerin kıpırtısızlığında, sessizliğinde yüzyılların ağırlığı ile insanlara karşı kayıtsızlığı hissediliyordu. Gene binlerce yıl geçecek, milyarlarca insan ölecek, tepeler ise ölenlere hiç acımadan, yaşayanlarla ilgilenmeden gene böylece duracaklar; kimse onların burada niçin durduklarını, altlarında bozkırın hangi gizlerini sakladıklarını bilmeyecek...

Anton Çehov – Memurun Ölümü

Memurun Ölümü Kitap Kapağı Memurun Ölümü
Anton Çehov
Everest Yayınları
320

Everest Yayınları dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov’un tüm yapıtlarını yayımlıyor. Mehmet Özgül’ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının ilk cildi Memurun Ölümü, 1880-1884 yılları arasında yazılmış 62 öyküyü kapsıyor.

“Acılardan, ezinçten başka bir şey çarpıyor mu gözünüze? Hırsızlık, soygunculuk, yağmacılık, dolandırıcılık, her türlü kötülük sarmış dünyamızı! Herkes umutsuzluktan kendini içkiye vermiş! Zorbalık diz boyu! Gücü gücü yetene!.. Sonuçta bir sürü gözü yaşlı, acı çeken insan! İşte burada bizler onlar için ağlıyor (konuşmacının gözleri yaşarmıştı) ve kadehimizi...”

Tam bu sırada kapı aralandı, biri sessizce içeriye süzüldü. Başımızı döndürüp baktığımızda, tepesinde geniş dazlağı, dudaklarında babacan gülümsemesiyle ufak tefek bir adam gördük. Çok yakından tanıdığımız biriydi bu. Adam durdu, konuşmalara kulak kabarttı…

Orhan Kemal – Vukuat Var

Vukuat Var Kitap Kapağı Vukuat Var
Hanımın Çiftliği Serisi 1. Kitap
Orhan Kemal
Everest Yayınları
410

Çukurova'nın zorlu insan ilişkilerini ele alan Hanımın Çiftliği üçlemesinin ilk kitabı olan Vukuat Var değişen sosyal ilişkilerin insanların yaşamlarını ve bilinçlerini nasıl yönlendirip değiştirdiğini ele alan bir roman. Vukuat Var, toprağını kaybedip yoksullaşan köylülerle gittikçe güçlenen toprak ağalan arasında gerilen ilişkileri ele alırken kadın işçilerin de bu ilişki içinde kimliklerini yeniden oluşturmasına tanıklık ediyor.

Orhan Kemal'in kitapları tor okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakarak, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarım yayımlamaktan
onur duyuyoruz.

Orhan Kemal – Baba Evi

Baba Evi Kitap Kapağı Baba Evi
Küçük Adamın Romanı 1 - 2
Orhan Kemal
Everest Yayınları
222

Yazdıklarında kimi zaman biyografik öğelerden de yararlanan Orhan Kemal'in en sevilen kitaplarından biri olan Baba Evi, "Küçük Adamın Romanı" dizisinin ilk kitabı. Çocukluktan gençliğe geçişi edebiyatımızda en iyi anlatan metinlerden biri olan Baba Evi, yine yazarın çok sevilen romanı Avare Yıllar'ın öncesini oluşturuyor.

AvareYıllar, halkına inanan bir yazarın dilinden, bireyin, zorlu bir çocukluğun ardından yetişkinliğe geçişte yaşadığı doğruları bulma mücadelesindeki korkularının, kaçışlarının ve geri dönüşlerinin romanıdır.

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırak, okurunu onun kadar biçimlendirir.

Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize.

Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarım yayımlamaktan onur duyuyoruz.

Orhan Kemal – Cemile

Cemile Kitap Kapağı Cemile
Orhan Kemal
Everest Yayınları
150

Bir aşk öyküsü olan Cemile, yoksul kesimlerin ayakta kalma çabasını, direnişlerini de dile getiriyor. Boşnak kızı işçi Cemile ile dar gelirli Kâtip Necati arasındaki saf aşkı anlatan Orhan Kemal, arka planda yaşanan yoksulluğa, düşmanlığa, ilkesizliğe karşın dayanışma ve dostluğun gücünü vurguluyor. Orhan Kemal'in yalın anlatımıyla çarpıcı bir resim gibi çizdiği Cemile, onun unutulmayacak yapıtlarından biri.

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

Orhan Kemal – Çamaşırcının Kızı Küçücük

Çamaşırcının Kızı Küçücük Kitap Kapağı Çamaşırcının Kızı Küçücük
Orhan Kemal
Everest Yayınları
130

Yoksulluğu ve yoksunluğu en iyi anlatan yazarlarımızdan biri olan Orhan Kemal, Çamaşırcının Kızı'nda yer alan öykülerinde, yaşadıkları kıstırılmışlık ve imkânsızlığa karşın, gerçeğin acımasız soğuğundan, tükenmeyen hayalleriyle umutlarını diri tutma uğraşı vererek korunmaya çalışan insanların içinden sesleniyor. Önümüze serilen panorama, bir kez daha, ne denli büyük bir yazarla karşı karşıya olduğumuzun önemli bir kanıtı...