Wolfram Eberhard – Çin Simgeleri Sözlüğü
Eğitim / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Çin Simgeleri Sözlüğü: Çin Hayatı ve Düşüncesinde Gizli Simgeler Yazar: Wolfram Eberhard Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 428 Çin Simgeleri Sözlüğü’nde bitkiler, tanrılar, bulutlar, hayvanlar ve sayılar gibi dört yüzü aşkın önemli simge, Çin edebiyatından, resminden ve günlük hayatından örneklerle açıklanmıştır. Sözlük, üç yüze yakın resim, maddeler arası göndermeler ve yalın diliyle Çin kültürüne keyifli bir giriş sunmaktadır. Bir görüşe göre gerçeklik simgelerle çoğalmaktadır. Her şey, bütün kavram ve kelimeler birer simgedir: Günlük hayatın her sıradan edimi, kendisinden öte ve derin bir boyuta işaret ettiğinden, birer simgedir. İnsanın yeryüzündeki benlik arayışı, simgeler arasında bir yol arayışını, bir seçimi içermektedir ve her kültürün kişiliği, oluşturduğu simgeler evreninde billurlaşır. Çin Simgeleri Sözlüğü, Türk okuru için, tarih boyunca yakın ilişkiler kurduğu bir kültürün simgesel haritasını çıkarması açısından da önemlidir.

Jürgen Habermas – İletişimsel Eylem Kuramı
Felsefe / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: İletişimsel Eylem Kuramı Yazar: Jürgen Habermas Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 890 İletişimsel eylem kavramı, birbirleriyle ilişkilendirilmiş üç konu bütününü kapsıyor; bunlar, iletişimsel rasyonellik, eylem ve dizge paradigmalarını birbirleriyle bağlayan toplum tasarımı ve modernliğin çıkmazlarını iletişimsel olarak yapılanmış yaşama evrenin, bağımsızlaşmış ve biçimsel olarka örgütlenmiş eylem dizgelerine tabi kılınmasıyla açıklayan kuramsal bir yaklaşımdır. Harbermas, 21. Yüzyılın Kapital’i olarak da okunabilecek bu yapıtında, Marksist kuramın üretim araçları/üretim ilişkileri parardigmasının yetersizliğini, bu paradigmaya iletişimsel eylem ve yaşama evreni kavramlarını da ekleyerek oluşturduğu iletişimsel eylem kuramıyla aşmayı öneriyor.

Judith Butler – Yaşam ile Ölümün Akrabalığı
Psikoloji / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Yaşam ile Ölümün Akrabalığı: Antigone'nin İddiası Yazar: Judith Butler Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Antigone`nin suçu, ağabeyinin cesedini, dayısı Kral Kreon`un yasağına rağmen gömmesidir. Kreon`un huzuruna çıktığında failin kendisi olduğunu inkar etmeyi reddeder, eyleminin arkasında durur. Yasaklanmış bir yası tutar Antigone. Bu nedenle başkaldırısı kendisini ölüme sürükleyen bir karakter olarak her zaman tartışma konusu olmuştur. Feminizm eksenli tartışmaların en önemli isimlerinden Judith Butler bu kitabında `Antigone belirli bir feminist siyaset türünün temsilcisi haline getirilebilir mi?` sorusunu irdeler. Butler`a göre Antigone temsil ile temsil edilebilirliğin, aile ile devletin, yaşam ile ölümün eşiğinde bir karakterdir; normlara kafa tutan bir karakter. Bu yönüyle yasaya başkaldırının bir sembolü olmuştur. Risklerle dolu bir karakterdir Antigone; kültürel kavranabilirlik alanının sınırlarını zorlar. Peki bütün bu özellikleriyle Antigone kafa tuttuğu yapıların değişmesinde rol oynayabilir mi? Bunun için Antigone üzerinden aşklarımızın, kayıplarımızın meşru ve tanınabilir olmasını belirleyen kavranabilirlik sınırlarının yeniden düşünülmesi gerekir…

Stephen Prince – Savaşçının Kamerası
Sinema / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Savaşçının Kamerası (Akira Kurosawa Sineması) Yazar: Stephen Prince Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 322 Akira Kurosawa tüm zamanların en büyük yönetmeni sayılır. Ona Japon sinemasının kralı demek abartma olmaz. 1981’de yazdığı biyografisinde “benden sinemayı çıkarın geriye bir hiç kalır” diyerek belki de kendisi ile ilgili en güzel tanımı yapmıştır. Yaşamı boyunca neredeyse sanatın bütün dallarıyla ilgilenen Kurosawa, yaratıcılığının gerçek zirvesine sahne sahne düzenlediği planlarla, çekim öncesi olduğu kadar çekim sonrası çalışmalarındaki titizliği ile çıkmıştır. 6 Eylül 1998’de 88 yaşındayken Setagaya, Tokyo’da öldüğünde geride otuzun üzerinde film bırakmıştı. Sugata Sanshiro (1943) Rashomon (1950) Budala (1951) Yaşamak (1952) Dersu Uzala (1975) Ran (1985) en bilinenleriydi. Uzun yıllar Amerikan sinemasındaki şiddet öğeleri üzerinde araştırmalar yapan Stephen Prince bir dönem de Japon sineması ve onun dünya sineması üzerini etkilerini araştırdı ve bu konuda Pensilvanya Üniversitesi, Sinema ve Tiyatro Bölümünde dersler verdi. “Savaşçının Kamerası – Akira Kurosawa”, Prince’in bu araştırmalarının bir sonucu olarak basılan ve büyük ilgi toplayan kitaplarından en önemlisidir.  

Katip Çelebi – Tuhfetü’l Kibar Fi Esfari’l Bihar 1. Cilt
Tarih / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Tuhfetü'l Kibar Fi Esfari'l Bihar 1. Cilt Yazar: Katip Çelebi Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 186 Orhan Şaik Gökyay’ın çevirisi ile Katip Çelebi’nin 17 yüzyıl Osmanlı deniz savaşlarını anlattığı ”Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar” isimli eseri, ”Deniz Savaşları Hakkında Büyüklere Armağan”’ ismiyle yayımlandı Bir zamanlar Akdeniz ile Karadeniz’i kendi gölleri haline getiren Osmanlı’nın 17 yüzyılda yavaş yavaş gerilediği, Venedik gemilerinin Çanakkale Boğazı’nı kapayarak Türk donanmasının denize açılmasına yol vermeyecek hale geldiği günlerde, eski günlerin göğüs kabartan hikayelerini anlatarak Türkler’e yeni bir iç gücü vermek amacıyla bu kitabı yazan Katip Çelebi, yer yer ayrıntılara da inerek onu zevkle, heyecanla, o günlerin özlemini ve gururunu duyarak, edebiyat ve üslup değeri olan bir yüksekliğe çıkarıyor Yalnız savaşları anlatmakla kalmayan, kazanılan zaferlerin yanında uğranılan bozgunların nedenlerini de göstererek bunlardan nasıl bir ders alınacağını gösteren KatipÇelebi, bir donanmanın kuruluşu, donanmadaki gemilerin çeşitleri, bunların donatılması, denize hangi mevsimde ve nasıl çıkılacağı, nerelerde barınılacağı, savaşların nasıl yapılacağı, bu işlerde nasıl bir yol izleneceği konusunda, ancak ”gün görmüş bir denizcinin” sahip alabileceği bilgileri veriyor

Joseph Campbell – Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
Mitoloji / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Kahramanın Sonsuz Yolculuğu Yazar: Joseph Campbell Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 440 Daha önce Kabalcı Yayınları’yla okucuyla buluşan Joseph Campbell’ın kült kitabı Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – A Hero With A Thousand Faces, şimdi İthaki etiketiyle karşınızda. Mitoloji ve insan psikolojisi arasındaki güçlü bağa dair bu zamana kadar yazılmış en iyi kitap olma niteliğini taşıyan Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, okuyucunun hayatını olumlu yönde değiştirecek bir özelliğe sahip. Nice kurgu eserinin ilham kaynağı olan kitap, özellikle Star Wars film serisinin başlıca esin kaynağı.   Joseph Campbell, tüyleri diken diken edecek anlatımıyla en sevilen eserler listenize girmeyi bekliyor. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nun çevirisi Sabri Gürses’e ait.   Yaratıcı yazarlık yapmak isteyenlere eşsiz bir kaynak!

Kaşgarlı Mahmud – Divanü Lugati’t-Türk
Kültür / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: Divanü Lugati't-Türk Yazar: Kaşgarlı Mahmud Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 725 Dîvâni Lugâti’t-Türk’ün yazımına 1072 senesinde başlanmıştır. Asya içlerinden Anadolu’ya kadar uzanan coğrafyada dağınık bir biçimde yaşayan ve gün geçtikçe dünya sahnesinde etkilerini arttıran bu insanların kim olduğu sorusuna bir yanıt olarak yazılan kitap tüm Türk ve Türkmen lehçelerini bir araya getirmek amacıyla çıktığı yolunda, bu halkların yaşayışlarının, inançlarının, mitlerinin ve tarihlerinin tanığı olmuştur. Sayıları “sadece Cenab-ı Hak tarafından bilinebilecek” bu kavimlerin, alt-kavimlerin, kollar ve ailelerin kullandıkları sözcükler ve dillerini inşa ettikleri kaideler ve ilkeler Arapça lügatlarındaki tertip çerçevesinde aktarılmış ve âlimâne bir terkiple sunulmuştur. Divanü Lugat-it Türk, Karahanlı bir Türk bilgini ve edibi olan Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yıllarında kaleme alınmıştır. Döneminin en iyi alimlerinden sayılan Kaşgarlı Mahmud, Lugat kitabı tarzında olan bu eserini, yazdığı dönem içerisinde Arapçanın Türkçeden daha ileri bir dil olduğu savına karşın belki daha da zengin bir dil olduğunu kanıtlamak adına ortaya koymuştur. Kitabın kuruluşunda, Türkçe sözler Arapça kurallara göre tertip edilmiş, Arapça karşılıklarıyla anlamlarını bulmuşlardır. Mahmud eserini, yazdıktan üç yıl sonra Abbasi halifelerinden Muktedi Billah’a takdim etmiştir ki, Kaşgarlının bu davranışı Türkçe dilinin üstünlüklerinin devlet onayından da geçirilmesi olarak değerlendirilebilinir. Lugat bundan üç yüzyıl sonra Kilisli Rıfat’ın düzeltmesiyle ilk kez basılmış; 1943…

Heinrich Zimmer – Hint Sanatı ve Uygarlığında Mitler ve Simgeler
Mitoloji / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: Hint Sanatı ve Uygarlığında Mitler ve Simgeler Yazar: Heinrich Zimmer Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 260 Hint dinsel inançları içinde barındırdığı yüzlerce tanrı-kahraman-bilge-içleciyle Batı geleneğinden ayrılır. İç içe geçen tanrılar birbirlerinden doğar, birbirlerine dönüşürler. Bazen ibadetin merkezinde, bazen arkaplanında yer alırlar. Hem eril hem de dişil ilkeyi yansıtırlar. Batılı anlamda iyi-kötü, bağışlayan-cezalandıran ya da güçlü-zayıf değildirler. Brahma, Vişnu ve Şiva bir yandan Yaratıcı, Koruyucu, Yokedici sıfatları aynı anda taşırken öte yandan bir ve tek Mutlak’ın farklı tezahürleridirler, yani tektirler. Ruhani bir bağlılıkatn ileri bir şeye, sosyal yapının ve yaşayış biçiminin belirleyici unsuruna dönüşen Hint dinsel inançları, Batının biçimsel ve felsefi düzenlemelerinin kısa koridorlarına değil de, sonsuzun enginliğine açılan ‘algı kapıları’nı inşa eder. Yarattığı tanrılar, destanlar, döngüler ve ibadetlerin şenlikli karmaşasında bizi esrik bir gezintiye çıkarır. Zimmer”in ani ölümünden sonra Joseph Campbell’in editörlüğünde basılan Hint Sanatı ve Uygarlığında Mitler ve Simgeler’i, yazarın Batı ve Doğu’nun halk masalları ve destanlarını karşılaştırdığı Kral ve Hortlak ile Hint Felsefeleri izleyecek.

Augustinus – İtiraflar
Felsefe / 16 Ocak 2018

Kitap Adı: İtiraflar: Humanitas Yunan ve Latin Klasikleri Yazar: Augustinus Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 1032 Pagan bir baba ve Hıristiyan bir annenin oğlu olan, hıristiyanlık öncesi yaşamında Maniciliğin, Platon’un, Cicero’nun, Şüphecilerin öğretilerini de takip eden Augustinus (MS 354-430) Hıristiyanlık anlayışının gelişiminde rol oynayan en önemli figürlerden biridir. Kilise Babalarından biri olarak kabul edilen ve azizlik mertebesine yükseltilen Augustinus’un en önemli eserleri İtiraflar ve Tanrının Kenti’dir. Eserleri bugün modern felsefede halen tartışma konusu zaman, varoluş ve hakikat gibi pek çok sorunu irdelemesi ve görüşlerinin Batı felsefesini derinden etkilemesi bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. Augustinus zamana yazgılı bir varlık olan insanın görüşü ve anlayışı ile Tanrı’nın zamana aşkın doğası, görüşü ve anlayışı arasındaki farkı güçlü bir belagatle sunar eserinde ve mükemmelleşme çabasındaki insan ruhunun her şeyden önce bu farkı idrak etmesi gerektiğini defalarca, altını çizerek vurgular. Mükemmelleşme yolculuğu Tanrı’nın insandan tek beklentisidir. Çünkü O sadece insanoğlunu kendi suretinde ve kendine benzer yaratmıştır ve onu yarattığı andan itibaren de kendine dönmesini beklemektedir. Mükemmelleşme büyük bir sırdır ve bu sırrın anlamını bir insan bir başka insana anlatmaktan acizdir. Bu sır sadece Tanrı’nın kapısı çalınarak dilenecek ve anlamına vakıf olunacak bir sırdır ve Augustinus’a göre Tanrı’nın kapısını çalan insana o kapı mutlaka açılacaktır.

Georges Bataille – İmkansız
Roman / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: İmkansız Yazar: Georges Bataille Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 171 Georges Bataille, felsefi-erotik bir anlatı, şiirler ve şiir üzerine bir yazıyla temel kavramı imkansız’ın olabilirliklerini ve olamazlıklarını araştırıyor. Bütün gerekliliklerin, temellerin, ilkelerin geleceğin belirsizliğinde anlamlarını nasıl kaybettiğini, kaybetmeye mahkum olduğunu gösteriyor. Çünkü ona göre, “felsefe imkansızın anlamıdır.” İmkansız, görünmeyen bir hedefe doğru bir hareketi betimleyerek geleneksel felsefede şansa, öngörülmeyene yer açıyor. “İnsanlık çifte perspektifle karşı karşıya: bir tarafta denetlenemez zevk, dehşet ve ölüm – kesin olarak şiirin perspektifi- ve öte tarafta bilimin ya da yararlığın gerçek dünyasının perspektifi.” -Georges Bataille-

Georges Bataille – Nietzsche Üzerine
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Nietzsche Üzerine Yazar: Georges Bataille Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 230 Kant’tan beri hiçbir filozof, modern düşünceyi Nietzsche kadar etkilememiştir. Pedagolojiden sanata, edebiyattan felsefeye bütün alanlarda halen yanıtı kesin verilememiş sorular bırakmıştır Nietzsche. Bataille da yaşamını allak bullak etme pahasına Nietzsche’nin sorunlarının izini sürüyor ve bunla yenilerini ekliyor. Bir düşüncenin içkinleştirilmesinin mükemmel bir örneğini verirken, bir yandan da Nietzsche hakkındaki yanlış anlamaları yorumluyor.

Andrea Hurton – Parfümün Erotizmi
Tarih / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Parfümün Erotizmi: Güzel Kokuların Tarihi Yazar: Andrea Hurton Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Ünlü kadın katili Landru`yu darağacına götüren, neden ille de parfümü olmuştu? Dünyanın en pahalı parfüm şişesi hangisidir? Micheal Jackson, Joan Collins, Liz Laylor, Ömer Şerif gibi ünlüler hangi parfümü kullanıyorlar? Coco Chanel, Marilyn Monroe`dan ne kadar kazanıyordu? Parfüm piyasasında nasıl iş tutulur? .. Parfümün Erotizmi, bir yandan bu ve benzeri soruları yanıtlarken, diğer yandan da, parfümün 500 yıllık tarihine ışık tutuyor; parfümün ne olduğunu, nasıl yapıldığını, parfüm piyasasını, parfümün erotizmini, parfüm devlerini ve parfümün pratiğini, popüler kültür tarahi açısından inceliyor.

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler
Felsefe / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Proust ve Göstergeler Yazar: Gilles Deleuze Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 192 Marx’a göre nasıl metaların üretim ve yeniden-üretim döngüsü toplumu en temelinden biçimlendiriyorsa, Deleuze’e göre de Proust’un başyapıtının gösterdiği gibi insan ilişkileri göstergeler üzerinden okunabilir; Sevilen-kadın ve seven-erkek, kıskanan-erkek; biri göstergeler yayar, öteki bu göstergeleri yorumlar. Dolaşıma giren göstergelerin kökenleri nedir, bağımsız, en azından özerk olabilirler mi? İnsan ilişkileri ağını bu göstergeler üzerinden kurabilir miyiz? Göstergeleri türlerine, yayıldık­ları ortama ve zaman boyutuna göre sınıflandırabilir miyiz? Deleuze’e göre Arayış, geleceğin yazarının deşifre etme sürecini ve nihai olarak da sosyete ve aşk göstergele­rine aldırış etmemeyi öğrenerek, yalnızca sanat gösterge­lerinin bir tür tatmin duygusu verebildiği sonucuna vardığı gerçek bir arayış. Deleuze de kendi adına kitabın ve metindeki göstergeler ağının izini sürerek sanatın kendisinin daha derin bir kavranışmı hedefliyor. Proust’un metin temelli ve okur-yönelimli bu eleştirisi Julia Kristeva’nın ifadesiyle “muhteşem bir okuma”dır.

Jeffrey Burton Russell – Lucifer: Ortaçağda Şeytan
Araştırma - İnceleme / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Lucifer: Ortaçağda Şeytan Yazar: Jeffrey Burton Russell Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 477 Şeytan’da antik kötülüğün, İblis’te ise Hıristiyanlığın ilk dönemlerindeki kötülüğün etkileyici bir portresini çizen Jeffrey Burton Russell, Lucifer’de ortaçağ diabolojisinin gelişimini sergileyerek, kötülüğün belki de en etkin olduğu döneme, 20. yüzyıla giriş yapmaya hazırlanıyor. Ortaçağ ile yeniçağ arasında kötülük dinsel niteliklerden sıyrılıp günlük hayatın konusu olmaya başlamaktadır ve Şeytan, artık evrene egemen olma yolundadır. Ortaçağın karanlık yüzü karnavallardan, paskalya kutlamalarından, bilgi ve şairlerin coşkulu arayışlarına dek her yönüyle aydınlanıyor. Şeytan giderek yakına geliyor.

Jeffrey Burton Russell – Mephistopheles: Modern Dünyada Şeytan
Araştırma - İnceleme / 14 Ocak 2018

Kitap Adı: Mephistopheles: Modern Dünyada Şeytan Yazar: Jeffrey Burton Russell Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 507 Bu kitapla birlikte Şeytan, İblis, Lucifer ya da Mephistoteles, yani Kötülük’ün bin yıllık tarihi tamamlanmaktadır. Antikitede başlayan yolculuk, yeni sona ermiş olan 20. yüzyılla son bulunmaktadır. Reformasyondan nükleer çağa, günlük gazete haberlerinden savaş bilançolarına, Luther’den J.J. Rousseau’ya, John Milton’dan C.S. Lewis’a, ve Ira Levin gibi çağdaş yazarlara, Steven Spielberg filmlerine, AC/DC gibi müzik topluluklarına uzanan geniş bir alanda, Russell, görkemli bir kaynak taraması eşliğinde modern zamanlarda yaşadığımız sarsıcı entelektüel ve kültürel değişimlere bütünlüklü bir yorum getiriyor. Artık şunu sormak olasıdır: Şeytan yeryüzüne çıktığına göre, onu bizden başkası olarak kabul edebilir miyiz?