Şebnem İşigüzel – Sarmaşık
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Sarmaşık Yazar: Şebnem İşigüzel Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 405 O kış hayatlarımız sarmaşık dalları gibi birbirine geçecek, bütün felaketler ve kötülükler bizi bulacaktı. Birbirimizin varlığından haberimiz yokken, hayatlarımızı var eden tesadüfler birleştirecekti bizi. Sarmaşıkların sırnaşık cılız gövdeleri gibi aşklarımız, kederlerimiz, kayıplarımız ve arzularımız birbirine dolanacaktı. Picasso’nun yeteneğini bizzat övdüğü ve artık renkleri tanıyamayan bir ressam olan Ali Ferah ile kitapları yok satan, dünyaca ünlü, Nobelli ama artık harfleri tanıyamayan bir yazar olan Salim Abidin’in yolları bir nöroloğun muayenehanesinde kesişir. Bu kesişme, onların ve etraflarındaki herkesin hayatını, bir sarmaşık gibi, merdiven merdiven birbirine bağlamaya ve dolandırmaya başlar. Bu roman Nobel ödüllü yazarın son romanı mı yoksa hayatı onunla tanıştıktan sonra altüst olan ressam Ali Ferah’ın coşkulu anlatısı mı? Şebnem İşigüzel eşsiz bir kurguyla bu iki unutulmaz kahramanının nezdinde İstanbul’a çalışmaya gelen Rusları, yıllar sonra geri dönen eski bir âşığı, mutsuz hamile bir ev kadınını bir araya getiriyor. Merakla okunan Sarmaşık’ın bir yerinde söylenildiği gibi “Bu ne polisiye bir roman, ne de bir cinayet romanı. Bu tesadüflerin romanı.” Sarmaşık, içine girebileceğiniz ve orada var olabileceğiniz bir dünya vaat ediyor. Günümüz Türkçe edebiyatın en özgün yazarlarından biri olan Şebnem İşigüzel Sarmaşık’ta muhteşem bir İstanbul kışı tasvir ediyor. AVVENIRE

Şebnem İşigüzel – Venüs
Roman / 9 Temmuz 2018

Kitap Adı: Venüs Yazar: Şebnem İşigüzel Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 240 “İçimizde toprağın altında saklanan tohumlar gibi hisler, marifetler mevcuttur. Atalarımızdan bize sirayet eden huylar, hastalıklar, renkler ve türlü türlü şeyler gibi. Bazı şeyler kanla geçer. Bazı şeyler hisle. Kanla geçenlerden ziyade hisle geçenler mühimdir. Zira insan kanıyla canıyla değil hisleriyle vardır. Hisleriniz, hissettikleriniz ayakta tutar sizi.” Üzerine II. Abdülhamit’in gölgesi düşmüş, tedirginlikle dalgalanan İstanbul’da karşılıyor bizi Venüs. Önce doğuyla batının tam ortasında, Boğaz suları üzerindeki bir sandalda gözlerini dünyaya açan kahramanımızla tanışıyoruz. Bize 1908’de başlayan yaşamöyküsünü anlatıyor, anlatmalara oyamıyor. Doğumda ölen anne; oğlu değil de kızı oldu diye üzülen baba; aşkı, cinselliği, kendisini, erkekleri çok seven Şekina Hala. Ha bir de Nergis Kadın var ! Ailenin yedi kuşak hizmetkârı. “Bir ailede bir kişinin gördüğünü yedi göbek ötesi görürmüş,” diyen kahramanlarımızın izinde, köle avcılarının kol gezdiği Mısır’dan 1589 yılının büyülü İstanbul’una ve esrarlı saray hayatına duman gibi süzülüyoruz. Tatlı, muzip ama bir o kadar da hüzünlü ve kederli kahramanımızın ağzından, bir ailenin en mahrem sırlarına, eğlencelerine, kederlerine ve hayal kırıklıklarına tanık oluyoruz. Aşk, evlilik, aile hayatı, cinnet halleri, kadınlık, annelik, arzular, insanın ta kendisi… Kahramanların kendi kafalarına göre çalıp oynadıkları, coşku dolu, müzikal bir roman bu. Kulağınızın dibinde gül…

Kemal Varol – Ucunda Ölüm Var
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Ucunda Ölüm Var Yazar: Kemal Varol Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 227 Ölüyorum. Bu kez sahiden ölüyorum. Gelecek misin yasıma? Boz Atlı Hızır gibi son nefesime yetişecek misin? Ucunda ölüm var Heves Ali’m, ucunda elbette ölüm var. Gelmeyeceksen, elini son kez omzuma koymayacak, alnımı öpüp yolculamayacaksan, bağışlanma dilemeyeceksen; adını aldığın Ali hakkına söyle bari: Sahiden sevdin mi beni? Kederli sözlerin, kurumuş gözlerin, tozlu yolların, saklanan mendillerin, içli kıpırdanmaların misafiri, cenazelerin duacısı, hikâyelerin sırdaşı… Dünya ölümlü, gün akşamlı… Son Ağıtçı, Heves Ali’yi arıyor. Evlerde, sokaklarda, dere boylarında, raylarda, uzayıp giden bozkırda… Heveeeessss diyerek susuyor. Bana hikâyeni anlat, ağıdını yakacağım. Ucunda Ölüm Var, yarım asır süren bir aşk hikâyesi. Yalpalayan, şehirden şehire gezinen, derman arayan, sayıklayan, hatırlayan, rüya çağıran ince bir ah! Kemal Varol, maharetle memleketi anlatıyor, güneşin içinde doğup battığı bir roman anlatıyor. Masalsı, gürül gürül, ölmeye yatan.

Kemal Varol – Haw
Roman / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Haw Yazar: Kemal Varol Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 230 Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, “Ne geçiyon la burdan,” diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize. Onun adı Mikasa. Melsa’nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı’nın, Papaz Gölü’nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi…Hiçbiri, Heves Amca’nın Muhterem Nur’u sevdiği gibi Melsa’yı seven Mikasa’yı anlatmıyor. Dağlar gibi hatıralar…Alevli Kalpler Çetesi, Kıtmir Hazretleri, Çavuş Kabba, Burhan Çaçan’ın türküsü, Jandarma Köpek Eğitim Merkezi…Latif Dede, Köpek Cengiz, güzel bir biftek…Teneke çatılar, safralar, tevatürler, mayınlı yollar…Uluyan köpekler ve Adıgüzel, kalplere iyi gelen…Kemal Varol, zamanı aşan bir roman, hüzünlü bir edebiyat bileti sunuyor bize…Haw, sadece yeni değil sıcak ve güzel…

Barış Bıçakçı – Aramızdaki En Kısa Mesafe
Hikaye / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: Aramızdaki En Kısa Mesafe Yazar: Barış Bıçakçı Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 99 ‘Asıl öykü’ ile ilgilenmeyen bir anlatıcı ve yetişkinliğe varmayan bir çocukluğun öyküleri… Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişinin belirip kaybolan dünyası… Bu dünyada’ hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi !’

Barış Bıçakçı – Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Roman / 5 Temmuz 2018

Kitap Adı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz Yazar: Barış Bıçakçı Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 167 O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı? İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.

Şebnem İşigüzel – Gözyaşı Konağı
Roman / 22 Haziran 2018

Kitap Adı: Gözyaşı Konağı Yazar: Şebnem İşigüzel Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 250 1876 yılı baharında gayrimeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada’ya gönderildim. Yanıma Bedriye Kalfa’yı verdiler. Evin kadınları baba ve ağabeyime küçük bir hikâye takdim ettiler. Para kazanma hırsıyla yaşayan babam yokluğumu dikkate alacak vaziyette değildi zaten. Sadece ağabeyim bir süre uzaklarda olacağımı duyunca şaşırmış. Sofrada kızılcık hoşafını kaşıklarken bir an donup kalmış. Ona öyle anlatıldığı üzere, güya, talihsiz bir kaza neticesinde saçlarım tutuşup yandığından, Bedriye Kalfa ile halamın Beyazıd’daki konağına gideceğime, bu sayede kendimi biraz olsun toparlayacağıma inanıvermiş. Böyle başlıyor Gözyaşı Konağı. Gencecik bir kadın, karnında bebeği, kederli ve mağrur, adaya geliyor. Kaderden, ayıp arayan gözlerden, hayata hükmeden erkeklerden uzağa… Bir yanda ahlâka hürmet ve fikri mukaddes masalları, diğer yanda kıpır kıpır hürriyet meseleleri… Şebnem İşigüzel, neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir romanla yeni bir ses katıyor, sesine… edebiyata…

Hannah Arendt – İnsanlık Durumu
Felsefe / 2 Haziran 2018

Kitap Adı: İnsanlık Durumu Yazar: Hannah Arendt Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 461 Beş ciltlik Seçme Eserler’ini yayımlamaya elinizdeki kitapla başladığımız Hannah Arendt, post-modernist cepheden açılan eleştiri salvosundan farklı, “klasik” bir modernite eleştirisinin temel kaynaklarındandır. En önemli ve özgün çağdaş siyaset felsefecilerinden olan Arendt, düşünsel serüveninin yönünü “dünya aşkı”na “pratik hayat”a çevirmiş bir yazar. Temel kaygısı, insanın dünyaya, yani kendi yarattığı toplumsal yaşama yabancılaşmasının nedenlerini aramak. İnsanlık Durumu, onun bu arayışını en yalın biçimde ortaya koyduğu kitabı; bir bakıma Arendt’in lügatçesi. Emek, iş, eylem – temel insani etkinliklerin anlamı, özü… Özel alan ile kamusal alan, pratik hayat ile tefekkür hayatı arasındaki ayrım ve etkileşimin gelişimi… Arendt bu kavramları, insanın toplumsallaşmasının ve modernleşmesinin tarihi bağlamında inceliyor. İdealindeki Antik Yunan “polis”inden sonra, Ortaçağ ve ardından modernizmle birlikte insanın dünyaya nasıl yabancılaştığını anlatıyor. İnsanlık Durumu, aktif biçimde direndiği faşizm travmasının ardından totalitarizm denen “radikal kötülük”ü var eden şartları anlama macerasına girişmiş “sorumlu” bir aydının bir tür alternatif uygarlık tarihi anlatısıdır.

Hannah Arendt – Şiddet Üzerine
Sosyoloji / 2 Haziran 2018

Kitap Adı: Şiddet Üzerine Yazar: Hannah Arendt Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 107 Şiddet Üzerine, Hannah Arendt’in hacimce en küçük ama en çarpıcı ve tartışma yaratıcı kitaplarından biri. Arendt bu eserinde, şiddeti, sözle yanyana gelemeyecek, sözün/konuşmanın karşısına çıktığında onu çaresiz bırakacak bir olgu olarak mesele ediyor: Bu özelliğiyle şiddet, politika dışıdır, politikayı dışlayıcıdır. Beri yandan, 20. yüzyılda şiddet en ağırlıklı politik olgu olma eğilimi içindedir, ona göre. Tarihin en eski fenomenlerinden biri olan savaşın ve modern çağın bir ürünü olan devrimin güncelliği, şiddeti her zamankinden daha ‘şiddetle’ hissedilir kılıyor. Arendt, işte bu paradoksu tartışıyor kitabında. Arendt’in temel vargısı şu: “Şiddetle değişen bir dünya, ancak daha çok şiddetin varolduğu bir dünya olur.” “Terör”, “terörizm”, “şiddet” kavramlarının büyük bir yaygınlıkla ve dehşetengiz tehditkârlıkla kullanıldığı günümüzde, Arendt’in bu geniş ufuklu eserinin özel bir değeri var.

Gustave Flaubert – Üç Hikaye
Roman / 21 Mayıs 2018

Kitap Adı: Üç Hikaye Yazar: Gustave Flaubert Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 114 Üç Hikâye, şüphe, aşk ve yalnızlık etrafında şekillenmiş öykülerden oluşmuştur. Bir taraftan kutsal metinlere göndermeler yapan eser, diğer taraftan okuru gündelik hayatın acı gerçekleriyle karşılaştırmaktadır. “Basit Bir Yürek” yalnızlığı karşısında Katolik inançlarına sarılan hizmetçi kız Félicité’nin hikâyesini anlatır. “Konuksever Aziz Julien Efsanesi”nde ise kaderi doğumunda belirlenen Julien; sonu anne ve babasının ölümüne kadar varacak bir av tutkusuna kapılmıştır. Kutsal kitaplarda “Yahya’nın Vaftizi” olarak anılan anlatının bir yeniden yorumu ve kitabın üçüncü hikâyesi olan “Herodias”ta yine kadercilik ve zulüm hâkimdir. Her bir hikâye, Ortaçağ atmosferinin detaylarıyla örülmüş ve efsanelerinin ayrıntılarıyla resmedilmiştir. Üç Hikâye, Flaubert’in romanlarından izler taşımasının yanı sıra yazarın dehasını yansıtan bir parlaklığa ve yaratıcılığa sahiptir. Flaubert, edebiyat tarihinde, yazarlarca en çok hayranlık duyulan yazarların başında gelir. […] kalabalık bir yazarlar ordusu Flaubert’le fazlasıyla ilgilenmiş, onun hakkında yazmış, ona gizli-açık derin bir sevgi duymuş ve gizli-açık onunla kendini özdeşleştirmiştir. ORHAN PAMUK

Emrah Serbes – Her Temas İz Bırakır
Polisiye / 21 Mayıs 2018

Kitap Adı: Her Temas İz Bırakır Yazar: Emrah Serbes Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 299 Kızılay, Sakarya Caddesi, SSK İşhanı, Dil-Tarih, Atakule, öğrenci evleri… ve Emniyet… Cinayet Masası. Behzat Ç., “yeni müktesebata” uyum sağlayamamış, lambur lumbur, “dişli” bir başkomiser. Müzik dinlemez, polis telsizi dinler. Kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. Herhangi bir siyasi görüşü yok. “İçimizden birinin” üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. Amatör’de duran toplara iyi vuran bir stoperken, topçuluğu bırakıp başkalarını tekmelemeye başlamış. Mesela beş lira için kalbinden adam bıçaklayanları, on üç yaşında kızlara tecavüz eden, namus için en yakın akrabalarını vuranları… Kendi adalet anlayışı bakımından sorun yok; “it uğursuz” kimdir, belli gibi görünüyor… Ama acaba öyle mi? Behzat Ç.’yi ve onun adalet duygusunu da rahatsız eden işler olabiliyor bazen hayatta… At izinin it izine karıştığı bir cinayet… Kim, niye öldürsün bu kızı? Hem niye bu şekilde? Siyaset karışmış desek?.. Garip… Öğrenci âlemine, başka âlemlere, ama asıl polis âlemine dikiz atan, entrikası bereketli bir polisiye…

Emrah Serbes – Son Hafriyat
Polisiye / 20 Mayıs 2018

Kitap Adı: Son Hafriyat: Bir AnKara Polisiyesi Yazar: Emrah Serbes Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 291 Behzat Ç., Cinayet Büro Amirliği’nde başkomiser, hayata karşı işlenen suçlar uzmanı… Başına gelenlerden sonra lanet etmiş, çekip gitmişti aslında. (Dizinin ilk kitabı Her Temas İz Bırakır’ı okuyanlar bilir.) Hayır, hâlâ işinin başında! Ama ağzını bıçak açmıyor. Tek bir laf çıkmıyor ağzından. El işaretleriyle, çehresiyle, suskunluklarla anlatıyor anlatacağını – ve tabii dellenmeleriyle… Bu bir AnKara polisiyesidir… Behzat Ç. ve ekibi, kötü bir Renault Toros’la Sakarya Caddesi’nden Ayaş’a kadar altını üstüne getiriyor Ankara’nın. Sadece cinayetçiler değil, belediyenin envai çeşit birimi de altını üstüne getiriyor Ankara’nın. Her yer hafriyat. Kavşak inşaatıydı, kabloydu, boruydu, tamirattı… Sadece onlar da değil ama… Kendine ‘Red Kit’ diyen bir adam da çukurlar kazıp duruyor. Öldürdüklerini tabuta koyup gömüyor o çukurlara – gömüp polise haber veriyor. Çok acayip, çok da zeki bir adam bu, feleğin çemberinden geçmiş, içinde intikam acısı… Belli, polisle bir meselesi var. Behzat Ç. ve ekibi, Ahlak Bürosu’na bile nasip olup da hâlâ kendilerine verilmeyen bir Megane’ın hayalini kurarak, kötü Renault’yla Ankara’da fink atıp Red Kit’i arıyor. Bir AnKara polisiyesi…

Samir Kassir – Arap Talihsizliği
Roman / 12 Nisan 2018

Kitap Adı: Arap Talihsizliği Yazar: Samir Kassir Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 94 Araplar hızla dünyanın “öteki”leri haline geliyor. Özellikle 11 Eylül’den beri, Suudi yöneticiler, Kuveytli zenginler dahil, en ayrıcalıklı Araplar için de geçerli bu durum. “Arap” kelimesinin kendisi bile öylesine yoksullaştırılmış ki, bazı yerlerde utanç duyulacak etnik bir etikete ya da en iyi durumda, modernitenin temsil ettiği her şeyi yadsıyan bir kültüre indirgenmiş halde. Ayrıca dünyanın başka yerlerindeki yoksul ülkelerle kıyaslandığında, daha da acıklı bir görüntü çıkıyor ortaya. Ama aslında vaziyet hep böyle değildi. Arapların da bir altın çağı oldu. Onların da geleceğe daha iyimser bakabildikleri, kendi kaderlerini yazabileceklerine inandıkları bir dönem oldu. Peki, nasıl bu noktaya gelindi? Araplar, bu yoksunluğa mahkûm gelecekten başka bir çareleri olamayacağına nasıl inandırıldılar? Yaşayan bir kültür nasıl gözden düştü ve bu kültürün mensupları ıstırap ve ölüm kültünde nasıl bir araya gelebildiler? 2005’te bir bombalı saldırıyla öldürülen Samir Kassir, Arap Talihsizliği’nde bu soruların cevabını ve krizden çıkmak için bir yol bulmanın imkânını arıyor.

Bibi Dumon Tak – Kır Kurdu Kitap Kurdu
Çocuk / 7 Nisan 2018

Kitap Adı: Kır Kurdu Kitap Kurdu: Harika Hayvanlardan Hikayeler Yazar: Bibi Dumon Tak Yayıncı: İletişim Yayınları Sayfa Sayısı: 88 Kır Kurdu Kitap Kurdu Harika Hayvanlardan Hikâyeler Doğada öyle hayvanlar var ki duysanız inanmazsınız. Var olduklarına da, sahip oldukları olağanüstü yeteneklere de şaşar kalırsınız. Ama hepsi gerçek. Allayıp pullamaya, allayıp pulladığı yuvasıyla da dişileri tavlamaya meraklı çapkın çardak kuşu… Torpidolar gibi çatıların üzerinden süzülen, yere hiç ayak basmayan ebabil kuşu… Önüne ne çıkarsa çıksın gözünü kırpmadan yiyen göçmen karınca… Kendi su geçirmez kostümünü kendi yapan, yeraltı dünyasının prensi «su deposu çöl kurbağası»… Hep uçuş halinde olanını mı istersin yoksa kurbanına sinsice sokulanını mı… Emekleyen, oynayan, yüzen hatta iki ayağının üzerinde dikilip suda yürüyen… Hepsi bu kitapta!