Michael Connelly – Kemikler Şehri
Polisiye / 8 Temmuz 2018

Kitap Adı: Kemikler Şehri Yazar: Michael Connelly Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 463 Hary Bosch için ‘melekler şehri’ tam bir ‘kemikler şehri’ydi. On iki yaşındaki bir oğlanın kemikleri Hollywood Hills’de etrafa saçılmış halde bulunduğunda, Harry Bosch kendi geçmişinin derinliklerindeki en karanlık hatıraları su yüzüne çıkartan bir davanın içine sürüklenir. Kemikler yıllardır gömülüdür fakat bu eski dava Bosch’u niyetinden caydıramaz. Gizli hikayeleri günyüzüne çıkartarak çocuğun kimliğini bulur, onun çatlayıp yok olmuş yaşantısını yeniden yapılandırır, böylece çocuğun unutulmadığını kanıtlar. Aynı zamanda Bosch ile bir kadın polis arasında bir aşk filizlenmeye başlamıştır ta ki insanın aklını başından alan bir görev kendisine verilene ve iniş çıkışlarla dolu kariyerinde yaşamadığı kadar büyük bir sorunla karşılaşana kadar. Yapılan incelemeler Bosch’u tahmin edilemez bir kararın okuyucuları nefessiz bırakıp Michael Connelly’nin sonraki romanını büyük bir merakla bekletecek kadar etkili-eşiğine getirerek inanılmaz sarsıcı bir sonuca ulaşır.

Isaac Asimov – Karadul Bulmacaları
Bilimkurgu / 7 Temmuz 2018

Kitap Adı: Karadul Bulmacaları Yazar: Isaac Asimov Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 236 İlk Karadul hikayem ”Açgözlü Kıkırdama” 1971 yılında yazılmış ve Ocak 1972′ de Ellery Queen’ in Gizemli Hikayeler Dergisi’ nde yayınlanmıştı. Karadulları tek bir hikaye olarak yazmıştım, ancak Elleriy Queen’ in iki yazarından biri olan Frederic Dannay bunun çok güzel bir seri olacağını belirtince ben de yazmaya devam ettim. Yazdığım altmış civarındaki Karadul hikayelerini on ikişer hikayelik kitaplar olarak beğeninize sunduk.

A. M. Celal Şengör – Aptalı Tanımak
Deneme / 18 Haziran 2018

Kitap Adı: Aptalı Tanımak Yazar: A. M. Celal Şengör Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 208 Şu anda Türkiye’ye egemen olan cehalet yönetimi, toplum olma bilincimizde büyük yaralar açmıştır ve açmaya da devam etmektedir. Öncelikle, toplumun bir grup olarak rasyonel düşünme yeteneğini silip süpüren yobazlık ve düşünceye değil korkuya dayanan cemaat yaşamının hortlatılması, toplumsal dokumuzu derinden yaralamıştır. Buna ilaveten eğitimimizde yaratılan kargaşa ve kalitesizlik, bir toplum olarak bilgi edinme ve değerlendirme yetimizi ortadan kaldırmak üzeredir. Tüm bunları yapanların eleştirilmesine, toplumda gerçeği aramak için oluşturulabilecek bir serbest düşünce ve tartışma ortamının oluşturulmasına imkân verecek basın özgürlüğünün alenen, fütursuzca tehdit edilmesi ve buna toplumdan en ufak bir reaksiyon gelmemesi ortaya konan yıkım projesinin toplumca algılanamamasına ve dolayısıyla bertaraf edilememesine neden olmaktadır. Bahsettiğim yıkım projesi, bir grup kötü niyetli insanın Türkiye’yi ortadan kaldırma projesi olarak algılanmamalıdır. Kuşkusuz, içimizde bu yıkım projesini yönetenleri dışarıdan destekleyenlerin böyle bir amaçları olabilir ve muhtemelen vardır da. Ancak bu projeyi içimizde (ve başımızda) bulunarak yürüten ve destekleyenlerin yaptıklarının tamamen farkında olduklarını sanmıyorum. Ortaya çıkan ve benim kısaca “proje” diye betimlediğim olgu aslında yalnızca cehalet ve aptallığın ortaya çıkardığı bir süreçtir. Tarih boyunca cehaletin ve aptallığın eline geçen toplumların kaderleri hep bizimki gibi olmuştur. Zira cahil, çevresiyle temasa geçemediği gibi…

Doğan Özlem – Günümüzde Felsefe Disiplinleri
Felsefe / 2 Şubat 2018

Kitap Adı: Günümüzde Felsefe Disiplinleri Yazar: Doğan Özlem Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 608 Bu kitapta, bu tür iki kitaptan seçilmiş yazıların çevirileri yer almaktadır. 15 ila 35 sayfalık bu yazılar, sadece felsefe disiplinlerini tanıtma amacına da yönelik değildir ve yazarların kendi bakış açılarından o disiplinle ilgili görüş ve eleştirilerini de içermektedir.

Ernst Cassirer – Kantın Yaşamı ve Öğretisi
Felsefe / 1 Şubat 2018

Kitap Adı: Kantın Yaşamı ve Öğretisi Yazar: Ernst Cassirer Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 504 “Öğretmenim olan bu filozofu tanımak bana mutluluk vermiştir. Öyle inanıyorum ki o, gençlik yıllarında da, saçlarına akların en çok doluştuğu yaşlılık yıllarında da, kendisine hep eşlik eden neşeli bir gençlik tazeliğine sahipti. Onun düşünceler inşa eden alnı, gölgesiz bir kişilik saydamlığının ve dostluğun yansıdığı yerdi. Dudaklarından derin düşünceler dolu sözler dökülürdü. Bu sözler latife, şaka hiciv doluydu ve onun öğretici dersleri sonradan daima sohbet konusu olurdu. O Leibniz’i, Wolf’u, Hume’u aynı canlılıkla tartışır ve Kepler, Newton gibi fizikçilerin bulduğu doğa yasalarını ele alırdı. Bunun yanı sıra, o zamanlar yayımlanmış olan Rousseau’nun kitaplarını, ‘Emile’i ve ‘Heloise’ı ele alıp işlerdi. O tüm bunları doğanın keşfi bakımından değerlendirir ve sağlam bir doğa bilgisi ve insanların ahlaksal değeri açısından bunların ne ifade ettiklerine değinirdi. İnsanlık tarihi, uluslar tarihi, doğa tarihi, doğa öğretisi, matematik ve deney, onu sonuçları yaşamına kattığı kaynaklardı. Onun için bilinmeye değmez hiçbir şey yoktu; hiçbir entrika, hiçbir sahtekarlık, hiçbir önyargı, hiçbir kişisel garez; evet bunların hiçbiri, onun için doğruluğun ortaya çıkarılıp aydınlatılması karşısında en küçük bir uyarıcı güce sahip değildi. O daima özgür düşünceyi canlı tutmak ister ve buna çabalardı. Despotizm onun duygu dünyasına yabancı bir…

Refik Halid Karay – Memleket Hikayeleri
Roman / 30 Ocak 2018

Kitap Adı: Memleket Hikayeleri Yazar: Refik Halid Karay Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 276 Memleket Hikâyeleri Türk edebiyatında Anadolunun en hakiki hikâyeleridir. Anadolu Memleket Hikâyelerinde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir. Nihad Sami Banarlı Geniş ününü mizah ve siyasal yergi yazılarıyla sağlayan Refik Halidin mizah yazıları gibi hikâyeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar İstanbul sınırları dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadoluya yöneltmekle hikâyeciliğimize yeni bir ufuk açmış, yeni bir soluk getirmiştir. Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman Refik Halidin anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyelerinde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikâyecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikâyecimiz olduğunu belirtir. Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi

Ömer Seyfettin – Yalnız Efe
Çocuk / 26 Ocak 2018

Kitap Adı: Yalnız Efe Yazar: Ömer Seyfettin Yayıncı: İnkılap Kitabevi Bilmem eski bir derebeyinin torunu olduğum için mi? Bulgaristan’da gezerken hep kendimi öz babamın çiftliğinde sanırım. Yeşil sazlı arklar, sık gül bahçeleri, alçak tarla çitleri, geniş taraçalı abus evler, arpa ambarlarını andıran üslupsuz kiliseler, başları düşük zayıf semerli beygirler, mütefekkir eşekler, semiz beyaz kazlar, hatta çamurlu pis domuzlar bile ruhuma aşinadır. Suyun başında çamaşırlarını döven kalın çıplak baldırlı kadınları, evinin önünde ezeli çoraplarını ören hiddetli kızları, batan güneş fundalıkları neftiye boyarken birbendire karşıma çıkarak “Dobra veyçer” diye beni selamlayan köylüleri sanki ezelden tanırım.

Halil Gökhan – Dünya Edebiyatından Kıskançlık Öyküleri
Hikaye / 13 Ocak 2018

Kitap Adı: Dünya Edebiyatından Kıskançlık Öyküleri Yazar: Halil Gökhan Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 208 “Hemen şimdi,“ dedi kadın, “Colas’a gidip benden haber alana kadar şatoda görünmemesi için uyar onu ve buraya geldiği zamanlar giydiği kıyafeti ödünç vermesini benim adıma rica et; giysiyi alınca, Jeannette, benim vefasız kocamın gözbebeği Louison’u bulacaksın ve ona beyefendi tarafından gönderildiğini, efendinin buyurduğu üzere önlüğünde taşıdığın o giysileri giymesini, buraya her zamanki yoldan değil de bahçeden geçerek gelmesini, beyefendi gelip onu bulana kadar da şapelin yanındaki odacıkta saklanmasını söyleyeceksin ve bu değişikliklerle ilgili sorularına -ki mutlaka birşeyler soracaktır- cevap olarak, tüm bunların nedeninin kıskanç hanımefendinin her şeyi öğrenmiş olması ve normalde kullanılan o yola gözcü dikmesi olduğunu söyleyeceksin. Eğer korkuya kapılırsa içini rahatlatacaksın; ona bir armağan sunacaksın ve beyefendinin bu akşam hanımefendinin kıskançlık krizinden sonra olanlarla ilgili önemli şeyler söyleyeceğini, bu nedenle gelmeyi kesinlikle ihmal etmemesini öğütleyeceksin.“ – Marquis de Sade, İNTİKAMCI KADIN –

Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam
Siyasi / 11 Ocak 2018

Kitap Adı: Estetize Edilmiş Yaşam: Sanattan Savaş ve Siyasete Alman Faşizminin Kuramları Yazar: Walter Benjamin Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 176 Ünsal Oskay, bu derlemesinde, Benjamin üzerine yazdığı iki makalesini, Benjamin’in “Alman Faşizminin Kuramları” başlıklı incelemesiyle Ansgar Hillach’ın bu inceleme hakkındaki bir değerlendirmesini ve yine Benjamin’in “Tarih Üzerine Tezler” adlı çalışmasını “Alman Faşizminin Kuramları” ekseninde bir araya getiriyor. Kitabın merkezini oluşturan Benjamin’in Alman faşizminin oluşumuna ve yükselişine getirdiği özgün yorumlar, eleştirel teori dünyasında önemli bir yere ve değere sahiptir. Yaşadığımız tarih döneminin olumsuzlukları karşısında neler yapılması gerektiğini; özgürleşim beklentilerimizi canlı tutabilmek ve tarihin akışına belirli bir oranda da olsa etkide bulunabilme olanaklarını bütünüyle heder etmemek için, neler yapılabileceğini görebilmek adına Estetize Edilmiş Yaşam ayrıca dikkat çekmektedir. “Benjamin, bu kitapta inceleyeceğimiz Alman Faşizminin Kuramları’nda, kendi zamanı olan bir tarih döneminde yaşanmış ‘Faşizm’ olgusunu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. Faşizmi de, faşizmin geniş sayıda insanlar tarafından kabul edilebilme koşullarını da, ‘faşizmin’ bilinen dar analiz sınırlarını aşarak ele almak gerektiğini gösteriyor bize. Benjamin’e göre, faşizmin oluşumu da, topluma kendini kabul ettirebilmesi de, modern toplumların kültür yaşamının kendi işleyişinden ve işlevlerinden yararlanarak olmaktadır.” -Ünsal Oskay-

Bedia Akarsu – Çağdaş Felsefe
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Çağdaş Felsefe: Kant'tan Günümüze Felsefe Yazar: Bedia Akarsu Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 278 İlkin kavramına açıklık getirmek, çağdaş felsefe derken ne anlaşılabileceğini belirtmek istiyorum. Gerçi sözcüğü sözcüğü ile eşanlamlı. Batı dünyası felsefe geleneğinde Descartes´ la başlayıp Hegel sonuna dek süren tarih kesitine denmektedir.

Adrian D’hage – Omega Parşömeni
Polisiye / 30 Aralık 2017

Kitap Adı: Omega Parşömeni Yazar: Adrian D'hage Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 512 Ölü Deniz Parşömenleri’nden biri, Kumran yakınlarında bir mağarada iki bin yıl kadar gözlerden uzak bir şekilde bekler. Omega Parşömeni, hem insanlığı tehdit eden korkunç bir kehanet, hem de Vatikan’ın en çok korktuğu şifreli sayı ile ilgili uyarılar taşımaktadır. Papa’nın sağlığı giderek bozulmakta, Başbakan Kardinal olan acımasız Lorenzo Petroni, Peter’in Anahtarları’nı elinde tutmaktadır. Onu korkutan üç şey vardır: Kardinal Giovanni Donelli’nin, Vatikan Bankası ile ilgili başlattığı soruşturma; gazeteci Tom Schweiker’in Petroni’nin geçmişini araştırması ve en tehlikelisi de, çok zeki bir araştırmacı ve arkeolojik DNA konusunda dünyanın en yetkin bilim insanlarından biri olan Dr. Allegra Bassetti’nin, savaşın altüst ettiği Kudüs’te Omega Parşömeni’nin parçalarını bir araya getirmeye çalışmasıdır. Donelli, Schweiker ve Bassetti, yazmanın peşindeki bu nefes kesen yarış sırasında kendi hayatları için de mücadele ederken, Vatikan bu kehanetin gizli kalması için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyecektir. Virginia Langley’deki CIA karargahında ise Mike McKinnon, kayıp nükleer bavul bombalarını araştırmakta ve bu bombaların Omega Parşömeni’ndeki kehanetlerle ilgili olduğundan kuşkulanmaktadır. Kutsal çöldeki bir mağaranın duvarından, kum taneleri dökülmeye devam etmektedir. Uygarlığın sonunu getirecek olan geriye sayım başlamıştır.

Çetin Altan – Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri
Hikaye / 29 Aralık 2017

Kitap Adı: Rıza Bey'in Polisiye Öyküleri Yazar: Çetin Altan Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 287 Dünya Edebiyatında polisiye edebiyatın yeri gözardı edilemeyecek bir anaçlıkta. Özellikler gelişmiş toplumlarda yüzbinlerce satan önemli bir bölümü bu dala ait… Az gelişmişlik, “gözlemciliğe”, “anı anlatımcılığına” ve “toplumsal gerçekliğe” ayırdığı payı; düşsel yaratıcılığa ve bu arada okuyucuları daha yüreğinden yakalayan ve toplumsal kesitlere insan tiplerlerini daha değişik bir gergef içnde sunan polisiye yapıtlara ayıramıyor… Bizde ise Batı taklidi kokan bir iki örnek dışında, polisiye edebiyat, genel edebiyatımızın en öksüz kalmış bölümü… Çetin Altan, Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri adındaki yeni kitabında, bu öksüzlüğün kapısını tıkırdatmaya çalışıyor… Amaç, yazılar bahçesinde eksikliği duyulan önemli bir türün, ilk fidanlarından birini dikmek.. Yazar, gazetedeki sütununda da pazar günlerini Rıza Bey’in öykülerine ayırmıştı. Değişik kurgular içinde karmakarışık düğümlerle beklenmedik çözümlerinin gördüğü geniş ilgi karşısında, Rıza Bey’in öykülerini kitaplaştırmak kaçınılmaz oldu. Türk edebiyatının boş bırakılmış bir alanında Çetin Altan’dan bir hayli değişik ve özgün sayfalar okuyacaksınız. Bunu, az gelişmişlikten gelişmişliğe doğru kurulmakta olan köprüde, çorbada tuz benzeri, iyi niyetli bir çaba olarak değerlendirmeniz dileğiyle…

Andrea Camilleri – Montalbano İle Bir Ay
Hikaye / 21 Aralık 2017

Kitap Adı: Montalbano İle Bir Ay Yazar: Andrea Camilleri Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 423 Bu kitabın adı neden “Montalbano ile bir ay”? Çünkü okuyucular, bu ünlü komiserle yalnızca otuz gün birlikte olacaklar. Zaten kitapta da tam otuz öykü var!.. Öykülerde anlatılanların hepsi komiserimizin yaşadığı bir Sicilya kasabası olan Vigata’da geçmiyor, bazıları Salvo Montalbano’nun meslek hayatının ilk yıllarına ait anıların bir süreven tadıyla yoğrulmuş izdüşümleri. Ama hepsi de bin bir gizemle çevrelenmiş cinayetlerle yüz yüze getiriyor bizi ve her şey tam da o noktada başlıyor. Aşk, tutku, çıkar ve öfke rüzgaları, cinayetle noktalanınca Montalbano çıkıyor sahneye. Çünkü katil kadın ya da erkeke, yaşlı ya da genç, güzel ya da çirkin, cahil ya da kültürlü, nasıl olursa olsun farketmiyor, yolu komiserimizle kesiyor sonunda.

Orlando Figes – Nataşa’nın Dansı
Kültür / 17 Aralık 2017

Kitap Adı: Nataşa'nın Dansı Yazar: Orlando Figes Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 784 Rusya’nın dünyadaki yeri ve amacı neydi? Ve gerçek Rusya neredeydi? Avrupa’da mı, Asya’da mı? St. Petersburg mu, Moskova mı? Bunlar, Puşkin’den Pasternak’a kadar Rus kültürünün altın çağındaki bütün ciddi yazarların, edebiyat eleştirmenlerinin, tarihçilerin, ressamların, teologların ve filozofların aklını meşgul eden “lanetli sorulardı”. Tolstoy’un ünlü Savaş ve Barış eserindeki bir dans sahnesinden ismini alan bu kitapta ele alınan bütün bu konular, tarihle bir araya gelerek ulusal bilincin izlenimleri olarak toplandı. Fikir ve davranışlar tarihini, Rus tarihinin kültürel ve sanatsal dönüşümlerini, Rusya ve Avrupa arasındaki karmaşık etkileşimi akademik olmayan bir dille okuyucusuna aktaran Nataşa’nın Dansı, Rus kültür tarihçisini, yüzeydeki sanatsal görünümün altını irdelemeye davet ediyor. “Muhteşem… Figes formunun doruklarında.” GUARDIAN “ Modern Rus tarihinin büyük hikâyecisinden bir yetenek gösterisi… Figes serf haremlerini, hanedanları, politbüroları, hovardaları, köylüleri, sefihleri, film yapımcılarını, yazarları, bestekârları, şairleri, çarları ve zorbaları harekete geçiriyor… Fevkalade, gösterişli ve ustaca.” FINANCIAL TIMES

Sidney Sheldon – Hiçbir Şey Sonsuz Değildir
Roman / 11 Aralık 2017

Kitap Adı: Hiçbir Şey Sonsuz Değildir Yazar: Sidney Sheldon Yayıncı: İnkılap Kitabevi Sayfa Sayısı: 320 San Francisco 1995 Baharı Bölge Savcısı Carl Andrews öfkeden tepiniyordu. ‘Buradan neler oluyor?’ diye sordu. ‘Üç doktor birlikte yaşıyorlar ve aynı hastanede çalışıyorlar. Biri neredeyse koca bir hastaneyi kapattırıyor, ikincisi bir milyon dolara hastalardan birini öldürüyor ve üçüncüsü de cinayete kurban gidiyor…”