Ahmet Gülüm – Dikkat Yazılı Var
Mizah / 18 Kasım 2017

Kitap Adı: Dikkat Yazılı Var Yazar: Ahmet Gülüm Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 188 İlk olarak 1997 yılında çıktığında özellikle genç okurun ilgisini çeken Dikkat Yazılı Var, öğrencilerin sınav sorularına verdikleri eğlenceli cevaplardan ve bu cevapları karikatürize eden çizgilerden oluşuyor. Ahmet Gülüm ve Kemal Gönen’in öğrencilerin verdikleri cevaplardan daha önce derledikleri dört kitaptan iki ciltlik bir seçki yeniden okurlarla buluşuyor. “Oyun ve mizah, hayatımızdan giderek yok olurken, ‘şakasız ve oyunsuz’ bir an önce büyüme isteğinin prim yaptığı günümüzde, yeniden kahkaha atmanın, saçmalamanın keyfini yaşattıkları için kitabın asıl yaratıcısı çocuklarımıza ve daha iyi bir eğitim-öğretim için çaba gösteren herkese sonsuz teşekkürlerimizle…” Ahmet Gülüm-Kemal Gönen Devletin temel organlarını yazınız. “Mide, kalp, ciyer” Mübarek geceler hangileridir? Kına Gecesi Gerdek Gecesi Dolunay Gecesi

Vladimir Nabokov – Lolita
Roman / 7 Kasım 2017

Kitap Adı: Lolita: Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları Yazar: Vladimir Nabokov Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 364 “Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta” Lolita, Sayfa 7 Lolita okuru her zaman sarsacaktır. Brian Boyd Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma. Vladimir Nabokov (Edmund Wilson’a Bir Mektubundan)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Nur Baba
Roman / 6 Kasım 2017

Kitap Adı: Nur Baba Yazar: Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 256 Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeler, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri’nin 1910’dan 1974’e dek verdiği eserler Türkçe’nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri’nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yzarlığı, 1920’lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati’den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu’nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir “panorama”dır.

Cemil Meriç – Jurnal 2
Sosyoloji / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Jurnal 2 (1966-1983) Yazar: Cemil Meriç Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 349 Cemil Meriç’in Jurnal’inin 2. cildi, 1960’lardan ’80’lere Meriç’in ruh ve düşünce dünyasındaki dalgalanmaları yansıtıyor. Kitaplarına geçmemiş düşünceleri, notları… Anılarına dönerek çocukluğunu ve gençliğini ele aldığı özyaşam öyküsü değerlendirmeleri… Duygu dünyasını, zaaflarını, tutkularını döktüğü mektuplar… Özellikle yaşatmak-yaratmak ikilemini dorukta yaşadığı aylarda, ‘idealar âlemindeki kadın’ olarak bağlandığı Lamia Hanım’a yazdığı mektuplar, Jurnal 2’nin en hacimli ve en ‘özel’ metinleri. “Tekdim ve bütünümle seviyordun, sevmeğe mahkûmdun” diyecek kadar iddialı ve özgüvenli, ama beri yandan anlaşılmamışlıkla, hayal kırıklıklarıyla, zilletlerle yüklü… Kitapta, “düşüncenin bütün huysuzluklarına, bütün hoyratlıklarına, bütün çılgınlıklarına selâm” eden; ama “düşündüklerimizin ne değeri var?” diye de yazabilen Meriç’in duygusal izdüşümü var.

Cemil Meriç – Jurnal 1
Sosyoloji / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Jurnal 1 (1955-1965) Yazar: Cemil Meriç Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 399 Cemil Meriç’in kendini, yakınlarını, etrafındakileri, içinde bulunduğu dünyayı, düşünce tarihini ve tarihimizi, kendi açısından ve yalın bir şekilde değerlendirdiği eseri Jurnal, yazarın gündelik düşüncesini, kişisel maceralarını, anı ve itiraflarını, yoğun duygularını, yaratış gücünü, alışılmadık yaklaşımlarını, güçlü sentezlerini, engin kültürünü birarada yansıtan bir büyülü aynadır. Cemil Meriç’in en doğal çehresi ve olanca çoksesliliğiyle karşımıza çıktığı eser, yazarını olduğu gibi tanımamıza, değerlendirmemize yardım eden zengin biyografik malzeme de içeriyor. İsyankar, acımasız, çoğu zaman duygusal yanlarıyla bir gönül ve düşünce adamına yaklaştırıyor bizi. Jurnal’de Cemil Meriç’in düşüncesi, karakteri, kişiliği çırılçıplak karşımızda. Jurnal, sonsuzla ve ölüm sonrasıyla bir tür hesaplaşma, bir vasiyetname, bir uzun mektup. 1955’den 1983’e marjinal bir yazarın öteki yüzü. Benliği, birikimi, şuuraltı ve şuurüstü ile…

Aleksandr Puşkin – Yüzbaşının Kızı
Roman / 1 Ekim 2017

Kitap Adı: Yüzbaşının Kızı Yazar: Aleksandr Puşkin Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 198 Ergin Altay çevirisi, Robert Chandler’ın önsözüyle, Donald Davie’nin sonsözüyle, Yazar ve dönem kronolojisiyle, Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman. Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur. Yüzbaşının Kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayatiyetini gösteren, çarpıcı bir anlatı. “Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in Rus nesrini yarattığı öykülerden biridir. Bu nesnel, berrak, yapmacıksız ve vurucu anlatı ancak Puşkin gibi gerçek bir şairin elinden çıkabilirdi.” -Robert Conquest-

Faruk Bildirici – Gizli Kulaklar Ülkesi
Siyasi / 19 Eylül 2017

Kitap Adı: Gizli Kulaklar Ülkesi Yazar: Faruk Bildirici Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 360 Telefon meselesi: Bugüne kadar çok “dinleme” oldu, operasyonlar devam etmekte ve her an herkes dinlenebilir… Gazeteci Faruk Bildirici’nin Gizli Kulaklar Ülkesi adlı çalışması, böyle orta boy bir cümlede özetlenebilir belki. Ama bu özete öyle ilginç vakalar, öyle şaşırtıcı bilgiler üzerinden ulaşılıyor ki, kitabın her sayfası ayrı bir anlam kazanıyor ve bu arada, açıkçası, insanın siniri bozulabiliyor. Kimi zaman dehşetten, hatta korkudan; kimi zaman da gülmekten… İnanması zor ama kökleri ta Abdülhamit dönemine kadar uzanan bir “uygulama” bu. Abdülhamit döneminden Susurluk dosyalarına ve ötesine çekilen hattın dinleyenler, dinletenler, dinlenenler listesinde kimler yok ki. Adnan Menderes, Cemal Gürsel, Faruk Sükan, Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Turgut Özal, Kemal Horzum, Doğan Güreş, Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı, DEP’li milletvekilleri, sanatçılar, bürokratlar… Dinleme olayları kimi zaman bir darbenin kaderini etkiliyor, kimi zaman devletin üst kademelerini sarsıyor, kimi zaman bir gönül ilişkisini ortaya çıkarıyor. Ve Faruk Bildirici’nin araştırması yalnızca yerel vaka aktarımlarıyla sınırlı kalmıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki “gizli kulak” skandallarından “dinleme hukuku”na, dinleme teknolojisine uzanıyor; hatta meraklısı için bir dinleme teknolojisi kataloğu bile içeriyor. Daha önce, yayın listemizdeki sayılarının artacağını duyurduğumuz gazeteci kitaplarının “hacimli” bir örneği, Gizli Kulaklar Ülkesi…

Can Kozanoğlu – Bu Maçı Alıcaz
Spor / 16 Ağustos 2017

Kitap Adı: Bu Maçı Alıcaz: Türkiye'de Futbol Yazar: Can Kozanoğlu Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 303 Transfer hikayelerinden sürgünle sonuçlanan mağlubiyetlere, çocukluk umutlarından emeklilik yıllarına, futbolcu kimdir, “hoca” kimdir? Bir insan niçin hakem olur? Sonra tribünler, taraftar kimliği, “alaturka holiganlar”… Talat Paşa’dan bugüne devlet-kulüp ilişkileri, iktidar-futbol ilişkileri; asker-sivil futbol darbeleri; “militarist futbol”dan “polis devleti” futboluna geçiş… Ve tabii ki, anlı şanlı tezahürat tarihimiz… Sahaya ilk kez 1990’da çıkan Bu Maçı Alıcaz!’ın, notlandırılmış yeni baskısı…

Ihsan Oktay Anar – Efrasiyab’ın Hikayeleri
Roman / 15 Ağustos 2017

Kitap Adı: Efrasiyab'ın Hikayeleri Yazar: Ihsan Oktay Anar Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 245 Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep “ülkemizde” geçiyor Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri. Ancak… Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler… Yani, Puslu Kıtalar Atlası’nı ve Kitab-ül Hiyel’i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, “içine dalması” keyif verici kitaplardan: Estetik’le oyun’un, mizah’la felsefe’nin bir edebî buluşması…

Atilla Atalay – Sıdıka
Mizah / 14 Ağustos 2017

Kitap Adı: Sıdıka Yazar: Atilla Atalay Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 224 “Tuhaftı… Sanki herkes ‘fabrıga’nın gizli bir işaretini taşıyordu… Orkestra, kimselerin duyamadığı tılsımlı bir fabrika sireni çalıyor; yaşamın vardiyasını değiştiriyordu… O an, ‘ağır sanayii’nin, olanca ağırlığı üstüme çöktü… Kendimi de fabrikanın bir ürünü gibi duyumsadım… Bir an için, ‘fabrıga’nın yaşamımızda hiç olmadığını düşündüm… Sonra, önce senin, ardından diğerlerinin gülümseyen ‘düğünlü’ yüzlerine baktım… Baktım ve ‘fabrıga’nın başka bir şey değil, biz olduğumuza karar verdim… Çocukluğumdan beri pek sevmediğim, o koca, dumanlı deve ait yüksek fırınların, niye Ayşe, Ülkü, Zeynep gibi insan isimleri taşıdığını çözdüm…”

Gündüz Vassaf – Cehenneme Övgü
Deneme / 13 Ağustos 2017

Kitap Adı: Cehenneme Övgü: Gündelik Hayatta Totalitarizm Yazar: Gündüz Vassaf Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 277 Bazı eleştirmenlerin “şeytanın avukatı” sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf’ın “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı”yla sunduğumuz Cehenneme Övgü’sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımızı afişe ediyor, daha doğrusu ‘yüzümüze vuruyor’. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor. Cehenneme Övgü, yazarın kendiyle hesaplaştığı, herkesi de hesaplaşmaya çağıran, hatta kışkırtan bir kitap.

Emmanuel Decaux – Agik
Ekonomi / 13 Ağustos 2017

Kitap Adı: Agik Yazar: Emmanuel Decaux Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 111 İçindekiler: – AGİK’in Aşamaları – AGİK’in Yöntemleri – AGİK’in Üstlenimleri – AGİK Prosedürleri

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Hacı Murat
Roman / 12 Ağustos 2017

Kitap Adı: Hacı Murat Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 246 Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan son romanı Hacı Murat, hem savaş ve siyasetin doğası hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bir hikâye. Tolstoy, gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı bu romanda, Rus İmparatorluğu’na karşı kanının son damlasına kadar kahramanca savaşmış Çeçen isyancı Hacı Murat’ın hikâyesini anlatır. Çeçen lideri Şeyh Şamil’e anlaşmazlığa düştükten sonra Rusların tarafına geçen Murat, çok geçmeden her iki tarafın da güvenini kaybetti€ini fark eder. Ruslar tarafIndan önce sıcak bir karşılama görse de, hemen sonras›nda casus olduğu ?üphesiyle hapse atılır. Karısı ve oğlunun Çeçenlerin eline düştüğünü öğrendiğindeyse, her şeyi göze alarak ailesini kurtarmak üzere yollara dü?er. Ortak bir amaç için sava?an iki adamı karşı karşıya getiren bu mücadele dolu hikâye, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan siyasi sorunların doğasına da ışık tutuyor. “Tolstoy olmasaydı, edebiyat, çobanı olmayan bir sürü, içinden çıkılamaz bir kördüğüm olurdu.” -ANTON ÇEHOV-

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Efendi ile Uşağı
Roman / 12 Ağustos 2017

Kitap Adı: Efendi ile Uşağı Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 195 Tolstoy’un hikayelerinin bu ilk cildinde, yazarın farklı dönemlerinde kaleme aldığı üç önemli hikayesini okuyacaksınız. Hikayelerin üçünde de kar yağıyor. En erken tarihli olan Tipi (1856) ölüm korkusu, hayatta kalmak ve hatırlamak hakkında. 1861’de yazılmış olan Polikuşka’nın temelinde Tolstoy’un Brüksel’deyken duyduğu köy hayatıyla ilgili gerçek bir olay yatıyor. Efendi ile Uşağı (1895) ise, insanların birbirine muhtaç olmaları, eşitlik ve kendini ve ötekini keşfetmek üzerine bir başyapıt. Bu üç hikâyeyi, Mehmet Özgül’ün Rusça asıllarından yaptığı çeviri ve Richard Gustafson’un Efendi ile Uşağı hakkındaki güçlü incelemesiyle sunuyoruz. “Tolstoy konusunda da senden tamamen farklı düşünüyorum. Tolstoy muhteşem bir yazar. Hiçbir zaman anlayışsız değil, aptal değil, yorulmak nedir bilmiyor, bilgiçlik taslamıyor, teatralliğe düşmüyor. Diğerlerinden çok daha üstün.” -James Joyce’un, kardeşi Stanislaus’a yazdığı bir mektuptan, 18 Eylül 1905 Richard Gustafson’un “On Ivan Ilych and Master and Man” adlı makalesinden alınan sonsözü eşliğinde Tolstoy’un klasik hikâyeleri…

Paul Lemerle – Bizans Tarihi
Tarih / 4 Temmuz 2017

Kitap Adı: Bizans Tarihi Yazar: Paul Lemerle Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 135 Bu çalışmanın amacı başkenti Bizans olan imparatorluğu ana çizgileriyle yansıtmaktır. Roma ve Bizans tarihleri arasında belirgin bir kesintinin olmadığını unutmamak gerekir. Bu imparatorluğa, imparatorun çöküşü kaçınılmaz olan Roma’yı terk ederek, başkenti Konstantinopolis’e taşıdığı ve kentin böylece, imparatorluğun idari ve siyasi merkezi olduğu andan itibaren, “Bizans İmparatorluğu” adı verilebilir. Aslında pagan bir devletin Hıristiyan bir devlete dönüştüğü ve Roma’nın sahip olduğu üstünlüğü Konstantinopolis’e kaptırdığı Constantinus’un saltanatı, Bizans tarihinin başlangıcıdır. Bizans, çöküntüye uğramış ve kendini yenilemek gücünden yoksun pagan bir uygarlıktan, Hıristiyan bir uygarlık oluşturdu. Bu uygarlığın etkilerini Türkler, Araplar, ve Slav halkların tümü derin bir biçimde duyumsayacaklardır. Bizans Tarihi bilgisizlikle önyargı arasında yer alan saptamalardan tam anlamıyla kurtulmuş değildir. Bizans’ın talihsizliği, Thukydides ya da Tacitus gibi büyük tarihçilere değil de, Yunancalarının anlaşılması çok zaman güç olan vakanüvislere sahip olmasından kaynaklanır. Bu kitapta, Batı ile Doğu’nun sınırları arasında yer alan ve on bir yüzyıl boyunca her iki taraftan da gelen darbelere dayanabilmiş bir devletin ilgisizlik ya da küçümsenmesinden fazlasına layık olduğu gösterilmektedir.