L. Frank Baum – Oz Büyücüsü

Oz Büyücüsü: Zümrüt Kent Kitap Kapağı Oz Büyücüsü: Zümrüt Kent
L. Frank Baum
İmge Kitabevi
175

Frank Baum'un çok sevilen çocuk klasiği Oz Büyücüsü, Amerika'nın Kansas kentinde yaşayan Dorothy adındaki kız çocuğu ile sevimli köpeği Toto'nun, bir kasırga sırasında hortuma kapılarak kendilerini büyülü Oz Ülkesi'nde bulmalarının ve dönüş yolculuklarının tuhaf, heyecanlı öyküsüdür.

Dorothy, Oz Ülkesi'nden Kansas'taki evine dönmeye çalışırken kendine sıradışı yol arkadaşları bulur. Onların da gerçekleştirmek istedikleri önemli birer dileği vardır: Beyni olmayan Korkuluk bir beyin, kalbi olmayan Teneke Oduncu bir kalp edinmek; cesareti olmayan Korkak Aslan ise cesur olmak istemektedir. Hepsi de dileklerini gerçekleştireceğine inandıkları ulu ve esrarlı Oz Büyücüsü'nü aramaktadırlar. Beklenmedik serüvenlerle dolu olan bu yolculuk, her birine yeni bir şeyler kattığı gibi küçük dostumuz Dorothy'ye sabırlı olmanın ve arkadaş dayanışmasının önemini, bunun yanında da bir yaşam gerçeğini öğretecektir: Kişi dileğine kavuşmak için başkalarına ya da bazı gizemli güçlere değil, kendi aklıyla gönlüne ve azminin gücüne güvenmelidir.

Sinemaya uyarlanan, dizi olarak yayınlandığında ise ülkemizde büyük ilgi gören Oz Büyücüsü, okuru, Nihal Yeğinobalı'nın güzel Türkçesiyle buluşturarak Oz Ülkesi'nde heyecanlı ve sihirli bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.

Georges Perec – Yaşam Kullanma Kılavuzu

Yaşam Kullanma Kılavuzu Kitap Kapağı Yaşam Kullanma Kılavuzu
Georges Perec
İmge Kitabevi
633

On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu, düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik…Yani yaşamın kendisi…Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt…Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec'in her şeyi sıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Paris'te kuşaklara yayılan kiracıları ve sahipleriyle bir bina…Bunların parça parça, kat kat yaşamları, kimi zaman ayrıntılarla, bir yığın gereksiz şeyle birlikte ve de gerçek öyküleriyle anlatılıyor. Bu romanda bir servis merdiveninin, bir asansörün bile tarihi vardır. Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda bir fikir vermez.

Şaşırtıcı, olağanüstü bir çağdaş romanın bilinçli, sistemli bir biçimde örüldüğü bu binaya girmek, dünya seyahati yapmaktır! Başınız dönecektir belki ama roman bittiğinde çok hafiflemiş hissedeceksiniz kendinizi.

Andre Gide – Ahlaksız

Ahlaksız Kitap Kapağı Ahlaksız
Andre Gide
İmge Kitabevi
144

1902 yılında yayımlanan bu yapıt, ahlaksızlığın, ahlak dışılığın ne övgüsü, ne de yergisidir. Kahramanı Michel'in geleneksel "ahlak" kalıplarını yıkıp içgüdülerini ve duygularını dışa vurarak, kendine bireysel yeni bir ahlak oluşturma çabalarının hüzünlü öyküsüdür.

Ursula K. Le Guin – Her Yerden Çok Uzakta

Her Yerden Çok Uzakta Kitap Kapağı Her Yerden Çok Uzakta
Ursula K. Le Guin
İmge Kitabevi
94

"Beni bir yazar olarak değiştiren bazı kitaplar var ama bu kitap beni bir insan olarak değiştirdi."
-Emily Schultz-

Hep mi biliriz farklı olduğumuzu, yoksa sonradan mı öğreniriz? Hep mi umutsuzuzdur, yoksa her bir denemeden sonra yeniden mi kırılır umudumuz? Ait olmak çağımızın ilacı olmasına rağmen neden bizim üzerimizde etkisini göstermez? Bir biz miyiz sınırlardan bıkan, beklentilerden usanan, yarışlardan hazzetmeyen? Neden hep tüketmeliyiz, neden hep daha çok tüketmeliyiz? Neden marka koleksiyonumuzun her harfi tastamam olmalı?

Ya biz her şeyden, hepsinden daha uzaktaysak bunların? Bir tepenin üzerinde, oturduğumuz kayadan sarkıttığımız ayaklarımızın altındaki manzarayı seyrediyor; mevsimlerden en soğuğunda ıssız denizin beyaz köpüklerini çiğniyor, dalgalarını dinliyor, kendi yaktığımız ateşte ısınıyorsak; derin bir ormanda, biz ormanın içinden geçerken, orman da bizim içimizden geçiyorsa ve bunların hepsi son model bir arabaya binmekten daha çok keyif veriyorsa bize, var mıdır bize de yaşamak için bir yer, bu yeryüzü kabuğu üzerinde?

Juan David Nasio – Jacques Lacan’ın Kuramı Hakkında Beş Ders

Jacques Lacan'ın Kuramı Hakkında Beş Ders Kitap Kapağı Jacques Lacan'ın Kuramı Hakkında Beş Ders
Juan David Nasio
İmge Kitabevi
237

Bu kitap, Lacan'ın eserlerine açık ve anlaşılır bir giriştir. Sadece uzmanlara değil, aynı zamanda bu büyük Fransız psikanalistin düşünceleriyle ilk kez karşılaşan okurlara da seslenir. J.-D. Nasio, klinik örnekler etrafında, canlı ve söyleşiyi andıran bir üslupla Lacancı kuramın esaslarını ortaya koyar: Bilinçdışı ve zevk. Bu iki kavramı ele alırken, Lacan’ın kuramını en iyi açıkladığını düşündüğü "gösteren", "bilinçdışı özne" ve "nesne a" kavramları üzerinde odaklanır.
İlk ders, bilinçdışının bir dil gibi yapılandığı ilkesinden yola çıkar ve ikinci ilke olarak "cinsel ilişki yoktur"u ele alır. İkinci ders bilinçdışının ortaya çıkışını, etkinleşen bir yapı oluşunu, bilinçdışı özneyi konu edinir. Üçüncü ders, nesne a ve "öteki" problemi ile ilgili konuları irdeler. Dördüncü ders düşlem üzerinedir: Psikanalizin özgün niteliğini, düşlemin kliniğini, bedenin bir zevk odağı olarak ortaya çıkışını ele alır. Beşinci ders ise "beden" üzerinedir. Bu beş dersi, Jacques Lacan'ın seminerinde J.D. Nasio tarafından verilen "bilinçdışı özne" konulu konferans takip eder. Böylece yazar, hastalarıyla olan deneyimlerinden yola çıkarak kendi Lacan yorumunu ortaya koyar; aynı zamanda da Lacan’ın kuramıyla tanışmaya istekli psikologlara, dilbilimcilere, eğitimcilere ve sosyal bilimlerin diğer alanlarıyla uğraşan okura, kendi Lacan okumasını yapması için yol gösterir.

Mary J. Gander & Harry W. Gardiner – Çocuk ve Ergen Gelişimi

Çocuk ve Ergen Gelişimi Kitap Kapağı Çocuk ve Ergen Gelişimi
Mary J. Gander & Harry W. Gardiner
İmge Kitabevi
618

Gelişim psikolojisi, psikolojinin en geniş ve en çok araştırılan dallarından biridir. İnsanın gelişimini, doğmu öncesinden başlayıp ölümüne kadar izleyen bu psikolojinin en dinamik bölümü de çocuk psikolojisidir. Özellikle ilk çocukluk çağının incelenmesi, günümüzde, psikolojinin en önemli uğraşlarından biri olmuştur. Geleceğin insanını yaratmanın yollarını araştıran bugünün bilimi, dikkatini özellikle çocuğun zihinsel gelişimine yöneltmiştir. Gelecek yüzyılların, tam anlamıyla bilime dayanan, akılcı, çok boyutlu, karmaşık yaşam biçimine, ancak zihinsel olarak erkenden gelişmiş insanların uyum sağlayabileceği çok iyi bilinmektedir.

Soren Kierkegaard – İroni Kavramı

İroni Kavramı: Sokrates'e Yoğun Göndermelerle Kitap Kapağı İroni Kavramı: Sokrates'e Yoğun Göndermelerle
Soren Kierkegaard
İmge Kitabevi
368

Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik olan Sokrates'e yöneldi. Sokrates ironiyi tartışmaları yönlendirmek için kullanıyor, bunu da, o zamana kadar bilindiği düşünülen konulardaki belirsizlikleri ve çelişkileri açığa çıkarmak amacıyla bilmiyormuş gibi yaparak sorular yöneltmek ya da bilgisizmiş gibi davranmak suretiyle yapıyordu.
Böylece Sokrates üzerine yoğun bir çalışma yapan Kierkegaard, İroni Kavramı'nda büyük filozofu Xenophon, Aristofanes ve Platon'un gözünden inceler ve onu Fichte, Schelling ve Hegel gibi 18. ve 19. yüzyıl filozoflarıyla karşılaştırır. İroni perspektifinden bakarak Platon diyaloglarındaki sokratik unsurları ortaya çıkarmayı dener.
İroni Kavramı, geniş okur kitlelerinin ilgisini çeken büyük filozof Kierkegaard'ın doktora tezi olarak gerçekleştirdiği bir çalışmadır. Bu nedenle birinci bölümünde mümkün olduğunca akademik bir dil kullanmaya çalışan Kierkegaard, metin ilerledikçe, özellikle ikinci bölümde o müthiş şiirsel ve yaratıcı üslubunu bulur. İroni Kavramı, çağın en önemli filozoflarından biri olan Kierkegaard'ın yazarlığındaki bu büyük dönüşümü izleme açısından da ayrı bir değere sahiptir.
Çünkü onun yazarlık yeteneği adeta bu sayfalardan doğmuştur.

Aldous Huxley – Algı Kapıları

Algı Kapıları: Cennet ve Cehennem Kitap Kapağı Algı Kapıları: Cennet ve Cehennem
Aldous Huxley
İmge Kitabevi
150

Yayınlandığı günden itibaren tüm dünyada olağanüstü bir ilgi gören Algı Kapıları, ele aldığı konu bakımından benzersizdir. Huxley bu kült kitabında insan algılarının boyutlarını, görsel algıyı olağanüstü biçimde açan meskalin üzerinde özellikle durarak, onu bizzat kullanarak inceler; deneyimlerini müthiş bir gözlem gücüyle gerçeğe olabildiğince yakın, hatta zaman zaman onu aşarak betimler ve bize gerçeğin yeni bir boyutunu, bilincimizin, aslında bir şekilde hep bildiğimiz, ama pek göremediğimiz "karşı kutbunu", "öteki tarafını" gösterir; oraya geçmek için tarih boyunca kullanılmış farklı araçları, geliştirilmiş farklı yöntemleri anlatır.

Dolayısıyla Algı Kapıları, resimden müziğe, bir kır manzarasından karanlıkta oynaşan ışıklara kadar birçok farklı araçla da ortaya çıkabilen farklı bir algı durumunun, yazarın deyimiyle "kendinden geçmenin" benzersiz bir analizini sunuyor.

Gerek Algı Kapıları, gerekse yazarın daha sonra bunun devamı olarak yazdığı Cennet ve Cehennem, bu "kendinden geçme" halinin, gündelik yaşamın ötesindeki bir dünyaya açtığı kapılar üzerine yazılmış iki temel ve klasikleşmiş deneme...

Taner Timur – Felsefi İzlenimler

Felsefi İzlenimler Kitap Kapağı Felsefi İzlenimler
Taner Timur
İmge Kitabevi
191

"... İnsan ve toplumla ilgili disiplinler içinde, felsefe, en evrensel boyutlu düşünce tarzı olarak bilinir. Aslında bu, gerçekten de böyle midir? Bu disiplin yer yer ulusal, hatta milliyetçi öğeler de taşımıyor mu? Derrida, Heidegger'le ilgili eserinde bu filozofu Nazilerle işbirliğine götüren ulusal öğelerin (Alman dili ve bilimi, 'Alman ruhu'nda kan ve toprak ilişkileri vb. ) felsefesini nasıl etkilediğini göstermemiş miydi?"

"... Nietzsche, 'değerler, insanın insana hâkimiyeti ile değişir' demişti. Yoksa Foucault da hümanizme bu şekilde saldırırken, biraz da arka planda hümanist Sartre'ı mı hedef alıyordu? Yoksa 2bilme alanının arkeoloğu', Marksist Althusser'le beraber, varoluşçu filozofun şahsında biraz da 'baba'yı mı öldürüyorlardı?"

"... Althusser'e göre tarihi süreç 'öznesiz ve ereksiz' bir süreçti. Bu süreçte insanın belirleyici bir rolü yoktu. İnsanlar ancak 'yapısal etkiler2in dayanağı ve taşıyıcısı oldukları ölçüde bireysel ajanlar halinde tarihi süreçte aktif olabiliyorlardı; fakat felsefi anlamıyla özgür ve kurucu olarak tarih öznesi olamıyorlardı. Tarihin öznesi değil, 'motoru' vardı; o da sınıf kavgasıydı."

Yapısöküm nedir, biliyor musunuz? Teorik antihümanizm sizce ne anlama geliyor? 'Söylem formasyonu' kavramı merakınızı tahrik ediyor mu? Bu ve bunun gibi çağımızın en ilginç tartışma konularıyla tanışmak ve bu konularda Türkçe düşünmek istiyor musunuz?

Hiç kuşkunuz olmasın, French Theory'nin en çapraşık sorunsallarını hikâye üslubuyla anlatan bu kitap sizler için kaçırılmaz bir fırsat olacaktır...

Mircea Eliade – Ebedi Dönüş Mitosu

Ebedi Dönüş Mitosu Kitap Kapağı Ebedi Dönüş Mitosu
Mircea Eliade
İmge Kitabevi
172

Ayinler, semboller, mitler, kozmik döngüler toplumdan topluma fark göstermekle birlikte geleneksel toplumlar modern toplumların aksine daha döngüsel ve ebedi bir zaman/evren anlayışına sahiplerdi.

Ne dış dünyadaki nesnelerin, ne de insan faaliyetlerinin tek başlarına bir değeri yoktur. Ancak göksel/kozmik düzene katıldığı oranda nesneler ve insanlar değer kazanır.

Şehirler, tapınaklar ve evler de bu düzene göre inşa edilir, zaman/evren belli ritüellerin devamlı surette tekrarı sayesinde varlığını devam ettirir.

Dinler tarihi alanına yaptığı önemli katkılarıyla hem dünyada hem de Türkiye’de tanınan Mircea Eliade’ın bu eseri kendisinden sonraki çalışmaları önemli oranda etkilemiştir.

Korkut Boratav – 1980li Yıllarda Türkiyede Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm

1980li Yıllarda Türkiyede Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm Kitap Kapağı 1980li Yıllarda Türkiyede Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm
Korkut Boratav
İmge Kitabevi
148

1980 yılı, önceki yarım yüzyıl boyunca Türkiye'de gerçekleşen toplumsal ve ekonomik parametrelerin pek çoğunun yeni baştan biçimlendiği bir dönüşümün başlangıç noktasıdır. Bu dönüşüm 1980'li yıllar boyunca sürdürüldü. Dönem sonunda Türkiye toplumunun sosyal sınıfları arasındaki ilişkiler, burjuvazi ile devlet arasındaki bağlantılar, bölüşüm ilişkileri ve bunları etkileyen politika öğeleri radikal değişimlere uğramış olacaktı. Dahası, yeni yapı Türkiye'nin bir sonraki gelişim sürecine damgasını vuracaktı. Bu nedenle, günümüz Türkiyesi'ni kavramak, 1980'li yılların mercek altına alınmasını gerektiriyor.

Korkut Boratav, 1980'li Yıllarda Türkiye'de Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm'de bu işi gerçekleştiriyor; toplumsal sınıflara dayalı bir incelemenin dayanması gereken genel, kuramsal çerçeveyi geliştiriyor; 1980'li yıllarda, sınıflararası ve sınıfiçi bölüşüm ilişkilerini, burjuvazi-devlet bağlantılarındaki dönüşümleri ortaya koyuyor; sermayenin saldırısı karşısında işçi ve köylü sınıflarınca geliştirilen savunma ve uyum mekanizmalarını derinliğine araştırıyor.

Sınıf çözümlemeleri perspektifinden yakın tarihimizi ve günümüzü kavramak isteyenler için vazgeçilmeyecek bir kaynak kitap.

Korkut Boratav – Türkiye İktisat Tarihi

Türkiye İktisat Tarihi 1908-2002 Kitap Kapağı Türkiye İktisat Tarihi 1908-2002
Korkut Boratav
İmge Kitabevi
254

Her şeyden önce belirtilmesi gereken nokta, kitabın dönemlemesinin, şimdiye kadar hiçbir eserde rastlanmadık ölçüde iktisadi kıstaslara dayanması ve dolayısıyla iktisatsiyaset diyalektiğinde, yazarın iktisada ağırlık veren görüşüyle fevkalade tutarlı olmasıdır. Değerli araştırmacı Korkut Boratav'ın kitabının, Türkiye ekonomisinin nereden geldiği ve nereye gittiği konusunda derin düşünmek isteyenlere bir rehber olarak önerilmesi ve üniversitede ders kitabı olarak okutulması beklenir.

Meslekten iktisatçı olmayanlar hedeflenmişse de, iktisatçıların başucu kitabı olacak güçte, kalıcı bir yapıt. Tutarlı değerlendirmeler, nesnel nicel kıstaslar, dengeli iktisatsiyaset birlikteliği, duru, akıcı bir dil... Boratav'ın kitabı, bugünü anlamak için son derece yararlı bir yapıt. Dünü bilmek, yarını görmek için Boratav'ın kitabı okunmalı... Bir daha okunmalı...

Korkut Boratav – Yeni Dünya Düzeni Nereye

Yeni Dünya Düzeni Nereye Kitap Kapağı Yeni Dünya Düzeni Nereye
Korkut Boratav
İmge Kitabevi
222

Yirmi yılı aşkın bir süredir dünyayı ve Türkiye'yi neoliberal rüzgar savurup duruyor. Çalışan, sıradan insanın zorlu mücadelelerle elde ettiği ekonomik, toplumsal, siyasal kazanımlar tehdit ediliyor, aşındırılıyor. Emperyalizm, küreselleşme adını aldı...
Serbest piyasa ekonomisi "başka seçenek yok" sloganıyla saygınlaştırldı...
Dünya bir kurtlar sofrasına dönüşüyor... Emeğiyle geçinen ya teslimiyete ya da kökten dinciliğe, şovenizme, anarşizme yöneliyor.
Ama devran dönecek ve insanlık, er geç, dayanışmacı birikimlerine ve sosyalizme yeniden sarılacaktır.
Bu derleme, neoliberal politikalara bunların savunucu ve uygulayıcılarına karşı bir dizi polemiktir, direnme yazısıdır.

Can Dündar – Yarim Haziran

Yarim Haziran Kitap Kapağı Yarim Haziran
Can Dündar
İmge Kitabevi
158

Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay...
"Sana samanyolu getirdim" dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda...
Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet..
Sonra penceremi açıp onu içeri aldım.
Dolunay, samanyolundan ışıklarla eteklerinde; "Haydi" diyordu penceremin dibinde; "Haydi... ebedi baharın ülkesine..." Lakin dolunaya inat; öylesine bitkin ve naçar ki hayat...kopamadım akşam haberlerden, dünyevi kederlerden...Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi'den bir şiir fısıldayarak kulağına:
"Bir gün geleceğim / alıp şu başımı / bir gün geleceğim / belki de Haziran / bulacak naaşımı / belki de Haziran..."
Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay samanyolu boyunca efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı.
Bakakaldım peşinden..
Ne gözümü alabildim, ne göze alabildim.

Boris Vian – Savrulan Otlar Arasında

Savrulan Otlar Arasında Kitap Kapağı Savrulan Otlar Arasında
Boris Vian
İmge Kitabevi
128

“Kırk yaşımı beklemeyeceğim” diyen ve otuz dokuz yaşında ölen, neredeyse mucizevi bir gençlik yaşayan, her telden çalmış olan, trompet sanatçısı, aktör, şarkıcı, yazar Boris Vian’ın ilk romanı ‘Savrulan Otlar Arasında’ gülünç bir macera; tuhaf bir polis soruşturması ve ilginç bir casusluk öyküsü... 1942-1943 yıllarında tasarladığı ve 1966’da yayınladığı bu roman öteki yapıtlarından birinin taslağı ya da ilk versiyonu değildir kesinlikle. Bütünüyle özgün, eksiksiz, keyif veren, gelişmesi sözcüklerin dinamiğine dayandığından hiçbir şeyin bastırıp engellemediği bir yapıt. Boris Vian’ın dil evreninin en yetkin örneği. Dehşet, polis soruşturması ve casusluk… Gerçekten de bu yapıtı sözcükler oluşturuyor ve sürüklüyor, aynı zamanda karıştırıyor ve çözüyor. Bu sözcükler yerinde duramıyor; zıplıyor, sıçrıyor, bizi güldürüyor ve titretiyorlar. Boris Vian bu romanında sürekli çoğalıyor…birbirlerini izleyen, kan birikintileri içinde yüzen, keyifle tartışan, keyifle birbirlerini öldüren kahramanlar… Yazarın başka bir kitapta bulamadığı ve bulamayacağı için kendi kendine anlattığı bir öykü bu!