John Locke – Hoşgörü Üstüne Bir Mektup

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup Kitap Kapağı Hoşgörü Üstüne Bir Mektup
John Locke
Kabalcı Yayınevi
96

Hoşgörü, insan toplumlarının kalıcı bir barış ve huzur ortamında yaşayabilmelerinin vazgeçilmez şartıdır. Bu sadece bugün böyle değildir. Dün de böyleydi, yarın da böyle kalacaktır. Hoşgörünün iki temel alanı vardır. Birincisi, toplumsal hoşgörüdür. Toplumsal hoşgörünün sosyolojik bir olgu olarak yerleşmesi zaman alır. Hoşgörünün ikinci boyutu siyasal alanla, daha doğrusu devletin toplumsal hayattaki yeriyle ilgilidir.

Sigmund Freud – Totem ve Tabu

Totem ve Tabu: Büyü, Gelenek, Korku ve Yasak Kitap Kapağı Totem ve Tabu: Büyü, Gelenek, Korku ve Yasak
Sigmund Freud
Kabalcı Yayınevi
241

Bu kitap, uzman olmayan bir okuyucu kitlesine hitap eden ancak yine de psikanalizle az çok yakınlığı olan okuyucularca tam olarak anlaşılıp değerlendirilebilecek bir kitaptır. Bir yanda etnologlar, dilbilimciler, halkbilimciler, vb. ile öbür yanda psikanalistler arasında bir bağ kurmak amacını gütmektedir; ama ne onların ne de bunların eksiklerini tamamlama iddiasında değildir. Yani öncekilere, yeni psikoloji tekniğini yeterince öğretemeyeceği gibi, sonrakilere de işlenmelerini bekleyen materyallere yeterince hâkim olma imkânını sunmaz. Bunun için, sadece her iki tarafın da dikkatlerini uyandırmakla yetinmek zorundadır. Ve eğer bu girişimim, bütün bu bilginleri, verimli sonuçlar sağlaması muhakkak olan bir işbirliği amacıyla bir araya getirebilecek olursa, kendimi mutlu sayarım.
-Sigmund Freud-

Maurice Blanchot – Ölüm Hükmü

Ölüm Hükmü Kitap Kapağı Ölüm Hükmü
Maurice Blanchot
Kabalcı Yayınevi
110

II. Dünya Savaşı sonrası Fransa'sının en güçlü edebiyatçı ve felsefecilerinden birisinin hayranlık uyandırıcı kitabı; bilinçlilik, ölüm ve olası anlatı dünyasının erotik üçgeninin romanı.

Maurice Blanchot, kesinlikle çağımızın en önemli yazarlarından birisidir; hem yazılarında hem öykülerinde yazma sorunun en uç noktasına kadar götürür. Ölüm Hükmü... onun başyapıtıdır.
Edmond Jabes

Maurice Blanchot'nun düzyazısı Henry James'inki gibi öyle kırılgan anlamlar taşıyor ki insana aktarılırken kırılabilirlermiş gibi geliyor.
John Updike

Maurice Blanchot'nun modern Fransız edebiyatının en özgün ve en büyüklerinden birisi olduğundan kuşkulanılamaz.
Susan Sontag

Gilles Deleuze – Kant Üzerine Dört Ders

Kant Üzerine Dört Ders Kitap Kapağı Kant Üzerine Dört Ders
Gilles Deleuze
Kabalcı Yayınevi
136

Bu kitap Gilles Deleuze'ün Kant üzerine derslerinin deşifresinden hareketle vücut bulmuş olsa bile bir öğretmenin öğrencilerine belli bir dersi anlatmasından çok daha öte bir kavrayışı ortaya çıkarır. 1978'te Vincennes'deki seminerlerinde Deleuze dinleyicilerini (ve şimdi okurlarını) bir düşünme sürecine katılmaya davet eder; bu Kant'ı anlatmaktan çok, Kant'ın ritmini yakalamaya dair bir süreçtir. Böylece, üzerine çöken sisin dağılması suretiyle Kant'ın şaşkınlık verici mimarisini görmek mümkün olacaktır.

Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken

Godot'yu Beklerken Kitap Kapağı Godot'yu Beklerken
Samuel Beckett
Kabalcı Yayınevi
124

Godot'yu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953'te Paris'de sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti.
Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek işlevinin yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar.
Kimilerine göre tüm zamanların en iyisi olan bu oyun, 21. yüzyılda da kafamızda soru işaretleri bırakmaya devam ediyor.

Orhan Şaik Gökyay – Dede Korkut Hikayeleri

Dede Korkut Hikayeleri Kitap Kapağı Dede Korkut Hikayeleri
Orhan Şaik Gökyay
Kabalcı Yayınevi
361

Hazret-i Resul aleyhi's-selâm zamanına yakın Bayat boyundan Korkut Ata derler, bir er çıktı, Oğuzun o kişi tamam bilicisiydi, Oğuzun içine tamam velayeti zâhir olmuştu, ne derse olurdu. Gayipten türlü haber söylerdi, Hak Taâla onun gönlüne ilham ederdi...

XIV-XVI yy. Arasında yazıya geçirildiği tahmin edilen Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuzları konu alan 12 ayrı hikâyeden oluşmaktadır. Her bir bir boyun çıkışını beyan eden bu hikâyelerin Oğuz'un 24 boyuna atfen aslında 24 tane olduğu kuvvetle muhtemeldir, ancak elimize ulaşanlar yalnızca bu kadardır. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş coğrafyada folklorik bir öğe ve halkın ortak kültüründe yer etmiş efsaneler olarak bir düzeyde hâlâ canlıdırlar. İster bu hikâyeler ve kahramanları gerçek olsun ister mitolojik olsun bir kültürel miras oluştururlar.

Dede Korkut Hikâyeleri Türk dilinin ve edebiyatının, Türklerin örf ve âdetlerinin, Türk ahlâk ve törelerinin, inançlarının, kahramanlıklarının, kısacası Türk hayatının olduğu gibi verildiği bir eserdir. Tek bir kişinin kaleminden çıkmamıştır, bu bir halkın ortak hikâyesidir. Bu halkın uzun göçü boyunca belleklerde taşınıp gelmiş, şamanizmden islamiyete uzanan inanç değişimleri, büyük kahramanlar, tarihteki dönüm noktaları, içinde yaşanan coğrafyanın özellikleri, düşmanların nitelikleri ve bizzat halkın yaşayyışındaki değişimler bu hikâyelerin içinde yer bulmuştur.

Douglas Adams – Kutsal Dedektiflik Bürosu

Kutsal Dedektiflik Bürosu Kitap Kapağı Kutsal Dedektiflik Bürosu
Dirk Gently Serisi
Douglas Adams
Kabalcı Yayınevi
280

"Douglas Adams'tan Dirk Gently'nin Dedektiflik Bürosu, düşünen insanın üzerinde evrenden kaçmaca oynayabileceği bir kaykay."
Philadelphia Inquirer

"Eski bir harika dedektifler geleneği vardır ve Dirk Gently kesinlikle bu gelenekten değil. Ancak onun kayıp kediyi bulma çabası bir hayaleti, bir zaman yolcusunu ve insanlığın yıkıcı bir sırrını ortaya çıkarır.
Dedektif Gently'nin insan ırkını yok olmaktan kurtarma bedeli: 'ücretsiz'!
Çok satan Douglas Adams, son hayalet/korku/dedektif/zaman yolculuğu/romantik komedi destanında mizahının gücünü sonuna kadar artırır ve biz okurlar da bir kez daha ilham veren deliliğin sınırlarında düşecek gibi oluruz."
United Press International

"Komik ve laubali bir parça delilikten hoşlanan herkes, Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin yazarı Douglas Adams'ın bu yeni kitabına bayılacak."
San Diego Union

Bronislaw Malinowski – İlkel Toplumlarda Cinsellik ve Baskı

İlkel Toplumlarda Cinsellik ve Baskı Kitap Kapağı İlkel Toplumlarda Cinsellik ve Baskı
Bronislaw Malinowski
Kabalcı Yayınevi
198

Modern antropolojinin kurucusu Malinowski, uzun yıllar Londra Üniversitesi'nde profesörlük yaptı. Trobriand yerlilerini yerinde inceledi. İlkel toplumların incelenmesinde psikolojik analizi ilk uygulayan bilim adamı oldu. İlkel Toplumlarda Cinsellik ve Baskı adlı kitabında Malinowski bize çocukların ve gençlerin özgür cinsel yaşamını anlatıyor.
Biyolojik yaşamdan kültürel yaşama geçişte ailenin kuruluşunu, sınıfsız toplumda anasoyu ailesini ve kültürün beşiği olarak kabul ettiği aileyi inceliyor.

Bronislaw Malinowski – Vahşilerin Cinsel Yaşamı

Vahşilerin Cinsel Yaşamı Kitap Kapağı Vahşilerin Cinsel Yaşamı
Bronislaw Malinowski
Kabalcı Yayınevi

'Okurlar bu kitapta, derin bilgelikle birleşmiş ve yazarı antropologların en çok okunanı yapan o edebi çekiciliği bulmayı bekleyeceklerdir. Hayal kırıklığına uğramayacaklar. Canlı eğretilemeler, resimsi betimlemeler, Trobriandlıları yaşayan bir gerçeklik haline getiriyor; onları oldukları gibi görüyor ve kendimizi onların ada yaşamlarını sanki paylaşıyor gibi hissediyoruz.'

-Spectator-

'Yazar, Trobriandlıların cinsel yaşamının tüm alanlarını, bu yaşamın karmaşık tabu ve duygusal-cinsel ilişkiler sistemiyle ilişkisini, hatta bunun düşlerin gerçekdışı dünyasındaki parçalarını inceliyor. Az bilinen insan toplulukları üzerine yapılmış etnolojik çalışmaların çoğu, bununla karşılaştırıldığında, bizimle onlar arasında var olan bellibaşlı farklılıklara ilişkin basit eskizler olarak kalıyor. Profesör Malinowski'nin kitabına, yalnızca basit bir okumanın çok ötesinde, burada bir araya getirilmiş verileri özümsemeden önce birçok kez başvurmak gerekir. Kitap karşı konulmaz bir güç taşıyor. Havelock Ellis'in önsözde belirttiği gibi, zamanla değeri artacak bir klasik olacağına kuşku yok

Gershom Scholem – Sabetay Sevi Mistik Mesih

Sabetay Sevi Mistik Mesih Kitap Kapağı Sabetay Sevi Mistik Mesih
Gershom Scholem
Kabalcı Yayınevi

… Ne çare ki Âdem başarısız oldu. Birleştirilmesi gerekeni birleştirip ayrılması gerekeni ayıracağı yerde, o birleşmiş olanı kopardı. Tekvin 2'deki düşüş hikâyesinden esinlenen Kabalacı bir metaforla ifade edildiği gibi, Âdem "meyveyi ağacından ayırdı" ve böylece "bahçeleri tahrip etti"... Niyetleri iyiydi; fakat sonuç felaket oldu.

Bu metaforik anlam genişlemesiyle, Babil sürgününde başlayıp Safed ile devam eden ve "Reconquista" ile İzmir'e taşınan Kabalacı geleneğin, İzmir'deki Portuqual Sinagoğu'nda 1662 yılında Sabetay Sevi tarafından müthiş bir cesaretle açıklandığı söylenen "Mesihliğin" Avrupa'dan Asya'ya, Filistin'den İstanbul'a uyandıracağı müthiş yankıları kimse hesap edemezdi.

İşaretler tamamdı, Mesih gelmişti: Diyasporadaki gettolarda çekilen acılar sona erecek... vaat edilen topraklara geri dönülebilecekti... Gerçi, bu heyecanın Avrupa ve Asya'daki Yahudi gettolarını ve cemaatlerini bölmediğini söylemek de çok zordu.

Sabetay Sevi, 1676'da sürgünde bulunduğu Berat (Ülgün) kasabasında öldüğünde arkasında umut, umutsuzluk, sevgi ve nefret dolu bir dizi duyguyu da bıraktı.

Ünlü tarihçi ve araştırmacı Gershom Scholem'in, Sabetay Sevi üzerine en kapsamlı ve tutarlı araştırması Mistik Mesih Sabetay Sevi adlı kitabı, İzmir doğumlu Sabetay Sevi'nin ve müritlerinin ortaya çıkışını, hareketin arka planını, Avrupa başkentlerindeki ve Filistin'deki yansımalarını ve nihayet Sabetay Sevi'nin ölümüne kadar geçen süredeki ilginç olayları tam bir tarihçi tarafsızlığı ile okuyucuya sunmaktadır.

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği

Aydınlanmanın Diyalektiği Kitap Kapağı Aydınlanmanın Diyalektiği
Theodor W. Adorno & Max Horkheimer
Kabalcı Yayınevi
390

Aydınlanma'nın Diyalektiği Frankfurt Okulunun en etkili olmuş yayınıdır. II. Dünya Savaşı sırasında yazılmış ve bir süre gizlice çoğaltıldıktan sonra 1947'de Hollanda'da kitap olarak basılmıştır. Yazarlar Önsözde niyetlerini şöyle açıklarlar: "Aslında amacımız, insanlığın gerçekten insani bir duruma ulaşmak yerine neden yeni bir tür barbarlığa battığını anlamaktan fazlası değildi." Ama kitap bütün bunların da ötesine geçer. Batı tarihinin doğuşunu ve öznelliğin, mitlerde temsil edildiği üzere, doğaya karşı mücadelede kendisini tanımlamasını, günümüzün en tehdit edici deneyimleriyle bağlantılandırır. Pratik hayattan koparılmış bilim, biçimselleştirilmiş bir ahlak, eğlence kültürünün güdümleyici doğası ve paranoit davranış yapısı, saldırgan bir antisem itizmin Aydınlanmanın sınırlarını belirlediğini iddia eder. Yazarlara göre bu öz-yıkımsal eğilim en baştan beri aydınlanmada içkin olarak vardı; yani Nasyonal Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Horkheimer'e göre Batı aklının bu öz-yıkımı, toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. "Mit zaten Aydınlanmadır ve: Ay-dınlanma mitolojiye geri dönmektedir." Bu paradoks Aydınlanmanın Diyalektiği'nin temel tezidir.

Samuel Noah Kramer – Sümerler

Sümerler Kitap Kapağı Sümerler
Samuel Noah Kramer
Kabalcı Yayınevi
460

Sümerler önce Sümer sonra da Babil olarak bilinen topraklarda Samilerden önce yaşamış pragmatik ve yetenekli bir halktı. Bu topraklarda İÖ 5000-2000 arasında ilk kez insanlık tarihinin en gelişmiş uygarlığını kurmuşlardır. Bu kitap onlar hakkında bildiklerimizi derli toplu bir biçimde sunmaktadır.

Profesör Kramer büyük bir coşkuyla Sümer uygarlığı tarihinin ana hatlarını çizip şehirlerini, dinlerini, edebiyatlarını, bilimsel başarılarını ve sosyal yapılarını betimlemekte; son olarak da Sümerlerden antik ve modern dünyaya kalan mirası sorgulamakta.

"Sümer uygarlığı konusunda tartışmasız bir otorite olan Profesör Kramer büyük bir özen ve hakimiyetle yazıyor."
-Library Journal-

"Çok az akademisyen böyle bir kitabı yazabilirdi ve Kramer de kesinlikle onlardan birisi... Bu kitabın en değerli yönlerinden biri ilk defa burada genel okuyucuya sunulan metinler ve fragmanlar. Uzman olmayan okurlar için rahat okunan bir giriş kitabı; uzmanlar içinse genel bir sentez sunmakta."
-American Journal of Archaeology-

Bronislaw Malinowski – Bilimsel Bir Kültür Teorisi

Bilimsel Bir Kültür Teorisi Kitap Kapağı Bilimsel Bir Kültür Teorisi
Bronislaw Malinowski
Kabalcı Yayınevi
184

"İnsan evliliğinin ve ailesinin, politik bir sistemin, ekonomik bir girişimin ya da hukuksal bir davranışın özü, kültürel gerçeği nedir? Böyle gerçeklikler bilimsel bir genellemeye varılabilecek biçimde tümevarım yoluyla nasıl ele alınabilir? Kayıt çalışmasında yol gösterici olarak, ya da karşılaştırmalı incelemelerde koordinat sistemi olarak hizmet edebilecek, bütün kültürlere uygulanabilir evrensel bir şema var mıdır, tarihsel, evrimsel bir şema, ya da genel uygunluk yasasına dayanan bir şema?"

Malinowski'nin bu teorik sorulara cevabı, işlev analizi ve kurum analizidir. Bu kitaptaki ilk iki makalesi, "İşlev Teorisi" ve "Bilimsel Bir Kültür Teorisi", ayrıntılarıyla bu iki analiz tipini anlatıyor ve tam bilimsel bir antropolojik çalışmanın hangi temellere oturması gerektiğini irdeliyor. Üçüncü makalede ise Malinowski'nin ünlü bilgin Sir James George Frazer'in yapıtı üzerine eleştirel bir değerlendirmesini bulacaksınız. Burada Malinowski kendi çağının II. Dünya Savaşı sonrasında acil sorunlarına antropolojinin yapabileceği katkıları da dile getiriyor. Onun bu görüşleri bugün için de anlam taşıyor mu? Buna okuyucu karar verecek.

Bronislaw Malinowski – Büyü, Bilim ve Din

Büyü, Bilim ve Din Kitap Kapağı Büyü, Bilim ve Din
Bronislaw Malinowski
Kabalcı Yayınevi

"Büyü, Bilim ve Din"
"İlkellerin Psikolojisinde Mit"
"Baloma-Trobriand Adalarında Ölülerin Ruhları"

Malinowski'nin yapıtları, yıllar süren araştırma gezilerinin sonuçları, haklı olarak "Somutun Zaferi" diye anılır ve çağdaşı olan başka hiçbir yazarın başaramadığı şeyi, yaşayan insan gerçeğiyle bilimsel soyutlamayı birleştirmeyi başardığı söylenir.

"Fonksiyonalizm" diye anılan kültür teorisinin kurucusu, ampirik ve sistematik yönteme dayanan kültür antropolojisinin öncüsü olan Malinowski, bu üç çalışmada, sözde "ilkel"lerin dinini, mitini, büyüsünü ve ussal düşünme tarzını çözümlüyor. Okuyucuyu ilkel halkların büyüleyici dünyasına götürerek, bu perspektiften kendi kültürünü daha iyi tanımasını sağlıyor.

Malcolm Barber – Tapınak Şövalyelerinin Tarihi

Tapınak Şövalyelerinin Tarihi Kitap Kapağı Tapınak Şövalyelerinin Tarihi
Malcolm Barber
Kabalcı Yayınevi
576

Tapınak Tarikatı 1119’da Kudüs’ü ziyaret eden hacıları korumak için kuruldu. 1312’de Güzel Philip tarafından ortadan kaldırılana kadar neredeyse iki yüzyıl varlığını sürdüren tarikat, ortaçağ dünyasının en güçlü teşkilatlarından biri haline geldi. Yükselişi görkemli, ortadan kaldırılışı sarsıcı olan tarikatten geriye anılar, söylentiler ve dağınık belgeler yığını kaldı. Mason komplosundan Torino Kefeni’nin günümüze ulaşmasına kadar pek çok gizemi açıklamak üzere, tarikatın varlığını koruduğu fikrine başvuruldu.

Malcolm Barber bu kitapta efsane ile tarihi birbirinden ayırıyor; bize Tapınak Tarikatının gerçek tarihini sunuyor. Tapınak Şövalyelerinin Tarihi bu müstesna teşkilata dair gerçekleri ve söylentileri birbirinden ayırabilmek için eşsiz bir kaynak...