Minna Rozen – İstanbul Yahudi Cemaati’nin Tarihi

İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi (1453-1566) Kitap Kapağı İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi (1453-1566)
Minna Rozen
İş Bankası Kültür Yayınları
529

Minna Rozen İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi'nde, Konstantinopolis'in Rumca konuşan Romaniot Yahudi cemaatinin, İber Yahudilerinin gelişiyle uğradığı dönüşümü gözler önüne seriyor. İspanya ve Portekiz'den kovulan İber Yahudilerinin İstanbul'a sığınmasıyla, etnik açıdan çeşitlilik gösteren, yerinden edilmenin travma ve izlerini taşıyan bir Osmanlı topluluğu haline gelen İstanbul Yahudi cemaatinin çok katmanlı tarihiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bu cemaatin kültürel ve toplumsal değerleri üzerindeki Osmanlı etkilerinin de izini süren Rozen'le birlikte, Osmanlı tarafından fethedilmiş İstanbul semalarında hayali bir kuşun kanatlarında bir yolculuğa çıkıyoruz adeta. 14. yüzyıl sonunda nüfusu günbegün azalan, adeta can çekişmekte olan Konstantinopolis'in de İstanbul'a; başka deyişle, emperyal bir güç olarak sahneye çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentine dönüşümünü Yahudi cemaatinin tarihiyle birlikte adım adım izlediğimiz bir yolculuk bu.

Mark Haddon – Süper İyi Günler

Süper İyi Günler: Ya Da Christopher Boone'un Sıradışı Hayatı Kitap Kapağı Süper İyi Günler: Ya Da Christopher Boone'un Sıradışı Hayatı
Mark Haddon
İş Bankası Kültür Yayınları
289

İnsanlar kafamı karıştırıyor.

Bunun iki temel nedeni var.

İlk neden, insanların hiç kelime kullanmadan bir sürü şey söylemeleri. Siobham, tek kaşını kaldırmanın bir sürü anlama gelebileceğini söylüyor. Bu ifade "Seninle seks yapmak istiyorum." anlamına gelebilirmiş, ayrıca "Biraz önce söylediğim şeyin aptalca olduğunu düşünüyorum." demek de olabilirmiş.

Bu komik bir kitap olmayacak. Espri yapmasını bilmiyorum çünkü onları anlamıyorum.

Esrarengiz bir cinayet ve bu cinayeti aydınlatmaya çalışan, dünyanın en dikkatli dedektifi: Christopher John Francis Boone. 15 yaşındaki dedektifimiz, yaşadığı sokaktan öteye tek başına hiç gitmemiş ama astronot olmak istiyor, dünya üzerindeki bütün ülkeleri ve onların başkentlerini sayabiliyor bir de 7.507'ye kadar bütün asal sayıları...

İngiltere'de yayımlandığı günden itibaren satış rekorları kıran ve bugüne kadar 15 dile çevrilerek 32 ülkede okuyucuyla buluşan Süper İyi Günler sizin de favoriniz olacak.

Başından sonuna kadar sürükleyici bir tema çerçevesinde yazılmış olması nedeniyle benzerlerinden farklı olan bu kitabın otizm gibi anlaşılması çok zor ve ciddi bir sorunla karşı karşıya kalan ailelerin çocukların daha iyi anlamalarında büyük fayda sağlayacağına inanıyorum.

- Prof. Dr. Barış Korkmaz-

Manfred Kuehn – Immanuel Kant

Immanuel Kant Kitap Kapağı Immanuel Kant
Manfred Kuehn
İş Bankası Kültür Yayınları
535

Immanuel Kant (1724 – 1804) Prusya’nın Königsbergşehrinde doğmuş, aynı şehirde üniversiteye girmiş, üniversitede göreve başlamış, rektörlüğe kadar yükselmiş, tipik bir üniversite profesörü gibi son derece kapalı, sade ve alışkanlıklarına bağlı bir hayat sürmüş ve yine Königsberg’de ölmüştür. Sadakat, cömertlik, adalet ve nezaket erdemlerine sahip olduğu için çevresi tarafından çok sevilmiş ve şehrin sevgilisi haline gelmişti.
Ancak bu kapalı hayatı içinde bile döneminin önemli düşünsel, siyasi ve bilimsel gelişmelerini yakından izlemiş, zamanının kültürel iklimiyle Amerikan ve Fransız Devrimlerinden etkilenerek görüşlerini şekillendirmiştir.

Dolayısıyla felsefesi hem küresel hem de yerel dayanaklardan beslenmiştir. Günlük tutmamış, hayatına dair ayrıntıların sızmasına izin vermemiş, yaşamıyla eserleri arasına sağlam bir duvar örerek “kendimizden söz etmiyoruz” düsturundan ayrılmamıştır. “Görevimiz kitap yaratmak değil, kişilik yaratmaktır. En büyük şaheserimiz gereğine uygun bir hayat sürmektir” görüşünü benimseyen bir düşünürdür. Kişiliği, bizzat kendisinin bilinçli bir yaratısıdır. Son derece ayrıntılı araştırmaların sonucu olarak ortaya çıkan elinizdeki kitap, varolan bütün Kant biyografilerini eleştirel bir süzgeçten geçirip Kant’ın hayatı hakkındaki birçok miti yıkarak bu bilinçli yaratıyı çözümlemekte ve onun yaşamıyla felsefi eserlerinin anlamlı ve detaylı bir sentezini yapmaktadır. Kant felsefesi, Rönesans’tan sonraki Avrupa felsefesi için bir kavşak noktasıdır. Bu felsefe hem Rönesans sonrası tüm gelişmelerin ana çizgilerini bir derleyici edasıyla kendinde taşır, hem de kendisinden sonraki Avrupa felsefesi için kaynak işlevi görür. Getirdiği yeni çözümsel denemelerle, 19. yüzyılın ilk yarısında özellikle Fichte, Schelling, Hegel ve kısmen Schopenhauer ile bütünlük kazanan Alman idealizminin sarsılmaz bir sistem yaratma tutkusunun kurucusudur. Felsefesinin bilgi yönünü, “duyarlık olmadan hiçbir nesne bize verili olamaz, anlak olmadan da hiçbir nesne düşünülemez. İçeriksiz düşünceler boş, kavramsız sezgiler ise kördür” diyerek formüle eden, aklı temel alan ahlak öğretisini ise hukuk, devlet ve tarih anlayışına taşıyan bu bilge, sakin yaşamı ancak çalışkan ve disiplinli kişiliği ve başta Saf Aklın Eleştirisi’yle düşünce tarihinin en devrimci tasarımcılarındandır.

Leyla Erbil – Tuhaf Bir Erkek

Tuhaf Bir Erkek Kitap Kapağı Tuhaf Bir Erkek
Leyla Erbil
İş Bankası Kültür Yayınları
144

bütün acılara karşın hayat içimize bir nota bırakır ya
en bitik günümüzde direnme notasını
bir zarfa mı koyar bir deniz çırpıntısıyla mı savurur yüzümüze
neşe üşüşür hayatımıza birden güç aşılar iyi güçtür
başeğdirmeyen umut altın kafesinden
çıkıverir dolaşır tepemizde

Leyla Erbil – Mektup Aşkları

Mektup Aşkları Kitap Kapağı Mektup Aşkları
Leyla Erbil
İş Bankası Kültür Yayınları
229

"... sen dönene kadar yaşamayacağım hiç...
... senin yokluğunu ölümüne yaşamaktayım...
... öyle bir yalnızlık ki bu, mutlak bir boşluk içindeyim sanki...
... seni düşünmediğim zamanlar ölüyüm ben..."
Leyla Erbil, insanın içinde bir delinin, şeytanın varlığını görmezden gelmez. Her ikisinin de ne iyi ne de kötü olduğunu ama insanın kendisi olduğunu vurgular. O, suçlarımızın, günahlarımızın, yetersizliklerimizin ve hüzünlerimizin de yazarıdır...
Kondor'dan kaçan azınlığın şairidir...
- Cem Mumcu-
1956'da ilk işaretini gördüğümüz yazarın bugün de öncü olması ne tuhaf... Yaklaşık yarım yüzyıl sonra bile onun öncü niteliğini aşan bir yazarın henüz bu yetkinlikte belirmemesi ne tuhaf...
- Mahmut Temizyürek-

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Aile Mutluluğu

Aile Mutluluğu Kitap Kapağı Aile Mutluluğu
Lev Nikolayeviç Tolstoy
İş Bankası Kültür Yayınları

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910) yapıtlarında, insan ruhunun değişimini inceleyerek kişinin, içsel varlığının zenginleşmesini, en başta ahlaksal olgunluğa erişmesini dile getirir. Bu kitapta yer alan “Tipi”, “İki Süvari Subayı” (1856), “Üç Ölüm” (1859), “Polikuşka” (1863), “Efendi İle Uşağı” (1895), “Korney Vasilyev” (1905), “Çilekler” (1905) adlarındaki öyküler Tolstoy’un neredeyse bütün yazarlık dönemini kapsar, bu süre içerisinde değişen görüş ve düşüncelerini yansıtır. Tolstoy kendinden sonra gelen birçok Rus yazarının yanı sıra dünya edebiyatını da derinden etkilemiştir.

Leo Damrosch – Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau Kitap Kapağı Jean-Jacques Rousseau
Leo Damrosch
İş Bankası Kültür Yayınları
566

Jean-Jacques Rousseau

Saat ustası maceraperest bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Jean-Jacques Rousseau (1712 Cenevre – 1778 Paris), 18. yüzyıl Avrupası’nda emekçi sınıfa mensup yoksul bir çocuğun, toplumun sınırlarını zorlayan özgün bir düşünüre dönüşmesinin simgesidir. Küçük yaşlardan itibaren yaratıcı ruhunun etkisiyle toplum ve düzenle uyum sağlayamamış, 16 yaşında evini terk ederek başına buyruk yaşamış, düzenli eğitim almamış ve çok sınırlı süreler dışında düzenli bir işte çalışmamıştır. Okuduğu kitaplardan ve gezgin hayatı sırasında toplumun her kesiminden tanıdığı insanlarla yaşadığı tecrübelerden edindiği birikimle kendi kendini eğitmeyi başararak fırtınalı ruhuna huzur sunmak için otuzlu yaşlarında yazmaya yönelmiştir.

Ancak yazmak bile Fransız Devrimi’ne doğru giden bir süreçte artık iyice yozlaşmış aristokratik davranış ve düşünce kalıplarının egemen olduğu toplumsal yapıdan ve ilişkilerden bunalan bu asi dehaya ilaç olmamıştır. Mevcut kültürün aldığı yolu tartışan ve eleştiren, öğretisini insanın doğal özüne uygun ve bu özü bozmayacak, tam tersi geliştirecek sağlıklı ve adil bir yeni kültür anlayışı üzerine kuran Rousseau, düşüncesiyle yaşayışı arasında en çok benzerlik olan özgün filozoflardan biri olarak dinsel ve siyasi egemenlerin baskısına uğramıştır.

Bu baskılardan bunalsa ve hassas ruhsal dengesini giderek yitirmeye başlasa da fikirlerinden taviz vermemiş, özellikle Toplum Sözleşmesi ile özgürlük, eşitlik, kardeşlik arayışının ışığı ve Fransız Devrimi’nin esin kaynağı olmuştur. Gücünü doğadan alan yaratıcı düşünceleriyle 19. yüzyıl felsefesine, özellikle de romantizm akımına ilham vermiştir. Devrimci bir yaklaşımla çocuk eğitimi üzerine yazdığı Emile, çocukluk çağlarının insan oluşumundaki önemini belirlediği ve üst sınıftan bir kadının sözleriyle, “annelere, bebeklerini emzirmeyi öğrettiği” için, büyük etki sahibidir. Otobiyografi tarzının atası sayılan İtiraflar, benliğin karanlık yönlerini araştırması açısından psikanalize giden yolun ana taşlarından sayılır.

Lawrence Norfolk – Yabandomuzunun İzinde

Yabandomuzunun İzinde Kitap Kapağı Yabandomuzunun İzinde
Lawrence Norfolk
İş Bankası Kültür Yayınları
459

Yabandomuzunun İzinde;

Ereklerimizi bir düşün, bir de sürdüğümüz izin sonunu … avın sendelediği ve avcının sendelediği anı, eceli gelmiş bir hayvanın çığlıklarının ne denli insan çığlıklarına benzediğini ve insan çığlaklırının nasıl bir hayvanın çığlıkları sanılabileceğini….

Yabandomuzunun İzinde 1993 yılında Granta En İyi Genç Romancılar Ödülü’nü alan Lawrence Norfolk’un en önemli romanlarından biri. Eski Yunan mitolojisinde “Kalydon Yabandomuzu Avı” olarak adı geçen bir söylencenin şiirsel bir dille anlatılmasıyla başlayan bu roman, aslında Yabandomuzu Avı” olarak adı geçen bir söylencenin şiirsel bir dille anlatılmasıyla başlayan bu roman, aslında Yahudi asıllı bir yazarın, Solomon Memel’in, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerleştiği Paris’te sürdüğü yaşamdan kesitleri ve savaş sırasında başından geçenleri dönüşümlü olarak okura sunar. Kitabın başındaki mitolojik av öykösü ile savaşın bitiminde Yunanlı partizanların bir SS subayını yakalamak için izini sürmeleri arasında kurgusal bir koşutluk kurulur. Tıpkı yabandomuzu gibi SS subayı da aynı coğrafyada aynı mağarada kıstırılır. Eski öyküde yabandomuzunu okuyla öldüren mitolojik karakter bellidir; oysa SS subayının başına gelenler, tanıksız, karanlık bir mağarada gerçekleşmiştir, yani hiçbir şeyin kayda geçemeyeceği “Yazılmayan Yer”de. Gerçek, mağarının karanlığında gizlidir. Solomon Memel’in anımsadıkları ve anlattıkları ne ölçüde doğrudur?

Kostas Mourselas – Kızıla Boyalı Saçlar

Kızıla Boyalı Saçlar Kitap Kapağı Kızıla Boyalı Saçlar
Kostas Mourselas
İş Bankası Kültür Yayınları
493

"... Sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı. Nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. Neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?..."
"Mourselas'ın duvar resmi, Hieronymus Bosch'un tablolarına benziyor: İçinde bir çok kadın ve erkek, bir sürü farklı an ve durumda resmedilmiş! Bu tablonun içinde, yıkıcılığa varan bir mizah anlayışıyla insan manzaraları sergiliyor. İnsanların aşk, cinsellik ve sosyal yaşamları, bazen acımasızca, bazen de insancıl ve şefkat dolu bir yaklaşımla betimleniyor. ..."
Kostas Stamatiou (Eleştirmen)

Kostas Mourselas – Hüzün Nedeniyle Kapalıyız

Hüzün Nedeniyle Kapalıyız Kitap Kapağı Hüzün Nedeniyle Kapalıyız
Kostas Mourselas
İş Bankası Kültür Yayınları
248

Küçük bir kasabada yaşayan bir grup insan; akrabalar, arkadaşlar, tanışlar... Herkes kendi kıskacında kıvranmakta, bu dar çevrenin sıkıcı, delici gözlerinden, ne olacağı çok önceden belirlenmiş gibi duran sakinliğinden kaçmaya, daha zengin, daha dolu bir hayal kurmaya çalışmaktadır. Ama düşledikleri yerler birer kartpostal resmidir çoğu kez, ya da tutunarak uçmak istedikleri insanlar birer gölge... Küçük Akdeniz kasabası, renklerini içinde saklayan, görünenin dışında en az bir de gizli kapaklı hayatları olan sakinlerinin ani cinnetleriyle çalkalanmaktadır: Kaçmayı başaranlar, içlerindeki ateşe teslim olanlar, hüzünlerine neden olarak gördüklerini öldürmeye çalışanlar, korkunç bunaltıya dayanamayıp aklını kaçıranlar, esrarengiz yabancılar, söylentiler, dedikodular... Geleneklere, "olması gerekenlere", "uygun görünenlere" karşılık, içimizden fışkırıp gelenler kısacası... İnsanlık halleri...

Julia Donaldson – Prenses Ayna Güzeli ve Uçan Atı

Prenses Ayna Güzeli ve Uçan Atı Kitap Kapağı Prenses Ayna Güzeli ve Uçan Atı
Julia Donaldson
İş Bankası Kültür Yayınları
152
Prenses Ayna Güzeli Dizisi'nin dördüncü kitabı birbirinden komik beş hikâye ile sürüyor. 10 yaş ve üzeri çocuklar için.

Jose Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Bilinmeyen Adanın Öyküsü Kitap Kapağı Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Jose Saramago
İş Bankası Kültür Yayınları
51

"Adamın biri kralın kapısını çalmış ve demiş ki, Bana bir tekne ver..."
Adam niçin bir tekneye ihtiyaç duyuyor, tekneyle nereye gidecek, yolculuğu boyunca ona kim tayfalık edecek ve bu tekne nasıl bir yük taşıyacak?
Bu çocuksu, masumane öykü, derin mimarisiyle birlikte ele alındığında birden kılık değiştiriyor ve Swift'i ya da Voltaire'i aratmayacak parlak bir felsefi metne dönüşüyor. Anlatı teknikleriyle sürekli oyunlar oynayan büyük yazar, okura bir kez daha büyük bir okuma zevki sunuyor.

Jay Winter & Geoffrey Parker & Mary R. Habeck – 1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl

1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl Kitap Kapağı 1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl
Jay Winter & Geoffrey Parker & Mary R. Habeck
İş Bankası Kültür Yayınları
368

Üzerinden neredeyse bir yüzyıl geçmesine karşın, I. Dünya Savaşı'nın nedenleri, niteliği ve mirası bugün hâlâ hararetli tartışmalara konu oluyor. Tarihteki bu ilk topyekûn savaşa dair kültürel referanslar bugüne dek gücünden hiçbir şey yitirmedi. 1914 yılında fitili ateşlenen büyük ideolojik ve ulusal çatışmalar, savaşan devletlerde muazzam bir değişimi harekete geçirmişti. Etkileri 20. yüzyıla yayılan ve damgasını vuran bir değişimdi bu. Almanya'nın kıtanın hâkimiyetini ele geçirmesinin önüne geçmek için savaştan başka yol yok muydu? İtilaf Devletleri'nin pek yardım etmemesi sonucunda Rusya'nın 1917'de yenilmesi ve bu yenilginin Bolşevik Devrimi'nin önünü açması mı daha kötüydü? Yoksa olasıbir Alman zaferi mi? Askerler teknolojik savaşın yeni gerçekliği karşısında nasıl tepki vermişti? Savaş sürüncemede kalırken, Almanya'daki sosyalistler nasıl bir saikle pasifizme yöneldiler? Savaşın sömürgecilik, 1920'lerin diplomasisi, savaşla ilgili ulusal mitosların yükselişe geçmesi üzerindeki etkileri nelerdi?

Bu kitaba katkıda bulunan yazarlar askeri tarih, uluslararası tarih ve kültür tarihini bir araya getiren çok geniş bir literatürden yararlanarak, 20. yüzyılın bütününü kavrayışımız açısından genel bir çerçeve sağlayan bir I. Dünya Savaşı analizi sunuyorlar.

Jay Winter I. Dünya Savaşı ve 20. yüzyıl üzerindeki etkisi konusunda uzmanlaşmıştır. Yazar ve ortak yazar olarak imza attığı onu aşkın kitap arasında, Antoine Prost'la birlikte kaleme aldığı ve 2011'de Blois Tarih Festivali'nda yılın en iyi kitabı ödülünü kazanan René Cassin et les droits de l'homme da vardır.

James C. Davis – İnsanın Hikayesi

İnsanın Hikayesi: Taş Devrinden Bugüne Tarihimiz Kitap Kapağı İnsanın Hikayesi: Taş Devrinden Bugüne Tarihimiz
James C. Davis
İş Bankası Kültür Yayınları
478

İnsanın Hikâyesi, uzun ve ayrıntılı bir hikâyeyi kısa, özlü ve kolay anlaşılır biçimde, yirmi birinci yüzyıl okuru için yeni baştan anlatan bir yapıt.

Okul yıllarımızdan sıkıcı bir olaylar yığını olarak aklımızda kalan uzun insanlık tarihi, bu kitapta bir solukta okunabilen meraklı bir öyküye dönüşüyor.

Atalarımızın mağaralardan bozkırlara, göçerlikten yerleşikliğe, merkezi imparatorluklardan ulus devletlere uzanan tarihi efsanelerle, insan hikâyeleriyle yoğrulmuş olarak akıp gidiyor…

Büyük bir hikâyeyi öğrenmek, hatırlamak ya da unutulup gitmiş eksik parçalarını tamamlamak isteyenler için bir başucu kitabı…

Jack London – Martin Eden

Martin Eden Kitap Kapağı Martin Eden
Modern Klasikler Dizisi
Jack London
İş Bankası Kültür Yayınları
520

Jack London'ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası'dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı…

London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin'in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık…